Sosyal Medya ve Benlik Sunumu-Yazı Dizileri

Sosyal Medya Ortamlarında Benliğin Sunumu

Aysel Yıldız/Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Ar.Gör.

Giriş

Yeni medya geleneksel medyaya kıyasla sahip olduğu birçok özellikle gündelik yaşamımızı değiştirmekte toplumsal etkinlik alanlarını geliştirerek içinde yaşadığımız anı bir bilgisayar ekranına dönüştürmektedir. Kullanıcılarına tüketici olmanın yanında üretici olma imkanı sunan yeni medya teknolojileri etkileşimli iletişimi de kolaylaştırmaktadır.

Günümüzde hemen hemen herkesin birden fazla olan sosyal medya hesapları bireyler arasında iletişimi kolaylaştırmanın yanında benlik sunumunda da önemli bir rol oynar. Özellikle Facebook gibi son dönem sosyal medya sitelerinde bireyler artık kimliklerini açıkça ifşa etmekte, kendi kimliğini burada kolayca kurgulayarak yeni benlikler yaratmaktadır.

Gelişen iletişim teknolojilerinin sunduğu imkanlar çerçevesinde zaman ve mekan sınırlaması olmaksızın yaşamımızın her alanına giren sosyal medya ortamları iletişimin yeni şekli olarak tanımlanabilir. Bu ortamlar vasıtasıyla bireyler birbiriyle konuşabilmekte, uzaktakiler yakınlaşmakta, yıllardır görmediği birini burada bulabilmek artık çok kolay olmaktadır.

Yeni Medyanın Ne’liği

Yeni medya, günümüzde bilgisayar, bilgisayar ağları, bilgisayar dolayımlı iletişim, İnternet, web 2.0, çevrimiçi habercilik, çevrimiçi sohbet, laflama odaları, wiki, e-ticaret, e-imza, dijital medya, dijital oyun, dijital kültür, dijital imgeleme, avatar, siber uzam, sanal uzam, sanal gerçek gibi birçok kavram ile bu kavramların tanımladığı, açıkladığı toplumsal, kültürel ve ekonomik olgular günlük hayatımızın doğal bir parçası haline gelmiştir. Bütün bu kavramları kapsayan ve birleştiren kavram olarak tanımlanabilir (Binark ve Bayraktutan, 2013:18).

Toplumsal alanda birçok gelişmeyi ve değişimi gerçekleştiren yeni medya bireyler arasında sağladığı kolay iletişim sayesinde gündelik yaşam rutinlerini değiştirmiş, boş zamanların nasıl geçirileceği konusunda yeni alanlar yaratmıştır. McLuhan’ın “Küresel Köy” kuramına göre, yeni medya ileri teknolojiye ulaşarak toplumlar arasında sınırları kaldırarak dünyanın her köşesinde teknolojiyi kullanan herkesin, coğrafi sınırlar ve sınırlamalar olmaksızın diledikleri kişiyle iletişim kurabilmesini, haberleşebilmesini ve bilgi paylaşımında bulunabilmesini sağlayacaktır (Sucu, 2012: 59)

Yeni medya teknolojilerinin birey ve gruplara sağladığı imkanlar doğrultusunda kişilerin kendileri yazılı bir metin, fotoğraf ya da video gibi bir içerik oluşturabilir ve bunu rahatça dolaşıma sokabilir.

Yeni medya ortamlarını gazete- dergi yayıncılığı, radyo televizyon yayınları, sinema filmleri gibi geleneksel medyadan ayıran bazı özellikleri bulunmaktadır. Bu özellikler cihaz ya da metin düzeyinde farklı medya ürünlerinde bulunabilmektedir ve her zaman hepsi bir arada bulunmasına gerek yoktur (Çomu ve Binark, 2013:200).

Yeni medya özelliklerine kısaca değinmek gerekirse öncelikle dijitallik, ortamdaki her şeyin sayısal verilere dönüştürülmesi anlamına gelmektedir. Sayısal verilere dönüştürülmesi sayesinde bu veriler çok küçük alanlarda depolanabilir, kolayca kopyalanabilir ve uzak mesafelere ağ yardımıyla gönderilebilir hale gelmiştir. Etkileşimsellik özelliğinde ise, yeni medya kullanıcılarına seçici bir şekilde içerik oluşturma, arama, paylaşma ve diğerleriyle etkileşime girme imkanı sunar. Kullanıcı etkileşime istediği zaman geçme özgürlüğüne sahiptir ve bu bir kişiyle olabileceği gibi birçok kişiyle aynı anda da olabilir. Hipermetinsellik özelliğinde, geleneksel okuma formatına bağlı olmayan ‘çoklu doğrusal’ bir deneyim sunar. Kullanıcılar bir metin içindeki bağlantılar yoluyla farklı internet sayfalarında yer alan metinlere erişebilmektedir. Yayılım, ağ üzerinden arayüzeydeki bir metnin hızla dağılmasını, bu metne farklı zamanlarda ve uzamlarda tekrar erişilebilmesini ifade eder. Sanallık ise, kişilere orada olma hissi sağlar. Son olarak multimedya biçemselliği özelliğinde bir internet sayfasında aynı anda ses, görüntü, metin ve video öğelerinden birkaçı rahatlıkla bulunabilmektedir (Çomu ve Binark, 2013:200-204).

Benlik Sunumu

“Ben’i ‘diğeri’nden ya da ‘diğerleri’nden ayıran her türlü özellik ve süreç benlik olarak nitelendirilir (Dökmen 2010’dan akt. Uçar, 2015:313). Giddens’ göre benlik “olduğumuz veya olmadığımız şey değil, aksine bizzat kendi yaptığımız bir şeydir. Benliğin tamamen içerikten yoksun bir şey olarak görüldüğünü söylemek doğru olmayacaktır, zira benliğin oluşumuyla ilgili “psikolojik süreçler” ve benliğin yeniden organizasyonunun parametrelerini sağlayan “psikolojik ihtiyaçlar” vardır (2010:103). Benlik kişinin kendisi tarafında oluşturulur ve toplumda yer alan diğerlerinin onu anlamlandırmasıyla şekillenir. Başkalarının bireyden beklediklerini içselleştirmesi sonucu benlik gerçekleşir.

Bilgin benlik kavramının, diğerleriyle etkileşimimizi, kendimize ilişkin duygularımızı ve öz-saygımızı etkilediğini vurgulamaktadır (Bilgin, 2007:83). Bireyler insanlarla olan ilişkilerinde sürekli bir onaylanma ihtiyacı hissetmekte bu doğrultuda da genellikle başkalarının beklediği davranışları sergilemeyi tercih etmektedirler. Kişinin kendini başkalarına sürekli olarak sunma hali bizi Goffman’ın performanslar kavramına götürmektedir. Kişi kendini başkalarına sunduğunda, performansı toplum tarafından resmi olarak onaylanmış değerlerini, inanışlarını ve davranışlarından çok daha fazlasını içerir ve temsil eder (Goffman, 2014:45). Yani kişi kendini topluma kabul ettirmek için idealize edilen performanslar sergiler.

Benlikle ilgili önemli bir diğer nokta kendine dıştan bakabilme olgusudur. Yani bireyin kendini bir resim olarak görebilmesi. Bu durum bizi ayna deneyimine götürerek bir yandan kelimenin dar anlamıyla çocuğun kendini aynada görmesi sonucu tanıması, öte yandan geniş anlamıyla kendini, diğerlerinin ona karşı gösterdiği tepkilerde ve ilettikleri mesajlarda kavraması olarak tanımlanmaktadır (Bilgin, 2007:83). Bu deneyim benliğin oluşabilmesi için önemli bir noktadır.

Goffman’a göre benlikler kişilerin sergiledikleri performanslar ve bu performansa dair oyuncu ile izleyici arasında meydana gelen bir sosyal ilişkiyi gerekli kılar. Doğru şekilde düzenlenmiş ve canlandırılmış bir sahne izleyiciyi oyuncuya bir benlik atfetmeye yönlendirir (Morva, 2014:236). Sonuç olarak benlik kişinin sadece kendisi tarafından oluşturulan değil aynı zamanda ötekilerin de içinde bulunduğu bir sürece işaret eder.

Denebilir ki, performanslarımız benliğimizin bir sunumudur ve bizim dışımızda başkalarının da varlığını gerektirir. Benliğimizi başkalarına sunarken farklı durumlara göre farklı performanslar sergileyerek kendimizi arzu ettiğimiz kişi haline dönüştürebiliriz. Sosyal medya ortamları da bize bu alanda önemli fırsatlar sunmaktadır.

Sosyal Medyada Benliğin Sunumu

selfieçeken şehzade

Enformasyon teknolojilerindeki yaşanan gelişmeler insanların interneti her alanda kolayca kullanabilmelerine olanak sağlamıştır. Bilgisayarın giderek yaygınlaşması, küçülmesi ve kullanımının daha etkin olması gündelik yaşamda birçok avantajı beraberinde getirmiştir. İletişim teknolojileri sayesinde insanlar evlerinden çıkmadan bankacılık işlemlerini yapabilir, sabahın erken saatlerinde sıra beklemeden hastaneden randevu alabilir, hatta fiziksel olarak bir arada olmamasına rağmen arkadaşlarıyla sohbet ederek toplumsallaşabilir.

İnsanlar artık Manuel Castells’in ifadesiyle küresel ve yerel olarak örülmüş, birbiriyle bağ(ıntı)lı ağ toplumu içinde yaşamaktadır (Toprak vd., 2009:26). İnternetin gelişmesiyle birlikte bu ağ toplumu içinde yaşayan bireyler çok farklı kesimden insanlarla tanışmakta, yeni arkadaşlıklar edinmekte ya da eski arkadaşlıklarını bu ortama taşıyarak çevrimdışı oluşturdukları fiziksel dünyayı çevrimiçi sanal uzamda yaşamaktadır.

İnternetin ilk yaygınlaşmaya başladığı zamanlarda insanlar kendilerini güvende hissetmek adına sitelere anonim/nonim kimliklerle dahil olmaktaydılar. Takma adlar kullanılarak girilen laflama odaları ve arkadaşlık sitelerinde kim olduğunu, nerede yaşadığını, cinsiyetini kolayca gizleyerek siber uzamda kendilerine yeni kimlikler yaratmaktaydılar. Bu ortamlara giren bireyler çoğunlukla gerçek kimlikleriyle değil de o andaki ruh hallerini yansıtan, siyasi duruşlarını belli eden ya da sevdikleri şarkıcı, sporcuların adlarını kullanıyorlardı. Bu takma adlar kişiler hakkında bilgiler vermekle birlikte çoğunlukla onların gerçek yaşamlarına işaret etmediği için farklı bir mecrada farklı kimlikler edinmelerine olanak vererek ikinci bir yaşam alanı yaratmalarını sağlamaktaydı. Ancak, Facebook gibi sosyal medya araçlarının gelişmesiyle birlikte kişiler bilgilerini, beğenilerini, fotoğraflarını bilerek ve isteyerek dolaşıma sokmakta, gelen ‘like’larla yeni benlikler oluşturmaktadırlar. Paylaştığı bir içeriğe ne kadar beğeni ve yorum yapılırsa kişi kendini o kadar ispatlamış, varlığını diğerlerine göstermiş olmaktadır. Çevrimiçi dünyada çoğumuz fark edilmek ister ve sosyal ağlar bu arzuyu etkinliğin merkezi haline getirir. Başkalarının sizin varlığınızı onaylaması popülaritenizin bir ölçütüdür (Hood, 2014:294).

Her geçen gün yeni bir sosyal medya mecrasının ortaya çıktığı ve kullanan kişilerin sayısının giderek arttığı bu ortamlar kullanıcılarına diğerlerine karşı kendini temsil etme yolunda farklı seçenekler sunmaktadır. Örneğin Facebook’u düşünecek olursak, kişinin kendisinin oluşturabileceği bir profil sayfası mevcuttur. Bu alanda profil ve kapak fotoğrafları paylaşabilir, video ekleyebilir ya da durum bölümünde kendini yazılı olarak ifade edebilir. Bunlara ilave olarak cinsiyet, yaş, medeni durum, iş ve eğitim konularındaki bilgilerini de profilinde eğer isterse yer verebilir. Ayrıca sohbet alanında arkadaşlarıyla anlık mesajlaşabilir, çeşitli gruplara katılabilir veya ana sayfa bölümünden listesinde ekli olan kişilerin ne yaptıklarını takip edebilir. Bütün bunlardan anlaşıldığına göre, sosyal medya ortamları bireyin oluşturduğu profil ile ününü ve statüsünü artırma işlevi gördüğü gibi, listesinde yer alan diğerlerinin bağlantılarını gözlemleyebilme ve birbirlerine mesaj bırakabilme özellikleri ile de ilişkilerin durumunu ifade eden alanlardır (Toprak vd., 2009:30).

Sosyal medya kullanıcıları kişisel profil sayfalarını oluştururken kendi imajlarını yeniden yaratma olanağına sahiplerdir. Kişiler sosyal medya ortamlarında ki arkadaşlarına ya da takipçilerine benliğiyle ilgili bilgiler sunarken diğerlerinin kendilerini nasıl görmesini istiyorsa o şekilde paylaşımda bulunurlar. Benlik sunumu çevrimiçi ortamlarda yüz yüze iletişimle kıyaslandığında değiştirilebilir ve manipüle edilebilir olması benliğe ilişkin sunulacak bilgiler konusunda kullanıcılara seçici olma olanağı tanır (Uçar, 2015:314).

Kullanıcılar, sanal uzamda çevrimdışı benliklerini çevrimiçi ortamda tekrar üretebilirler. Ancak, her zaman çevrimdışı benliklerini tamamını bu ortama kopyalamazlar; kişiliklerinin belli yönlerinin altını çizerek bir ayıklama işlemi yaparlar (Morva, 2014:238). Kişiler benliklerinin sunumunda diğerleri tarafından beğenilmek için kendilerini en güzel gösteren fotoğraflarını kullanmaya özen göstermektedirler. Bu bağlamda benliğinin kendine ve başkalarına göre iyi, güzel ve olumlu yönlerini ön plana çıkararak Goffman’ın terminolojisinden ifade edecek olursak, idealize edilen performanslarını sergilerler.

Günümüzde arkadaşlarımızla ve çevremizle iletişim kurmak amacıyla kullandığımız sosyal medya mecraları özellikle Facebook, Twitter, Foursquare ve Instagram gibi sosyal paylaşım ağları bizlere kendi benlik alanlarımızı inşa etmemiz konusunda büyük imkanlar sunmaktadır. Bu alanlarda açtığımız hesaplarda kendimizle ilgili istediğimiz bilgi, fotoğraf ve video gibi paylaşımları yapmakta, benliğimizi daima ideal olan ve başkaları tarafından takdir edilen olarak göstermekteyiz.

Benlik kavramı, bireyin toplumda değerli veya onaylanan olma özelliklerinin bütününü içermektedir. Onaylanma durumu, benliğimizin bir uzantısıdır ve sosyal medya yoluyla bireyler, sahip olduklarının yanı sıra yeni benlikler inşa edebilmektedir. Sosyal medya; bireylere, yeni bir “benlik alanı” sunmaktadır (Çalışır ve Çakıcı, 2015:271). Kendini ve varlığı daha çok kişiye duyurmak, onlar tarafında beğenilmek, değerli olmak, özel olduğunu hissetmek bireyler için benliğinin bir ispatıdır. Çünkü herkes başkaları tarafından fark edilmek ister. Sosyal ağlar içerisinde konumlanan birey, gerek fiziksel gerekse psikolojik hoşnutsuzluklarını gizleyerek, kapatarak, değiştirerek, kendi hikayesini cilalayarak diğerlerine sunmaktadır. Bu süreçte sosyal medya ortamları bireyleri ‘kusursuzlaştırma’ işlevini yürütmektedir (Uğurlu, 2015:231). Kilolu olan bir kişi kendini daha zayıf gösteren bir açıdan çekilmiş fotoğrafını paylaşarak hoşnutsuzluklarını gizlemekte olmak istediği benliği bu ortamda yaratmaktadır.

Sosyal medya platformlarının sunduğu çevrimiçi ortamlar bireylere benlik performanslarını sunabilecekleri ideal bir çevre oluşturmaktadır. Çevrimiçi ortamlarda çevrimdışına oranla konuşmalar, davranışlar ya da görüntüler bireyler tarafından kontrol altına alınması daha kolaydır. Böylece umdukları, bekledikleri ya da amaçladıkları performansları kontrollü bir şekilde dışarı yansıtmaları mümkündür.

Yeni iletişim ortamları hem gerçek hem de olası benliklerin deneyimlenmesine olanak sunabilir veya mevcut olanakların genişlemesini sağlayabilir (Boz, 2012:40). Kullanıcılar fiziksel olarak oluşturamadıkları benliklerini çevrimiçi uzamda akranlarından ya da tanıdıklarından gelen tepkiler sonucunda biçimlendirmektedirler.

Sosyal medya aracılığıyla yaratılan dünyada kullanıcılar kimi zaman gerçek benliğini yansıtırken çoğunlukla olmak istediği, başkalarının onu görmesini istediği yönlerini paylaşmaktadır. Sosyal medya sürekli yenilenmesi, birçok kullanıcının aynı ayna kullanımına imkan tanıması, internetin mevcut olduğu her yerde kolayca ulaşılabilir olması, kişilerin kendi duygu ve düşüncelerini rahatça ifade edebilmesini sağlaması açısından en ideal alanlardan biri olarak kendini göstermektedir.

Goffman, sahne önü ve sahne arkası kavramlarıyla bireyin başkalarının görmesi için yarattığı “ben”i sahne önünde, sahne arkasında ise başkaları tarafından bilinmeyen ve mahrem olanı saklayabildiğini vurgular. Son dönemde ortaya çıkan sosyal medya siteleriyle artık bu tür bir ayrımın ortadan kalktığı görülmektedir. Bireyler günlük yaşamda gezdiği, gördüğü, yediği, içtiği ne varsa sosyal medyaya taşıyarak sahne arkasında yaşananları sahnenin önüne taşıma çabası içine girmektedir. Bu durumda birey için sahne önü ve sahne arkası kavramları birbirine karışarak melez bir yaşam tarzı ortaya çıkmaktadır. Yani, söylenmek, gösterilmek istenenler buralarda paylaşılarak başkaları tarafından beğenilmek, özenilmek başat öğe olarak karşımıza çıkıyor. İnsanlar artık sosyal medyadan bağımsız birkaç saat bile geçirememekte, internete erişemediği zamanlarda her şeyden kendisini geri kalmış hissetmektedir.

Sonuç

Sosyal medyanın tüm dünyada giderek yaygınlaştığı günümüzde bu ortamlar bireyler için çekici bazı özellikler taşımaktadır. Dokunulmaz ve kurgusal bir alan olarak sosyal medya mecralarında kendi istediğimiz ve düşlediğimiz doğrultuda kendimizi yeniden yaratmamıza yardımcı olur. Gerçek yaşamda beğenmediğimiz, rahatsız olduğumuz noktalarımızı bilgisayar teknolojileri vasıtasıyla rötuşlayarak güzel, estetik ve seyirlik benliğimizi yansıtabiliriz. Benliği teknolojiyle birleştirerek yeni olan benliği başkalarının görmesi ve onaylaması için sunulabilir.

Kaynakça

Bilgin, N., Kimlik İnşası, Aşina Kitaplar, İzmir, (2007).

Binark, M. ve Bayraktutan, G., Ayın Karanlık Yüzü: Yeni Medya ve Etik. Kalkedon Yayınları, İstanbul, (2013).

Boz, N., Yeni İletişim Ortamlarında Dijital Kimlik ve Benlik Sunumu, Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul, (2012).

Çalışır, G. ve Çakıcı, F.O., Toplumsal Cinsiyet Bağlamında Sosyal Medyada Kurulan Benlik İnşasının Temsili, International Periodical for the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume 10/10 2015, ss. 267-290. Erişim Tarihi: 12.11.2015 http://www.turkishstudies.net/Makaleler/2016770643_13%C3%87al%C4%B1%C5%9F%C4%B1rG%C3%BCls%C3%BCm-vd-sos-267-290.pdf

Çomu, T. ve Binark, M., ‘Yeni Medya Ortamında Nefret Söylemi’, Medya ve Nefret Söylemi Kavramlar Mecralar Tartışmalar, (der. M. Çınar), Hrant Dink Vakfı Yayınları, İstanbul, (2013).

Giddens, A., Modernite ve Bireyesel-Kimlik Geç Modern Çağda Benlik ve Toplum, Çev. Ümit Tatlıcan, Say Yayınları, İstanbul, (2010).

Goffman, E., Günlük Yaşamda Benliğin Sunumu, Çev. Barış Cezar, Metis Yayınları, İstanbul, (2014).

Hood, B., Benlik Yanılsaması: Sosyal Beyin Kimliği Nasıl Oluşturur, Ayrıntı Yayınları, İstanbul, (2014).

Morva, O,. ‘Goffman’ın Dramaturjik Yaklaşımı ve Dijital Ortamda Kimlik Tasarımı: Sosyal Paylaşım Ağı Facebook Üzerine Bir İnceleme’, Medya ve Tasarım, (der. S. Çakır), Urzeni Yayıncılık, İstanbul, (2014).

Sucu, İ., Sosyal Medya Oyunlarında Gerçeklik Olgusunun Yer Değiştirmesi: Smeet Oyunu Örneği, Gümüşhane Üniversitesi İletişim Fakültesi Elektronik Dergisi, Mart, (2012), 3

Toprak, A.,Yıldırım, A., Aygül, E., Binark, M., Börekçi, S., ve Çomu, T., Toplumsal Paylaşım Ağı Olarak Facebook: “Görülüyorum Öyleyse Varım!”, Kalkedon Yayınları, İstanbul, (2009).

Uçar, F., Facebook’ta Benlik Sunumu ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri, Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Dergisi, 2015, 9(1), ss. 312-338.

Uğurlu, Ö., Kadının Benlik Sunumunda Güncel Bir Aracı Olarak Sosyal Ağlar Bir Tasarım Unsuru: “Kusursuzlaştırma”, Uşak Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2015, 8/1, ss. 231-247.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: