Dijital tarihin yazımının dijital yöntemleri

İnternet’in gayri maddi, gayri resmi tarihi

Koray Löker

Bir mecra olarak içerdiği yenilikler, yaygınlık, erişilebilirlik gibi konularda seleflerinden büyük farklarla ayrılan İnternet, en tanınan yüzü -web siteleri- ile tarihsel dönemlere ayrılıyor. Önceden hazırlanan, derlenen, tasarlanan içeriğin sunumuna dayalı web siteleri (nokta-com) ilk kuşak; sunulan araç-gerecin kullanılmasıyla okuyucunun katkılarından oluşan içerik ikinci kuşak web sitelerini (web 2.0) kapsayan birer ana dönem olarak tarif ediliyor. 90’lı yıllarda başlayarak, 2000’li yılların başlarında en görkemli çağını yaşayan web dünyası, tam o noktada web 2.0 devrimiyle vites değiştirmiş oldu. Bu sırada web üzerinden yayınlanan içeriğin yapısı, sahipliği, biçimi açısından da önemli değişimler yaşandı. Youtube “kendin yayınla” sloganıyla açıldığında, kullanıcıların evlerinden hazırladıkları videoları yükledikleri bir site sunuyordu. Yemek yerken komiklikler sergileyen çocuklar, çeşitli şaklabanlıkları karakterize edilen ev hayvanları, filmlerin beğenilen sahneleri, video klipler derken Youtube dünyanın en büyük ve kaotik televizyon kanalı haline geldi, dijital dünyanın içine doğan kuşak için belki de televizyonun yerini almaya başladı. İnternet üzerinden dolaşıma giren ya da doğrudan bu mecrada üretilen içeriğin ve hatta içeriği okumamızı sağlayan arayüz tasarımlarının zaman içinde kaybolması ihtimali, net öncesi deneyimlerden yola çıkılarak tartışılan bir konu. Televizyon, üretilen ve dağıtılan içerikle iletişim kavramını bambaşka bir boyuta getiren, varlığıyla iktidar ilişkilerini, dengelerini değiştiren bir mecra olmasına rağmen tamamen yayınlanma anından ibaret bir var oluşa sahip; kalıcılık içermiyor ve bu yapısal özelliği nedeniyle tarihsel bir bağlam içinde incelenmesi güçleşiyor. Özel görüntülerin kopyalarının çıkartılarak saklanması, o görüntülerin birer nesne olarak değerlerini yeniden tarif ediyor. Radyo için durum belki daha da kötü. Radyoculuğun kendine has bir gücü olan çağlarda ses kaydı yapılmasının teknik olanakları çok az gelişmiş olduğundan yayınlanan bir çok radyo programının kopyası bulunmuyor. İnsanlık tarihi, yazılı içerikle ilişkisini, her biri ayrı devrimci unsurlar içeren mecraların yarattığı etkilere rağmen bozamıyor. İnternet’in evrimi bu durumu yeniden üretmeye fazlasıyla müsait, zira yazı yoğun bir mecra olarak yaygınlaşıp, kitlelerin kullanımına girdiğinden onlarca yıl sonra gerçek anlamda ses ve görüntü taşımakta kullanılır hale gelebildi. İronik olan, İnternet’in yapısal olarak yalnızca iletişim kurmak için kullanıldığında bile, iletileni saklayan bir mimariye sahip olmasına rağmen, televizyon ve radyo gibi kitlesel iletişim araçlarına benzer biçimde uçucu olması. Telefonda söylenen bir söz, özellikle bunun için bir işlem yapılmadığında söylem tamamlandığı anda geçmiş oluyor. İnternet üzerinden iletişimde ses, video, fotoğraf ya da yazı, her ne gönderiliyor olursa olsun, üretilen nesne karşıya kopyalanarak iletildiği ve gönderen kişide hala üretilen içerik saklandığı için enformasyon hep çoğalıyor. Bununla birlikte basitçe, kullanılan bilgisayarın çalışmaz hale gelmesiyle, içerik tıpkı televizyon ya da radyo yayını gibi yok olur. Archive.org İnternet’in içeriğinin kaybolabileceği gerçeği tezinden hareketle, daha yaygınlaşmaya yeni başladığı dönemden itibaren önemli bir girişimcilik faaliyeti olarak archive.org projesi hayata geçti. İnternet Kütüphanesi girişimi olarak tanımlanabilecek proje, İnternet sitelerinin kopyalarını saklıyor. Böylece yalnızca içerik değil, web sitesi kavramının, tasarım kültürü açısından evrimini de izleyebileceğimiz, başka kütüphane projelerinden bağımsız olarak zamana dair bir birikimi içeren yapıda çalışan bir arşiv mantığıyla tanışıyoruz. Kendi anlatımlarından nakledersek: “Kütüphanelerin varlık amacı toplumların kültür ürünlerini muhafaza etmek ve onlara ulaşılmasını sağlamaktır. Eğer kütüphaneler eğitimin ve bilgi birikimin gelişimine katkı sağlayacaklarsa, dijital çağa ayak uydurarak bu çağa özgü ürünleri de içermeye başlamalılar. Erken dönem sinema eserleri, film üzerindeki gümüş yeniden kullanılsın diye imha oldu. İskenderiye Kütüphanesi, dönemindeki her kitabı barındıran bir antik bilgi merkezi- yıkıldı. Bugün 21. yüzyıla girerken bile, televizyon ve radyo yayınlarının kapsamlı bir arşivi yok. Fakat kültür ürünlerinin yokluğunda medeniyetlerin hafızaları da olmaz ve başarılardan ya da hatalardan alınabilecek dersler de olmaz. İnternet’in patlamasıyla Danny Hillis’e göre dijital karanlık çağda yaşamanın paradoksuyla karşı karşıya kalırız. İnternet Arşivi, tarihsel anlamda önemi olan büyük bir mecra olarak İnternet ve diğer dijital dünyada doğan muhteviyatın geçmişte kaybolmasını engellemeyi hedefliyor. Kongre Kütüphanesi ve Smithsonian gibi kurumlarla birlikte çalışarak gelecek kuşaklara bugünün kayıtlarını aktarıyor.” İnternet Arşivi projesi, belirli bir görünürlüğe sahip her sitenin değişik zamanlarda kopyalarını alıyor. Böylece zaman makinası adı verilen bir araç sayesinde, bir sitenin yıllar boyunca değişimi izlenebiliyor. İçeriğin tamamen kullanıcıların hareketlerinden doğan ve oldukça da kişiye özel hale gelen web 2.0 siteleri düşünüldüğünde karşılığı olmayan bir yaklaşım olsa da, erken dönem web sitelerinin tıpkı basımlarından oluşan dev bir sanal kütüphane gerçekten tarihi kayıtlar anlamına geliyor. Ubu.com Sanatın, özellikle de 20. yüzyıldan itibaren çağdaş sanatın, kurumlarla ilişkisi göz önüne alındığında İnternet Arşivi projesinin yola çıkış noktaları sanat eserleri için daha da önem kazanıyor. Video ile yapılan işler, çeşitli performansların sesli ya da görüntülü kayıtları zaman içinde çok özel koleksiyonlar dışında bulunamıyor ve bu insanların o eserlerle karşılaşmalarının önünde ciddi bir engel olarak çıkıyor. Ubu.com projesi, sanata dair kapsamlı bir arşiv projesi ve erişim için özel bir üyelik istemiyor. Kendileriyle yaptıkları bir söyleşiden, kritik bir kaç soru cevapla anlamayı denersek: UbuWeb ne zaman başladı? UbuWeb Kasım 1996’da başladı. Önceleri amacımız görsel, somut, giderek de ses şiiri üzerine bir arşiv olmaktı. Yıllar içinde, UbuWeb avangart sanatın tüm hallerini kucaklayan bir yapıya büründü, daha da ötesine geçti. Sınırları da her yönde genişlemeye devam ediyor. Sitenizden bir ürün satın almak istesem? Alamazsın. UbuWeb’de bulunan hiçbir şey satılık değildir. Bunun alışılması zor bir fikir olduğunu biliyoruz, ama bu müzenin sonunda seni bekleyen dandik bir satış mağazası yok, için rahat olsun. Telif hakkıyla korunan ürünlerin (copyright) etrafa gönderilmesi hakkında uyguladığınız politika nedir? Eğer ürünün baskısı piyasada yoksa bizce adalet zedelenmiş sayılmaz. Ya da eğer piyasada satılıyor, ama deli bir fiyat isteniyorsa ya da elde etmek çok zorsa, şansımızı bir deniyoruz. Ama bir şey piyasada satılıyorsa ve herkes kolaylıkla alabiliyorsa, ona dokunmuyoruz. En son yapmak isteyeceğimiz şey zaten zar zor bulduğu parayla avangart sanat üreten insanların kazanabilecekleri üç-beş kuruşa göz dikmektir. UbuWeb dijital ortama uyarlanmış zor bulunan, baskısı bitmiş ya da acayip ürünlerin dağıtımına hizmet eden bir kooperatif gibidir. Eğer biz çok zor bulunabilecek bir somut şiiri tarayıp da burada yayımlıyorsak, bu işlem o şiirin gerçek hayattaki değerine hiçbir zarar vermez, tersine onu daha da değerli kılar. Yine de umurumuzda değil, E-bay’de satılık bir sürü eşya var zaten ve çoğu için de anamızın nikâhını istiyorlar. UbuWeb’e reklam vermek istiyorum. Bunu nasıl yapabilirim? Yapamazsın. UbuWeb tamamen ticaret dışı bir yerdir ve daima da öyle kalacaktır. Neden her gün yeni bir içerik postalanmıyor? UbuWeb bir blog değil, bir sanat arşividir. Yavaş yavaş birikerek oluşmuştur ve geleceğe doğru yavaş, ama ağır adımlarla ilerlemektedir. UbuWeb’deki güncellemeler hakkında bilgi notları almak isterdim. Bunu nasıl yapabilirim? UbuWeb kendi reklamını ve tanıtımını yapmayı reddetmektedir. En önemlisi, milletin mail kutularını daha fazla gereksiz spam mesajlarla doldurmak fikri bile midemizi bulandırıyor. Yılda birkaç kez seçtiğimiz bir listeye güncellemelerimizi gönderiyoruz, zaten adres defteri de bu işe yarar, öyle değil mi? UbuWeb’deki güncellemeleri takip etmenin en iyi yolu sık sık siteyi ziyaret etmektir, böylece tüm yeni işlerden haberin olur.

Not: Bu yazı Express (15 Mayıs 2010) yayınlanmıştır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: