Yeni Medyada Nefret Söylemi-Önsözden…

Işık Barış Fidaner

(Önsözden kısaltılmıştır)

Günümüzde nefret söyleminin yayılma biçimleri, internet ve toplumsal paylaşım ağlarının (yeni medyanın) gündelik iletişim dokularında her gün yaratmakta olduğu değişimlerle yakından ilişkilidir. Gazete, radyo, televizyon, hatta cep telefonu gibi diğer temel iletişim teknolojilerinin aksine; yeni medya, etkileşimli kamusal alanlar yaratarak nefret söyleminin yaşam bulabileceği ve yeniden üretime girebileceği en elverişli ortamı sağlamıştır. Derlemenin ilk yazısında Mutlu Binark bu konuyu ele alarak, nefret söylemi ve yeni medyada yayılım biçimleri konusunda güncel ve akademik birçok çalışmayı aktarıyor. Nefret söyleminin cinsiyet, millet, ırk gibi farklı örnekleri ve kısıtlanmasına yönelik çalışmalar hakkında genel bir fikir oluşmasını sağlıyor.

İkinci bölümde İlden Dirini internet okurlarının gazete haberlerine yaptığı yorumları ele alıyor. İlk bakışta önemsiz görülebilecek bu yorumların söylem (ve nefret söylemi) üretiminde haberlerin önüne geçtiğini ve geleneksel medya ve politikacıları bile etkileyebildiğini görüyoruz.

Eser Aygül, internet kullanımındaki payı hızla artan toplumsal paylaşım ağlarında nefret söyleminin yayılma biçimlerini incelediği makalesinde; etiketleme, damgalama, stereotip oluşturma gibi pratikleri Facebook’ta bulunabilecek sayısız nefret grubundan alıntılarla örnekleyerek okurların dikkatine sunuyor.

Tuğrul Çomu’nun çalışması internet üzerindeki görsel paylaşım ağlarında nefret söyleminin rolünü ele alıyor. Görüntü paylaşımı kolaylaştıkça ve kalite gereksinimi düştükçe nefret söylemi paylaşılan görüntülere giderek daha görünür olarak girme ve yayılma şansı buluyor.

Beşinci bölüm, Günseli Bayraktutan-Sütcü’nün dijital oyunlarda nefret söylemini inceleyen çalışmasından oluşuyor. Özellikle cinsiyetçilik ve cinsiyet rolleri, rol yapma oyunlarında bir fantazi olarak yeniden üretiliyor.

Altuğ Akın nefret söyleminin model örneği diyebileceğimiz holiganizmin spor seyircisini, taraftarları ve spor yazarlarını nasıl etkilediğini inceliyor.

Burak Doğu’nun hazırladığı yedinci bölüm ise farklı bir perspektif getirerek, internet üzerinde nefret söylemi ile mücadele etme yollarını araştırıyor.

Son bölümde Ayşe Kaymak nefret söylemini bir hukuk sorunu olarak ele alıyor. Nefret söylemini diğer söylemlerden nasıl kesin olarak ayırt edebiliriz sorusundan yola çıkan yazı, yargı katında nefret söyleminin tanınarak kısıtlanmasına yönelik bilgiler vererek yol gösteriyor.

Nefret söylemleri hayatın her alanında karşımıza çıkmaktadır. Bu söylemler esas mahiyetleri görünmez kaldığı ölçüde ideolojik işlev gösterirler ve toplumsal çatışmaların maddi sebeplerini örterek bizi demokratik çözümlerden uzaklaştırırlar. Bu örtüyü kaldırmanın tek yolu, o söylemlerin “nefret söylemi” olduklarını açığa çıkararak toplumsal olarak mahkum edebilmektir. Biz bu kitapta, gündelik yaşamda ve bütün toplumsal alanlarda nefret söylemlerinin görünür kılınabilmesi için okurlarımıza yol göstermeyi amaçladık. Başlattığımız tartışmanın akademik, gündelik ve diğer alanlarda yayılarak sürmesini umuyoruz.

Yayınevi: Kalkedon, 2010 Eylül.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: