Twitter Türkiye’deki Sansür Kültürünün bir Aynası

Yazan: Efe kerem Sözeri
Twitter’ın Türkiye’de uyguladığı sansür pratiğini değiştirmek Türkiye’nin yönetim yapısını ve siyaset kültürünü değiştirmekten daha kolay. Bu nedenle, kullanıcılar olarak öncelikle şirkete baskı yapılması gerektiğine katılıyorum. Ancak şirket-devlet-toplum işbirliğiyle ürettiğimiz bu sorun ancak benzer bir işbirliğiyle çözülebilir. Tek amacı daha fazla kar olan bir şirket, tek amacı daha fazla güç olan bir iktidar, ve tek amacı kendi görüşünü üstün tutmak olan bireylerin toplumuyla çözülmez.,
Türkiye’de ifade özgürlüğünün ne kadar sınırlandığını anlamak için Twitter’ın 2014 şeffaflık raporuna bakmak yeterli. Ancak Twitter’ı sorunun kaynağı olarak görmek hatalı, çünkü şirket aslında baskıcı bir yönetime ve kutuplaşmış bir topluma uyum sağlıyor.

Twitter’ın Türkiye’de uyguladığı sansür pratiğini değiştirmek Türkiye’nin yönetim yapısını ve siyaset kültürünü değiştirmekten daha kolay. Bu nedenle, kullanıcılar olarak öncelikle şirkete baskı yapılması gerektiğine katılıyorum. Ancak şirket-devlet-toplum işbirliğiyle ürettiğimiz bu sorun ancak benzer bir işbirliğiyle çözülebilir. Tek amacı daha fazla kar olan bir şirket, tek amacı daha fazla güç olan bir iktidar, ve tek amacı kendi görüşünü üstün tutmak olan bireylerin toplumuyla çözülmez.

En sonda söyleyeceğimi baştan söyleyip, çözüm için pratik öneriler sunuyorum, yeri geldikçe sansür kültürümüzden örnekler de vereceğim.

Twitter’a öneriler:

Twitter ABD’den hizmet veren bir şirket olduğu için Türkiye mahkemelerinin kararlarına uymak zorunda değil (bkz. Yaman Akdeniz ve Kerem Altıparmak’ın görüşü). Türkiye mahkemelerinden gelen kararları kendi kullanım sözleşmesine ve kurallarına göre değerlendirmeli, buna aykırı olmayan içeriği sansürlememeli.

Eğer Twitter Türkiye mahkemelerinin kararlarını uygulamayı kabul ediyorsa, kullanıcılarını Türkiye hukuku ve uluslararası hukuk içinde savunmayı da kabul etmeli.

Mahkemelerinin sansür kararlarına sadece 7 gün içinde itiraz edilebiliyor, bazı hesaplar anonim olduğu için, eposta yoluyla iletişim sağlanamadığı için Twitter avukatları itirazda öncelikli konumda. Şimdiye dek @oyyokhirsiza ve @keremtan3449 hesapları konusundaki itirazları kabul edildi, @TheRedHack itirazı reddedildi, @BirGun_Gazetesi yasal süreci ise sürüyor. Twitter 2014 yılı boyunca Türkiye makamlarından yapılan 663 başvurunun tümüne itiraz etmeli, sadece kendi PR’ına zarar verecek kararlara değil.

Twitter yeterince şeffaf değil. Türkiye’den gelen 663 kararı hangi kriterlerle değerlendirdiğini, neye göre %50’sini uyguladığını bilmiyoruz; sadece ChillingEffects.org’a gönderilen 313 kadar kararı biliyoruz. Bu kararlarda talep eden kısmı siyah bantla kapatılıyor, sansürü kimin talep ettiği bilinemiyor; kararlar bazen aylar sonra Chilling Effects’e gönderildiği için zamanında tepki gösterilemiyor; hakkında sansür kararı çıkartılan 2946 adet Twitter hesabı veya tweet’i listelenmediği için neyin sansürlendiği bilinemiyor. (Neyin sansürlendiğine dair iki yazımı şurada ve şurada bulabilirsiniz. Derlediğim veri ise şurada herkese açık.)

Hükümete öneriler:

Nisan 2014’te Twitter’la “ülke bazlı içerik gizleme” (‘buzlama’ adıyla sansür) konusunda pazarlığı yürüten Lütfi Elvan, bunu kötüye kullanan ilk siyasetçi olmuştu. Yerel seçim döneminde onu eleştiren 68 tweet hakkında mahkemeye başvuran Elvan’ın kendi adını aratarak sansürlettiği tweet’lerden dört örnek yukarda sağ köşede veriyorum.

Az sayıda takipçisi olan, çoğu RT dahi edilmemiş bu eleştirileri özellikle aratıp sansürletmek kalıcı bir yönetim kültürü haline geldi, çok örneği var ve bugün Davutoğlu ile sürdürülüyor.

Ama rüzgar eken fırtına biçer denir. Cemaat’ten sosyalist hacker gruplarına dek AKP-olmayan her sosyal grup AKP’den nefret eder hale geldi, gerçekten de “yönetilir bir ülke olmaktan çıkıyoruz”. Siyaseti seçim barajıyla, sokakları polisle, Twitter gibi nispeten etkisiz alanları da mahkemelerle kısıtlamak akılcı bir yöntem değil. Pro-AKP ve Anti-AKP kimlikler üzerinden kutuplaşan bu siyasi ortamın bir adım sonrası radikalleşme, yani siyasi şiddet.

Kullanıcılara öneriler:

Kar etmek için kurulmuş bir şirketten insan hakları ilkelerine uymasını beklemek bir hak, ancak bunu her durumda savunmasını beklemek biraz naif. Özellikle de Twitter gibi, internet reklam pazarında gittikçe büyüyen ve ülke çapında kapatılma riski bulunan bir şirketi tek çözüm olarak görmek akıllıca değil. Twitter’daki sansür siyasi özgürlüklerin kısıtlandığını gösteriyor, ve çözümü de ancak siyasetle gelebilir, sandıkta ve de sokakta.

Ancak Twitter’ı mahkemede sansürletenler sadece hükümet üyeleri değil.

Öğrencilerin eleştirisine katlanamayan üniversite hocaları var, örneğin Mimar Sinan Güzel Sanatlar Fakültesi’nde ders veren bir hoca hakkındaki eleştiriler şikayet edilmiş, 4 hesap ve 13 tweet sansürlenmiş. Mahkeme “#GüleGüleEsra” etiketinin dahi sansürlenmesine karar vermiş (uygulaması mümkün görünmüyor elbette).

Hükümete yakın şirketler Twitter sansürünü bir “itibar yönetimi” olarak görmekte öncü oldular, bugün daha küçük bütçeli müteahitler de aynı yönteme başvuruyor; kurum içi dedikoduları da “kişilik haklarını ihlal” olarak gören markalar var.

5651 sayılı kanunun şu andaki halinde sadece 8. maddede sayılan katalog suçlar (müstehcenlik, kumar vb. ile Atatürk’e hakaret) ile 9. madde belirtilen kişilik haklarını ihlal sansür gerekçesi olabiliyor. Bu nedenle MİT TIR’larıyla ilgili olduğu iddia edilen belgeleri yayınlayan @LazepeM (ve RT’leyen 10 hesap) hakkındaki sansür kararı MİT’in kişilik haklarını gerekçe gösteriyor.

Resmi Twitter hesapları konusunda ise devletin bilgi eksikliği oldukça büyük. İçinde “KTU” harfleri geçen ve Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencileri tarafından açılan iki kampüs haber hesabı kamu kuruluş isimlerinin verilemeyeceği ve üniversitenin itibarının zedelendiği gerekçesiyle sansürlendi. Erzincan Valiliği’nin resmi Twitter hesabı @erzincanvalilik ise Cold Hackers adlı Kürt hacker grubu tarafından hack’lendikten sonra “terör örgütü propagandası” yaptığı iddiasıyla, ama yine valinin kişilik haklarını zedelediği gerekçesiyle sansürlendi. Bir yandan sosyal ağlarla vatandaşa ulaşmaya çalışıp bir yandan da onu kötülerken iyi bir politika üretilemeyeceği açık.

Twitter’ın kullanım kuralları belli, hack’lenen hesabı geri alma ve içeriği şikayet etme yolları belli. Konuyu mahkemeye kadar taşıyıp her seferinde 300 TL avukat masrafı istemektense, Twitter’ın kendi şikayet mekanizmalarını kullanmak lazım.

Twitter’ın kurallarını kendine uygun bulmayanlar ise Twitter kullanmayabilirler.

Özetle, 50TL’ye gündem oluşturan botlarıyla, siyasi kadrolara dönüşen trolleriyle, sokaklara çıkmayıp klavyede rahatlayan vicdanlarıyla ve elbette burada da kısıtlanan özgürlükleriyle Twitter Türkiye’yi yansıtıyor.

Gördüğümüz şeyden rahatsız olmamız bundan.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: