Yeni Medya Okuryazarlığı Politik Bir Meseledir, Genellikle Asimetrik ve Tahakküme Dayalı Toplumsal İşlevi Vardır

Alternatif Bilişim Derneği Üyesi Burak Özçetin : “Ama bu savunma sanatı olarak yeni medya okuryazarlığında söyleyeceğimiz şey şu: Asıl bizi korumaya çalışanlardan kendimizi nasıl koruyacağımıza dair bir sanat ve zanaat geliştirmek. Burada 2 olağan şüpheli var. Bunlardan biri devlet, diğeri de şirket. Sadece devletler değil, şirketler de sizi izliyor; ne yaptığınızı, ne ettiğinizi, nereye gittiğinizi, her an nerede olduğunuzu. Ve aslında bir yandan da biz de çok gönüllü, içten bir şekilde de bu süreçlerin bir parçası oluyoruz.”

Perşembe günü Kadir Has Üniversitesinde başlayan “Yeni Medya Çalışmaları II.Ulusal Kongresi” sırasında bir hayli ilginç oturumlar vardı. Bunlardan birisi de, Akdeniz Üniversitesi öğretim Üyesi Burak Özçetin’in sunumuydu.

Uzun süredir malum “sosyal medya kullanımı”, “troller”, “Fuat Avni” filan tartışıyoruz. Bu sunumda, hemen hemen bunun tamamına yönelik bir tartşma var. Bu nedenle önemli bir sunum olarak değerlendirdik. Önce vakti olmayan turk-internet.com okuyucuları için kısaca özetledik ama devamını okumak isteyenler için, –kendisinden izin alarak– asıl sunumu video ve içerik olarak da ekliyoruz. Çünkü bu konuların tartışılması gerektiğini düşünüyoruz. Özçetin’İn sunumunda ilgimizi çeken maddeler şunlar oldu;

  • Günümüzün Yurttaşlık tanımı nedir?
  • Yeni medya okuryazarlığı ama nasıl?

    Özçetin’e göre, “Yeni medya okuryazarlığı” teknik ya da pedogojik olmaktan çok politiktir. 4 başlık altında okunabilir.

    1. Sükun Sanatı Olarak yeni Medya okuryazarlığı
      • Karşı karşıya kaldığımız metinler, anlamlar hiçbir zaman saydam değildir.
      • Bütün verilerin artık arkasında mutlaka ve mutlaka toplumsal iktidar ilişkileri ve genellikle de asimetrik ve tahakküme dayalı olan toplumsal işlevler vardır
    2. Savunma Sanatı Olarak yeni Medya okuryazarlığı
      • Asıl bizi korumaya çalışanlardan nasıl korunacağız?
      • Bilgiyi şifrelemek, şifreyi çözmekten daha kolaydır.
    3. Taarruz Sanatı Olarak yeni Medya okuryazarlığı
      • Akrif izleyicilik, sadece izlemeyen, yorum katan izleyicilik
      • Örgütlenme, eyleme katılma, bir araya gelme, yaratma, kendi medyanı yaratma, kendi içeriklerini oluşturma, kendi katılım kanallarını geliştirme
      • Zorunlu “ hack kültürü ve ahlak bilgisi” dersi
      • Hacklemek, size verilen teknolojileri olduğu haliyle kabul etmek yerine, belki bozmak ama yeniden yapmaktır.
    4. Özgürleşme Sanatı Olarak yeni Medya okuryazarlığı
      • Yeni medya kanallarındaki bilgi ile ilişkiye geçmek, bilfiil pratikteki hallerine odaklanmak ve bu halleri ile bir diyalog geliştirebilmek

“Yeni Medya Okuryazarlığı ve Katılımcı Yurttaşlık Sanatı” başlıklı bu sunumu aşağıda tamamıyla ve Özçetin’in kendi kelimeleriyle sunuyoruz;

Kadir Has Üniversitesi’ne, İletişim Fakültesi’ne çok çok teşekkür ediyorum, şahane bir ev sahipliği yaptılar. Ben, Burak Özçetin, Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim üyesiyim aynı zamanda Alternatif Bilişim Derneği üyesiyim. İkinci kimliğim ile bugün buradayım. Bugün, yeni medya okuryazarlığı ve katılımcı yurttaşlık üzerine konuşacağım. Yalnız, bildirimde de gördüğünüz üzere, programdan biraz daha farklı bir ismi var; içeriği değişmedi ama üzerinde düşündüğüm ve zamanla biraz oturan bir kavram yansıdı metne: “Yeni Medya Okuryazarlığı ve Katılımcı Yurttaşlık Sanatı. “

Hepinizin bildiği üzere bu oturumlar boyunca sürekli üzerinde duracağımız meselelerden birisi, günümüzde yurttaşlığın nasıl bir yeniden anlamlandırma ile karşı karşıya olduğu. Mevcut yurttaşlık paradigmalarının artık günümüz toplumlarında yurttaşların aktif bir şekilde eylemeye, siyasal eyleme katılmaya çok da yeterli araçlar bu çerçevede sunamadığını ve yeni medya çağında – üstüne ne derseniz deyin; dijital çağ, yeni medya çağı, artık ne derseniz deyin- artık yeni bir algıya ve yeni bir anlayışa sahip olmamız gerektiğine dair bir mutabakat var.

Ben bu çerçeveden hareket ile, “ yeni medya okuryazarlığı ama nasıl?” gibi bir soru ile başlamak ve bu “ nasıl?” sorusuna 4 ayrı sanat ya da zanaat – tam da Richard Sennett’in “Zanaatkâr” isimli kitabında anlattığı şekliyle- bir sanat ve zanaat olarak yeni medya okuryazarlığının nasıl ele alınabileceğine dair bir öneri, politik bir öneri sunmak istiyorum.

Bunlardan birincisi bir yapı sükun sanatı olarak, kelimenin tam da bildiğimiz – biraz sonra da açacağımız anlamıyla- bir yapı sükun sanatı olarak yeni medya okur yazarlığı, bir savunma sanatı, zanaatı olarak yeni medya okuryazarlığı, taaruz sanatı olarak yeni medya okuryazarlığı ve bir özgürleşme sanatı olarak yeni medya okuryazarlığı.

Az sonra göreceğimiz üzere, bu 4 farklı zanaat ya da sanat aslında vatandaşlık sanatı ya da yeni vatandaşlık zanaati dediğimiz şeyin iç içe girmiş bir şekilde besleyicilerinden biri olarak ele alabileceğimiz bir vatandaşlık sanatına götürecek bizi.

Sükun Sanatı Olarak YMO : Karşı karşıya kaldığımız metinler, anlamlar hiçbir zaman saydam değildir.

“Sükun sanatı olarak yeni medya okuryazarlığı”ndan aziz dostumuz Roland Barthes bize bir şeyler anlatıyor. Barthes’in anlattığı şekli ile karşı karşıya kaldığımız metinler, anlamlar bunlar hiçbir zaman saydam değildir. İzlediğimiz şey, semboller, simgeler dediğimiz şey, buların hiçbiri, hiçbir zaman saydam, nötr, bağımsız, tarafsız şeyler değil; bütün verilerin artık arkasında mutlaka ve mutlaka toplumsal iktidar ilişkileri ve genellikle de asimetrik ve tahakküme dayalı olan toplumsal işlevi vardır içgörüsünden ya da öngörüsünden hareket edeceğim.

Burada da ilk nokta, yeni medya okuryazarlığının teknik ya da pedagojik bir mesele olduğu değil, tam da politik bir mesele olduğuna dair bir vurgu. Az önce de bahsettiğim gibi, gerçekliğin saydam temsilini değil – medya metinlerinin- gerçekliğin toplumsal inşasında etkili birer etken olarak ele alınması gerektiğine dair bir durum.

Yine, Barthes’ten aldığımız bütün metinlerin, karşı karşıya kaldığımız bütün medya metinlerinin doğallığını ve bu doğallığın arkasında yatan asimetrik toplumsal iktidar ve tahakküm ilişkilerini sarsmaya yönelik bir okuma.

İdeoloji ve kültür eleştirisi her türlü sistemin hâkim değer ve ideolojinin çözümlenmesi ve medyanın ekonomi politiğini yani bize bu metinlerin nereden geldiğine dair bir algının bir şekilde yerleştirilmesi, ki ‘ekonomi politik’ten kastımız, sadece emek süreçleri ya da klasik anlamı ile sahiplik yapıları değil, günümüzde duygulanımsal emek, bilişsel emek, vs gibi kavramları da içerecek daha geniş bir perspektifin yerleştirilmesi gerekiyor.

Ve bu konunun çok sevdiğim sorularından birisi, ne ile karşılaşır ise karşılaşsın sorduğu, “ bu karşılaştığımız şey kimin çıkarına?”

Karşı karşıya olduğumuz metinler, karşı karşıya olduğumuz medya metinleri bunların kimin çıkarına olduğuna dair bir içgörünüm ya da bir çerçevenin yerleştirilmesi. Yani katılımcı bir yeni medya okuryazarlığı paradigmasının ilk “öğretmesi”, – “öğretme”yi tırnak içine alıyorum çünkü dördüncü maddemiz bununla ilgili olacak- “tartışılması” gereken ilk şey, bu yapı sükun sanatı.

Savunma Sanatı Olarak YMO : Gözetleyen 2 Şüpheli; Devlet ve Şirket

En sevdiğim ikinci sanat ya da zanaat; savunma sanatı olarak yeni medya okuryazarlığı. Alternatif Bilişim Derneği’nin kem gözlere şiş –aynı zamanda siteye de girmenizi öneririm—sitesi ya da yine Phorm şirketine karşı yaratılan bir internet sitesi gibi.

Julian Assange bize “Şifrepunk”[2] kitabında – Metis Yayınları’ndan da Türkçe’ye çevrildi- şöyle bir şey söylüyor: “ Elinizdeki en önemli özgürleşme aracı olan internet, totoriterliğin bu güne dek görülmedik düzeyde tehlikeli bir yöntemi haline gelmiştir. İnternet, insanlık için tehlike arz etmektedir.”

Tabii, burada öcü bir şeyden ziyade, tam da savunma sanatından, savunma zanaatından mahrum olan bireylerin vatandaşların internette karşı karşıya kalacağı gözetim, denetim, fişlenme, kategorizasyon vs gibi tehditlere dikkat çekiyor. Ve burada “ korunma” sürekli bize vurgulanan noktalardan birisi. Ne diyorlar; “güvenli internet lâzım, korunmanız lâzım”.

Ama bu savunma sanatı olarak yeni medya okuryazarlığında söyleyeceğimiz şey şu: Asıl bizi korumaya çalışanlardan kendimizi nasıl koruyacağımıza dair bir sanat ve zanaat geliştirmek. Burada 2 olağan şüpheli var. Bunlardan biri DEVLET, diğeri de ŞİRKET.

Sadece devletler değil, şirketler de sizi izliyor; ne yaptığınızı, ne ettiğinizi, nereye gittiğinizi, her an nerede olduğunuzu. Ve aslında bir yandan da biz de çok gönüllü, içten bir şekilde de bu süreçlerin bir parçası oluyoruz; çok seve seve, bile isteye; gittiğimiz her yerde nerede olduğumuzu söyleyerek. İşte, forsquare’ler ile, swarmlar ile, Vine videolarıyla, Facebook’la, Twitter’la, location bilginizle, her şekilde sürekli devletlere ve şirketlere büyük bir data veri sağlıyoruz.

Burada pek çok konu var. Bunları açıklamak tabii ki burada mümkün değil ama Protect IT Act, Anti Multi XX Trade Aggreement, Deep Inspection Package yani Derin Veri Analizi, Güvenli İnternet, Phorm- geçenlerde güzel bir haber aldık Phorm ile ilgili- Gezinti, 5652 gibi her şeyde internet aynı zamanda bir sansür, denetim, gözetim ve fişleme aracı olarak- ve savunma sanatı olarak yeni medya okuryazarlığı tam da yine Assange’ın söylediği “bilgiyi şifrelemek, şifreyi çözmekten daha kolaydır.”

Tam da medya okuryazarı yurttaşların kendilerini bu tehlikeden, bu tacizden, bu sürekli gözetim halinden nasıl savunabilecekleri, kem gözlerden nasıl kendilerini savunabileceklerine dair bir sanat geliştirmek.

Taarruz Sanatı Olarak YMO : Kendi Yorumunu Katan İzleyiciler Olalım

Bu sanat ile ve diğer meseleler ile çok ilintili olarak bir taaruz sanatı olarak yeni medya okuryazarlığına gelelim. Burada “aktif izleyici” yani karşımızda olan şeyi sadece ve sadece medya mesajlarını basit bir şekilde temellük eden, absorbe eden basit bir izleyici değil, kendi yorumunu katan, o medya mesajlarını –istediği şekilde demeyelim tabii çok fazla tahrik etmiş oluruz ama– muhtelif okuma ile takip tutabilen yaratıcı bir dil. Ve burada vurgumuz taaruz sanatı olarak –militarist bir şey gütmediğimi de belirtmek isterim– örgütlenme, eyleme katılma, bir araya gelme, yaratma, kendi medyanı yaratma, kendi içeriklerini oluşturma, kendi katılım kanallarını geliştirme yönünde bir şey. Alternatif Bilişim masasında muhteşem bir derleme, bir kitap vardır; hemen “ Hack Kültürü ve Hactivizm” adıyla.

Alternatif bilişimin e-mail listesinden gelen bir espiridir- mümkünse zorunlu din derslerinin kaldırılıp yerine zorunlu “hack kültürü ve ahlak bilgisi” derslerinin konulması yönünde bir öneri.

Buradaki hackerlıktan kastımız – aman yanlış anlamayalım – TDK’nın hackerlik tanımı; korsan, çalan, çırpan, yaygınlaştıran, izinsiz verileri satan vs gibi çok feci bir hacker tanımı şeklinde. çok feci başka tanımların yanı sıra- Buradaki hackerlik aslında merak etmek, oynamak, size verilen şeyleri verili haliyle kabul etmemek, bozmak.

Aslında hacker manifestolarında çok güzel şeyler vardır: Bir öğrenci yurdundasınız, makarna yapacaksınız, hiçbir şeyiniz yok, cattle’ı kullanıyorsunuz makarna yapmak için, aslında makarna yapmak eylemi ya da yemek yapmak eylemini hacklemiş oluyorsunuz ya da MIT’Nin kadar uzanan tarihinde eşek şakalarından vs. lere kadar uzanan ya da elinize gelen videolar, bilgisayarlar, vsler… – ben öyle bir çocuktum ve hâlâ öyle bir çocuğum- ne gelirse gelsin içini açıp bakmak isterim. Nasıl çalışıyor bu?

Hacking böyle bir şey, hacklemek böyle bir şey. Size verilen teknolojileri olduğu haliyle kabul edip, Akgül hocanın söylediği gibi, “tek tuş teknolojisi, kolay kullanım, tek tuş ile erişimler” yerine… “Çok tuş ile iletişim, etrafından dolanarak iletişim, merak ederek, kırarak, bozarak iletişim”.

Genellikle biliyorsunuz bu tür elektronik eşyaların içlerini açma işleminin sonucu genelde bozulur ama hackerlik tam da bu “bozarak yeniden yapmak”.

Yani, taarruz sanatı olarak YMO’dan bir yandan bir örgütlenme meselesi olarak interneti ele almak ya da alabilmek, bir bağlantılanma meselesi olarak ele alabilmek, bir yandan da bir hacking, bir hackleme meselesi olarak ele alabilmek.

Özgürleşme Sanatı Olarak YMO : Yeni medya kanallarındaki bilgi ile ilişkiye geçerek, bilfiil pratikteki hallerine odaklanmak ve bu halleri ile bir diyalog geliştirebilmek gereklidir

Sonuncusu, bir özgürleşme sanatı olarak yeni medya okuryazarlığı. Naçizane- umarım ukalalık olarak addetmezsiniz- hem öğrencilerimiz, hem de ben ve eğitim meselesi üzerine düşünmeyi kendine dert edinen herkesin bu aralar başucu kitabı olmaya aday bir iki kitap var sürekli döne döne okuduğu: Jacques Ransier’in “ Cahil Hoca” ile “Özgürleşen Seyirciler” (isimli kitapları). Burada biz yeni medya okuryazarlığının bu 4 zanaat dediğimiz zanaatin dördüncüsü olan bir özgürleşme sanatı olarak görüyoruz yeni medya okuryazarlığını. Yeni medya okuryazarlığı buradaki önerim şu olacak: öğretilebilecek bir şey değil. Müfredata alınabilecek bir şey değil. Zorunlu ders önerisi yaptık, o ayrı ama bilen bir öznenin, bilen bir hocanın bilmeyen kitleleri aydınlatmaya yönelik –işte ne diyeyim- bir aydınlatma faaliyeti değil.

Şu alıntı biraz uzun olmakla birlikte –powerpointlerde çok hoş bir strateji değil böyle uzun alıntılar yapmak ama- çok güzel bir alıntıdır. Bunu bir okumak istiyorum:

      “ Cahil Hoca’nın – kitabın adı- böyle bir ad almasının sebebi hiçbir şey bilmemesi değil, cahilin bilmediğini bilme olayını reddetmesi ve bilgisiyle hocalarını birbirinden ayırmasıdır.
      Öğrencilerine kendi bildiğini öğretmez, onlardan şeyler ve göstergeler ormanında maceraya atılmalarını, gördüklerini ve gördüklerinden ne anladıklarını söylemelerini, bunu teyit etmelerini ve teyit ettirmelerini ister.
      Cahil hocanın bilmediği, kabul etmediği şey zekâların eşitsizliğidir. Her mesafe olgusal bir mesafedir ve her entelektüel edim, cehalet ile bilgi arasında kat edilen bir yoldur.
      Bütün o sınırları ile birlikte her türden sabitliği ve konumlar hiyerarşisini hiç durmaksızın kaldıran bir yol.”

Yani tekrar etmek gerekir ise, yeni medya okuryazarlığının ancak ve ancak “pedagojik bağlantı ” dediği öğreten –özne, öğrenen pasif-özne ikiliğinden ayrı olarak bir özgürleşim siyaseti, bir özgürleşim pratiği olarak öne sürüldükçe başarılı olabileceğini düşünüyorum.

Bunun da aslında bir açıdan yine öğreten bir öznenin kitleleri aydınlatması, kitlelere yeni medyayı nasıl kullanacaklarına dair bir çerçeve sunmasından ziyade, yeni medya kanalları internet, forumlar, siteler, networklar, vs’lerdeki bilgi ile ilişkiye geçerek, zaten halihazırda forumlarda, vs’de, her yerde güvenilir bulduğumuz yeni medya okuryazarlığının bilfiil pratikteki hallerine odaklanmak ve bu halleri ile bir diyalog geliştirebilmek olduğunu düşünüyorum.

Bu 4 sanat ile birlikte sunumumu kapatıyorum. Çok teşekkür ediyorum sabrınız için.

[1] Wikipedia / Roland Barthes

[2] Julian Assange : ŞifrePunk – Metis Yayınları

Kaynak: http://www.turk-internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=49226

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: