Sonuna kadar direnişçi: Stéphane Hessel (20 Ekim 1917 – 27 Şubat 2013)

Alternatif Bilişim Derneği

GörselBiraz klişe bir giriş olacak, ama yaşlı adam bunu hak ediyordu: Kendisi yaşlı gönlü genç biriydi Stéphane Hessel. Alman doğup Fransız olan, Fransız Direniş Hareketi’nin efsanevi isimlerinden, Buschenwald Toplama Kampı kaçkını, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin yazarlarından, diplomat, filozof, her daim insan hakkı aktivisti Hessel, 27 Şubat 2013 tarihinde, 95 yaşında aramızdan ayrıldı.

Hessel’in hak ettiği bir sıfat varsa, o da, “sonuna kadar direnişçi” olmalı. Sadece hayatının sonuna kadar Filistinlilerin veya Avrupa’nın kaçak göçmenlerinin hakları için verdiği aktif mücadele için değil. Sadece konferansları sansürlendiği, saldırıya uğradığı için değil. Öfkesiyle genç kaldığı için de… Hessel yaşlı bir “direniş kahramanı”ndan beklenebileceği gibi “anılarını yazmak”la yetinmedi, o öfkesini gelecek kuşaklara aktarmayı da bildi.

İki yıl önce yazdığı, gelirini insan hakkı savunucusu sivil toplum kuruluşlarına bıraktığı, “Öfkelenin!” (Indignez-vous!) adlı kitapçık, 25 dilde 3 milyondan fazla insan tarafından satın alındı, bir o kadar kişi tarafından indirildi, okundu ve kitleleri öfkelenip sokağa çıkmaya ve haklarını aramaya, yani “direnmeye” teşvik etti. (Indignez-Vous!, Editions Indigene, 2010 / Öfkelenin!, Çeviri: İsmail Yerguz, Cumhuriyet Kitapları / Aydınlanma Kitaplığı, 2011)

32 sayfalık bu kitapçık, özetle şunu söylüyordu: Şimdi durum, 2. Dünya Savaşı’nın yıkıntıları arasında İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ni yazdığımız zamanlardan çok daha kötü. Dolayısıyla öfkelenmek, sokağa çıkmak ve gasp edilen haklarınızı korumak için bir nedeniniz var! Çünkü öfkelenmek direnmenin, direnmek de yaratmanın şartıdır. Kayıtsızlık kendinize ve insanlığa ihanettir. Öfkelenin ve geleceğinizi yaratın!

Bu küçücük kitap, yayınlandıktan hemen sonra Yunanistan ve İspanya’dan başlayarak önce Avrupa’ya sonra da dünyaya yayılan “Los Indignados” / Öfkeliler hareketine ismini ve ruhunu verdi. Bu hareketi hepimiz biliyoruz. Arap Baharı ve “İşgal et” (Occupy) ile birlikte son yıllara damgasını vuran Öfkeliler hareketi, kitlelerin hayatlarının kontrolünü tekrar ellerine almak ve hemen şimdi doğrudan demokrasi talep etmek için şehirlerin sokaklarına, meydanlarına çıktığı; artık kendilerini temsil etmediğini düşündükleri parlamentoları kuşattıkları; “biz sisteme karşı değiliz, sistem bize karşı” diye bağırarak sistemin yüreğine çomak soktukları bir an olarak geçti tarihe; ve o an hala sürüyor… Hessel de o an sürdükçe yaşayacak. İnsanların haklı öfkesi öyle kolay kolay dinmez…

Öfkelenin!’den kısa bir kolajla analım onu (http://konstantiniye.blogspot.com/2011/03/stephane-hessel-kzn-ofkelenin.html):

“93 Yıl. Sanki en son demlerim. Sonuma daha ne kadar var? Benden sonra gelenlerin benim siyasi çabalarımla edindiğim tecrübemden yararlanabilmeleri için son fırsat: Diktatörlük ve işgale karşı -Résistance (Direniş Hareketi)- ve onun siyasi mirası. (…) Tam da bu değerlere, hiç olmadığı kadar ihtiyacımız var. Hepimiz, toplumumuzu, onunla gurur duyacağımız haliyle korumakla görevliyiz. Ama şu toplumla gururlanamayız: (Fransa’da) kaçak yaşamaya zorlananların olduğu, ülkeden kovulanların bulunduğu, göçmenlere güvenilmediği bir toplumla gururlanamayız; yaşlıların sosyal güvenliğinin, sosyal güvencelerin kırılganlaştığı, zenginlerin medyaya hükmettiği bir toplumla gururlanamayız. Milli Direniş Konseyi’nin mirasına karşı sorumluluk duysaydık, bunların birinin bile olmasına izin vermememiz gerekirdi. (…) Günümüzde, Résistance’ın sosyal kazanımlarının bütün temeli tehlike altında. (…) Direniş öfkeden doğar… Bize, devletin bu (sosyal devlet) kazanımlarının giderlerini artık karşılayamadığını söylemeye cüret ediyorlar. Ama, (işgalden) kurtuluş dönemine kıyasla çok daha büyük bir refaha rağmen bu konularda para nasıl yetmez? Ama Résistance’ın o kadar mücadele ettiği para gücü, lobicileriyle devletin en üst kesimlerinde, asla bugünkü kadar kibirli/küstah, bugünkü kadar egoist olmamıştı. Yeniden özelleştirilen para kurumlarının kilit noktalarında, kamu yararını/çıkarını düşünmeyen bankerler ve kar maksimizasyonu peşinde koşanlar var. En zenginlerle en fakirler arasındaki fark hiçbir zaman bugünkü kadar büyük olmadı. Altın buzağı için dans -para, rekabet- bu denli (zincirlerinden) boşanmamıştı. Résistance’ın temel motifi (itici gücü), kızmak/öfkelenmekti. Özgür Fransa’nın savaşçı grupları ve Direniş Hareketi’nin gazileri bizler, gençleri Résistance’ın düşünsel/manevi ve ahlaki mirasına yeniden hayat vermeye ve (yeni kuşaklara) aktarmaya çağırıyoruz. (…) Hepinize, her birinize, kızıp öfkelenecek bir neden diliyorum. Bu çok değerli. İnsan bir şeye kızarsa, -Nazi çılgınlığının beni öfkelendirdiği gibi- insan aktif olur, güçlenir ve angaje olur. Tarihin akışıyla birleşir ve tarih, çokların angaje olması sayesinde akar -daha fazla adalet daha fazla özgürlük için ve tilkilerin tavuk kümeslerinde özgür olması için değil. 1948’de, “İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nde de ortaya konan haklar evrenseldir. O hakların birilerine tanınmaması halinde, bunun farkında olursanız: Onların yanında olun, o hakların koruması altında olabilmeleri için onlara yardım edin. (…) İnsanı kızdıracak nedenler, bugün o kadar açıktan görülecek gibi değiller -dünya çok karmaşık bir yer haline geldi. Kim emrediyor, kim karar veriyor? Karşı karşıya kaldığımız etkiler arasında ayrım yapmak artık o kadar kolay değil. Yapıp ettiklerini hemen anlayabileceğimiz küçük bir üst tabakayla karşı karşıya değiliz. Dünya büyük. Karşılıklı bağımlılıkları ve hayatın düz/aykırı bağlarını, hiç olmadığı kadar hissediyoruz. Bu dünyanın dayanılmaz hale geldiğini anlamak için dikkatli bakmak ve aramak gerekiyor. Gençlere, ‘ararsanız bulurdunuz’ diyorum. “Ben yokum” demek, insanın kendisine ve dünyaya yapabileceği en kötü şey. “Ben yokum” tipi insanlar, insan olmanın en temel özelliklerinden birini yitirmişler: Kızıp öfkelenme özelliğini ve böylece angaje olma özelliğini. (…) Görsel Gençlere diyorum ki: Etrafınıza bakının, kızıp öfkelenmeye değecek konular bulacaksınız. İşlere karışın, kızın, öfkelenin!..”

Sonuna kadar direnişçi: Stéphane Hessel (20 Ekim 1917 – 27 Şubat 2013) için 1 cevap

  1. atesinsesi diyor ki:

    Güle güle usta

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: