Dünyayı hackleyerek değiştirmek…

Yazan: Gamze Göker

Türkiye kamuoyu hackerlarla daha çok son yıllarda Redhack eylemleriyle tanıştı diyebiliriz. Her ne kadar önceleri de anaakım medyaya tek tük haberler yansıyorduysa da hacker ya da hackleme sözcükleri gündelik yaşamımızda pek karşılığı olan kavramlar değildi. Kızıl Hackerlar olarak da bilinen Redhack adlı hacker grubunun birbirinden çok ses getiren hack eylemleri, kimi zaman Anonymous adlı uluslararası hacker grubuyla ortak eylemleri Türkiye gündemini de epey bir zamandır meşgul ediyor.

Yaklaşık üç yıldır faaliyet gösteren Alternatif Bilişim Derneği 2012 yılında İstanbul’da bir Hacker Konferansı (HackCon1- Hacker nedir, ne değildir?) yaparak konuyu enine boyuna tartışmıştı. Dernek şimdi bu toplantılarda yapılan konuşmaların metinlerini, ilgili başka yazılarla harmanlayıp zenginleştirerek bir kitap olarak yayımladı. “Hack Kültürü ve Hactivizm – Yeni Bir Siyaset Biçimi” adlı bu kitap hack kültürü ve hacktivizmin ne olduğunu, hackerların ne tür insanlar olduklarını, nelere inandıklarını, ne için mücadele ettiklerini, bu mücadeleyi verirken hangi etik değerlere yaslandıklarını, hangi başka kültürlerden beslendiklerini ya da hangi kültürleri beslediklerini çeşitli boyutlarıyla ele alarak tartışıyor.

Ali Rıza Keleş ve Yetkin Sal tarafından derlenen kitapta “Hacker Etiği” başlıklı yazısıyla Gökşin Akdeniz sırasıyla 1970-1980 arası ilk kuşak hackerların, 1980-1990 arası ikinci kuşak hackerların ve son olarak da 1990 sonrası üçüncü kuşak hackerların yaslandığı etik değerleri irdeliyor. Teknoloji gelişip kişisel bilgisayarlar yaygınlaştıkça etik değerlerin nasıl küçük bir grubun değerleri olmaktan çıkıp uluslararasılaştığını anlatıyor.

Hackerların yarattığı kültürü bir karşı kültür olarak adlandıran Ahmet Sabancı “Hackerlara bir karşı kültür olarak bakmak” başlıklı yazısında anarşizmden siberpunk’a, Beat kuşağının simge şairlerinden William Burroughs’tan siberpunk yazarı William Gibson’a ve Geçici Otonom Bölge’nin (TAZ) yazarı anarşist teorisyenlerden Hakim Bey gibi hack kültürünü etkileyen simgelere değiniyor. Hacktivizm konusunu akademik bir metinle inceleyen Pınar Demirkıran hacktivizmde eylemler her ne kadar dijital dünyada, İnternet’te gerçekleşse de, amaçlananın belirli bir toplumsal soruna dikkat çekmek ve gerçek dünyada değişim yaratmak olduğunu, asıl hedefin dijital dünya aracılığıyla gerçek dünyada etki yaratmak olduğunu hatırlatıyor. Yeni bir siyaset biçimi olarak hactivizm tam da bu nedenle hafife alınmamalı. “ ‘Hacker’lık üzerine birkaç gözlem” başlıklı yazısıyla Erkan Saka, hacker eylemlerinin geniş anlamıyla Arap ayaklanmalarında nasıl vücut bulduğunu anlatıyor. Özgür Uçkan’ın derlemedeki ilk yazısı “Hacker’lar: Viral Kültürün “Semantik Gerillalar”ı mı, Enformasyon Toplumunun Veri Hırsızları mı?”. Uçkan, farklı ideolojik perspektiflerin hackerları nasıl anlamlandırdığını serimlediği felsefi yazısında hackerların kişisel çıkarının değil, denetim altına alınmamış anlamın peşinde olduklarına dikkati çekiyor ve hacker –crakcer ayrımlarına değiniyor. Anonymus ve Redhack’in söylemlerini incelediği “Hack’ikatin Red’di” başlıklı yazısıyla Ulvi Yaman “ortalıkta dolaşan hactivizm hayaletini” reddetmenin imkânsızlığını teslim ediyor. Özgür Uçkan’ın “Dijital Aktivizmin Sınır Boyunda Hacktivizm: Anonymous ve RedHack örnekleri” başlıklı ikinci yazısı ise konuyu alanın aktörleri üzerinden tartışan bir metin. Uçkan, lidersiz ve merkezsiz yeni toplumsal hareketlerle hactivizm arasındaki ilişkiyi örümcek ve denizyıldızı metaforları üzerinden anlatıyor: “Oyunun kuralları değişti. (…) Örümcek, merkezileşmiş bir hayvandır; bacakları merkezi gövdesinden uzar; başını kesin, ölür… Denizyıldızı ise gayri-merkezi bir ağdır. Başı yoktur. Temel organları her bir kolda tekrarlanır. İkiye böldüğünüzde iki denizyıldızınız olur…” Brafman ve Beckstorm’dan alıntıyla eski kavrayışlarla hacktivizm gibi yeni siyaset biçimlerini anlamamızın mümkün olmadığını da hatırlatıyor: “Gayri merkezi bir organizasyona saldırıldığında bunun, onu çoğaltmaktan, daha açık, daha gayri merkezi ve dağıtık hale getirmekten başka bir işe yaramayacağını; çünkü açık sistemlerin kolayca mutasyon geçirdiğini ve gayri merkezi organizasyonların kolayca sizin içinize sızabileceğini” de söylüyor. Julian Assange’ın Appelbaum, Müller-Maguhn ve Zimmermann ile birlikte yazdığı, Türkçe’de ŞifrePunk ismiyle Metis Yayınlarından çıkan kitabının “Şifreleme silahları için bir çağrı” başlıklı önsözü kitapta yer alan yazılardan bir diğeri. Yazarlar özgürleşmenin en önemli aracı olan İnternet’in aynı zamanda nasıl totalitarizmin de başlıca aracı haline gelebileceğini anlatıyor ve bu durumla mücadele için herkesin bir şifreci olması gerektiğini söylüyor. Seda Gürses  “Anonim’in Tasavvuru” başlıklı yazısında “mesajın ve bu mesajı iletmenin, mesajı ileten bireyler ve bu bireyler arasındaki farklılıklardan daha önemli olduğu inancını benimseyerek bireye, bireysellikten sıyrılıp çoktan var olan tek bir vücut olma, çoğulcu tekil olma imkânını sunan” anonimliğin felsefesine değiniyor ve İnternet başta olmak üzere farklı alanlardaki uygulamalarından örnekler veriyor.  Kitapta iki de manifesto çevirisi yer alıyor. İlki, Ocak 2013’te FBI’ın baskılarının da etkisiyle 26 yaşında intihar eden Amerikalı yazılımcı, insan hakları ve İnternet aktivisti Aaron Swartz’ın “Gerilla Açık Erişim Manifestosu”. Diğeri ise ünlü hackerlardan Mentor’un yazdığı “Hacker Manifestosu”.  Işık Barış Fidaner’in “Kırmızı hapı seçmek” başlıklı yazısı 1992 Hollywood yapımı Şifreciler (Sneakers) filmi üzerinden bilginin kullanımı üzerine bir politik etik önerisi sunuyor. Gamze Göker’in “İnternet’in yaramaz çocukları: Hacker’lar” başlıklı yazısı 1999 yılında üç hackerla yapılmış bir röportaj üzerine oturuyor. Ve kitapta yer alan son metin de yine Gamze Göker ve Mutlu Binark tarafından Mustafa Akgül’le yapılan bir söyleşi. Söyleşide Türkiye’nin İnternet’e bağlanma macerasını ayrıntılı bir şekilde aktaran Akgül, memleketin bilişim politikalarıyla ilgili sorunları sıralıyor ve çözüm önerilerini de sunuyor. “Aktivistlere şifreleme tekniklerini öğretmeliyiz!” diyen Mustafa Akgül Türkiye’nin İnternet’e bağlanması ve İnternet’in gelişmesi, yaygınlaşması için çok emek vermiş bir aktivist akademisyen. Dernek kitabı Türkiye İnternet’ine verdiği emek için bir teşekkür simgesi olarak değerli hoca Mustafa Akgül’e armağan ediyor. Kitabın önsözünde de söylendiği gibi, “tüm okuyucularımızı bu kültüre daha yakın durmaya, daha fazla özgürlük için bilgiyi, tekniğin bilgisini keşfetmeye ve bunları diğer insanlarla paylaşmaya çağırıyoruz.”

Özgür e-kitap olarak yayımlanan kitabın basılı versiyonu da yakında geliyor.

Kitaba erişim için: http://ekitap.alternatifbilisim.org/hack_kulturu_ve_hacktivizm.html

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: