Beyaz yakalıların sınıf aidiyetsizliği üstüne…

Yazan: Mete Gürkan


Bilişim sektörü çalışanları tam bir sınıf yanılsaması içinde.

BThaber için hazırladığım “Bilişim ve Örgütlenme” konulu haber için çeşitli akademisyenler, dernek ve sendika temsilcileri ile görüşüyorum son haftalarda. Yine geçtiğimiz günlerde Başkent Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Prof.Dr. Mutlu Binark ile bir görüşmem oldu. Bu konuda yetkin isimlerden biri olan Binark, Temmuz ayı başında İstanbul’da düzenlenen Avrupa Sosyal Forumu bünyesinde bu konu üstüne bir panele de katılmıştı. Binark ile şimdiye kadar IBM’de son dönemde yaşanan gelişmeler dışında örgütlenme anlamında ciddi deneyimleri olmayan bilişim sektöründe örgütlenmenin önündeki engelleri de konuştuk.

Binark’a göre bilişim sektöründe çalışanların ciddi bir örgütlenmeye gidememesinin ardında pek çok sebep bulunuyor. Bunlardan en önemlilerinden biri de eğitimli işgücünün kendilerini birer işçi ve emekçi olarak görmemeleri. Bu tespit, üzerinde durulması gereken, sektörün önemli sorunlarından biri kanımca da.

Gerçekten de, meslek ve kariyer gibi kavramlar işin içine girince, bilişim çalışanları sendikayı daha alt sınıflara ait birşey gibi görme eğilimine giriyorlar. Oysa günümüzün vahşi rekabete dayalı neo-liberal ekonomi düzeninde, meslek ve kariyer mitini derinden sarsacak şeyler oluyor. Güvencesiz çalışma koşulları, geleceğe yönelik belirsizlikler, gösterilen emeği karşılamayan düşük ücretler, esnek (ama mesai saati sonralarına doğru esnek) çalışma saatleri, geç ödenen maaşlar, bir günde çalışanların kendini kapı önünde bulma riski. Tüm bunlar aldı başını gidiyor.

Bilişim sektörü çalışanları tam bir sınıf yanılsaması içinde. Geçtiğimiz yıl muhabir olarak izlediğim IBM önündeki bir eylemde bunu görmüştüm. Plazadan çıkan beyaz yakalı tabir ettiğimiz bilişim emekçileri, kendileri gibi birer emekçi olan eylemcilere, adeta başka bir dünyadan gelmişlercesine bakıyorlardı. Bazıları ise ellerinde Starbucks kahveleriyle eylemcilere bakma ihtiyacı hissetmiyor, adeta onların varlığından rahatsız oluyorlardı, “bunların işi ne burda” diyorlardı içinden.

Beyaz yakalılar kendini işçi sınıfına ait hissetmiyor. Oysa artık değişen proleter profili belki de en çok masa başı çalışanlarını, beyaz yakalı ofis emekçilerini kapsıyor.

Beyaz yakalı kendini mavi yakalıyla bir görmüyor. Görmek istemiyor. “Ben eğitim aldım yıllarca, ABD’lerde okudum, sertifikalar elde ettim” diyor, kendini birer yönetici değil de işçi olarak görmek ağrına gidiyor belki. Oysa bu tam bir yanılsama. Bunu içselleştirmeden, bilişim çalışanlarının haklarını yenilmesinin önüne geçmesi zor. Veya en azından haklarının yendiğinin fark etmesi.

Örgütlenmenin önündeki diğer engellerden biri de sendikaların yeni dünyanın gerektirdiğii yeni emekçi profilinin ihtiyaçlarını tam olarak anlayamaması, kendini buna göre yenileyememesi. Bu noktada yeni sendika yapıları, belki de moda deyimi uyarlarsak Sendika 2.0 anlayışı gerekiyor. Bu konuya önümüzdeki haftalardaki yazılarımda değineceğim.

Bu arada bir not, yazının başında belirttiğim “Bilişim ve Örgütlenme” konulu haber BThaber’in CeBIT Bilişim Eurasia ve Bilişim Zirvesi döneminde, Ekim başında yayınlayacağı özel sayılarda geniş ve kapsamlı bir şekilde yer alacak.

Kaynak:

http://www.btnet.com.tr/wps/portal/makale/detay?wcm.haberId=btnethaber_1279701176456

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: