İstanbul’da İnternet Yönetişim Forumu’nda nasıl ayakta kalınır ve ne gereği var? – Maria Farrell

Maria Farrell’den açılış kokteyli alkolsüz olan ve Ed Vaizey’in popülerliğin sırrını çözmüşe benzediği bir konferansın iç işleyişleri üzerine

Maria Farrell İstanbul’da
4 Eylül 2014, theguardian.com

'Yatamıyorum hayatım, internette kusurlu birisi var!' Fotoğraf: Lorenzo Rossi/Alamy

‘Yatamıyorum hayatım, internette kusurlu birisi var!’ Fotoğraf: Lorenzo Rossi/Alamy

IGF nedir?

Dünyanın dokuzuncu İnternet Yönetişim Forumu (IGF) BM’nin örgütlemesiyle bu hafta İstanbul’da gerçekleşiyor. IGF dünyanın her yerinden internetin nasıl işlediği hakkında konuşmaya gelmiş bütün insanlar için özgür ve açık bir buluşma. Geçen yılın IGF’i Bali’de oldu. Önceki yıl Azerbaycan’daydı. Türkiye’nin [ç.n. muhtemelen devlet kastediliyor] blogcuları hapsetmesi ve en son Twitter’ı yasaklama girişimi aslında IGF’e ev sahipliği yapan, insan hakları ve internete dair belirli bir tasasız acayiplik sergileyen bu ülkelerin [ç.n. muhtemelen devletler kastediliyor] yerleşik geleneklerinin bir parçası.

IGF’ler biraz düğünler ya da Londra’nın cam kutu ev uzantıları gibi. Temelde hepsi aynıdır, ama aralarındaki minicik, zar zor ayırt edilebilen farklılıklar muazzam miktarlarda enerji tüketir ve katılan herkeste kalp ağrısı üretir.

Bu IGF’te aynı olan nedir?

Katılımcılar için IGF İstanbul, öncesindeki bütün IGF’lerle neredeyse aynı. Giriş kartı almak için bilindik uzun, sıcak kuyruklar, abartılı güvenlik tedbirleri ve sözde VIP’lere kölece tapınmalar, katılımcılardan gelen bilginin özgür akışı uğruna değilse de kahvenin özgür akışı uğruna isyanımsılar; birkaç düzine iletişim bakanınca çocuk kitabıvari sonu gelmez konuşmalar, ağ bağlantısı zorlukla çalışan bir mekan ve alkolsüz bir açılış kokteyli.

Bu birinci dünya sorunları aslında bir artı. 3000 katılımcı bir araya getirilerek, hükümetin, teknik toplulukların, işverenlerin ve sivil toplumun farklı kabileleri arası buzların kırılmasına ancak yetecek kadar ortak sızlanmalar sağlanmış oluyor.

Farklı olan nedir?

Aşikar bir fark yok ama zemin kaymakta. Bu IGF, internetteki ABD liderliğine dair küresel güveni tuzla buz eden Snowden açıklamalarından sonraki ikinci, Brezilya’nın internetin kimin denetimde olması gerektiğine dair küresel bir diyalog başlatmasından beri ilk IGF. Ayrıca Obama yönetimi sona ermeden ICANN’in ABD hükümetinden bağımsızlaşmayı hak ettiğini kanıtlama efsanesi de sürmekte. Fakat bu IGF’te dünyayı değiştirecek deklarasyonlar beklenmemekte.

Her zamanki gibi, interneti denetlemek isteyen Rusya gibi ülkeler böyle tartışmaları hükümetlerin hakim olduğu bir forumda yapmayı tercih ederler: Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (ITU). Fakat bu ülkeler yine de IGF’e gelip huysuzca da olsa yer almışlar. İnternetin denetim levyelerine el uzatmalarını durdurmaya çabalayanları, interneti kendine saklamayı arzulayan batılılar olarak, özgürlük ve insan haklarını ise sadece bir sis perdesi olarak görürler. IGF’teki bütün bu alışveriş ve el sıkışmalar internetin temel jeopolitiğindeki çirkinliği nasıl maskeleyebilir ki, hele Avrupa ve Asya’yı birleştiren, İstanbul boğazından Ukrayna’ya, Kırım ve Rusya’nın (diğer) Karadeniz tesislerine bakan böylesi bir şehirde?

IGF’e kimler gider?

Tipik olarak, teknik uzmanlardan bakanlık yetkililerine, aktivistlerden işveren lobicilerine birkaç bin insan katılmakta. İşveren lobisi çoğunlukla Amerikalıdır, gerçi bu lobinin ön cephesinde genelde orta-gelir-ülkeli, önyüklemelere, fikri mülkiyet haklarına ve lanet olası hükümeti bu işten uzak tutmaya müsait bir kapak oğlanı bulunur.

Hükümet kişileri gruplar halinde toplaşır, bütün bu eşitlikçi sorgulamadan ve görece açık tartışmalardan hafifçe afallamış gözükürler. Tipik olarak, beklenmedik bir parti daveti almış, alaya alındıklarından kuşkulanan inek öğrenci havası yayarlar.

İnekler IGF’te pek de kral değildir, ama internet denen bu şeyin gerçekte nasıl çalıştığını bilen sadece onlardır, bu yüzden biz ölümlüler onların atölyelerinin ilk 10-15 dakikasına dalarak hane tanrılarımıza hürmetimizi bildiririz.

IGF’in gerçek kralı “internetin büyükbabası” Vint Cerf, tescilli markalı üç parça takım elbisesiyle her yerde hazırdır. İnsanlar bu yıl kendini çok ucuza sattığını, ICANN’in yakın zamanda bağımsızlaşması hakkında çok fazla panelde boy gösterdiğini söylerler. Oysa kendisi bence buna hakikaten inanmıştır.

Diğer dev figürler arasında AB komisyonundan Neelie Kroees var, açık ki o da bu işteki son birkaç ayının keyfini çıkarmakta ve doğrusu canı ne isterse onu söylemekte; ABD’nin Ticaret Bakanlığı’ndan müsteşar Larry Strickling var —ağzını açtığında diğer herkes ağızlarını kapatmaktadır ki her sözcüğü daha iyi ayrıştırabilsinler ve daha sonra kendi çıkarlarına uygun olarak yorumlayabilsinler— ve ICANN’in karizmatik CEO’su Fadi Chehadi var —gümüş diliyle herkesi tavlayabilir ama yalnızca bir kereliğine.

Bir de işte benim bazen kabilem var, sivil toplumdan özgürlük yanlısı, insan hakları aktivistleri, burada bulunarak her türlü haksızlığı meşrulaştırıyor muyuz diye azap çekmekteler, ev sahibi ülkenin blogcularından internet tartışmasını gerçekten ilerleten gerçekçi politikalara kadar. Fransız Devrimi hakkında Mao Zedong’un demediği gibi [ç.n. Zhou Enlai’ın dediği gibi]: bir şey söylemek için daha çok erken.

IGF İnternet için önem taşıyor mu?

Teknik topluluktan eski bir arkadaşım bugün beni durdurdu ve kesinlikle hiçbir şey bağlamında şöyle dedi: “Burada hasar denetimi için bulunduğumuzu hatırlamalısın. Ne daha azı, ne daha fazlası.”

Bu iki şeyi örnekliyor. Birincisi, interneti inşa eden ve çalıştıran insanlar, onu kendi amaçları için kullanmaya çalışan hükümet ve şirketlere internetin açıklanması ve onlardan korunması gerektiğini huysuzlukla kabul etmekteler. İkincisi ise, buradaki birçok insanın sadece-yayın-yap modunda oluşu. Başarılı bir IGF geçirmenin bir yolu, basit, bilenmiş bir mesajla gelmek ve tanıştığın herkese bunu söylemek. Eğer bunda iyiysen, başka insanların senden duydukları şeyleri kısa bir süre sonra benimsemiş olduklarını duyabilirsin. Lobi taktiği olarak iyi, ama gerçek bir konuşma için oldukça yetersiz.

O zaman IGF önem taşıyor mu? Çok fazla değil. Hükümetleri —özellikle de özgür ya da tahammüllü ülkelere ait olmayan hükümetleri [ç.n. muhtemelen “gelişmiş” devletlerin “gelişmekte olan” müttefik devletleri kastediliyor]— alışık olduklarından daha geniş bir görüş çeşitliliğine maruz bırakıyor. Ama etkiler her zaman dilediğiniz şekilde olmuyor. Yakın zamanda elektronik gözetim sorunları üzerine, otoriter bir telekom düzenleyicisine dönük bir oturum verdim (IGF’te değil). Sonrasında geri bildirim şöyleydi: “Bu iyiydi. Ama bir dahakine biraz daha ‘nasıl yapılır’ şeklinde olabilir mi?”

Fakat bazı fazla-içerden-olmayanlara göre IGF, yılda bir kere de olsa güçlü insanlara zorlu sorularla meydan okumak için bir şans. Aktivistler ağ tarafsızlığı, yerel iletişim tekelleri, sansür ve başarısız genişbant çıkışları gibi konularda ulusal önderlerini yakalamak için binlerce mil uçup gelmişler. Ben de, kıdemli memurların akranları karşısında eğilip büküldüğünü seyretmenin anlık heyecanından fazla bir sonuç alınabilmesini ancak umabilirim.

IGF’te nasıl ayakta kalınır

Kaydadeğer bir dayanma gücüne ya da ideal olarak aynı anda birçok mekanda bulunma yeteneğine ihtiyacınız var. Günde dört sefer sekiz rakip oturum arasında başka nasıl tercih yapabilirsiniz? Hangisinin daha iyi olacağını kim bilebilir; küçük ada devletlerde internet ve ekonomik gelişim mi, yoksa Snowden-sonrası ortamda bulut bilişimi mi? Bir sürü merdiveni zorlukla tırmanmadan, iki defa kaybolmadan, tam da kaçınmaya çalıştığın kişi tarafından sobelenmeden ve nihayetinde heyecanlandırıcı gözüken bir oturuma ulaşıp nedense on dakika erken bittiğini fark etmeden bunu bilemezsiniz.

Benim taktiğim herhangi bir slotun en iyi gözüken oturumlarında yarımşar saat durmak, sadece ara sıra ana salona dalmak şeklinde. Genellikle en sahnelenmiş, en konserve ve en senaryolu girdilere sahip olan ana oturumlarda deneyim ve ilgi olarak o kadar çeşitli konuşmacılar bulunuyor ki, tartışmanın temel terimleri üzerine anlaşmak bile bütün zamanı alıyor. En iyisi kişisel olarak kaçınıp Twitter’dan izlemek.

Kesinlikle kaçınılması gereken oturum ise açılış töreni. Yirmibeş bakanın verdiği beyanatları isteyerek dinlemek için hiçbir sebep yok, ki çok dilli bu beyanatların hepsi aynı şablonu izliyor:

“İnternet önemlidir. Benim ülkem önemlidir. Ben bakanım. Ben de önemliyim.”

İngiltere kültür-iletişim-yaratıcı endüstriler bakanı Ed Vaizey bu yılki açılışta büyük ilgi gördü. Bunun nedeni yaptığı yorumları Türk yemeklerine duyduğu hayranlıkla sınırlamasıydı. Ayrıca interneti çalıştıran insanların önünün hükümetlerce kapatılmaması gerektiğini de söyledi, herhalde ki açık büfeye olan koşturularında.

“Ed Vaizey yemek sever. Ed Vaizey interneti sever. İkisi de önemlidir. Ed Vaizey de öyle.”

Halen ve yine de tek bir internetimiz var (Çin’de tıpkısının özel versiyonu olsa bile) ve tek bir IGF’imiz var. Avustralyalı aktivist Asher Wolf bu hafta IGF katılımcılarına, İstanbul’da olanlarımızın inanılmaz derecede ayrıcalıklı olduğunu twitledi ve haklıydı, bulduğumuz her fırsatta iktidara hakikati konuşmamız gerektiğini de twitledi ve bu konuda da haklı.


Maria Farrell İnternet politikası ve altyapısı üzerine bir danışmandır. http://www.crookedtimber.org’da blog yazar, @mariafarrell‘de twit yazar.

Türkçesi: Işık Barış Fidaner

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: