ETC KAPSAMINDA PINAR YANARDAĞ İLE SÖYLEŞİ…

Ekim 5, 2009

Söyleşi: Begüm. Ö. Fırat

Pınar Yanardağ, açık kaynak teknolojileri üzerine çalışan az sayıda kadından birisi.

Etc dahilinde Pyhton atölyesi yapacak Pınar’la açık kaynak teknolojileri ve kendi deneyimleri üzerine Begüm Ö. Fırat söyleşti. Bu söyleşiyi aşağıda okuyabilirsiniz. Söyleşinin yayınlanması için burada paylaşan Begüm Ö.Fırat’a teşekkür ederiz.  

1) İlk olarak bu festivali yapmaya karar verdiğimizde Türkiye’de bu alanda çalışan ve araştıran kadınlara ulaşmakta zorluk yaşadık.  Çağrımıza ilk cevap verenlerden birisi sendin. Pardus üzerine çalıştığını biliyoruz.  Açık kaynak/özgür teknolojiler ile ilgili geçmişinden biraz söz eder misin? Nasıl bu teknolojilere yöneldin?

Altı yıldır özgür yazılım ile ilgileniyorum. Her şey, üniversite birinci sınıfta arkadaşımdan aldığım bir Linux cd’sini denemem ve karşıma çıkan sisteme hayran kalmamla başladı. Özgür yazılım felsefesini farketmem pek zaman almadı ve bu kültürün tam bana göre olduğuna karar verdim. Özgür yazılım benim için sadece yazılımla ilgili bir devrim değil, bir yaşam felsefesi. Bir an durup, özgür yazılımın sağladığı diğer tüm avantajları, özgür yazılım ruhunu göz ardı etsem bile; bir bilgisayar bilimcisi olarak koduna müdahale edemediğim, özgür olmayan bir sistem üzerinde çalışmak benim için kabul edilemez bir şey. Zaten eğer özgürlük, yardımlaşma ve paylaşım gibi öğelere kendinizi adamış biriyseniz ve yolunuz bir şekilde özgür yazılımdan geçtiyse başka bir alternatife yönelmeniz çok zor. Yaklaşık iki yıldır Tübitak Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Enstitüsü’nde Pardus geliştiricisi olarak çalışıyorum, ve Türkiye’de özgür yazılım alanında çalışabileceğim en harika takım arkadaşları ile çalışma şansına sahip olduğum için çok mutluyum.

 2) Türkiye’de açık kaynak toplulukları ile ilgili biraz bilgi verir misin?  Örneğin GNU / Linux kullanıcı gruplarına kadınların katılımı nedir?

Özellikle Türkiye gibi, geleneksel değerlerin insanlara cinsiyetlerineilişkin roller biçtiği bir toplumda kadınların değil özgür yazılıma, bilgisayar bilimlerine olan ilgisi bile çok az. Bunu kırmak içinüniversitelerde yerel Women in Computing grupları oluşturmayaçalışıyoruz ve çeşitli aralıklarla seminerler ve paneller düzenliyoruz. Ancak karşılaştığımız en büyük sıkıntılardan biri, kadınların bilinçaltına yerleşen önyargılar. Küçük yaştaki çocukların bile hangi mesleklerin kadınların, hangi mesleklerin erkekler için olduğu konusunda kesin görüşleri var (eve alınan bilgisayarların hep kız çocuklarının değil de, erkek çocukların odasında durduğuna dikkat edin). Bilgisayarla çalışmak, günlük insan ilişkileri olmayan, yalnız insanların uğraşıymış gibi algılandığı için, kadınların yapabileceği meslekler sıralamasında en asosyal ve uygunsuz mesleklerden biri olarak görülüyor. Türkiye’de ilk olarak cinsel kimliğin toplumsallaştırılması sorununu çözmek gerekiyor.

 3) Dünyadaki açık kaynak toplulularında kadınların oranı yüzde 1.5. Bir kadın olarak bu topluluklar içindeki deneyimden bahsedebilir misin?

 Bilgisayar bilimlerinde genel olarak kadınların yüzde 15 oranında olması zaten üzücü bir tablo iken, özgür yazılım topluluklarında bu oranın yüzde 1.5 olması çok daha dramatik. Bunun en büyük sebeplerinden biri, kadınların özgür yazılım/açık kaynak ve Linux gibi konulara garip bir önyargı ile yaklaşarak, zor ve anlaşılmaz bulmaları. Tabii aynı sorun sadece özgür yazılım alanında değil, Boğaziçi Üniversitesi’nde devam ettiğim akademik çalışma alanım olan Machine Learning (tecrübe ile otomatik olarak kendisini geliştiren bilgisayar programları) alanında da benzer nedenlerden dolayı kadınların oranı çok düşük. Hatta bu nedenle, her yıl Women in Machine Learning adında bir konferans bile düzenleniyor.  Son yıllarda, özellikle Amerika’da bu sorun çok ciddi olarak tartışılmaya başlandı. Çeşitli konferanslara ve toplantılara daha çok kadın bilgisayar bilimci davet edilerek, kadınlara yeni rol modellerle tanışma ve bilgisayarla ilgilenen tek kadın olmadıklarını görme fırsatı veriliyor.  Aynı zamanda /etc gibi çeşitli organizasyonda kadınları bilgisayar bilimlerine teşvik etmek için neler yapılması/yapılmaması gerektiği tartışılarak hem kadınların hem de erkeklerin bilinçlenmesi sağlanıyor. Aynı alanda çalışan kadınların bir araya gelerek deneyimlerini paylaştığı ve sorunlarını tartıştığı aktif Women in Computing toplulukları mevcut. Ancak yine de, bir etkinliğe katıldığınızda kendinizi azınlıkta hissetmeniz kaçınılmaz oluyor. Mesela geçtiğimiz aylarda üç yıldır görev aldığım Google Summer of Code etkinliği için Amerika’da Silikon Vadisi’deki Google merkezine gittim. Etkinlikte yaklaşık 150 danışman arasında üç tanesi Google çalışanı olmak üzere yalnızca 6 kadındık.

 5) Açık kaynak yazılım teknolojileri bilginin paylaşım ve mülkiyet hakkı gibi konularına daha ozgürlükçü ve demokratik bir yapı vaad ediyor gibi görünüyor. Alışageldiğimiz rekabetçi, kara dayalı, bireyci yaşam biçimlerinin yerine daha radikal bir alternatif olarak dayanışmacı, paylaşımcı ve katılımcı bir alternatifi sunabilir mi?

Özgür yazılım paylaşmaya, yardımlaşmaya, araştırmaya ve eğlenceye dayalı harika bir kültür. Herkesin aynı amacı ve aynı iyi niyeti paylaşması; aynı projeye gönül vermiş, Amerika’dan, Finlandiya’dan, İtalya’dan, Hindistan’dan özgür yazılım geliştiricileri ile çalışmak, yardımlaşmak, öğrenmek, öğretmek ve hiçbir karşılık beklememek inanılmaz motive edici ve heyecan verici şeyler. Özgür yazılıma gönül vermiş herkesin amacı rekabetçi ve kara dayalı düzene karşı dayanışma, paylaşım ve iyi niyete dayalı bu yaşam biçimini daha çok insana ulaştırmak.

 KAYNAK: EXPRESS, EYLÜL 2009

Reklamlar

%d blogcu bunu beğendi: