Sosyal Medya ve Benlik Sunumu-Yazı Dizileri

Sosyal Medyanın Benlik Yaratma Yöntemi

Berkay Buluş/Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi Y.L.Öğrencisi

Bir zamanlar olduğu gibi sosyalleşme olgusu bireyin sadece etrafındaki fiziksel gerçeklikle sınırlı olan insanlar ya da mekânlarla tanımlanırken, teknolojinin gelişimiyle günümüzdeki sosyalleşme kavramı da farklı uzamlarda gerçekleşebildiği bir gerçektir. Bu değişimlerin sağlanmasında yeni medyanın yarattığı sosyal ağ alanlarından bahsetmek gerekir. Binark ve arkadaşları (2012) bu alanı, birbirine benzeyenlerin ve “öteki” lerin kolayca karşılaşabildikleri, yeni kimlikler kurgulayabildikleri, yeni kabilelere dahil olabildikleri, özgür ve dinamik bir yaşam alanından bahsetmektedir. Burada tanımlardan yola çıkarak, web 2.0’ın bireyin sosyalleşme sürecinde kullanacağı benliğini yaratma sürecinde özgürlüğü çıkarımını yapabiliriz. Emel Arık (2014) sosyal medyanın sosyalleşmekte kullanılan araç rolünü, kişisel mahremiyetin sınırlarını daha çok genişleterek, tüm dünya tarafından “görülebilir” kılmakta ve bu görülebilirliğin sınırlarını kişinin kendi insifiyatifine bıraktığını söylemektedir. Yani birey kimlik yaratma sürecinde profildeki kimlik inşası süreci artık kişinin kendi elindedir. Timisi(2005: 97), bu yeni alanı merkezsiz iletişim alanı “kendini yaratmanın” mükemmel bir olanağı olarak tanımlar. Kullanıcı bu sayede istediği görsel ya da metinsel içeriği sanal benliğine yerleştirebilir. Kişi artık dijital bileşenlerden oluşan bir kopyasına da sahiptir. Peki bu dijital benliği yaratırken asıl soru şudur: Kişi görülmek istediği benliği mi yaratır? Yoksa kendisinde görmek istediği benliği mi yaratır ? Emel Arık’ın(2013: 104) ilk soruya cevap niteliğinde şöhret kürlünün yeni medyanın pek çok uzamında “Youtube, Facebook, Twitter” geliştiği vurgulamakta, hatta bu mecraların kendi ünlülerini yetiştirdiği özelliğine sahip olduğu, bireylerin interaktif etkileşim süresince kendilerini beğenilme ve paylaşım rekorları kırma çabası içerisinde olan bireylerin başka kullanıcıların etkisiyle kimliklerinin inşası söz konusudur. Bireyler yeni medya uzamları sayesinde istedikleri şöhret kimliklerini yaratmaya imkan bulabilirler. Aynı şekilde bu kimliklenme sürecinde popülerlik, görünür olma, beğenilme, kabul-takdir edilme söz konusudur. Söz gelimi bloggerlar sayfalarını kullanıcıları arası söylemlerinde kullanıcıların yorumlarına göre ve isteklerine göre şekillendirir. Hatta gerçek bir örnekten yola çıkarsak M.Ö. isimli kendi adıyla kurulmuş bir sitesi olan, youtube, facebook, twitter, instagram, süslüsözlük, blog, gibi sosyal medya kullanıcısı, sosyal medyadaki benliğini yaratırken kendi gönderilerinin şekillenmesinde diğer kullanıcıların fikirlerini düşüncelerini önemsemektedir. Kullanıcı görülmek istediği yönde paylaşımlar yaparak, sıradan insanın kısa sürede şöhret olma imkanını bulmakta günümüzün en dinamik şöhret üretim alanından yani sosyal ağlardan yararlanmaktadır.

Arık’ın(2013: 110) bahsettiği diğer bir nokta ise yüzün (görünen- ben) ve mahremiyetin (içsel-ben) başkalarına bir iletişim ortamı içinde açılmış olmasıdır. Sosyal medyadaki şöhret kültürünün kullanıcıların arasında yayılması bireyin her türlü benliğini sunumunu kapsar hale getirmiştir. Yani Sosyal medya ağları mahremiyet ve görünen ben’in ifşası kendini ispatlamaya çalışan modern bireyin vazgeçemediği bir alışkanlık olmuştur. Söz konusu kullanıcı, diğer kullanıcıların merakı ve isteği üzerine mahremiyet alanından ödün vererek sosyal medya ortamındaki içsel beliğini görünen benliğe taşımıştır.

Bir mikro sosyolog olan Goffman’nın(2009: 235) da bu konuya benlikler ve dolayısıyla kimlikler, kişilerin sergiledikleri performanslar bu performansa dair oyuncu ile izleyici arasındaki mutabakatı gerekli kılan bir sosyal ilişki gerektiği şeklinde bir görüş belirtmiştir. Performans benliğin sunumudur; ötekilerin varlığını gerektirir ve onların zihninde belirli bir izlenim yöntemi yaratmayı hedefler. Aynı zamanda da bireyler sosyal etkileşim esnasında kendilerini kabul edebilir -kişiler, belli ilgileri olan, uzmanlıkları olan, ahlak yönünden kusursuz ve vb- yönlerle sunma ihtiyacı duyarlar. Kullanıcılar arzulan ya da istenilen, kabul edilebilir kişi olma yolunda benliklerini inşa ederler. Goffman(2009: 45) bunu, çevrimiçi ortamda sergilenen performanslar, sosyal olarak kabul görmüş değerlerin yansıtılmasını da içeren idealize edilmiş performansların sunumu olarak açıklar. Kullanıcılar kendilerini sanal ortamda sunduğunda yüz yüze ilişkilerimizde, izleyiciye sunduğumuz performanslar, sosyal değerler ve beklentilerimizi yansıtırlar.

Peki ya benlik yaratma sürecinde sadece kendimizi dinliyorsak? Sosyal medyalar içinde yarattığımız benlik kendi hayatımızda görmek istediğimiz “ben’den” oluşabilir mi? Aslında Bruce Hood(2012: 315) benliğin yaratım sürecinde “hepimiz ikinci bir hayat isteriz” alt başlığında, bu soruya cevap veriyor. Hood Sosyal medya kullanıcısını; benliği yaratırken, benliğin yeniden keşfedildiği, yaşlanmayan, harika bedenlere sahip, hiç hastalanmayan, ve şahane evlerde sıra dışı yaşamlar süren diğer sanal kişiler arasında yaşamayı sağlayan çevrimiçi bir dünya yaratmak olarak tanımlar. Ardından da gerçek hayat ile sanal uzamda yaratılan benliğin farklarına dair çarpıcı örnekler verir. Bu örnekler de doğrudan bireyin kendisini var etmek istediği benliği yarattığına işaret eder. Benlik inşası bireyin olmak istediği ama yaşayamadığı hayatı sanal ortamda özgürce yaratmasına yardımcı olur. Nitekim kullanıcılar, çevrimiçi ortamda kimliklerini tasarlarken görsel ve sözel tekniklere dayanan kimlik iddialarını, belli bir izleyici grubun varolduğunun ayırdında olarak ve belirli bir devamlılık içinde sunarlar.(Morva, 2014)

Timisi(2005: 97-98) e göre, bir kimlik mimarı olan birey kendini yaratmanın ütopik fantaileri içinde dolanır. Cinsiyet, ırk, yaş, etnik köken, cinsel tercihler, sınıf, eğitim vb. insanı “gerçek” kılan bütün sabitlemeler çözülür ve dil kendini konuşan bedenin sınırlandırılmış sabitlemelerinden bir olanaklar alanına ulaşır. Sanal ortamdaki kimlik inşası sürecinde takma adın kullanımı incelemelerinde, kullanıcı hem dikkat çekici ve kabullenmek ister, hem de kendi benliğinden parçalar bırakır. Binark (2004) bunu kullanıcıların ad alma işleminde seçilen adın ilgi çekici olması, yani ortamdaki diğer kullanıcıların kendisini “tıklamasını” sağlayacak nitelikte olması, diğer ilke ise, seçilen takma adın katılımcı hakkında bazı ipuçlarını içermesi gereğidir. Sanal uzama giriş yapan kullanıcı aslında ilk girdiği andan itibaren bir kimlik inşası başlar. Bu süreçte hem görülmesi istendiği gibi hem de kendini göstermek istediği benliği “takma ad” kullanımında da açıkça görülür. Bu durum Sosyal uzamdaki kimlik yaratma aşamasında çevrimdışı kimlik, çevrimiçine elbette müdahale eder. Aynı şekilde sosyal medya profilleri içinde gerçekleşen paylaşımların her biri, birer performans olarak görülebilir. Kişi performans sırasında bir izleyici kitlesi tarafından izlenildiğinin farkındadır ve o izleyici kitle üzerinde belirli bir etki bırakmak ister. Kullanıcı diğer katılımcıların onayını almak ve kabul edilmek için paylaşımlarda bulunmak da söz konusudur. Diğer yandan sosyal ağlardaki paylaşımlar birer narsizm davranışı olarak da görülebilir. Bunun nedeni kendini kanıtlamak veya paylaşımları kendini yüceltici davranışlarıyla ya da benliğiyle paralel bir şekilde oluşturmak istemesindendir. Hood, (2012: 290) sosyal ağlarda yer alan kişisel profiller üzerinde bir analize değinerek, her şeyin bir kenara, başkalarının ne kadar başarılı bir hayatımız olduğunu neden istemeyelim ki? Sorusuna ; web’deki benliğimiz ile ilgili saplantının, büyük oranla kim olduğumuzla ve yaratmak istediğimizle kişiyle alakalı olduğu(2012: 290)şeklinde cevap verir.. Kullanıcılar kendiyle ilişkili bilgi aktarımında da özgürdür. Sosyal medya ortamları bireyin oluşturmak istediği benliğin niteliğine kendisinin karar vermesini sağlar. Timisi(2005: 97), bireyin gerçek dünyada yapamadıklarını, ifade edemedikleri, açığa vuramadıktan çekindikleri her türlü tutum ve fikir bilgisayar klavyesinin olanakları içerisinde ifade edebileceğini söyler. Bu klavyenin ya da ara yüzün verdiği özgürlük alanı söylemlerle sınırlı değildir, elbette benliğin sosyal medya ortamlarındaki inşasında bu alandan yararlanıldığı bir gerçektir.

Sütlüoğlu (2015) deyimiyle, internet teknolojisi bireylere farklı kimlikleri rahatlıkla giyip çıkartabilecekleri özgür bir ortam sunmuş, kimlik bu sayede inşa edilebilen bir yapıya bürünmüştür. Nitekim sosyal medya kullanıcısı olan kullanıcı sanal kimlik yaratımı sürecinde temsil ettiği kültürel ve kişisel deneyimlerinden bağımsız olamayacağı gibi, aynı ortamda bulunan kullanıcılar tarafından göz önünde alınma ya da değerlendirilme durumlarını da göz ardı edemez. Ayrıca Goffman(2009: 35) kimlik inşası sürecinde bireyin kendini algılayış ve algılanış biçimi doğrultusunda “kişisel vitrin” kavramına işaret ederek kişinin hem dışarıdan gelen beklentiler hem de kendi benliğin beklentilerini karşılamaktadır. Fiziki gerçeklikle süregelen çevrimdışı toplumsal hayat, sanal ortamda kimlik inşası sürecine girer ve sanal özgürlükle sınırsız bir benlik yaratım sürecin içinde kullanıcıların kimlik yaratma sürecinde kendini tanımlama ve tanıtma birbirinden ayrı değerlendirilemez.

Kaynakça

ARIK E.( 2013/1) İletişim ve Diplomasi Sıradan İnsanın Yükselişi : Sosyal Medya Şöhretleri İletişim ve Diplomasi 97-112

BİNARK M. , BAYRAKTUTAN G. , KEPENEK. E.(2012/11) Devrim Yahut Vasat; Üretim, Deneyim, Teknoloji Bağlam Yayın Ankara 157-178

BİNARK M. (2004) İnternet, Toplum, Kültür Kimlik(lenme( Dipnotsuz İletişim ve Etnik Laflama Odaları Epos Yayın Ankara 124-125

GOFFMAN E. (2009) Günlük Yaşamda Benliğin Sunumu Metis Yayınları İstanbul 35-235

HOOD B.(2012/1) Benlik Yanılsaması: Sosyal Beyin Kimliği Nasıl Oluşturur Ayrıntı Yayınları İstanbul 282-323

MORVA O. (2014/1) Medya ve Tasarım: Goffman’ın Dramaturjik Yaklaşımı ve Dijital Ortamda Kimlik Tasarımı: Sosyal Paylaşım Ağı Facebook Üzerine Bir İnceleme Urzeni Yayın İstanbul 231-253

SÜTLÜOĞLU T. (2015) Folklor Edebiyat Dergisi Sosyal Paylaşım Ağlarında Gençlerin Sosyalleşme ve Kimlik İnşası Süreçleri: Facebook Örneği Bilgesu Yayınları Ankara 125-147

TİMİSİ N. (2005) İnternet, Toplum, Kültür Sanallığın Gerçekliği: İnternetin Kimlik ve Topluluk Alanına Girişi Epos Yayın Ankara 89-105

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: