“Ortalığa Saçılan Kişisel Veriler konusunda Kaygılıyız”

Basın Açıklaması

İlk olarak Şubat 2016’da 49 Milyon Türk Vatandaşının kimlik bilgilerinin sızdırılmasıyla ortaya çıkan veri sorunsalı, 4 Nisan 2016’da tekrar gündeme gelmiştir. Şubat 2016’da çok güçlü olmayan biçimde şifrelenmiş olarak paylaşılan veritabanı, 4 Nisan’da şifresiz şekilde dolaşıma girmiş ve kötü niyetli kişilerin  tek tıklama ile ulaşabileceği hale gelmiştir.

Yapılan sızıntının akabinde, Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım konuyla ilgili açıklamasında bu sızdırılma haberinin 2010 yılına ait olduğunu, aynı konunun tekrar haber yapıldığını ve sızdırılan bilgilerin güncel olmadığını belirtmiştir. 2009 yerel seçimlerinde oy kullanan 49,611,000 Türk vatandaşının kimlik bilgilerini içeren veritabanı skandalı, 2010 yılında hukuk büroları ve emlakçılara bir yazılımla birlikte DVD içinde bu veritabanını satan çetenin yakalanması ile ortaya çıkmıştır. Bu nedenle haberin eski olduğu doğru olmakla beraber, veritabanındaki bilgilerin güncelliğini yitirmiş olması söz konusu değildir. Zira paylaşılan içerik, isim soyad, T.C. kimlik numarası, anne-baba adı, doğum yeri, doğum yılı ve adres bilgilerinden oluşmaktadır. Görüleceği üzere, 8 yıl da geçse 18 yıl da geçse adres bilgileri ve bazı durumlarda soyad dışında diğer bilgilerin değişme olasılığı yoktur. Bu da sızdırılan veritabanının güncelliğini ve kişisel veri olarak değerini açıkça koruduğunu göstermektedir. Anne kızlık soyadının ise kişisel veri koruma ve gizlilik adına yetersiz kaldığı uluslararası boyutta tartışılması gereken bir meseledir.

Ülkemizde TC Kimlik bilgisi olur olmaz her yerde kullanılmaktadır. Hemen hemen tüm kamu kayıtlarında, banka ve hastanelerde ana giriş noktası olarak kullanılmaktadır; bu nedenle bu numara kapsamında kayıtlanan önemli miktarda kişisel, mahrem olması gereken veri vardır. Bu verilerin dolandırıcılık gibi kötü amaçlar için hukuk dışı kullanılma riskinin artması TC kimlik numaraları paylaşılan insanların güvenliğini de tehdit etmektedir. Ayrıca sağlık verileri gibi bir takım mahrem verilerin de bu kadar ortalıkta olması kişisel mahremiyetimizin ihlaline yol açma riski taşımaktadır.  Bu sorun, tüm Türkiye’yi ilgilendiren ve acilen önlem alınması gereken önemli bir risktir. TC Kimlik numaralarının ortalığa saçılması bu riski çok büyütmüştür. Ülkemizin, TC Kimlik numaralarının değiştirilmesini ciddi olarak düşünmesi gerekir. Bu konuda tüm paydaşları kapsayan bilimsel çalışmalar yapılmalıdır. Nüfus cüzdanlarının ve pasaportların yenilenme süreci başında, bu konuyu acilen değerlendirmek, olası riskleri azaltmak açısından yararlıdır.

Hayati önem taşıyan bu bilgi sızıntısı ve gelecekte buna benzer kişisel veri sızıntılarının tekrar yaşanmaması için gerekli önlemlerin ivedilikle alınması gerekmektedir. Ülkenin siber güvenlik stratejisini, sivil toplum, üniversiteler ve özel sektörle işbirliği içinde hayata geçirmeliyiz. Kişisel verilerin korunması yine katılımcı bir bakış açısıyla sağlanmalıdır. Alanda çalışan diğer meslek örgütleriyle birlikte bu konunun takipçisi olacağımızı ayrıca vurgulamak isteriz.

9 Nisan 2016

Alternatif Bilişim Derneği ve Internet Teknolojileri Derneği

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: