Sınır Tanımayan Gazeteciler 2011 Raporundan:Türkiye Gözetim Altında!

YouTube Efsanesi

Google’un sahibi olduğu video paylaşım sitesi YouTube’a ne olacağı hakkında 2010 yılında Türkiye’de çok fazla şey yazılıp çizildi. Mayıs 2008 yılından bu yana Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Atatürk’ü aşağılayan videolar nedeniyle erişime kapalı olan YouTube bir dizi beklenmeyen gelişmenin ardından Ekim 2010’da yeniden erişilebilir konuma kavuştu.

Haziran 2010’da, Türkiye Telekomünikasyon ve Bilişim Üst Kurulu (TIB) internet hizmet sağlayıcılarından yeni TouTube bağlantılı IP adreslerini bloke etmesini istemiştir. Google Analytics, Google AdWords ve Google Docs gibi belirli Google hizmetleri de dondurulmuştur.

5 Temmuz’da Türk medyası yetkililerin açıklamalarında bu kapatmaya dair belirli çelişkiler olduğunu göstermiştir. Hakim Hayri Keskin, sitenin Internet Yasasını ihlal ettiği için sansürlendiğini doğrularken Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım hükümetin YouTube’un reklam gelirlerini vergilendirmeye çalıştığını ima etmiştir. Çeşitli medya kanallarınca aktarılan açıklamalarda Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, sansüre karşı olduğunu ifade etmiş ve ilgili kanunun değiştirilmesi yönünde çağrıda bulunmuştur. “Türkiye’nin YouTube’u yasaklayan ve Google’a erişimi engelleyen ülkeler arasında olmasını istemiyorum. Mevzuatımıza dair sorunlar var ise, bu sorunların üstesinden gelecek yollar da olmalıdır”.

30 Ekim 2010’da Ankara’daki bir mahkeme YouTube üzerindeki yasağı kaldırmış ve bu karar uluslar arası topluluklar tarafından umut verici bir adım olarak görülerek hoş karşılanmıştır.

Ne var ki, efsane burada sona ermiyor. 2 Kasım 2010’da Ankara’daki bir mahkeme ülkenin ana muhalefet partisi olan CHP’nin eski başkanı Deniz Baykal’ın yapmış olduğu bir şikayet başvurusu üzerine YouTube’a yeni bir yasak konulmuştur. Baykal, kendisine benzeyen bir kişinin dost hayatı yaşadığını gösteren bir videonun İnternette dolaşıma sokulmasının ardından istifa etmek zorunda kalmıştır. Mahkeme sonrasında durumu TIB’e iletmiş ve websitesinin yöneticilerinin kapatma cezası kapsamında gizliliği ihlal eden videoları kaldırması talimatını vermiştir, ki söz konusu ricaya, YouTube uymuştur.

Yeni bir şikayetin olması durumunda YouTube’un tekrar kapanmayacağının bir garantisi yoktur. Türkiye Mahkemeleri veya TIB’in görüş hattında Facebook gibi sosyal ağların olması da muhtemeldir. Bu ilk de olmaz: myspace.com “telif ihlalleri” nedeniyle Eylül 2009’da kapatılmış ve Ekim ayında yeniden açılmıştır. Vimeo video paylaşım ağı sitesi CHP başkan vekili Mehmet Akif Hamzaçebi’nin talebi üzerine Ankara başsavcılığı tarafından verilen “önleyici kararın” ardından kişisel “suç” isnat edilmesiyle Eylül 2010’da günlerce yasaklanmıştır.

Mart 2011’de Google’un sahibi olduğu Blogger platformu, Türkiye’de erişim dışı bırakılmıştır. Yerel bir mahkeme Digitürk’ün telif hakkını ihlal ettiği gerekçesiyle yerel futbol oyunlarından elde edilen veri akış ortamı ücretlerinin çoklu Blogger websitelerinde ortaya çıktığı yönündeki şikayeti üzerine 600000 Türk blogcusu tarafından kullanılan tüm hizmeti yasaklamıştır.

Kapanan Yüzlerce Websitesi

Youtube’un şanslı sonu, ülkedeki çevrimiçi kapatma ve sansürün kapsamını veya blogculara veya net vatandaşlarına’ aktif net kullanıcılarına karşı gerçekleştirilen tutuklamalari ve yasal muameleleri göz ardı etmenin bir mazereti olmamalıdır.

Engelliweb.com’a göre, yaklaşık 8170 internet websitesi ya mahkeme kararı sonucu ya da TIB’in başvurucu üzerine şu an erişim dışıdır. Haziran 2010’da Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Örgütü (OSCE), 5000’in üzerinde sitenin son iki yıl içinde kapatıldığı yönünde tahminde bulunmuştur. 2009 yılında ise, söz konusu rakamın keyfi veya siyasi nedenlerden dolayı 3700 civarında olduğu tahmin edilmektedir.

Ne var ki, rakamlar yükseldiyse bile, bu yeni websitesi sayılarının arttığı anlamına gelmek zorunda değil. Bloklanan sitelerin çoğu erotik veya pornografik veya şans oyunları üzerine veya da futbol maçı içerikli. Diğerleri ise, gey topluluklara veya bilgi yaymaya odaklanıyor- Örneğin, Kürt meselesi hakkında-veya üst düzey yetkilileri eleştiriyor veyahut terörist örgütler olarak addedilenleri tartışıyor.

Atatürk, Türk Ordusu, ulus, azınlıklar meselesi- başta Kürtler olmak üzere- ve sözde “terörist” örgütler hala oldukça ihtilaflı konular. Üst düzey yetkililerin işlediği suçları açıklamak gittikçe riskli bir teşebbüs hale geliyor. Aydın ilindeki yerel bir gazete olan Çine Uğur’un websitesi, Çine Kaymakamı Celalettin Cantürk hakkındaki eleştirel bir yazı nedeniyle mahkeme kararıyla Eylül 2010’da kapatılmıştır. Şu an yargılanan gazetenin yayın yönetmeni Yılmaz Sağlık, söz konusu suçlu yazıyı kaldırmaya zorlanmıştır. Herhangi bir tartışma forumunda kullanılan herhangi bir sert dilin ilgili websitesini kapatmayı tetiklemesi muhtemeldir. Gazetevatan.com ve egitimsen.com.tr’de olduğu gibi.

Mevzuattan destek alan bir sansür?

Internet üzerine 5651 sayılı Yasa, websitelerinin toplu kapatılmasını sağlamaktadır. OSCE, bu nedenle Türkiye’yi ifade özgürlüğünü iyileştiren reformları uygulamaya çağırmaktadır. Söz konusu Yasa’nın 8. Maddesi şu sekiz suçun herhangi birinin işlendiğine dair “yeterli şüphenin” mevcut olması durumunda belirli sitelere erişimi engellemeyi emretmektedir: intiharı teşvik, cinsel sömürü veya çocuk istismarı, uyuşturucu kullanımı kolaylaştırma, müstehcenlik, çevrimiçi bahis/iddia; veya Atatürk’e karşı suçlar. Zorluk çıkaran son hükümdür. Türkiye kaynaklı websiteleri genellikle kapatılıyor ve yurt dışı kaynaklı  olanları filtreleniyor veya İnternet hizmet sağlayıcıları tarafından engelleniyor. İhbar ise teşvik ediliyor. İnternet kullanıcıları, yasaklı çevrimiçi içerikleri ve yasadışı faaliyetleri raporlamak  için ihbar hattıyla iletişime geçebilirler. Mayıs 2009’da 80.000 üzerinde başvuru kaydedilmiştir. Bu rakam Ekim 2008’de 25.000’dir.

Siteyi engelleme mahkeme emirleri veya BİT’in idari emirleriyle yürütülüyor. Bu tür kararlar keyfidir ve adil bir yargılama ihtimalini ortadan kaldırmaktadır. Gözetimi merkezileştirme ve iletişimi (İnter üzerindekini içeren) durdurma amaçlı olarak 2005 yılında oluşturulan söz konusu organ, Mayıs 2009’dan bu yana engellenen websitelerinin kara listesini yayımlamamıştır. Bu da, şeffaflık yoksunluğuna dair sorunlu bir durumu göstermektedir. Mayıs 2010’da İstanbul Bilgi Üniversitesinde Internet Hukuku Profesörü Yaman Akdeniz, sansürlü websitelerinin istatistiklerini sunmak konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmeyi, bir yıl, ihmal ettiği gerekçesiyle TIB’e karşı şikayette bulunmuştur.

OSCE’ye göre, Mayıs 2009’da gözlemlenen kapatmaların yüzde 80’inden fazlası idari emirlerin sonucudur. Bunların çoğunluğu, “müstehcenlik” ve “çocukların cinsel istismarı” temelinde gerçekleşmiştir. Ne var ki, bu sitelerin kapatılmasına ek olarak, Atatürk ile ilgili 158 yasadışı içerik TIB’in isteği üzerine iddialar esas alınarak kaldırılmıştır. 5651 sayılı Yasasının 9. Maddesi uyarınca, haklarının ihlal edildiğini düşünen bireyler sitenin veya ana sistemin suç teşkil eden içeriği kaldırmasını talep edebilir.

Daha sorunlu olan 5651 sayılı Yasanın kapsamı dışındaki nedenlerle websitelerinin kapatılması yönünde 2009 yılında yaklaşık 200 mahkeme kararının bulunuyor olması. Böylelikle, kapatmalar gerekçesiz kılınmaktadır. Örneğin, bağımsız haber sitesi istanbul.indymedia.org Türk kimliğini aşağıladığı- 5651 sayılı yasanın değil de TCK’nın yetki alanına giren- gerekçesiyle askıya alınmıştır. Diğer iddialar kapsamında “terörizm propagandası yaymak”(TEM Kanunu kapsamında) ve “nefreti körüklemek” (TCK kapsamında) yer almaktadır. Bazı internet siteleri de hakaret davaları sonucunda erişim dışı bırakılmıştır.

Ayrıca, Türk Kanunu, yetkililere sanıkları bilgilendirme yükümlüğü getirmemektedir ve genellikle siteler kendilerini erişim dışı bırakılmış olarak bulmaktadırlar. Kapatma kararlarına yasal olarak itiraz etmekten ziyade, ki bu durum çok nadir vuku bulmuştur, bazı siteler sansürden kurtulmak için domanin isimlerini değiştirmektedir.

Daha da önemlisi, sansür Proxy server’ları veya VPN’lerle aşılabilmekte ve kapatılan websitelerine BlackBerry veya iPhone’larla erişilebilmektedir.

İnternet Vatandaşları görüşlerini açıkladıkları için “taciz ediliyorlar”

Şu anki tarih itibariyle, Türkiye’de hiçbir çevrimiçi gazeteci veya blogcu hapiste değil. Bazıları duruşmadayken beraat ettiler ancak birçok yargı düzenlemesi yolda.

Gerçek Gündem gazetesi için çalışan çevrimiçi bir gazeteci Barış Yarkadaş, Cumhurbaşkanını aşağılama suçundan 9 Haziran 2010’da beraat etti. Bir internet kullanıcısının gönderdiği eleştirel bir yazıyı gazetenin websitesinden geri çekmediği için TCK’nın 299 nolu Maddesinin 2. bendine göre 5 yıl 4 ay hapis cezası ile karşı karşıyaydı. Ne var ki aynı gazeteci Adli Tıp Kurumunun Üçüncü Uzman Kurulu’nun Başkanı Nur Birgen’in kendisini birçok STK’nın Başkana karşı yapmış olduğu insan hakları ihlali yönündeki iddialara atıfta bulunan bir makalede “şahsi olarak rencide ettiği” gerekçesiyle yapmış olduğu şikayet başvurusuyla yargılanmaktadır.

Günesincocuklari.com adlı Kürt yanlısı (pro-Kurd) bir websitesinin sahibi ve yöneticisi olan Ali Barış Kurt ve Mehmet Nuri Kokcuoğlu Temmuz 2010’da beraat etmişlerdir. Söz konusu kişiler, “Askerlik cinayet demektir” adlı 2006 yılındaki bir gazete yazısını siteye koydukları için “kamuoyunu askerlikten soğutmak”, “nefret ve etnik düşmanlığı teşvik etmek” ve “suçu övmek” ile suçlandılar. Bu nedenlerle de olası bir 10 yıl hapis cezasıyla karşı karşıya kaldılar.

Vatan Gazetesi websitesi (gazetevatan.com) Direktörü Aylin Duruoğlu ve Devrimci Hareket (Revolutionary Movement) dergisi çalışanı Mehmet Yeşiltepe, 10 aylık tutukluluktan sonra sonucunda şartlı salıverildiler. Silahlı askeri grup “Devrimci Karargah” üyesi olmakla hala suçlanıyorlar. Bu suçlamayı Aylin Duruoğlu net bir dille inkar etmektedir. Dava hala sürmekte.

Türkçe Haberin Yerin adlı haber sitesinin genel yayın yönetmeni Cem Büyükçakır’a, Cumhurbaşkanı Gül’ü 2008 yılında bir okuyucu tarafından gönderilen yorumu yayımlayarak aşağılamaktan ertelenmiş 11 aylık hapis cezası verildi. Büyükçakır, söz konusu kararı temyize götürdü ancak temyiz mahkemesi kişinin davasına bir yıl bakmayacak.

Mayıs 2010’da öğrenci Erdem Büyük, Eskişehir Valisi Yılmaz Büyükerşen’in bir karikatürünü Facebook sayfasına koyduğu için, söz konusu karikatürü kendisi yapmayıp sadece transfer etmiş olmasına rağmen, beş yıl “insan haklarını ihlal” suçunu işlememesi koşuluyla 11 ay ertelenmiş hapis cezasına çarptırıldı.

Halil Savda, Şebnem Korur Fincancı ve Adnan Demir’in duruşmaları ise hala sürüyor. Savda’nın 24 Mart 2011 tarihinde Beyoğlu Ceza Mahkemesine çıkması kararlaştırılmıştır.

Son olarak da, Oda TV haber websitesi sahibi Soner Yalçın, sitenin editörü Barış Pehlivan ve muhabirlerinden Barış Terkoğlu terörle mücadele polislerinin websitesinin İstanbul’daki merkezine baskın düzenlendikleri 14 Şubat günü tutuklanmışlardır. Söz konusu kişiler, “medya aracıyla nefreti ve düşmanlığı körüklemek”, “terörist bir örgüte” üyelik ve gizli devlet bilgilerini elde edip yayınlamakla suçlanıyorlar ve 20 yıldan fazla hapisle karşı karşıyalar. Terörist örgüt olarak adlandırılan örgüt Recep Tayyip Erdoğan hükümetini devirmek için terörist metotlar kullanmak için plan yapmak suçuyla Ekim 2008’den bu yana mahkemeleri süren üst düzey askeri yetkililer, akademisyenler, iş adamları ve diğer kişilerden oluştuğu iddia edilen gizli bir network’tür. Sınır Tanımayan Muhabirler bu hassas dava ile ilgilenen yargı yetkililerini yasaya sıkı sıkıya bağlı kalmaya teşvik etmektedirler. Odatv.com’dan dört muhabir de 6 Mart 2011’de tutuklanmıştır: Müyesser Yıldız, Doğan Yurdakul, Coşkun Musluk ve Sait Çakır.

İnternet Vatandaşlarının İntikamı

Sansürü protesto etmek için, Haziran 2010 ortalarında hacker’lar 10 saatliğine TIB’in, Türkiye Telekomünikasyon Kurumu, Bilgi ve İletişim Teknolojileri Kurumu ve Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırmalar Konseyi’nin websitelerini blokle etmişlerdir. Saatler sonra, blok kaldırılmış ve söz konusu sitelerde şu mesaj belirmiştir: “Bu bizim iyi niyetimizi göstermek için yapılmaktadır.”

Aslında çevrimiçi sansür Türkiye toplumunda ciddi biçimde eleştirilmektedir.

İnternet Sansürüne Karşı 2010’da başlatılan kampanyalar, çeşitli düzeylerde başarı yakalamıştır: biri yeter.neonebu.com veya sansuresansur.blogspot.com websitesi, veya “İnternet Sansür değil, Hız İster” adlı başka bir diğer websitesi tarafından başlatılan kampanyalar.

Çevrimiçi protestolar, gerçek hayatta bir dizi gösterilerle desteklenmiştir. Temmuz 2010’da, ilk defa, 2000 üzerinde insan İstiklal Meydanında yürüyüş yapmış ve İnternet üzerinde ifade özgürlüğü için kampanya yapan sitelerin bir çağrısına cevap vermişlerdir. Örneğin, “İnternet Sansürüne Karşı Ortak Platform”. Burada, “Web üzerindeki sansüre son” çağrısı yapılmış ve İnternet ile ilgili suçlarda 5651 sayılı Yasanın değiştirilmesi yönündeki çağrılara cevap verilmesinde yetkililerin yetersiz kaldığı ilan edilmiştir. YouTube’un kapatılması Türkiye için bir utanç kaynağı olarak gösterilmiştir.

O zamandan bu yana biraz zaman geçti ve YouTube’un açılması- ki her hangi bir zamanda doğruluğu yeniden sorgulanabilir- ülkedeki internet sansürünün boyutunu veya İnternet yasalarının arkaik yapısını maskelememelidir. Bir yıl sonra, teyakkuz halinde olunmalıdır çünkü Türkiye’de ifade özgürlüğünün içinde bulunduğu karanlık hal böyle olunması gerektiğini kanıtladı.

Kaynak: http://en.rsf.org/surveillance-turkey,39758.html Çev. A. Yıldırım

Sınır Tanımayan Gazeteciler 2011 Raporundan:Türkiye Gözetim Altında! için 1 cevap

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: