Türkiye’de Tumblr Blog Ortamındaki Popüler Blogcuların Kullanım Pratikleri

Tuğçe Erbaş

Başkent Üniversitesi, Halkla İlişkiler ve Tanıtım Yüksek Lisans Programı, Ankara

tuucerbas@gmail.com, tugcerbas@ymail.com

Özet: Bilgi ve iletişim teknolojilerinin gelişmesinin ve kullanımının yaygınlaşmasıyla beraber yeni medya ortamları, bireylerin yoğun olarak benlik gösterdikleri bir alan olarak giderek önem kazanmıştır. Blogların da, yeni medya ortamlarında birçok İnternet kullanıcısının tercih ettiği önemli bir iletişim aracı olduğu gözlemlenmektedir. Bu tez çalışmasında, yeni medya ortamındaki blog ortamında perfomans gösteren popüler blogcuların kullanım pratikleri, popüler bloglara uygulanan metin analizi ve popüler blogcularla yapılan derinlemesine görüşmelerden elde edilen bulgulardan hareketle tartışılmış, elde edilen bulgular, mahremiyet algısı, sanal uzamda benliğin sunumu, varolma ve dolayısıyla görülme isteği gibi yeni medya çalışmaları kapsamında sıklıkla araştırma konusu olan olgular temel alınarak değerlendirilmiştir. Tumblr blog sağlayıcısının araştırma evrenini oluşturduğu bu tez çalışması, blog ortamında varolma nedenlerinin, kullanım amaçlarının ve biçimlerinin bireylere göre değişiklik gösterdiğini ortaya çıkarmakla beraber, popüler blogcuların sahip olduğu bir takım ortak kullanım pratiklerini de açığa çıkartmaktadır.

Anahtar Kelimeler: Blog, blog yazmak, sanal kimlik

Abstract: Along with the advancement of information and communication technologies, new media has become more of an issue as a space where people present themselves intensely. It is also observed that blogs are the important communication tools which are prefered to use by most of the Internet users on new media. In this thesis, the usage practices of popular bloggers who perform self-presentation on blogs in new media are discussed through the findings of the content analysis and the in-depth interviews. The findings are interpreted by the facts such as intimacy, self-presentation on virtual space and the desire of being seen which are the subjects of new media studies substantially. This thesis, which Tumblr blogware is formed as research site, has brought out the fact that the reasons of the desire of being on blogs, the points and the forms of usage are depend on the individuals. It also brings into open some mutual usage practices of popular bloggers.

  1. 1.       Giriş

 

Sanal uzamda hizmet veren iletişim araçlarının gelişen teknolojiyle birlikte etkileşimsellik özelliklerinin artması ve modern insanın iletişim ve haberleşme dürtüsünü karşılayabilme amacıyla çalışma prensiplerinin geliştirilmesiyle birlikte iletişim araçları her geçen gün daha çok kullanıcı çekmekte ve yeni medya ortamının temelini oluşturmaktadır. Günümüzde kullanımı hızla yaygınlaşan ve kullanıcılarına hem etkileşimsellik hem de kişiye özel ayarlar sunan en popüler araçlardan birisi bloglardır. Web sayfalarının kullanımı daha kolay ve daha sık güncellenen bir versiyonu olarak görülen bloglar, kolaylıkla oluşturulabilmesi, izleyenlerle sürekli olarak etkileşime olanak vermesi ve genellikle herhangi bir maliyeti olmaması gibi sebeplerle İnternet kullanıcıları tarafından hızla benimsenmiştir.

 

  1. 2.       Yeni medya ve bloglar

 

Günümüzde giderek gündelik yaşamın her alanında yaygın kullanım pratikleri bulan, gündelik yaşam pratiklerini –farkında olmasak da- köklü bir şekilde dönüştüren, toplumsal yaşamın birtakım gerekleri nedeniyle kullanım yoğunluğu giderek artan, bedenin bir uzantısı/parçası haline gelen bilgisayar, İnternet ortamı, cep telefonları, oyun konsolları, Ipod veya avuç içi veri bankası kayıtlayıcıları ve iletişimcileri, diğer bir deyişle tüm bu dijital teknolojiler yeni medya başlığı altında toplanabilir (Binark, 2007: 21). Yeni medyayı geleneksel medyadan(gazete, dergi yayıncılığı, radyo, televizyon yayınları ve sinema filmleri) farklılaştıran özellikler ise, dijitallik, etkileşimsellik, hipermetinsellik, yayılım ve sanallıktır (Lister vd.’den aktaran Binark, 2009: 60).

Basın özgürlüğünü destekleyen Fransız bir sivil toplum kuruluşu olan Reporters Without Borders, 2005 yılının Eylül ayında yayınladığı Handbook For Bloggers and Cyber-Dissidents adlı kitapta blogun, çoğunlukla “gönderi”(post) denilen yeni haberlerin yayınlandığı, düzenli olarak güncellenen, en yeni olan gönderinin sayfanın en başında yer aldığı ve birçok gönderinin kategorilenerek düzenlendiği, günlük biçiminde olan, özel tasarlanmış bir etkileşimsel araç kullanılarak oluşturulan ve genellikle bir kişi tarafından bazen anonim olarak yürütülen bir kişisel web sitesi olduğu tanımı yapılmıştır.

Bir blog, normal bir web sitesine göre daha kolay yürütülür ve güncellenir. Blog sağlayıcılarının (ya da serverların[*]) metin yükleme (posting) yöntemleri web sitelere göre çok az farklılık taşır, ancak, prensipte aynıdırlar (Reporters Without Borders, 2005: 17). Ancak web sitelerinin bloglara göre, güncellenmesinin daha zor ve daha çok zaman alıyor olması nedeniyle web sitelerinin daha statik araçlar oldukları söylenebilir. Bir web sitesini kurmak için gereken HTML kodlama bilgisi blog sahibi olmak için gerekli değildir. Bununla birlikte birkaç yıl öncesine kadar reklamlar, arama motoru gibi web sitelerinde sıkça bulunan ancak bloglarda olmadığı düşünülen ögelerin, günümüzde artık çoğu blogda bulunduğu söylenebilir. İnternet ortamında bireylerin kendi bloglarını kurup yürütmelerini sağlayan birçok çevrimiçi hizmet bulunmaktadır. Blogger8 bu hizmeti veren ilk büyük blog sağlayıcısıdır ve hala da WordPress.com, Livejournal.com, Typepad.com, Tumblr.com ve ülkelere göre değişen diğer yerel blog sağlayıcılarıyla birlikte en popüler blog sağlayıcılarından birisidir.

 

Blog Ortamında Kimlik İnşası

 

Bloglarda blogcunun paylaştığı her bir unsur o blogcunun kimlik inşasının bir tuğlası gibidir. Blogcunun dil pratikleri, paylaştığı içeriklerin türü ve konusu diğer kullanıcılara kimliği hakkında bir takım bilgiler vermektedir. Burada söz konusu olan kimlik çoğunlukla bireyin gerçek kimliğinden beslenir, bununla birlikte aralarında birçok farklılık da bulunabilir. Birey kendini başkalarına sunduğunda, performansı toplumun resmi olarak onaylanmış değerlerini, davranışlarından çok daha fazla içerir ve temsil eder (Goffman, 2009: 45). Yeni bir benlik sunumunun kurulması olanağını veren diğer çevrimiçi ortamlarda olduğu gibi bloglarda da, performansların idealize edilmesi ve ideal bir benliğin kurulması söz konusudur. Bu bağlamda bireye verilen özgürlük, çoğu zaman kullanıcının kendisini tam olarak gerçekte olduğu gibi sunmamasıyla birlikte, daha çok kendi kafasındaki ideal benlik doğrultusunda yeni bir benlik sunumu inşa etmesine ve buna bağlı olarak da idealize edilmiş performanslar sergilemesine olanak tanır.

Bloglarda ve sanal uzamda bulunan toplumsal paylaşım ağları ve diğer ortamlarda bilinen üç çeşit kimlik bulunmaktadır. Bunlar anonim kimlik (anonymous), takma isimli kimlik (pseudonymous) ve nonim kimliktir. Her üç kimlik de bireyin gerçek kimliğinden (real-life identity) birçok açıdan farklılaşabilmektedir. Anonimlik, iletişim kurulan bireyin kimliğinin bilinmemesi, görülemez oluşudur. Diğer bir kimlik türü olan takma isimlilik ise bireyin kendisine bir takma isim seçmesi ve bu takma ismin sanal uzamdaki ortamlarda kullanıcının kimliğini temsil etmesidir. Örneğin, blog ortamında takma isim kullanan bir blogcu, kimliğini temsil eden takma ismini blogunun başlığı olarak kullanabilir. Bireyler blog ortamında gerçek kimlikleriyle de varolmayı tercih edebilirler. Gerçek kimliklerini kullanan blogcular bloglarında gerçek isimlerini paylaşır gerçek fotoğraflarını yayınlarlar.

 

Mahremiyet

 

Özel yaşamın gizliliği hakkının temel niteliği, bireyin kendisine ilişkin bilginin dolaşımı üzerinde kontrol yeteneğine, kişisel özgürlüğünü koruma ve sosyal ilişkilerini sürdürme gücüne sahip olmasıdır. Bireylerin, kendilerine ilişkin bilgilerin akışı üzerinde denetimi kaybetmeleri, bu bilgileri kullanabilme gücüne sahip kimselerin veya kurumların hegemonyası altına girmeleri riskini de beraberinde getirmektedir (Miller’dan aktaran Yüksel, 2003: 77). Elif Küzeci Kişisel Verilerin Korunması (2010) adlı çalışmasında, özel yaşamın gizliliği hakkı ve mahremiyet kavramlarının ayrımına dikkat çekmiş ve özel yaşamın gizliliği hakkının, bireyin yalnızca mahrem alanını korumadığını, mahrem olmayan kamuya açık alanını da koruma kapsamına aldığını belirtmiştir (2010: 14). Bireyin özel yaşam alanı ise, belirli kimselerle ve belirli ölçüde paylaştığı yaşam parçalarını kapsar (Araslı’dan aktaran Küzeci, 2010: 71). Bununla birlikte mahremiyet, tanımlanması ve sınırlarının belirlenmesi oldukça güç bir kavramdır. Çünkü mahremiyet, birçok insan için aynı anlama gelmez (Yüksel, 2003: 78). Mahremiyet, bireyin herkesle paylaşmayacağı veya herhangi bir kimse ile paylaşmamak hakkının bulunduğu olay, inanç ve duygularının, isteği üzerine o kişiyle paylaşılması durumunu ifade eden “intimacy” deyiminin karşılığıdır (Araslı’dan aktaran Küzeci, 2010: 14). Her ne kadar kişisel mahremiyetin insanların yaşantısının önemli bir parçasını oluşturduğu düşünülse de, bireyler çoğu zaman bu olgunun farkında olmazlar.

Beri yandan, hızla yaygınlaşan İnternet kullanımıyla birlikte, toplumsal paylaşım ağlarına akın eden bireyler, bu ortamlarda gözetleniyor olduklarını bilmekte, ne ki bunu çoğunlukla bir sorun olarak görmemektedirler. İnsanlar, dışlarındaki dünyayla iletişim halindedirler (Toprak vd., 2009: 149). Gelişen bilgi ve iletişim teknolojisinin sunduğu gelişmiş haberleşme olanakları ve yenilenen iletişim ortamları, bireyleri sanal uzama çekmekte ve uzamda bir şekilde varlık göstermelerini teşvik etmektedir. Toplumsal paylaşım ağları, bloglar, çevrimiçi dijital oyunlar sanal uzamda bireylerin mahremiyetlerini teşhir etmelerine aracı olmakta, bir takım kişisel bilgilerini ortak bir alan olan sanal uzamda paylaşmalarına neden olmaktadır. Bu noktada, bireylerin gözetlenmekten haz duymaya evrilmesi durumu ele alınmalıdır. İnternet kullanıcısı gözetlenmekten zevk almakta ve kendisinin gözetlenmesini istemektedir. Bu durum da teşhirciliğe denk düşmektedir. Merkezi bir gözetleme kulesi etrafında birçok mahkûmun aynı anda denetlenebildiği büyük dairesel yapı olan ve gözetim ve gözetlemenin somut bir simgesi haline gelen panoptikon’un tersine, iktidarın istemine gerek kalmadan ortaya çıkan gözetlenme isteği iktidara teslimiyeti göstermekte ve synopticon kavramına işaret etmektedir; “panoptikon insanları seyredilebilecekleri konuma zorla getirir. Synopticon’un ise baskıya ihtiyacı yoktur, insanları seyretsin diye ayartır” (Bauman’dan aktaran Bentham vd., 2008: 122). Dolayısıyla burada toplumsal kaygı, artık gözetlenmek değil, göz önünde bulunamamak yönündedir (Toprak vd., 2009: 152). Bireylerin, sanal uzamda üretilen, sürekli güncellenen ve yenilenen iletişim araçlarına olan büyük ilgisi ve her yerde görünür olma kaygısı herkes tarafından kolayca gözlemlenebilmektedir. Bireyler birileri tarafından uyarılmadıkları sürece İnternette gizlilik konusunda kaygılanmamaktadırlar. Toplumsal paylaşım ağlarından, web kamerası kullanımına, blog yazmaktan, reality şovlara kadar, bireylerin, mahremiyetlerini kamusallaştırarak karşılığında popülerlik, şöhret ve hatta maddi kazanç aradıkları söylenebilir. Bu çerçevede bireylerin paylaşma, fark edilme ve diğerleriyle bağ kurma isteği, mahremiyet olgusunun unutulmasına ve hızla ortadan kalkmasına sebep olmaktadır.

 

Türkiye’de İnternet ve Bloglar

 

Blog yazmak ise tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla paralel olarak hızla benimsenmiş ve yaygınca kullanılır hale gelmiştir. Bu popülerleşmeyle beraber yabancı blog sağlayıcılarının yanı sıra birçok yerel blog sağlayıcısı da piyasaya sürülmüştür (Blogcu.com, Benimblog.com gibi). Türkiye’de blog yazmanın ve okumanın ne derece yaygın olduğu sorusunun cevabı, geniş kitlelerce takip edilmeye başlanan birçok popüler blog yazarının ortaya çıkmasıyla, 2010 yılında, Okuyan Us Yayınevi editörü Cem Mumcu tarafından seçilen popüler blog yazarlarının Dizüstü Edebiyat Dizisi adı altında kitaplarının çıkarılmasına karar verilmesiyle kısmen yanıt bulmuştur. Serinin ilk kitabı 2010 yılının Haziran ayında takma adıyla PuCCa’nın yazdığı Küçük Aptalın Büyük Dünyası Pucca Günlük olmuştur. Seriyi iki ay sonra Ağustos’ta yayınlanan yine takma adıyla Sami Hazinses’in Piç Güveysinden Hallice kitabı izlemiştir. Eylül ayında Onur Gökşen’in Bizim de Renkli Televizyonumuz Vardı adlı kitabı ve en son 2011’in Ocak ayında, takma adıyla Pink Freud’un Sorun Bende Değil, Sende kitabı yine Dizüstü Edebiyat Dizisi dâhilinde piyasaya çıkarılmıştır. Çıkan kitaplar çok satılmış ve kısa zamanda kitabevlerinde çok satanlar bölümünde sergilenmeye başlanmıştır (Şekil 1).

Şekil 1. Popüler Blogcuların Okuyan Us Yayınevi’nden Çıkan Kitapları

  1. 1.       Araştırmanın Uygulanması: Türkiye’de Tumblr Ortamındaki Kullanım Pratikleri

 

Tez kapsamında örneklem seçimi, 2007 yılından beri hizmet veren ve İnternet kullanıcıları arasında kullanımı gittikçe yaygınlaşan Tumblr blog sağlayıcısı içinden yapılmıştır. Tumblr ortamında etkin olan popüler blogcular belirlenmiş, blogları takibe alınmıştır. Araştırma kapsamında, popüler Tumblr blog yazarlarının blogları incelendiğinden takipçi sayısı 500’ün altında olan bloglar araştırmaya dâhil edilmemiştir. Bu çerçevede, çalışmada sözü edilen popüler blog kavramı, takipçi sayısı 500 ve üstünde olan blogları tanımlamak için kullanılmıştır. Buna göre tez kapsamında, 33 blogcunun Tumblr blogları incelenmiş, bloglar üzerinde betimleyici metin analizi ve tematik içerik analizi uygulanmıştır. Teze dâhil 33 blogcudan 11’i ile ise derinlemesine görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Çalışmanın bir diğer sınırlılığı ise, tezin başlığında da belirtildiği üzere, sadece Türkiye’den blog yazarlarının Türkçe yazdıkları blogların incelenmiş olmasıdır.

Öncelikle Tumblr blog sağlayıcısında etkin olan bazı blogların yazarlarıyla e-posta aracılığıyla iletişime geçilmiş ve onların hangi blogları severek ve ilgiyle takip edildiği sorulmuştur. Bunun sonucunda birçok blogcu tarafından ortak olarak takip edilen bloglar belirlenmiştir. İkinci bir yöntem olarak araştırmaya katılan blogların katılımlı gözlem tekniğiyle incelenmesi amacıyla araştırmacı tarafından bir Tumblr blog hesabı[1] yaratılmıştır. Araştırmacı Tumblr blog ortamında araştırmacı kimliğiyle oluşturduğu bu blog hesabından, blog üzerindeki gönderilerin beğenilme sayısı ve yorum sayısından hareketle popüler olduğunu düşündüğü blogları incelemeye başlamıştır. Ayrıca araştırmacının blogunda araştırmayla ilgili genel bilgiler paylaşılmış ve araştırmaya katılmak isteyen gönüllü blogcular için çağrı yapılmıştır. Araştırma blogu tarafından izlemeye alınan blogların gönderileri 1 Aralık 2010 tarihinde blogcularına göre sınıflandırılarak kaydedilmeye başlanmıştır. Gönderiler kaydedilirken üzerlerinde hiçbir değişiklik yapılmamış, içerik türleri ne olursa olsun özgün gönderiye müdahale edilmemiştir. Gönderilerin kaydedilmesine 31 Aralık 2010 tarihinde son verilmiş ve böylece Tumblr’a kayıtlı 33 popüler blogun bir ay boyunca yayınladığı tüm gönderiler arşivlenmiştir.

 

1.1.  Profil Analizi ve Betimleyici Metin Analizi

 

Araştırma örnekleminin demografik özelliklerini belirlemek üzere öncelikle, bir ay boyunca yayınladıkları gönderileri kaydedilen 33 blogcunun profil analizi çıkarılmıştır. Elde edilen veriler sadece blogcuların bloglarının hakkımda (description) bölümünde paylaştıkları bilgiler olup, bu bölümde paylaşmadıkları bilgiler analize dâhil edilmemiştir (Tablo 1). Burada amaç blogcuların bloglarının tanıtım bölümünde kendileriyle ilgili hangi genel ve iletişim bilgilerini paylaştıklarını belirlemek ve buna göre blogcuların demografik özelliklerini ortaya çıkarmaktır. Blogcuların yaygın olarak paylaştığı bilgi, bir iletişim bilgisi olarak değerlendirilebilecek diğer toplumsal paylaşım ağlarındaki hesaplarının bağlantılarıdır. Bu yolla birbirlerinin diğer ağlardaki varlıklarından haberdar olmakta ve genellikle birbirlerinin bloglarını izleyen blogcuların diğer toplumsal paylaşım ağlarındaki hesaplarında da birbirlerini takip ettikleri gözlemlenebilmektedir. Bunun dışında blogcuların iletişim bilgisi olarak sadece e-postalarını paylaştıkları görülmektedir. Blogcuların hangi şehirde yaşadıklarına dair hakkımda bölümünde hiçbir şey paylaşmadıkları gözlemlenmektedir. Ancak yazdıkları gönderilerde zaman zaman yaşadıkları şehirden ve çeşitli mekanlardan bahsettiklerinden blogcuların hangi şehirde yaşadıklarını düzenli olarak bloglarını takip ederek öğrenmek mümkündür.

Blogcuların profil analizi çıkarıldıktan sonra, hangi tür içeriğin ne sıklıkta paylaşıldığını ortaya çıkarmak için kaydedilen gönderiler üzerinde betimleyici metin analizi uygulanmıştır. Bu analizde blogcuların gönderileri içeriklerine göre görüntü, bağlantı, ses ve soru-cevap şeklinde dört ana kategoriye ayrılmıştır. Tablo 2’ye göre popüler blogcular bloglarında yayınladıkları metinleri çoğunlukla görüntülerle desteklemektedir. Görüntü çeşitlerinden ise en çok fotoğraf türü kullanılmaktadır. Kullanılan fotoğrafların bir kısmı blogcuların kendilerinin çektikleri fotoğraflardır ve blogcular bu tür fotoğrafları paylaşırken fotoğrafları kendilerinin çekmiş olduğu bilgisini genellikle okuyucularla paylaşmaktadır. Bununla birlikte paylaşılan fotoğrafların bir kısmı da blogcuların görüntü bankalarından ya da çeşitli web sayfalarından edindikleri görüntülerdir. Blogcuların gönderilerinde paylaştıkları metinleri desteklemek için sık sık kullandıkları bir diğer içerik türü de bağlantıdır. Blogcular bloglarında ilginç buldukları, beğendikleri ya da dikkat çekmek istedikleri web sayfalarının bağlantılarını paylaşmaktadır. Ayrıca blogcuların bloglarının hakkımda (description) bölümünde paylaştıkları diğer toplumsal paylaşım ağlarındaki hesaplarının bağlantılarını belli aralıklarla gönderi olarak da paylaştığı gözlemlenmiştir. Bu da Tumblr blog ortamında popüler blogcuların sanal uzamın özelliklerinden biri olan hipermetinselliği oldukça etkin bir şekilde kullandığını göstermektedir.

 

1.2.  İçeriğin Üretimi: Tematik Analiz

Blogcuların Tumblr blog ortamında ürettikleri içeriğin anlaşılabilmesi açısından araştırmaya katılan ve bir ay boyunca takip edilen Tumblr blogcularının gönderileri konularına göre tasnif edilmiştir.  Bu tasnifin amacı, Tumblr blog ortamında faaliyet gösteren popüler blogcuların çoğunlukla hangi konular hakkında yazmayı tercih ettiklerini ortaya çıkarmak ve popüler blogcuların içerik üretiminin genel anlamda bir profilini oluşturmaktır.

Kategoriler 33 blog yazarının bir ay boyunca yazmış olduğu tüm gönderilerin okunmasının ardından, göze çarpan konular dikkate alınarak belirlenmiştir. Bazı kategorilere alt kategori oluşturma gerekliliği görülmezken, bazılarına birden çok alt kategori üretmenin daha anlamlı olacağına karar verilmiştir (Tablo 2).

İlk kategori Aralık 2010 süresince gerçekleşen önemli olaylardan oluşmaktadır. Rogers ve Dearing, medya gündemini, “belirli bir zaman dilimi içinde medyada yer alan olaylar ve sorunlar listesi” biçiminde tanımlamaktadırlar (Rogers ve Dearing’den aktaran İrvan, 2001: 74). Gerek geleneksel medyada gerekse yeni medya da sıklıkla yayınlanan bu olaylar gündem – güncel olaylar kategorisinde toplanmıştır. Bu olaylardan başlıcaları için alt kategoriler oluşturulmuş tematik analizin daha anlaşılır olması sağlanmıştır.

“Gündelik yaşam” her gün tekrar edilen, rutin olan, herkes tarafından paylaşılan ama çoğunlukla sıradan olan ve bu nedenle konuşulamayacak kadar önemsiz olan şeyleri çağrıştıran bir kavramdır (Cemiloğlu Altunay, 2010: 38). Bu çerçevede gündelik yaşam ve alışkanlıklar kategorisinde, kullanıcının günlük aktivitelerini söz konusu günde başına gelenleri, yaşadığı ilginç olay ve deneyimleri, gündelik yaşamın monotonlaşan eylemleri ve kullanıcıların alışkanlıkları üzerine yazmış olduğu gönderileri içermektedir.

Beğeniler- zevkler- tercihler kategorisindeki gönderiler, kullanıcının herhangi bir olay, durum ya da somut bir madde hakkındaki olumlu ya da olumsuz fikirlerini içeren gönderilerdir.

Duygusal metinler kullanıcının duygularını ifade ettiği gönderilerdir. Bu ana kategori altında 5 alt kategori oluşturulmuştur. 4’ü çeşitli belli duyguların sınıflandırılması şeklinde olurken diğer karmaşık duygular kategorisi birçok duyguyu aynı anda içeren ya da belirtilen duygunun tam olarak anlaşılmadığı gönderilerin toplandığı kategoridir.

Popüler kültür, kökleri yerel geleneklerde bulunan halk inançlarını, pratiklerini ve nesnelerini, keza siyasal ve ticari merkezlerde üretilen kitlesel inançları, pratikleri ve nesneleri içerir (Mukerji ve Schudson’dan aktaran Mutlu, 2005: 313). Bu çerçevede popüler kültür ana kategorisi altında popüler kültür unsurlarını barındıran popüler kültürün yeniden üretildiği gönderiler toplanmıştır. Yerli ve yabancı popüler kültür unsurlarının ne sıklıkta paylaşıldığını net bir şekilde görebilmek adına yerli ve yabancı alt kategoriler oluşturulmuştur. Bunların altında da hem yerli hem de yabancı alt kategorisi için, belli başlı popüler kültür unsurları ayrı ayrı gruplarda incelenmiştir. Şarkılar, film afişleri, film yorumları, film replikleri, kitaplardan alıntılar, şöhretlerin fotoğrafları, televizyon programları, karikatür ve çizgi roman görüntüleri, sporla ilgili yorum ve görüntülerin paylaşıldığı gönderiler bu kategori içinde yer almaktadır.

2010 yılının Aralık ayı boyunca Türkiye’de devam eden sosyal sorumluluk projelerine destek ya da genel anlamda toplumsal duyarlılığın belirtildiği gönderiler yalnızca 4 tanedir. Bu türdeki gönderilerin toplandığı toplumsal duyarlılık / sosyal sorumluluk projelerine destek kategorisi ile gündem-güncel olaylar ana kategorisi altında Türkiye’de Aralık ayının haber gündemini oluşturan Haydarpaşa yangını[2], wikileaks[3] ve ODTÜ olayları[4] alt kategorileri bir ay boyunca popüler blog yazarları tarafından hakkında en az yazılan konulardır. Katılımcıların güncel olaylar kategorisine giren siyasi ve dini konular hakkında yazmayı tercih etmemeleri, katılımcılarla yapılan derinlemesine görüşmelerde de bizzat kendileri tarafından ifade edilmiştir.

“…Ben hayatım boyunca hani yaptığım -kısa film de yapıyorum ben- onlarda olsun insan ilişkilerinde olsun hayatımda olsun politika ve siyasetle hiç bi şeyim olmadı. o yüzden işte ondan çok çekinirim hani hakketen bi tespitim olduysa da arkadaşlar arasında yaparım ama böyle bi yerde yayınlamak istemem. çünkü sonra dönüp dolaşıp sen şurda şunun hakkında böyle demişsin diye karşıma çıkabilme ihtimalinden çekiniyorum yani. Ki enteresan haberler de görüyoruz hani sırf insana yazıldığı için ya da bi kuruma dava açılan durumlar oluyo bu hoş bi şey değil o yüzden hani…” (memcimek, 23).

 

1.3.  İçerik Üreticileri İle Yapılan Derinlemesine Görüşmeler Sonucu Elde Edilen Bulguların Değerlendirilmesi

Yarı yapılandırılmış derinlemesine görüşmede yönlendirilen sorular ve katılımcıların verdiği cevaplar alıntılar yapılarak, bulunma ve görülme isteği, beğenilme – popüler olma arzusu, blog ortamında mahremiyet algısı ve sanal uzam ile çevrimdışı uzamda kimlik olmak üzere dört başlık altında incelenecektir.

Bulunma ve Görülme İsteği

Günümüzde, sanal ortamdaki hizmet sağlayıcılarının ve toplumsal paylaşım ağlarının evrilmesi ve kullanıcılara daha kişisel bir ortam sağlamasıyla beraber, sanal uzamdaki birçok mecra için söz konusu olan “anonimlik” yerini “bilinirliğe” bırakmıştır. Kullanıcılar, geliştirilmiş kişisellik seçenekleri ve yayınlanabilen içeriğin çeşitlenmesiyle birlikte, sanal uzamda anonim bir kimlik yerine Facebook gibi toplumsal paylaşım ağlarında olduğu gibi, gerçek kimliklerini kullanmayı tercih etmeye başlamışlardır. Bloglar için bunun tam olarak geçerli olduğunu söylenemese de, tüm toplumsal paylaşım ağlarını birbiriyle ilintili şekilde kullanan birçok kullanıcının Facebook gibi ağlarda paylaştıkları blog bağlantıları ya da bloglarında paylaştıkları Facebook hesaplarının bağlantıları dolayısıyla, bloglarında anonim bir kimlik kullansalar dahi aslında kim oldukları açık bir şekilde görülebilmektedir. Ayrıca kullanıcıların, sanal uzamda kullanıcı adı gerektiren toplumsal paylaşım ağı üyeliklerinde hep aynı kullanıcı adını aldıkları, bu sayede görünürlüklerini ve fark edilirliklerini arttırmayı amaçladıkları, dolayısıyla da belli bir kullanıcı grubuyla birden çok paylaşım ağında iletişime geçebilme olasılıklarını arttırdıkları gözlemlenmektedir.

Blog ortamında var olan kullanıcıların blog ortamındaki kimliklerini çevrimdışı uzama taşıdıkları ve bu bağlamda bulunma ve görülme isteklerini somut olarak gerçekleştirdikleri de gözlemlenmektedir. Tumblr blog ortamında blog yazan ve İstanbul, Ankara ve Bursa gibi büyük şehirlerde ikamet eden kullanıcılar şehirlerinde Tumblr buluşma günleri düzenlemiş ve bu etkinliklere katılım oldukça büyük olmuştur. Araştırmacı Ankara’da düzenlenen iki etkinliğe katılmış ve etkinliklerde araştırmaya katılmayan birçok Tumblr blog yazarıyla da görüşme imkanı bulmuştur. Araştırmaya katılan ve görüşme yapılan 11 blogcudan 7’si şehirlerinde düzenlenen Tumblr buluşmalarına katılmış, 3’ü katılmak istemelerine rağmen çeşitli nedenlerle buluşmalarda bulunamamışlardır. Derinlemesine görüşme yapılanlar arasında, Tumblr buluşmalarına katılmayan ve ilerde yapılacak buluşmalara da katılmayı tercih etmeyeceğini belirten yalnız 1 katılımcı bulunmaktadır.

“…Ee sanal ortamda yazıştığımız ettiğimiz yani önce blog takibiyle başlıyo işte belki mesaj atıyosunuz sonra işte msn olsun telefon olsun bi şekilde konuşuyosunuz ediyosunuz o kişiyi gerçek hayatta yüz yüze görmek istiyosun… daha sonra sizin arkadaşınız oluyo hani arkadaş edinebilme adına yararlı bulduğum için katıldım…” (sosyalkedi, 18).

 

Beğenilme-Popüler Olma Arzusu

 

Sanal uzamdaki toplumsal paylaşım ağları ve bloglar gibi hizmet sağlayıcılarına üyelik ve bu ortamlarda var olma durumunun kullanıcılarda zamanla beğenilme ve popüler olma arzusu geliştirdiği söylenebilir. Bireylerin sanal uzamda varlığının en önemli nedenlerinden biri olarak gösterilen iletişim kurma ve sosyalleşme unsuru bu tür ortamlarda da öne çıkmaktadır. Mümkün olduğunca çok kişiyle iletişim kurabilmek, tanışabilmek ve sohbet edebilmek de sanal uzamda beğenilmeyi ve popüler olmayı gerektirmektedir.

“…lisede ya da ortaokulda bi kaç kere denedim günlük tutmayı ama çok yeterli olmadı .. sürekli olmadı artı bi sanal alemde gittikçe popülerleştikçe herkes okuyabiliyo insanlar okudukça da sen gaza geliyosun daha fazla yazmak istiyosun..” (Ali Kaya, 24).

Beğenilme ve popüler olma isteği ile blogcuların gönderilerine yapılan olumlu geribildirimleri ve takipçi sayılarını önemsemeleri arasında da bir ilişki kurulabilir. Beğenilme ve popüler olma arzusunu taşıyan blogcuların çoğunlukla gönderilerinin beğenilmesi ve gönderilerine yorum yapılmasını önemsedikleri ve takipçi sayılarının artmasını diledikleri gözlemlenmiştir.

“…Ya tabi büyük önemi var çünkü hani sen karşı tarafa bişey veriyosunn aynı zamanda hani ya ben şeye inanmıyorum mesela ben kendim için yazıyorum işte aman imse şey yapmasın kimsenin şeyi umrumda değil hayır abi yani o senin için önemli oluyo yani yazdıktan sonra e çünkü sen ee o beğense tamam beğenmese tamam senin umrunda olmaz ama hani böyle bişey bekliyosun hani yorumu ne acaba, acaba ne düşündü o olay var hani…” (zebramarch, 17).

Türkiye’de, 2010 yılında, Okuyan Us Yayınevi tarafından Dizüstü Edebiyat Serisi adı altında popüler blog yazarlarının kitaplarının çıkmasıyla İnternet ortamında popüler olmanın mümkün olduğu ve bu popülerliğin çevrimdışı uzama da taşınabileceği gözlemlenmiştir. Buna göre derinlemesine görüşmelerde katılımcılara da bloglarını kitaplaştırmak isteyip istemedikleri sorulmuş ve katılımcılardan yalnızca 4’ü böyle bir teklife olumlu yanıt verebileceklerini belirtmişlerdir. 6 katılımcı bu fikre olumsuz bakmaktadır.

 

Tumblr Blog Ortamında Mahremiyet Algısı

 

Hal Niedzviecki Dikizleme Günlüğü (2010) adlı çalışması kapsamında görüşme yaptığı bir blogcunun “en başarılı blog yazarları, özel hayatlarını en fazla açık edenlerdir” ifadesine vurgu yapmıştır. Bireylerin başkaları hakkında özel olan şeylere duyduğu merak ve kişileri gözetleme isteği bunun en önemli nedeni olarak görülmektedir. Bu tez kapsamında da görüşme yapılan 11 katılımcı özel hayatını diğer yazarlara göre daha çok teşhir eden blogcuların daha çok takip edildiği konusunda hemfikir olduklarını belirtmişlerdir. Özellikle cinsel hayatları hakkında yazan blogcuların diğer blogculara göre daha dikkat çektiği ve daha çok izlendiğini ifade etmişlerdir.

Katılımcılar, bloglarında özel hayatlarını ne derece teşhir ettikleri ve bu konudaki sınırlarının ne olduğu sorusuna cevap olarak çoğunlukla cinsel hayatlarının bu sınırın başlangıcı olduğunu ifade etmişlerdir.

“…Ya bazıları ismini okulunu bulunduğu şehri bile söylemekten çekiniyolar ama ben o kadar değil dediğim gibi yatak odasına geçmicek…” (jeliboni, 20).

Bu noktada mahremiyet ile özel yaşam alanı ayrımına dikkat çekmek gerekir. Burada şöyle çelişkili bir durum vardır. Bireyin belirli kimselerle belirli ölçüde paylaştığı yaşam parçalarını kapsayan özel yaşam alanı, blogcular tarafından blogda paylaşılmasında sakınca görülmeyen özel yaşam olarak görülmektedir. Katılımcıların çoğunlukla “yatak odası” metaforunu kullanarak ifade ettikleri ve teşhir edilmesinde sakınca gördükleri yaşam alanı ise mahrem alanı oluşturmaktadır. Buna göre katılımcıların blog ortamında özel yaşamlarının paylaşımıyla ilgili oluşturdukları sınır özel yaşam alanında değil, mahrem alanda başlamaktadır. Bu durum Türkiye’de bireylerin mahrem alan hakkında bir kavram karmaşasına sahip olduğunu göstermektedir. Üstelik mahrem alan sadece cinsellikle sınırlı tutulmaktadır.

Genel yaşam alanı olarak adlandırılan yaşam alanı, kişinin herkesle paylaşabileceği kamusal yaşam alanlarını içermektedir (Küzeci, 2010: 71). Diğer katılımcılardan farklı olarak hemoghemlobin blog ortamında özel hayatının paylaşımıyla ilgili oluşturduğu sınırın mahrem alandan önce, özel yaşam alanında başladığını belirtmiştir. Buna benzer olarak 25 yaşındaki Yağız Yılmaz, çoğu katılımcının mahremiyet ile cinsel hayat arasında kurduğu ilişkiye zıt olan görüşlerini ifade ederek, mahremiyet kavramının Birinci Bölümde de bahsedildiği gibi her insan için aynı anlama gelmediği görüşünü desteklemiştir:

“…Ya mahremiyet zaten bana direk cinselliği çağrıştıran bi kelime değil yani. Üzerimizde kıyafetlerimiz varken de yaşadığımız bi şey benim için mahrem olabilir.. nası diyim yani şeyi sevmiyorum ben insanlar senin hakkında çok fazla şey bilmemeli bence…” (Yağız Yılmaz, 25).

Sanal Uzam(Tumblr Blog Ortamı) ile Çevrimdışı Uzamda Kimlik

 

Bireyin blog ortamında sergilediği kimlik, bireyin gerçek kimliğinden beslenmekte ancak aralarında birçok farklılık da bulunabilmektedir. Aradaki farklılıkların hangi unsurlarda ortaya çıktığını belirleyebilmek ve farklılığın derecesini ortaya koyabilmek amacıyla yapılan derinlemesine görüşmelerde katılımcılara sorular yöneltilmiştir. Katılımcılardan 5’i blog ortamında sergiledikleri kimlik ile çevrimdışı kimlikleri arasında hiçbir fark olmadığını belirtmişlerdir.

“…günlük hayatta ne konuşuyorsam sanal ortamda da onu konuşuyorum çok farklı bi şey yapmıyorum hani en azından blog olarak insanlarla farklı şeyler konuşuyo olsam da ben hani burda sana ne söylüyosam akşam eve gidince blogta da onu yazıcam çok farklılık yok o yüzden…” (sosyalkedi, 18.)

Diğer 6 katılımcı blog ortamında sergiledikleri kimliklerin çevrimdışı kimliklerine göre biraz farklılık gösterdiğini ancak bu farklılıkların çok büyük olmadığını belirtmişlerdir.

“…aile içersinde benim yazdığım blogdan ailemin haberi yok çünkü ben yeri geldiği zaman onları da orda yazabiliyorum okumalarını da istemiyorum açıkçası .. çünkü orda benim arkadaşlarımla kendime ait bi yerim var ben evde de biraz öyleyim odamdan çıkmam falan kendime ait bi yerim hep olsun belki onla da alakalı bişi .. ee o yüzden hani ailemle konuşurken farklı biriyim o ortamda daha farklı biriyim .. ya da bi takım arkadaşlarımla konuşurken çünkü blogtaki gibi olursam beni anlamayabilirler çünkü onların öyle bişeyden haberleri yok falan…” (beyazleblebi, 21).

Burada kullanıcı, “kendime ait bir yer” metaforunu kullanarak Tumblr blog ortamının çevrimdışı uzama göre kendisine daha özgür bir alan sağladığını belirtmiş, bu özgür alanın sağladıklarının da ifadelerine ve yayınladığı gönderilere yansıdığını belirtmiştir. Dolayısıyla iki uzamda sergilenen kimlikler arasındaki fark, düşüncelerin özgürce ifade edilebilmesinden gelmektedir. 23 yaşındaki memcimek ise beyazleblebinin aksine, farklılığın İnternet ortamında daha temkinli olunması gerektiğinden kaynaklandığını ifade etmiş, içerik üretiminde daha dikkatli olduğunu açıklamıştır:

“…Bu internet ortamı bi şekilde kayıt altına alınan bi yer hani sen silmediğin sürece veya birisi senden onu kopyalamadığı sürece ya da görüntüsünü çekip belgelemediği sürece kayıt altında… hani gerçek hayatta ağzından bi laf kaçar onu toparlayabilirsin ya da toparlayamazsın. Ama hani orda kaçırmak biraz farklı bi şey yani kaçırmaman gerekir bence. Eğer silemiceksen zamanında eğer kimse ordan alıp bu da zamanında böyle demişti diye bi gün kullanıcaksa o sıkıntı olabilir ve o yüzden hani aslında hayatta da derler ya hani iki kere düşün konuşmadan önce orda da öyle…”

Blog ortamında idealize edilmiş performansların sergilenmesi blogcunun çevrimdışı uzamda sergilemiş olduğu kimlik ile blog ortamında sergilemiş olduğu kimlik arasında farklara yol açmaktadır. Bazı katılımcılar, Tumblr blog ortamında yazılarını takip ettikleri daha sonra da Tumblr buluşmalarında tanıştıkları blogcuların blog ortamında sergiledikleri kimlik ile buluşmalarda yani çevrimdışı uzamda sergiledikleri kimlik arasında farklılıklar olduğunu gözlemlemiştir.

“…şeyden şaşırıyorum ben yaş olarak çok şaşırıyorum..ee geliyolar 97’liyim 95liyim diyolar orda bi kesinlikle yıkılıyorum ben biraz o muhabbet biraz şeyapıyo hani… Ben zaten tumblr buluşmalarına yaş sınırı koyulması taraftarıyım. Yani olmuyo gerçekten hani tamam tumblra yazıyo yazarken daha iyi oluyo değiştiriyolar düşünüyolar ya da başka bi yerden destek alıyolar ama aynı ortamda muhabbet etmeye başlayınca yok diyorum ya…” (jeliboni, 20).

 

  1. 2.       Sonuç

Bu tez çalışmasında Tumblr blog ortamındaki kullanım pratiklerine ilişkin iki farklı çerçeve çizilmiştir. İlk olarak Tumblr blog ortamında etkin olan popüler blogcuların bloglarında ne paylaştığı ortaya konmuştur. Bloglarını devamlı güncelleyen ve Tumblr blog ortamında oldukça etkin olan popüler blogcular, diğer kullanıcılar tarafından düzenli olarak takip edilen, gönderileri zevkle okunan ve beğenilen blogcular olduğundan, blog kullanım pratiklerinin en iyi örneklerini oluşturmaktadır. Yapılan derinlemesine görüşmelerde blog yazmak ile popüler kültür arasında doğru orantılı bir ilişki olduğunu belirten katılımcıların ifadeleri, bir ay boyunca kaydedilmiş gönderilerinde yoğun olarak paylaştıkları popüler kültür unsurlarıyla da desteklenmiştir. Araştırmaya katılan popüler blogcular bloglarında yerli ve yabancı, güncel müzik, sinema, televizyon, şöhretler ve edebiyat ile ilgili gönderileri çok sık olarak paylaşmaktadırlar. Ayrıca Tumblr ortamındaki blogcuların Tumblr blog sağlayıcısına özgü olan follow/unfollow tartışmaları ve Tumblr’ın sunucu hatası gibi konularda da yazdığı görülmüş, söz konusu iletişim aracının kullanıcıların gönderilerinde paylaştığı konuları etkilediği ve kullanıcılar arasında yeni dil pratikleri yarattığı da gözlemlenmiştir. Katılımcıların Tumblr blog ortamında yeni medya ortamının en önemli özelliklerinden biri olan hipermetinselliği oldukça etkin bir şekilde kullandığı da gözlemlenmiştir. Blogcular bloglarında diğer toplumsal paylaşım ağlarındaki profillerinin bağlantılarını hipermetinler yoluyla düzenli olarak diğerleriyle paylaşmakta, blog ortamında iletişim halinde oldukları kullanıcıları diğer yeni medya ortamlarına ya da diğer toplumsal paylaşım ağlarında bulunan arkadaş ve izleyenlerini blog ortamına taşımaktadırlar. Dolayısıyla Facebook, Twitter gibi iletişim araçlarında bağlantı sayısı yüksek ve popüler olan kullanıcıların bu yolla, blog ortamında da popülerliği kısa sürede yakaladığını söylemek mümkündür. Bu araştırmaya katılan Tumblr blogcularının diğer toplumsal paylaşım ağlarında da arkadaş ve izleyen sayısının yüksek olması ve o ortamlarda da popüler olmaları da bu durumun kanıtı niteliğindedir.

Kaydedilen gönderilere göre güncel olayların, güncel olaylar hakkındaki görüş ve düşüncelerin paylaşıldığı gönderilerin çok az olması önemli bulgular arasındadır. Kullanıcıların belli bir kalıba uymaksızın, kendilerine ait bir alan olarak gördükleri ve kullandıkları kişisel bloglarında, güncel olaylardan bahsetmemeleri kendi bireysel gündemlerinde de bu olayların yer almadığının bir işareti olabilir. Ancak yapılan derinlemesine görüşmelerde, bazı katılımcıların güncel olayları takip etmelerine ve bu olaylarla ilgilenmelerine rağmen özellikle siyasi ve dini içerikli gönderiler yayınlamaktaki çekinceleri kendi ifadelerinden alıntılar yapılarak belirtilmiştir. Öte yandan Google’ın blog hizmeti olan Blogger’ın kapatılması gibi kendilerini direkt olarak ilgilendiren bir güncel olay karşısında birçok blogcu tepkisini dile getirmiş ve bu konu hakkındaki görüş ve düşüncelerini ifade ettikleri birçok gönderi yayınlamışlardır. Burada önemli olan söz konusu güncel olayın aynı ortamdaki birçok blogcuyu ilgilendiren bir niteliğe sahip olmasıdır. Blogcular kendileriyle aynı düşünceleri paylaşan kullanıcılar olduğunda, bu tür olaylarla ilgili duygu ve düşüncelerini daha kolay dile getirebilmektedirler. Ancak siyasi ve dini konular gibi kişiden kişiye büyük farklılıklar gösteren ve birçok kullanıcı tarafından “hassas” olarak nitelendirilen konularda bireyler çoğu zaman düşüncelerinin ifadesi konusunda tedirginlik yaşamakta ve çoğunlukla bu tarz gönderiler paylaşmamayı tercih etmektedirler. Bu durum da, toplumda bireylerin “ciddi” konularda kanaatlerini açıklamaktan çekindiğini ve ifade özgürlüğü ortamının gerilediğini göstermektedir.

Teze ilişkin ikinci önemli nokta ise popüler blogcuların Tumblr blog ortamında ne şekilde benliklerini sundukları konusudur. Kullanıcılar kendilerine özgü bir ortam yarattıkları bloglarında, sayfa düzeni, renk seçimi, yazı tipi gibi kişiselleştirilebilen özelliklerle, paylaştıkları gönderiler sayesinde oluşturdukları sanal kimliklerini pekiştirebilmektedirler. Ayrıca sanal uzamda bireylerin fiziksel gerçeklik olmadan varolmasından dolayı, sanal uzamın çevrimdışı uzama göre bireyleri daha özgür kıldığı düşünülmektedir. Ancak bu çalışmada da ortaya konulduğu gibi popüler blogcuların bloglarında sergiledikleri kimlik ile çevrimdışı uzamdaki kimlikleri arasında farklılık bulunmamaktadır. Buna göre Goffman’ın bireylerin günlük yaşamda benlik sunumuyla ilgili vurgulamış olduğu “performansların idealize edilmesi” durumunun, blog ortamında geçerli olmadığı söylenebilir. Bireyler çoğunlukla, blog ortamında, çevrimdışı uzamda geçerli olan toplumun resmi olarak onaylanmış değerlerini dikkate almamakta, çevrimdışı uzamda olduğu gibi performanslarını söz konusu değerlere göre şekilendirme kaygısı duymamaktadırlar. Elde edilen bulgulara göre, katılımcıların sanal uzamdaki kimlikleri ile çevrimdışı uzamdaki kimlikleri arasında oluşan küçük farklılıkların ifade özgürlüğünden ya da tam tersi kullanıcıların kendi kendilerine uyguladıkları bir çeşit oto-sansürden kaynaklandığı belirtilmiştir. Birinci duruma göre kullanıcılar blog ortamının çevrimdışı uzama göre daha rahat olduğunu düşünmekte, çevrimdışı uzamda dile getiremediklerini blog ortamında yazma fırsatı bulmaktadırlar. İkinci durumda kullanıcılar İnternet ortamının sanıldığının aksine özgür bir ortam olmadığını, her şeyin kayıt altına alındığını düşünmekte ve düşüncelerini özgürce ifade etmekten çekinmektedirler. Bu durum kullanıcıların blog ortamında ne anlatmak istediğine ve yine kullanıcıların çevrimdışı uzamdaki yaşam biçimlerine göre değişmektedir. Araştırmadan bağımsız olarak örneğin, çevrimdışı uzamda ailesi ile birlikte yaşayan bir bireyin gündelik yaşamında ailesinin yanında yaşıtlarıyla konuştuğu gibi konuşamayacağı düşünülebilir. Bu durumda sürekli ailesiyle vakit geçiren birey, blog ortamında ailesinin yanında ifade edemediklerini yaşıtlarıyla paylaşma imkanı bulmaktadır. Bu birey için blog ortamı çevrimdışı uzama göre daha özgür bir ortam sağlamaktadır. Öte yandan siyasi ya da dini konularda görüş alışverişi yapmayı seven bir birey, çevrimdışı uzamda kişilerle bu konuları tartışabilirken, çeşitli yasal düzenlemeler, kayıt altına alınma ya da dijital gözetlenme korkusuyla bunları blog ortamına taşıyamamaktadır. Dolayısıyla bu birey için de blog ortamı çevrimdışı uzama göre daha kısıtlayıcıdır. Blogcuların sanal uzamda sergiledikleri kimliklerinin çevrimdışı uzamdakine göre farklılık göstermediğinin bir diğer belirtisi de blogcuların sanal uzamdaki ilişkilerini blog buluşmaları sayesinde çevrimdışı uzama taşımasıdır. Bu sayede birçok blogcu buluşmalarda çok güzel vakit geçirdiğini ve yeni arkadaşlar edindiğini belirtmiştir.

Kullanıcıların İnternet ortamında birden çok alanda etkin olmasının ve iletişim araçlarının birçoğunda varlık göstermesinin bireylerin popüler olma ve beğenilme arzusundan ileri geldiğini belirten araştırmalar yapılmıştır. Buna göre bireyler bu tür ortamlarda diğer kullanıcılar tarafından beğenilmek için sahip oldukları en iyi fotoğraflarını yayınlamakta, bloglarında en iyi yazıyı yazmak için vakit harcamaktadırlar. Araştırmaya katılan katılımcılara göre beğenilmek oldukça ön plandayken, popüler olma isteği yeterince vurgulanmamıştır. Mümkün olduğunca fazla blogcu tarafından takip edilmek ve dolayısıyla gönderilerin daha çok kişi tarafından okunması blogcuları mutlu etmekte, ancak popülerlik aşamasında pek bir şey ifade etmemektedir. Bu durum araştırmaya katılan blogcuların zaten popüler hale gelmiş olanlar arasından seçilmiş olmasından kaynaklanabilir. Zira derinlemesine görüşme yapılan blogcuların birçoğunun takipçi sayısı 1000’in üzerindedir ve diğer toplumsal paylaşım ağlarında da arkadaş sayıları ve etkinlikleri oldukça yüksektir.

Yeni medya ortamında merak edilen diğer bir husus da mahremiyet algısıdır. Bu tez çalışmasında blogcuların blog ortamında ne şekilde benlik sundukları sorusunun önemli bir basamağını da mahremiyet algısı oluşturmaktadır. Önceden de belirtildiği gibi mahremiyetin anlamı kişiden kişiye, kültürden kültüre değişmektedir. Batı kültüründe mahremiyetin daha çok cinsellikle ilişkilendirildiği, Türkiye’de ise mahremiyetin, bireyin özel yaşam alanını da kapsayabileceği düşünülmektedir. Ancak elde edilen bulgulara göre, 17-25 yaş aralığındaki katılımcıların çoğu için mahremiyet, cinsellik anlamına gelmektedir. Katılımcılar bloglarında cinsel yaşamları dışında birçok şeyi paylaşmakta bir sakınca görmezken, bloglarda bireylerin cinsel yaşamları ile ilgili paylaşımlar yapmasını doğru bulmamakta, kendileri de bu tür paylaşımlarda bulunmayı tercih etmemektedirler. Birkaç katılımcı ise bloglarında paylaşacaklarının sınırını özel yaşam alanlarında başlatmakta, kişilerle gerçekleştirdikleri birebir ilişkilerini blog ortamına taşımayı tercih etmediklerini ifade etmektedirler. Özellikle de bir katılımcı mahremiyeti sadece cinsellikle sınırlı tutmadığını kendisiyle yapılan derinlemesine görüşmede açıkça ifade etmiştir.

 

Kaynaklar

Bentham, J. vd. 2008. Panoptikon Gözün İktidarı. Su Yayınları, İstanbul.

Binark M. 2007 (b). Yeni Medya Çalışmalarında Yeni Sorular ve Yöntem Sorunu. Binark, M. (Der.), Yeni Medya Çalışmaları: 21-44. Dipnot Yayınları, Ankara.

Binark, M. 2009. Yeni Medya Dolayımlı İletişim Ortamında Olanakların ve Ol(a)mayanların Farkında Olmalı. Evrensel Kültür, Sayı 216: 60-63.

Cemiloğlu Altunay, M. 2010. Gündelik Yaşam ve Sosyal Paylaşım Ağları: Twitter ya da “Pıt Pıt Net”. İleti-ş-im Sayı 12: 31-56.

Goffman, E. 2009. Günlük Yaşamda Benliğin Sunumu. Metis Yayınları, İstanbul.

İrvan, S. 2001. Gündem Belirleme Yaklaşımının Genel Bir Değerlendirmesi. İletişim 2001/9 69-107.

Küzeci, E. 2010. Kişisel Verilerin Korunması. Turhan Kitabevi Yayınları, Ankara.

Mutlu E. 2005. Globalleşme, Popüler Kültür ve Medya. Ütopya Yayınları, Ankara.

Niedzviecki, H. 2010. Dikizleme Günlüğü. Ayrıntı Yayınları, İstanbul.

Reporters Without Borders. 2005. Handbook For Bloggers And Cyber-Dissidents. <www.rsf.org>.

Toprak, A. vd. 2009. Toplumsal Paylaşım Ağı Facebook: “Görülüyorum Öyleyse Varım!”. Kalkedon Yayınları, İstanbul.

Yüksel, M. 2003. Modernleşme ve Mahremiyet. Kültür ve İletişim 6(1) Kış: 75-108.


[1] Araştırmanın yürütüldüğü blog hesabına http://prendsnote.tumblr.com/ adresinden ulaşılabilir. Blogun alan adı olan prends note cümlesi Fransızcada “not alın”, blogun başlığı olan prends note, s’il te plait ise “lütfen not al” anlamına gelmektedir. Araştırmacı bu başlığı Fransızcaya olan özel ilgisi nedeniyle tercih etmiştir.

[2] 28 Kasım 2010 tarihinde çatıda yapılan izolasyon çalışmaları nedeniyle çıktığı düşünülen yangında Haydarpaşa Tren Garı’nın çatısı büyük hasar gördü ve 4. katı kullanılamaz hale geldi.

[3] Daha önce de belirtildiği üzere, İsveç merkezli uluslar arası bir organizasyon olan Wikileaks, 29 Kasım 2010 tarihinde hükümetlerin ve diğer bazı organizasyonların hassas ve gizli belgelerini yayınlamasıyla büyük ses getirdi.

[4] 15 Aralık 2010 tarihinde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu ile toplantı yapacağı ODTÜ yerleşkesine gelmesinin ardından, ODTÜ’lü öğrenciler toplantının yapıldığı binanın önünde toplandı ve Başbakanı protesto etti. Polisin sert tepkisiyle karşılaşan öğrencilerden 21’i gözaltına alındı.

 

 


[*] Server sunucu demektir. Bilgisayar ağlarında, diğer ağ bileşenlerinin (kullanıcıların) erişebileceği, kullanımına ve/veya paylaşımına açık kaynakları barındıran bilgisayar birimidir. Bir web sitesi yayını için alan adı (domain) satın alındıktan sonra verilerin internet ortamında paylaşıma açılması için bir server’da barındırmak gerekir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: