Twitter’da #WuhanCoronavirus Etiketi ve Çinlilere Yönelik Nefret Söylemi

Yazan: Mutlu Binark, Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi

1

1997 yılında Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesinin nefret söylemiyle ilgili aldığı Tavsiye Kararı’nda nefret söylemi şu şekilde tanımlanmaktadır: ırkçı nefret, yabancı düşmanlığı, anti-Semitizm ve hoşgörüsüzlüğe dayalı diğer nefret biçimlerini yayan, teşvik eden, savunan ya da haklı gösteren her tür ifade biçimi.” Nefret söyleminin bir virüs salgını dolayısı ile bir ulusa yönelik nasıl işlediğine ve yaygınlaştırıldığına son günlerde Twitter ortamında rastlıyoruz. Türkiye’de sosyal medya ortamları yurttaşların çeşitli şekillerde kullanıcı türevli içerikler üreterek katılmalarına yönelik olanakların artması ile her konuda kanaatlerin pervasızca beyan edildiği alanlara dönüştüler. Böylece yeni medya ekosisteminde katılımcı kültürün demokratik birikimimizi geliştirmek yerine, banal milliyetçiliğin öfke dilinin, duygu sömürüsü yapan içerik ve görsel imgelerin, önyargıların, basmakalıp yargıların yaygınlaşmasına tanık oluyoruz. Bildiğimiz üzere, nefret söyleminin ortaya çıkmasında, “biz” olarak kurulan aidiyetten farklı olana yönelik üretilen veya kurgulanan olumsuz etiketlemeler, stereotipler, önyargılar ve ayrımcı dil pratikleri rol oynar.

Çin’in Hubei Eyaleti’nin başkenti Wuhan’da başlayarak, coğrafyaları ulaşım ağları ile aşan, koronovirüs türevi, günümüzde toplumların karşı karşıya kaldığı küresel ölçekteki risklerden birisi sadece. Küresel iklim değişikliği, iletilen hava kirliliği gibi salgın hastalıklar da ulaşım hublarıyla, dünyanın kıyısında köşesinde kalmış yerel noktalara  değin yayılabilmekte. Bu yazıya konu olan olay ise, bu salgının kendisini değil, sosyal medyada Türkiyeli İnternet kullanıcıların salgın hastalık üzerinden ürettikleri ırkçı ve yabancı düşmanı nefret söylemi. Yakın zamanlarda Çin Halk Cumhuriyeti ve Türkiye Cumhuriyeti arasında “Kuşak Yol Girişimi”(Belt and Road Inititiave) (一带一路) nedeniyle gelişen diplomatik, ekonomik ilişkilerin kültürler arası iletişim zeminine de yansıması beklenebilirdi. Oysa, her iki ülke arasında halkları birbiriyle samimi anlamda tanımaya yönlendirmenin önünde etnik halkların varlığı sorunu yer almak, her iki ulus-devlette bu “tabu” konu nedeniyle, diplomatik ilişkilerinde temkinli ama pragmatik söylemi benimsemektedir. Ancak, ÇHC Xinjiang Uygur Otonom Bölgesi (新疆维吾尔自治区) olarak adlandırdığı, çoğu Türkiyeli’nin “Doğu Türkistan” olarak tanımlaya geldiği bölgede özellikle Batılı medya kuruluşlarında yakın zamanlarda gündeme  getirdiği devlet yeniden eğitim kampları/tecrit kamplarının varlığı nedeniyle[1], Türkiye’de hükümetin ve ilgili kamusal aktörlerin gündeminde olmasa dahi, kamuoyunda bu olguya yönelik bir duyarlılık, diğer bir deyişle duygusal farkındalık söz konusudur. İşte tam bu zamanda, Wuhan kentinde ortaya çıkıp, önce Çin’in farklı kentlerine daha sonrada dünyanın farklı coğrafyalarına yayılan virüs meselesi Çinlilere yönelik ırkçı ve yabancı düşmanlığını üreten nefret söylemini meşrulaştırma ve yaymada devre girmekte.

23 Ocak’ta Wuhan başta olmak üzere 10 kentin karantinaya alınmasını #WuhanCoronavirus etiketi altında tartışan Türkiye’den sosyal medya kullanıcılarına bakıldığında, Çin parti-devletinin etnik ve dinsel azınlık yönetimi politikası ile Çinli ulusun kendisi arasında ayrım gözetmeden, küresel ölçekte yaşanan epidemik bir sorun üzerinden bir ulus ile ilgili beddua okumaya yönelik söylem geliştirdiğini görmekteyiz. Kullanıcıların paylaştıkları görsel işitsel imgeler, Çinlilerin yeme-içme alışkanlıklarını olumsuz bir şekilde etiketlerken, onları “bize” göre “barbar” olarak kurmakta, yeme-içme alışkanlıklarını arzu nesnesi olmaktan çıkarmakta, Çinlileri gayri insani kılmakta, “iğrençleştirmektedir”. Üstelik, bu alışkanlıkları ile virüs arasında parça bütün ilişkisi kurularak, olayın/durumun kendisi, Çin devletinin Sincan Uygur Otonom Bölgesindeki uygulamalar nedeniyle Çinlilerin başına gelen “ilahi bir ceza” olarak doğallaştırılmaktadır. Burada rasyonel aklın yerine, duygu dilini, öfke saçan söylemi görmekteyiz. Hatta bu duygu dili gayri ahlaki… Çünkü Çinlilerin bu hastalık nedeniyle yok olmasını dileyerek beddua okumaya gidecek kadar öfkeli bir söylem. Üstelikte, Çinlilere yönelik nefret söylemi, hemen başka bir nefret nesnesine de eklemlenmekte: Suriyeliler.  Hatta mevcut siyasal iktidara muhalefet partileri ve medya kuruluşlarına da bu söylem de referansal bağ kurulmaktadır. Böylece, yabancı düşmanlığı katlanmakta, söylemin meşruluk arayan gücü/iddiası pekiştirilmektedir.

Epidemik hastalığın büyüklüğü ve yol açtığı can kayıplarından dolayı, o ulusun başına gelenlere yönelik üzüntü  ve kaygı duymak yerine, kamusal erkin yurttaş gözetim ve denetim politikasını halkın kendisine genelleştirerek nefrete dönüştüren bu söylem, hiç kuşkusuz her iki ülkenin kamu erkinin “Kuşak ve Yol” Girişimine temellenerek yukarıdan belirlenimci bir şekilde kurmaya çalıştıkları kültürel diplomasi yoluyla ortadan kaldırılamaz. İlişkilerin örtük ve ard yapısında, Çinlilere ilişkin verili kabul edilen ve sorgulanmayan basmakalıp yargıların ve etiketlemelerin sosyal medya ortamlarında herhangi bir sorun olduğu zaman hortlaması işte bu nedenledir.

Wuhan’dan başlayarak genişleyen epidemik kriz,  Türkiye’de nefret söylemi sorunun ne kadar derinlere köklendiğini bir kere daha gösterdi…Şu analoji de yerinde olacak: nefret söyleminin kendisi de korona virüsü gibi, tutunduğu zihni  son kertede sönümlendirmekte…

Bu yazının sonunda, Türkiye’deki sosyal medya ekosisteminde iki günlük bu gözlemin sonunda, şu öneride bulunma gereği duyuyorum: kullanıcının nefret söylemi üreterek ve paylaşarak, bu coğrafya/lar/da barışı ve karşılıklı kavramayı, böylece yaşamımızın her anlamda zenginleşmesini tesis edemeyeceğinin farkına varması gereği…

 

[1] https://www.bbc.com/news/world-asia-china-50511063 vb.

Ayrıca bakınız:

https://yenimedya.wordpress.com/2012/01/20/sosyal-medyanin-nefret-soylemi-icin-kullanilmasi-ifade-ozgurlugu-degildir/

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: