Brüksel, 10 Ekim 2012 SEC (2012) 336 KOMİSYON TARAFINDAN AVRUPA PARLAMENTOSU’NA VE KONSEY’E SUNULAN BİLDİRİM Genişleme Stratejisi ve Başlıca Zorluklar 2012-2013 {COM(2012) 600}ekindeki KOMİSYON ÇALIŞMA DOKÜMANI TÜRKİYE 2012 YILI İLERLEME RAPORU

İfade özgürlüğü konusunda, bazı gazeteciler aşırı uzun süren tutuklu yargılanmanın ardından serbest bırakılmıştır. Üçüncü Yargı Reformu Paketi, yazılı eserlere yayımlanmadan önce el konulmasını yasaklamaktadır. Cezai soruşturmalar konusunda medyaya yönelik kısıtlamalar azaltılmıştır. Ermeni meselesi veya ordunun rolü gibi hassas addedilen birçok konu açıkça tartışılmaya ve muhalif görüşler düzenli olarak açıklanmaya devam etmektedir. Ancak, yapılan reformlar ifade özgürlüğü alanında belirgin bir ilerleme sağlanması açısından yeterli olmamıştır. İfade özgürlüğü ihlallerindeki artış ciddi endişe kaynağı olmuş, basın özgürlüğü uygulamada kısıtlanmaya devam etmiştir. Gazetecilerin, basın çalışanlarının ve dağıtıcıların hapsedilmelerine ilişkin eğilimdeki yükselme bu endişeleri artırmıştır 8. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine, Türkiye’de ifade özgürlüğünün ihlal edilmesine ilişkin olarak çok sayıda başvuru yapılmıştır.

Kürt meselesi hakkında yazan ve çalışan yazar, akademisyen, gazeteci, bilim adamı ve araştırmacılara karşı çok sayıda dava açılmıştır. Bazı sol görüşlü ve Kürt gazeteciler, terörizm propagandası yapmaktan tutuklanmıştır, diğerleri de cezaevlerindedir (Bkz. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesindeki durum). Birçoğu terörizmle ilgili iddialardan dolayı, 2.800’den fazla öğrenci gözaltına alınmıştır. Örgütlü suçlar ve terörizme yönelik yasal çerçeve hâlâ net değildir ve istismar edilmeye açık, çok sayıda iddianame ve mahkûmiyete neden olan tanımlar içermektedir. Ayrıca, bu konuda savcılar ve mahkemelerin yorumu tutarsız olup, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ya da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadıyla uyumlu değildir. Türkiye’nin, şiddete tahrik ile şiddet içermeyen fikirlerin ifadesi arasında net bir ayrım yapması için Türk Ceza Kanununda ve terörle mücadele mevzuatında değişiklik yapması gerekmektedir.

Terörle Mücadele Kanununun 6 ve 7. maddeleri ile Türk Ceza Kanunu’nun 220 ve 314. maddelerinin birleştirilerek uygulanması istismara sebep olmaktadır; kısacası, bir makale yazmak veya bir konuşma yapmak, dava açılmasına ve terör örgütü üyeliği ya da liderliği suçlamasıyla uzun süreli hapis cezasına sebep olabilmektedir. Üst düzey Hükümet ve kamu görevlileri ile ordu defalarca alenen basına yüklenmekte ve davalar açmaktadır. Hükümeti açıkça eleştiren makaleler kaleme almalarını müteakip, gazetecilerin işten çıkarıldığı birkaç olay yaşanmıştır. Bütün bunlar, çıkarları düşünce ve bilginin serbestçe yayılmasının ötesine geçen işlerle uğraşan sanayi gruplarının medyada yoğunlaşmasıyla bir araya geldiğinde, Türkiye’deki ifade özgürlüğü üzerinde olumsuz etki yaratmakta ve uygulamada ifade özgürlüğünü sınırlandırmakta olup, bu durum otosansürü Türk medyasında yaygın bir olgu haline getirmektedir.

Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesine dayanarak açılan dava sayısı az olmasına rağmen, 301. madde hakkında iki AİHM kararı hâlâ uygulanmamıştır.

İnternet sitelerinin orantısız kapsam ve süreyle yasaklanması devam etmiştir. Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB), yasaklanan internet siteleri ile ilgili olarak, Mayıs 2009’dan bu yana bir istatistik yayımlamamıştır. YouTube video paylaşım sitesi ve diğer internet portalleri aleyhine açılan davalar da devam etmektedir. İfade özgürlüğünü sınırlayan ve vatandaşların bilgi edinme hakkını kısıtlayan, İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un revize edilmesi gerekmektedir. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun internette filtreleme sisteminin isteğe bağlı olmasını getiren kararı yürürlüğe girmiştir. Bu konuda, kamu otoritelerinin müdahalesi olmadan bilgi ve fikirleri alma ve iletme hakkına ilişkin olarak Avrupa standartları ile uyumlu bir uygulama yapılması önemlidir. Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), özellikle batıl inançlara özendirilmesi, genel ahlak ve ulusal değerlerin bozulması, ailenin korunması, müstehcenliğin özendirilmesi ve terörizmin övülmesi gibi konular televizyon kanallarına uyarıda bulunmuş ve para cezası uygulamıştır.

Sonuç olarak, ifade özgürlüğü ihlallerindeki artış ciddi endişelere sebep olmaktadır ve basın özgürlüğü uygulamada daha da kısıtlanmıştır. Özellikle örgütlü suçlar ve terörizmle ilgili yasal çerçeve ve bunun mahkemelerce yorumu istismara neden olmaktadır. Devlet yetkilileri tarafından medyaya yapılan baskı ve eleştirel gazetecilerin işten çıkarılmasıyla birlikte bu durum, otosansürün yaygınlaşmasına neden olmuştur. İnternet sitelerinin sıklıkla yasaklanması ciddi bir endişe kaynağı olmaktadır ve internet hakkındaki kanunun revize edilmesi gerekmektedir.

4.10. Fasıl 10: Bilgi Toplumu ve Medya

Elektronik haberleşme ile bilgi ve iletişim teknolojileri konularında bazı ilerlemeler kaydedilmiş olmasına rağmen, özellikle pazar erişimi ve ara bağlantı, perakende tarife düzenlemesi, spektrum yönetimi ve evrensel hizmet yükümlülükleri ile ilgili hükümler olmak üzere mevzuatın AB müktesebatı ile uyumlu hale getirilmesi için daha fazla çaba harcanması gerekmektedir. Piyasadaki rekabetin ve şeffaflığın iyileştirilmesine yönelik düzenlemeler ve rekabetçi korunma tedbirlerinin uygulanmasında iyi düzeyde ilerleme kaydedilmiştir. Bilgi ve İletişim Teknolojileri Kurumu (BTK), üçüncü tur piyasa analizini başlatmıştır. İnternet servis sağlayıcılarının hizmet kalitelerini iyileştirmek için Şubat 2012’de bir tebliğ yayımlanmıştır. Sabit numara taşınabilirliği ve toptan hat kiralama 2012 yılının başlarında işler hale gelmiştir. Tarifelerin yeniden dengelenmesi ileri seviyededir. Ulusal dolaşımın sağlanması ve sanal mobil ağ operatörlerine erişim hakkı verilmesi konularında ilerleme kaydedilmiştir. Geniş bant kablosuz erişim hizmeti operatörlerinin yetkilendirilmesi ile ilgili uygulama yönetmeliği kabul edilmiştir. Yeni nesil erişim şebekelerinin düzenlenmesi ile ilgili olarak, BTK, Ekim 2011’den itibaren fiberi, önümüzdeki beş yıllık dönemde veya fiber bağlantılı aboneliklerin yüzdesi tüm sabit geniş bant aboneliklerinin %25’ine ulaşıncaya kadar fiberi, piyasa analizinin kapsamı dışında bırakmıştır. Yerleşik işletmecinin referans teklifi, BTK tarafından kabul edildiği şekliyle, tesis paylaşımının şartlarını ve koşullarını içermekte olup, yerleşik işletmeci ayrımcı olmayan bir temelde kendi fiber ağı üzerinden veri akışı ve toptan hizmet sunmayı taahhüt etmiştir. Aynı zamanda, BTK’nın faaliyetlerinin finanse edilmesi içinişletmecilerden toplanan ücretler, giderleriyle karşılaştırıldığında orantısız bir biçimde yüksek olup, arta kalan fonlar düzenleyici faaliyetlerin maliyetlerini karşılamanın dışındaki diğer amaçlara yönlendirilmektedir.

Yurt içinde birbirleriyle rekabet halinde üç adet mobil telefon operatörü bulunmakta iken, sabit telefon ve sabit geniş bant sektörlerine, yerleşik işletmeci hâkim olmaya devam etmektedir. Sabit geniş bant penetrasyonunun nüfusa oranı az bir artış gösterirken (2011 sonunda %10,7’ye ulaşmıştır), mobil geniş bant penetrasyon oranı önemli ölçüde artmıştır (%6,7’ye ulaşmıştır). Mobil hizmetler için uygulanan iletişim vergileri, sabit telefonlar için uygulanan vergiler ile karşılaştırıldığında yüksek olmaya devam etmektedir. Operatörler ayrıca, mobil/kablosuz ağ kurmak için geçiş hakkı elde etme konusunda zorluklar yaşamaktadır.

Bilgi toplumu hizmetlerinde ilerleme kaydedilmemiştir. Türkiye, şartlı erişime dayanan hizmetlerin yasal olarak korunması ile ilgili Avrupa Konseyi Sözleşmesini imzalamamıştır. “Elektronik İmza Kanunu” ve AB direktifi arasındaki farklılıklar uyumlaştırılmayı beklemektedir. Verilerin korunması ve e-ticaret ile ilgili kanun tasarıları hâlâ beklemektedir. İnternet içeriği ve hizmet sunucuları ile ilgili kanun, ifade özgürlüğünü koruyacak şekilde uluslararası standartlar ile uyumlaştırılmalıdır. Kasım 2011’den itibaren, BTK, internet hizmet sunucularından müşterilerine, talepleri üzerine, ücretsiz bir internet filtreleme hizmeti (çocuk ve aile profilleri olan) sunmaları yükümlülüğünü getirmiştir.

Görsel işitsel politika konusunda iyi düzeyde ilerleme kaydedilmiştir. Görsel işitsel medya hizmetleri direktifi ile uyum sağlanmasını amaçlayan Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanunun 2011’de yürürlüğe girmesinin ardından, bir takım yönetmelikler kabul edilmiştir. Ancak, “Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun”, yargı yetkisi konusunda düzenleme getirmemiştir. RTÜK hâlâ yabancı yayıncıları düzenleme hakkını elinde tutmakta olup, Avrupa eserleri tanımıyla uyum sağlanmamıştır. Radyo frekansları ve TV kanallarına yönelik frekans planlama çalışmaları devam etmiştir. Dijital televizyon mültipleks kapasitesi frekans ihalesinin Mart 2013’de sonuçlanması hedeflenmektedir. Analog yayınların kapanış tarihi Mart 2015’tir. Dijital yayına geçiş tarihi Haziran 2015 olarak planlanmaktadır.

Türkçe dışındaki dil ve lehçelerde yayın yapan, özel yayıncılar, içerik, zaman kısıtlamaları veya altyazı/ardıl çeviri gereklilikleri ile ilgili kısıtlamalar olmaksızın yayınlarına devam etmişlerdir. Türkçe dışındaki dillerde yayın yapan yayıncıların sayısı 25’e yükselmiştir. Kullanılan diller Kürtçe ve Arapçadır. Ticari kaygılar, teknik zorluklar ve insan kaynağı eksikliği, ulusal yayınların önündeki başlıca engellerdir. RTÜK, kararlarının şeffaflığını sağlamak için, bu kararları kamuoyuna açıklamaktadır.

Küçüklerin korunmasına ve ticari iletişime ilişkin kuralları ihlal eden yayıncılara yönelik yaptırımlar getirilmiştir. RTÜK’ün bazı kararları, başta müstehcenlik, ailenin korunması ile ulusal ve ahlaki değerlerin korunmasına ilişkin yasal hükümler olmak üzere, bazı yasal hükümlerin geniş bir biçimde yorumlandığı konusunda endişe uyandırmaya devam etmektedir

(Bkz. İfade özgürlüğü bölümü).

Bilgi toplumu ve medya alanında ilerleme kaydedilmiştir. Ancak, başta yetkilendirme ve pazar erişimi ile ilgili olmak üzere, elektronik haberleşme konusundaki AB çerçevesine uyum sınırlı kalmaktadır. Bilgi toplumu hizmetleri ile ilgili mevzuatın daha fazla uyumlaştırılması için çabaların sürdürülmesi gerekmektedir. İnternet içeriğine ilişkin ifade özgürlüğünü kısıtlayabilecek hükümler ile yayıncılara yönelik yaptırımlar başta olmak üzere, bazı yasal hükümlerin çok geniş biçimde yorumlanması endişe uyandırmaktadır. Bu alanda yapılan hazırlıklar kısmen ileri düzeydedir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: