Günümüzde Skandal Siyaseti ve Medyanın Yeri

Yazan: Selin Çetindağ, Hacettepe Ünv. SBE. Y.Lisans

Skandal siyaseti rakiplerin işini bozmak ve saf dışı bırakmak için belirli bir seçmen kitlesi hedeflenip onların görüşlerini şekillendirip denetlemeye, manipüle etmeye yönelik bir araç olarak siyasetin içinde kendini göstermektedir. Skandal siyaseti içindeki olaylar: finansal spekülasyon, suikast, rüşvet, yolsuzluk, cinsel içerikli kaset, vb gibi kişiyi itibarsızlaştıran ve sahip olduğu mevkiden uzaklaşmasına neden olacak olayların açığa çıkmasıdır. Skandallar ülkeden ülkeye, siyasal konjöktürlere ve medyanın haber yapma yetisine göre farklılıklar gösterir(Castells,2016:290).Örneğin Türkiye’de cinsel içerikli bir kasetin çıkması diğer olaylara göre daha çok sükse yapabileceği öngörülebilinir. Şüphesiz ki siyasetin içindeki bu yüz kızartıcı olayın duyurulmasında medya önemli bir rol oynamaktadır. Medyada olayın işlenişi ve işgal ettiği süre, ortaya serilen olayda ve kişilerin tepkilerinde etkili olmaktadır. Bu bağlamda medya ve iktidar ilişkileri devreye girerken; medya temsilinin gerçeklik düzeyi, doğrudan anlam üretim biçimlerini, dolayısıyla da iktidar ilişkilerini düzenlemektedir. Daha açık bir ifadeyle, medya ve iktidar ilişkileri, gücün hangi yollarla medyada sunulan içerikleri eleyip sunulmaya uygun olanları seçtiği, marjinal düşüncelerin nasıl kenara itildiği ve egemen çıkar çevrelerine ise nasıl mesajlarını halka kolayca ulaştırma imkanı sağladığı ile ilintili olmasıdır (Castells 2014: 20) . Medya dolaşıma sunduğu içeriğin hakikatle olan ilişkini yapı bozumuna uğratmaktadır. Böylelikle medya, manipülasyon sanatındaki uzmanlığını kullanırken; görsel materyallerin teknik müdahalesine, edebi oyunlara ve yansız olma çabasına sıklıkla başvurmaktadır. Çoğu zaman gündemin kurgulanması süratle değiştirilmesi için içeriğe müdahale ya da içeriğin direk olarak gizlenmesi hayati öneme sahiptir.(Çaycı, 2014: 88) İktidarın medya aracılığıyla gündemi oluşturması ya da değiştirmesi patlak verebilecek bir skandalın önüne geçmede veya gündem değiştirmedeki gücünü diğer gruplara göre çok daha avantajlı bir konuma yerleştirmektedir. Bu durum tersinden düşünüldüğünde muhalefetle ilgili bir skandalın ortaya çıkışı, medyadaki temsili ve işlenişi bakımından iktidarın işine yarayacağından bu konunun gündemi daha uzun işgal edebilme özelliği olduğu söylenebilinir. Castells(2016:285) skandal siyasetini tarihten bu yana yani günümüzdeki ağ toplumunun ortaya çıkmasından çok önce de iktidar ilişkilerinin ve kurumsal değişimin belirlenmesinde kritik bir unsur olduğunu hatta skandal siyasetin düzgün kurallara uygun bir siyasal rekabetten daha derin kökleri olan, tipik bir iktidar mücadelesi olduğunu söylemektedir. Günümüzde ise ortaya çıkan skandal siyasetinde tarihten bu yana gelen benzer süreçlerin kültürel siyasal bağlamlarının iletişimin değişmesiyle birlikte yeni şekiller ve anlamlar aldığını belirtmektedir. Bunlardan birini Castells(2016:291) skandalların merkezi bir önem taşıması siyasetin dönüşmesinin bir sonucu olarak değerlendirir.  Özellikle kendini ilerletme kültürünün bu sürece eşlik ettiğini, kendi çıkarların kolektif çıkarların üstünde olduğu bir ortamın yükselişini dile getirir (akt Castells,2016:291,Tumber 2004:1122).İktidar muhalif karşıtlığı içerisinde önemli bir kişiyi hedef almak kişisel imajların daha ön planda olduğu şu zamanda yani kolektif yapıdan ziyade bireyler daha etkin hedef olabilmektedir. Kişinin hakkında çıkan skandallar kişiyi bırakmasa da mensup olduğu siyasi parti veya siyasi oluşum kendini devam ettirebilmektedir. O yüzden daha çok bireysel olarak kuruma değil kişiye yönelik olarak ve yine kişisel bir çıkar için skandal siyasetine başvurduğunu belirtilebilinir.

Kitle iletişim araçlarının toplumsal, ekonomik ve politik işlevleri, ilgi alanlardaki ve kendi yapılarındaki değişimlere bağlı olarak farklılaşmıştır. Hatta bu konuda tarihsel kırılma noktaları tespit etmek mümkündür.(Başer ve Akça,2011: 21) Nitekim Kalender’in de vurguladığı üzere 1960’lı yıllarda kitle iletişim araçlarının sosyo-ekonomik ve kültürel sistemle olan ilişkisi değişmiş, 1970’lerden sonra ise kitle iletişim araçlarının toplum üzerindeki etkisini vurgulayan teoriler gelişmeye başlamıştır (2000: 117). Kitle iletişim araçlarının mahremiyet ile olan ilişkisi ise gizli gözetleme-dinleme sistemlerinin gelişimi ve kolay ulaşılabilirliği ile gündeme gelmiş, bir “skandal” söylemini ortaya çıkarmıştır. Nitekim Coşkun’un da belirttiği üzere kaset skandalları 1998-1999’dan itibaren Türkiye’de gündeme elmiş iken; (akt: Başer ve Akça,2011: 21 – 2000: 13) gizli kamera ilk kez 1983 yılında yolsuzlukları ifşa etmek adına Savaş Ay ve Uğur Dündar tarafından kullanılmıştır. Dolayısıyla Türk toplumunun sosyal belleğinde kaset skandallarına ve gizli kamera çekimlerine dair verilerin olduğu, söz konusu skandal konulardaki tartışmalara aşinalığının bulunduğu değerlendirilebilir (Başer ve Akça,2011: 21).Ayrıca Türkiye’de 2011 genel seçimlerindeki kaset olaylarında hukuk ve internet karşı karşıya gelmiş, erişim engelleme ve site kapatma yaptırımları söz konusu olmuştur. Buna karşın internet teknolojisinin imkânları, hukukun sanal dünyadaki gelişmeleri düzenleyebilirliğini tartışılır kılmıştır(Başer ve Akça,2011: 21).Kaset skandalları ve medya hususunda belirtilmesi gereken başka bir husus, gazetelerin konuya yaklaşımıdır. Nitekim Yüksel’in de ifade ettiği üzere medyanın gündem üzerindeki etkisi odaklanılacak konunun seçilmesinden çok belirli bir konu hakkındaki düşünce tarzını şekillendirme yönündedir (Yüksel, 2001: 187). Bu anlamda sadece bir olayın haber haline getirilmesinin yanında haber olarak nasıl sunulduğu da önemlidir. Ayrıca köşe yazarlarının bir konuya yaklaşımlarının konunun değerlendirilmesine yönelik genel bir paradigma yaratması söz konusu olabilmektedir. Coşkun’un da vurguladığı üzere “kasetlerin yarattığı merak ve heyecan, kaynaklarına ve elde ediliş yöntemlerine ilişkin ahlaki ve hukuki soru ve sorunları” geri plana atmıştır (akt: Başer ve Akça, 2011 2000: 17)

Castells internete dayalı iletişimin skandal siyasetinin yükselişine iki önemli açıdan güçlü bir katkıda bulunduğunu belirtir. (akt Castells,2016:290, Howard,2003;McNair,2006). Kitlesel öz iletişim platformlarından kitle iletişim platformlarına doğrudan erişebilme becerisi geniş bir söylentiler ve komplo kuramları okyanusunu besler. Siyasal liderler için artık mahremiyet yoktur. Davranışları cep telefonları gibi küçük, dijital kayıt cihazlarıyla faş edilmeye, derhal internete yüklenmeye açıktır. Özellikle bu durumu düşündüğümüzde geçmişten farklı bir şekilde cebimizde taşıdığımız cep telefonları artık birer delil aracı olarak ses ve görüntü kaydı ve ispatı için çeşitli önemli olaylarda karşımıza çıkmaktadır. Sansasyonel olaylarda ise bu kayıtların paylaşımı büyük bir hız ve kolaylıkla olmaktadır. İkincisi ise herhangi bir kaynağın herhangi bir biçimde açıklandığı bir haber internet üzerinde hemen viral olarak yayılma potansiyeline sahiptir (McNair,2006).Dijital ağlara dayalı dedikodular skandal iddialarının kıvılcımını birkaç saat içinde çakan devasa boyutlarda bir amfidir (Castell,2016:291). Belli bir kayıt, görüntü, video gibi içerikler internet ortamına bir kere yüklenmesinden sonra kişinin ekstra bir talebi olmadığı sürece sürekli olarak dijital ortamda kalmaktadır. Bu durumda özellikle günümüzde yaşadığımız ağ toplumunun sonuçlarından biridir ve bıraktığımız dijital izler sürekli bize eşlik etmektedir. Özellikle siyasal bir skandal üstünden düşünüldüğünde ise ortaya çıkan büyük bir paylaşım ve yorum akışının bu süreci takip ettiğini söyleyebiliriz.

Sonuç olarak skandal siyaseti tarih boyunca siyasetin içinde olmuş ve zaman zaman patlak vermiştir. Castells(2016) skandal siyasetini basit anlamda iktidar ve muhalefet çekişmesi olarak nitelendirmiştir. Günümüzde değişen en önemli durum ise yeni iletişim teknolojileri sayesinde ve her an her yerde cep telefonlarının bulunurluğu ile kişileri veya durumlara kayıt altına alıp paylaşılmanın kolaylığıdır. Özellikle herhangi bir skandal diye nitelendirilebilen bir olay internete düştüğünde çok hızlı bir şekilde yayılmaktadır ve dijital izler bu süreçte kişileri beraberinde takip etmektedir. Bu kapsamda genel olarak  görüntülerin yayınlandığı internet sitelerine erişimin engellenmesine karar verilmesi ve böylelikle yayılmasının önüne geçilmesi gibi birtakım önlemler alınmaktadır. Ancak görüntüler ya da deliller tamamen ortadan kaldırılsa bile çoğunlukla kişilerin itibar ve güvenirliliği halkın önünde zedelemiş olarak zihinlerde yer edinmektedir.

KAYNAKÇA

Başer,D ve Akça,G.(2011).Karanlığın Yok Oluşu Gelişen Teknolojinin Gizlilik ve Mahremiyet Üzerindeki Etkileri.  Muğla Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi Bahar, 26

Castells, M.(2016).İletişimin Gücü.  İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

Castells, M. (2014). İsyan ve Umut Ağları. İstanbul: Koç Üniversitesi Yayınları.

Coşkun, E. (2000). Küresel Gözaltı Elektronik Gizli Dinleme ve Görüntüleme. Ankara: Ümit Yayıncılık.

Çaycı, B.(2014). Medyada Gerçekliğin İnşası ve Toplumsal Denetim. Akdeniz İletişim Dergisi.

Kalender, A. (2000). Siyasal İletişim Seçmenler ve İkna Stratejileri. Konya: Çizgi Kitabevi.

Yüksel, E. (2001). Medyanın Gündem Belirleme Gücü. Konya: Çizgi

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: