Türkiye’de yeni bir sansür pratiği: Google dolaylı sansür! TİB sansürde sınır tanımıyor!

Haziran 7, 2010

İnternet sansüründe sınır tanımayan Türkiye yeni bir skandala imza attı. Google dolaylı sansür uyguladı. TİB yaptığının doğru olduğunu iddia ederken konunun uzmanları bunun sansürden başka bir anlamı olmadığını belirtiyor. İnternet özgürlüğünü savunan kişi ve kurumlar ise sokağı işaret ediyor.

İlden Dirini

TİB sansürde sınır tanımıyor

YouTube sansürü nedeniyle adı dünyanın sansürcü ülkeleri arasına giren Türkiye, Google’a ait bazı IP’lere de erişimi engelledi. YouTube, Ankara  1. Sulh Mahkemesi’nin 2008/402 nolu adı koruma kendi yasaklama kararı nedeniyle 5 Mayıs 2008 tarihinden beri Türkiye sınırları içerisinde erişime kapalı. Ancak aralarında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da bulunduğu kullanıcılar bu yasak kararını DNS ayarlarını değiştirerek aşabiliyorlar. Yasak kararının uygulanamıyor olması Telekomünikasyon İletişim Daire Başkanlığı’nı bir başka akıl almaz uygulamayı yürürlüğe sokmasına neden oldu. TİB bu kez IP tabanlı engellemiyi yürürlüğe koydu ki bu da başta google ve google servisleri olmak üzere google’ın IP havuzunu kullanan onlarca web sitesini, milyonlarca kullanıcıyı mağdur etti.

Yasaklanan şirketler sorunu kendileri çözecekmiş!

TİB ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu erişim engelleme gibi bir durumun olmadığını belirtti. BTK yaptığının erişimi engelli olan, http://www.youtube.com İnternet adresine ilişkin IP adreslerinin güncellemesinden ibaret olduğunu savundu. “Güncellenen IP adreslerinin arkasında farklı şirketlere ait alan adı veya çeşitli hizmetlerin barındırılması bu şirketlerin kendi tercihleri ve sorumluluklarındadır” denildi. Ve sorunu bu şirketlerin kendilerinin çözmesi istendi. Konu hakkında daha kapsamlı bir açıklama almak için aradığımız TİB’de ise bahsi geçen açıklamanın yeterli olduğu söylendi.

 Gül: Bu tip yasaklar Türkiye için geçerli olmamalı

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Yozgat Bozok Üniversitesi’nde, gündemdeki Youtube ve Google’a erişim sorunu üzerine açıklama yaptı. Gül, Türkiye’nin Youtube’u yasaklayan, Google’a erişilemeyen ülke kategorisinde gözükmesini istemediğini belirtti. Yasal problemleri aşmanın yolunu bulmak gerektiğini belirten Gül, “Türkiye dünyayı çok iyi takip etmesi gereken bir ülke. Bu tip sorunlar sizin dünyayı takip etmenizi ve dünyanın da sizi takip etmesini engeller. Zaten insanları tecrit etmek de mümkün değil” dedi. Bu tip yasaklar nedeniyle defakto durumların ortaya çıktığını belirten Gül, “Bu tip yasaklar Türkiye için geçerli olmamalı” dedi. Ancak Cumhurbaşkanı olarak bu yasağın kalkması için ne yapacağına dair tek bir cümle kurmadı.

 TİB kendi yasasına bile uymuyor

Yasak kararı Mayıs 2007’de yürürlüğe giren 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’a dayanıyor. İşin trajikomik yanı TİB’in YouTube’u yasaklamasına neden olan 10 videoya artık Türkiye’den ulaşmak mümkün değil. Bu haliyle de TİB yasaları da ihlal etmiş oluyor.

Ölçülülük ilkesi ihlal edildi

Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve üniversite Bilişim Teknolojisi Hukuku Uygulama Ve Araştırma Merkezi Danışma Kurulu üyesi Dr. Özgür Uçkan yasağı ve götürdüklerini şöyle anlattı: “ Bu son google servisleri ile ilgili probelem Telekomünikasyon Daire Başkanlığı’nın engelleme politikasını değiştirmesi nedeniyle çıktı. Şimdiye kadar DNS üzerinden engelleme yapıyorlardı. Bu sefer DNS değiştirmelerle Youtube girilmesin diye IP bazlı engellemeyi denemeye başladılar. Fakat google’ın IP havuzundan kullandığı için Youtube diğer google servisleri de etkilendi bundan. Bu şu anlama geliyor. Bir çok web sitesi tek bir IP üzerinden host edilir. Bir IP sitesini engellemek isterken, 99 web sitesini de engelleyebilirsiniz. Bu da ölçüsüz bir tablo. Biz buna ölçülülük ilkesi deriz ki bu karar bu ilkeyi tamamen ihlal etmiş görünüyor. Üstelik ortada hukuki bir şey de yok. Youtube hakkında bir mahkeme kararı var ve TİB’de bunu uygulamakla sorumlu. Ama burda IP bazlı engelleme TIB’in tercihi. Ve interetten anladıklarına göre bunun yaratacağı kaosunda farkında olmaları gerekirdi. Bu konuda oldukça duyarsız davrandılar ve şu anda olduğumuz yerdeyiz.

 Uçkan: Artık sokağa çıkılmalı

Dr. Özgür Uçkan, bu konunun iktidarla, bürokrasi ile pazarlık edilerek çözülebilecek bir konu olmadığını belirtti. 5651 sayılı yasa çıkarken sadece 3 milletvekilinin buna itiraz ettiğini söyledi. Uçkan, “Hukuk devleti olmaya çalışabiliriz” ama “Protestoların artık sokağa inmesi gerekiyor” dedi: “Elimizde hukuki bazı imkanlar var bunları kullanabiliriz. Örneğin bizim üniversiteden Yaman Akdeniz, Ankara’dan Kerem Altıparmakla birlikte bir takım davalar açıyor. İnet-d AHİM’e götürdü. AB ilerleme raporlarında kınandı. En son Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü raporunda da internet sansürcüsü ülkeler liginde yer aldık. Dolayısıyla buna karşı demokratik zor, hukuki zor kullanarak mücadele etmemiz gerek. 5651 zaten Anayasa’ya aykırı. Anayasa değişikliği paketi geçer geçmez ben birey olarak bu konuda başvuru yapmayı düşünüyorum. Benim gibi düşünen çok sayıda da insan var. Demokratik ülkelerde insanlar toplu olarak davalar açabiliyorlar. Ancak ne yazık ki bizim ülkemizde böylesi bir hak yok. Ama tüm bunların dışında biraz ses çıkarmak gerekiyor. Protesto etmesi gerekiyor, bunun artık sokağa inmesi gerekiyor. Medyanın bu konudan haberdar edimesi gerekiyor. Yani hem dışardan hem içerden hükümetin karşısında dur demek gerekiyor. Bu son yapılan çok sayıda insanı etkiliyor, şirketleri de etkiliyor. Bunun yaratacağı ciddi bir maddi külfet var. Bir çok şirket bu servisleri kullanıyor. Akademik çalışmalar için kullandığımız google servislerine ulaşamıyoruz. Bu şekilde ölçüsüz bir şekilde, hukuksuz bir şekilde kimsenin bunu yapmaya hakkı yok.”

 Akdeniz: Bu ölçüsüz ve tutarsız bir yaklaşım

Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve cyber-rights.org.tr sitesinin hazırlayıcısı olan Doç. Dr. Yaman Akdeniz ise uygulamanın demokratik toplumlarda kabul edilemez olduğunu belirtti. Akdeniz, “Youtube yapılan baskıyı, google üzerinden yapmaya çalışıyorlar. Youtube kullanılamaz hale geldi. TİB’in açıklamasında bahsedilen kararda yazan 10 videonun 6’sı yayından kalkmış durumda, diğerlerine de Türkiye’den zaten ulaşılamıyor. O bakımdan çok trajikomik bir durumla karşı karşıyayız” dedi. Akdeniz sözlerini şöyle sürdürdü: Suçu işleyenleri yakalamaktan ziyade Türkiye’deki kullanıcıları cezalandırmaya devam ediyor TİB. Kullanıcıları çileden çıkarmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Youtube’u engellerken diğer siteleri engelleyemezsiniz. Başka bir şirket de aynı IP’leri kullanıyor diyerek bunu izah edemezler. Topu Google’a, Youtube’a atmanın anlamı yok. Ne yapsın bu şirketler bütün ülkelerin yasalarına kendilerini uydurmaya çalışırlarsa iş yapamazlar. Bu kabul edilemez ve bu amacını aşan bir uygulama. Bu da benim için sansür olarak tanımlanır.

Akgül: Pire için ev yakılıyor

İnternet Teknolojileri Derneği Başkanı ve Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Akgül ise yasağı pire için evi yakmak olarak niteledi. TİB’in kamuoyunu haberdar etmeden uyguladığı IP temelli yasaklama ile çok büyük bir haksızlığa ve karışıklığa sebeb olduğuna dikkat çekti. Yasakların bu şekilde uygulamasının interneti anlamayan bir bakış açısının, hukukun temel ilkelerini çiğneyerek, Türkiyeye zarar vermesiyle sonuçlanacağını vurguladı. ”Bilindiği gibi, bir IP numarası bir apartman ve iş merkezi gibi pek çok evi yada dükkanı barındırır. Alan adı bir iş merkezindeki tek tek dükkanlara erişime imkan verir. Bir URL ise tek tek dükkanlardaki nesnelere erişimi sağlar” diyen Akgül, “5 video’yu yasaklamak için pek çok alış merkezini yasaklamak, pire için yorgan yakmanın çok ötesiden pire için ev yakmaktır” dedi . Akgül değerlendirmesinde şunları söyledi; “Bu ifade özgürlüğüne, eğitim özgürlüğüne, iş yapma özgürlüğüne verilmiş bir zarardır. Bu yurttaşa güvenmeyen bir bakışın yansımasıdır.

Özgürlükçü bir bakış açısıyla, yurttaşa güvenen, onunla diyalog içinde bir toplumsal yapı için İnternet sonsuz olanaklar sunmaktadır. Ülkemiz ise yasakçı refleksten kendini hiç kurtaramıyor. Ülkemiz, kendi ifade özgürlüğü normunu defacto olarak dünyaya kabul ettirmeye çalışmaktadır.

Ülkemizin İnterneti demokrasimizi geliştirmek, dünya ile bütünleşmek, rekabetçi yapıya ulaşmak, kendimizi ifade etmek ve geliştirmek için kullanmalıyız.

Keleş: Kullanıcılar internetine sahip çıkmalı

Alternatif Bilişim’den Ali Rıza Keleş ise TİB’in ya ne yaptığının, ya da internetin ne olduğunun farkında olmadığı görüşünde. “TİB kendi kafasına göre Internet’e şunu diyor: her alan adına, hatta her alt alan adına ayrı bir IP adresi atayın. TİB uzmanlarının bunun mümkün olmadığını bilmemesine imkan yok. Çünkü İnternet sınırsız, IP adresleri ise sınırlıdır. Yani bu teknik olarak hem imkansız, hem de gereksizdir.” dedi

Bu uygulama ne gitrecek peki? Sorusunu soran Keleş, “Sadece sansüre uğrayan sitelere değil, onlar ile aynı IP adresi üzerinde bulunan sitelere de erişemeyeceğiz. Zaten düğüm olmuş bu sorunun içinden artık hiç çıkılmaz. Çünkü TİB, sorunu çözmek yerine sansürü katmerliyor.” şeklinde konuştu. Ali Rıza Keleş sözlerini şöyle sürdürdü: Sadece Türkiyeli İnternet kullanıcıları değil tüm dünya bu kurumdan derhal kurtulmalıdır. TİB artık sadece Türkiyeli kullanıcıların internetine değil, küresel ölçekte servisler sunan sağlayıcılara da yaptırımlar getiriyor. Diyorki her servisiniz için ayrı IP atayın. TİB ve 5651 nolu sansür yasası tüm sonuçları ile birlikte derhal iptal edilmelidir. Bütün kullanıcılar, temel bir insan hakkı haline gelen “İnternet haklarına” sahip çıkmalı, sansürün kaldırılması için verdiğimiz mücadeleye destek olmalılar. Çünkü çözüm bu hakkı kullanan ve kesinlikle daha özgür ve daha güvenli bir internet isteyen kullanıcılar sayesinde mümkün olacak. Önümüzdeki günlerde hem sanalda, hem de sokakta eylem planlarımız olacak. Bunları en kısa zamanda tüm kullanıcılar ile paylaşacağız. Herkesi bu eylemlere aktif olarak katılmaya davet ediyorum.

Konunun uzmanların görüşleri böyle. Bunun yanı sıra twitter, friendfeed ve facebook gibi sosyal ağların temel konusu bu uygulama. Kullanıcılar yasakların artık kaldırılması gerektiğini, bu konuda artık daha görünür olmanın gerekliliğini tartışıyor. Yürütülen tartışmalarda sokağa çıkmak fikri öne çıkan fikirlerden.

Teknik Bilgiler:

*IP, internet üzerindeki erişim noktalarının adresleridir. Bu adresler sayesinde dilediğimiz sitelere girebiliyor, servislerden faydalanabiliyoruz. Fakat IP adresleri 74.125.39.106 gibi akılda tutulması çok zor adreslerdir. Örnekteki adres Google’a aittir. İşte burada DNS dediğimiz sistem devreye giriyor. Bu adresleri ezberlemek yerine, IP adresi ile google.com gibi bir alan adını eşleştiren servislerden faydalanıyoruz. Böylece internet tarayıcımıza google.com yazdığımızda, ilk iş kullandığımız DNS servisine bağlanıp hangi IP adresine gideceğimizi öğreniyoruz. DNS servisi bize 74.125.39.106 adresini gönderiyor ve böylece biz dilediğimiz servise kolayca bağlanabiliyoruz.

Kaynak: http://www.etha.com.tr/Haber/2010/06/05/guncel/uzmanlar-google-sansurune-tepkili/

Reklamlar

Toplumsal paylaşım ağlarında radikal örgütlenmeler…

Ocak 4, 2010

İnsanları birleştirmeyi hedefleyen internet ve sosyal ağlar alt gruplar için de verimli bir ortam sağlıyor. Terör örgütleri de bu denklemin dışında değil…

Propaganda için en çok tercih edilen platformlar Youtube ve Facebook video hizmetleri. Dünyanın dört bir yanından yüz milyonlarca kullanıcıya sahip bu siteler mesaj yayma konusunda da eşsiz bir ortam sağlıyor. Videoların tamamında çok iyi derecede İngilizce konuşabilen imamlar seçiliyor.
Forumlardaki tartışmalar, Facebook’taki hayran sayfaları, Twitter’daki profiller üstünden güncel bilgilendirmelerle birlikte internet hem ucuz hem de en geniş kitleye ulaştıran yapıyı sunuyor.

Yakınlarda Pakistan yetkilileri internet üstünden iletişim kurarak 5 ABD vatandaşını terör örgütü el-Kaide saflarına katmaya çalışan Seyfullah kod adlı bir zanlıyı gözaltına almıştı. YouTube’a yüklediği videolar aracılığıyla etkilediği kişileri Pakistan’a getiren Seyfullah bu gönüllüleri ülkedeki terör eğitim kampına almak istemişti. Kamp yetkilileri tarafından CIA ajanı olabilecekleri şüphesiyle eğitime alınmayan yaşları 18 ile 24 arasında değişen 5 müslüman Amerikalı ülkelerine döndüğünde FBI tarafından sorgulanmıştı. İlk başta korkutucu gelen bu tablo diğer yandan bakıldığında görevi bu tip yapılanmaları takip etmek ve erken uyarılarda bulunmak olan istihbarat servislerinin de işine geliyor. Hemen hepsi ABD kökenli olan bu hizmetlerdeki kullanıcı bilgilerine ulaşmanın kolaylığının yanısıra takip etmeyi de kolaylaştırıyor. Böylece binlerce farklı kaynak yerine sadece birkaç merkezden bütün yapıyı kontrol etme imkanı da doğmuş oluyor. Bunun en az istihbarat servisleri kadar farkında olan radikal gruplarsa kitleselleşmekle yeraltında kalma arasında gidip geliyor.
Bu süreçteki en zor konulardan biri içeriğin kontrolü. Hiçbir popüler sosyal ağda site yönetimi ön denetim (moderasyon) yapmıyor. Yani kullanıcıların girdiği bir içerik anında sitede yerini alıyor. Bu da tehlikeli ya da uygunsuz bir içeriğin site yönetimi tarafından fark edilinceye kadar uzun bir zaman geçmesi ve yayılması sonucunu doğuruyor. Ancak burada da yine sosyal kurallar devreye girerek yardımcı oluyor. Hemen her içeriğin yanında yer alan şikayetçi olma linkleri sayesinde bu tip içerikten site yönetimleri çok kısa bir sürede haberdar olup harekete geçebiliyor.

  

 

 


Youtube vd. sitelere erişim yasakları iç hukuk yolları tükendiği için AHİM’e iletildi…

Kasım 30, 2009

İnternet Teknolojileri Derneği, Youtube internet sitesinin erişiminin engellenmesi nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne dava açtı.

Türkiye’de erişimi engellenen web sitesi sayısı hızla artarken, yasağa karşı iç hukuk yollarının tükenmesi yüzünden konu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşındı. İnternet Teknolojileri Derneği (INETD) Başkanı Mustafa Akgül, erişim yasaklarının sembolü durumundaki Youtube internet sitesine erişimin 5 Mayıs 2008’de engellendiğini hatırlattı ve konuyu AİHM’ye götürdüklerini açıkladı. INETD olarak, zarar gören üyeler ve tüm ülke adına, Youtube yasağının hukuka ve kamu yararına aykırı olduğunu gerekçesiyle ilgili mahkemeye itiraz ettiklerini ifade eden Akgül, Mahkeme’nin, ”İtirazın kararın ilk haftasında yapılması gerektiği” gerekçesiyle itirazı reddettiğini belirtti. Akgül, ”Bir üst mahkeme ise gerekçelerimizle yaptığımız itirazı hiçbir gerekçe ve görüş belirtmeden reddetti. Ülkemizde itiraz edebileceğimiz başka makam kalmadığı için geçen hafta AİHM’ne başvurmak zorunda kaldık” dedi. Youtube yasağının, Anayasa’ya, hukukun evrensel ilkelerine ve Avrupa İnsan Haklarına Sözleşmesi’nin çeşitli maddelerine aykırı olduğunu belirten Akgül, ”Türkiye’nin adeta internetle savaştığını” öne sürdü. Akgül, şunları kaydetti: ”AİHM’e başvurumuzun ana noktası, yasaklamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10. maddesi olan ifade özgürlüğünü ihlal etmesidir. Yasaklanmak istenilen videolara nesne temelli filtreleme uygulama mümkün iken bu uygulanmayarak, tüm yurttaşlarımızın bu uluslararası paylaşım ortamından yararlanmaları, bu ortamda kendilerini ifade etme özgürlüklerine orantısız bir şekilde kısıtlanmaktadır. “Yasaklama, sözleşmenin 6. maddesine aykırı olarak sakıncalı videolarla hiçbir bağlantısı olmayan kişilere kısıtlama getirilmekte, hiçbir yargılama yapılmadan bir tedbir kararı kesin bir karar gibi uygulanmakta, bundan zarar gören kişilerin hakkını arama hakkına sınırlama getirmektedir. Verilen tedbir kararı kısa bir süre için geçerli olması gerekirken, tedbir kararı yinelenmeden geçen yılın mayıs ayından beri uygulanmaktadır. Tedbir kararı öncesinde de ne bir savunma alma çabası olmuş, ne de bilirkişiye başvurulmuştur. Bir başka deyişle, bu yasaklama kararının bir hukuk faciası olduğu kanısındayız.” Youtube yasağının eğitim hakkına da sınırlama getirdiğini ileri süren INETD Başkanı Akgül, Youtube’un üniversitelerin, uluslararası kuruluşların ders ve benzeri malzemeleri koydukları ana dağıtım kanalı olduğunu da söyledi. Akgül, internete getirilen bir kısıtlamanın iletişim özgürlüğüne getirilen bir kısıtlama olduğunu savunarak, ”Youtube gibi milyonlarca kişinin kullandığı, milyonlarca nesnenin bulunduğu internet sitelerini tümden kapatmak yerine, sakıncalı bulunan nesnelere erişimi engellemek mümkündür. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, bunu yapacak idari, mali ve teknik beceriye sahiptir. Kamuoyunun yeterli baskı yapmaması nedeniyle gündeme alınmamaktadır” diye konuştu.

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25026357/
Erişim tarihi: 30 Kasım 2009


Yurttaş Haberciliği ve You Tube…

Kasım 20, 2009

Kişilerin kendi olanaklarıyla hazırladıkları görüntülü haberler, YouTube Direct sayesinde büyük medya kuruluşlarında yayınlanma şansı bulacak.

   
Dünyanın en çok izlenen video paylaşım sitesi YouTube, vatandaş gazeteciliğini desteklemek için ‘kanal’ açtı. YouTube Direct adı verilen servis, üyelerin kendi olanaklarıyla hazırladıkları görüntülü haberleri daha geniş kitlelere ve medya kuruluşlarına iletme olanağı sağlıyor.
Şimdiden The Washington Post ve The Huffington Post gazetelerinin yararlanmaya başladığı servise ilgi büyük. YouTube’un “Broadcast Yourself” (Kendin Yayınla) sloganıyla duyurduğu servis, açık kaynak kodlu olarak hazırlanan özel bir video yerleştirme uygulaması yoluyla çalışıyor.

Medya kuruluşları bu uygulama vasıtasıyla YouTube üyelerinin yüklediği haber videolarını tarıyor, ilgilendikleri videoyu sahibinden talep ediyor, inceliyor ve beğenirse kendi sitesinde veya televizyonda yayınlıyor. YouTube’un haber ve politika editörü Steve Grove, kurumsal blogdaki yazısında amaçlarını “medya kuruluşlarıyla vatandaş muhabirleri buluşturmak” olarak açıkladı. Grove, çeşitli konularda sivil toplum katkısını artırmayı isteyen kuruluş ve derneklerin de YouTube üyelerince haber nitelikli video üretimini desteklediğini ifade etti.

Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25022816/erişim tarihi:20.11.2009


%d blogcu bunu beğendi: