Eu Kids Online – Avrupa Bulguları

  1. TEMEL BULGULAR: AVRUPA

1.1.        Avrupa Çevrimiçi Çocuklar anketi

  • Bu rapor, EU Kids Online-Avrupa Çevrimiçi Çocuklar çalışma grubu tarafından, yüksek standartlarda tasarlanmış ve yürütülmüş olan yeni ve özgün bir anketten elde edilen temel bulguları içermektedir. Bu anket, çevrimiçi güvenlik hakkındaki politikaların dayandığı kanıtları güçlendirmek için Avrupa Komisyonu’nun Güvenli İnternet Programı (Safer Internet Programme) tarafından desteklenmektedir.
  • 25 Avrupa ülkesindeki, seçkisiz tabaka örneklemi ile seçilen, 9-16 yaş arası, İnternet kullanan, 23,420 çocuk ve ebeveynlerinden birisi ile İlkbahar/Yaz 2010 döneminde yüz yüze görüşmeler yapılmıştır. Burada rapor edilen bulgular 23 ülkeyi esas almaktadır.
  • Ankette şu çevrimiçi riskler hakkında sorular sorulmuştur: pornografi, zorbalık, cinsel içerikli mesaj almak, daha önce tanımadığı kişilerle iletişime geçmek, çevrimiçi görüştüğü kişilerle çevrimdışı görüşmek, kullanıcı tarafından oluşturulmuş potansiyel zararlı içerik ve kişisel bilgi istismarı.
  • Raporda, ‘çocuklar’ kelimesi ile kastedilen Avrupa’daki 9-16 yaş arası İnternet kullanıcısı çocuklardır. ‘İnternet kullanımı’ sözcüğü ise çocukların çevrimiçi (online) olabileceği herhangi bir aracı ve mekanı belirtmektedir.

1.2.        Temel Bulgular

  • Avrupalı 9-16 yaş arasındaki çocukların %12’si İnternet’te karşılaştığı bir durumun onları üzdüğünü veya rahatsız ettiğini belirtmiştir. 9-10 yaşındakilerde bu oran %9’dur. Diğer yandan, çocukların çoğu çevrimiçi olduklarında üzüntü veya rahatsızlık duyduklarına yönelik bir durum rapor etmemişlerdir.
  • Ankette yer alan çeşitli risklere (aşağıda detaylı açıklanacaktır) bakıldığında, 9-16 yaşındaki Avrupalı çocukların azınlığı –genelin %39’u – belirlenen risklerin bir veya daha fazlası ile karşılaştıklarını belirtmiştir. Aşağıda belirli bulgular altında belirtildiği gibi – çocukların dörtte birinden daha azı risklerin çoğu ile karşılaşmıştır.
  • Çevrimiçi çocuklar, en sık karşılaştıkları riskleri daha önce tanımadıkları yeni kişilerle çevrimiçi iletişime geçmek ve kullanıcılar tarafından oluşturulmuş potansiyel zararlı içerikleri görmek olarak belirtmiştir. Çevrimiçi iletişime geçilen yeni kişilerle çevrimdışı buluşmalar ve siber zorbalık çocukların karşılaştığı nadir riskler arasındadır.
  • Önemli bir bulgu olarak, çocuklar riskin her zaman zararlı sonuçları olmadığını belirtmişlerdir. Hoş olmayan veya incitici mesajlarla siber zorbalığa maruz kalmak en az karşılaşılan risk olmasına rağmen çocukları en çok üzen durumdur.
  • Cinsel riskler – cinsel fotoğraflar görmek ve cinsel içerikli mesaj almak – en sık karşılaşılandır, fakat buna maruz kalan çocukların çok azı bunu zararlı bir deneyim olarak görmektedir.
  • Her 12 çocuktan 1’i, çevrimiçi görüştüğü kişi ile çevrimdışı buluşmuştur; bu risk çok nadir olarak zararlı bir deneyim olmaktadır.
  • Ülkeler kıyaslandığında, Estonya, Litvanya, Çek Cumhuriyeti ve İsveç’teki çocukların üçte ikisine yakını bir veya daha fazla riskle karşılaşmaktadır. En az risk grubu ise Türkiye, Portekiz ve İtalya olarak bulunmuştur. Öte yandan, Danimarka (%26), Estonya (%25), Romanya (%21) ve İsveç’teki (%21) çocuklar İnternet’teki bir duruma üzüldüklerini veya rahatsız olduklarını açıkça söyleyebilmekteyken, İtalya (%6), Portekiz (%7) ve Almanya’daki (%8) çocuklar en az söylemeye yatkın olanlardır.
  • Ülkede İnternet’i günlük kullanan çocukların sayısı arttıkça, bir veya daha fazla riskle karşılaşma oranı da artmaktadır. Öte yandan, kullanım arttıkça, olanaklar ve şüphesiz ki yararlar da o kadar artmaktadır. En çeşitli çevrimiçi aktiveler Estonya, Litvanya, Çek Cumhuriyeti ve İsveç’teki çocuklar tarafından belirtilirken, en az çeşit Türkiye ve İrlanda’daki çocuklar tarafından belirtilmiştir. Diğer bir değişle İnternet kullanımı, risklerin yanında olanaklar da sunmakta ve bu ikisi arasındaki çizgi oldukça zor çizilmektedir.
  • Çocukların çoğunun kendilerine sorulan risklerden herhangi birisi ile karşılaştığını rapor etmemesi ve çok az bir kısmının çevrimiçi deneyimlerinden üzüldüğünü ya da rahatsız olduğunu belirtmesi, gelecekteki güvenlik politikalarının ihtiyaç duyulduğu yerde ilgili kaynakları ve rehberliği, özellikle çevrimiçi olan küçük çocuklar için sağlaması gerektiğini göstermektedir.
  • Herhangi bir riskle karşılaşan çocukların ebeveynleri bunu genellikle fark etmemektedir: Çocukları cinsel fotoğraf gören ebeveynlerin %41’i çocuklarının bunu görmediğini; çocukları müstehcen veya incitici mesaj alan ebeveynlerden %56’sı çocuklarının bunları almadıklarını; çocukları cinsel içerikli mesaj alan ebeveynlerden %52’si çocuklarının bunları almadıklarını, çocukları çevrimiçi görüştüğü kişilerle çevrimdışı buluştuğunu söyleyen ebeveynlerin %61’i çocuklarının bunu yapmadığını söylemiştir. Her ne kadar bu riskler çocukların azınlığını etkilese de, ebeveynlerin bu durumu hafife almaları azımsanmayacak bir seviyededir.

1.3.        Risk ve zararlar hakkında önemli bulgular

İnternet’i kullanan çocuklara çok sayıda riskle karşılaşıp karşılaşmadıkları ve daha sonra bunun yüzünden rahatsız yani “rahatsız eden, üzen veya keşke görmeseydim diyeceği” bir durum olup olmadığı sorulmuştur. Bulgular çocuğa (yaş, cinsiyet gibi), ülkeye ve risklere göre değişkenlik gösterirken, yapılacak genellemelerde dikkatli olunmalıdır.

  • İnternet kullanan Avrupalı 9-16 yaş arası çocukların %29’u, yüz yüze daha önce tanışmadıkları kişilerle buluşmayı riskli ama eğlenceli bir aktivite olarak görmektedir.
  • Çocukların %8’i, geçen yıl, çevrimiçi görüştüğü kişilerle çevrimdışı da buluşmuştur. Tüm çocukların %1’i (görüşmeye giden 7 çocuktan 1’i) bu görüşmeden rahatsız olmuştur. 9-10 yaşındakiler her ne kadar çevrimiçi görüştüğü kişilerle çevrimdışı buluşmaya en az yatkın olsalar da bundan en fazla rahatsızlık duyan da onlar olmuştur (böyle bir görüşmeye gidenlerin %41’i rahatsızlık duymuştur).
  • 11-16 yaşındakilerin %22’si, kullanıcı tarafından oluşturulmuş potansiyel zararlı bir veya daha fazla türdeki içeriğe maruz kalmıştır: nefret (%12), anoreksiya (%11), kendine zarar verme (%8), ilaç kullanımı (%7), intihar (%5).
  • 9-16 yaşındakilerin %14’ü geçen 12 ay içinde “açıkça cinsel içerikli – örneğin, insanları çıplak veya cinsel ilişki halinde gösteren” çevrimiçi fotoğraflar görmüştür. Cinsel veya pornografik çevrimiçi fotoğraf görenlerin 3’te 1’i bu deneyimden rahatsız olmuş, bunların yarısı (fotoğraf görenlerin  16’da biri veya tüm çocukların %2’si) ise gördüklerinden epeyce ya da çok fazla rahatsız olmuşlardır.
  • Tüm medya türlerine bakıldığında, geçtiğimiz 12 ay içerisinde, günümüzde TV, film ve video kadar yaygın pornografi kaynağı olan İnternet aracılığı ile, çocukların %23’ü cinsel veya pornografik içerik görmüştür.
  • Gençler, küçük çocuklara göre dört kat daha fazla oranda çevrimiçi veya çevrimdışı pornografi görmeye eğilimlidir ve çevrimiçi gördükleri cinsel fotoğraflar daha müstehcen görüntülerdir. Fakat, küçük çocuklar çevrimiçi ortamda cinsel fotoğraf gördüklerinde, gençlere göre daha fazla rahatsız olmakta veya üzülmektedir.
  • Çevrimiçi cinsel fotoğraf gördüklerinde rahatsız olanların %53’ü en son böyle bir durum ile karşılaştığında başka birine bunu söylemiştir – %36’sı arkadaşına, %18 ebeveynine. Öte yandan, %24’ü bir süreliğine İnternet kullanmayı bırakmış ve çok azı bazı filtre veya bağlantı ayarlarını değiştirmiştir.
  • 11-16 yaşındaki çocukların %15’i, arkadaşlarından “cinsel içerikli mesajlar veya fotoğraflar” (cinsel ilişki hakkında konuşmak veya soyunmuş veya cinsel ilişkide bulunan insanların fotoğrafları) almış ve %3’ü buna benzer mesajları gönderdiklerini veya postaladıklarını söylemiştir. Bu tarz mesaj alanların yaklaşık olarak dörtte biri bundan rahatsız olduğunu söylemiştir. Ayrıca, rahatsız olduğunu belirten çocukların yarıya yakını buna epeyce veya çok fazla üzüldüğünü belirtmiştir. Yani genel olarak, bu tarz mesaj alan 8 çocuktan biri veya tüm çocukların %3’ü cinsel içerikli mesajlardan dolayı epeyce veya çok fazla üzülmektedir.
  • ‘Cinsel içerikli mesaj’ yüzünden rahatsız olan çocukların yaklaşık üçte biri, istenmeyen cinsel içerikli mesajları silmiş (%38) ve/veya mesajı gönderen kişiyi engellemiştir (%36). Çocuklar, çoğunlukla, bu önlemlerin işe yaradığını söylemiştir. Bu tür olumlu başa çıkma yöntemleri çocuklar arasında daha fazla yaygınlaştırılmalıdır.
  • 11-16 yaş arasındaki çocukların %9’u, kişisel bilgilerinin başkası tarafından kötüye kullanıldığını– şifrelerinin (%7) veya kişisel bilgilerinin (%5) başkası tarafından ele geçirildiğini veya İnternet’te dolandırılarak para kaybettiklerini (%2) – belirtmiştir.
  • Sanal zorbalıkla ilgili olarak, 9-16 yaşındaki çocukların %5’i İnternet’te müstehcen veya incitici mesaj aldıklarını ve çocukların %3’ü bu tür mesajları başkalarına gönderdiklerini belirtmiştir. Zorbalık içeren mesaj alan çocukların üçte ikisi epeyce veya çok fazla üzülmüştür.
  • Çocukların %19’unun çevrimiçi ve/veya çevrimdışı zorbalığa maruz kaldığını ve %11’inin bu zorbalığın geçen bir sene içinde olduğunu belirtmiş olması sebebiyle, çevrimdışı zorbalığın çevrimiçi zorbalıktan daha fazla meydana geldiği söylenebilir.
  • Müstehcen veya incitici çevrimiçi mesaj alan çocukların çoğu sosyal destek istemekte iken, sadece 5 çocuktan 1’i kimseye bu durumdan bahsetmemiştir. Çocukların yarısına yakını çevrimiçi stratejiler kullanmaktadırlar – incitici mesajları silmek veya zorbayı engellemek (çocuklar tarafından etkili önlem olarak görülmüştür).
  • Tüm riskler yaşla doğru orantılı olarak artmaktadır: 9-10 yaşındakilerin %13’ü,  11-12 yaşındakilerin %32’si,  13-14 yaşındakilerin %49’u ve  15-16 yaşındakilerin %61’i bir veya daha fazla riske maruz kalmıştır.
  • Erkekler, özellikle gençler, daha fazla çevrimiçi cinsel fotoğrafa maruz kalırken, genç kızlar kısmen daha fazla müstehcen veya incitici çevrimiçi mesaja maruz kalmışlardır. Öte yandan, çoğunlukla kızlar yaşadıkları bu tür risklere daha fazla üzülmektedir.

1.4.        Çocukların İnternet kullanımı hakkındaki bilgiler

  • Çocuklar, çok değişik türde ve potansiyel olarak yararlı çevrimiçi etkinlikler yapmaktadır: 9-16 yaşındaki çocuklar İnternet’i okul işlerinde kullandığını (%84), oyun oynadıklarını (%74), kısa video dosyaları izlediklerini (%83) ve anlık ileti kullandıklarını (61%) belirtmişlerdir. En az yapılan etkinlikler ise başkalarıyla paylaşmak için fotoğraf (%38) veya ileti (%31) göndermek, web kamerası kullanmak (%29), dosya paylaşım siteleri (%17) veya blog (İnternet günlüğü) sitelerini kullanmaktır (10%).
  • İnternet kullanımının en yaygın olduğu yer %85 ile ev daha sonra %63 ile okul olmuştur. Fakat, İnternet’e erişim çeşitlenmektedir – çocukların %48’i kendi odalarında ve %31’i de cep telefonu ya da avuçiçi araçlarla İnternet’i kullanmaktadır. İsveç, İngiltere ve İrlanda da her 5 çocuktan biri avuçiçi araçları kullanarak İnternet’e erişmektedir.
  • Çocuklar gittikçe daha küçük yaşlarda İnternet’i kullanmaya başlamıştır – İnternet’i ortalama olarak ilk kullanma yaşı İsveç’te yedi, diğer kuzey Avrupa ülkelerinin çoğunda sekizdir. Tüm ülkeler karşılaştırıldığında, 9-10 yaşındakilerin üçte biri İnternet’i günlük olarak kullanmakta ve bu oran 15-16 yaşındakilerde %77’ye kadar çıkmaktadır.
  • İnternet kullanımı tamamıyla çocukların günlük yaşantısının bir parçası olmuştur: 9-16 yaş çocuklarının %92’si en az haftada bir kez İnternet‘i kullanmaktadır (%57’si her gün ya da neredeyse her gün İnternet kullanmaktadır).
  • 11-16 yaşındakilerin %30’u aşırı İnternet kullanımının ‘oldukça fazla’ veya ‘çok fazla’ olması nedeniyle yaşadığı bir veya daha fazla deneyim olduğunu belirtmiştir (arkadaşlarını, okul işlerini veya uykuyu aksatmak gibi), bu oran Portekiz’de %49’a, Estonya’da %50’ye yükselmiştir.
  • İnternet kullanımı arttıkça sayısal okur-yazarlık olanaklarının ve güvenlik yeteneklerinin arttığı görülmektedir. “İnternet hakkında ebeveynlerimden daha çok şey bilirim” ifadesini, 9-16 yaşındakilerin üçte biri (%37) ‘çok doğru’, diğer üçte biri (%31) ‘biraz doğru’, diğer üçte biri (%32) ise ‘doğru değil’ olarak belirtmiştir.
  • Küçük çocuklarda beceri ve kendine güven açısından eksiklik vardır. Öte yandan, 11-16 yaşındaki çocukların çoğu görüşmek istemedikleri kişilerden gelen mesajları engelleyebilmekte (%60) veya İnternet’te güvenlik önerileri bulabilmektedirler (%58). Çocukların yarısına yakını sosyal paylaşım ağlarındaki gizlilik ayarlarını değiştirebilmekte (%52), İnternet sitelerinin kalitesini karşılaştırabilmekte (%51) veya istenmeyen mesajları (spam) engelleyebilmektedir (%47).
  • 9-16 yaşındakilerin %57’si herhangi bir sosyal paylaşım sitesinde profile sahiptir – 9-10 yaşındakilerin %24’ü, 11-12 yaşındakilerin %48’i, 13-14 yaşındakilerin %72’i ve 15-16 yaşındakilerin %81’i profile sahiptir. Sosyal paylaşım siteleri en fazla Hollanda (%78), Slovenya (76%) ve Litvanya’da (75%) popülerken, en az Romanya ve Türkiye’de (her biri %47) popülerlik göstermektedir.
  • Sosyal paylaşım sitesi kullanıcılarının %29’u herkese açık profile sahiptir – en fazla herkese açık profil Macaristan (%53), Türkiye (%45) ve Romanya (%44) da bulunmaktadır; çocukların %29’unun arkadaş listesinde 100’den fazla kişi bulunmaktadır, ama çocukların çoğunluğunda bu sayı daha da azdır.

1.5.        Metodoloji hakkında

  • EU Kids Online araştırmasına dahil olan ülkeler: Almanya, Avusturya, Belçika, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Güney Kıbrıs, , Macaristan, İngiltere, İrlanda, İtalya, İspanya, İsveç, Litvanya, Hollanda, Norveç, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovenya, Türkiye ve Yunanistan. Belirli bir ülke belirtilmedikçe, bulgular tüm ülkelerin ağırlıklı ortalamasını göstermektedir.
  • Bilindiği üzere, çocukların özel ve üzücü deneyimlerini araştırmak oldukça zordur. Bu anket, çocukların evlerinde, yüz yüze görüşme yapılarak uygulanmıştır. Hassas soruları içeren bölümün cevaplanması;  ebeveynin, diğer aile üyelerinin ya da anketörün cevapları duymasını engellemek amacıyla, çocukların kendilerine bırakılmıştır.   Proje metodolojisi, materyalleri, teknik alan çalışma raporu ve araştırma etiği hakkında daha ayrıntılı bilgi için www.eukidsonline.net.
  • Bu rapor, koordinasyonu LSE tarafından yapılan, 25 ülkedeki araştırma ekipleri ve konu alanı uzmanları ile uluslararası danışma panelinden oluşan EU Kids Online çalışma grubunun bir çalışmasıdır.
  • Raporun geniş hali, Kasım 2010’da, tüm 25 ülkeyi kapsayacak ve yeni bulgular üzerine ebeveynlere öneriler ve politika önerilerini içerecektir. Bu yayından haberdar olmak için haberleşme grubuna üye olunuz

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: