Dikizleme Günlüğü üzerine…

Gani Çulha, K.Ü.SBE. RTS ABD Y.lisans programı

Hal Niedzviecki’nin Dikizleme Günlüğü’nü (Ayrıntı Yayınları, 2010) okuduktan sonra mahremiyet denen kavramın internet aracılı iletişimi kullanan herkes için çoktandır sonlanmış olduğunu düşünmekten kendimi alamadım. Nitekim internette atılan her adım, arama motorlarına yazılan her sözcük, gün be gün geliştirilen veri bankalarında saklanacak ve bir gün eğer dikkati çekerseniz size karşı rahatlıkla kullanılabilecek durumda. İnterneti gün boyu kullanan bir kişinin gün boyu nasıl bir psikoloji içerisinde olduğunu bilmek artık işten bile değil, sizin gün boyu ne yaptığınızı, hangi verileri aradığınıza bakarak, ne gibi bir ruh hali içerisinde bulunduğunuzu tahmin etmeleri artık zor değil. Hatta isterseniz istediğiniz bir kişi hakkında internette ne yaptığı hakkındaki bilgileri toplamak için kurulmuş şirketler bile var. Diyelim kız arkadaşınızın internette siz yokken nasıl zaman geçirdiğini merak ediyorsunuz, bunun için bütçenize uygun bir tarifeyi seçerek istediğiniz bilgileri satın alabiliyorsunuz. Diyelim çocuklarınızın interneti nasıl kullandığını bilmek isteyen bir ebeveynsiniz o halde her 15 saniyede bir ekran görüntüsünü yakalayabilen programlardan satın alarak rahatlıkla çocuğunuzun internet hayatına göz atabilirsiniz. Bunun gibi birçok örnekle beraber, blog yazarlığından realiti şovlara birçok ilginç örneği kitapta bulmak mümkün. Nitekim Hal Niedzviecki bununla da yetinmiyor ve dikizleme deneyiminin nasıl bir şey olduğunu anlamak için bizzat kendisi bu deneyimleri yaşamaya başlıyor. Facebook hesabı alarak arkadaşlıklarını genişletiyor, blog yazarlığı yapmaya başlıyor, eşini, bahçesini takip etmeye başlıyor. Tüm bunlar kendisini nasıl etkiledi dersiniz? Bunu da sanıyorum facebook hesabında bulunan 700 arkadaşını içkilerini ısmarladığı bir partiye davet etmek için hazırladığı bir buluşmayla somut olarak anlıyor. 700 kişiye yaptığı bir anketle yaklaşık 25 kişinin geleceğini düşünüyor ve buluşma mekanına giderek arkadaşlarını beklemeye başlıyor nitekim 25 kişiden sadece biri davete katılıyor. Hal Niedzviecki bu durumun sonuçları üzerine düşünürken durumu şu şekilde açıklıyor:

 “İnsanlar hendeğin öte tarafına atlamak istemiyorlardı. İnsanı ümitsizliğe sevk ediyor belki; ama kitlelerin iletişim kurmasını sağlayan sosyal paylaşım siteleri, bloglar, güncellenen anlık iletiler, “bana sırlarını anlat” tipi içtenlik gösterileri, insanlarla kurduğumuz bağları gerçek dünyaya taşımaya gelince önemini yitiriyordu. Evde kalmayı, bilgisayarınızın başına geçip dikizlemeyi, arkadaşlık uğruna kendimizi sergilemeyi, karman çorman duygularımızı paylaşmayı ve insanlarla kurulan sanal ilişkilerin beraberinde getirdiği sorumlulukları, hayal kırıklıklarını tercih ediyorduk.”

Nitekim Hal Niedzviecki’nin kitabı, sanal ortamlarda belli bir tanınırlık kazanmış kişilerin sanal hayatlarının gerçek hayatlarını bastırdığı, bunun bir tür bağımlılık yaptığı gibi sonuçları da görüyoruz. Her şeyi bilme arzusu ve korku politikaları insanda bir tür paranoya yaratmakta bu nedenle insanlar evlilikler sarsılmakta, gerçek hayattaki işleri ve ilişkilerinin kötü gitmesi gibi sonuçlarla karşılaşılmaktalar. Hasan Bülent Kahraman “arzunun yapaylaştırılmasına tahammül edebildiğimiz sürece internet bir cennet!” diyordu ama o bunu cinsellik boyutuyla ilişkilendirerek söylüyordu, nitekim sadece cinselliğin dışında yapılan her türlü hareket de bir arzu tatmini gibi görünüyor. O nedenle arzularımızı tatmin ederken bu teknoloji aracılı iletişimin ne anlama geldiğini ve ne tür sorumluluklara da sahip olmamız gerektiğini iyi bilmemiz gerekiyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: