İnternete filtre geldi

Test süreci tamamlanan filtreli internet uygulaması yürürlüğe girdi. İnternet kullanıcıları, bu tarihten itibaren filtreli yani kısıtlanmış internet hizmetini isteğe bağlı ve ücretsiz olarak kullanabilecek.

(CNNTURK.COM) — Peki Güvenli internet olarak lanse edilen filtreli internet uygulaması neler getirecek. Bu konuyu uzmanlarına sorduk.

“İnternetime dokunma” eylemleri sonrası güvenli internet yönetmeliğinde değişikliğe gidildi. İlk haliyle tepkilerin ardından düzenlenen son hali arasında olumlu anlamda ne değişti? Hala olumsuz noktalar var mı?

Arda Kutsal (Webrazzi kurucusu): 

“Bugüne kadar güvenli internet uygulamasına gelen tepkilerin büyük bölümünün filtre paketleri odağında olduğunu gördük ve duyduk. Ancak ben bu tepkilerdeki temel hedefinin tüm interneti tek bir kanala almak fikrinden ortaya çıktığını düşünüyorum. Yapılan düzenlemeler ile paket seçimi yapmayan kullanıcıların internet erişim paketlerinde ya da tercihlerinde herhangi bir değişiklik olmayacak olması önemli ancak elbette interneti tek bir noktadan kontrol etme ve tek bir merciye bağlama fikrini ortadan kaldırmıyor. Bu noktada karar mekanizmalarında bir düzenleme yapılması sanıyorum ki olumsuz tepkileri de büyük ölçüde azaltacaktır.”

Dr. Özgür Uçkan (İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi, Alternatif Bilişim Derneği, İnternette Sansüre Karşı Ortak Platform):

“Yoğun kamuoyu tepkisi, kararı yürüyüşlerle protesto eden on binler ve başta Avrupa Birliği olmak üzere ilgili uluslararası kuruluşların baskısı sonucunda, BTK geri adım attı ve ilk kararını değiştirerek filtre profillerini ikiye indirdi: Aile ve çocuk profilleri… Bu profillerden birini seçmeyen kullanıcıların da standart profilde internet kullanımına devam edeceğini söylüyorlar. Elbette bu yeni karar eski karara göre daha olumlu.

Ama filtre ile ilgili pek çok sakınca aynen devam ediyor. Yeni kararda “filtre” yerine “liste” sözcüğü kullanmak, uygulamanın filtre ve sansür uygulaması olduğu gerçeğini değiştirmiyor. BTK, filtre içeriklerini kamuoyundan gizli bir şekilde kendisi belirleme inadından vaz geçmiş değil. Sonuçta seçimlik olsa da olmasa da, bu devlet eliyle merkezi bir filtre uygulaması ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı üyesi 56 ülke içinde devlet eliyle merkezi filtre uygulamaya kalkan ilk ve tek ülke Türkiye. Yani, BTK’nın iddia ettiği gibi demokratik ülkeler bizdeki gibi filtre uygulamıyor. Çünkü o ülkelerde devlet filtre içeriğine müdahale etmiyor ve bunu merkezi bir şekilde dayatmıyor.

“İnternet zaten sansürlü…”

Ayrıca uygulamanın “seçimlik” olacağı ve filtreli paketleri kullanmayanların durumlarında bir değişiklik olmayacağı (yani zaten ağır bir şekilde sansürlenmiş bulunan interneti kullanmaya devam edecekleri) iddiasına da inanmıyorum. Bu paketlerden birini seçmeyen kullanıcılar bir istisna haline gelecek. Bu aslında adı konulmamış üçüncü bir paket, yani “standart paket” de var demektir. Bu uygulamayı “güvenli internet hizmeti” diye sunarak kamuoyunu yanıltıyorlar. Şimdi durumdan haberi olmayan sıradan kullanıcı, “güvenli internet hizmeti ister misiniz” sorusuna ne cevap verecektir? Güvenli internet deyince, insan spam, pishing, kötü amaçlı yazılım ve dolandırıcılıktan korunmuş bir internet anlıyor, oysa bu düpedüz “sansürlü internet”. BTK dezenformasyon kampanyasıyla kamuoyunu yanıltarak seçme özgürlüğüne müdahale ediyor.

Bu seçimlik aldatmacası ile ilgili çok daha ciddi bir kaygı da var ortada. Şimdi, devlet eliyle merkezi olarak filtre uyguluyorsanız, tüm internet servis sağlayıcılarına genel bir sistem dayatmak zorundasınız. Yani ilgili paketleri ve standart kullanıcıyı birbirlerinden ayırarak internet erişimini denetleyecek bir sistem. İster filtreli internet kullansın ister kullanmasın ülkedeki tüm internet kullanıcıları aynı arayüz ve aynı sistemden geçerek internete erişecekler.

Bu sistem, tüm internet kullanımımızı takip edip denetleyebilecek bir sistem olmak zorunda. Böyle bir sistemle her türlü keyfi engelleme, sansür, dinleme, izleme vb. yapılabilir. Bu durum da mahremiyet hakkı ve iletişim özgürlüğü başta olmak üzere, temel hak ve özgürlüklerimize yönelik açık bir tehdit oluşturuyor. Tunus, Mısır, Libya, İran, Çin gibi ülkelerde kurulu bulunan bu tip sistemlerin nelere kadir olduğunu gördük. Benzeri bir sistem kurulumu için BTK’nın iki yıldır uğraştığını biliyoruz. Derin paket sorgulama (Deep Packet Inspection – DPI) yazılımları almak için ihaleye girdiğini de. Bu yazılımlarla kullanıcıların e-postaları dahil her türlü iletişimini hukuk dışı bir biçimde dinlemek ve denetlemek mümkün.

“BTK taleplerimize tatmin edici cevap vermiyor”

Terör vb. gerekçelerle bu tip bir sistemin kurulmakta olduğu da medyada yer alan haberlerden. Ülkemizin hukuk dışı dinleme, gözetleme ve izleme konusunda kabarık sicilini de bu bilgilere katarsanız, neden kaygı durmamız gerektiğini anlarsınız. Nitekim BTK’ya bilgi edinme hakkı çerçevesinde yaptığımız bilgi taleplerinin hiç birine tatmin edici bir cevap alamadık. Açıkçası ben bu filtre kararını aynı zamanda böyle bir denetim – gözetim sistemini hukuk dışı bir şekilde kurmak ve meşrulaştırmak için bir adım olarak da değerlendiriyorum.

Çünkü hali hazırda ailelerin çocuklarını ve kendilerini korumak için kullanabilecekleri, akıllı tanıma sistemleriyle donatılmış ücretsiz veya ücretli pek çok yazılım mevcut. Açıkçası ben çocuğumu BTK’nın sansür saplantısıyla elle oluşturacağı filtrelerden çok daha iyi koruyacak böyle yazılımları tercih ederim. Çocukları korumak ebeveynlerin sorumluluğunda. Bunun için BTK sansürüne ihtiyacımız yok. BTK, ille de aileyi koruyacağım diyorsa, hepimizin vergileriyle oluşturup nerelere harcadıklarını açıklamadıkları Evrensel Hizmet Fonu’ndan kaynak ayırıp servis sağlayıcılara aktarsın, onlar da profesyonel filtre yazılımlarının en iyilerini kullanıcılarına ücretsiz sunsun. Ama hayır, sanki bu konuda yetkisi, bilgisi ve birikimi varmış gibi bu işe BTK kendisi soyunuyor.

Üstelik böyle yaparak, filtre uygulaması adına servis sağlayıcıları altına soktuğu mali yükü (sistem kurulumu, loglama vb.) de, bu paketleri seçmeyen biz kullanıcılara erişim ücreti olarak ödettirecek! Dolayısıyla ben “aile ve çocuğu korumak” söyleminin sansürü maskelemek için bir bahaneden ibaret olduğunu düşünüyorum. Bu ülkede çocuğu korumak için devletin atması gerekip de atmadığı o kadar çok adım varken sansüre doğru koşturmayı da pek iyi niyetli bir girişim olarak algılamıyorum.

Prof. Dr. Yaman Akdeniz, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Rektör Yardımcısı ve Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi.:

“Eylemler tabii ki çok etkili oldu ama eylemleri ateşleyen Bianet tarafından Danıştay nezdinde açılan iptal davasıdır. Bazı öenmli olumsuz yönleri giderilmiş olsa dahi 22 Kasım’da yürürlüğe girecek olan filtre uygulaması ile ilgili de çok ciddi problemler var. Zorunlu olmasa dahi sorunlu bir filtreleme uygulaması ile karşı karşıyayız. Zaten devlet eli ile filtreleme uygulamaları her zaman sansür tartışmalarına neden olacaktır.

“Yasal dayanağı yok”

İdare hukuku açısından problemler devam etmektedir. BTK’nın toplumun büyük bir kısmını etkileme potansiyeli olan böyle önemli bir konu hakkında Meclis tartışması olmadan kendi kendine ilgili usul ve esasları belirlemesi hem Anayasa hem de idare hukuku açısından ciddi kaygılar içermektedir. Ayrıca BTK kendi kendine aldığı bir kararla filtreleme kriterlerini belirlemek için bir Çocuk ve Aile Profil Kriterleri Çalışma Kurulu oluşturdu. Bu Kurul hiçbir yasada tanımlanmamış,
BTK’nın keyfi tercihlerine göre yapılandırılmış bir idari birimdir. Yasal dayanaktan yoksunluğun ötesinde, Kurul tamamıyla keyfi bir şekilde kaleme alınmıştır.

Kurul’un üyeleri, Bakanlık ve Kurum tarafından herhangi bir ölçüte bağlı olmaksızın atanacaktır. Atama sonrasında hiçbir hukuksal güvence söz konusu olmadığı, görev için bir süre öngörülmediği için aynı şekilde Kurul üyeliği sona erdirilebilecektir. Böyle bir Kurul’un amaçlandığı gibi baskı altında kalmaksızın bağımsız ve tarafsız çalışması, kararlar alması mümkün değildir.”

Somut olarak ne yapılmalı? 

Dr. Özgür Uçkan (İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi, Alternatif Bilişim Derneği, İnternette Sansüre Karşı Ortak Platform):

“BTK’nın sitesinde bir anket gördüm. Filtre kullanmayı düşünmeyenlerin oranı düşünenlerin oranından fazlaydı. Sonra gözümün önünde evet oyları bir anda arttı ve anketi kapadılar! BTK başkanı yılda 200 bin şikayet aldıklarını söyleyerek bu uygulamayı meşrulaştırmaya çalışıyordu. Yine kendisi ülkedeki internet kullanıcı sayısının 40 milyonu bulduğunu söylüyordu. Yani, mükerrer ihbarları bir kenara bıraktığımızda bile şikayetçi olanların oranı %2,5! Yani 40 milyonun 1 milyonu durumdan şikayetçi. Sansürlü interneti de bilerek ve isteyerek bunlar tercih edecek! Sansür kararı da bu küçük azınlık için çıkarılıyor. Ne kadar da demokratik!

“Er ya da geç nasıl bir internete mahkum edildiklerini anlayacaklar”

Talebin ne kadar olacağını göreceğiz. Açıkçası ben çok yüksek olacağını düşünmüyorum. Ama, yanıltıcı bir şekilde sansürlü internetlerini “güvenli internet” diye sundukları için, durumun farkında olmayan kullanıcıların bir kısmı başlangıçta bu uygulamayı talep edebilir. Ancak, er ya da geç nasıl bir internete mahkum edildiklerini anlayıp geri döneceklerdir. Yani doğru bir değerlendirme için en az bir yıl beklememiz gerekecek. Tabii bu arada uygulamayı iptal ettirmezsek…

Ama mevcut “güvensiz” internetin de zaten ağır bir şekilde sansürlü olduğunu da unutmayalım. Yaklaşık 60 bin site sansürlü. 5651 sayılı sansür kanunu iptal edilmeden bu tür tehditlerle hep karşılaşacağız. ”

Prof. Dr. Yaman Akdeniz, İstanbul Bilgi Üniversitesi, Rektör Yardımcısı ve Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi.:

AB’ye üye ülkelerde filtre kullanımı 1997 yılından beri teşvik eidlmesine rağmen çok yaygın değil. Avrupalı aileler İnterneti bizdeki gibi güvensiz veya çok problemli olarak görmüyorlar. Ayrıca filtrenin çocukları gerçekten koruduğuna dair bir bulgu da yok. BTK sistemi de sözde güvenli bir sistem. Maalesef Türkiye’de hep yasaklama ve engelleme üzerine kurulmuş bir altyapımız var. Basılmamış kitaplar toplanabiliyor, adında “porno” kelimesi geçen Ölüm Pornosu adlı bir kitap dava konusu olabiliyor, çevirmeni sanık olabiliyor, Adile Naşit sansürleniyor ve 5Posta sitesinin sahibi müstehcenlik suçundan yargılanabiliyor. O bakımdan ne 5651 sayılı İnternet Kanunu kapsamındaki erişim engellemelerine ne de filtre girişimine çok şaşırmamak gerek.

Kaynak: cnnturk.com, Erişim: 23.11.2011, 00:55

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: