BTK’nın 4 Ağutos 2011 tarihli Yeni Kurul Kararı Taslağına İlişkin açıklama: Devlet Eliyle Zorunlu Filtrelemelere devam…

ALTERNATİF BİLİŞİM DERNEĞİ
BASIN AÇIKLAMASI

06 Ağustos 2011

Web: http://www.alternatifbilisim.org  E-mail: bilgi@alternatifbilisim.org  Twitter: @altbilisim

Devlet Eliyle Zorunlu Filtrelemelere devam…

İnternet’in Güvenli Kullanımı Konusunda Kamuoyunu Yanıltıcı Strateji…

“Güvenli İnternet Hizmetine İlişkin Usul ve esaslar Taslağı” 4 Ağustos 2011 tarihinde BTK web sitesinde yayınlanmıştır. Bu taslakla ilgili olarak kamuoyunun on gün süre ile görüşünün alınması talep edilmiştir. Taslaktaki madde 15 ile bu Usul ve Esasların 22 Ağustos 2011 tarihine yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.

Altını çizeceğimiz ilk husus, bu değişikliğin İnternetine sahip çıkan yurttaşlar ve onların örgütlenmeleri aracılığı ile yaptığı basınç sonucunda gerçekleşmiş olduğudur. Bu değişiklik, verilen tepkilerin ne kadar haklı olduğunu göstermiştir.

Karar hakkında değerlendirmelerimiz özetle:

  1. Yapılan bu değişiklik kesinlikle yeterli değildir. Devlet eliyle merkezi filtreleme uygulaması korunduğu için kabul edilemezdir. Kamuoyu “Güvenli İnternet” tanımıyla yanıltılmaktadır. Filtreler aracılığı ile sansürlenen İnternet, “Güvenli” olarak sunulmaktadır. “Güvenli İnternet” tanımından vazgeçilmelidir. Herkes İnterneti güvenli kullanmak ister, fakat devlet eliyle hazırlanacak filtrelerle güvenlik sağlanmaz. Bunun adı sansürdür.
  2. Kamuoyuna sunulan tektipleştirme kararıdır. Filtreler devlet adına BTK tarafından, göstermelik bir kurula danışılarak hazırlanması öngörülmektedir. Aileler için sakıncalı, çocuklar için uygun İnternet sitelerinin neler olacağına BTK karar vermiş olacak. Tüm kullanıcılar için tektip bir aile ve çocuk filtresi geçerli olacak. Bu da tektip bir aile / çocuk / toplum tasarımı anlamına gelmektedir.
  3. Bu düzenleme BTK’yı filtreleri düzenleyen temel aktör halinen getirdiği için otokratik bir düzenlemedir.
  4. Listeler için genel kriterleri belirleyecek Kurul’da devlet temsiliyeti ağırlıktadır. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan 3, İnternet Kurulu’ndan 2, BTK’dan 2 ve çeşitli uzmanlık alanlarından Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından teklif edilecek 8 kişi arasından BTK tarafından seçilecek 4 kişiden oluşacaktır.  11 kişilik kurulun 7 si doğrudan siyasi idarenin bürokratlarından, kalan 4’ü de teklif edilen ler arasından BTK tarafından belirlenecektir. Uzman görüşü 7’ye karşı 4 olduğu için eşitsizdir. Üstelik uzmanlar da BTK tarafından seçilmektedir. Kurulda ayrıca iletişim bilimci, bilişimci, yeni medya ve dijital oyun uzmanı gibi alanlardan kimsenin olmaması Kurul’a biçilen görev hakkında fikir vermektedir. Görüldüğü üzere bu Kurul görstermelik olduğu kadar, yurttaşların hangi içeriklere erişip, erişemeyeceğine karar verebilecek yeterlilikte değildir.
  5. Defalarca açıkladığımız üzere Avrupa Konseyi çocukların ve gençlerin İnternet ortamını güvenli kullanmasının ancak dijital okuryazarlık becerilerinin arttırılması ile olanaklı olduğunun altını çizmektedir. Türkiye’de farklı bölgelere, cinsiyete, sınıfsal konuma ve yaş gruplarına göre İnternet kullanımı eşitsizliğinin ve sayısal uçurumun olduğu aşikardır (Bakınız DPT Bilgi Toplumu Raporu, 2010 ve TUİK 2011). Türkiye’de İnternette yaşanan sorunlar dijital okuryazarlık, beceri ve nitelikli kullanım eksikliğinden kaynaklanmaktadır. FİLTRELER YA DA BU TASLAKTA SUNULDUĞU ÜZERE PROFİL SEÇİŞLERİ BU EĞİTİM AÇIĞINI HİÇBİR ŞEKİLDE GİDEREMEZ VE EĞİTİMİN YERİNİ DOLDURAMAZ.
  6. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Temmuz 2011 de yayınlanan İnternette İfade özgürlüğü adlı kapsamlı raporunda Türkiye’ye de özel yer vermekte, hiçbir şekilde devlet eliyle filtreyi önermemektedir. Ailelerin bireysel seçişleriyle pazarda mevcut gönüllü filtre uygulamalarının kullanılmasını önermektedir,-ki bu tür yazılımlar da halen Türkiye’de yazılım endüstrisinde mevcuttur.
  7. Öyleyse BTK ve siyasi irade (Ulaştırma Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı) neden ve halen ısrarla İnternet ortamını düzenlemek için ısrar etmektedir?

Türkiye’de İnternet kullanıcılarının ihtiyacı olan sansür ya da filtre uygulamaları değildir. Erişim hakkını güvenceleyen, İnternet’i yurttaşlar açısından temel bir hak olarak gören, olanakları gören pozitif makro sosyal-politikalardır.

Değerlendirmelerimizin ve BTK’ya bu karar ile ilgili hazırladığımız sorularımızın detayları ekte sunulmuştur. Bu değerlendirmeler, tüm üyelerimiz ve  İnternet savunucuları adına BTK’ya da sunulacaktır.

Tüm İnternet kullanıcılarına ve ilgililere duyrulur.

DETAYLI RAPORUMUZ VE GÖRÜŞÜMÜZ AŞAĞIDADIR.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurulu’nun 4 Ağustos 2011 tarihli 410 no’lu kararı hakkında:

Devlet Eliyle Zorunlu Filtrelemelere devam:

İnternet’in Güvenli Kullanımı Konusunda Kamuoyunu Yanıltıcı Strateji…

“Güvenli İnternet Hizmetine İlişkin Usul ve esaslar Taslağı” 4 Ağustos 2011 tarihinde BTK web sitesinde yayınlanmıştır. Bu taslakla ilgili olarak kamuoyunun on gün süre ile görüşünün alınması talep edilmiştir. Taslaktaki madde 15 ile bu Usul ve Esasların 22 Ağustos 2011 tarihine yürürlüğe gireceği belirtilmiştir.

1. “Güvenli İnternet” kararı, FİLTRE ve SANSÜR kararıdır.

22 Şubat 2011 tarihinde hazırlanan ve Danıştay’da halihazırda iptal davası devam eden aynı konudaki ilk Kurul Kararına göre daha detaylı hazırlanan, Türkçesi de düzeltilen bu yeni Taslak devlet eliyle kullanıcıyı zorunlu olarak iki tür kullanıcı kategorisine sokmaktadır: “Güvenli İnternet Hizmeti” talep edecek kullanıcı ve bu hizmeti talep etmeyecek İnternet kullanıcısı. Burada “Güvenli İnternet Hizmeti” adlandırmasının kendisinin de oldukça “hilekar” hatta “cin” bir strateji olduğunu belirtmek gerekli. Aile erişiminde yasaklanan siteler ve çocukların erimine açık olan sitelerin daha önceki Kurul Kararında “siyah liste” ve “beyaz liste” olarak yapılan tanımlamaları bu kez çıkartılmış, “devlet eliyle zorunlu uygulanacak filtreleme” ifadesi yumuşatılarak satır aralarına saklanmış, sanki yokmuş gibi sunulmuştur. Önceki karar metnindeki temel kavramlardan olan “filtre” sözcüğü ise yeni karar taslak metninde filtrelenerek “liste”ye dönüştürülmüştür. Filtre sözcüğü listeye dönüşünce, toplumda tek tip aile ve çocuk tasarımı veya yaratımı girişimi ortadan kalkacak mı? Hayır! BTK’nın ileride detaylı olarak açıklayacağımız üzere “Güvenli İnternet Hizmeti” adı altında Türkiye’deki kullanıcılara sansür uygulaması meşrulaştırılmaktadır. Kamuoyu “Güvenli İnternet Hizmeti” ifadesi ile yanıltılmaktadır.

Peki, kamuoyunu yumuşak karnından vurma, diğer bir deyişle İnternet’te güvenlik kaygısının giderilmesi işi nasıl sağlanmaktadır?

2. “Güvenli İnternet” bir tektipleştirme kararıdır.

Kim İnternet’ini güvenli kullanmak istemez ki? İşte sorun da bu noktada ortaya çıkıyor. Taslak Kurul Kararında Madde 4 (1-d) bendinde “Güvenli İnternet Hizmeti: Abonelerin talebi üzerine, ücretsiz olarak sunulan çocuk ve aile profilden oluşan hizmeti” olarak açıklanmaktadır. Buradaki sorun, daha doğrusu kamuoyunu yanıltan ve “çocukların ve ailenin korunması” ahlaki paniğini de besleyerek, aynı maddenin (b) ve (c) bendlerinde açıklanan aile ve çocuk profili tanımlarıdır. Madde 4 b bendinde aile profilinde, “Kurum tarafından İşletmecilere gönderilen aile profiline ilişkin listedeki alan adı, alt alan adı, IP adresi ve portlara abonenin erişiminin sağlanmadığı profil”, (c) bendinde çocuk profiline ilişkin olarak “Kurum tarafından İşletmecilere gönderilen çocuk profiline ilişkin listedeki alan adı, alt alan adı, IP adresi ve portlara abonenin erişiminin sağlandığı profil” açıklaması yer almaktadır. Burada dikkat edilirse, devlet adına BTK aileler için erişimini sakıncalı bulduğu siteleri ve çocuklara uygun/ideal gördüğü siteleri istediği gibi belirlemekte, işletmelere gizli kanallarla bildirmekte ve bu listelerin filtre olarak uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Aslında kamuoyunu yanıltan/yanıtıcı bu yumuşak, örtük sözcük kullanımıdır. Devlet eliyle yapılacak zorunlu ve kaçınılmaz filtelemeler gizlenmektedir. Madde 6’da internet hizmeti sağlayan her işletmenin “Güvenli İnternet hizmetini” tercih eden kullanıcılara bu iki profili, yani tanımlandığı şekliyle “aile” ve “çocuk” profillerini sunacakları belirtilmektedir. Aslında görüleceği üzere, siyasi otorite ve uygulayıcısı bürokratlar hiçbir şekilde yeni toplum tasarımından geri adım atmamaktadır. Türkiye’de “uygun aile” ve “uygun çocuk” kriterleri belirlenmekte, tasarımlanmaktadır. Sözün özü, bu toplumda tek aile ve tek çocuk kullanıcı tipi öngörülmektedir.

3. “Güvenli İnternet” kararı otokratik bir düzenlemedir.

Burada ilk kurul kararından farklı olarak, adı konmayan bu profillerdeki filtreleme listelerini kim yapacak sorusuna yanıt olarak Madde 10’da “Güvenli İnternet Hizmeti Çalışma Kurulu” oluşturulmuş durumdadır. Ancak bu çalışma kurulu göstermeliktir. Göstermelik olduğu madde 4/3.fıkrasında açıkça ortaya konmuştur. “Güvenli İnternet Hizmeti çalışma Kurulu’nun tespit ettiği ilkeler çerçevesinde, Güvenli İnternet Hizmetinin sunumu kapsamında kullanılacak listeler Kurum –yani BTK-tarafından belirlenir” denilmektedir. BTK, burada ailelere erişimin yasaklanacağı ve çocuklara erişimin uygun olacağı filtreleri belirlemekte tek ve muktedir kurumdur yine! Çalışma Kurulunun danışma rolü aynı maddenin 5.fıkrası ç bendinde açıkça ortaya konmuştur. Kurum isterse Kurula danışacaktır.

4. “Güvenli İnternet Çalışma Kurulu” göstermelik bir kurul olmamalıdır.

Kurulun yapısına gelince, Kurul Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan 3, İnternet Kurulu’ndan 2, BTK’dan 2 ve psikoloji, pedagoji, sosyoloji ve diğer ilişkili alanlarda uzmanlığı olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından teklif edilecek 8 kişi arasından BTK tarafından seçilecek 4 üyeden oluşacaktır (madde 10/3.fıkra). Böylece 11 üyeden oluşan bir kurul söz konusudur. Bu üyelerden 7’si siyasi iradenin bürokratlarıdır; uzman görüşünün 7 üyeye karşı görüşünün dağılımı ne yazık ki eşitsizdir. Üstelik bu uzmanları da BTK seçecektir. Şimdiden muhafazakar ve kollayıcı ideolojinin “ideal toplum” tasarımına hizmet eden ideologların bu işe talip olduğunu söylemek yanlış olmaz. İlginç bir husus da, bu konuda iletişim bilimci, bilişimci, yeni medya ve dijital oyun uzmanı gibi bilim dalları uzmanlarının/uzmanlıklarının/ihtisaslarının yok sayılmasıdır. BTK bürokratlarının Türkiye’deki sosyal-politika gelişmelerini ne denli görmediğinin bir uzantısı da bu uzman kurulu niteliğidir. Aile profili adı altında devlet eliyle oyun sitelerine erişim yasağı seçimi meşru kılınırken, Türkiye’de bir diğer siyasi irade Spor Bakanlığı, TÜRKİYE DİJİTAL OYUN FEDERASYONU (TUDOF) kurmakta ve Başkan seçimi yapmaktadır (3.8.2011). Türkiye Dijital Oyunlar Federasyonu temsilcisinin de bu Kurul’da yer alması gerekir. Hatta bu bürokrasi tarafından paylaşılan koltuklardan biri TUDOF’a ayrılmalıdır. Çünkü dijital oyun nedir, üretim sürecini ve türlerini(genre) bilebilecek uzman ya TUDOF uzmanıdır ya da bu konuda akademik çalışmaları olan iletişim bilimciler veya bilişimcilerdir. Ülkenin çocuk ve gençlerini eğitmek işinden sorumlu Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu kurulda temsiliyetinin olmayışı ise ülkede eğitime verilen yerin/önemin ne yazık ki bir göstergesidir. Bu kurulun teşkilindeki bir diğer eksik de İnternet, İnternet teknolojisi, İnternet kültürü konusunda çalışma yapan ilgili STK’ların da temsiliyetinin görülmemesidir.

Eğer BTK “Güvenli İnternet Çalışma Kurulu” adıyla bir kurul kuracaksa, bu kurul ismine layık olup gerçekten İnternet’in güvenli kullanınımın gereklerini ve koşullarını araştırmalıdır. Oysa bu karardaki kurula verilen görev, BTK’nın kendi kendine karar verip uyguladığı “devlet filtresi”nin bekçiliğini yapmaktır. İnternet’in güvenli kullanımı üzerine gerçek bir çalışma, bürokratlarla değil, ancak iletişim bilimcileri, yeni medya uzmanlarını, bilişimcileri içeren, hem sosyal hem teknik uzmanlardan oluşan ve STK’larla ortaklaşa oluşturulacak bir kurul ile mümkündür. Üstelik böyle bir kurul özerk ve tam bağımsız olmalıdır. Bu taslakta önerildiği hali ile bu kurul siyasi iradeye bağımlı bir yapıdadır.

5. Gerçek güvenli kullanım filtreyle/listeyle değil, eğitimle sağlanır!

Defalarca açıkladığımız üzere Avrupa Konseyi çocukların ve gençlerin İnternet ortamını güvenli kullanmasının ancak dijital okuryazarlık becerilerinin arttırılması ile olanaklı olduğunun altını çizmektedir. Türkiye’de farklı bölgelere, cinsiyete, sınıfsal konuma ve yaş gruplarına göre İnternet kullanımı eşitsizliğinin ve sayısal uçurumun olduğu aşikardır (Bakınız DPT Bilgi Toplumu Raporu, 2010 ve TUİK 2011). Türkiye’de İnternette yaşanan sorunlar dijital okuryazarlık, beceri ve nitelikli kullanım eksikliğinden kaynaklanmaktadır.

FİLTRELER YA DA BU TASLAKTA SUNULDUĞU ÜZERE PROFİL SEÇİŞLERİ BU EĞİTİM AÇIĞINI HİÇBİR ŞEKİLDE GİDEREMEZ VE EĞİTİMİN YERİNİ DOLDURAMAZ.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı Temmuz 2011 de yayınlanan İnternette İfade özgürlüğü adlı kapsamlı raporunda Türkiye’ye de özel yer vermekte, hiçbir şekilde devlet eliyle filtreyi önermemektedir. Ailelerin bireysel seçişleriyle pazarda mevcut gönüllü filtre uygulamalarının kullanılmasını önermektedir,-ki bu tür yazılımlar da halen Türkiye’de yazılım endüstrisinde mevcuttur. Öyleyse BTK ve siyasi irade (Ulaştırma Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı) neden ve halen ısrarla İnternet ortamını düzenlemek için ısrar etmektedir?

6. BTK’nın hak ve yetkilerini aşan bu ısrarı sorgulanmalıdır!

Türkiye’nin de araştırma ortaklarından olduğu EU KIDS ONLINE Projesi Kordinatörü Prof. Dr. Sonia Livingstone ile 16 Temmuz 2011 tarihli panelde Türkiye’de dijital becerilerin az olduğunu belirtmiştir. Türkiye’deki bu sorun filtre ve listeler ile erişim dışı bırakılan ya da sadece izin veren, teknik yasaklarla –liste sansürü ile- çözülemez.

O ZAMAN TÜRKİYE YAKLAŞIK OLARAK 7 AYDIR GÜNDEMİNİ NİYE DEVLET ELİYLE ZORUNLU FİLTRE ŞİMDİ DE LİSTE SEÇİŞİ İLE KAYBETMEKTEDİR. BTK’NIN YİNE PEDAOJİK KARARLAR ALABİLECEK BİR KURUM OLMADIĞINI, BU LİSTELERE NİHAİ KARAR VERME YETKİSİNİN HANGİ YETKİNLİKLE KURUMDA OLDUĞUNU YURTTAŞLAR OLARAK SORGULAMAMIZ GEREKLİ.

Eğer bir Çalışma Kurulu oluşturulacaksa, bu Kurulda bürokrat temsiliyetinin 1’e indirilmesi, TUDOF dahil MEB dahil ilgili STK’lar dahil kamu kurum kuruluş ve STK temsiliyetinin arttırılması/genişletilmesi, akademisyen uzmanlık alanlarının çoğaltılması ve bu ÇALIŞMA KURULUN rolünün danışmanlıktan/sözdelikten çıkartılması gereklidir. Ama tabii yeni bir MUZUR Kurul yaratılmasın bu arada! Listelere karar verici merci hiçbir şekilde hukuken de BTK olamaz.

Özetle kamuoyunun bilgisine sunuyoruz:

Devlet eliyle (burada BTK) hiçbir şekilde LİSTE uygulaması demokratik ve çoğulcu toplum/kültür yapısına hizmet vermez/veremez. Tam tersine tek boyutlu bir insan profili oluşturup, kamusal söylemi homojenize eder.

Ne yazık ki erişim engeli listesi ve erişime açık liste uygulaması toplumun, yurttaşların tektipleştirmesinden başka bir şeye hizmet etmez. Bu nedenle Güvenli İnternet Hizmeti uygulaması özünde sansürdür, ve insan haklarına aykırıdır. Çünkü bireyin bilgiye ve bilgi kaynaklarına erişimini kısıtlamakta, onun muhakeme yeteneğine BTK listeleri el koymaktadır.

YAPILMASI GEREKEN İNTERNETİN GÜVENLİ KULLANIMI İÇİN DİJİTAL OKURYAZARLIK BECERİSİNİ ARTTIRACAK VE NİTELİKLİ KILACAK EĞİTİME KAYNAK AKTARMAKTIR.

Filtre ve erişim yasağı liste uygulamaları ise halen devlet eliyle “Güvenli İnternet Hizmeti” adı altında dayatılmakta, kamuoyu da ne yazık ki eksik bilgilendirilmektedir.

Ayrıca, bu taslağın dayanağı olarak gösterilen Elektronik Haberleşme Sektöründe Tüketici Hakları Yönetmeliği ve bu Yönetmeliğin dayanağı olan Kanun BTK’ya böylesi bir düzenleme yetkisi vermemektedir. Burada şunu açıkça belirtmeliyiz: BTK’nın bu kurul kararı ile yetki aşımı söz konusudur ve idari iptal davası açılmalıdır.

BTK’YA SORUYORUZ!

  1. Madde 4 (1-ı)‘da tarif edilen “Uyarıcı ve bilgilendirici İnternet sayfası”nda verilecek olan bilgi nedir? Filtrede bilgilendirme esas alınmışsa, neden ak-kara listeler gizli tutuluyor? Sitelerin filtrelendiğini anlamanın tek yolu tek tek açıp bakmak mıdır? Neden içeriğini bilmediğimiz bir liste üzerinden filtre kullanmak zorunda bırakılıyoruz?
  2. Madde 4 (1-ı)‘da tarif edilen “Uyarıcı ve bilgilendirici İnternet sayfası”ndaki “uyarma”nın anlamı nedir? Filtre kullanıcının kendi isteğiyle yapılıyorsa, bu “uyarı” niye yapılıyor? Bu uyarı dikkate alınmadığında doğacak yükümlülük nedir?
  3. Madde 5 – (1)‘de  “Güvenli İnternet Hizmetini talep etmeyen abonelerin mevcut  İnternet erişim hizmeti, herhangi bir değişiklik olmaksızın sunulmaya devam eder.” denilmektedir. Fakat hali hazırda kullandığımız İnternet’de erişim engelleri var. Bu erişim engelleri DNS yönlendirmesi ile yapılmaktadır. Filtre (ya da liste) uygulamasına geçildiğinde, erişim engelleri bir listeden mi uygulanacak, yoksa durum eskisi gibi devam mı edecek? Eğer bir listeden uygulanacaksa, bu değişiklik neden belirtilmemekte, kullanıcılardan gizlenmektedir? Bu ‘filtresiz/listesiz’ İnternet de aslında filtreli değil midir?
  4. Madde 7 (3)‘te Aile Profili içinde “Oyun/Sohbet/Sosyal Medya sitelerine girmek istemiyorum” yazılı üç seçenek olduğu görülüyor. Bu sitelere girmek istemeyen birinin bunu belirtmesine gerek olmadığına, kimse onu zorla bu sitelere sokmayacağına göre bu ifade ne anlama gelmektedir? Pratikte olacaklar düşünüldüğünde bu ifadelerin, “parasını benim verdiğim bağlantıyı kullandırdığım insanların Oyun/Sohbet/Sosyal Medya sitelerine girmesini engellemek istiyorum” şeklinde yazılması daha isabetli olmaz mı?
  5. Madde 7 (3)‘te Aile Profili seçeneklerinde Oyun/Sohbet/Sosyal Medya’yı yasaklayıcı seçenekler neden konmuştur? Aile yaşantısı ile Oyun/Sohbet/Sosyal Medya sayfaları arasında nasıl bir uzlaşmazlık, nasıl bir çelişki olduğu açıklanmalıdır.
  6. Madde 7 (3)‘te Aile Profiline getirilen “Oyun/Sohbet/Sosyal Medya sitelerine girmek istemiyorum” seçenekleri, bu tür sitelerin normal bir ailede gerekli olmayan, fazladan bir şey olduğunu, anormal veya lüks bir tüketim olduğunu mu ifade etmektedir?
  7. Bu ifadeler böyle yorumlanırsa sonraki süreçte filtreli internetin daha ucuza satılarak yaygınlaştırılması, dolayısıyla filtresiz olduğu için yüksek internet ücretlerinin meşrulaştırılması gibi bir tehlike oluşmaz mı?
  8. Madde 10 (4)‘te belirtildiği şekilde Çalışma Kurulu’nun “aile” ve “çocuk” güvenliğine dair kararlaştığı ilkeler konusunda kamusal bilgilendirme nasıl yapılacak? İlkeleri uygulayacağı söylenen BTK, Kurulun belirlediği ilkelerin dışına çıkarsa ne yapabileceğiz? Çalışma Kurulunda 7 bürokrat ve 4 uzman dengesizliğinin nedeni nedir? Ayrıca iletişimbilimci ,oyun uzmanı neden uzman olarak sayılmamaktadır, yer almamaktadır? MEB neden ilgili aktör değildir?
  9. Madde 10 (5-b)‘de “Kullanıcı itiraz edilebilir” denmiş, ama itiraz kaç günde yanıtlanacak, yanıtlanmazsa ne olacak, bunlar neden belirtilmemiştir?
  10. Madde 11 (3)‘te İşletmecilerin “farklı isimler altında hizmetler” sunabileceği söylenmiş. Yani “güvenli internet”, “aile” ve “çocuk” ismiyle başka hiçbir internet hizmeti sunulamayacak mı?
  11. Madde 11 (4)‘te İşletmecilerin “Güvenli İnternet Hizmetinin sunumunda kişisel verilerin gizliliğini ve bilgi güvenliğini” sağlayacağı söylenmiş. “Güvenli İnternet hizmeti” almayanların da kişisel verileri ve bilgi güvenliği sağlanacak mı? Bu önlem DPI ile çevrimçi/dijital gözetim yapılmasının yasaklanmasını da içeriyor mu?
  12. Eğer bu hizmet yalnızca “aile” ve “çocuk” adı verilen bu filtreleri içeriyorsa, adına “güvenli internet” demenin anlamı nedir? Gerçekten güvenli bir internet filtrelerle sağlanamaz. İnternette güvenliği tehlikeye atan birçok başka şey vardır, bunların başında da bilinçsiz kullanım, kişisel verilerin güvenliği, özel yaşamın gizliliğinin ihlali, aşırı ticarileşme, ve iletişim özgürlüğünü gözetim altına alan DPI teknolojileri gelir.

 

BTK’NIN “GÜVENLİ İNTERNET HİZMETİ” ÜLKENİN HER YERİNDE TEK AİLE, TEK ÇOCUK TASARIMLAYAN “TC FİLTRESİDİR”.

OYSA BİZ HEM GÜVENLİ ve TÜM FARKLILIKLARI – ÇEŞİTLİKLERİ İÇEREN BİR DÜNYA/TÜRKİYE/TOPLUMSAL YAŞAM, HEM DE SANSÜRSÜZ VE ÖZGÜR BİR İNTERNET İSTİYORUZ!

-EK-

22 Şubat tarihli kararda yapılacak uygulama “filtre” olarak tanımlanmıştı:

http://www.btk.gov.tr/mevzuat/kurul_kararlari/dosyalar/2011%20DK-10-91sss.pdf

Yeni karar taslağında ise “filtre” sözcükleri tamamen kaldırılmış, neden?

http://www.btk.gov.tr/mevzuat/kurul_kararlari/dosyalar/2011%20DK-14%20410.pdf

BTK’nın 4 Ağutos 2011 tarihli Yeni Kurul Kararı Taslağına İlişkin açıklama: Devlet Eliyle Zorunlu Filtrelemelere devam… için 6 cevap

  1. Yusuf Koçak diyor ki:

    Merhaba;
    O kadar teknik açıklama ve yorum yapmışsınız, bu yorumlar arasında hiç çözüm söylememişsiniz.
    Kimi yorumlarınızda ve tespitlerinizde haklısınız; ancak özgürlük sınırsız mı? Bahsedilen filtre kabul eden ve filtreyi tercih edenler için. Filtreyi tercih etmeyenlere zaten bir engel yok. Başka bir açıdan bakılacak olursa Türkiye’de Network Güvenlik ürünleri adı altında küçük networkerden başlayarak en büyük networke kadar zaten filtreleme yapılıyor. Sayfada anlatılana göre bu da özgürlük ihlali değil mi ? üstelik bunu kimin yaptığını bile bilmiyorsunuz. Ne kadar detaylı rapor hazırlasanız, ne kadar özgürlük deseniz de “BTK’NIN “GÜVENLİ İNTERNET HİZMETİ” ÜLKENİN HER YERİNDE TEK AİLE, TEK ÇOCUK TASARIMLAYAN “TC FİLTRESİDİR” ifadesinde ki “TC” kim siz kimi yada neyi temsil ediyorsunuz? (TC ifadesinin piyasada kim kullandığı malum)
    Dijital okumuşluk az tespitiniz var, doğru. Ancak herkesin sizin kadar dijital okumuşluğa sahip olma gibi bir imkanı ve ihtimali yok. Öyle ise herşeyi ile sorumlu olduğu çevresini nasıl koruyacak. İnternet aracılığı ile bu kadar suç işlenirken sizin gibi dijital okumuşluğu yüksek insanaların bunlara çözüm üretmek yerine marjinal protest fikirlerle insanları isyana teşvik etmeyi hangi hangi özgürlük kriterine göre yapıyorsunuz.
    Biraz insaflı davranıp, karşı olmak yerine şöyle yapılabilir diye fikir söyleseniz daha etkli olur.

    Saygılarım

    Yusuf Koçak

    • binark diyor ki:

      Sayın Yusuf Koçak,

      Öncelikle değerlendirmeleriniz için teşekkür ederiz. Açıklamalarımızı ve blog’daki yazılarımızı takip ettiyseniz, zaten çözümün filtrelemelerle değil ancak yeni medya okuryazarlığının geliştirilmesiyle olabileceğini düşündüğümüzü hem kendimiz, hem de yapılmış çeşitli araştırmalara referans vererek daha önce de ifade ettiğimizi görmüşsünüzdür. Eğer konuyla ilgili diğer yazıları okumadıysanız, yenimedya blog’umuz üzerinden ulaşıp okuyabilirsiniz.

      Belirtmek isterim ki, filtreleme ve filtrelerle ilgili etik tartışmalar bu yazının konusu dışındadır. Şüphesiz, filtre konusuna çok farklı açılardan yaklaşmak mümkündür. Bu yazının konusunun, filtrelemenin merkezi iradeyle ve devlet eliyle yapılması olduğunun altını çizmek isterim. Yaptığınız alıntı, tam da yazının karşı çıktığı noktayı en iyi ve en açık şekilde belirtmektedir: “ülkenin her yerinde tek tip aile ve tek tip çocuk” düşüncesi, merkezi filtreyi sorunlu kılan faktörlerin başında gelmektedir.

      TC ifadesi, piyasanın dışında, Türkiye’deki tüm resmi kurumların adının başında bulunan “Türkiye Cumhuriyeti” ifadesinin kısaltmasıdır. Bu noktada, devletin getirmek istediği bir düzenlemeye atıfta bulunurken “TC” denilmiş olması sizi rahatsız edip başka bağlantılar kurmaya sevk ettiyse, bu durum tamamiyle kendi bilişsel şemanızın ürünüdür.

      Son olarak, sizin de yorumunuzda belirttiğiniz gibi, tam olarak ifade etmeye çalıştığımız (ve kanımızca sorunsuz bir biçimde ifade ettiğimiz), İnternet’in güvenli kullanımının filtrelerle değil, ancak dijital okuryazarlığın oluşturulmasıyla gerçekleşebileceğidir. Dolayısıyla eğer devletin amacı gerçekten yurttaşlarını İnternet’teki risklerden korumaksa, kaynaklarını eğitim faaliyetlerine aktarmalı ve bu doğrultuda çalışmalar yapmalıdır. Eğitim faaliyetleriyle özgürleştirilmek yerine filtreler ile dizginlenmiş bireylerin, birey olma niteliklerini ve kendileriyle ilgili karar verebilme yetilerini kaybedeceğini öngörebilmek için kahin olmaya gerek yoktur.

      Saygılarımızla…

      yenimedya.wordpress.com adına Tuğrul Çomu

      • halil seltekin diyor ki:

        1çözüm olmasa neden karşisınız ? olsa da olmasa karşı çıkmamanız gerek. sonuçta sizden birşey eksiltmiyor… demek bazı medya unsurlarının çıkarına ters geliyor.. bu yüzden karşı olanlar var
        2 devlet.. Dolayısıyla eğer devletin amacı gerçekten yurttaşlarını İnternet’teki risklerden korumaksa, kaynaklarını eğitim faaliyetlerine aktarmalı ve bu doğrultuda çalışmalar yapmalıdır. demişsiniz. doğru ama filtre kalsın onu da yapsın olmaz mı ?
        3 Eğitim faaliyetleriyle özgürleştirilmek yerine filtreler ile dizginlenmiş bireylerin, birey olma niteliklerini ve kendileriyle ilgili karar verebilme yetilerini kaybedeceğini öngörebilmek için kahin olmaya gerek yoktur.. demişsiniz… filtre asla kişisel karar alma yetisini ortadan kaldırmaz. zaten sadece isteyenler için fitre var insan bunda secim yapabilir.. istemeyene yok.. bunda bile kişisel karar alma yetisini ortaya dökmüş

      • trl diyor ki:

        Sayın Halil Seltekin,

        Neden filtrelere karşı çıktığımızla ilgili olarak şu yazıyı inceleyebilirsiniz: https://yenimedya.wordpress.com/2011/12/25/neden-filtre-istemiyoruz/

  2. halil seltekin diyor ki:

    bu yapılan internet filtresi gerçekten çok iyi… küçük yaşta çoçukların ve gençlerin ahlaki yönden dizginleştirilmesi ve meydyada bırakılan beyin tahribatını kısmen olsada engellemektedir.. şimdiki medyayı toptan değiştirmenin imkanı yok gibi ama kötü sitelerden alınmış gençlerin ileride medyayı oluşturacak kişilede olduğunu unutmayalım… ve bunu eğitime de ahlaki derslerin eklemmesi de topluma daha ağır başlı fertler kazandıracağından ülkenin geleceği acısından çok ehemmiyetlidir. yaptığınız bu filitre için çok teşekkür ederiz saygılarla..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: