Yeni Medya Dolayımlı İletişim Ortamında Olanakların ve Ol(a)mayanların Farkında Olmalı…

 

Mutlu Binark-Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi

 Not: Bu makale EVRENSEL KÜLTÜR DERGİSİ ARALIK 2009 sayısında yayınlanmıştır.

Yeni Medyada Yeni Olan Nedir?

Dijital medya, enformasyon teknolojileri, bilgisayar dolayımlı iletişim, siber uzam, sanal uzam, sanal gerçek vb. bir çok kavram artık gündelik konuşmalarımızda duymaya alıştığımız sözcükler haline geldi. Tüm bu sözcükleri kapsayan, birleştiren kavram “yeni medya” olabilir ve bugün yeni medya dolayımlı iletişim denildiğinde cep telefonları, dijital oyunlar, Internet ortamı, Internet arayüzeyinde sunulan tüm yazılım hizmetleri, i-podlar, PDA’lar üzerinden gerçekleşen iletişim etkinliği kastedilmektedir. Pekiyi yeni medya ortamında yeni olan nedir? Yeni metinsel deneyimler, özneler (üretici-tüketici tarafları) arasında yeni ilişkiler, bireyin ve topluluğun yeni kimlik deneyimleri ve multi-medya biçemselliğini ortaya çıkartır. Yeni medyayı geleneksel medyadan (gazete, dergi yayıncılığı, radyo, televizyon yayınları ve sinema filmleri) farklılaştıran özellikler ise, dijitallik, etkileşimsellik, hipermetinsellik, yayılım ve sanallıktır (Lister vd., 2003:13).  Pierre Levy,  Becoming Virtual: Reality and the Digital Age adlı çalışmasında (1998) dijitallik özelliğinden dolayı, yazar-okur, performe eden ve izleyen, yaratıcı ve yorumcu arasındaki farkın silindiğini, nihai alıcının bir diğerinin etkinliğine katkıda bulunabileceği bir yapı içerisinde bulunduğunu, böylece nihai imzanın ortadan kalktığını iddia eder (aktaran Lister vd.,  2003). Örneğin, bir e posta yazdığımızda, içindeki içeriğin bir çok kişiye yollanmasını istiyorsak ve her alıcı hem gönderici hem de yorumlayıcı oluyorsa, burada alıcı da üretici konumundadır. Etkileşimsellik özelliği, iletişim zamanında ve uzamında karşılıklılık veya çokkatmanlılık olanağını kazandırır. Andrew Dewdney ve Peter Ride yeni medya ortamında etkileşimselliğin sağladığı olanaklarını şu şekilde sıralarlar: Etkileşimsellik, kullanıcı-türevli içerik üretimine olanak sağlar; etkileşimsellik kullanıcı arayüzeyinin tasarımında temel kavramlardır; etkileşimsellik, önceden  tanımlanmış ve birbirine bağlanmış linkler ve yazılımlar arasında ve içindeki seçeneklerde gerçekleşir; etkileşimsellik, arayüzeyde bir çok kişinin karşılıklı eylemesine ve katılımına olanak tanır (2006:215-216).

Yeni medyanın sahip olduğu multimedya biçemselliği göstergelerin, simge sistemlerinin, iletişim çeşitlerinin, farklı veri türlerinin tek bir araçta toplanmasıdır (van Dijk, 2004: 146). Multimedya biçemselliğiyse, telekomünikasyon, veri iletimi, kitle iletişimi gibi iletişimin farklı boyutları ile imge, ses, metin ve sayısal veri gibi farklı veri türlerinin bir arada bulunmasıdır. Yeni medya ortamlarının dijitallik özelliğinden dolayı depolama kapasitesinin de yüksek olması, kullanıcının seçiciliğini desteklemektedir (Binark, 2007:21-22). Yunanca “hyper” sözcüğünden türeyen, “ötesinde, üzerinde, dışında” anlamlarına gelen “hiper” sözcüğü, metin sözcüğü ile birleşince, arayüzeydeki bir metnin başka metinlerle ilişkisine işaret eder. Hipermetinsellik, özlüce dersek, ağ üzerinden başka alternatif mecralara kolayca erişimin gerçekleşmesidir. Yayılım, yeni medya ortamlarının kullanıcısının tüketici konumundan içerik üretici konumuna geçişini, sanallık ise, arayüzey ile kullanıcının kurduğu iletişimi açıklamaktadır. Sanallık,  kullanıcıya orada olma hissini sağlar. Sanal yerleşimlerde iki tür iletişim gerçekleşir: makine/yapay zeka-insan, arayüzeydeki diğer insanlarla iletişim. Somutlayacak olursak, dijital oyunlarda oyuncu olmayan karaktere karşı bireysel bir mücadele verilebilir ya da bir klan üyesi olarak hep birlikte verilen bir görev yerine getirilebilir. Tüm bu özellikler, yeni medya metinleri/ortamlarıyla kullanıcının kurduğu ilişkiyi, geleneksel medya metinleri ile kullanıcı/tüketicinin kurduğu tek yönlü iletişimden oldukça farklılaştırmaktadır. Bizim de kavramamız gereken bu yeni ilişkilenme biçimleridir: hem arayüzeyle, hem de arayüzeye dahil olan diğer birey ve arayüzeyde kurulan çevrimdışı uzamdan beslenen ya da beslenmeyen sanal cemaatlerle olan iletişim biçimleri. Jose van Dijk İnternet’in artık gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçası olmasıyla birlikte, gündelik rutinlerin de değiştiğini belirtir. E-posta artık, el yazısı mektupların yerini almıştır. Hatta tebrik kartları bile sanallaşmıştır. Türkiye’de yaygın olarak kullanılan Facebook-Türkiye’ye özgü uygulamalardan örnek verirsek, arkadaşlar birbirlerine aklımdasın, kalbimdesin, gülümsün benim, bir sigara yak vb. anlamları imleyen görselleri yollamaktadır.

Gündelik yaşam ve rutini içerisinde bireylerin ve  toplulukların Warcraft’ta, Knight Online’da, Call of Duty’de, Assasin Creed I’de olsun, Facebook, Twitter, MySpace Flicker, LinkedIn gibi toplumsal paylaşım ağlarında olsun, Youtube, dailymotion gibi görüntü paylaşım alanlarında olsun, MSN, Google sohbette de olsun, yeni medya dolayımlı iletişim ortamlarını  nasıl kullandıkları ve burada gerçekleşen “performans” deneyimine nasıl dâhil oldukları  önemlidir: çünkü, bu kullanımlar ve deneyimler tarihi, siyasal, kültürel, toplumsal ve ekonomik bağlama temellenir ve bu bağlamı yeniden üreten iletişim pratikleridir. Öyleyse bu yeni ilişkilenme biçimlerini anlamak için ilk elde ne gibi sorular sorabiliriz?

-Gündelik yaşam pratiklerimiz içinde yeni medya ne anlama gelmektedir? Bunlar, bizim için araçsal  teknolojiler mi, tüketim ortamları mı yoksa yeni eğlence/haz araçları mı?

-Gündelik yaşamımızda zamanı ve uzamı algılayışımıza ve tecrübemize yeni medya nasıl dâhil olmaktadır?

-Yeni medya ortamlarında yeni toplumsallaşma biçimleri, Maria Bakardjieva’nın deyişi ile “hareketsiz toplumsallaşma” (Binark ve Bayraktutan-Sütcü, 2007:161) nasıl gerçekleşmektedir?

-Benliğin, kimliğin yeni medya dolayımlı iletişim ortamında temsil pratikleri/sahnelenmesi özneyi dönüştürmekte midir? Dönüştürüyorsa nasıl ve ne şekilde?

– Yeni medya ortamının giderek ticarileşmesi, ortamı ve kullanıcıyı ne şekilde etkilemektedir?

-Yeni medya ortamında kullanıcı-türevli içerik üretimi ne şekilde gerçekleşmektedir ve bunun olanaklarını nasıl arttırılabilir?

Bu yazıda ise, yeni medya ortamındaki olanaklar üç alt başlık altında kısaca açıklanmaya çalışılacaktır: kişilerarası iletişim ve ilişkilenmenin yeni biçimleri ile kimliğin sergilenme durumları, kişisel anlatıların ifade edilme biçimi olarak blog kültürünün gelişmesi, toplumsal ve siyasal hareketler tarafından kullanılan yeni medya ortamı. Bu üç alt başlıkta serimlenecek olanaklar bir yandan da yeni medya ortamında ol(a)mayanlara da işaret etmektedir.

Yeni Medya Ortamında Kişilerarası İletişimin E-Halleri  ve Kimliğin Sahnelenmesi

Jan van Dijk yeni medya ortamında kişiler arası iletişim artık doğrudan olmadığını, dolayımlı olduğuna ve görsel algılama üzerine temellendiğini belirtir (2006:211). Bu yeni ortamda bireyler, yüzyüze iletişim olanaklarını duygu imleri kullanımı, görsel-işitsel veri aktarımı ve görme temelli bir kimlik inşası ile arayüzeye  taşırlar. Arayüzeyde, çeşitli biçimlere kimlik sahnelenir. Sherry Turkle Life on the Screen çalışmasında çevrimiçi dünyada “ikinci bir ben’in” üretildiğini öne sürmektedir ve çevrimiçi dünyada iletişimin, bedensiz bir şekilde gerçekleştiğini öne sürmektedir. Ancak bu bedensiz çevrimiçi karşılaşmalar, insanların arzulanmayan fiziksel özelliklerini gizlemelerine olanak verirken, anonimlik de kişilerin kendilerine bir biyografi -yaşam öyküsü- ve kişiliklerini yeniden yaratmalarına izin verir. Diğer bir deyişle, bedensiz ve anonim çevrimiçi arayüzey, yeni kimlikler üretme yoluyla insanların kendilerini yeniden oluşturmasını mümkün kılar. Bilindiği üzere çevrimiçi dünyalar, bireyin tamamiyle anonim olmasına olanak vermez: akrabalar, komşular, arkadaşlar ve diğer tanıdıklarla da çevrimiçi ortamda iletişim kurulmaktadır. Zhao vd.’ne göre bu tür çevrim dışına temelli çevrimiçi ilişkiler, diğer bir deyişle “demir atılmış ilişkiler”dir (2008:1881’den aktaran Toprak vd., 2009:104) ve  gerçek ad, adres bilgisi veya kurumsal bağlantılar gibi kişiyi tanımlayan bilgilerin bilindiği ve kamusallaştığı çevrimiçi ortamlarda, kişilerarası ilişkiler demir atılmış ilişkilenmelere yol açar. Facebook’daki, Myspace’deki varoluşumuz bu tür demiratılmış ilişkilenmelere örnektir. Bu noktada çevrimiçi ortamlarda bireyin anonim veya bilinir olma durumunun da kimliğin sahnelenmesini değiştirebildiğini belirtelim.  Anonim veya bilinir bir kimlik inşa etmek arasındaki seçiş, çevrimiçi ortamlarda oluşturulan sanal cemaat örüntülerini ve bu toplumsal yapılar içindeki kişilerarası ilişkileri de belirlemektedir: klan liderini çevrimdışından tanıyorsak, otoritesini ve liderliğini daha farklı deneyimleyebiliriz, oyun ve klan kurallarına uymak konusunda daha özenli olabiliriz ya da her hangi bir tartışma forumunda anonim bir kimlik sergiliyorsak, olmak istediğimiz “umut ettiğimiz veya ideal bir kimliği” rahatlıkla sergileyebiliriz (Toprak, vd. 2009:105). Çevrimiçi ortamda sergilenen bu kimliklerin inşası sırasında üzerinde durulması gereken bir diğer husus ise, gör(ül)menin/bak(ıl)manın/dikizle(n)menin pornografik mantığının giderek egemen hale gelmesidir (Cavanagh, 2007:124). Toplumsal Paylaşım Ağı Facebook çalışmasında Kolektif Üretimden araştırmacılar da, Facebook-Türkiye ortamında kullanıcıların siber uzamdaki varoluşlarını  “gösteriyorum” ve “görülüyorum öyleyse varım!” şeklinde zihinlerinde kurduklarını saptamışlardır (2009). Gösterme ve görülme temelli bu kimlik kurguları, bireylerin ilişkilenme biçimlerinde irdelenmesi gereken yeni bir ethos’a da işaret etmektedir.

Yeni medya dolayımlı iletişim ortamlarında, grup yapıları ne şekilde ortaya çıkmaktadır? Nancy Baym İnternet ortamında kurulan sanal cemaatlerin artık birer yapıntı olmadığına dikkat çeker. Çevrimiçinde kurulan bir çok grubun, topluluğun grup kuralları vardır: nasıl konuşulacağı, nelerin yapılacağı-nelerin yapılmayacağı belirlenmiştir. Çevrimiçi toplulukların gerçek yaşamdaki topluluklardan farkı, üyelerin değişken olması ve topluluğun amacının netleştiği zaman üyeliğin daha güçlü kurulmasıdır. Ayrıca çevrimiçi topluluk üyeleri çoğunlukla simgesel göstergeler üzerinden iletişimlerini pekiştirirler ve bu göstergelere referans verirler. Bu noktada Facebook ortamındaki siyasal ve toplumsal örgütlenmelerden örnek verecek olursak, bir çok grubun profil fotoğrafının grubun amacını açıklayan simgesel göstergelerden oluştuğu görülmektedir: üç hilal, Türk bayrağı, kalpaklı Atatürk, Mehmetçik figürü, altıok, ampül ve rahle vb. Devasa çevrimiçi oyunlarda ise oyuncuların oyundaki başarıları liderin egemenliğini kabul etmek ve klan kurallarına uygun bir şekilde çalışmaktan geçmektedir. Her klanın bir bayrağı, rozeti, amblemi vardır, hatta oyun haritasında belli bir toplanma mekânı. Bu noktada irdelenmesi gereken, bireyin çevrimdışındaki ilişkilenme hallerinin ve habitus’unun çevrimiçine taşınması durumudur. Çevrimiçindeki örgütlenmeler, çevrim dışı örgütlenmelerden beslenmektedir.

 

Yeni Medya Ortamında Kişisel Anlatıların İfade Edilme Olanağı: Bloglar

Jose van Dijk, bloglar üzerine olan çalışmasında, blogların İnternet üzerinde giderek yaygınlaşan bir tür olduğuna dikkat çeker ve özellikle ergenlerin ve gençlerin blog yazma edimiyle ilgilendiğini belirtir (2007:116). Gençler, bloglarda gündelik yaşam deneyimlerini, popüler kültür ve moda üzerine yorumlarını paylaşmaktadır. Blog yazarı için, blog yazmak bir çok diğer kültürel pratikten sadece birisidir: konuşmak, sms yazmak, e-posta yazmak, forumlarda yazmak, İnternet’te sohbet etmek, tv. veya  film izlemek, müzik dinlemek vb; ve bu diğer kültürel pratiklerde üretilen ve dolaşıma sokulan görselleri (fotoğraflar, videoklipler, haberler, linkler vd.) bloguna taşır. Böylece bloglar, yeni bir multimedya pratiği/ortamına dönüşür. Bloglar “kendi için” de yazılabilir veya olası “izler/okur kitle” için de. Ancak, kimin için yazılıyor olursa olsun aslında kişisel bloglar, her ne kadar “günlük” türünde kişisel anlatılar olsalar da, İnternet üzerinden herkesin okumasına ve yorum yazmasına açıktırlar. Böylece, yeni medya ortamında günlük içindeki kişisel yalıtılma, bağlantıda olma durumuna dönüşür, mahrem olan anonim izler/okur kitle tarafından bilinir ve yorumlanır hale dönüşür. Bloglar, hem bireysel hem kolektif; hem mahrem hem kamusal, hem bellek hem de deneyim alanıdır. Mahrem alan, bireysel bellekten ve yaşanılmış deneyimlerden beslenir, blog dolayımı ile alenileşir. Aslında blog’un kendisi de bir tür deneyimdir; benliğin inşasıdır: burada aracın kendisi de deneyime dönüşmektedir. Pekiyi, Türkiye’de  blog kültürü ne şekilde gelişmektedir? Üretilen kişisel anlatılar, hangi söz-edimlerini alenileştirmekte ve ne tür yeni bir kamusal alan oluşmaktadır? Bireyler için önemli olan neleri bilmekteyiz yada bilebilmekteyiz?

Yeni Medya Ortamı Niçin Önemli? Toplumsal ve Siyasal Hareketler Tarafından Kullanılma Durumu

Yeni medya ortamı toplumsal ve siyasal hareketler tarafından, eylemleri, tartışmaları organize etmek, duyurmak için giderek daha fazla kullanılmaktadır. Örneğin, e-gruplar üzerinden siyasal bir örgütlenme tartışmalarını şekillendirebilmekte, e-postalar üzerinden eylemini duyurabilmekte, eylem görüntülerini Youtube’a yükleyerek, çevrimiçi dünyada yaygınlaşmasını sağlayabilmektedir. Ancak, bu noktada Douglas Kellner ve Richard Kahn yeni medya ortamının aşırı sağ ideolojiler ve söylemler tarafından kullanılması durumundaki  tehdide dikkat çekmektedir (2004:89). Araştırmacıların önerisi, yeni medya ortamının demokratik ve eşitlikçi politikalar tarafından özellikle ve bilerek/istenilerek kullanılması gereğidir. Özellikle, yukarıda kısaca açıklanan blog kültürü, bir yandan kişisel olanın kamusallaşmasını sağlarken; bir yandan da blog dolayımı ile gerçekleşen  kişisel ifade özgürlüğü yeni bir tür toplumsal-politik müdahale ortaya çıkartmaktadır. Kellner ve Kahn’a göre,

“…İnternet, çok çekişmeli bir zemindir, sol, sağ ideolojiler ile egemen kültürlerin ve altkültürlerin merkezleri tarafından kendi çıkarlarını ve gündemlerini desteklemek için kullanılır. Gelecek için siyasal savaşlar sokaklarda, fabrikalarda, parlamentolarda ve geçmiş mücadelelerin diğer alanlarında gerçekleşecektir; ancak siyaset çoktan yayıncılık, bilgisayar ve enformasyon teknolojileri tarafından dolayımlanmıştır ve gelecekte bu durum giderek artış gösterecektir. Bu nedenle, geleceğin siyaseti ve kültürleri ile ilgilenenler, yeni kamusal alanların önemli rolü üzerinde açık seçik görüşü olmalıdır ve buna koşut bu alanlara müdahil olmalıdırlar; eleştirel kültür kuramcıları ve aktivistler öğrencileri kültür politikaların yapısında varolan süregiden mücadelelere katılmalarını sağlayabilecek becerilerden oluşan kültürel ve altkültürel okuryazarlık konusunda eğitmekten sorumludurlar. Böylelikle, çevrimiçi aktivist altkültürler, çok geniş çeşitlilikte bireylerin ve grupların siyasal olasılıkların yeni toplumsal ilişkilerini ve  biçemlerini üretmeye yardımcı olmak için kullandıkları ortaya çıkmış teknolojilere gömülü kültür ve politikanın yaşamsal yeni bir alanını  somutlaştırabilir. Bu altkültürlerin bir çoğu, anaakıma uyumlandırılabilir; fakat hiç şüphesiz ki, yeni karşıt kültürler ile tuhaf alternatif sesler ve pratikler çok daha karmaşık bir şimdiden her zaman daha düşük bir geleceğe doğru seyrederken ortaya çıkacaktır” (2004:94).

Türkiye bağlamına ilişkin bu noktada bir hususa dikkat çekmek gerekiyor: İnternet’in gündelik yaşamın her alanına giderek artan yoğunlukta dahil olması ve yurttaş haklarının pratik edilmesi bağlamında kullanım olanaklarının artmasına koşut olarak, Türkiye’de siyasi seçkinler tarafından, verili hegemonik ilişkilerin “bekâsı” için yeni medyanın düzenlemesi ve denetlenmesi, hatta takibi gibi gereksinimler ortaya çıkmıştır. Bir yandan neo-liberal ekonomik politikaların içine gömülü “sözde” kamu politikasında yurttaşın yeni medya kullanım pratikleri, “korumacı ve kollayıcı” zihin örüntüsü içinde e-ticaret olgusu zemininde “müşteri etkinlikleri” olarak tanımlamaktadır, bir yandan da yenimedya ortamında bireyin her türlü varoluşu elktronik olarak gözetlenmektedir. Yurttaşın, İnternet ortamında belli sitelere ve içeriklere erişimi “korumacı ve kollamacı” zihin örüntüsü izleğinde  yasaklanmaktadır. Pekiyi,  bu filtreler ve engellemeler gündelik yaşamda bu içerikle ilintili değer yargılarını ve zihin örüntülerinin ortadan kalmasını sağlamakta mıdır? İnternet üzerinden işlenen çeşitli suçlarda (örneğin, pornografik içerik ile cinsiyetçi, homofobik, ırkçı, etnik veya dini/mezhep ayrımcılığı içeren nefret söylemlerinin üretilmesi ve dağıtılması vb.) suçun kökeni nerededir ve suçlu kimdir? Pekiyi, gerçek dünyada inşa edilen pornografik, homofobik, cinsiyetçi ve ırkçı zihin örüntülerimizi neden sorgulamıyoruz? İnternet’teki forumlarda, Facebook’un duvarlarında veya Youtube’da dolaşıma sokulan ırkçı, homofobik ve cinsiyetçi konuşmalar gündelik yaşamda üretilmiş ve konumlandırılmış benliğin sanal uzamdaki bir tezahürü değil de, pekiyi öyleyse nedir? Öyleyse, yeni medya ortamında olanakların ve ol(a)mayanların farkında olarak, yeni medya ortamını kullanmak, umut’du da sadece çevrimiçine değil, çevrimiçi ve çevrim dışı eylemenin, ilişkilenmelerin olasılıklarını geliştirmeye bağlamak gereklidir.

Kaynakça:

Binark, M. (2007)   “Yeni Medya Çalışmalarında  Yeni Sorular ve Yöntem Sorunu” Yeni Medya Çalışmaları. (Der.) Mutlu Binark, Ankara: Dipnot Yayınları. 21-44.

Binark, M. ve G. Bayraktutan-Sütcü (2007) “Teknogünlüklerdeki Çok(lu) Sessiz Yaşamlar:Yeni Medyanın Sessiz Enstrümanları-Yeni Orta Sınıf Gençlik”, Yeni Medya Çalışmaları. (Der.) Mutlu Binark, Ankara: Dipnot Yayınları. 147-176.

Cavanagh, A. (2007) Sociology in the Age of the Internet. New York: Open Universiy Press.

Dewdney, A. ve P. Ride (2006) The New Media Handbook. New York: Routledge.

Kahn, R. ve D. Kellner (2004) “New Media and Internt Activism: From the ‘Battle of Seattle’ to Blogging”, New Media and Society, 6(1):87-95.

Lister, M. vd. (2003) New Media: A Critical Introduction. New York: Routledge.

Toprak, A. vd. (2009) Toplumsal Paylaşım Ağı Facebook: Görülüyorum Öyleyse Varım!, İstanbul: Kalkedon Yayınları.

van Dijk, J. (2004) “Digital Media”, The Sage Handbook of Media Studies, John D.H. Downing, Denis McQuail, Philip Schlesinger, Ellen Wartella (Der.) London: Sage, 145-163.

van Dijk, J. (2006) The Network Society. London: Sage.

Van Dijk, J. (2007)“Writing the Self: Of Diaries and Weblogs”, Sign Here! Handwriting in the Age of New Media, (Der.) Sonja Neef, Jose van Dijk, Eric Ketelar, Amsterdam: Amsterdam University Press. 116

Reklamlar

Yeni Medya Dolayımlı İletişim Ortamında Olanakların ve Ol(a)mayanların Farkında Olmalı… için 2 cevap

  1. […] https://yenimedya.wordpress.com/2010/01/03/yeni-medya-dolayimli-iletisim-ortaminda-olanaklarin-ve-ola… Share this:TwitterFacebookLike this:BeğenBe the first to like this post. This entry was posted in Bilgi Toplumu ve Siberkültür by oteberi. Bookmark the permalink. […]

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: