Küresel ağda sansürün yereli olur mu?

İlden Dirini

Twitter geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamayla içerik yönetim politikasında değişikliklere gittiğini duyurdu. Twitter aldığı bu kararla kullanıcıların yayımladıkları içeriği ülkelerin yerel yasalarına göre sansürlenmesini istedikleri içeriği küresel olarak değil, sadece o ülke sınırları içerisinde görünmeyecek bir biçimde sansürleyeceğini açıkladı. Elbette bu açıklama hem ifade özgürlüğü savunucularını, hem de ‘Küresel ağda yerel sansür olmaz’ diyen internet kullanıcılarının tepkisini çekti.

Twitter politikasını “Şimdiye kadar bize gelen içerik kaldırma taleplerini küresel ölçekte yerine getiriyorduk, artık bunu sadece o ülkede yapmanın yolunu bulduk. Bu özelliği henüz kullanmadık. Bundan böyle içeriği sadece yerel ölçekte engelleyeceğiz ve bu engelleme taleplerini “Chilling Effects” web sitesinde listeleyerek şeffaflık sağlayacağız.” diyerek temize çıkarmaya çalıştı. Twitter sansürü yetkili bir makamdan geçerli ve uygun talepleri bu şekilde kaldıracaklarını söyledi. Yetkili bir makamın ve taleplerin ne olacağı konusunda ise net bir açıklama yapılmadı. Devletlerin ceza ya da sansür yasaları gibi Twitter da politikasını bu şekilde her defasında daha da genişletilebilecek bir muallaklıkta bıraktı. Böylece ülkeler, ilerleyen günlerde dev tekeller, otoritelerin ifade özgürlüğünü ciddi biçimde yaralayabilecek isteklerini hayata geçirmesi daha da kolaylaşacak.

 

Arap isyanlarından duyulan korku

Tunus, Mısır, Libya ve son olarak Suriye’de ezilenler egemenlerin sansürüne karşı Facebook, Twitter gibi sosyal paylaşım siteleri sayesinde dünyaya seslenebildi. İnternet, Arap baharının örgütlenme, eylem, iletişim ve küresel yayın aracı olarak yoğun bir biçimde kullanıldı. Devletlerin katliamları geçmişte olduğu gibi saklı kalamadı, dünyanın öte ucunda izlenebilir, tepki gösterilebilir oldu.

Türkiye’den bir kaç hatırlatma yapacak olursak, Van depreminde yetkililerin açıklamaları, Van’dan gelen twitlerle yalanlanmadı mı? Yeni medya alanları üzerinden halklar arasındaki dayanışma köprüsü -hiç bir aracı kuruma gerek kalmadan- kurulmadı mı? Ya da hala aydınlatılmayan Uludere Katliamı egemen medya tarafından sansürlenirken, başta Twitter olmak üzere bir çok  yeni medya aracından olay yerinden fotoğraflar, son durum, köylülerin anlatımları akmadı mı? Yüzlerce gazetecinin tutuklu olduğu ülkemizde mahkeme salonlarından atılan twitlerin her biri davaların nasıl da ifade özgürlüğünü hedef aldığını göstermedi mi? Gazetecilerin hakim karşısında yaptıkları savunmaları an be an okuyor olmamız bile hakimleri rahatsız edip, mahkemeleri daha şeffaf, mahkeme başkanlarını daha ‘esprili’ yapmaya itmedi mi?

Fişi çekemiyorlar, özgürlüğümüzü kısıtlıyorlar

Devletler gerçeğin bu kadar açıktan dolaşmasından rahatsız oluyorlar. Egemenlerin  elinde bu sesi kısmak için iki yöntem var biri İnternetin fişini çekmek. Bunu ayaklanma esnasında Mısır Hükümeti yaptı. Mısır Hükümeti halkın sesini kesmek için 4 günlüğüne ülkenin internet erişimini kesti. Bu deneyimin faturası Mısır’a 90 milyon dolar zarar oldu. Mısırlılar ise o esnada, internet faks köprüleri, amatör radyo, uydu telefonlarıyla bu kesintiyi bile aşmayı bildi. İkinci yöntem ise kuşkusuz ki sansür ve bununla kol kola yürüyen izleme-denetleme politikaları. Devletler büyük ekonomik zararları göze almayacaklarına göre, sansür ve izleme politikalarını devreye sokuyor. ABD’de adı, SOPA, PIPA oluyor, Türkiye’de 5651, ‘güvenli internet’.

Bugün Twitter’ın uygulamak isteği bu ‘yerel’ sansürün kaynağını buralarda aramak mümkün. Tabi Twitter’ın piyasa değeri 9 milyar dolara yaklaşan bir şirket olduğu gerçeğini ve devletlerle ters düşüp toptan engellenerek bu değerini kaybetmek istemeyişi de nedenlerden biri olabilir. Tabi bu noktada Aralık ayının sonrlarında doğru Suudi kraliyet ailesi üyesi, dünyanın zengin kişileri arasında yer alan Prens El Velid Bin Talal Abdülaziz Alsaud da Twitter’a 300 milyon dolar yatırım yaptığını es geçmemek gerekir. Twitter’ın engelleme taleplerini listeleyerek, şeffaflaştıracağız açıklaması bu bağlamda göz boyamadan öteye gidemez. Twitter’ın sadece katılımcı olduğu bu projeye kaynaklarını ne kadar dürüstlükle açacağı sorusunun yanı sıra chillingeffects.org’un ülkeden ülkeye yasaklanmayacağının garantisini kim verebilir ki!

 

İfade özgürlüğüne açık müdahale

Bu noktada Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSS) Direktörü Olivier Basille Twitter Yönetim Kurulu Başkanı James Dorsey’e gönderdiği açık mektubu hatırlatmakta fayda var: Basille, “Twitter’ın ifade özgürlüğünün ülkeden ülkeye farklı yorumlanabileceği konumu kabul edilemez. Bu temel ilke Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi’nin ayrılmaz bir parçasıdır. Kendinizi tweet’leri ancak yayınlandıktan sonra sansürlemekle sınırlandıracak mısınız, yoksa resmi talep sağanağı altında, sansürcülerin tanımladığı konular ya da anahtar sözcüklere dayanan bir ön sansürleme sistemi de geliştirecek misiniz?diye soruyor. Kaldı ki bu politika ifade özgürlüğünü kısıtlamasının yanında “*aynı zamanda dünya çapında ağın(World wide web) mantığına da aykırı bir durum teşkil ediyor.

 

Denetim-takip mekanizmaları

Kuşkusuz devletlerin bu alanlardaki denetim ve müdahaleleri içerik kaldırmayla sınırlı kalmayacak. Çin’de bir çok blog yazarı tutuklu. Yakın zamanda yaşanan alttaki iki örnekte müdahalelerin nereye varabileceği konusunda çarpıcı:

**Los Angeles’a gitmeden önce Twitter’da “ABD’yi yok etmeye gidiyorum” yazan Emily Bunting ve arkadaşı, havaalanında gözaltına alındı. Yaklaşık 5 saat sorgulanan Bryan, ısrarla İngiltere’de “destroy” (yok etmek, mahvetmek, yıkmak) ifadesinin sokak dilinde “parti yapmak” anlamında kullanıldığını söylediyse de güvenlik güçlerini ikna etmedi. İkili, ertesi sabah ilk uçakla İngiltere’ye geri gönderildi.

 

***“Haydarpaşa Kararmasın” eylemi için Twitter’da sözleşip yemeğe gidenleri polis karşıladı, polis, aranan üç kişinin bu toplantıya katılacağı ihbarı aldığını, ihbarı yapanın bunu Twitter’dan gördüğünü söyledi.

 

Ülkemizde haberlerin altına yapılan yorumlar, Facebook’ta paylaşılan yazılar, videolar nedeniyle insanlar hapis cezaları alıyor. Site kapatmalar, filtreleme politikalarının yanı sıra Türkiye bir çok Uluslar arası şirketten de içerik çıkarma talebinde bulunuyor. Youtube, Google bunların başta gelenlerinden. Gazetelerin manşetlerine kadar karışıldığı, basının hizaya çekildiği, metrobüste memleket ve adalet üzerine konuşan gençlerin polislerin şiddetine maruz kaldığı ülkemizde devletin Twitter’dan isteklerinin ardı arkasının kesilmeyeceği aşikar…

 

Tam da bu günlerde Google’ın yaptığı şirket politikası değişikliğini de hatırlatmakta fayda var. “Kullanıcılara daha etkin hizmet” adı altında yapılan değişiklik, ‘ya kabul edersiniz, ya da kullanmazsınız’ dayatmacılığıyla İnternet kullanıcılarına sunuldu. Maillerinizden, sosyal medyaya, okuma alışkanlıklarınıza, arkadaşlarınıza, telefonlarınıza kadar her türlü bilgili bir kimlik haline getirecek olan Google devletlerin istihbaharat örgütleri için vazgeçilmeyecek bir kaynak olacak gibi…

 

 

 

*http://netdefteri.alternatifbilisim.org/2012/01/28-29-ocak-twitter-boykotu/

**http://dunya.milliyet.com.tr/twitter-mesaji-yuzunden-abd-ye-alinmadilar-/dunya/dunyadetay/31.01.2012/1496132/default.htm

***http://www.bianet.org/bianet/ifade-ozgurlugu/135842-ilk-twitter-denetimi-mi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: