Sosyal Medyada Etnografi ya da Etnografide Sosyal Medya: Social Media In An English Village

Değerlendirme: Şerife Öztürk, Ankara Ünv. SBE. Dr. Programı

Bir proje kapsamında yapılan araştırma bulgularına yer veren üç seriden oluşan kitaplardan biri olan Social Media In An English Village (Bir İngiliz Köyünde Sosyal Medya), Daniel Miller tarafından kaleme alınmıştır. Kitapla ilgili değerlendirmelere geçmeden önce, kısa da olsa değinilmesi gereken birtakım başlıklar bulunmaktadır.

Daniel Miller Kimdir?

Cambridge Üniversitesi Antropoloji ve Arkeoloji Bölümünde Profesör olan Miller, bu zamana kadar 37 kitap yazmıştır. Şu anda sosyal medya kullanımı ve sonuçlarını araştıran Avrupa Araştırma Konseyi’nin “Why We Post?” adlı projesini yürütmektedir. UCL yayınevi tarafından yayınlanan ve serbest erişime açılan 11 tane kitabı bulunmaktadır (www.ucl.ac.uk). Material World Blog’un editörüdür. Miller’ın kitaplarından bazıları şunlardır (www.ucl.ac.uk): Visulising Facebook (2017 yılında yayınlanacaktır), Webcam, Consumption And Its Consequences, Migration and New Media, Blue Jeans, Digital Antrophology, Tales From Facebook (Facebook’tan Masallar – 200 kişi ile Facebook kullanım alışkanlıkları üzerine.), Global Denim, Stuff, Clothing and Waste, Antrophology and The Individual, The Au-Pair Experiences, The Cell Phone (Jamaika’da düşük gelirli ailelerin cep telefonu alışkanlık ve kullanımı üzerine), Materiality, Clothing As Material Culture, The Sarı, The Dialectics of Shopping, The Internet: An Ethnographic Approach, Home Possessions, Commercial Cultures, Virtualism, A Theory of Shopping, Unwrapping Christmas, Material Culture and Mass Consumption

Miller’ın son dönem kitaplarına bakıldığında antropolojinin yeni araştırma konusunun sosyal medya olduğunu görebiliriz.

Why We Post?

Üç kitaptan (How The World Change, Social Media In An English Village, Social Media In South East Turkey) oluşan araştırma bulguları, 9 antropoloğun oluşturduğu bir ekip tarafından 15 ay süren bir çalışma sonunda elde edilmiştir. Araştırmalar, Brezilya, Şili, Çin, İngiltere, Hindistan, İtalya, Trinidad (Karayipler) ve Türkiye’de (Miller, 2016) etnografinin yöntemlerinden olan görüşme ve gözlem ile gerçekleştirilmiştir. Kitaplar (proje), insanların sosyal medyayı nasıl ve neden kullandığını antropolojiye dayanarak etnografiyle açıklamaya çalışmaktadır. Çalışma, sosyal medyayı anlamak için içeriğe odaklanmak gerektiği ve dünyanın farklı bölgelerinde sosyal medya kullanımlarının farklılaştığını vurgulamaktadır.

Miller projeye sosyal medya hakkında başlamadıklarını, yüzyüze ilişkiler ile ilgili olacağına karar verip, Twitter ve Instagram platformları hakkında tartışırken konunun sosyal medyaya döndüğünü ifade etmektedir.

Çalışmada amacının, antropolojik etnografiyi gerçekleştirmek olduğunu ifade eden Miller, etnografinin ne olduğu sorusunun cevabını verirken aslında neden sosyal medya araştırmalarında etnografinin önemli olduğunun da altını çizmektedir: “Etnografi nedir? Bu, bağlamsal bütünsellik için bir taahhüt olarak tanımlanabilir. Hiç kimse sadece bir konu içinde yaşamaz. Hiç kimse sadece sosyal medyada yaşamaz veya hiç kimse sadece iş yerinde ya da dini inançlarıyla yaşamaz. Etnografi bütünseldir. Çünkü bütün kapsamları ile birlikte insanların hayatları için de bu durum geçerlidir.”

Miller ve üç kitabın çıkmasını sağlayan proje hakkında kısa bilginin ardından projeye temel oluşturan antropoloji ve etnografinin ne olduğuna değinmek, kitabın daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.

Proje için antropologların araştırma yapılan bölgedeki nüfusla yaşama nedenlerinin cinsiyet, gelir, eğitim ve farklı diğer parametrelere yayılan insanlarla en geniş yelpazede karşılaşmak için olduğunu yazan Miller, diğer bir sebebin de insanların artık daha çok evlerinde özel yaşam geçirmeleri nedeniyle onlarla yaşanmazsa onların anlaşılamayacağının vurgusunu yapmaktadır.

Sosyal Medya Araştırmaları İçin Anahtar: Antropoloji ve Etnografi

Antropoloji

Antropoloji, fizik ya da biyolojik antropoloji ve sosyal / kültürel antropoloji olmak üzere iki büyük bölüme ayrılabilir. Bu bölümlerden birincisi, insanın fizik yapısının ve davranışının evrimi, eskinin ve günümüz insan topluluklarının birbirlerinden farklı biyolojik özellikleri ile ilgilenen biyolojik antropoloji; ikincisi, insan toplumlarını ve kültürlerini araştıran bölümdür. Antropoloji temelde, insan ve onun kültürlerini ele alan belki en kapsamlı bir bilim dalıdır (Beals ve Hoijer, 2012).

Antropologlar, kültür içine bütün gelenekleri, görenekleri ve insanlık k tarafından oluşturulmuş kurumları ve söz konusu toplumun diğer yaratmaları ve üretim teknikleriyle birlikte kendi alanlarına dahil ederler (Bascom, 2009: 164).

Antropoloji yöntembilimsel açıdan çok zengindir ve hem nitel metotları hem de nicel metotları kullanır. Antropoloji disiplinin tarihinde etnografiler önemli bir yer tutmuş ve bir anlamda odağı oluşturmuştur (https://tr.wikipedia.org).

Etnografi

Etnografi kelimesi, ethno ile graphy kelimelerinin birleşiminden olusmaktadır. Ethno; halk, graphy; yazmak, bir seyi tanımlamak anlamına gelmektedir. Vidich ve Lyman’ın (1994) da isaret ettiği gibi, ethnos, bir insanı, bir ırkı ve kültürel grubu simgeleyen Yunanca bir kelimedir. En temel anlamıyla etnografi ise, bir topluluğun ya da o gruba ait bireyin bakış açısını anlatmanın ve tanımlamanın bir yoludur (Neuman, 2007: 276).

Nitel araştırma paradigması içerisinde yer alan kavram, değer ve yöntemlerin çoğu, etnografik araştırmalarla ilgilidir. Etnografi kültürel bir yapının bütünsel olarak derin bir analizinin yapılması şeklinde tanımlanabilir (Yazıcı vd., 2012: 652)

Sosyal medya, içinde insan unsurunu barındırması ve özellikle kullanıcı türevli içerik ile etkileşim özelliği nedeniyle her alanın araştırma konusu haline gelmiştir. Antropoloji ve etnografya da bunlardan biri. Teknolojiyle beraber bunu kullanan insan unsurunu ele alarak yapılan sosyal medya araştırmaları kanımca daha çok ilgi çekmektedir. Daniel Miller’ın aşağıda kısa bir değerlendirmesini bulacağınız bir İngiliz köyünde yaşayanların sosyal medya deneyimlerine ilişkin araştırması da ilgiyle okunabilecek nitelikte.

Bir İngiliz Köyünde Sosyal Medya (Social Media In An English Village)

Yazar: Daniel Miller Sayfa Sayısı: 222 Yayınevi: UCL Press Dili: İngilizce

Kitabın yayılımı açısından en önemli şey, internet ortamında erişime açık olmasıdır. Böylelikle kitap dünyanın farklı bölgelerinde bulunan kurumlar veya insanlar için rahtça elde edilebilecek ve yararlanılacak bir kaynak haline gelecektir.

Miller, adları Leeglade ve Highglade olan ve kendisi tarafından Glade’ler olarak nitelenen iki İngiliz köyünü tarihi, demografik özellikleri, evlerin yapıları ve genel bilgileri (işsizlik, ulaşım, emlak fiyatları, vb.) karşılaştırmaktadır.

Görüşmeler yaptığı insanların kısaca hayatını anlatarak günlük yaşamlarının nasıl geçtiğini, sosyal medyayla nasıl tanıştıkları ve sosyal medyayı en çok ne için kullandıklarını görüşmeler yaparak ve onları gözlemleyerek kaleme almaktadır.

Çalışmanın yöntemiyle ilgili ara ara bilgiler veren Miller’ın anlattıklarını toparlayacak olursak, çalışmada 370 kişi ile birden fazla kere görüşülmüştür. Ev dışında toplumsal yerlerde (bar, cafe, restoran) görüşülecek kişi bulmak için insanlar beklenmiştir. Facebook’ta 130, Twitter’da 80, Instagram’da 50 kişi takip edilmiştir.

Araştırmalardan biri darülacezede, diğeri 4 ortaokulda 16-18 yaş arası öğrencileri ve öğretmenleri de içeren 80 görüşmeci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma, Nisan 2012’de başlamış ve Eylül 2014’te bitmiştir.

Araştırmanın bir ayağının darülacezede gerçekleşme nedeni dijital göçmenler olarak tanımlanan eski insanların sosyal medya kullanımlarını, okullarda yapılan araştırma ise malumları olduğu üzere, sosyal medyayı en çok yaş grubunun diğer anlamda dijital yerlilerin sosyal medyayı kullanımlarını incelemektir.

Miller’ın araştırma kitabındaki en dikkat çeken ifadeler: “etnografyanın bize sosyal medyayı hediye etmesinden ziyade, sosyal medya bize etnografyayı hediyede yardımcı olmuştur”. Sosyal medya bütün disiplinlerin çalıştığı bir alan haline gelmiş olup bundan antropoloji ve etnografya da nasibini almıştır. Sosyal medyanın kullanıcı türevli içerik özelliği sayesinde insanı ve toplumları araştıran bilimlerin ilgi odağı haline gelmiş, etnografyanın da yeniden su yüzüne çıkmasına neden olmuştur.

Kitapta bazı kavramlar dikkat çekmektedir. Medyada neleri paylaşacağımızın, Facebook, Twitter ve Instagram gibi platformlar üzerinde yoğunlaşmak ile çok fazla bir ilgisinin bulunmadığı, bunun yerine, bir İngiliz köyünde sosyal medyanın nasıl kullanıldığını anlamaktaki kilit unsurun, sadece bu medyanın kullanımının ne kadar “İngiliz” olduğunu anlamakta yattığını kaydeden Miller, bu amaçla kitaptaki kavramlardan biri olan “Goldilocks Stratejisi”ni tanıtıyor: çiftçilerin sosyal medyayı nasıl kullandıkları, en uygun seviyede iletişimin nasıl olacağını ayarlamak sureti ile aralarındaki iletişimin ne çok soğuk ne çok sıcak, tam istenen seviyede olmasını sağlamak.

Miller en çok polymedya kavramı üzerinde durmaktadır. Polymedya, çoklu medya demek ve Miller tarafından şu cümlelerle açıklanmaktadır “Polymedya, medyanın kendini yeniden sosyalleştirmesini temsil eder. Polymedya kavramı, sadece medyalar arasındaki ilişkiyi ifade etmez, medya seçimi kendi içinde etkileşimin bir parçası, farklı platformlar arası ilişkidir. Bu ilişki bugün farklı sınıflar ve derece üzerine eşlenebilir.”

Aslında çoklu medyayı, sosyal medyanın multimedya ve etkileşim özelliği ile benzetebiliriz. tamamen aynı olmasa da kavram olarak birbirlerini çağrıştırmaktadır. Çünkü Miller’ın yazdığından hareketle sosyal medya, medyanın sosyalleşmesidir, bu da kullanıcılarla ya da kullanıcıların diğer kullanıcılarla etkileşim halinde olmasıyla sağlanmaktadır.

Miller, sosyal medya kullanımın sonuçlarını okul çocuklarından darülacezede kalanlara kadar keşfederek, bu bağlantıları kilise ve mahalle bağlantıları gibi daha geleneksel iletişim biçimleri ile karşılaştırmaktadır. Bütün bunların ötesinde, özel hayatı ve kamusal yaşamı birleştiren yeni sosyal medya ile en önemli şeyin bu iki alanı ayrı tutmak olduğu İngiliz duyarlılığı arasında büyük bir çatışma olduğu tespiti ortaya konmaktadır.

Miller’a göre sosyal medya öncesi iki biçimi vardı iletişimin: Birincisi telefon, mektup veya yüzyüze iletişim. Diğeri radyo, televizyon ve gazete gibi kamu yayınları. Buradan yola çıkarak Miller, ölçeklenebilir sosyallik kavramına yer vermekte ve sosyal medyayla bir bireye gönderimden ziyade bir gruba gönderim yapıldığının, çoğu insanın grupta diğerleriyle etkileşimde olduğunun altını çizmektedir. Sosyal medyanın daha çok özelden kamuya doğru olduğunun fakat tamamen de kamuya açık olmadığını aktaran Miller’a göre bunun anlamı, sosyal medyanın kamu yayını ve özel arasında geleneksel karşıtlığı, küçükten geniş gruplara ve özelden kamuya geniş oranda yer değiştirme yarattığıdır.

Miller’ın yazdıklarına göre, bizlerin öğrendiği ya da içinde yaşadığımız durumları değerlendirdiğimizde şunu söyleyebiliriz ki, sosyal medyanın sınırları geçirgendir. Facebook’ta özel mesajlaşma gibi bu tür sitelerin çoğu geleneksel çift yönlü iletişime izin verir. Sosyal medyanın yelpazenin her iki yönünü de içerdiğini göz önüne almalıyız: iki kişinin özel sohbeti ve kamuya açık gönderiler.

Sosyal medyanın özelliğinin hayatımızın arka planını ön plana alarak değiştirmesinden kaynaklandığını ve sosyal medyanı o çok bilinen “aynı anda her yerde olma duygusu”nu bize yaşattığını yazan Miller, genç neslin eski nesil gibi mektup yazmaktan hoşlanmadığını, arkadaşlarıyla Skype ya da Facebook’ta görüştüğünü ifade etmektedir. Bu durum nesiller arası iletişimin değiştiğini göstermektedir. Dijital yerliler olan genç nesil ile dijital göçmenler olarak nitelendirilen yaşlı kesim arasında yeni medya araçlarını ve uygulamalarını kullanmak arasındaki uçurum belki daha da açılacaktır önümüzdeki dönemlerde.

Miller, küresel tekelleşmeye de örnekler vermektedir. Cep telefonları, ipad veya dizüstü/ masa üstü bilgisayarlar için uygulamaların (görüntülü konuşma, müzik dinleme, uygulama indirme vb.) ya Iphone Store’dan veya Androidler için Google ailesini üyelerinden biriyle yapıldığını ifade ederek her dönemde var olan tekelleşmenin küresel boyutunun yeni medya ortamlarında daha da görünür hale geldiğini, sosyal medyadaki olayların Apple, Google ve Facebook arasında döndüğünü vurgulamaktadır.

Twitter’a araştırmasında ayrı bir başlık açan Miller kanaatimce bunun nedenini Twitter’ın şu anda çocukların sosyal medya kullanımına hakim olduğuna bağlamaktadır

Miller Twitter’daki hesap inceleme yöntemini de açıklamaktadır: “Twitter’da 50 çocuk incelendi. Ortalama tweet sayısı 3470. Binden daha az tweeti olan kişi sayısı 17”.

Çoğu kişinin gözünden kaçan bir noktaya da değinen Miller, eskiden günlük tutanların arkadaşlarını kategorize etmediğini, günümüzde sosyal medyadaki arkadaş listemizin kategorilere ayrıldığını (iş, okul, spor, vb) insanların artık zamanlarının çoğunu ev içi ortamlarda sosyal medyada geçirdiğini bunun da insanları izole ettiğini, yalnızlaştırdığını anlatmaktadır.

Miller, sosyal medyanın çocukların başka dünyaları keşfettiği ve uzaktaki akrabalarını tanıması açısından artı değer olduğunu da son kitabının son bölümünde yazmaktadır.

Miller kitabında sosyal medya araştırmalarında etnografinin yerini ortaya koyarak, Goldilocks Stratejisi, polymedya ve ölçeklenebilir sosyallik kavramları üzerinde durmaktadır. Dijital yerliler ile dijital göçmenlerin iletişim ve haberleşme geleneklerini, son dönemdeki okul çağı çocuklarının sosyal medya alışkanlıklarını okunmaya değer bir kitapla bizlere sunmaktadır.

Kaynaklar

Bascom, W. (2009). “Halkbilim (Folklor) ve Atnropoloji”, (Çev. Metin Ekici), Çukurova Üniversitesi Makale Bilgi Sistemi, http://turkoloji.cu.edu.tr/makale_sistem/tum_list.php?t=tum&psearch=antropoloji, Erişim Tarihi: 04.05.2016

Beals, R. L. ve Hoijer, H. (2012). “Antropolojinin Konusu ve Alanı”, (Çev. Gürbüz Erginer), Çukurova Üniversitesi Makale Bilgi Sistemi, http://turkoloji.cu.edu.tr/makale_sistem/tum_list.php?t=tum&psearch=antropoloji, Erişim Tarihi: 04.05.2016

Miller, D. (2016). How The World Changed Social Media, London: UCL Press

Neuman, L.W. (2007) Social Research Methods, Boston: Allyn & Bacon

Vidich, A. & Lyman S. (1994). Qualitative methods: Their History in Sociology and Anthropology. Handbook of Qualitative Research (ed. Denzin &Lincoln). California: Sage Publications.

Yazıcı, H., Reisoğlu, S., Altun, F. (2012). “Etnografik Araştırmacının Değerleri İle Araştırma Yöntem ve Sonuçları Arasındaki İlişki”, Batman Üniversitesi Yaşam Bilimleri Dergisi, Cilt: 1, Sayı: 1, http://www.yasambilimleridergisi.com/makale/pdf/1356267298.pdf, Erişim Tarihi: 04.05.2016

https://tr.wikipedia.org/wiki/Antropoloji, Erişim Tarihi: 23.04.2016

http://www.ucl.ac.uk/anthropology/people/academic_staff/d_miller, Erişim Tarihi: 10.04.2016

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: