SOSYAL İNSAN VE SOSYAL MEDYA DENEYİMLERİ

Yazan: Kübra Özdemir, A.Ü. SBE. RTS bölümü Doktora Programı

“How the World Changed- Social Media” (2016) çalışması “Why We Post? (Neden Bildiriyoruz?)” sorusunu kendilerine referans alan bir grup araştırmacının merakları sonucunda ortaya çıkmıştır..

İnternetin yaşam alanlarına dâhil olmasıyla birlikte internetteki insan ilişkileri sosyal bilimlerin ve birçok disiplinin araştırma alanı olmaya başladı. Daniel Miller, Elisabetta Costa, Nell Haynes, Tom Mcdonald, Razvan Nicolescu, Jolynna Sinanan, Juliano Spyer, Shriram Venkatraman, Xinyuan Wang’ın araştırmaları ve etnografik çalışmalarının değerlendirmesi olarak tasarlanan “How the World Changed- Social Media” çalışması internetin etkilerini anlatmayı amaçlayan bir çalışma serisinin başlangıç kitabı olarak yayınlanmıştır. Serisinin diğer kitapları “Social Media in English Village” ve “ Social Media in Turkish Village”dir. Çalışmanın “ Biz ne yaptık”(2016:29) bölümünde, her bir antropoloğun çalışmayı seçtikleri bölgelerde belirli ilgi alanları üzerinde yoğunlaştıklarından ve bu sorumlulukla çalışmalarını nasıl yürüttükleri hakkında bilgiler vermektedirler. Araştırma yapılmak istenilen kimi bölgeler için o bölgede çalışabilecek araştırmacılara ulaşılamadığından çalışmalarını Türkiye’nin güneydoğusunda, kuzey Şili’de, Çin’in kırsal ve endüstri bölgesinde, İngiltere’nin bir kasabasında, güney İtalya’da, gelişmekte olan Brezilya’da, Hindistan’ın güneyinde ve Karayipler’in Trinidad bölgesinde yürütmüşlerdir. Elisabetta Costa Mardin’de Araplar ve Kürtler ile birlikte, Nell Haynes Şili’nin kuzeyinde, Xinyuan Wang, Çin’in endüstri bölgesinde Tom McDonald Çin’in kırsal kesiminde, Daniel Miller İngiltere’nin bir kasabasında, Razvan Nicolescu İtalya’nın güneyinde, gelişmekte olan Brezilya’da Juliano Spyer, Shriram Venkatraman güney Hindistan’da, Trinidad bölgesinde Jolynna Sinanan etnografik çalışmalarını yürütmüşlerdir. Costa özellikle sosyal medya ve politika üzerinde çalışma yapmak istemiş ve bu nedenle Suriye ile sınırı olduğu için araştırmalarını Türkiye’de yürütmüştür. Wang aile ilişkileri ile sosyal medya ilişkisini ortaya çıkarmak için Çin’in kırsal kesiminden ve endüstri bölgesine göç edenler arasındaki arabalık ilişkilerini incelemiştir. Venkatraman sosyal medya ve iş konusuna odaklanmıştır. Haynes ise yerli halk üzerine yoğunlaşarak gözlemleri gerçekleştirmiştir.[1] Bu bölümde araştırmacıların çalıştıkları bölgeler ile ilgili izlenimleri, çalışılacak gruplar hakkındaki izlenimleri ve bölgeden bölgeye göre değişen çalışma yöntemleri hakkında değerli ve gerekli bilgiler ve veriler elde etmek mümkündür.

Etnografik araştırmalar teori ile pratiği birbiri içine geçirerek araştırmacıya, insanların olaylara ve nesnelere yükledikleri anlamlarla ilişkili verileri toplamasında yardımcı olur. Howard Becker (2015:45) bu konuya şöyle açıklık getirir; “İnsanların yaptıkları şeyler üzerine neler düşündüklerini, yaşamlarındaki nesneleri, insanları ve olayları nasıl yorumlayıp tecrübe ettiklerini kusursuz bir doğrulukta olmasa da hiç yoktan iyi bir düzeyde kavrayabiliriz”. Etnografik araştırma modelini benimseyen araştırmacılar, araştırma yaptıkları bölgelerde insanların nesnelere ve olaylara ne şekilde anlam atfettiklerine içeriden yaklaşabilmişlerdir. Araştırmacıların dâhil olmaya çalıştıkları toplumlara uyum sağlama adına gösterdikleri çabaları, çalışmanın saha anılarını anlattıkları bölümünde yer almaktadır. Becker’e (2015:47) atıfla, bir toplum hakkında bir şeyler yazmak istiyorsanız eğer, onunla ilgili birinci elden bir şeyler bilmeniz gerekmektedir. Etnograflar kendilerine yabancı kültürlere giderek o kültüre ait değerlerin nasıl oluştuğunu, sebeplerini ve sonuçlarını, o kültürün içine dâhil olarak onlardan biri gibi davranarak anlamaya çalışırlar. Değerlendirilmeye çalışılan bu saha çalışmasının, bu anlamda eksik bulunabilecek kısmı ise gidilen yerlerde araştırma yapan etnografların o yörelere ait dilleri bilip bilmedikleri hakkında net bir bilgi vermemesidir. Antropologların gittikleri yörelerde karşılaştıkları ilginç durumları abartılı bir şekilde anlattıkları bölüm ise gidilen kültüre ne kadar yabancı olduklarını kanıtlaması açısından önemli olsa da içinde bulunulan ortamın ayırt edici özelliklerini ve öznel niteliklerini anlatması bakımından yetersiz kalmıştır.

Çalışma, genel özet, figürler, tablolar ve katkı sağlayan kişiler, tanıtıcı bir girişten ve on adet anahtar başlıktan oluşmaktadır. Tanıtıcı bölümde sosyal medya tanımı, sosyal medya alanında yapılan akademik çalışmalar, araştırmacıların yöntem ve yaklaşımları ve araştırma sonuçları yer almaktadır. Çalışmanın diğer bölümünde ise sosyal medyada tartışılan on temel mesele üzerine yoğunlaşmaktadır. Bunlar; eğitim ve gençler, çalışma ve ticaret, çevrimiçi ve çevrimdışı ilişkiler, cinsiyet, eşitsizlik, politikalar, görsel imajlar, bireysellik, sosyal medyanın etkileri ve geleceği. Daniel Miller vd. çalışmalarının başlıkları bu şekilde sınıflandırmalarının sebebinin sosyal medya ile ilgili en çok tartışılan konular olmasından ve yaptıkları araştırmaların verdiği sonuçlardan kaynaklanmakta olduğunu ifade etmektedirler (2016:42). Her bir başlık yapılan analizler sonunda kendini cevaplandırmaktadır. Elde edilen bu bütünleyici sonuç çalışmanın yönteminin doğruluğunu, hipotezinin doğru temeller üzerine oturtulduğunu göstermektedir. Kitabın sonunda ise ekler, notlar, referanslar ve dizin bölümleri yer almaktadır. Araştırmacılar çalışmalarını “a Creative Commons Attribution Non- Commercial Non-derivate 4.0 Internationa” lisansı alarak, çalışmanın internet ortamında dolaşıma girmesini sağlamışlardır. İçinde bulunduğumuz bilgi çağında öğrenmenin herkes için olanaklı hale gelmesi gereklidir. Bu anlamda, okuyucularının bilgiye kolay ulaşmasını sağlayan bu izin, kitabın amacına uygunluğu bakımından önemli ve gerekli bir noktadır.

“How the World Change” bu üçlü çalışma serisine giriş ve genel tanımlama ve değerlendirme niteliğinde bir kitaptır. Araştırmaların farklı ülkelerde ve ülkelerin farklı bölgelerinde yapılmasının amacı ise, sosyal medya kullanım ve içerik paylaşımlarının bölgeden bölgeye nasıl farklılık gösterdiğini ortaya çıkarmaktır. Sosyal medya kullanımlarında sosyal medya ki ilişkilerden, aktivitelere, özel hayattan, sosyal medyadaki tutumlara kadar farklı sorularla çalışılan bölgelerde öne çıkan tutumlar incelenmektedir. Çalışmanın kuramsal çerçevesinde sosyal medya tanımları, sosyal medya üzerine yapılan çalışmalar, sosyal medya tarihi hakkında bilgiler verilmektedir. Niteliksel etnografik çalışma yaptıklarını ve bu çalışma sırasında empati yapmanın önemli olduğuna değinmektedirler. Aynı zamanda araştırmacılar çoklu bakış açısı geliştirerek olaylara farklı perspektiften bakmaktadırlar. Araştırmalarında hangi noktalar üzerinde yoğunlaştıklarını belirterek akılda soru işaretleri kalmasının önüne geçmeye çalışmışlar.

Araştırmanın yöntemi ve çerçevesi hakkında bilgilendirme yapılarak, araştırmada diğer şeyleri neden dışarıda bıraktıklarına dair açıklık getirmişlerdir. Becker (2015:121) bu durumun gerekliliğine “İlgilendiğimiz tüm durumlar üzerinde çalışamayız; bunu zaten amaçlamamalıyızdır da” diyerek vurgu yapmaktadır. Her bilimsel girişim birkaç örnek üzerine yoğunlaşmalı ve yapılan çalışma genelleştirilebilir olmalıdır demiştir. Araştırmacıların kendi ifadeleriyle; teorilerinin kullanılan teknolojilerin birey hayatında herhangi önemli bir değişiklik yapmadığını anlama iddiasındaydı. Buradan hareketle sosyolog Erwing Goffman’ın bireyin günlük pratikleri teorisinden yola çıkarak sosyal medyanın günlük yaşamın nasıl bir parçası olduğunu ortaya çıkarmayı amaçlamaktadırlar. Sosyal medyanın insanlara ne yaptığı ile değil, sosyal medya ile insanların ne yaptığına odaklanan bu çalışma, “Sosyal Medyanın Doğası Nedir?” mottosuna katılımlı gözlem yaparak, sadece teoriden değil aynı zamanda deneyimden de beslenmişlerdir. İnsanın yaptığı her eylem aslında günlük hayatının bir parçasıdır. Sosyal medyanın insan hayatına girmesiyle, birey hayatında önemli değişiklikler olsa da aslında birey bu platformları hemen günlük hayatına eklemlediğini gözlemlemektedirler. Özlem Oğuzhan (2015: 14) sosyal medyanın yaşamın neredeyse her anına temas etmesi, cepte hatta gözlükte kullanıcısının her an yanında olması nedeniyle ele alınan ele alınan meseleleri çerçevelemenin kolay olmadığını ifade etmektedir. Bu çalışmada işte tam da bu noktada sosyal medyanın bütün kullanımlarını ve etkilerini ortaya koymasa da, ele alınan meseleler sebep ve sonuçlarıyla açıklanmaya çalışılmaktadır.

Araştırmacılar samimiyetle başarılı ve başarısız oldukları noktaları not ederek çalışmaya eklemişler. Saha araştırmacı için de bir deneyim yeridir ve sürprizlerle doludur. Araştırmacı her yaptığı saha çalışmasında hep yeni sorunlarla karşılaşabilir. Deneyimlerin aktarılması ise diğer araştırmacıların önlem alacağı konular hakkında bilgilendirilmesi açısından ince düşünülmüş bir bölüm olarak nitelendirilebilir. Araştırmacılar yine kitabın son bölümlerinde saha içinde çalışma deneyimlerini ve ne ile yola çıktıklarını ve nereye vardıklarını hakkında deneyimlerini paylaşmaktadırlar. Gündelik hayat pratiklerinin sanılandan daha karmaşık olduğunu herhangi bir laboratuvar deneyi gibi hemen sonuçlar vermeyeceğini, kültürden kültüre ve aynı kültür içinde bölgeden bölgeye nasıl şekil değiştirdiği ile ilgili ufuk açıcı bilgiler sağlamaktadırlar.

Etnograflar araştırmalarının geçerlilik ve güvenilirliklerini sağlamlaştırmak için çeşitli anketler yaparak ve kitapta anketlerin sonuçları grafikler halinde sunarak çıkarımlar yapmaktırlar. Sosyal medya ile ilgili akademik çalışmaların ve çeşitli tanımların verilmesi araştırmacıların kendilerinin sosyal medyaya nasıl baktıkları hakkında açıklayıcı bilgi vermektedir. İnternet tarihi hakkında bilgi verilmesi ise kitabın geri kalanında incelenen çalışmaların boyutunu görebilmemiz için gerekli bilgiler içermektedir.

Etik konusunda genel anlamda kitaba bakıldığında çalışan kişilerin zarar görmemesine dikkat edilerek, kimlikler anonimleştirilmiştir. Fakat büyük şehirlerde yaşayan kişilerin nonim kimlikleri kullanıldıklarını, küçük şehirlerdeki bireyler anonimleştirdiklerini ifade etmektedirler. Kitabın bir bölümünde araştırmaya dâhil olan katılımcılardan izin alınarak buzlanma yapılmadan kişilerin fotoğrafları paylaşıldığı görülüyor. Her ne kadar izin alınsa da her iki durum etik olarak problem teşkil etmektedir. Erişilebilir olan etik olan anlamına gelemeyeceği ve kitabın dünya çapında dolaşıma girdiği düşünüldüğünde, konular ile ilgili gerekli tedbirlerin alınması önem arz eder. Araştırmacılar, sahada çalıştıkları insanlara, gerçek kimliklerini kullanıp kullanamayacaklarını sorduklarında aldıkları cevaplar genellikle tabi ki kullanabilirsiniz cevabını almışlardır. Bu durumu araştırdıklarında ise kullanıcıların gizliliğin ve özel hayatın korunması kavramlarının farkında olmadıklarını ve bu konunun neden önemli olmadıklarını farkına varmışlardır. Sorumluluk sahibi araştırmacılar olarak davranarak katılımcılara bu konunun önemini anlatmışlardır. Engin Sarı (2015:347) etnografların sadece kültürü tanımlamak için değil aynı zamanda onu değiştirmek için çabaladıklarını ve bilgiyi sosyal değişim için kullanmayı amaçlayan düşünümsel bir yöntem izlediklerini ifade eder. Saha içinde çalışmak aslında araştırma yapılan toplumun değer yargıları hakkında bilgiler edinerek onları olumlu yönde değiştirme sorumluluğunu da beraberinde getirmektedir.

Bu çalışma “Niteliksel sosyal medya gözlemleri günlük kullanımlarla nasıl şekilleniyor?” sorusuna cevap bulmaya çalışmaktadır. Daneil Miller vd. çalışma yöntemlerini dayanakları ile birlikte açıklayarak, çalışılan her başlık araştırmacıların yorumları ile sonuca bağlanmaktadır. Araştırmacılar yaptıklarını çalışmaların güçlü ve zayıf yönlerini, çalışma yaptıkları alanlarda yaşadıkları zorlukları anlatarak bu alanda çalışacak araştırmacılara bir öngörü sunmaktadırlar. Yapılan etnografik çalışma sosyal medyanın geleceği hakkında araştırmacıları tahminlerde bulunmakta ve bu değerli görüşleri çalışma sonunda okuyucuya bir ön görü olarak aktarmaktadırlar. Çalışma sosyal medya alanında araştırma yapmak isteyen akademisyen ve araştırmacılara yol gösterici bir nitelik taşımaktadır. Sosyal medya literatürüne yeni kavramlar ekleme çabası olmayan bu çalışma insanların günlük hayatta sosyal medya pratiklerini etnografik yöntemle incelemesi adına önemli ve değerli bir çalışma olarak değerlendirilebilir. Kitap boyunca tartışılan konular genişletilerek yeni çalışma alanları bulunabilir veya yapılan çalışmalar genişletilebilir.

Kitaba ulaşmak için:

https://www.ucl.ac.uk/ucl-press/browse-books/how-world-changed-social-media

Kaynakça:

Becker, S.Howard. Mesleğin İncelikleri. Ankara, Heretik Yayınları, 2015.

Miller, Danielle., Costa, Elisabette , vd. How the World Changed Social Media. London, UCL press, 2016.

Oğuzhan, Özlem. İletişimde Sosyal Medya Sosyal Medyada Etkileşim. İstanbul, Kalkedon Yayınları, 2015.

Sarı, Engin. “İletişim ve Medya Çalışmalarında Etnografi”. Ed. Besim Yıldırım. İletişim Araştırmalarında Yöntemler. Konya, Literatürk Yayınları, 2015.S. 339-400.

[1] Burada sadece örnek oluşturmak adına birkaç örnek verilmiştir. Diğer araştırmacıların özel çalışma konularına kitaptan ulaşılabilir.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: