Değişim ve medya…

Barış Engin – baris.praksist@gmail.com

Değişmek: Başka bir hâl veya duruma girmek. (*)

Yazıma “değişmek” kavramının sözlük anlamını yazarak başlamak istedim. Çünkü; bu yazıda bahsedeceğim konu, “değişmek” ile ilgili bir durum ve bu fiilin gerçekleştirdiği bir olguya işaret ediyor.

Son zamanlarda politik, ekonomik ve sosyal açıdan değişim, bütün dünyada en çok kullanılan kavram. Değişim, son Amerikan Başkanlık seçimlerinin de en çok ilgi gören sloganı olarak kendini duyurdu. ABD’nin siyahi başkanı Barack Obama, seçim kampanyasının sloganını “is a vote for change” olarak belirlemişti. Obama’nın seçimleri kazandıktan sonra, Amerika’yı değiştirip değiştirmediğini bu yazıda tartışmayacağım. Fakat; ABD Başkanı’nın dahi ‘değişimin öznesi’ olduğu bir dönemden geçiyoruz.

Ülkemizde de son 10 yılda ne ‘değişmezlerin’ değiştiğini gördük. Vaktiyle tabu olan konular artık TV’lerde konuşulabiliyor, gazatalarda yazılıyor. Hatta Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı bile değişti.

Değişim paradigması, kendini yaşamın ortasında olan ‘medya’ alanında da göstermeye başladı. ‘Yeni medya’nın ağırlığı her geçen gün artıyor.

İlk etapta; yaşamımıza arkadaşlık ve evlendirme siteleriyle giren bu olgu, bugünlerde blog, mikro blog ve sosyal ağlar ile karşımıza çıkıyor. Öyle ki, şimdilerde; herkes kendi gazetesinin patronu olup, kendi gazetelerinde köşe sahibi olabiliyor. Günümüzde gazetecilik, birilerinin ağız kokusunu çekmeye gerek kalmadan, birilerinin belirlediği yayın politikalarını umursamadan ve patron sansürüne maruz kalmadan da yapabilir hale geldi. Bu durum, yazdığın yazı, patronun gireceği enerji ihalesini etkiliyor mu, yoksa; bir dostuyla arasını bozup, ciddi bir ekonomik zarara uğratacak mı gibi kaygılara son veren bir yayıncılık ve medya anlayışı doğurdu.

Artık, isteyen herkes, kendi ürettiklerini, yine kendi yayın ağıyla pazarlayabiliyor. Bu durum, üreticiye büyük reklam ücretleri ödemesine gerek kalmadan, ürününü pazarlama imkânı verebiliyor. Örneğin, ürününüzü tanıtan bir blog yazıp, Twitter gibi mikro-bloglardan bu reklam metninin dağıtımını yapabilir, ya da, ürün ile ilgili tanıtım filmini Facebook gibi sosyal ağlardan çok kolay bir şekilde dağıtabilirsiniz. Bu sayede çok fazla para harcamadan, herkes kendi ürününün reklamını yapabilir.

Geçtiğimiz hafta içinde, çocuk istismarına karşı Facebook’ta bir kampanya başlatılmıştı. Bu kampanya dahilinde, kullanıcılar profil resimlerine çizgi film karakterlerinin fotoğraflarını koyacaklardı. Bu sanal eylemsellik, dünya çapında yapıldı. Aynı zamanda, dünyadaki birçok insanı aynı mantık çerçevesinde toplayabilen bir alan oldu. Bu eylemselliğin yarattığı etkiyi inceleyecek olursak; Amerika’da Fox TV gibi televizyonların haberlerine, Türkiye’de CNN Türk gibi televizyonların, Radikal gibi gazetelerin haberlerine konu oldu. Yani; bu yeni gelişen medya ağı, artık eski medya araçlarının haber kaynağı olmaya başladı.

Biz yeni medyayı kullananlar,  kendi yarattığımız eylemlerin, kendi yarattığımız etkilerini ve varlığını çok önceden bildiğimiz haberleri; artık 1-2 gün sonra klasik medya araçlarından duyuyoruz. Habercilikte kullanılan ‘bayat haber’ kavramı burada devreye giriyor. Bu durum ise eski medya araçlarının papucunun dama atıldığının önemli bir göstergesi.

‘Yeni medya’ ağına bazen ise ‘Sosyal Medya’ deniyor… İsmi ne olursa olsun, bu yeni medya düzeninin artık ses getiren ve hızlı yayılan bir yapıya sahip olduğu açık bir gerçekliktir. Bu yeni ağ ve habercilik; düzenin belirlediği tüm kuralları delmeye ve örülmüş duvarları yıkmaya hazırlanan dinamik bir yapıya sahiptir. Haberlerini yayınlarken kendinden başka bir editörün olmadığı ve haberine oto-sansür uygulanmayacağı bir alandır. Yazılarının geri dönmediği, yazdığın yazıdan dolayı işine son verilmediği bir platformdur. Yeni medya ağı kesinlikle aşağıdan (tabandan) gelişen bir harekettir. Egemen medya anlayışına, gelenekçi düzene başkaldıran ‘devrimci’ bir olgudur. Tabandaki küçük klavye darbeleri, tavandaki büyük isimleri tedirgin etmeye yetmektedir.

Buna kanıt olarak; Wikileaks isimli siteden yayımlanan belgeleri gösterebiliriz. Wikileaks’in yayınından sonra, devlet başkanlarına kadar varan açıklamalar, site kurucusunun başına gelenler, sitenin yayının durdurulması için yapılanlar ve çıkarılan engeller, büyüklerin bu tedirginliğini ortaya koymaktadır.

Değişen medya, günümüzde üniversitelerde akademik alanda da incelenmeye başlandı. Türkiye’de örneğin Kadir Has Üniversitesi’nde bu yıl Yeni Medya adı altında, “lisans ve yüksek lisans” alanlarında çalışmalara başlandı.

Değişen Medya, eski gelenekçi medyaya büyük bir kuvvetle meydan okumaya devam ediyor.

(*) Wikisözlük: http://tr.wiktionary.org/wiki/de%C4%9Fi%C5%9Fmek)

Kaynak: turnusol.biz (Erişim: 15 Aralık 2010)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: