Büyük Gün 22 Ağustos!

Tuğrul Çomu

Bugün itibariyle, adı “Güvenli İnternet” olan, ancak gerçek anlamda İnternet’in güvenli kullanımını içermeyen sistem denenmeye başlanıyor. BTK’nın bu hizmeti tanıtmak için gerçekleştirdiği faaliyetler de oldukça başarılı bir biçimde devam ediyor. Özellikle Tayfun Acarer’in NTV’de yayınlanan röportajı son derece ikna edici. Ancak ne kadar doğruları yansıttığı tartışılabilir. Söz konusu röportajın videosuna http://video.ntvmsnbc.com/internet-filtresi-basliyor.html adresinden ulaşılabilir.

Yazının esas konusuna geçmeden önce, yukarıdaki röportajda yanlış verilen bir bilgiyi belirtmekte yarar var: İnternet Servis Sağlayıcıların, benzer filtreleme hizmetlerini az da olsa bir ücret karşılığı verdikleri genellemesi gerçekleri yansıtmamaktadır. Servis Sağlayıcılar üzerinden bakıldığında pek çoğu az bir ücretle bu hizmeti veriyor olsa da, en çok aboneye sahip TTNET, benzer bir hizmeti (Aile Koruma Şifresi[1]) abonelerine ücretsiz olarak sunmaktadır. Diğer taraftan sektörel rekabeti düzenleme görevi olan BTK’nın, tüm servis sağlayıcıların benzer filtreleme hizmetlerini isteğe bağlı olarak ücretsiz sunmasını sağlaması iddia edilen amaca çok daha uygun bir çözüm olabilirdi. Ancak BTK, profiller üzerinden filtrelemeyi, yetkin olmadığı halde, “yetkin kurum” sıfatıyla yapmak konusunda oldukça ısrarcı davranmaktadır.

Filtreleme sansür müdür?

Sayın Acarer’in lügatında böyle olmasa da Türk Dil Kurumu’na göre sansür sözcüğünün anlamına bakalım: TDK Güncel Türkçe Sözlük’e göre sansür,Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin hükümetçe önceden denetlenmesi işi, sıkı denetim” veya “Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin yayınının ve gösterilmesinin izne bağlı olması, sıkı denetim” olarak tanımlanmaktadır. Bu noktada 22 Şubat 2011’de yayınlanan 22 Ağustos 2011’de fiilen uygulanacağı duyurulan ancak daha sonra değiştirilen kurul kararında, herhangi bir seçim olmaksızın tüm kullanıcıları profillere indirgeyen düzenlemenin “sansür” olduğu konusunda Sayın Acarer’in de bizimle hemfikir olduğunu söylemek yanlış olmaz. Öyle ki, Sayın Acarer de yapılan yeni düzenlemenin “sansür” olarak tanımlanamayacağını “kullanıcıların seçimine bağlı olması” nedeniyle savunabilmektedir. Peki, yukarıdaki tanıma göre yeni düzenleme, yani 4 Ağustos 2011’de yayınlanan ve 22 Kasım 2011’de yürürlüğe girmesi planlanan düzenleme sansür müdür?

Eski düzenleme gibi topyekün olmasa da, kullanıcıların dışında kalma imkanları olsa da sansür olarak tanımlanabilir. Bu noktada, hangi kullanıcıların bu sansür/filtreleme dışında kalabileceği tartışmaya açılmalıdır. Bağlantı sahibi, yani abone, tüm hanenin İnternet erişimini düzenleyebilecek bir yetkinliğe ulaşmaktadır. Acarer’in de belirttiği gibi, yaklaşık 45 milyon İnternet kullanıcısı (çocukların yanı sıra, hanelerdeki diğer yetişkin kişiler), 11 milyon abonenin kararı üzerinden İnternet’e bağlanabilecektir. Kararı abone verecek, İnternet ortamındaki yayının denetimini ise devletin kurumu merkezi olarak yapacaktır. Dolayısıyla örtülü ve kısmi bir sansürden bahsetmek olanaklıdır.

Diğer taraftan BTK’nın “isterse” danışabileceği “Güvenli İnternet Hizmeti Çalışma Grubu” da -bu kurulun yapısıyla ilgili süren tüm tartışmalar bir yana-, test/deneme sürecinin başladığı gün itibariyle ortada yoktur ya da varsa bile kamuoyu ile paylaşılmamış durumdadır. Mevcut durumda 5651 sayılı yasa kapsamında erişimi engellenen sitelerin hangileri ve Sayın Acarer’in belirttiği Türkiye’de yılda 330 bin sayısına ulaşan şikayetlerin neler olduğunun bilinmediği bir ortamda, gerçekleştirilecek yeni filtrelemenin kriterlerinin de belirlenmemiş olduğu hatırlanarak, İnternet Servis Sağlayıcıların ve kullanıcıların neyi test edeceğini merak etmemek elde değildir.

Son olarak, BTK 4 Ağustos 2011’de yayınladığı kurul kararını 10 gün süre ile kamuoyunun tartışmasına açmıştır. Sayın Acarer’in 18 Ağustos 2011’de, kuruma bildirilen görüşleri dikkate almaksızın “olacak”ları sayabilmesi de enteresandır. BTK’ya bildirilen görüşlerin dikkate alınmadığını anlamak güç değildir. “O zaman, kimin görüşü ne için alınmıştır? Bunlar değerlendirilmiş midir? Yapılacak her şey belli ise, 10 günlük süre ne için verilmiştir?” diye sormak gerekir.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: