“Bilişim Teknolojileri Kapital ve Emeğin Dönüşümü” Konulu Söyleşi Düzenlendi

EMO Ankara Şubesi tarafından 05 Mayıs 2012 Cumartesi günü “Bilişim Teknolojileri Kapital ve Emeğin Dönüşümü” konulu söyleşi düzenlendi. Steve Zeltzer’in katıldığı ve EMO Genel Merkezi Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen söyleşinin moderatörlüğünü EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Taylan Özgür Yıldırım yaptı.

EMO Ankara Şubesi Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Taylan Özgür Yıldırım açılışta yaptığı konuşmada şunları söyledi, “Teknolojik devrim kapitalist üretim süreçlerinde, emek süreçlerinde dönüşüm de yarattı. Bilişim teknolojilerinin ayrı da bir etkisi var. 1970‘lerden başlayan postfordist dönüşümle beraber artık ademi merkeziyetleşmiş çalışma yaşamı bir şekilde kitlesel üretimin yerine parçalı üretimin, esnek üretimin yerleştiği yapıyı da getirdi. Kafa kol emeğinin yoğunluklu ortadan kalktığı sürece girdik. O anlamda sınıf yapısının içinde işçi sınıfının içinde bir dönüşüm yaşandığını söyleyebiliriz. İleri dönüşüm sürecinde bilişim teknolojilerinin örgütlenme pratiklerine dair önemli bir etkisi var. Postfordist üretim parçalı yapı oluşturdu buralarda örgütlenmeyi sendikaların bu alanlara müdahalesini zorlaştırdıysa da iletişim teknolojileri kitleselleşmenin önünde araç olarak da duruyor. Etkinlikte  beyaz yakalı olarak tariflenen bir kesimin bir yanıyla yeni sınıfsal yapının tahlilini yapmaya çalışacağız bir yanıyla da bu insanlara ulaşmada iletişim teknolojilerinin nasıl kullanılacağını dair tartışma yapmaya çalışacağız. Steve Zeltzer‘in bizimle paylaşacakları önemli, kendisinden iletişim teknolojilerinin örgütlenmeye nasıl katkısı olduğu bunun ülkemize nasıl yansıyacağı konusundaki deneyimlerinden faydalanacağız.”

“Teknoloji işçilerini örgütlemek bizim siyasi görevimiz”

Emek hareketi aktivisti Steve Zeltzer konuşmasına “Uluslararası emek dayanışması açısından TEKEL işçilerinin direnişi önemli milat oldu bu direniş sırasında işçiler arasında böylesi bir bağ kurulmaya başlandı. San Fransisco‘da TEKEL mücadelesine yönelik bir ilgi ortaya çıkmaya başladı. Türkiye‘deki Japonya‘daki, ABD‘deki işçi sınıfı birbirinden haberdar olmaya ve dayanışma içinde olmaya başladılar. Bu esasında dünyada bir ilk eş zamanlı dünya işçi sınıfları ilk kez birbirlerinden haberdar olmaya başladılar” diyerek başladı.

Mısır fabrika işçilerinden Çin‘de çalışan işçilere kadar her yerde internet aracılığıyla bağlantı ortaya çıkmaya başladığını vurgulayan Zeltzer konuşmasını şöyle sürdürdü, ” Tüm dünyada yeni iletişim teknolojileri ortaya çıkmaya başladı. Küresel açıdan yeni bir dayanışmanın zemini oluşturmaya başladılar. Bu dayanışmanın analiz edilmesi hem de yeniden tekrarlanması için iyi analiz edilmesi gerekiyor.Kapitalist medyanın bize karşı uyguladığı haber ambargosunu youtube vs. diğer araçları kullanarak aşabiliyoruz. Küresel ekonomi açıdan bu tür araçlar işçi sınıfı kullansın diye ortaya çıkartılmıyor. Kapitalistler kendi kârlarını artırmak için böyle araçları destekliyorlar. Emek gücünde bir değişim söz konusu. Kapitalistler artık geçici işçileri parçalı bir şekilde dışarıdan kullanabiliyorlar bu da örgütlenmeyi zorlaştırıyor.

İletişim teknolojilerinden en önemli değişiklik cep telefonlarının kullanılmaya başlanması oldu. 2010 yılında tüm dünyada 4.6 milyar telefon varken bu hedef 2011 itibariyle 5 milyarı buldu. Özellikle Afrika‘da. Afrika‘nın belli kesimlerinde nüfusun yüzde 5‘inin iletişimi olduğu yerlerde orada çalışan göçmen işçiler kendi cep telefonlarıyla dünya ile bağlantılı durumdalar. Bu insanların internet kafeleri kullanarak birbirleriyle iletişimleri mümkün. 1995 yılında taşıma ve genel işçiler birliği Liverpol‘da bir grev örgütledi ve internette dayanışmanın gerçekleşmesi ilk kez bu grevde gerçekleştirildi. Avustralya‘ya kadar uzanan dayanışmanın sağlandığı bir grev yaşandı.

Sanfransisco‘daki işçiler Japonya‘daki işçiler bu greve destek verdi. İşçilerin yaptığı internet üzerinden gerçekleştirilen ilk dayanışma greviydi. Liverpol dok işçileriyle dayanışma için eylem günü ayarlandı ama Britanya medyası böylesi bir grevin olduğunu bile duyurmaya engellemeye çalıştı. Buna karşı internet üzerinden dayanışma eylemi CNN‘e sunulan video akışıyla desteklendi ve insanlar bu ambargoyu kırmayı başardılar.”

“Emek hakları için mücadele eden işçiler bunu duyurmak zorundalar”

Emek hakları için mücadele eden işçilerin bunu duyurmak zorunda olduklarının altını çizen Steve Zeltzer şunları söyledi; “Bu mücadele uluslararası bir mücadele bütün dünya işçilerinin mücadelesi. Bu sürecin verdiği başka bir ders de şuydu, bütün medya araçlarını kullanılacağı videolar, SMS‘ler olsun bunlardan birini ya da bir kaçını kullanma meselesi değil, uluslararası emek hareketinin bütün direnişlerinin kendi dillerinde yayımlanacağı video kanallarının yaratılması önemlidir. Bu noktada sendikacılar bu kanalın olanaklarını geliştirmek için çalışıyorlar. Türkiye‘de bir örneği işçi festivali var. Farklı yerlerdeki işçilerin farklı deneyimlerini bu festival sayesinde bir araya getirebiliyoruz.Bu alanda kapitalistler de bir takım adımlar atıyorlar amaçları da geçici işçiliği daha da yaygınlaştırmak. İşçilerin büyük çoğunluğu geçici olduğu zaman bunları savunmak ve örgütlemek zorlaşıyor. Sendikaların zayıflatılması bu sürecin doğal bir sonucu.Kore‘de şu anda geçici işçiler, işçilerin yüzde 30‘unu oluşturuyor, ABD‘de benzer durum söz konusu. Facebook, Google sendikalaşmayı engellemek için dışarıdan geçici işçi almaya başlıyorlar. Eğer işçilerin çoğu geçici ise bu bir çok haklarından yoksun olmaları anlamına geliyor. ABD‘de çalışan işçilerin bir çoğu emeklilik haklarından hatta sağlık haklarından yoksunlar.Bu konuda 2011‘de bir sunum yapıldı Kore‘deki ‘çağrı cihazı devrimi‘ adı verilen bir durum var. İşçiler sadece çağrı cihazlarına mesaj geldiğinde çalışmaya gidiyorlardı. Buna da kendileri çağrı cihazı devrimi adını vermişlerdi.

Peki bu tanımadığınız kişileri nasıl örgütleyeceksiniz? Yüz yüze gelmediğiniz bu işçileri nasıl örgütleyeceksiniz? Kapitalistler çok uluslu şirketler bu örgütlenmeyi engellemeye çalışıyorlar işçilerin internet üzerinden bir araya gelmelerini engellemeye çalışıyorlar ama bunu başarabileceklerini sanmıyorum.

1997‘de Güney Kore‘de bir genel grev örgütlendi özellikle Seul metro işçileri bunun bir parçasıydı. Genel grevi örgütleyenler yeraltına çekilmeleri zorunlu oldu çünkü devlet bu işçilerin peşinden koşuyordu. Yakalanmamak grevi gerçekleştirmek için işçiler yeraltına indiler ve örgütlenmeyi internet üzerinden yaptılar. İnternet üzerinden örgütlenerek yapılan ilk grev 1997 yılında Güney Kore‘de oldu. Çok uluslu şirketler gerek hükümetler bu bilginin yayılmasını engellemeye, işçilerin başka işçiler ile dayanışmasını engellemeye çalışıyorlar sadece kendi istedikleri bilgilerin bilinmesini istiyorlar. Örneğin TEKEL işçilerin direnişi, sadece TEKEL işçileriyle ilgili direniş değildi; özelleştirme saldırılarına karşı direnişti. Eğitimin telekomünikasyonun özelleştirilmesi giderek hiçbir kamu alanının kalmaması dolayısıyla bu mücadele uluslararası bir mücadelenin bir parçasıydı.

Gerçekten uluslararası alanda kullanılacak önemli bir araç bu akıllı cep telefonları. Anında işçiler kendi mücadelelerini videoya çekip video akışıyla dünyaya duyurabilirler. Herhangi bir sansür olmaksızın küresel bir şekilde dünyanın her tarafında çalışan işçilere kendi hikayelerini anlatabilirler. Teknolojinin kullanılması iki taraflı bir bıçak.  Cep telefonları aynı zamanda işçilerin nerede olduğunu takip etmek için de kullanılabilir. Örneğin Samsung‘da çalışan işçiler avukatlarına gittiler görüşme yaptılar iş yerlerine döndüklerinde avukatlarıyla yaptıkları görüşme kendilerine kelime kelime aktarıldı çünkü izlenmişlerdi. Samsung sendikalaşmayı engellemek amacıyla bunu araç olarak kullanıyordu.  Türkiye‘de belgesel gösterildi büyük birader sizi izliyor Samsung‘un ötesi yüzü adını taşıyan belgesel. Samsung işçilerinin Samsung telefonları ile nasıl takip edildiklerini anlatıyordu. Örgütlenmeye çalıştığınız zaman bu araç yoluyla bizi takip etmekteler. Örneğin Google gibi şirketler sizin yaptığınız her şeyi takip etmeye çalışıyorlar Amazon‘da satın alınan kitapları takip etmeye çalışıyorlar gittiğiniz yeri takip etmeye çalışıyorlar. Bu çok değerli bir bilgi, bu bilgileri özel şirketler hem kendi kârlarını maksimize etmek için kullanıyorlar hem de  hükümetlere casusluk faaliyeti olarak bilgi vermek üzere önemli bilgi topluyorlar. Bunu yapmak için yapay zeka gibi araçlar kullanıyorlar.

Aynı şekilde teknoloji sağlık alanının kontrolünde de kullanılmaya başlandı. Sağlık kuruluşları bütün kayıtları dijital tutmaya başladılar, bu kayıtların manüplasyonu daha kolaydı. Bir teşhisi değiştirebiliyorlardı ki tazminat ödemek zorunda kaldıklarında sorumluluklarını azaltabilsinler.Elektronik kayıtların olması bir takım şirketler sizin kayıtlarınız üzerinde kontrol sahibi olacaklar ve bunu değiştirebilecekler bu sizin için tehdit ortaya çıkartıyor. Çalışanları bu teknolojilerin olası tehlikeleri konusunda eğitmek zorundayız. Kapitalistler sadece kendileri için olumsuz kesimleriyle ilgilenmiyorlar olumlu kesimleriyle daha çok ilgileniyorlar. Teknoloji sadece sorunları çözmüyor aynı zamanda sorunlar da yaratıyor. Bunlardan bir tanesi nükleer enerji. Güvenli nükleer enerji diye bir şey yok. Her ne kadar şirketler bunun aksini göstermeye çalışsalar da nükleer santraller bütün dünyayı tehdit etmeye devam ediyor.Aynı şey kimya biyoloji alanlarında da devam ediyor. ABD‘de sentetik biyoloji anlamında pek çok şey yapılıyor. Bunun işçilere ne gibi tehlikeler getireceği konusunda kimsenin bilgisi yok kimse bu alanı denetlemiyor.Aynı şey genetik değiştirilmiş organizasyonlar için de geçerli. Ortada bir kanser salgını söz konusu insanlar neden bu salgınlara yakalanıyorlar kimse bunu bilmiyor. Teknolojik gelişmenin getirdiği böyle olumsuzluklar tüm dünyada yaşanıyor.”

 “Teknoloji kapitalistlerin kârlarını maksimize etmek için geliştiriliyor”

Teknolojinin gelişmesinin esas nedeni halkın refahını yükseltmekten çok kapitalistlerin kârlarını maksimize etmek için geliştirildiğini anlatan Steve Zeltzer sözlerini şöyle tamamladı; “Google gibi bir şirketi düşünün burada kast sistemi oluşturulmuş.  Yaka kartlarının renklerine göre bazı işçileri izin kullanabilirken bazıları kullanamıyor bazıları daha düşük ücret alıyor. Dünyadaki geleceğin kast sistemi olmasını istemiyoruz değil mi? Bu şirketlerin sahiplerinin dünyadaki vizyonu bu işte. İşçi sınıfı için sosyal medyanın kullanılması başka önemli bir nokta. ABD‘de grev örgütlemek isteyen sendikalaşmak isteyen işçiler facebook‘u twitter‘i bu amaçla kullanıyor. Aynı şekilde patronlar da aynı sosyal medyaları eylemlere katılanları işten kovmak için  kullanıyorlar. Bir bilgi, görüntü internete düştükten sonra herkes buna ulaşabiliyor ve internette yapılan her şeyin kaydı tutuluyor. Geçen ABD‘de şöyle bir olay oldu, bir patron çalışanına, kimlerle ne tür iletişim kuruyor öğrenmek için facebook şifresini sordu. Facebook da emek kampanyalarına yönelik kendi sansürünü oluşturuyor emek hareketlerini altta tutuyor üste çıkartmıyor. Kapitalist şirketler demokratik haklarımızın yükselmesi için bize katkı sunmayacaklar biz uluslararası işçi hareketi oluşturmalıyız. Küresel bir mesele, şu ya da bu ülkenin meselesi değil. Genel haklarımız için örgütlenmek hepimizin meselesi.

İnsanları çalışan işçileri bu araçların daha etkin olarak kullanımı konusunda eğitmemiz gerekiyor. ABD‘deki sendikaların çoğuna ticari sendika adını veriyoruz bunlar işçilerden değil patronlardan yana hareket ediyorlar. Hatta işçilerin kapitalistler tarafından ezildiğini bilmezlikten gelen sendikalar var. Bir yeni dünya düzeni kurulacaksa bu yeni dünya düzeni işçilerin olacaksa bizim de interneti teknolojiyi kullanmaya ihtiyacımız olacak. Örneğin IDM‘de çalışan dünyanın her tarafındaki işçileri kazanmak zorundayız, işçi sınıfının hakları için kazanmak zorundayız. Dünya çapında teknoloji işçilerini örgütlemek bizim siyasi görevimiz.”

Söyleşi katılımcıların sorularının Steve Zeltzer tarafından yanıtlanması ile sona erdi.

Kaynak: http://www.emo.org.tr/genel/bizden_detay.php?kod=91776&tipi=2&sube=14 (Erişim: 10.05.2012, 22:53)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: