FACEBOOK’UN YÜZLERİ…

Not: Bu yazı Evrensel Kültür S:216, Aralık 2009’da yayınlanmıştır.

Didem Türkoğlu

Facebook denildiğinde Türkiye’de yaşayıp da İnternet’e erişimi ya da ana akım medyadan gelen aktarımlara erişimi olan insanlardan bunun nasıl bir şey olduğuna dair fikri olmayan yoktur. Ne de olsa Ekim 2009 itibariyle Türkiye’de 14 milyondan fazla kullanıcıya sahip bir sosyal iletişim ağından bahsediyoruz. Facebook’un Türkiye macerası öncelikle yurtdışında üniversitede okuyan arkadaşlarının buradaki arkadaşlarını “davetleri”yle başladı ve başlangıçta üniversite öğrencisi ya da yeni mezun olmuş İngilizce bilen bir kesime hitap etti. Yavaş yavaş bu sitede insanların nasıl arkadaşlarını bulduğu, Facebook’un hisseleri için ne kadar para teklif edildiği, ne kadar “fantastik” grupların açıldığı ve sarhoş kızların fotoğraflarının nasıl yayınlandığı haberleri ana akım medyadaki eğlencelik haberler arasında arzı endam etmeye başladılar. Ardından az evvel bahsettiğim kısıtlı çevrenin de ötesine geçerek “İngilizce bilmeyenler Facebook’a nasıl üye olur”u anlatan videoların YouTube’a (o zamanlar tabi YouTube’a ulaşmak için ktunnel’la ya da DNS ayarlarıyla oynamak henüz gerekmiyordu) düşmesiyle İngilizce bilme engeli de aşılmış oldu. Facebook yöneticileri de Türkiye’den gelen bu ilgiyi karşılıksız bırakmadılar ve ta daaa: Facebook artık Türkçe de kullanılabiliyordu. Herhalde Facebook’un isminin yavaş yavaş “face” yada “feys”e dönüşmeye başlaması da bu zamanlara denk geldi. O gün bugündür Facebook  Türkiye gençliği için hayatın bir parçası oldu denilebilir herhalde. Elbette bu hangi gençlik sorusunu beraberinde getirir. (TÜİK 2009 raporuna göre Türkiye’de internete erişim %38 oranında) Güvenlik tehditlerini göz önüne alarak Facebook’a dadanmayan insanların yanı sıra bir de zaten erişimi olamayan büyük bir kitle var. İşin tuhafı Facebook pek çok insan için sosyalliğin ve de görünür olmanın temel kriterlerinden olduğundan Facebook hesabınız yoksa pek de yoksunuz aslında. Bu bakımdan Facebook “gözden ırak olan gönülden de ırak olur” lafının 21. Yüzyıla eşitsizliklerin üretildiği ve yeni hiyerarşilerin kurulduğu bir uyarlaması olsa gerek.

Facebook’u farklı kılan, İnternet’te anonimliğin kalktığı ve tepede dolaşan görünmez bir gözün varlığıyla izlendiğiniz bir alan olması. Artık çeşitli rumuzların ardında serbestçe kimlik oyunlarına girmiyoruz, bunun yerine gündelik hayatta kullandığımız “biz”lerden bir derleme oluşturuyoruz. Yüzümüzü farklı makyajlarla sergiliyoruz da diyebiliriz elbette. Öyleyse bu yüzler neyi yansıtıyor?

Facebook kullanıcılarının büyük oranda kendi isimlerini kullanarak bu siteye üye oldukları bir gerçek.  Sitenin isminden de anlaşılacağı gibi (Yüz-kitabı) kimliğimizin görünümü, fotoğrafımız, gerçekten kim olduğumuz ve arkadaşlarımız bu sitede varoluşun temelini oluşturuyor.  Kendimizi nasıl tanımladığımız hiçbir zaman siyasetin ya da sosyal alanın dışında kalmadı. Genç Turkcell reklamlarında “gençken yapılacak 100 şeyin nasıl tanımlandığı”  da siyasetin ve kamusal alanın göbeğinde oturan şeyler.  Nasıl bir toplum temsili yaratıldığı veya nasıl bir gençliğin arzulandığı (bir “ünlü”yle beraber McDonald’s’ta hamburger yemek en büyük hali olan bir gençlik) üzerine düşünülmesi gereken noktalar ya da Mavi Jeans reklamlarındaki İstanbul’un nasıl kurgulandığı. Tüm bu göstergeleri  Facebook’ta “ugg” botları hayran sayfasında da görebiliriz elbette. Ancak burada altı çizilmesi gereken önemli bir nokta var o da Türkiye’de gençliğin apolitik olduğu ve kendini tüketim kültürü içinde kaybettiği varsayımını sorgulamak.

Demet Lüküslü Türkiye’de ‘Gençlik Miti’ 1980 Sonrası Türkiye Gençliği” çalışmasında kısaca Türkiye’de gençliğin apolitik sayılabileceğini ama bunun kendisinin politik bir duruş olarak, bir çeşit sistem eleştiri olarak alınması gerektiğini savunur. Ancak birazdan milliyetçilik ve Türkiye’nin yüzünü oluşturmak üzerinden tartışacağım gibi bu yorum siyasetten ne anladığımızla ilgili. Bir Facebook kullanıcısı Facebook kullanan gençliği şöyle tanımlıyor: “80lerde öğrenci olanlar hep şimdiki gençlik. öğrenci mi; siyaset bilmiyorsunuz, ekonomi bilmiyorsunuz okuyup okuyup gidiyorsunuz. Bizim gençliğe naylon gençlik derler hatta. İnternet gençliği falan.”Öte yandan bir başka kullanıcı Nermin diyelim mesela “özellikle meslek guruplarına ve aynı siyasi görüşe sahip oldugum insanlarla buluşma noktamız oldu” diyor Facebook için. Bir yandan “sevgili” bulma aracı öte yandan da çeşitli protestolar için profil resimlerinde Türk bayraklarının dalgalandığı bir yer olan Facebook’taki aktivite ve protestolara nasıl yaklaşmak lazım?

Toplumsal Paylaşım Ağı Facebook: ‘Görülüyorum Öyleyse Varım!’  (Toprak vd., 2009) adlı çalışmada da Facebook’un pek çok farklı toplumsal örgütlenmenin  alanı olduğu serimlenmekte. Elbette Facebook’un çeşitli örgütlenmelere ve protestolara olanak sağlaması bu alanın farklı görüşlerin demokratik bir çerçevede tartışıldığı ya da Türkiye’nin/ dünyanın  sorunlarına çare bulunmaya çalışıldığı bir alan olduğu anlamına gelmez. Bir konser ya da doğum günü partisi davetinin yanında gayet faşizan bir protestonun davetiyesinin de var olabildiği bir alandan ve bu alandaki hegemonya oluşturma kavgasından bahsediyorum.  Unutulmamalı ki İnternet, tam anlamıyla kurulmuş bir ortam. Site tasarımcıları mimarlardan çok daha belirleyici sanal ortamlardaki yaşamlarımızda. Facebook’ta tüm arkadaşlarınızın izlediği videoları, katıldıkları grupları ve profillerinde yaptıkları değişiklikleri bir bakışta görmeniz mümkün. Bu görünürlük ve haberdarlık da Facebook kullanıcılarının ürettiği hiyerarşilerin en can alıcı noktası: sayılar ve sayıların kanıtladığı görünürlük. Ne kadar güçlü olduğumuz ne kadar çok olduğumuzla ilgili ve bir ayda 130 milyondan fazla kişinin ziyaret ettiği bir siteyi nasıl fethedeceğimiz, dünyaya neleri GÖSTERECEĞİMİZ! Evet, Facebook’ta siyasetin bir yüzü bu! Türkiye’de gençliğin apolitikliği bir kenara atarken siyaseti (aslına siyasi alanın dışında varsaydığı) milliyetçilik üzerinden ele almaya başlaması. Milliyetçiliğin “doğal” kabul edilmesi ve sanal dünyanın o doğallık varsayımıyla kurulması, milliyetçilik sosuyla sunulan çeşitli siyasi programların da böylece sorgulanmadan kabul edilmesi.

Milliyetçilik “doğal” ve “birleştirici” bir güç olarak sayıldıkça Facebook gibi ortamlarda üretilmesi de tuhaf bir evrensellikle birlikte düşünülebiliyor. Türkiye ağındaki en popüler “Türk’ün gücünü gösterelim” gruplarından birinin kurucusu grubu neden kurduğunu şu sözlerle aktarıyor:  “Arkadaşım davet yolladı, ingilizce bilmediğim için ilgilenmedim.. fakat bir kaç arkadaş yollayınca merak ettim üye oldum.. o zamanlar sadece ingilizceydi.. 2007 sonu…herkes grup kuruyordu, ben de kurmak istedim, fakat çok evrensel olmalı en büyük gurup benim olmalı diyordum kendi kendime…. üyeyle en büyük Türk grubunun kurucusuyum… :)”

Türk olmak ve Türk’ün gücünü böyle küresel bir ortamda kanıtlamak da Facebook’taki görünürlük gayelerinden biri haline geliyor böylece. Ne kadar çoksak ne kadar baskınsak Türk milleti diğerlerinden o kadar üstün demektir. Neden? Bir neden göstermeye gerek yok sadece Türk’ün gücünü gösterelim!

Eğer yukarıdakiler Türklerse aşağıdakiler kim? Ya da hem aşağıda hem de yukarıda olan Türkler

İlginç olan noktalardan birisi kanıtlama ve fethetme söylemiyle beraber gelen yukarıda olma, herkesten üstün olma iddiasının aslında kimliği belirsiz birilerinin yukarıda olduğu fikrinden hareket ediyor olması. Çeşitli eylemlerle, belirli ağlara üye olarak bir anlamda “internet vatandaşlığı” kurgulanıyor. Elbette bu vatandaşlığın temelinde de milletimize karşı vatan borcunuzu Facebook’ta nasıl yerine getirdiğiniz geliyor. (vatandaş= Türk milletinin bir üyesi, Atatürk ilkelerinin takipçisi) “Gerekli” protestolara katılmak, Türk’ün gücünün kanıtlanacağı gruplara üye olmak ve tüm arkadaş listeni davet etmek gibi çeşitli yollarla bu vatandaşlığı kurup arkadaşlarınıza da ne kadar iyi bir vatandaş(!) olduğunuzu kanıtlamanız mümkün. Dolayısıyla resmi söylemi üreten ve o resmi yüzü Facebook’ta takınanlar öncelikle bir Türk milleti/Türkiye yüzü kurmaya çalışıyor ki sonrasında bunun ne kadar üstün olduğu iddia edilebilsin.

Bu Türkiye’nin yüzünü kurma çabasına paralel olarak bu yüzün sunumu meselesi de önemli. Hem bu üstünlüğe kendimizi inandırmamız hem de “dünya”ya bunu kanıtlamamız lazım. Tüm sayı fetişizminin ardında da böyle bir güvensizlik ve aslında kendini milletler hiyerarşisinde aşağıda görme hali söz konusu. Türkler herkesten üstündür ve Türk milletinin tüm düşmanları “doğal” olarak aşağıdadır. O halde kime kanıtlamak lazımdır bu üstünlüğü? Paradoksal olarak Türk milleti çeşitli güçler tarafından yok sayılmak ve parçalanmak istenmektedir. Bu güçler muktedir ki tehdit gerçektir. O halde aşağıda olan Türkler midir? Türk milliyetçiliğinin kurucu çatışmalarından biri olan bu gerilim Facebook’taki tüm kanıtlama çabalarının en öne çıkan temalarından biri.

SONUÇ

Kurumların değil kişilerin çoğunlukla gerçek hayata öykünen ilişkileriyle var olduğu bir ortam olan Facebook da doğrudan resmi söylemle şekillenen bir diyalog sunmuyor. Tersine insanların kendi söylemleriyle kurulan bir alan dolayısıyla farklı bir hiyerarşi içinde kurgulanması gerekli. (Belki de sayılar bu yüzden bu kadar önemli)

Dolayısıyla kişisel ve kamusal ayrımının, böyle bir ayrım olduğuna inanlar için, gerek çeşitli gruplara katılım gerek bayrak protestosu örneğinde olduğu gibi arkadaşlarınızın ve tanışlarınızın “göz”ü önünde gerçekleştiğini düşünürsek ortaya çıkan gerilim milliyetçiliği anlamak açısından çok önemli. Milliyetçilik ne derece onanıyor mevzusu sizi de o “göz”ün bir parçası yaparak, bayrak protestosunda da olduğu gibi, bir çeşit konum almaya doğru da itiyor. Profil resmini değiştirdin mi, Atatürk’le ilgili bir videoyu paylaştın mı, Türklerin gücünü göstermek üzere gruba katıldın mı soruları milliyetçi söylemi üretenler açsından kişisel söylemin önemli kurulum noktalarından olacaktır. Sayılar da büyüdüğü sürece insanların öylesine onayladıkları bir grup daveti dahi olsa sanal hiyerarşileri kurmaya ve milliyetçiliği onamaya maalesef önemli katkı sağlayacaklardır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: