İnternetsiz devrim mümkün mü?

Not: Bu yazı Evrensel Kültür Dergisi S:216 Aralık 2009 da yayınlanmıştır.

Gamze Göker

Yeni Toplumsal Hareketler ve İnternet İlişkisi[1]

[1] Bu yazı, yazım aşaması sürmekte olan “Yeni Toplumsal Hareketler ve İnternet İlişkisi” başlıklı doktora araştırmasına dayanılarak yazılmıştır.

İnternet, eğitimden sağlığa, kamu aygıtlarıyla karşılaşmalarımızdan özel ilişkilerimize, istihdamdan alışverişe kadar hayatımızın her alanını etkiliyor, dönüştürüyor. Bu etkileşimden toplumsal hareketler de nasibini alıyor. Hareketler politika üretme, tartışma, örgütlenme ve eylem örgütleme pratiklerinde interneti çeşitli biçim ve düzeylerde kullanıyor. Dolayısıyla hem toplumsal hareketler internetten etkileniyor hem de başta e-gruplar ve Facebook, Twitter gibi toplumsal paylaşım ağları olmak üzere web sitelerini, blogları, sohbet odalarını, kısacası farklı ortamları farklı biçimlerde etkiliyor.

İnternetin toplumsal muhalefet hareketleri tarafından kullanımıyla ilgili farklı teorik ve politik yaklaşımlar olduğu bir gerçek. Bu yaklaşımları kabaca sınıflayacak olursak; birinci grubu internetin ekonomik, sosyal, kültürel ve bilişsel dünyada bir devrim yaptığını, cümle insanlık problemlerinin bu ulvi araç üzerinden çözüleceğini, politik süreçlerden ve karar mekanizmalarından dışlanan yurttaşların daha katılımcı ve şeffaf demokrasiye bu araç üzerinden kavuşabileceklerini savunanlar oluşturuyor.

İkinci grubu; internetin de diğer pek çok yeni araç gibi neoliberal politikaların yeni bir sömürü aracı olduğunu, sadece üst orta sınıftan gençlerin ve beyaz yakalıların kullanabildiği bu aracın insanları birbirine yabancılaştırdığını, geniş kitleler tarafından kullanılmadığı için toplumsal mücadele aktörleri için asla yaygın medya araçlarının yerini tutamayacağını düşünenler oluşturuyor.

Bir de internetin iktidar sahipleri tarafından kontrol edilmeye ve biçimlenmeye, sermaye tarafından yönlendirilmeye çalışıldığı, erişim engelleri nedeniyle geniş toplum kesimlerinin dışlandığı, ırkçı-cinsiyetçi şiddet söylemleriyle sarmalandığı gerçeğinin farkında olarak, her şeye rağmen burayı da bir mücadele alanı olarak kabul edenler var. 

Ve elbette bu kalın sınırlarla çizdiğimiz gruplar arasında daha ara konumlanışlar olduğu gibi, devletin güvenliğini tehlikeye atmaktan, aile ve toplumun ahlak sistemini yerle bir etmeye kadar çeşitli görünümlerinin sıralandığı “her türlü kötülüğün anası olarak İnternet” yaklaşımına sahip olanlar da bulunuyor…Gelelim konumuza: İnternet, yeni toplumsal hareketleri nasıl etkiliyor?

 Geniş bilgi kaynaklarına hızlı erişim

Farklı politik gruplardan eylemcilerin tümünün internetin etkisine dair söyledikleri en temel özellik “geniş bilgiye hızlı erişim”. Hareketlerin güncel politik ya da teorik bilgi ihtiyacını bugün en temel olarak internetten karşıladığını söyleyebiliriz. Grup üyelerinin birbiriyle haberleşmede, kimi konuların tartışılmasında en çok tercih ettiği mecra internet. Yerel, ulusal ve uluslararası örgütlenmelerle iletişim ve işbirliği kurmanın bugün neredeyse tek yolu internetten geçiyor.

Kentsel dönüşüm muhalifi hareketin üyelerinden E.Y.[1] bilgi ihtiyaçlarını e-grup aracılığı ile nasıl giderdiklerini şöyle özetliyor: “E-gruplarda kuramsal konulardaki görüşlerimizi ısıtmak, pişirmek çok daha rahat oluyor.  Zengin bir ufkumuz oluyor, aklımıza gelmeyen bir sürü şeyi sanal grupta, e-gruplarda tartışabiliyoruz. Bu da besleyici oluyor, bir sürü konuda bilgi sahibi oluyoruz, bunu zenginleştirebiliyoruz.”

 Sesini duyurmada çok önemli bir araç

Yine kentsel dönüşüm muhaliflerinden H.F. ise uluslararası bağlantı kurma ve sesini yurtdışına duyurmada internetin önemini şöyle anlatıyor: “…Benim İngilizcem de çok iyi değil…o kötü İngilizcemle, internet üzerinden dünyadaki birçok roman örgütüne ulaştım, haberler aktardım, bazen çeviri konusunda arkadaşlardan yardım istedim, ama inanılmaz yerlere haberler gönderdim. Bir sürü Roman grubunun yayınlarında yayınlandı bunlar ve bir kampanya başladı kendi kendine. Fatih Belediyesi’nin, Toki’nin e-mail adresine 7000 tane mail gitmiş 2006 yılında… telefon ediyorlar, faks çekiyorlar, telefonları kitliyorlar.”

İnternet olmasa mücadelelerinin nasıl etkileneceğini sorduğumuzda cevap net: “Bu derece etkili olmazdı kesinlikle. Belki aynı çalışmayı yapabilirdik ama sesimizi daha az duyurabilirdik…İngiltere’deki öğrenciler Sulukule’yle ilgili koskoca iki kitap çıkardı, geldiler, hocalarıyla birlikte çalıştılar… İnternet olmasa nerden bulsun bizi Amerika’daki Helsinki Komitesi.”

LGBTT (lezbiyen, gey, biseksüel, travesti, transeksüel) hareketinden Y.B. ise internet ortamının nasıl muhalif bir araca dönüştürülebileceğini Facebook örneği üzerinden şöyle anlatıyor:

 “Ben onu [Facebook] yapan insanların aktivizmi akıllarının köşesinden geçirdiğini düşünmüyorum. Yaptıkları yazılıma, ürüne baktığımda mülkiyet ilişkileri bağlamındaki arkadaşlık mantığına hizmet edecek bir şey düşünmüşler… Ama biz şu an direkt siyaset üretmek için kullanıyoruz…Eşcinsel Onur Haftası geldiğinde afişini koyuyor herkes ya da bir mitinge katılacak onun afişleri konuyor…Benim listemdeki herkes beni tanımıyor yani, lise arkadaşlarım, girsin, okusun öğrensin, bilgilensin diye düşünüyorum…sadece aktivizmiyle yan yana gelen insanları değil, iş arkadaşlarını da ekliyorlar…insanların bir sürüsünün listesinde Türk bayrakları falan var..Biz onunkini görüyoruz o da bizimkini görüyor, bu sayede bir siyaset yapma alanı oluşuyor.”

Öte yandan, özellikle anti-militarist harekette olduğu gibi devlet aygıtlarının interneti ve toplumsal muhalefet hareketlerinin interneti etkin kullanmalarını ciddiye aldıklarını gösteren örnek olaylar da sözkonusu.  Genelkurmay’ın irticai ve bölücü faaliyetler nedeniyle andıçladığı internet siteleri arasında  Türkiye’deki anti-militarist hareketin bilgi belge merkezi konumundaki Savaş Karşıtları (www.savaskarsitlari.org) sitesi de yer alıyor. Geçtiğimiz günlerde bir davadan da beraat eden siteye  daha önce de “halkı askerlikten soğuttuğu” gerekçesiyle soruşturma açılmıştı. Anti-militarist hareketin üyeleri internet sitelerinin sürekli olarak Genelkurmay, Emniyet ya da diğer devlet kurumları ve karşıt politik gruplar tarafından takip ediliyor olmasından rahatsız değil; aksine onların da anti-militarizm konusunda “böylelikle bir şeyler öğrenebileceklerini”[2]  söylüyor ve her daim vurguladıkları gibi “gücümüzü aleniyetten alıyoruz” diyorlar.

 Coğrafi, fiziki ve zaman engelleri ortadan kalktı

Özellikle büyük kentlerde günlük yaşam temposu içinde, politika üretmek ya da toplumsal sorunlara çözüm bulmak üzere yüz yüze toplantılar yapmak, bir araya gelmek her zaman mümkün olamıyor. İnternetin kolaylaştırıcı özelliği burada devreye giriyor: “İstanbul büyük bir coğrafya olduğu için insanların bir araya gelmesi, organizasyon gerçekleştirmesi bu kadar yetkin kuramsal tartışma yapması [internetten önce] bu kadar rahat değildi. İnternet’in bu işi yetkinleştirmede, e-gruplarda tartışma sağlayarak önemli bir işlevi yerine getirdiğini düşünüyorum.[3]

 Toplumsal statü ve hiyerarşi gözetmeksizin herkes sözünü söyleyebiliyor

Toplumsal hareketlerin e-gruplarında genellikle kişiler gerçek isimleri ve gerçek kişilikleri ile yer alsalar da bir düzeyde anonimlik de korunabiliyor. Anonim kalmak bireylerin tartışmalarda birbirinin sosyal statüsü, bilgi birikimi, akademik unvanı, yaşı, cinsiyeti gibi özelliklerinden etkilenmeden sözünü açık ve olduğu gibi iletme imkânını sağlıyor. Ancak bu, her grupta, her tartışmada bu biçimde olamayabiliyor. Kimi durumlarda genç, harekette yeni/acemi ya da eğitimsiz olanlar tartışmalarda daha rahat eleştirilebilirken toplumca kabul gören statülere sahip bireylerin sözü, üstüne söz söylenemez, tartışılamaz kabul edilebiliyor.

Toplum tarafından, hatta çok yakın zamana kadar sol hareketin içinde yer alan grupların büyük bir kısmı tarafından kabul görmeyen, dışlanan eşcinsel hakları hareketinden A.E. internetin politika yapan eşcinsel bireyler olarak kendilerine nasıl bir özgürlük alanı açtığını şu sözlerle anlatıyor: “ …[Eşcinsellerin] kendi sözünü ve varoluşunu normalleştirmesini sağladı. Yüz tane partili, sendikacının olduğu bir toplantıda belki bugün söz alabiliriz ama daha düne kadar söz almak sıfıra yakındı. Ama yüz tane ilgili kişinin üye olduğu bir e-grupta kendi sözünü sansürlenmeden iletebiliyorsun. Dolayısıyla o insanlar da kanlı canlı bir eşcinselle muhatap olmadan bir eşcinselin sözünü alabiliyor, okuyabiliyor.”

 İnternete erişim hareket içinde bir seçkin grup yaratıyor mu?

Kapitalizmin internet alanındaki pazarı hızla genişletmesi, yeni pazarlama teknikleri ve kampanyalar sonucunda kullanıcı sayısını hızla artırmasına rağmen, Türkiye’de bilgisayar ve internet kullanım yaygınlığı düşünüldüğünde aslında hâlâ internet kullanabilenlerin çok geniş bir toplum kesimini oluşturmadığını hatırlamamız gerekiyor[4]. Bu tablonun toplumsal hareketlere yansıması da benzer biçimde oluyor. Örneğin, bu çalışmada incelenen anti-militarist ve LGBTT hareketinin üyelerinin büyük çoğunluğu bilgisayar ve internet erişimi sorunu yaşamıyor. Ancak kentsel dönüşüme muhalif hareketin öznelerinin bir kısmı mimar, mühendis gibi eğitimli, beyaz yakalı, orta sınıftan insanlardan oluşurken, bir kısmı ise kentsel dönüşüm projeleri sonucu gecekondu mahallelerindeki evleri yıkılan/yıkılmak istenen, barınma hakları ellerinden alınan düşük gelir düzeyine sahip insanlardan oluşuyor.  Bu ikili durum, bu çalışma kapsamında bize bir karşılaştırma yapma olanağı da veriyor. Şöyle ki; anti-militarist ve LGBTT hareketi üyeleri e-gruplarda ve web sitelerinin forum ve yorum köşelerinde kendi adlarına konuşur, kendi sözlerini dile getirirken; kentsel dönüşüm muhaliflerinin e-gruplarda ve web sitelerinde konuşan özneleri bu teknolojileri kullanabilme olanak ve bilgisine sahip olan üyeleri oluyor[5]. Bu durumu kentsel dönüşüm muhaliflerinden E.Y. şöyle anlatıyor:

“Evet e-grup daha seçkinci bir profile sahip.  Bilgisayar ve internet erişimi olmadığı için bazı durumlarda onlar adına tartışmalar yapılabiliyor. Çünkü mahalleliyle fiziksel olarak sık sık bir araya gelme olanakları kısıtlı, düzenli olarak karar alma süreçlerine katılmaları ya da yüz yüze toplantılarla bilgi aktarımın sağlanması her zaman mümkün olamıyor. Ama 50 kişilik bir akil adamlar grubu var mahallede, kanı önderleri, onlarla daha sık bir araya gelebiliyoruz. Bu e-grupların üyelerinin çoğu ciddi bir eğitim seviyesinde insanlar…Çoğu şehir plancısı, mimar mühendis, öğretim üyesi, bire bir öğrenci topluluğu. Ama gelip mahallede çalışan, zamanının büyük bölümünü burada geçiren arkadaşlar da var… Mahalle çalışmasına ciddi mesai ayıran arkadaşlar var. O açıdan bu arkadaşların birçoğu mahallede çalışıyor. Ama başka e-gruplarda hiç görmedikleri mahalleler için çalışma yürüten arkadaşlar da oluyor. Bu da bir tür seçkinciliği, onları sürece dâhil etmeden birileri adına konuşma durumunu yaratabiliyor, bu da bir iktidar yaratabiliyor…[İnternet] şimdilik seçkin bir topluluğun elinde. Seçkin derken bunu olumsuz anlamda kullanmıyorum, daha yaygınlaşması gerekir, daha tabana yayılması gerekir. Ama hızla o sürece gidiyor. Yaygınlaşırsa daha etkin kullanılacak.”

E.Y. kendisinin mahalle derneği ve mahalle halkıyla ilişkisindeki rolünü ise “santral görevlisi” olarak tanımlıyor: “Genellikle mahallede her evde bilgisayar olması mümkün değil. Olsa da bilgisayar kullanımı bizim gibi gecekondu mahallelerinde çok nadir…E-gruplarla yazışmalarımız oluyor…Ben bu notları, tartışma günleri ve konularını derneğe açıyorum, dernekte tartışıyoruz arkadaşlarla, dönem dönem mahalledekilerle tartışma imkânımız oluyor. Bir nevi santral gibi yani. E-gruptakileri derneğe ya da mahalleliye aktarmak, çıkan kararları tekrar e-gruba atmak gibi bir taşıyıcılık görevi gibi düşünebiliriz.”

Kentsel dönüşüm muhaliflerinden Ö. Y. ise, kendisi gibi mimar ya da mühendislerin bu e-gruplarda kentsel dönüşüm mağdurları adına konuştukları yönündeki saptamamızı kesinlikle reddederek, “hepimiz işçiyiz” yanıtını veriyor ve internete fazla anlam yüklenmesini doğru bulmadığını anlatıyor. Oysa, Ö.Y. gibi hareketin e-gruplarında konuşan beyaz yakalıların konumu bize Gramsci’nin “organik aydın” tanımını hatırlatıyor[6]. Elbette, bu aydın pozisyonunda olanların politik bilinç ve hedefle barınma hakkı mücadelesi için sorunun doğrudan mağduru olanlarla bir sınıf dayanışmasına girdiği çok açık. Zaten, sosyo-ekonomik koşulların dayatmasından kaynaklı olarak, düşük gelir ve eğitim düzeyine sahip mahallelinin bilgisayar başına oturup e-gruplarda yazışmasını ve böylece kendi sözlerinin dolaşıma girmesini beklemek safdillik olur. Ancak şu an internette dolaşan sözün ne kadarının kentsel dönüşüm mağdurlarının sözü olduğu sorusunu hatırlamak da bizce önemli.

 Sonuç yerine

Bu denli çok yönlü ve tartışmalı bir konuyu kısacık bir yazıda anlatabilmek sıkıntılı olsa da sonuç olarak tekrar hatırlatmak istediğimiz şey, bugün Zapatistalardan küreselleşme karşıtlarına, emek hareketlerinden etnik kökenli bağımsızlık direnişlerine kadar etkin biçimde kullanılan internetin toplumsal hareketler tarafından es geçilemeyecek bir mücadele alanı olarak kabul edilmesidir. Görüştüğümüz hareket üyelerinden hemen hiçbiri interneti fetişleştirme yaklaşımına sahip değil. Ancak, devrimci mücadele, direniş ya da demokratik müzakere, hangi politik yaklaşımla isimlendirilirse isimlendirilsin, interneti politik süreçlerin önemli bir aracı olarak görüyorlar. Büyük sermaye grupları ve devlet tarafından yoğun biçimde kullanılan yeni iletişim teknolojileri ve bu teknoloji aracılığıyla oluşan politik tartışma alanı, tıpkı diğer alanlar gibi bir mücadele alanıdır. Politik ve kültürel mücadelelerde taraf olmak isteyen muhalif grupların, eylemcilerin ve “entelektüellerin yeni teknolojileri gündem dışı tutma gibi bir lüksleri yoktur. Dikkat edilmesi gereken, yeni iletişim teknolojilerini, mevcut politik mücadelenin yerine geçmesine izin vermeden, bu mücadeleye katkı sağlayacak bir destek mekanizması olarak kullanabilmektir.”[7]

Son sözü yine toplumsal mücadele alanının aktörlerine bırakalım: “Kentsel dönüşüm sürecinde kendi mahallelerimizden başlayarak kente müdahale, mahalleler arasında bir sinerji yaratarak ulusal bir örgütlenme, bunla da kalmayarak diğer kentsel dönüşüm mağduru ülkelerle bir araya gelerek uluslararası düzeyde bir araya gelmek. İşte bu süreçleri değerlendirdiğimizde internet bizim vazgeçilmezimiz. Bilgisayardan, internetten yararlanmadan günümüzde devrimcilik yapmak önemli handikaplar doğuruyor. Bu süreçlere daha donanımlı girmek gerekiyor.”[8]


[1] Araştırma kapsamında derinlemesine görüşme yapılan kişilerden yayımlama konusunda izin alınmadığı için, sözleri bu yazıda alıntılanırken isimlerinin açıklanması uygun görülmemiş, isim ve soy isimlerinin baş harflerinin kullanılması tercih edilmiştir.

[2] E.U.G. ile görüşme notları.

[3] E.Y. ile görüşme notları.

[4] Türkiye’de internet kullanım oranının 26 milyon civarı olduğu tahmin ediliyor.

[5] Bilgisayar ve internete, genel olarak bilişim teknolojilerine erişimde sınıfsal, eğitim düzeyi açısından, toplumsal cinsiyete bağlı, yaş, etnik, coğrafi vd. engellerle erişememe durumunun yarattığı eşitsizlik sayısal uçurum (sayısal bölünme/digital divide)  olarak isimlendiriliyor. İnternet içeriklerinin çok yüksek bir oranının İngilizce olması, yabancı dil sorunu, bilgisayar ve internet okur yazarlığının eksikliği, kadınların ve yaşlıların bu teknolojilerle korku temelli çekingen bir ilişki kurması ve bunun yanı sıra erişimlerinin sosyo-kültürel nedenlerle sınırlanması sayısal uçurumu derinleştirmektedir. 

[6] “Organik aydının misyonu, halkın geleneksel kültüre olan bağımlılığını yıkarak, onu kendi öz kültürüyle barıştırarak, bütün kitleyi aydın statüsüne ulaştıracak olan “entelektüel ve moral reform”u başlatıp yürütmektir.” (Lusin Bağla (1977), “Antonio Gramsci ve Aydınların Rolü Sorunu, Birikim,  sayı: 23, 84-92.)

[7] Gamze Göker (2007), “İnternet’in Türkiye Kadın Hareketi Üzerindeki Etkisi”, içinde “Yeni Medya Çalışmaları” (Ed. Mutlu Binark), Ankara: Dipnot Yay., 205-247.

[8] E.Y.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: