İnternet 30 yaşında… Ne getirdi, ne götürdü?

Yazan: Dr. Özgür Uçkan/İstanbul Bilgi Üniversitesi-Alternatif Bilişim Derneği

İnternetin yayılım hızını anlatırken kullandığım bir karşılaştırma var: 50 milyon kullanıcıya, telefon 74, radyo 38, PC 16, televizyon 12, internet ise sadece 4 yılda ulaşıyor! İnternetin var olması için diğerlerinin var olması gerektiğini bir yana bırakırsak, bu müthiş hız, bize internet hakkında bir şeyi açıklıyor: diğerleri “birden çoka”, internet “çoktan çoka” bir iletişim ortamı; yani etkileşimli. İnternet yapısı gereği, gayrimerkezi, dağıtık, sınır aşan, küresel, kesintisiz, tarafsız bir ağ. İnternet üzerinde iş yapıyoruz, sosyalleşiyoruz, eğitim alıp veriyoruz, yayıncı oluyoruz, kültürel üretiyor ve tüketiyoruz, alışveriş yapıyoruz, devasa ve gerçek zamanlı olarak bilgiye erişiyor ve bilgiyi dağıtıyoruz, topluluklar oluşturuyoruz, eylemde bulunuyoruz, vb. Küresel ağ kapitalizmine hoş geldiniz!

İnternet hayatımıza hızla girdi ve sosyal, ekonomik ve kültürel olarak ona “gömülü” hale geldi. İnternet ve kullandığı teknolojiler artık her yerde. Peki internet hayatımıza sızarken ne getirdi ne götürdü?

İnternet henüz koza halindeyken bile bir antagonizmalar, uzlaşmaz çatışmalar alanı olduğunu göstermişti: İnternet adı verilen ağ üzerinde hem müthiş bir kontrol ve gözetim hem de müthiş bir anonimlik ve özgürleşme yaşanabileceğini, aynı ağı birbirine tamamen ters amaçlar için kullanabileceğimizi… Ama bunu, yollar, demiryolları, rotatifler, telgraflar için de söylemek mümkün. İnanmıyorsanız göçebelere, Paris komüncülerine, “serserilere” ve Ekim devrimcilerine sorun…

İletişim ve hareketlilik, hem savaşa, kitlesel kontrole hem de barışa, kitlesel başkaldırıya hizmet eder, aynı zamanda onlarla ticaret de yapabilir ve birilerini sömürebilirsiniz… İşte size internetin özeti!

İnternet biz fani bireylere, eylemcilere, başkaldıranlara, sanatçılara, bilim insanlarına ve oluşturduğumuz topluluklara yeni güçler sağladı: “Çok hızlı bir şekilde bir araya gelip dağılabilme; gayrimerkezi bir örgütlenmeyle öngörülemez davranışlarda bulunabilme; iç ve dış iletişimi önlenemez bir şekilde sürdürebilme; yerel eylemlerine küresel iletişim kanallarını kullanarak destek yaratabilme; küresel iletişim yetenekleriyle dünya kamuoyunu etkileyebilme ve iktidarlar üzerinde görülmemiş bir baskı yaratabilme; her şeyden önemlisi, baskının koşulu olan görünmezlik duvarlarını yıkarak ülkeleri dünyaya şeffaflaştırabilme…” (Ö. Uçkan & C. Ertem, WikiLeaks: Yeni dünya düzenine hoşgeldiniz, Etkileşim, 2011, sf. 18) Çünkü internet sadece bir iletişim alanı ve bir medya değil, aynı zamanda etkileşim imkanlarıyla bir örgütlenme alanı da.

Peki internet iktidar odaklarına, devletlere, çok uluslu şirketlere, askeri-endüstriyel komplekslere ne sağladı? Bu soruyu, WikiLeaks kurucusu Julian Assange’ın, Jacob Appelbaum, Andy Müller-Maguhn ve Jérémie Zimmermann’la birlikte yazdığı “Şifreci Punk’lar: Özgürlük ve İnternetin Geleceği” kitabının girişinden bir alıntıyla vereyim (K. Deniz Öğüt çevirisiyle, http://goo.gl/gx90s): “Dünya ulusötesi bir distopyaya doğru kaymıyor, koşar adım ilerliyor. Bu gelişme ulusal güvenlik çevreleri dışında gereğince algılanmadı. Ketumiyet, karmaşıklık ve ölçek yoluyla gizlendi. Özgürleşme yolundaki önemli aracımız İnternet, şimdiye dek gördüğümüz en tehlikeli totaliterlik kolaylaştırıcısına dönüştürüldü. İnternet insan uygarlığına bir tehdittir. (…) Kendi gidiş yoluna bırakılacak olursa, birkaç yıl içinde, küresel uygarlık postmodern bir gözetim distopyası olacak; en üst düzeyde beceri sahibi bireyler dışındakilerin ondan kaçması mümkün olmayacak. Aslına bakılırsa halihazırda bu durumu yaşıyor olabiliriz.”

Yani internet bize ne kadar özgürlük ve özgürleşme imkanı tanıdıysa, iktidar odaklarına da o kadar kontrol, gözetim, izleme, dinleme, fişleme, sansür, bastırma gücü verdi. İstisnasız herkesin internetteki her adımı izleniyor ve kalıcı olarak depolanıp gelişmiş arama ve örüntü kurma algoritmalarıyla sürekli didikleniyor. Hedefli takip, “herkesi takip et, ne olur ne olmaz”a dönüştü! Küresel güvenlik, gözetim ve casusluk endüstrisi 10 milyon doları bastıran devlete veya şirkete çok geniş kitleleri gözetleme ve bilgilerini depolama imkanını satıyor. Küresel polis devletine hoş geldiniz!

Ama aynı internet, bize bu devasa kontrol ve gözetim ağından sıyrılma imkanı da veriyor. Bugün internet sansürüne kısa devre yaptırmayı nasıl öğrendiysek, bu sıkı ağın deliklerinde kayıp kaçmayı da öğreneceğiz: Güçlü şifreleme algoritmaları, anonimleştirme, paylaşım ve katılım teknolojileriyle, iktidarların halklara karşı yürüttükleri siber savaşa asimetrik bir şekilde cevap veren siber gerilla taktikleriyle donanan ve önlenemez bir şekilde örgütlenerek iktidar mekanlarını kuşatıp işgal eden yeni halk hareketlerine hoş geldiniz!

Ne de olsa internet artık sokağın bir parçası, daha doğrusu küresel sokağımız… Ve sokak antagonizmaların birlikte yaşadığı kamusal alandır.

Kaynak: http://evrensel.net/news.php?id=46163# Erişim: 13 Ocak 2013

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: