James Gleick’ın Enformasyon kitabının değerlendirmesi

İngilizcesi: Alok Jha (The Guardian Bilim Muhabiri) 22 Kasım 2012
Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Gleick kendisine anıtsal bir görev veriyor -insanlık tarihi boyunca enformasyonun öyküsünü anlatmak- ve yerine getiriyor.

Sumerian tablet with cuneiform script

Çivi yazısı en az bilisayarlar ve akıllı telefonlar kadar türümüzün enformasyona hakimiyet öyküsünün bir parçasıdır. Fotoğraf: Araldo De Luca/Corbis

“Enformasyon çağı”ndayız, hepimiz biliyoruz. Laptoplar ve akıllı telefonlar bizlerin arasında, hava dalgaları, kablolar ve optik fiberler aracılığıyla sayılamaz miktarlarda enformasyon uçurmakta. Banka işlemleri, hava durumu raporları, haberler, aşk öyküleri ve ayrılıklar etrafımızdaki makinelerin yaygın enformasyon işleme yeteneği üzerinden iletilmekte.

Ama neden bu çağa enformasyon çağı demeliyiz, bunun yerine mesela 1450’de Johannes Gutenberg’in matbaayı icat ederek yayıncılık devrimini başlatmasından sonraki yıllara enformasyon çağı demek varken? Veya iki bin yıl önce ilk kağıt parçalarının üretilerek öykülerin ve yönetici kayıtların paylaşımın kolaylaştırıldığı zamanlara?

Peki ya yazının bilinen ilk kayıtları olan çivi yazılarının işlendiği Sümer kil tabletler? Veya türümüzün tarih öncesinde bir zaman dilin icat edilmesine? Her aşamada insanlar bir şeyleri iletmek istediler. Her aşamada enformasyon vardı ve enformasyon toplumumuzun evriminde itici bir güç oldu.

Duayen bilim yazarı, muazzam başarı kazanan Kaos’un yanısıra Richard Feynman ve Isaac Newton biyografilerinin yazarı James Gleick, insanlığın iletişimi daha hızlı, daha verimli ve daha erişilebilir kılma denemelerinin merceği altında enformasyonun tarihini değerlendiriyor.

Gleick’ın kendine ne kadar kapsamlı ve anıtsal bir görev verdiğini fark etmek için bu kitabın birkaç sayfasını -Afrika’daki davul öyküleri ile başlıyor- okumanız yeterli. “Enformasyon” olarak bildiğimiz şey şimdi ne kadar aşina bir kavram da olsa, çok çok uzun bir zamanda gelişti. Gleick’ın öyküsünde bozkırlar, avcı-toplayıcılar, kadim uygarlıklar, alfabeler, bilimin başlangıç zamanı (herhangi bir şeyin nasıl tanımlanacağını, nasıl ölçüleceğini daha kimse bilmediği zamanlar), matematiksel kodlar, veriler, elektronik ve kuantum fiziği var.

Okuru yitirmeden bu kadar engin bir alanı tarayabilmek için iyi bir özgüven lazım. Gleick bunu yerine getirmiş.

Kitap insan toplumunda bir öğenin gelişim çizelgesini çıkarma niyetiyle dosdoğru bir tarih olarak yazılmamış. Bunun yerine, her bölüm iletişime dair belki farkında bile olmadığınız varsayımlarınızı sarsan anekdotlarla zamanda geriye ve ileriye doğru sıçramakta. Örneğin alfabenin kendisinin çoğu insan için yeni bir fikir olduğu şartlarda “alfabetik”in ne anlama geldiğini nasıl açıklardınız? İlk sözlükleri yazanların bunu yapması gerekmişti.

Modern mesajlaşmalardan şikayet edenler 19. yüzyıldaki ilk elektrik telgraflar üzerine olan bölümü ilginç bulabilirler. Mesaj göndermek pahalı olduğu için insanların buldukları kodlar ve kısaltmalar muhtemelen dili bozdukları için bugünkü cep telefonu kısaltmaları kadar şikayet konusu olmuşlardır.

Enformasyon fikrinin ortaya çıktığı yerler sonradan düşününce bariz gelse de, kendi zamanlarında anlayışta büyük sıçramalar gerektirmiş olmalı. DNA’nın yapısını keşfedenlerden Francis Crick, içeride saklanan “enformasyon”un proteinlerin inşasındaki rolünü anlatırken enformasyonla ilgili “kod”, “transkripsiyon” ve “kütüphaneler” gibi sözcükler üretmişti.

Gleick metnini bugün hepimizin aşina olduğu teknolojik enformasyon çağını önceden haber veren belirtilerle süslüyor: 19. yüzyılda “network” sözcüğünün çıkışı mesela; makineler olmadan önce “kompüter”lerin insan olmaları…

Enformasyon’u sindirmek o kadar kolay değil -matematiksel enformasyon üzerine olan kısımların özünü anlayabilmek birkaç kere okumam gerekti ki Claude Shannon’un 1948’deki çığır açan çalışması için gerekli bir girizgah- ama sonuçta bugün paylaştığımız enformasyon, bilgisayar bitleri biçiminde, karmaşık matematiğin, fiziğin ve elektroniğin bir mucizesi.

İnsanlar, düşüncelerini yapılandırıp paylaşmalarını sağlayan ilk sözlü dili geliştirmelerinden beri uzun bir yol geldiler. Artık bu şeyleri yazıyoruz, yayınlıyoruz, kablolar boyunca iletiyoruz ve bilgisayar anahtarları ile şifreliyoruz. Bu yol boyunca aslına uygunluk ve kesinlik gelişti, ama dilin, yazının, modern programlamanın, network altyapısı ve bilgisayarlaşan dünyamızı oluşturan cihazların üretildiği süreçler dosdoğru olmadılar.

Bu yüzden insanın enformasyona hakimiyetinin ardındaki hikaye olabildiğince detaylı olarak güneşi görmeyi hak ediyor. En kayda değer olan da belki bunun ne kadar hızlı bir şekilde gerçekleştiğidir.

***

Kitabın ingilizcesi: http://gen.lib.rus.ec/search.php?req=James+Gleick+information&open=0&view=simple&column=def
Kitabın türkçesi: http://www.idefix.com/kitap/enformasyon-james-gleick/tanim.asp?sid=EQVHITRJ4207Q86GOG7I

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: