Yeni Medya Çalışmaları 3.Ulusal Kongre Atölye Değerlendirmeleri: Hak Odaklı Veri, Dijital Haklar ve Korsan Kültür

Yazan: Başak Özen ve Derya Güçdemir/Hacettepe Ünv. SBE. Y.Lisans

Bu çalışmada, 9-10 Mart 2017 tarihlerinde gerçekleştirilen Hak Odaklı Yeni Medya Kongresi’ndeki atölye çalışmalarını değerlendireceğiz. Kongre kapsamında yapılan ilk atölye Pınar Dağ’ın Hak Odaklı Veri adlı atölyesi, ikinci atölye Faruk Çayır’ın Dijital Haklar ve Kişisel Veriler adlı atölyesi ve üçüncü atölye ise Korsan Parti’nin Kişisel Veriler Ve Mahremiyet adlı atölyesiydi. Kongrede gerçekleştirilen üç atölyenin üçünün de veriyi merkeze alarak gizlilik, mahremiyet ve haklar üzerine odaklanması son zamanlarda neden bu kadar çok veriden bahseder hale geldiğimizi açıklar niteliktedir.

Atölyede veri, en basit anlamıyla birbiri ile ilişkilendirilmemiş ham kayıt olarak tanımlanmıştır. Verilerin işlenmesi ve madenciliğinin yapılması yoluyla anlam oluşturulması enformasyon olarak tanımlanırken, enformasyonun bir amaca yönelik olarak bir araya getirilip değer kazanması ise bilgi olarak tanımlanmaktadır. Peki, veri nasıl ve ne kadar hayatımızın içinde? Eric Schmidt, zamanın başından 2003 yılına kadar olan insan iletişimini kaydetmiş olsaydık bunun 5 milyar gigabayt depolama alanı büyüklüğünde olacağını, fakat bugün bu kadar büyüklükteki bir veriyi her iki günde ürettiğimizi söylemektedir (Pariser, 2011, s.11) . Kullandığımız her yeni medya aracı arkasında fark etmediğimiz ve görünmez olan veri izleri bırakmakta ve bu veri izleri bizim kim olduğumuz hakkında hikâyeler anlatmaktadır. Verilerimiz, kar odaklı düşünen şirketler, kuruluşlar tarafından ve ulusal güvenlik amaçlı olarak hükümetler tarafından toplanmakta, işlenmekte, fişlenmekte ve satılmaktadır (EDRI, s. 1) Toplanan bu veriler, çoğu zaman özel yaşamın gizliliğini ve bireylerin mahremiyetini etik ilkelerin ve yasal düzenlemelerin eksikliğinden dolayı ihlal etmektedir.

Sosyal medya platformları ise bizi nonim kimliklerimizle çağıran ve izlenme beklentisi içine girdiğimiz bir yer haline geldi (Poitras, 2014). Birçok sosyal medya platformuna üye olurken ücret ödemiyoruz. Andrew Lewis, eğer bir şey için ücret ödemiyorsak, müşteri olmadığımızı satılan ürünün kendisi olduğumuzu söylemektedir (Pariser, 2011, s.16) Böylece, bireylerin kimliğini belirlenebilir kılan kişisel veriler ve veriler satılarak bireyler birer meta haline gelmektedir.

O halde, ne yapacağız? Veriyi hak odaklı olarak nasıl kullanabiliriz? Her şey bahsettiğimiz kadar karamsar mı? Çözüm yolları neler olabilir? Yasal ve etik süreçlerle ilgili neler yapılıyor? Bu sorular ve daha birçoğu atölye çalışmalarında tartışıldı ve biz de bu sonuçları aktarmaya çalışacağız.

Pınar Dağ

Veri, içinde bulunduğumuz küresel dijital iklimde yeni bir “değer” olarak görülüyor. Verilerin ticari kuruluşlar tarafından kar amaçlı kullanımının yanı sıra hak odaklı veri politikaları ile kamusal fayda sağlamaya yönelik kullanımı da söz konusu. 9-10 Mart 2017 tarihinde yapılan 3. Ulusal Yeni Medya Kongresi’nin ilk atölyesi, Pınar Dağ yürütücülüğünde gerçekleşen “Hak Odaklı Veri Atölyesi” idi. Atölyede “verinin hak odaklı kullanımı nasıl olur”, “hak odaklı veri sistemi nasıl sağlanır” soruları etrafında dünyadan ve Türkiye’den örneklerle, açık veri ve hak ilişkisine değinildi. OpenDefinition.org, açık veriyi “herhangi bir yasal sınırlama (telif hakkı, patent vb.) olmaksızın herhangi biri tarafından ücretsiz, serbestçe kullanılan ve dağıtılabilen bilgi” olarak tanımlıyor (The Open Definition). Verinin insan hakları, hayvan hakları ihlallerini ortaya koymak gibi amaçlarla kullanılabilmesi, açık veriye erişim ile mümkün. Bunun için kar amacı gütmeyen kuruluşlar tarafından oluşturulan bazı kaynaklar ve araçlar var: İnsani verilerin paylaşımı ve analiz edilmesi için kullanılan açık bir platform olan “The Humanitarian Data Exchange” 250’ye yakın ülkenin açık veri setlerine ücretsiz erişim sağlıyor. Washington Üniversitesi Bilgisayar Bilimi ve Mühendisliği Bölümü tarafından google.org desteği ile hazırlanan ücretsiz, açık veri toplama aracı olan Open Data Kit (ODK) ise kurumların sahada ve çalışma alanlarında mobil verilerini toplayıp, yönetmelerine yardımcı oluyor.

Atölyede, dünyada hak odaklı veri politikaları geliştiren 4 kurumdan söz edildi ve bu kurumların çalışma sistemlerine yer verildi. Bunlardan ilki olan The Engine Room, aktivistlere, sivil toplum kuruluşlarına veri ve teknolojiden en iyi şekilde yararlanmaları için yardımcı olmayı amaç edinen, kar amacı gütmeyen uluslararası bir kurum. 2011 yılından bu yana 200’den fazla kuruluşu destekleyen The Engine Room, kuruluşların eşitlik, adalet, hesap verilebilirlik gibi taleplerini, teknoloji ve verinin potansiyelinden yararlanarak dile getirmelerini sağlıyor. Hak odaklı veri politikaları geliştiren bir diğer kurum, International Data Responsibility Group. 2015 yılında kurulan Uluslararası Veri Sorumluluk Grubu (IDRG), geçtiğimiz yıl ve bu yıl düzenlediği uluslararası konferanslar ile verinin barış ve eşitlik temelli kullanımına dair düşünmeyi ve politika üretmeyi sağlıyor. Üçüncü kurum, Birleşmiş Milletler’in büyük veri ile ilgili inovasyon inisiyatifi olan, United Nations GlobalPulse. Büyük verinin kamusal fayda sağlamak için kullanılmasını amaçlayan UNGP, hükümetler, akademik çevreler ve özel sektör uzmanları ile ortak çalışarak sağlık, toplumsal cinsiyet, ekonomi gibi çeşitli alanlarda projeler geliştiriyor. Dördüncü ve son örnek olan Data & Civil Rights ise “verilere dayalı teknolojik değişim karşısında sivil hakları nasıl korur ve güçlendiririz” sorusu etrafında her yıl uluslararası konferanslar düzenleyen bir oluşum (Data & Civil Rights). Söz edilen kurumlar verinin makro ölçekte yaratacağı toplumsal faydaya (eşitlik, adalet, sürdürülebilirlik, toplumsal kalkınma) odaklanıyor. Mikro ölçekte ise hak odaklı veri haberciliği, toplumdaki adaletsizliği, şiddetin boyutlarını belirli örnekler üzerinden görünür kılmayı sağlaması açısından önemli. Kısaca verilerle gazetecilik yapmak olarak tanımlanan veri haberciliği yapılandırılmamış verileri analiz edip görselleştirerek bu verilerden anlamlı hikâyeler ortaya koymaya yarıyor (Open Data Handbook). Atölyede hak odaklı veri haberciliğine Türkiye’den örnekler verildi: 2015 yılında Dağ Medya tarafından oluşturulan, Madencilik Açık Veri Tabanı, Türkiye tarihindeki maden kazalarını harita üzerinde görebilmeyi sağlıyor. Guvenlicalisma.org adlı internet sitesi her ay bir önceki aya dair, dijital, görsel, yazılı basından ve emek meslek örgütlerinden edindikleri bilgileri sistematize ederek paylaştıkları bir veri tabanına sahip. Bianet.org sitesinin oluşturduğu “erkek şiddeti çetelesi” yaygın medyadaki haberleri düzenleyerek her ay yaşanan kadın cinayetlerini görünür kılmayı amaçlıyor.

Atölyede hak odaklı veri sistemini sağlamak için önerilen bazı çözümler şöyle: Kategorilere ve konulara göre çalışmak (iş kazaları, hayvanlara yönelik istismar gibi), veriye erişimin teknik olarak sorunsuz olmasını sağlamak (makine okunabilirlik gibi), toplanan ham verilerin yapılandırılmasını sağlamak, veri seti ekibi oluşturmak ve sistematik olarak verileri toplayan ekipler yetiştirmek.

Verinin hak odaklı kullanımı, bahsedilen örneklerle birlikte düşünüldüğünde olumlu bir tablonun varlığına işaret ediyor. Ancak bu, konunun yalnızca bir boyutu… Kongrenin Faruk Çayır yürütücülüğünde gerçekleştirilen ikinci atölyesi, veri artışının kontrol edilemez olduğu dijital çağda kişisel verilerimizin üçüncü şahıslarla kendi rızamız olmadan paylaşılması, kişisel verilerin korunmasına yönelik işleyen yasal süreçlerin geliştirilmesi gerektiği gibi konulara değinerek meselenin bir diğer boyutu ile ele alınmasını sağlıyor.

İnsanların önceden özgürlük dediği şeye, artık mahremiyet diyoruz.Çünkü artık mahremiyetimizi kaybettiğimizde özgürlüğümüzü ve gücümüzü kaybediyoruz.-Edward Snowden

Hak Odaklı Yeni Medya Kongresi’nin ikinci atölye çalışması Avukat Faruk Çayır tarafından Dijital Haklar ve Kişisel Verilerin Korunması konusunda yapıldı. Atölyede bahsedilen ilk nokta, dijital haklardan söz ederken uluslararası sözleşmelerde yer alan insan hakları ve temel özgürlükleri güvence altına alan tüm yükümlülüklerin internet bağlamında da geçerli olduğudur. Bu bağlam, ifade özgürlüğü, bilgiye erişim, toplanma özgürlüğü, siber suçlardan korunma, özel hayatın ve kişisel verilerin korunması haklarının internet ortamında da korunmasını gerektirmektedir.

Atölyede belirtildiği üzere internet, merkezsiz olması ve her sıradan bireyin içerik üretmesine izin veren yapısı sebebiyle bireylerin düşünce ve ifade özgürlüklerini güçlendiren bir demokratikleştirme aracıdır. Böylece internetin evrenselliği, bütünlüğü, açıklığı ve çok sesliliği söz konusudur. İnternete erişim temel bir haktır ve her birey elektronik ortamda anonim bir biçimde iletişim kurma hakkına sahiptir. Her birey, verilerini toplayan, saklayan ve kontrol eden her kim olursa olsun, istediğinde verilerine erişme, değiştirme ve iptal etme hakkına sahiptir. Bireylere ait veriler sadece amacına uygun olarak gerektiği süre kadar saklanmalıdır.

20170128_092646Atölyede dijital haklardan bahsedildikten sonra kişisel verilerin ne olduğu, nasıl korunduğu ve yasal mevzuat üzerinde duruldu. Atölyede kişisel verilerle ilgili bahsedilen yasal mevzuatın tamamına yer verecek olsak da hepsinden bu değerlendirme yazısında bahsetmeyeceğiz. Yasal mevzuat: Kişisel Verilerin Sınır Aşan Trafiği ve Verilerin Korunmasına İlişkin Rehber İlkeleri, Avrupa Konseyinin 108 Sayılı Sözleşmesi, Avrupa Birliğinin 95/46/At Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Yönergesi, 2002/58/EC Sayılı Elektronik Haberleşme Sektöründe Kişisel Verilerin İşlenmesi Ve Özel Hayatın Gizliliğinin Korunmasına İlişkin Direktif, AB Genel Veri Koruma Regulasyonu, 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, 24 Temmuz 2012 Tarihli Elektronik Haberleşme Sektöründe Kişisel Verilerin İşlenmesi Ve Gizliliğinin Korunması Hakkında Yönetmelik, Türk Ceza Kanunu ve 7 Nisan 2016 da Resmi Gazetede Yayınlanarak Yürürlüğe 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu şeklinde sıralanabilir. Fakat yasal mevzuatlarla ilgili olarak, Faruk Bey’in çalışmada belirttiği önemli bir nokta verileri korumaya yönelik bir çerçeve çizilmediği, devletin / şirketlerin verileri nasıl işleyeceğine dair bir çerçeve çizildiği ve kişisel verilerin saklanması / işlenmesine yönelik oluşturulan yasaların tabandan gelen bir hareket olmadığı, genellikle AB sayesinde olduğudur.

Atölyede kişisel veri, belirli ve bir kişinin kimliğini belirlenebilir kılan gerçek ve tüzel kişilerle ilgili (isim, soy isim, doğum tarihi, kimlik numarası, meslek, politik görüş, dini inanç, gelir durumu, telefon numarası, e-mail adresi, sağlık durumu, genetik bilgileri, parmak izi gibi) bütün veriler olarak tanımlanmıştır. 108 No’lu Kişisel Verilerin Korunması Sözleşmesinin 5. Maddesi’nin ilkelerine göre; kişisel veriler meşru ve yasal yoldan elde edilmeli, meşru amaçlar için kaydedilmeli, kaydedildiği amaca göre aşırı olmamalı, doğru ve güncel olmalı, gerekli görülen süreyi aşmayacak şekilde muhafaza edilmelidir. Kanuna göre, kişisel veriler bireyin açık rızası olmaksızın işlenemez olarak tanımlansa da açık rızanın tanımı yapılmamakta ve hangi unsurları içerdiği de belirtilmemektedir. Sağlık verileri gibi özel nitelikli ya da daha hassas kişisel veriler göz önüne alındığında, açık rızanın alınması daha önemli olmaktadır. Faruk Bey’in atölyede belirttiği üzere, sağlık verilerimizi Sağlık Bakanlığı ihaleyle başka şirketlere satabilmektedir. AIDS, şizofreni, cinsel sağlık konularında kaydı tutulan verilerin satılması bireylerin özel yaşamının gizliliğini ihlal etmekle kalmayıp, toplumdan dışlanmak, işini kaybetmek vb. gibi ciddi sorunlara sebep olabilmektedir. Faruk Bey’in dikkat çektiği bir diğer önemli nokta ise, kamu kurum ve kuruluşlarına, kişisel verilen korunması kanunu göre ceza uygulamasının bulunmamasıdır. Kanunun 17. ve 18. Maddesinde Suçlar ve Kabahatler bölümünde düzenlenmiş olup, bu maddelere göre kanuna aykırı hareket eden kamu kurum ve kuruluşlarına ilişkin ceza verilmesi söz konusu değildir.

Atölyenin      ilerleyen     kısmında     Ohal     Kanun     Hükmünde      Kararnameleri      ve     Ohal Uygulamalarından bahsedildi. 1 Eylül 2016 tarihinde resmi gazetede yayımlanan 15.08.2016 tarihli 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 43. Maddesine göre, 657 sayılı Harita Genel Komutanlığı Kanununa getirilen ek madde ile Coğrafi Veri Merkezi kuruldu. Bu veri merkezi TSK’ya bağlı Harita Genel Komutanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösterecek ve savunma, güvenlik, istihbarat ve kalkınma maksatlı çalışan kurum ve kuruluşların coğrafi veri ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kurulmuştur. Bu durumda Faruk Çayır’ın dikkat çektiği nokta bu düzenleme ile yer tespiti, konum tespiti, GPS tespitleri gibi alanlara müdahale edilebileceği ve askeri bir kurum olarak düzenlenen bu kurumun kalkınma amaçlı olarak bütün bakanlıklar ve resmi kurumlar ile veri paylaşacağının da düzenlenmesidir.

Ohal süresince gerçekleşen bir diğer durumun ise sansürler olduğu bilinmektedir. 8-10 Ekim 2016 tarihlerinde Dropbox, Google Drive ve One Drive gibi paylaşım platformlarının 1,5 gün boyunca sansürlenmesi, 4 Kasım 2016’da VPN servislerinin kapatılması ve erişimin engellenmesi örnek olarak verilebilir. Bunların dışında, 680 sayılı OHAL Kanun Hükmünde kararnamesinin 27. Maddesine göre 2559 sayılı Kanunun ek 6. Maddesine fıkra eklenerek, polis, sanal ortamda işlenen suçlarda, yetkili Cumhuriyet başsavcılığının tespiti amacıyla, internet abonelerine ait kimlik bilgilerine ulaşmaya, sanal ortamda araştırma yapmaya yetkilendirilmiştir.

Sonuç olarak, dijital haklarımıza ve kişisel verilerimizin korunmasına yönelik haklarımıza sahip çıkabilmek için veri etiğinin ve yasal süreçlerin gelişmesi, bireylerin bu yöndeki farkındalığın artması ve desteklenmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz.

Telif hakları insanın kendini gerçekleştirmesinin önünde bir engeldir! -Korsan Parti

kpYeni Medya Kongresi’nin son atölyesi Korsan Parti’ye ayrılmıştı. “Yeni Medya ve İletişim Teknolojilerinden Kişisel Mahremiyet, Güvenlik ve Korsan Kültürü” başlıklı atölyeyi Korsan Parti Hareketi adına İsmahan Simge Gümüşay ve Mehmet Şafak Sarı düzenledi. Atölyede öncelikle Korsan Kültür Hareketi’nin doğuşundan söz edildi. Buna göre Korsan Kültür, dünyada iletişim teknolojilerinde ve yeni medya araçlarında kişisel mahremiyetin ve güvenliğin sağlanması temelinde ortaya çıkmıştır. Sunumda, Korsan Kültür’ün ortaya çıkmasında dört dönüm noktası olduğundan bahsedildi. Bunlardan ilki The Pirate Bay Davasıdır. http://www.thepiratebay.org isimli internet sitesi, 2006 yılında telif hakları olan eserleri korsan olarak dağıtması nedeniyle suçlu görüldü ve sitenin İsveç’teki sunucularına el konuldu. Buna ilişkin 2009 yılında görülen mahkemede, The Pirate Bay’in telif haklarını ihlal ettiği yönündeki suçlamalar düştü. Bu durum ise yeni iletişim teknolojilerinin paylaşım kültürünü ve telif/patent ilişkilerini değiştirmesi ile ilgiliydi. İkinci dönüm noktası ise Richard Stallman’ın geliştirdiği özgür yazılım fikridir. Özgür yazılıma göre yazılım kodlarının gizlenmesi ve ticari amaçla geliştirilen yazılımların zamanla kapalı kaynak kod haline gelmesi beraberinde birçok sorunu getirmektedir. O halde özgür yazılımdaki “özgürlük” ne anlama gelmektedir? Bir programın kaynak kodunu istediğiniz şekilde değiştirme, kopyalama ve dağıtma özgürlüğünü ifade etmektedir. Üçüncü dönüm noktası ise Aaron Swartz ve onun bilgiye erişim özgürlüğü için verdiği mücadeledir. Swartz, Gerilla Erişim Manifestosu’nda dünyada yazılan kitapların, dergilerde yayınlanan bilimsel ve kültürel mirasın sayısallaşması ve tüm bu bilginin şirketler tarafından kilit altına alınmasını eleştiriyordu. Nitekim JSTOR’dan 4 milyona yakın makaleyi bilgisayarına indirip bilginin halka açık hale gelmesini sağladı ve ayrıca ABD’de hukuk metinlerinin parayla satıldığı PACER sistemine alternatif olarak RECAP sistemini geliştirerek 18 milyon belgeyi ücretsiz olarak paylaştı. Dördüncü dönüm noktası ise Edward Snowden’ın ABD’nin istihbarat servisi Ulusal Güvenlik Dairesi’nin (NSA) kullanıcıların tüm verilerine ulaşabilecek ve bu verileri geriye dönük olarak kaydedebilecek bir teknolojiye sahip olduğunu ortaya çıkarmasıdır. Bu durum kişisel mahremiyetin sadece çevrimdışı hayatta değil çevrimiçi hayatta da korunması gereken temel bir hak olduğunu gösterir nitelikteydi. O halde mahremiyet neden önemlidir? Buna atölye sırasında bir soruyla cevap verildi: Tanımadığımız birisi size kişisel hayatınızla ilgili 100 soru sorsa cevap verir misiniz? Muhtemelen vermezsiniz ancak dijital teknolojiler ve yeni medya araçları bilgilerinizi kullanıyor, depoluyor ve üçüncü şahıslarla paylaşıyor… Peki, bu durumda gizlilik olmazsa ne olur?  Kişisel verilerimizin kar amaçlı olarak şirketlere satılması ve hükümetler tarafından güvenlik amacı ile gözetlenmesi bizi birer meta haline dönüştürüyor. O halde, biz ne yapabiliriz? Korsan Parti Hareketi’nin atölyede önerdiği bazı çözümler var:

Gönderdiğiniz maillerin kriptolama yöntemi ile üçüncü bir kişi tarafından okunmasını engelleyen Proton mail kullanmak, internet sitelerine güvenli erişim protokolü olan https kullanarak bağlanmak, sizi bu “https” bağlantılı sitelere yönlendiren https everywhere tarayıcı eklentisini kullanmak; reklamlar ve çerezlerden kurtulmak için tarayıcınıza Privacy Badger yüklemek, verilerinizi toplamayan duckduckgo arama motorunu kullanmak, internette anonim olmanızı sağlayan Tor tarayıcı kullanmak, mobil cihazlarınızda güvenli görüşme yapabilmek için signal uygulamasını kullanmak.

Sonuç olarak, Korsan Parti Hareketi bireylerin kişisel verilerinin korunması ile birlikte; bilgi özgürlüğü, özgür yazılım, şeffaflık, telif hakları, gözetim ve insan hakları konularında hem bireyleri hem de toplumu güçlendirmek adına politikalar üretmektedir.

Genel Sonuç

Bu yıl “Hak Odaklı Yeni Medya” teması ile düzenlenen 3. Ulusal Yeni Medya Kongresi’nde sırasıyla “Hak Odaklı Veri”, “Dijital Haklar ve Kişisel Verilerin Korunması”, “Yeni Medya ve İletişim Teknolojilerinde Kişisel Mahremiyet, Güvenlik ve Korsan Kültürü” başlıklı atölyeler gerçekleştirildi. Pınar Dağ’ın yürütücülüğündeki ilk atölyede, verinin insan hakları, hayvan hakları gibi konularda farkındalık sağlamak için kullanılabileceği, dünyadan ve Türkiye’den örneklerle açıklandı. Faruk Çayır yürütücülüğündeki ikinci atölye ise ifade özgürlüğü, bilgiye erişim, toplanma özgürlüğü, siber suçlardan korunma, özel hayatın ve kişisel verilerin korunması başlıkları altında gerçekleşti. Korsan Parti Hareketi adına yürütülen üçüncü atölyede ise dijital çağın paylaşım kültürünün sonucu olarak, internet ortamında bilgiye erişimde telif haklarının kapsamının genişletilmeye ihtiyaç olduğu belirtildi. Ayrıca mahremiyetin yalnızca çevrimdışı hayatta değil, internette de korunması gereken bir hak olduğu ifade edildi. Atölyeleri genel olarak değerlendirdiğimizde ise bizlerin önerileri:

  • Verinin hak odaklı kullanıldığı örneklerin artması için veri okuryazarlığının gelişmesi,
  • Daha şeffaf ve hesap verilebilir bir yönetim için hükümetlerin, verilerini kamu ile paylaşmaları,
  • Bireylerin interneti kullanırken kişisel verilerinin nasıl elde edildiği, saklandığı ve üçüncü şahıslarla paylaşıldığı konularında farkındalık kazanmaları,
  • Bireylerin, kendilerine tanınan kişisel verilerin korunmasına yönelik yasal hakları konusunda bilgi sahibi olmaları,
  • Kişisel verilerin (örneğin sağlık verilerinin) devletler tarafından şirketlerle paylaşılmasına olanak veren yasal uygulamaların, kişisel hakların korunması temelinde yeniden düzenlenmesi,
  • İnternette, sosyal medya platformlarında, televizyon kanallarında kişisel verilerimizin korunmasına yönelik sahip olduğumuz yasal hakların anlatıldığı kısa videoların gösterilmesi olarak sıralanabilir.

Bahsedilen önerilerin hem bireylerin güçlenmesi hem de hak odaklı veri politikalarının yürütülmesi için faydalı olacağına inanıyoruz.

Kaynakça

Data & Civil Rights. (tarih yok). Mart 21, 2017 tarihinde http://www.datacivilrights.org:

http://www.datacivilrights.org/ adresinden alındı

EDRI. Veri Korumaya Giriş. (6). (H. Balkanlar, Çev.) İstanbul: Alternatif Bilişim Derneği.

Open Data Handbook. (2015). Erişim Adresi:  http://opendatahandbook.org/

Pariser, E. (2011). The Filter Bubble: What the Internet Is Hiding from You. ZNet, 304.

https://doi.org/10.1353/pla.2011.0036

Poitras, L. (Yöneten). (2014). Citizenfour [Sinema Filmi].

The Open Definition. (tarih yok). Mart 21, 2017 tarihinde opendefinition.org:

http://opendefinition.org/ adresinden alındı

 

 

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: