Nefret Söylemine Karşı Ne Yapmalı?

Mutlu Binark

Söylem, dilsel pratikler aracılığı ile toplumsal yaşamın belli değer yargıları etrafında örgütlenmesini, düzene sokulmasını sağlar; işte bu nedenle olayların, olguların, kişilerin, toplulukların  temsil pratikleri ile yakından ilişkilidir. Bu nedenle yeni medya ortamlarında üretilen, dolaşıma sokulan söylemler ve bu söylemlerin içindeki temsil pratiklerinde ve yapısal ögelerinde nelerin yer aldığı önemli.

Nefret söylemi, bir bireyi veya topluluğu, ırkı, etnik grup aidiyeti, cinsel kimliği, din ve mezhep aidiyeti, siyasal söylemi, fiziksel özelliği veya engeli nedeniyle “ayırt edici, “ötekileştirici” ve “dışlayıcı” duygular duymak ve bu duyguları sistematize bir şekilde dilsel pratiklerle ifade etmek şeklinde tanımlanabilir. Nefret duyguyla bir kişinin canına, malına, mülküne kastedilmesi ise “nefret suçu” olarak tanımlanmaktadır.

Hiç kuşkusuz, nefret söylemi nefret suçuna giden yolu besliyor. Nefret dilsel pratiklerde; kaba, alaycı, küçümseyen, hakaret eden, öfkeli, saldırgan ve küfürlü sözcüklerin kullanılması, yazı biçimde büyük harflerin  ve  “!, …” gibi noktalama işaretlerinin seçilmesi ile hedef gösteren görsel malzemelerin kullanması şeklinde somutlaşır. Böylece  toplumda barış dilinin ve diyalogun olanakları ortadan kaldırılmakta, ayrımcılık ve dışlama doğal kılınmaktadır.

Dolayısı ile nefret söylemi ideolojik bir söylemdir. Güç ve iktidarı içinde barındırır.

Nefret söylemin türlerini ise, siyasal nefret söylemi (etnik, milliyetçi, ırkçı, ayrımcı yada siyasi kimliklere karşı nefret); yabancılara göçmenlere yönelik nefret söylemi; cinsel kimliğe yönelik nefret söylemi (eşcinsellere, transeksüellere ve biseksüellere karşı nefret); kadınlara yönelik nefret söylemi; din ve mezhep aidiyetine yönelik nefret söylemi; ırk ve etnik kimlik temelli nefret söylemi ve belli hastalıklara ve fiziksel özelliklere yönelik nefret söylemi ayırt etmek olanaklı. Ancak nefret söyleminin bu farklı boyutları üst üste binerek birlikte işlenmekte.

Yeni medya ortamlarından internet nefret söyleminin hızla dolaşıma girdiği ve yayıldığı alanlardan biri. Nefret siteleri, elektronik nefret postaları, forumlar, haber siteleri ve okur yorumları, tarayıcı oyunları ve dijital oyunlar, IRC’ler ve toplumsal paylaşım ağları ile video paylaşım ağları gibi sosyal medya uygulamaları aracılığıyla nefret söylemi yeni medya ortamlarında yayılıyor, dolaşıma giriyor.

Özellikle yeni medya ortamının özellikleri bu tür saldırgan ve ayrımcı  içeriklerin yayılmasını kolaylaştırıyor. Yeni medya ortamının bireylere, farklı toplumsal hareketlere sağladığı olanaklar da yine bu özelliklerden besleniyor. Ancak, bireyler ve topluluklar bu olanakları gündelik yaşamındaki aidiyetlerinin, konumlanışlarının bir uzantısı olarak nefret söylemini yaymak için rahatlıkla kullanabiliyor. Özellikle etkileşimsellik, kullanıcı türevli içerik yaratımı, hipermetinsellik özellikleri yeni medya ortamlarında nefret söyleminin yayılıp, türemesine katkıda bulunuyor.

BM’NİN DE GÜNDEMİNDE

Birleşmiş Milletler de 2001 yılında ilk kez Durban Bildirgesi’nde internet ortamının ırkçı ve saldırgan içeriğin yayılmasında kullanıldığına dikkat çekti. Bu konuda BM’in olsun AGİT’in (Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı) uyarıları giderek artmıştır. AGİT 2009 yılından itibaren, her türlü nefret söyleminin yayılmasında İnternet’in rolüne dikkat çekmiş, “İnternette nefret söylemi hızla yayılmakta ve yıkıcı bir etki göstermektedir” saptamasında bulunmuştur. Özellikle az gelişmiş, yoksul ve toplumsal dışlama gibi bir takım davranışlara maruz kalan insanların ayrımcılık, ırkçılık ve hoşgörüsüzlüğe daha fazla kapılmakta olduklarının AGİT çalışmalarında altını çizmiştir. Yine Simon Wiesenthal Merkezi de sosyal medya ortamlarında nefret söyleminin yayılması durumunu her sene düzenli olarak takip etmektedir. Merkez, 2010 yılı raporunda İnternet üzerindeki nefret içerikli web sitesi sayısının 10.000 i aştığını belirtmiştir. EU KIDS ONLINE projesinden Leslie Haddon da E-Safety adlı konferansda Avrupa’da her üç çocuktan birinin İnternet ortamında nefret söylemine maruz kaldığına dikkat çekmiştir (2009).

Türkiye’de de yeni medya ortamlarının ve olanaklarının giderek daha yoğun kullanıldığını söylemek olanaklıdır. Bu bağlamda, gündelik yaşamdaki kültürün İnternet ortamına aktarıldığını ve yeniden üretildiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Bu dünyada ne kadar farklı kimliklere ve söylemsel pratiklere açıksak, diyaloga girebiliyorsak ve barış dili kurabiliyorsak siber uzamda da o kadarı olanaklıdır. Bu nedenle, Türkiye’de İnternet ortamında giderek artan nefret söylemini dikkatle izlemek ve buna karşı mücadele etmenin stratejilerini geliştirmek gerekmektedir.  İnternet ortamı kamu otoritelerinin geliştirdikleri tekno-politik söylem ne yazık ki nefret söylemine karşı hiçbir şekilde mücadele stratejisini içermemekte, çocukların ve ailelerin müstehcenlik ve zararlı madde alışkanlıkları ile kumardan korunması gibi muhafazakar değer yargılarından beslenen korumacı-kollamacı bir filtreleme ve erişim engeli gibi teknik ve yasal çözümler üzerinde yoğunlaşmaktadır. Türkiye’de kamusal otoritelerin bu sığ bakış açısı aslında gündelik yaşamdaki linç kültürünün, savaş dilinin ve ayrımcı pratiklerin ortadan kaldırılması yönünde politik ve toplumsal çözüm üretiminin yetersizliği ile doğrudan ilişkilidir. Bu dünyada “tek doğru, tek din-mezhep, heteroseksizm ve kutsal aile ile aşkın lider” anlayışını üreten neo-liberal ittifak siber uzamda “çoğul” bir temsilin gerçekleşmesini ne kadar önemsemektedir ki? Dolayısı ile, İnternet ortamında giderek artan nefret söylemine karşı mücadele sivil toplum örgütlerine düşmektedir. AGİT de STÖ’lerinin İnternet’te ırkçılık, dini ayrımcılık ve yabancı düşmanlığı ile mücadele konusunda çeşitli eğitim içerikleri geliştirmelerini önermektedir. ECRI de “Irkçılığa ve Hoşgörüsüzlüğe Karşı Avrupa Komisyonu: Türkiye Raporu”nda (Yayın tarihi 8 Şubat 2011) de Türkiye’de bilgisayar ağları yolu ile işlenen ırkçılık ve yabancı düşmanlığının arttığını kaydetmiştir (2011:14) ve İnternet basını için etik ilkelerin geliştirilmesini önermiştir.

“Bu noktada biz neler yapabiliriz?” diye soracak olursak,

  • Kullanıcı sözleşmelerinde nefret söylemine karşı müdahil olma talebinin geliştirilmesi
  • Yeni medya editörlerine yönelik nefret söylemine karşı farkındalık geliştirecek eğitimin verilmesi
  • Yeni medya ortamında nefret söylemi izleme ve raporlama mekanizmalarının geliştirilmesi
  • Yeni medya ortamlarını kullananlara bu konuda farkındalık kazandıran eğitimlerin verilmesi ve bu izlek içerisinde Eleştirel Yeni Medya Okur Yazarlığının  geliştirilmesi
  • Nefret söylemi içeren içeriklerin, grupların “şikayet et” mekanizması ile kaldırılmasını sağlamak
  • Pozitif Örneklerin Yaratılması ve Teşviki
  • Nitelikli İçerik Üretiminin Teşviki
  • 1543 sayılı Siber Uzamda Irkçılık ve Yabancı Düşmanlığı Üzerine Tavsiye kararında (2001) “ırkçılığın bir kanaat olmadığını, suç olduğunu” izleyerek, oluşturulan Avrupa Siber Suç Sözleşmesi Ek Protokolü’nün imzalanması için kamuoyu baskısının oluşturulması
  • Çevrim içi habercilik için etik ilkeler geliştirilmeli
  • Nefret söyleminin nedenleri ve koşulları anlaşılmalı. Yeni medya ortamında dolaşıma sokulan nefret söyleminin gerçek yaşamdaki kökleri/kökenleri/kaynakları ve nedenleri siyasal, kültürel ve toplumsal politikalar temelinde araştırılmalı.

Türkiye’de 2009 yılından bu yana Alternatif Bilişim çatısı altında toplanan bir grup akademisyen ve yeni medya profesyoneli bu konuda çalışmalar yürütmektedir. Yeni Medya Nefret Söylemi adlı kitap çalışması (2010) bu çalışmaların somut bir çıktısıdır. Ancak, 15-17 Nisan 2011 yılında Sosyal Değişim Derneği’nin düzenlediği I. Uluslar arası Nefret Suçları Konferansı kapsamında gerçekleştirilen “Yeni Medyada Nefret Söylemine Karşı Birlikte Mücadele Edelim” Atölyesi ile Türkiye’de yeni medya ortamında nefret söyleminin ilk kez bu kadar kapsamlı ve sistematik bir şekilde  izlenmesi ve raporlanması gerçekleşecektir.

Alternatif Bilişim Derneği’nin 28 Nisan 2011 Yeni Medyada Nefret Söylemi İzleme Günü Çağrısı Neden Önemli?
Alternatif  Bilişim Derneği, İnternet ortamında nefret belli ilkeler ve standart çerçevesinde gözlemlenmesi ve listelenmesi için bir izleme günü çağrısında bulunmuştur. 28 Nisan 2011. İzleme günü için oluşturulan ilke ve standartlar, http://www.izlemegunu.alternatifbilisim.org adresinde yer almaktadır. Önemli olan bu izleme etkinliğine katılımın artmasıdır. Bu izleme ve ardından Türkiye’de yeni medyanın hangi mecralarında ne tür nefret söyleminin var olduğunu ve kimlere yönelik olarak ne tür dilsel pratiklerle yönlendirildiğini raporlamak, mücadele için anlamlı ve gerekli ön adımlardan biri olacaktır. Siber uzamdaki durumun nicel ve nitel olarak somutlanmasının ardından, bu konuyu görmezden gelen kamusal aktörlere karşı nefret suçu ve söylemi ile mücadele eden STÖ’lerin haklı talepleri daha da güçlenecektir. Rakel Dink’in de dediği gibi, “masum bir bebeği katile dönüştüren zihniyet” bu dünyada örülmekte, işlemektedir; siber uzam da onun ideolojik mücadele araçlarından birisidir. İşte bu nedenle, siber uzamda yayılan, popüler kültür gibi algılan ve öyle alımlanmaya başlayan nefret söylemine karşı birlikte mücadele etmek gereklidir.

Kaynak: http://www.yenimedyaduzeni.com/nefret-soylemine-karsi-ne-yapmali/ (Erişim: 20.04.2011, 22:00)


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: