Çıta yükseltme oyunu…

İnternet politik bir savaş alanı, o kesin, ama bu savaşı kimsenin kazanması mümkün görünmüyor. Bir uçtakiler çıtayı yükselttikçe, diğer taraf onu geçmeye çalışacak.

Ahmet A. Sabancı

Bu yazıyı yazdığım cihaz, bir zamanlar çok da fazla etkisi olmayacağına inanılan bir oyuncaktan ibaretti. Bu yazıyı iletmemi ve sizlerin de okumasını sağlayacak olan iletişim aracı ise dünyada ütopik bir çağın başlangıcı olarak görülüyordu. Ancak şu anda geldiğimiz nokta, geçmişte kurulan hayallerden oldukça farklı görünüyor.
İnternet, belki de insanlık tarihini en hızlı ve en yoğun biçimde etkileyen teknolojik gelişmelerden birisi. Ancak her büyük gelişmede olduğu gibi, internet için de büyük bir teorik ve politik bulanıklık söz konusu. Onun neler yapabileceğini ve tam olarak ne olduğunu anladığımızı söylemek mümkün değil. Belki Facebook, Twitter gibi internet parçalarına bakarak bir şeyler söyleyebiliriz ama bu bize sadece büyük şirketlerin internette para kazanmak için neler yapabileceğini anlatır. İnterneti daha iyi anlayabilmenin yoluysa uç noktaları incelemekten geçiyor. Yani asıl dönüştürücü olayların yaşandığı yerlerden.
***
WikiLeaks belki de bu uçlar arasında ismini en çok duyduklarımızdan. Dünyadaki büyük devletlerin ve şirketlerin sırlarını ifşa etmeyi ve işledikleri suçları belgeleriyle kanıtlamayı görev edinmiş bir grup insan ve onları destekleyen yüz binlerce gönüllü. ABD’nin savaş suçlarını ve diğer devletler hakkındaki dedikodularını, Suudi Arabistan’ın sırlarını, Stratfor gibi bir casusluk şirketinin yaptıklarını ortaya döktüler. Ve hâlâ çalışmaya devam edebiliyorlar. Böyle bir şeyi internet gibi bir iletişim aracı olmadan gerçekleştirebilmeleri ve ardından çalışmaya devam edebilmeleri söz konusu bile olamazdı.
İnternet sayesinde artık bilgiyi yaymanın önündeki engeller her geçen gün daha da azalıyor. İnternetin dağıtık ve merkezsiz ağ yapısı ise tüm bunları yaparken önümüze engeller konulmasını neredeyse imkansız hâle getiriyor. İster Wikileaks olun, isterseniz normal bir internet kullanıcısı; elinizdeki bilgiyi paylaşmanızı ve başkalarının paylaştığına ulaşmanızı engellemeleri çok zor.
***
Ancak devletler ve şirketlerin bu durumdan memnun olmalarını ve bu yeni çağı büyük bir gülümsemeyle karşılamalarını beklememiz safça olurdu. Bizlerin özgürce iletişim kurabilmesini sağlayan her araç, onların güçlerinden ve otoritelerinden bir parça çalıyor. Bu yüzden onlar da bunu durdurabilmek için düşünebildikleri her türlü kirli yöntemi uyguluyorlar.
Edward Snowden’in büyük bir cesaret örneği göstererek açığa çıkarttığı NSA ve GCHQ projeleri bunların en meşhur örnekleri. Bu projelerin temel amacı interneti sansürlemek değil, interneti icat edenler bunu yapamayacaklarını zaten biliyorlar. Onun yerine, artık her yerde olan bu iletişim aracını kullanarak bizi gözetlemeye ve her an kontrol altında tutmaya çalışıyorlar. Bu sayede bilginin önünü kesmek için kaynağına gitmeyi amaçlıyorlar. Elbette ellerinde böyle bir imkan varken de dünyadaki herkesi her an gözetlemeyi de deniyorlar.
Ancak bunun işe yaramayacağı ya da nokta atışı araçlara ihtiyaç duyduklarındaysa Hacking Team ya da FinFisher gibi şirketlerle bir araya geliyor ve onlardan saldırı araçları satın alıyorlar. Özetle bu şirketler kullandığımız bilgisayarlarda internete bağlanabilecek ne varsa onun açıklarını bulmaya ve bunları devletlerin ve özel grupların “güvenlik amacıyla” kullanacakları silahlara çevirmek (http://bit.ly/hackingteamtr). Kullandığımız hemen her şeyin de bozuk olduğunu düşünürsek (http://bit.ly/herseybozuk), durumun ne kadar vahim olduğu daha iyi anlaşılır. Türkiye’nin de müşterileri arasında bulunduğu bu şirketler, belki de internetin başımıza sardığı en büyük tehlikelerden birisi. Tahmini rakamlar, bu şirketlerin devletlere sattığı zararlı yazılımlar yüzünden, dünya genelinde onlarca gazeteci ve aktivistin şu anda hapiste olduğunu söylüyor.
***
Burada özetlediğim şey, aslında iki uç nokta arasında sonu asla gelmeyecek bir savaş. Bir uç mevcut özgür araçları kullanarak bir şeyleri ortaya çıkartıyor ve ona göre bir gelişim süreci başlıyor. Ardından devletler buna karşı daha farklı saldırı yöntemleri geliştiriyor ve bunları kullanmaya çalışıyorlar. Ardından birileri tüm bunları ifşa ediyor ve tekrar başa dönüyoruz.
İşte bu tam olarak Özgür Uçkan’ın “çıta yükseltme oyunu” olarak tanımladığı şey. İnternet politik bir savaş alanı, o kesin, ama bu savaşı kimsenin kazanması mümkün görünmüyor. Bir uçtakiler çıtayı yükselttikçe, diğer taraf onu geçmeye çalışacak. Bu kavramı anlattığı bir konuşmasında da söylediği gibi “Burada mesele oyunu kazanmak değil, bir sonraki aşamaya hazırlanmak için gereken zamanı kazanabilmek, bunun için de çıtayı olabilecek en yüksek noktaya koymak.”
Son günlerde gündemimizde olan Hacking Team olayının ve iki yıldır takip ettiğimiz NSA sızıntılarının bize söylediği de tam olarak bu. İnternetin şu anda geldiği durumda bizlerin çıtası çok aşağıda kalmış görünüyor ve şu anda sıra bizde. İnterneti ve onun gerçekten ne olduğunu hayalleri bir kenara bırakıp gerçekten iyi bir şekilde anlamalı ve çıtamızı mümkün olan en yüksek noktaya koymalıyız.

* http://ahmetasabanci.com
ahmet@ahmetasabanci.com

Kaynak: http://www.evrensel.net/haber/256264/cita-yukseltme-oyunu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: