Uluslararası İşçi ve İletişim Konferansı/LaborComm 2010’un ardından: Sonuç bildirgesi

Emek ve iletişim üzerine düşünen, çalışan ve siyaset üreten akademisyenler ve aktivistleri bir araya getiren Uluslararası İşçi ve İletişim Konferansı, Beşinci Uluslararası İşçi Filmleri Festivali kapsamında, 3-4 Mayıs 2010 tarihleri arasında Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde gerçekleştirildi.

AÜ GETA (Gelişme ve Toplum Araştırmaları Merkezi), Türkiye Gazeteciler Sendikası ve Çankaya Belediyesi tarafından düzenlenen konferansta, küresel krizin emekçiler ve onların sınıf hareketi üzerinde etkileri, emekçi sınıfın yeni iletişim teknolojileri ile üretebileceği direnişin olası yüzleri, yeni iletişim tarzlarının yarattığı direnişi güçlendirebilecek olasılıklar üzerine son derece yaratıcı tartışmalar yapıldı.

İki çağrılı bildiri ve 20 bildirinin sunulduğu, ayrıca iki panelin gerçekleştirildiği konferansa, iki gün boyunca 250 kişi katıldı. Ayrıca www.sendika.tv’den canlı olarak yayınlanan konferans, 3 Mayıs 2010 günü 1604 farklı ip adresinden 4731 kez, 4 Mayıs 2010 günü 1660 farklı ip adresinden 4197 kez izlendi (işyerleri, ofislerden bir ip den birden fazla bilgisayar bağlantısı yapılabildiği için gerçek tekil kişi sayısı en az farklı ip adresi sayısı kadar, en fazla ise izlenme sayısı kadar hesaplanmaktadır).

Konferans boyunca tüm tartışmaların odağında Tekel Direnişi vardı. Konferans kapsamında Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi sergi salonunda düzenlenen “FotoMuhabirlerinin Gözünden Tekel Direnişi” fotoğraf sergisi tartışmaların bir diğer başlığı olan medya emekçilerinin gözünden direnişi sergilemesi nedeniyle bütünleyici bir işlev üstlendi. “FotoMuhabirlerinin Gözünden Tekel Direnişi” fotoğraf sergisi 5. Uluslararası İşçi Filmleri Festivali’nin Ankara programının sona ereceği 7 Mayıs tarihine kadar Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi sergi salonunda devam etmektedir.
 
 
ULUSLARARASI İŞÇİ VE İLETİŞİM KONFERANSI SONUÇ BİLDİRGESİ
“UMUTSUZLUĞA İKNA ETMEK DEĞİL UMUDU VAR ETMEK”

 
Günümüzde genişleyen iletişim seçenekleri ve iletişimin giderek artan biçimde toplumların siyasi, ekonomik, kültürel, toplumsal yaşamları açısından merkezi konuma gelmesine karşıt olarak yine aynı gelişmelerin tetiklediği, daha öncekilerle karşılaştırılamayacak denli büyük tehditler de söz konusudur. Medya alanının hızla yoğunlaşması ve tüm iletişim araçlarının hem küresel hem de ulusal düzeyde birkaç holdingin elinde toplanması; artan elektronik gözetim; kamusal bilginin giderek daha fazla özel mülkiyetin ve ticaretin konusu haline gelmesi; kamusal iletişim ortamlarının hızla özelleştirilmesi ve piyasa kurallarına tabi hale gelmesi; iletişim olanaklarına erişim açısından oluşan ve sayısal bölünme olarak tanımlanan eşitsizlikler bu tehditlerden bazılarıdır.
 
Uluslararası İşçi ve İletişim Konferansında, tüm bu tehditler ama bunun yanında “başka bir dünyayı” mümkün kılmak adına iletişim süreçlerini yeniden örgütlemenin olanakları da göz önünde tutularak, üç farklı izlek boyunca işçi ve iletişim tartışılmıştır. Bu izleklerde var olan durum analiz edilmiş ve olası müdahale alanları belirlenmeye çalışılmıştır. 
 
İŞÇİLERİN YENİ İLETİŞİM ORTAMI
Yeni iletişim ortamının daha derin kavranması, enformasyon ve bilginin her yerde hazır olma ve toplumsal ve siyasi süreçleri dönüştürme gücünü açığa çıkartmaktadır. Yeni iletişim ortamı, işçi sınıfının nesnel koşullarından beslenen bilginin akacağı kanallar içermekte ve bu bilginin yayılması ve paylaşımı, farklı deneyimlerden beslenerek çoğaltılması olanaklarını taşımaktadır. Bu olanakları gerçekleştirmek üzere, yeni iletişim ortamının emek merkezli, eşitlik ve özgürlük hedefleri doğrultusunda yeniden yapılandırılması gerekmektedir. Bu gereksinim, yeni iletişim ortamlarını mücadelenin hem aracı hem de konusu haline getirmektedir.   
MEDYA İŞÇİLERİ
 
Medya patronlarının savunduğu “basın özgürlüğü” kavramının ötesine geçen bir hak ve özgürlükler tanımının medya emekçilerinin haklarını merkeze alan bir biçimde yapılması gerekmektedir. Medya emekçilerinin bu hak ve özgürlüklerini savunabileceği, koruyabileceği örgütlenmelere ve düzenlemelere sahip olabilmesi büyük önem taşımaktadır.
 
İŞÇİLERİN İLETİŞİM HAKKI
 
Neo-liberalizmin iletişimin tüm süreçlerini ticarileştirmesine rağmen, iletişim hakkının yaşamsal bir hak olduğu kabul edilmelidir. İletişim hakları özü itibariyle insanlık durumuyla sıkı sıkıya bağlıdır ve insan hakları ile iletişimin rolüne dair çıkarımların yeni ve daha güçlü kavranmasına dayalıdır. İletişim hakları olmaksızın, insanlık özgür, adil, barış içerisinde ve onurlu bir yaşam sürdüremez.
 
Sonuç olarak, işçi ve iletişim alanında düşünce üretimi, bu düşüncelerin toplumun geniş kesimleriyle paylaşılması ve bu düşünceler çerçevesinde iletişim alanına müdahale edilmesi önem taşımaktadır. Açıklarken karşı karşıya kalınan umutsuzluğa ikna etmek değil, müdahaleler ile umudu var etmek gerekmektedir.

Çağrılı konuşmalar
http://www.sendika.tv/index.php?eylem=izle&id=266
http://www.sendika.tv/index.php?eylem=izle&id=268
 
OTURUMLAR
 
http://www.sendika.tv/index.php?eylem=izle&id=269
http://www.sendika.tv/index.php?eylem=izle&id=270
http://www.sendika.tv/index.php?eylem=izle&id=271
http://www.sendika.tv/index.php?eylem=izle&id=272
 
 
PANEL:
http://www.sendika.tv/index.php?eylem=izle&id=273

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: