ALGORİTMALARIN YARATTIĞI YANKI ODALARINDA SİYASAL KATILIMIN OLANAK/SIZLI/ĞI

*Bu yazı ilk olarak Varlık Dergisi S:1317 (ss.19-23) de yayınlanmıştır.

Mutlu BİNARK, Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi

Yeni medya ortamlarının sağladığı olanakları şöyle bir sayalım desek aklımıza ilk elde gelen hususlar, yakın çevremizle hızla haberleşmek, her an onlarla bağlantıda kalmak, arzu ettiğimiz formatta (ses, görüntü, metin) içerik üretip paylaşmak/yaymak, dünyada ve Türkiye’de olup bitenlerle ilgili an’lık enformasyon akışına sahip olmak böylece “gündemi” takip etmek, gündeme koşut yaşadığımıza göre de siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel olaylara anında tepki vermek, bu tepkimizi arayüzey akışımızda dolaşıma sokmak olarak sıralayabiliriz.

Pekiyi, arayüzey üzerindeki edimlerimiz burada sıralandığı gibi dikensiz gül bahçesi midir? Herhangi bir yeni medya ortamında yakınlardan oluşan bir dünya inşaası bizim varlığımızı ne kadar zenginleştiriyor ve çoğaltıyor? Sosyal medya ortamlarında paylaşılan tüm içerikler barışçıl, temel insan haklarına saygılı, özgürlükçü ve eşitlikçi bir dünya tasarımı arzusundan kaynaklanan, evrensel etik değerleri, temel erdemleri besleyen içerikler midir? Acaba dünyada ve Türkiye’de neler olup bittiğini hashtagler (etiketler) veya haber akışı beslemeleri üzerinden gerçekten takip edebiliyor muyuz? Herhangi bir olaya olguya sosyal medya uygulamaları ile verdiğimiz tepki,  toplumsal, siyasal, kültürel ve ekonomik alanları nasıl değiştirmekte ve kolektif belleğin, kolektif zekânın üretilmesinde nasıl bir rol oynamaktadır? Her ürettiğimiz içerikten kim/ler nasıl değer yaratıyor? Arayüzey dolayımıyla üretip yaydığımız içerikler “varlık” olarak bizi nereye nasıl konumlandırıyor? Dijital performansımızla ürettiğimiz “varlık” fiziksel olanı nasıl sarıp sarmalıyor? Devletler ve bilişsel kapitalizmin iktidar sahipleri dijital bedenlenişimizi ne şekilde biyoiktidar aracına dönüştürüyor? vb. soruları sormaya başladığımızda, yeni medya ortamlarındaki olanaklar birden tersyüz edilmekte.

Günümüzde bireylerin farkında olması gereken, yeni medya ortamlarının Janus’un iki yüzü gibi olan bu yapısı. Sosyal medya ortamlarını kullanarak siyasal, toplumsal, kültürel ve ekonomik olaylara ve eylemlere etki etmek konusunda, iki önemli altyapısal belirlenimin farkında olmak çok önemli. İlki tüm kullandığımız platformların algoritmalarının oluşturduğu bireysel “yankı odaları” ve ikincisi ise arayüzey akışımızın benlik performansımızdaki seçişlere koşut bireyselleştirilmiş olarak algoritmik inşaası. Bu iki yapısal özellikten beslenen günümüzün önemli bir siyasal sorunu sosyal medya platformlarının algoritmalarının devlet, hükümet ve yahut şirketler tarafından “post-gerçek” üretimi için savaş aracı olarak kullanılmasıdır. Veri bilimci Jonathan Albright, yapay zekânın daha önce hiç görülmemiş bir şekilde sosyal mühendislik aracı olarak kullanılmasındaki tehlikeye “bu bir propaganda aracı”dır diyerek dikkat çekmektedir (Anderson ve Hoervarth, 2017:1).  Gelin şöyle bir kurguda bulunalım: Twitter hesabımızda akan gönderiler troller ve bot hesaplar tarafından gönderilmekte olsun, biz de sürekli olarak bu hesapların beslediği enformasyon akışı içinde olalım, bunları paylaşalım ve beğenelim, arayüzeyimizde akışa bakıp kendimize benzerlerin ne kadar çok ve çoğunluk olduğunu (tabii bunun aksi de mümkün) düşünüp memnun olalım, kanaatlerimiz böyle bir akış içinde çerçevelensin… Bu durumun sonunda, nasıl bir siyasal, toplumsal ve ekonomik yurttaşlık pratiği gerçekleştiririz?

İşte bu nedenle, bu yazıda yukarıdaki girizgâhta tanımlamaya çalıştığım bu üç husus üzerinde durmak istiyorum.  Birleşik Krallık’ta Brexit adıyla bilinen halk oylaması ABD’de 2016 Başkanlık seçimleri ve Türkiye’de 16 Nisan 2017 halk oylamasında sosyal medya ortamlarında üretilen “kolektif bellek” göz önüne alınırsa, algoritma ve veri temelli kurulan iktidarın yaşamımızın her alanında oynayacağı rolün artacağını söylemek yanlış olmaz.  Algoritmaların kurguladığı yankı odaları bu seçim örneklerinde açıkça görüldüğü üzere siyasi manipülasyon amaçlı kullanılan troller, trol ordusu ve bot hesaplar tarafından hedef alındığında ortaya çıkan durum “enformasyon yoksunluğu” ve “post-gerçek”[i] olgusu. Nilgün Tutal’ın ifadesiyle post-gerçek olgusu ile yitirilen “gerçek ile gerçeğin insan zihnindeki yansıması arasındaki bağlantı, insanın gördüğünü, düşündüğünü veya hissettiğini gerçeğe sadık kalarak ifade etmesine dair ahlaki ya da etik ilkenin bizzat kendisi; bir anlatıcının anlatısında ya da tanıklığında olguya sadık kalmayıp, samimiyetini ve dürüstlüğünü yitirmesini dert etmemesi” (2017:6).

Orhan Şener’in de altını çizdiği gibi, platform kapitalizmde arayüzeylerdeki performansımız benzer görüşteki kişileri takip etmek üzerine kurulu, böylece bunun sonucu olarak  kendi kanılarımızı paylaşan ve besleyen bir yankı odası içinde kalmaktayız (2017:15). Engin Bozdağ’ın Bursting the Filter Bubble: Democracy, Design and Ethics (2015) adlı doktora tezinde Eli Pariser’in “filtre balonu” kavramından yola çıkılarak, algoritmaların yönlendirdiği siyasi katılımın demokratik yurttaş pratiklerini geliştirmediğini, gündelik hayatta varolan siyasi kutuplaşmaları daha da derinleştirdiğini Hollanda ve Türkiye’de farkı olaylarda Twitter kullanım pratiklerini Twitter akış takibi ve sosyal ağ analizi ile ortaya koymaktadır. Bozdağ, platformların algoritmik yapıların, enformasyona erişim ve ifade özgürlüğü önünde yeni eşik bekçileri olarak işlev gördüğünü belirtmektedir.

Eli Pariser (2011), “filtre balonu” olgusunun kültürel ve toplumsal sonuçlarını açıkladığı çalışmasında, bireyselleştirilen kullanım pratikleri ve yahut bireysel tercihler üzerinden şekillendirilen arayüzey aramaları ve akışlar nedeniyle,  İnternet’in farklı ve çeşitli birikimler arasında bağ kurulması olanağının ortadan kaldırıldığına ve birbiriyle aynı kanaatleri paylaşan kişileri gruplandırdığına dikkat çeker. Pariser’e göre, filtre balonunun üç özelliği vardır: “1. Belirli bir  balonda bulunan tek kişi sizsinizdir; 2. Bu balonu göremezsiniz; 3. Bu balona girmek sizin tercihiniz değildi(r)” (aktaran van Dijk, 2016: 321).  İnternet’in giderek Facebook veya Google haline gelmesine koşut olarak, bireysel kullanım alışkanlarımızın da  bir çok ortama sahip ve bunları yöndeştiren bu tekel platform sahipleri tarafından giderek daha fazla anlamlı/semantik algoritmalar üretmek için kullanıldığını belirtir. Bireyler birbirine entegre ve yöndeşmiş bu altyapılarda içerik ürettikçe “zayıf yönleri” (zaafları) da algoritmalar üzerinden ortaya çıkartılmaktadır. Bu zaafların siyasal katılım, ekonomik bir tercih veya kültürel bir seçiş için nasıl bireyselleştirilmiş ikna ediminin hedefi haline geleceğine örnek ise yazının başında verdiğim Birleşik Krallık 2016 Brexit halk oylaması ve 2016 ABD Başkanlık seçiminin bizatihi kendisidir. Bireyselleştirilmiş arayüzey akışının algoritmik tasarımı Pariser’e göre,  kamusal alandaki antagonizmayı ve farklı kanaatlerin müzakere olanaklarını ortadan kaldırmaktadır.  Bu noktada forum tiyatrosu kuramcılarından Agusto Boal enformasyonun “çitlenmesi” kavramına başvurulmasının faydalı olacağını düşünüyorum. Boal, “çitleme” kavramını, 17.yüzyıl İngiltere’sinde  halkın kullanımına açık arazilerin büyük toprak sahipleri tarafından “çitlenerek”, açık ve herkesin kullanımına açık olana el konulup, sahiplenilmesi olayına dayanarak açıklar. Geçmişte nasıl toprak çitlenmişse, günümüzde de enformasyon platform sahipleri tarafından çitlenmektedir (Boal 1995:5’ten aktaran Downing,2017:255), kullanıcılar da gönüllü, gayri maddi emek gücüne dönüşmektedir. Filtre balonu ve bunun sonucu oluşan yankı odaları kamusal alanda müzakere ve diyalogun “çitlenmesi” anlamına gelmektedir. Pew Research Center tarafından İnternet’te ifade özgürlüğünün geleceği ve çevrimiçi sahte haber sorunu üzerine konunun uzmanı akademisyen, bilişim endüstrisi profesyonelleri ve STK temsilcileri ile yapılan araştırmanın sonucunda, Vint Cerf İnternet’in giderek daha fazla parçalanma tehlikesi altında olduğunu belirtmektedir (Raine vd.2017: 6). Cerf’e göre, “insanlar çevrimiçi medyada mesnetsiz/dayanaksız iddialar, çıkarımlar ve suçlamaları yapmakta kendilerini özgür hissetmektedir…. Önyargılarla güçlendirilmiş dışa kapalı topraklar ve kötü davranışlara küresel erişimin bileşimi toksik bir karışıma benzemektedir.” (Raine vd. 2017: 6). Sonuç olarak, Jan van Dijk, filtre balonu olgusunu “öz-seçimli enformasyon hapishanesi” (2016:321) olarak adlandırmaktadır.

2016 ABD Başkanlık seçimleri süreci ve sonucu yapay zekânın sosyal mühendislik aracı olarak kullanılmasının en iyi örneğidir. Cambridge Analytica[ii] adlı şirket tarafından bireylerin Donald Trump ve Hillary Clinton’a yönelik olarak kanaatlerini değiştirmeye yönelik olarak Facebook kara postalarının, A/B testlerinin, bot hesaplar aracılığıyla bireyselleştirilmiş ikna stratejilerinin ve sahte haber sitelerinin nasıl kullanıldığını kısaca açıklayalım. Cambridge Analytica da tıpkı diğer şirket gibi veri pazarında satılan büyük veri setlerini satın alarak, bu verilerden bireylerin bilişsel ve duygu durumlarına ilişkin çıkarımlarda bulunan bir algoritma geliştirmiştir.[iii] Şirket, Facebook ve Twitter gönderilerini toplayarak, şirketin veri tabanında bulunan kişilik profilleriyle ilişkilendirmiştir. Bu sayede, şirket hangi seçmenin kime oy vermeye eğilimli olduğunu tahmin etmektedir. İşte sorun da bu çıkarsamadan sonraki adımda başlamaktadır. Seçmenin olasılığı yüksek oy verme davranışını değiştirmek için bireyselleştirilmiş yanıltıcı, bağlamı kopuk ve dayanaksız sahte haber bombardımanına tutulması. Üstelik algoritmanın bireyselleştirilmiş içerik iletmesi nedeniyle, örneğin Facebook’ta bir seçmene gönderilen kara postaların sadece o kişi tarafından arayüzey akışında görülmesi söz konusu olmuştur. Bu durumda o kişinin enformasyonun doğruluğunu teyit etmek için arayüzeyinde bir tartışma dahi meydana gelmemektedir. Bu tür kara postalar, Amerikalı seçmeni baskılama işlevi görmüştür. Berit Anderson ve Brett Horvarth’ı izleyerek dersek, böylece gelecekteki “kara kuğu” seçimlerinin temeli atılmıştır (2017:11).  2016 Başkanlık seçimlerinde 306’ya yakın sahte haber sitesi tespit edilmiştir, ancak bu sahte haber siteleri oldukça etkili bir şekilde haber ekosistemini etkilemektedir: bu sahte haber siteleri  23.000 sayfa ve 1.3 milyon hiperlinke sahiptirler (Anderson ve Horvarth, 2017:11). Üstelik arama motorlarında seçimle ve adaylarla ilgili bir arama yapıldığında ön sıralarda erişilmektedir (12). Albright, bunun sonucunun yanlış, aşırı önyargılı, siyasal olarak belirlenmiş enformasyonun toplumda yayılması olduğunu belirtir. Şirket tarafından Trump yandaşı olan sosyal medya akışları da bot hesaplar tarafından üretilmiştir. Cambridge Analytica şirketinin algoritmasının işlemesinde demokratik siyasal katılım için daha da  kaygı verici  bir husus ise, bireylerin daha fazla sahte haberlerle ilgilendikçe, şirketin geliştirdiği bireyselleştirilmiş kişilik ilişkilenme algoritmasına daha fazla bağımlı hale gelmeleridir. Algoritmik propaganda sonucu ABD’de Donald Trump Başkan olmuştur. Bunun sonucu olarak gelecekte seçimlerde, siyasi liderlerin fikirlerinin ya da politika önerilerinin değil, satın alınan büyük veriler üzerine kurulu algoritmik propagandanın seçmen davranış çıkarsamasının ve otomatikleştirilmiş davranış değişikliğinin yarışacağı öngörüsünde bulunulabilir.  Algoritmik propagandanın yakın gelecekte yalnızca Facebook ve Twitter arayüzey akışımızda kullanılmayacağı, sanal gerçek ve arttırılmış gerçek uygulamaları ile entegre edilebileceği de söylenebilir.

Access Now’ın İnternet’te ifade özgürlüğünün gerçekleşebilmesi için trol vb. ordular ve bot hesaplar sorununun nasıl çözüleceğine ilişkin endişesi oldukça yerindedir (Access Now, 21 Nisan 2017). Günümüzde özellikle siyasi partilerin ve özellikle otoriter devletlerin trol ordularını ve bot hesaplara kamuoyunu manipüle etmek amacıyla kaynak ayırdıkları bilinen bir gerçektir. Örnekler vermek gerekecek olursa, Rus devletinin kullandığı trol ordusunun, 2014 yılında Ukrayna’daki nüfusu Rusya yanlısı ve karşıtı olarak kutuplaştırması, 2016 ABD Başkanlık seçimlerinde Trump destekçisi ve Clinton karşıtı içerikler yaymaları, 217 yılının başından bu yana da İsveç kamuoyunu hedef alarak uzun erimli bir strateji belirleyerek Batı dünyası ile ittifaktan uzaklaştırmaya ve gelecek seçimleri etkilemeye yönelik içerikler üretmesi ve son olarak Fransa’da 2017 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aşırı sağ bloğun adayı Marine Le Pen’i destekleyen içerikler yayması gibi. Keza Çin Halk Cumhuriyeti’nde de “50 Cent Army” de Çin’de halkın kullandığı sosyal medya platformları olan QQ, We Chat, RenRen, Weibo, Youku Tudou, DianPing  vd. de hükümet destekçisi iletiler üreterek, halkın çoğunluğunun mevcut hükümet ve politikalarının destekçisi olduğu şeklinde algı/tasarım inşaa etmektedir. Hindistan’ın mevcut Başbakanı Narendra Mori’nin de 2014 yılındaki seçim kampanyasında kendi partisi Bharatiya Janata’ya karşı muhalefet yapanlara yönelik olarak nefret söylemi içerikleri ürettirdiği, Filipin Cumhurbaşkanı Rodrigo Duterte’nin “klavye ordusunun” hükümet karşıtlarına yönelik ölüm tehdidi içeren mesajlar ürettiği bilinmektedir. Batı dünyasında da devletlerin “ifade özgürlüğü” hakkı çerçevesinde, trol ordusu istihdam etmediklerini varsaysak bile, şirketlerin “çevrimiçi persona yönetimi” hizmetlerinin “satışta” olduğu bilinmektedir. Kate Crawford trollemenin günümüzde siyasal söylemin anaakım biçemi haline geldiğini iddia etmektedir (Raine vd. 2017: 9). Avrupa’da yakın zamanlarda yükselişte olan aşırı sağ partilerin ve liderlerin, ABD’de Donald Trump’un söylemsel pratiklerine bakılacak olursa Crawford’un ne kadar haklı olduğu görülecektir: siyasal, toplumsal ve ekonomik sorunların tartışılmasının yerini etnik grupların, azınlıkların, dini inanışların ve yabancıların, özellikle göçmenlerin ve sığınmacıların, LGBTi bireylerin sorun kaynağı olarak hedef gösterilmesi ve şeytanileştirilmesi almıştır.  Çevrimiçi dünyada siyasi liderlerin zihinlerine ve yüreklerine hakim olan “kötülüğün sıradanlığını” doğal kılan söz edimleri, kampanya yöneticilerin tarafınca ücretli işe koşulmuş trol hesapların ürettikleri mesajlar, İnternet memeleri (capslar, gifler) ve videolarla pekiştirilmektedir.

Türkiye özeline gelecek olursak, özellikle Haziran 2013 Gezi Parkı eylemlerini müteakip, Adalet ve Kalkınma Partisi tarafından geleneksel medyanın yanısıra, sosyal medya ortamlarının da “yönetilmesi” gerektiğini kavramış, kamuoyunda “AK Troller”[iv] adıyla bilinen bir sosyal medya grubu istihdam edilmeye ve Türkiye’nin gündemindeki önemli olaylarda “post-gerçek” üretimi ve kamu yararından uzak alternatif bir gündem yaratılması için işe koşulmaya başlanmıştır. Siyasi trol hesapların amacı Türkiye’nin siyasal olarak kutuplaşan siyasal ve toplumsal alanı daha da keskinleştiren ve siyasal hamaseti doruk noktasına çıkartan içerikler üretmek, kitlesel ajitasyon yapmaktır. Bu içerikler rasyonel akılla düşünüşe, olup bitenleri irdeleyişe ve eleştirel mesafelenişine izin vermemektedir. Devletlerin, hükümetlerin ve şirketlerin yaptıkları bu hesaplar üzerinden son kertede yapılan şey, post-gerçeğin, diğer bir deyişle gerçekle bağı kopartılmış, bireyi çelişkiye düşüren, ardyöresi olmayan, birey tarafından olayın veya olgunun ardyöresinin kavranmasını namümkün kılan, katıksız ve yoğunlaştırılmış demagojik söylem pratiklerine temelli otoriter popülizmi destekleyen ve toplumsal galeyana gelmeye kaynaklık eden içeriklerin üretilmesidir.  Şener de Türkiye dahil yukarıda adları zikredilen bir çok ülkede, iktidarın egemen kılmak istediği söylemsel pratiği sosyal medya ortamlarında profesyonel ekipler aracılığıyla dolaşıma soktuğunu belirtirken, asli amacın, “… gerçeğin karşısına bir ya da daha çok argüman koymak ve kitlelerde hakikate karşı güvensizlik yaratmak ve mümkünse ortak paydada birleşilebilecek bir hakikatin olmadığı kanaatini yerleştirmek” (2017:17) olduğu şeklinde oldukça önemli bir saptama yapmaktadır. Türkiye’de de 16 Nisan 2017 de Anayasa maddelerine ilişkin değişiklik yapılmasına ilişkin halk oylaması örneğinde olduğu üzere, Facebook ve özellikle Twitter’da gerek oylama konusunun üretilen hashtagler ile çarpıtılması, bağlamından kopartılması, gerekse halk oylamasının tartışmalara açık sonucunun AK trol ordusu tarafından sandıkların kapanması ve YSK’nın mühürsüz oylara ilişkin açıklamasını takiben hızla yürütülen  birçok farklı hashtag kampanyası ile “büyük bir zafer” olarak kurgulanmasının altında yatan iktidar stratejisi Şener’in de saptamasında dikkat çekilen “yeni bir gerçek”, diğer bir deyişle “post-gerçek” inşaasıdır. Özellikle referandrum sonucunda Twitter ortamında üretilen farklı hashtaglere bakılacak olursa, bu etiketlerin altında içerik üreten trol ve bot hesapların varlığı dikkat çekecektir.

Access Now’ın trol ordularının ve bot hesapların siyasi ve ekonomik iktidar mücadelesi için kullanılması karşısında, sosyal medya platform sahiplerinden talebi, şirketlerin temel ve evrensel insan haklarına saygıyı merkeze almaları ve algoritmalarının nasıl üretildiği ve bireyin sanal uzamda performansını nasıl şekillendirdiği, dolayısıyla buradan da gerçek uzama taşınan akışların demokratik siyasal katılımı nasıl şekillendirdiğine ilişkin şeffaf ve hesap verici olmalarıdır.  Harvard Üniversitesi Berkman Center’den Judith Donath da The Social Machine: Designs for Living Online adlı çalışmasında, filtre balonları ve yankı odaları üreten algoritmalar yerine, daha iyi algoritmaların üretilmesi gerektiğini belirtmektedir (aktaran Raine vd., 2017:18).

Giderek daha fazla öğrenen ve akıllı hale gelen algoritmalar arayüzeyde ne arayacağımızı, neyi beğeneceğimizi, ne paylaşacağımızı bilmekte, dijital performansımız temel alarak siyasal, ekonomik, toplumsal seçiş ve kararlarımızı kavramakta ve üstüne üstlük belirme çabasındadır. Algoritmaların yarattığı ve bizi benzerlerimizle aynı kanaatlerin yaygın ve egemen olduğunu düşündüğümüz bir akışa adeta mahkum eden yankı odalarına ve bu yankı odalarını hedef alan devlet, hükümet ve şirketlerin yürüttüğü veri madenciliği ve verigözetimi (dataveillance) temelli algoritmik arayüzey savaşlarına karşı ne yapabiliriz?  Sorunun yanıtı basitçe, “sosyal medya ortamlarında olmak ya da olmamak işte bütün mesele bu!” değildir. Bireyler sosyal medya platformlarını ve yeni medyanın öğrenen (akıllı) algoritmalarını, Nesnelerin İnternet’ini giderek daha fazla gündelik yaşamı içine dahil edecektir. Ağların içine dahil olduktan sonra Jan van Dijk’in de dikkat çektiği üzere ağların yapısı ve kullanımı konusunda çok az denetim sahibidir (2016:410). Sarphan Uzunoğlu’nun da vurguladığı gibi (2017:14), tüm bu olguların kurumsallaşmış olduğunun farkında olarak, bu kurumsal yapıları daha iyi analiz etmemiz elzemdir. Pariser’in önerisi, toplumda basit düzeyde “algoritmik okuryazarlığın” geliştirilmesi, tıpkı yabancı bir dil öğrenmek nasıl teşvik ediliyorsa, yurttaşların da temel programlama ve kodlamayı öğrenmelerinin desteklenmesidir (2011). Kanımca, bireylere düşen ilk iş, benzerseverliği besleyen yankı odalarının dışına çıkacak, algoritmaları yanıltacak direniş stratejileri/oyunlarını büyük bir ciddiyetle geliştirmek/tasarlamak olmalıdır. Böylece sosyal medya akışımızda çeşitli ve farklı söylemsel pratiklerle karşılaşmak olanaklı olur. Hak odaklı bir bakış açısını gerek kullanım pratiklerinde merkeze almak gerekse platform kapitalizminde bunun temini için mücadele yolları geliştirmek için daha fazla kafa yormamız gerekmektedir.

Kaynakça:

Access Now (21 Nisan 2017) “How do you solve a problem like troll armies”, https://www.accessnow.org/solve-problem-like-troll-armies/?utm_content=buffer3e243&utm_medium=social&utm_source=twitter.com&utm_campaign=buffer.

Anderson, Berit ve Brett Horvath (12 Şubat 2017) “The Rise of the Weapoinized AI Propaganda Machine”,
https://medium.com/join-scout/the-rise-of-the-weaponized-ai-propaganda-machine-86dac61668b.

Bozdağ, Engin (2015) Bursting the Filter Bubble: Democracy, design and ethics. Delft: Delft Universty of Technology. Yayınlanmamış Doktora Tezi. http://repository/tudelft.nl/.

Downing, John D.H. (2017) Radikal Medya: İsyancıların iletişimi ve toplumsal hareketler. (Yay. Haz. Ülkü Doğanay). Ankara: İmge.

Pariser, Eli (2011) The Filter Bubble: What the Internet is hising from you. New York: Penguin Press.

Raine, Lee, Janaa Anderson ve Jonathan Albright (29 Mart 2017) ”The Future of Free Speech, Trolls, Anonymity and Fake News Online”, Pew Research Center, http://www.pewinternet.org/2017/03/29/the-future-of-free-speech-trolls-anonymity-and-fake-news-online/?utm_content=bufferae851&utm_medium=social&utm_source=twitter.com&utm_campaign=buffer.

Şener, Orhan (2017) “Post-Gerçek Dönem: Sebepler ve Sonuçlar”, Varlık, 1316, Mayıs, 15-17.

Tutal, Nilgün (2017) “Post-Gerçek: Şeytanla imzalanan yeni sözleşme”, Varlık, 1316, Mayıs, 6-10.

Uzunoğlu, Sarphan (2017) “Keyes’in Gözünden Post-Gerçek: Görmezden gelinen yalanlar çağı”, Varlık, 1316, Mayıs, 11-14.

Van Dijk, Jan (2016) Ağ Toplumu. (Çev. Özlem Salin). İstanbul: Kafka.

Son notlar:

[i] Varlık Dergisi’nin 1316.sayısında (Mayıs, 2017) “Post-gerçek” olgusu tema konusu olarak ele alınmıştır. Bu sayıdaki tartışmalar post-gerçek olgusunun zihnimizde ve edimlerimizde yarattığı etkiyi serimlemesi açısından yol gösterici ve düşündürücüdür.

[ii] Cambridge Analytica şirketinin sahibi, Trump kampanyasının da en büyük bağışçısı olan Mercer ailesinindir. Steve Bannon şirketin yönetim kurulu üyesi olup, aynı zamanda Trump’ın baş strateji danışmanı ve Beyaz Saray Güvenlik Konseyi’nin bir üyesidir. Şirket çalışma ve ilgi alanını ABD politikasının belirlenmesi, geçmişte Brexit Ayrılma kampanyasının yönlendirilmesi ile sınırlı tutmamakta, Avrupa, Asya ve Latin Amerika’daki aşırı sağ parti ve hükümetlere de hizmet verme yönelimindedir (Anderson ve Horvarth, 2017:2).

[iii] Cambridge Analytica’nın kullandığı bu algoritma Cambridge Üniversitesi Pyschometrics Center’dan Dr. Michal Kosinski’nin 2013’te geliştirdiği Facebook beğenileri ile bireylerin toplumsal cinsiyet, cinsellik, siyasal kanaatleri, kişilikleri arasında ilişki kuran bilişsel çıkarsama algoritmasına dayanmaktadır.

[iv] Bu konuda, Erkan Saka’nın Birikim’de (2016) yayınlanan “Siyasi trollük örneği olarak Aktroller”. Birikim,  322: 17-21 yazısına bakılabilir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: