TEKNOLOJİ ESARETİ!

Su Elvin ÜNAL

İletişim teknolojilerindeki gelişmeler bir yandan hayatımızı kolaylaştırırken diğer yandan da teknolojik gelişmelerin sağladığı olanaklar bizim her alanda kontrol edilmemizi, her adımımızda gözetlenmemiz olanaklı kılmaktadır.

Gündelik yaşamımızın bir öğesi haline gelen, sıradanlaştırılan gözetleme ya da gözetim sadece günümüze özgü bir yaklaşım değildir. Tarih boyunca insanlar, başkalarının ne yaptıklarını kontrol etmek, kaydettikleriyle ilerlemeyi görmek, toplumsal örgütlenmeyi sağlamak ya da koruma amacıyla diğerlerini gözetlemişlerdir. Ancak devletin toplum ve ülkesi üzerindeki gözetimi, etkin bir şekilde modernizmin erken dönemleriyle birlikte ortaya çıkmış, bu dönemde teknolojideki gelişmelere paralel olarak yeni teknolojilerle de yeni gözetim biçimleri gelişmiş, sistematik olarak izleme ve araştırma, olağanüstü kalabalık bir kitleyi görünmeksizin ya da bilinmeksizin izleme, ayrıca geçmişten farklı olarak toplanan bilgileri depolama olanaklı hale gelmiştir.

Günümüz toplumunda, bilgilerin depolanması ve tasniflenmesi suretiyle bireylerin gözetimi sadece devlet tarafından değil, özel bir takım kişi ve kuruluşlarca da yapılmaktadır. Özellikle 20’nci yüzyılın son çeyreğinde gelişen elektronik gözetleme sistemleri ve teknolojileri kredi kartından, telefon, internet, parmak izi ve göz tanıma sistemleri, kapalı devre kamera sistemlerine kadar uzanmaktadır. Bu sistemler daha çok özel sektör tarafından ticari ve devletler tarafından ise suçu engelleme ve toplumsal kontrol yani güvenlik amacıyla kullanılmaktadır.  

Gözetim sadece ulus devletler sınırlı kalmamış, uluslar arası hale gelmiş, küreselleşmiş, kamusal ve özel alan arasındaki hat zayıflamıştır. Bilgisayar teknolojisiyle bütünsel denetimin önündeki engeller kalkmıştır. Herşeyi bilen, her yerde olan ve her şeye gücü yeten iktidar giderek gerçek hale gelmeye başlamıştır.

Modern devletin, teknolojik imkanları kullanmak suretiyle gözetimin boyutlarını giderek daha çok genişletmesi ve dünyamızın büyük bir panopticon’a doğru ilerlemesi, gözetim belli bir kesim tarafından sorgulanmadan kabul edilse de, toplumdaki bazı bireyler arasında rahatsızlıklara neden olmuş ve bu kişiler gözetimin boyutlarının genişlemesini çeşitli araçlar kullanarak eleştirmişlerdir. Bu tepkilere örnek olarak sanatçılar tarafından ortaya konan eserler, çekilen sinema filmleri ve küresel çapta oluşturulan toplumsal hareketleri sayılabilir. Bu eserler arasında yer alan, George Orwell’in “1984” adlı romanında betimlenen distopya portresinde devletin, bireylerin her hareketini gözlemlediği ve yanlış yapılan şeyleri haber alıp cezalandırdığı bir yapı anlatılmaktadır. “Big Brother” olarak adlandırılan bu yapı devasa bir itaat mekanizması yaratmaktadır. Bu yapıda herkesi, devletin çizdiği “ideal” portreye yaklaştırmak ve tektipleştirmek amaçlandığı görülmektedir. Jeremy Bentham’ın “Panoptikon” adlı eserinde de sürekli gözetlemenin esas tutulduğu modern bir hapishanenin tasvir edilmekte, bireylere daima “otorite” tarafından izleniyor oldukları düşüncesi benimsetilerek, bireylerin kendi hareketlerini kontrol altına almaları amaçlanmaktadır. Böylece bireyler sürekli bir denetçinin denetçinin gözetiminde olduğu hissiyle yasayarak otoriteye karsı çıkan hareketler yapmaktan kaçınmaktadır.

Bu eserlerde anlatılanlara benzer bir toplumsal yapının ve ortamın oluşturulduğu günümüzde gözetlemenin en belirgin işaretlerinden biri olan kapalı devre kamera sistemleri otobüslere, taksilere telefon kulübelerine, asansörlere kadar girmiştir.

Kentlerin mekan olarak seçildiği bu kameraların işlevinden yola çıkarak, David LYON (2006) “Gözetlenen Toplum” isimli kitabında kentleri bizim gözetlemeyi çok yönlü, çok katmanlı ve an be an yaşadığımız yerler olarak tasvir etmektedir. Kent hayatında gözetleme de güvenlik kameraları aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Kamusal alanlardaki kameralar LYON’un deyimiyle ülkeden ülkeye değişim göstermesine rağmen suç korkusuna hitap etmekte, mahremiyetle ilgili çekinceler de güvenlik hissinden dolayı azalmaya başlamaktadır.

Gözetleme araçlarından kameralarla kentlerde kurulan sistemlerden alınan verilen sadece görevliler tarafından dağil, sanal ortamda da canlı olarak izlenebilmektedir. Yol durumunu öğrenme, kentleri tanıma amacıyla sanal ortamında halkın seyrine açılan görüntüler, kullanıcılar aracılığıyla eğlence aracı haline dönüşmekte, gözetleme içselleştirilmektedir. Facebook gibi sosyal paylaşım ağlarında da gözetlemenin seyirlik ve eğlencelik hale dönüştürüldüğü sanal ortamlardandır. Sanal ortamda kuralsız bir şekilde dolaşan görüntülere yönelik eleştiriler de Google CEO’sunun “Gizli saklı işler mi yapıyorsunuz ki insanların öğrenmesinden korkuyorsunuz?” şeklindeki açıklamasıyla doğallaştırılmakta, gündelik yaşamın bir parçası haline getirilmektedir.

Teknolojik gelişmeler sayesinde artan gözetleme araçları ülkemizde de etkin şekilde kullanılmaktadır. Gözetleme teknolojilerinden biri olan ve Türkiye’de de yaygın bir şekilde kullanıma sokulan, toplumsal denetim ve gözetim güvenlik adı altında meşrulaştırılan, Kent Bilgi ve Güvenlik Sistemi olarak bilinen MOBESE yani Mobil Elektronik Sistem Entegrasyonudur.  Bu sistemle kamusal alanda  gözetleme süreklilik kazanmaktadır. Bu gözetleme sisteminde, kamera ile olan temasla hiçbir şekilde karşılıklı bir gözetleme durumu mevcut değildir.  Kameraların basındaki gözetleyen taraf bizlerin kim olduğunu, yolda nasıl yürüdüğümüzü, toplum içerisinde hangi davranış kalıplarıyla hareket ettiğimizi ve birbirimizle nasıl iletişim kurduğumuzu bilmekte, izleyebilmekte ve kayıt altına alabilmektedir.

İstanbul ve Ankara başta olmak üzere Türkiye’nin birçok yerinde faaliyete geçen MOBESE’lerle kentlerin 24 saat kesintisiz gözetlenme dönemi başlamıştır. Suçluyu tespit etmek ve suçu önlemek amacıyla hizmete sokulduğu belirtilen MOBESE sistemleri sayesinde Türkiye’nin çeşitli yerlerinde yakalanan suçlulara ilişkin, suç oranlarının azaldığına ilişkin haberlerle MOBESE’lerin güvenliği ve kamu düzenini sağlamadaki etkinliği pekiştirilmeye çalışılmaktadır.

Kameralarla yapılan gözetleme toplumun büyük bir kesimi tarafından “güvenlik” nedeniyle desteklenmektedir. Hatta bazı yerlerde halk tarafından bu tür sistemlerin kurulmasına katkı yapılmaktadır. Eskişehir’de 2008 yılında bir yerel televizyon kanalı aracılığıyla başlatılan “Haydi Eskişehirli Kentine Sahip Çık” isimli kampanya sonucunda halkın yaptığı bağışlarla şehirde kurulması planlanan kamera sayısı 30’dan 150’ye çıkmıştır.

Bazı kesimler tarafından özel hayatın gizliliği ve mahremiyetin ihlali gerekçesiyle bu tür izleme yöntemleri eleştirilmektedir. Kamusal hayatın gözetlenmesine karşı Amerika’da başlatılan, çeşitli ülkelerden de katılımları olduğu www.notbored.org site aracılığıyla faaliyetlerine devam eden grup gibi Türkiye’de de MOBESE gözetlemesi karşıtları tarafından NOBESE isimli bir oluşum başlatılmış, oluşum üyeleri tarafından çeşitli etkinlikler düzenlenmiş ve düzenlenmektedir. Türkiye’deki oluşum, faaliyetlerini www.izleniyoruz.net adlı site üzerinden yürütmektedirler.

Gündelik yaşamdan başlayarak iktidar, tüm yaşam alanlarımızı kaplayan gözetleme ve takip sistemleri yaşamımızın olağan bir parçası haline getirilmeye başlanmış, saklanması gereken özel hayat ile kamusal hayat birbirine entegre olmuştur. Kent ve toplum, görsel bir malzemeye, seyirlik, iktidarın uzamsal ve zamansal hareketini gösteren bir nesneye dönüşmüştür.

Kamusal ortamlarda gözetlendiğini, kendilerini kaydeden bazı kameraların olduğunu bilmek bir ölçüde bazı bireyleri suç işlemekten alıkoymaktadır. Ancak kamusal alanda her an gözetlendiğini bilen bireylerin kendilerini ne kadar özgür hissedebilecekleri, ruhsal durumlarının ne kadar dengeli olabileceği, böyle bir ortamda yetişen bireyin oluşturduğu toplumların ne kadar sağlıklı olabileceğinin sorgulanması gerekmektedir.

Toplumsal anlamda herkesin hem gözetlenen hem de gözetleyen haline gelmesinin, herkesim birbirinden kuşku duyması ve gözetlemesinin korku toplumunu yaratacağının, bu durumun toplumsal parçalanmaya neden olacağının ve toplumsal gelişimin önünü açmayacağının göz ardı edilmemesi gerekir.

TEKNOLOJİ ESARETİ! için 2 cevap

  1. Söz Bir Web diyor ki:

    Güzel bir anlatım olmuş, tebrikler..

  2. bence teknoloji insanları yozlaştıryor. iletişim araçlarını kullanmaktan insanların aile akraba arkadaş ilişkileri bitme noktasında.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: