Yeni medya dolayımıyla çıkılan kamusal alan: toplumsal paylaşım ağlarında ilişkilenme pratikleri…

Ali Toprak

 NOT: Bu yazı EVRENSEL KÜLTÜR DERGİSİ Aralık 2009 sayısında yayınlamıştır.

Görmek ve göstermek evreninde sanallaşan eylemlilik hali

Günümüz insan ilişkilerinde teknolojinin kapladığı alan geçmişe oranla muazzam bir hacme ulaşmıştır; ilişkilerin şeklini, düzeyini handiyse bütünüyle değiştirmiş, yeni ilişkilenme pratikleri yaratmıştır. Bu yeni ilişkilenme, toplumsallaşma pratiklerinden kullanıcı sayıları ve kullanım süreleri hızla artan toplumsal paylaşım ağları pek çok açıdan önemsenmesi gereken bir yerde durmaktadır (Toprak, vd. 2009). Bu ağlar, duygu, düşünce ya da bilgilerin usa gelebilecek her türlü yolla başkalarına aktarılması (www.tdk.gov.tr) şeklinde açıklanabilen ve buradan hareketle bireyin dışı ile kurduğu bağ olarak okunabilen iletişimde günümüz kaynakları/göndericileri ile alıcılarına yeni bir ileti gönderim şekli, kanalı sunmaktadır.

Toplumsal paylaşım ağları, bireylerin sınırları belli olan bir sistem içerisinde açık veya yarı açık profil oluşturmalarına izin veren, farklı kişilerle bağlantı paylaşımında bulunan kişilerin listesini, bu kişilerin bağlantılı olduğu diğer kişilerin listesini gösteren web tabanlı hizmetler olarak tanımlanmaktadır (Boyd ve Ellison, 2007).  Yani, bu ağlar için özetle yeni medya dolayımıyla çıkılan bir tür kamusal alan açıklaması getirilebilmektedir.

 Toplumsal ilişkilerin yaşandığı, yeni arkadaşlıkların kurulduğu, mevcut arkadaşlarla haberleşme ve iletişimin sürdürüldüğü, her türden bilgi, deneyim aktarım ve paylaşımının gerçekleştirildiği bu yeni kamusal alandaki bireylerarası iletişim pratiklerinin temel nitelikleri, eylenim hallerinin olanakları ve sınırlılıkları da yine bu ağların içinde yer aldığı sınırları belli bir sistemden, yani bilgisayar ve İnternet evreninden doğru şekillenmektedir. Başka bir deyişle, söz konusu ağlar üzerinden gerçekleştirilen aktarımlar, paylaşımlar ne türden olurlarsa olsunlar, bu yeni iletişim kanalının olanakları ve sınırları ile değerlendirilmelidirler. Şu halde ilk olarak, toplumsal paylaşım ağlarının bireylerarası iletişimde ne gibi olanaklara sahip olduğu, bireylere nasıl ve ne türden bir iletişim, ilişkilenme sunduğu incelenmelidir.

Toplumsal paylaşım ağları, kullanıcılarına/öznelerine bulundukları yerden, evden, odadan, sokaktan, kentten, ülkeden fiziksel olarak tek adım dahi atmaları gerekmeksizin -görünmez kablolar aracılığıyla!- dünyanın herhangi bir yerindeki diğer birey(ler)e erişim, interaktif bir iletişim sürecine giriş olanağı sunmaktadır. Bu ilişkilenme pratiği, söz konusu ağ tarafından oluşturulan -ve bireylerin bilgisayar monitörleri üzerinden gördükleri- uzam arayüzeyindeki erişime açık veriler aracılığıyla gerçekleşmektedir. Bireyler, interaktif katılımcıları oldukları ağlarda gerek kendileri gerekse de iletişim halinde oldukları kişiler tarafından dolaşıma sokulan yazılı, sözlü, sesli, görsel vd. metinleri görebilmektedirler. Buradan hareketle, toplumsal paylaşım ağları üzerinden gerçekleştirilen ilişkilenme halinde görselin egemenliğinden söz edilebilmektedir. Şöyle ki, ortamda paylaşıma/dolaşıma sokulan materyalin, metnin türü ne olursa olsun, bu arayüzeyde görüntülenmekte ve metnin yazarı/okuru buna görsel üzerinden erişebilmektedir. Aslında, bu ağların ve bu ağlardaki bireylerarası ilişkilerin görmek ve göstermek üzerinden işlediğini söylemek abartı sayılmayacaktır. Örneğin, Türkiye’deki en büyük, en çok kullanıcı sayısına sahip paylaşım ağı Facebook’da bireyler birbirlerine doğum günlerinde, özel günlerde çiçek, resmi bayramlarda bayrak vd. dini bayramlarda dua vd. keyiflendiklerinde ya da efkarlandıklarında rakı, acıktıklarında adana kebap, aşık olduklarında kalp vd. göndermektedirler. -Şüphesiz ki, ne çiçeğin kokusu duyulmaktadır, ne kebabın tadı.- Bu, gündelik yaşamdaki toplumsal, kültürel ilişkilenme pratiklerindeki dillerin, kodların, simgelerin, göstergelerin doğrudan toplumsal paylaşım ağlarına da taşındığını göstermektedir.

 Söz konusu ağlarla birlikte anonimlikten bilinirliğe, görünmezlikten görünürlüğe geçişin yaşandığı sanal uzam ilişkilerinde yeni medya özneleri ağ’a yalnız gerçek kimliklerini değil gündelik yaşamlarındaki hemen her türden edimlerini, kültürel sermayelerini de taşımaktadırlar. Bu durum,  gündelik yaşam pratiklerinin sanal uzama taşınması ile sınırlı da değildir; günümüzde artık kullanıcı sayıları ve kullanım süreleri hızla artan bu ağlar ile gündelik yaşamın neredeyse bütünüyle sanallaşmaya evrilmesi söz konusudur. Bireyler sanal iletişimi yüz yüze iletişime çoktan tercih etmişlerdir. Zygmunt Bauman’ın “Yakınlık artık fiziksel komşuluğu gerektirmemektedir; ama bu fiziksel komşuluk da artık yakınlığı belirlememektedir” tespiti önemlidir (Bauman, 2009).

Salt görmek ve göstermek üzerinden bir eylemlilik ve ilişkilenme olanağı sunan, dayatan toplumsal paylaşım ağları ile gündelik yaşamın, yüz yüze iletişimin; dokunmak, hissetmek üzerinden gerçekleştirilen ilişkilenme ediminin kablolar, monitörler aracılığına ve sınırlılığına mahkum edilmesinin somut yansılarını örgütlenme ve eylemlilik pratiklerinde gözlemlemek mümkündür. Hemen her görüşten ve türden gruplara rastlamanın mümkün olduğu bu ağlarda bireyler, bir yandan gündelik yaşamdaki kimliklerini buralara taşımakta, hatta çoğunca gündelik yaşamda sergilemekten çekindikleri, korktukları, gizli tutmak istedikleri -en azından kendilerini bu denli açıktan tanımlamaya yanaşmadıkları- kimlikleri buralarda inşa edebilmekte, beri yandan da kendilerine, görüş ve duruşlarına yakın buldukları diğer öznelerle bilgi, haber, duyuru paylaşımı sağlamaktadırlar. Açalım: sözgelimi, Kolektif Üretim tarafından 1-14 Mayıs 2009 tarihleri arasında Facebook üzerinden yürütülen “Ankara’da Her İlçeye Bir Kadın Sığınma Evi’ kampanyası sanal uzamda 435 kişiden destek bulmuş, kampanya katılımcıları/destekçileri konuyla ilgili 15 Mayıs 2009 günü saat 12.30’da Ankara Büyükşehir Belediyesi Ana Hizmet Binası önünde düzenlenecek basın açıklamasına davet edilmişlerdir. Ne ki açıklamaya Kolektif Üretim üyeleri dışında bir katılım gerçekleşmemiştir. Aslında, söz konusu ağlarda hemen her gün onlarca grup kurulmakta, siyasi parti örgütlenmeleri bu ağlarda da sanal bürolar açmakta, sivil toplum örgütleri, dernekler vd. imza kampanyaları yürütmekte, miting, basın açıklaması vb. duyuruları geçmektedir. Ancak bu örgütlülük ve eylemlilik halleri gündelik yaşama taşınamamaktadır. Maria Bakardjieva’nın ‘hareketsiz toplumsallaşma’ kavramına (immobile socialization) (Binark ve Bayraktutan-Sütcü, 2007) değinerek açıklayacak olursak, sanal uzam eylemliliği, kolay, zahmetsiz oluşundan doğru gerçekleşmekte ve yine bu hareketsizlik ile sınırlı kalmaktadır. İlerisi, bu türden bir örgütlülük, eylemlilik hali bireylerde inşa ettikleri kimliklerinin, dünya görüşlerinin ve durdukları yerin gerektirdiğini eyledikleri yönünde bir tatmin de yaşatmaktadır. Ağ özneleri nasıl ki çiçeğin kokusunu duyma, ya da konuştukları bireye dokunma ihtiyacı duymaksızın çiçeği aldıklarını, internetin diğer ucundakiyle konuştuklarını kabul etmekte iseler, örgütlülük ve eylemlilik konusunda da hareketsiz, eylemsiz bir eylemliliğe mahkum olmakta, dahası bundan gereğini yerine getirmiş olmanın hazzını duymaktadırlar. Oysa iletişmek, bir anlamıyla örgütlenmektir. İktidarın, üç kişinin yan yana yürümesinden işkillenmesi hiçbir zaman boşa değildir. İktidar, insanların birbirleriyle ilişkilenmesini denetlemek ve olanca gücüyle ve fakat hissettirmeden, sezdirmeden sınırlamak, hatta kesmek arzusundadır. Sanal iletişimin gündelik yaşamın, iletişimin yerini almış olması, yani bir haliyle yüz yüze iletişimin sanallaşması, daha açığı yokluğu iktidarın mutlak arzusu olan ilişkisiz, örgütsüz bireylerin toplamı anlamındaki bireyci toplumun zeminini oluşturmaktadır.

Gözün İktidarı, İktidarın gözü

‘Yeni emperyalizm sürecinde, teknolojinin gelişmesiyle birlikte, her şeyi bilen (omniscience), her yerde olan (omnipresent) ve her şeye gücü yeten (omnipotent) iktidar giderek bir gerçek haline gelmekte, iktidarın kurgusunun baskı ve rıza ile toplumun gerçekliği haline getirildiği bir süreçte yaşanmaktadır (Çoban, 2008’den akt. Toprak vd. 2009). Bireyin tüm bilgilerinin kayıt altına alındığı, her adımının izlendiği günümüz dünyasında, görmek ve göstermek üzerinden ilişkilenme pratiği sunan toplumsal paylaşım ağları, bir ayağıyla mikro ve makro iktidarların denetim ve gözetim ağıdır da.  Poster’ın, bilgisayar veri tabanlarına getirdiği “süperpanoptikon” saptamasından (Lyon, 1997) hareketle Facebook, vb. toplumsal paylaşım ağlarının ve tümevarımda İnternet coğrafyasının dört duvarı görünmez kablolar, IP numaraları vd. ile örülü bir tür hapishane olduğunu belirtmek abartı sayılmayacaktır. Günümüzde artık şu olgu kesindir: herkese ‘arka pencere’den biri ya da birileri gözetlemektedir (Toprak, vd. 2009).

Bu noktada, gözetim toplumunda bireylerin artık gözetleniyor olmaktan rahatsızlık duymanın ötesinde bunu arzular hale gelmiş oldukları gerçeği de atlanmamalıdır. Günümüzde görünürlüklerini, erişilebilirliklerini artıran teknolojik araçlara büyük bir istek ve arzu ile yönelen, her an, her yerde görünür olmak kaygısı taşıyan bireylerin toplamı anlamında bir teşhir toplumundan söz etmek mümkündür. Zygmunt Bauman’ı izleyerek dersek, toplumun gözetlenmekten zevk alması, hatta iktidarın istemine gerek kalmadan kendisinin gözetlenmesini istemesi (teşhircilik) ise, toplumun iktidara teslimiyetini gösterir; “panoptikon insanları seyredebilecekleri bir duruma zorla getirir. Synoptikonun ise baskıya ihtiyacı yoktur; insanları seyretsinler diye ayartır” (1997’dan akt. Çoban, 2008).

Özetle, toplumsal paylaşım ağları, mevcudiyetlerini sürdürme arzusunda olan devletlerin ve istihbarat örgütlerinin; reklam ve pazarlama amacıyla kapitalist şirketlerin denetim, gözetim ağı işlevini görüyor olmasının yanı sıra, bu gözetimin gözetlenen tarafından meşru kılındığı; İnternet öznesinin aynı anda röntgenci, teşhirci ve muhbir olmayı başarabildiği bir kamusal alan olarak değerlendirilebilir.

Öte yandan, yeni medya araçlarının günümüz iletişimindeki bu denli etkin ve egemen rolü düşünüldüğünde, bunların tümden reddi ne bir çözüm gibi görünmektedir, ne de en azından henüz olasıdır. Şu halde, makro ve mikro iktidarların gözetiminde olduğumuzun, dahası bizatihi kendimizin de bu gözetime eklemlenmekte olduğumuzun ayırdında olmalıyız. Sanal uzamda, toplumsal paylaşım ağlarında vd. gerçekleşen örgütlenme ve eylemliliklerin hareketsiz toplumsallaşmanın sınırlarını kırıp, çevrim dışına taşınmasında yaşanan sorunların temelinde yeni medya iletişim araçlarının sadece araç olarak kullanımı değil söz konusu iletişimin tümünü kendinden doğru şekillendiriyor olması yatmaktadır. Bu türden örgütlenme ve eylemliliklerde birincil kaygının çevrim dışı örgütlenme olması gerektiği konusunda bir farkındalık yaratıldığı, bunlar doğrudan çevrim dışına hizmet eder bir biçimde yeniden oluşturulduğu takdirde, gündelik yaşamın sanallaşmasının yerini çevrimiçi örgütlenmelerin çevrim dışını güçlendirmesi alabilir görünmektedir. Bu gereklidir de; çünkü homofobik, zenofobik, baskıcı, öteleyici eylemler çevrimiçi tezahürlerinin yanı sıra aslında çevrim dışında egemendirler; bunları kırmanın olanakları da bu nedenle çevrim dışında aranmalıdır.           

Kaynakça

Bauman, Z. (2009) Akışkan Aşk: İnsan İlişkilerinin Kırılganlığına Dair, İstanbul: Versus.

Bauman, Z. (2005) Bireyselleşmiş Toplum. İstanbul: Ayrıntı.

Binark, M. ve G. Bayraktutan-Sütcü (2007)Teknogünlüklerdeki Çok(lu) Sessiz Yaşamlar: Yeni Medyanın Sessiz Enstrümanları-Yeni Orta Sınıf Gençlik”, Yeni Medya Çalışmaları. (Der.) Mutlu Binark, Ankara: Dipnot Yayınları.    

Boyd, D. M. ve Ellison N. B. (2007) “Social Network Sites: Definition, History and Scholarship” Journal of Mediated Communication, 13(1), 

Çoban, B. (2009) “Toplumsal Hareketler ve Medya”, Yeni Toplumsal Hareketler. İstanbul: Kalkedon.

Lyon, D. (1997) Elektronik Göz. İstanbul: Sarmal Yayınları.

Toprak, A. vd. (2009) Toplumsal Paylaşım Ağı Facebook: Görülüyorum Öyleyse Varım!, İstanbul: Kalkedon Yayınları.

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: