“Under surveillance” – animated movies…

Temmuz 30, 2014
Watch and share EDRi member Panoptykon’s animated stories about life under surveillance.

http://vimeo.com/album/2937103

Reklamlar

Sansür ve gözetim faaliyetlerine çocukla ilgili hassasiyetleri ALET ETME!

Temmuz 30, 2014

Banner 250x250

Biz, çocuğun cinsel sömürüsüne karşı olan ve çocuk pornografisiyle mücadelenin önemine ve gerekliliğine inanan kurumlarımız. Bununla birlikte çocuk haklarının insan haklarının bir parçası olduğu bilinciyle, çocuğun korunması konusundaki düzenlemelerin insan haklarına uygun olması gerektiğini düşünüyoruz.

Geçtiğimiz günlerde basında yer alan haberler doğrultusunda İçişleri Bakanlığı’nın, İsveç merkezli NetClean isimli firma ile bir filtreleme yazılımı konusunda görüşmelere başladığını öğrendik1. Söz konusu yazılımın Twitter’ı zararlı içeriklerden ve interneti çocuk pornografisinden temizlemek amacıyla yapıldığını ve 40 milyon Euro’luk bir maliyeti olacağını da öğrenmiş bulunuyoruz.

Çocuk pornografisiyle mücadelenin Türkiye’nin de onayladığı Çocuk Haklarına dair Sözleşme ve Çocukların Satılmaları, Çocuk Fuhşu ve Pornografisi Konusundaki İsteğe Bağlı Protokol doğrultusunda önemli ve öncelikli bir alan olduğunu çok iyi biliyoruz. Ancak Hükümetin izlediği yöntemlerin etkisiz, sosyal medya ve özellikle de Twitter ile ilgili yaklaşımı nedeniyle şüphe uyandırıcı ve tedirgin edici olduğunu düşünüyoruz.

Çocuk pornografisi ile mücadele konusunda harcanması düşünülen 40 milyon Euro gibi büyük bir kaynağın daha etkili yöntemlere, şeffaf ve genel insan hakları esaslarına uygun bir şekilde aktarılması bizlerin talebidir.

NETCLEAN ÇÖZÜM DEĞIL

İnternette çocuk pornografisi sorununa tek taraflı sayılacak bu müdahale, öncelikli çözüm bekleyen sorunları – erken evlilikler; ensest; ev, kurum ve kamusal alanda çocuğa yönelik cinsel istismar- görmezden gelmektir. İnternet kullanıcılarının “çocuk pornografisi” ile ilgili erişimlerinin kısıtlanmasıyla, genel anlamda çocukların cinsel sömürüsünün sona ermesi arasında kuvvetli bir bağlantı kurmak oldukça zordur. Bu materyallere internet yoluyla erişimin engellenmesi cinsel istismar suçlarının engellenmesi için çözüm değildir.

PEKI NE YAPILSIN?

Bizler çocuk hakları, insan hakları ve bilişim alanında çalışan kurumlar olarak;

  • Söz konusu yazılımın satın alma işleminin iptalini,
  • Çocuğu nesneleştiren ve cinsel haz aracı haline getiren çocuk pornografisi ile mücadelede şeffaf ve etkin olmayan “kısıtlama” ve “filtreleme” işlemleri yerine uluslararası insan hakları belgelerinde öncelikli müdahale alanları olarak tanımlanan “tüketici talebini” azaltmaya yönelik farkındalık artırıcı çalışmalar yapılmasını,
  • Çocuk pornografisini önlemeye yönelik hukuki önlemleri geliştirmeyi,
  • Bu alanda yapılacak kamu harcamalarının daha şeffaf ve ilgili tarafların görüşleri de alınarak yapılmasını,
  • Çocuğun cinsel istismarı ile ilgili Türkiye’deki öncelikli müdahale alanlarına ilişkin 2013-2017 Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi’nde de tanımlanan bilimsel araştırma, eğitim ve farkındalık çalışmalarına öncelik verilmesini,
  • Ve çocuk haklarının korunması için konuyla ilgili yapılacak düzenlemelerin yurttaşların bilgi edinme ve ifade özgürlüğü haklarını ihlal etmeyecek şekilde yapılmasını

talep ediyoruz.

DETAYLI BİLGİLER


Bu bölümdeki metinler alanlarında uzman kişi ve kuruluşlarca “alet etme” kampanyası için hazırlanmıştır. Aralıklarla güncellenmektedir. #NetClean ve diğer filtre tekniklerinin problemleri çözmede ne derece etkili olduğu, ne tür yeni problemleri beraberinde getirdiği çeşitli başlıklarla incelenmiştir.

Çocukların Cinsel Sömürüsüyle Mücadele

Çocuk pornografisi, çocuğu nesneleştiren ve onu cinsel bir haz aracı haline getiren büyük bir sorun alanıdır. Çocuğun doğrudan veya dolaylı olarak ayrımcılığa uğramasına neden olur. Çocuğun yaşama, gelişme ve katılım haklarını ihlal eder. Bu bağlamda çocuk hakları ihlali olduğu açıktır.

Ağ Tarafsızlığı

Ağ tarafsızlığı, İnternetin hem sosyal açıdan hem de teknik açıdan özgürce gelişebilmesi için zorunlu bir ilkedir. Farklı içerik ve uygulamalar arasında ayrımcılık yapılmamasını, böyleyece kullanıcıların ağ üzerindeki her ekipman, içerik ve hizmeti hizmet sağlayıcıların herhangi bir müdahalesi olmadan kullanabilmesini mümkün kılar.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ ve GÖZETİM

NetClean ve Procera gibi sistemlerin çalışmaya başlamasından sonra Türkiye’de bilinen anlamıyla Internet kalmayacak. Tüm Internet ağır bir sansür ve gözetim uygulamasına maruz kalacak. Bu nedenle tüm yurttaşların bu uygulamaya karşı seslerini yükselmeleri gerekiyor.

İLGİLİ BAĞLANTILAR

NetClean firmasının faaliyetleri, sistemin teknik detayları, yurtiçi ve yurtdışından ilgili kuruluşların, aktivistlerin yazdığı makaleleri, basında yer alan haberleri, İçişleri ve Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı ve Bilgi Teknolojileri Kurumu’na yaptığımız bilgi edinme başvuru ve yanıtları ve daha birçok ilgili bağlantıyı bu bölümde bulabilirsiniz.

İmza İÇİn: ALETETME.ORG

Kampanyamızı destekleyen kurum ve kuruluşlar.

 

Alternatif Bilişim Derneği

Alternatif Bilişim Derneği
Ankara Hitit Spor Kulübü

Ankara Hitit Spor Kulübü
Başak Sanat Vakfı

Başak Sanat Vakfı
Bebek Ruh Sağlığı Derneği

Bebek Ruh Sağlığı Derneği
Bursa Barosu

Bursa Barosu
Çocuk Çalışmaları

Çocuk Çalışmaları
Çocukları Kadınları ve Aileleri Koruma Derneği

Çocukları Kadınları ve Aileleri Koruma Derneği
Demokrat Bilgisayar Mühendisleri

Demokrat Bilgisayar Mühendisleri
Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları

Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları
Toplumsal Duyarlılık ve Şiddet Karşıtları Derneği

Toplumsal Duyarlılık ve Şiddet Karşıtları Derneği
Genç Avrupalılar Derneği

Genç Avrupalılar Derneği
Gündem Çocuk Derneği

Gündem Çocuk Derneği
İnternet Teknolojileri Derneği

İnternet Teknolojileri Derneği
İnternet Yayıncıları Derneği

İnternet Yayıncıları Derneği
Kaos GL

Kaos GL Derneği
Korsan Parti Hareketi

Korsan Parti Hareketi
Linux Kullanıcıları Derneği

Linux Kullanıcıları Derneği
Muş Kadın Çatısı

Muş Kadın Çatısı
Otizm Dostları Derneği

Otizm Dostları Derneği
Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği

Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği
Tarlabaşı Toplum Merkezi

Tarlabaşı Toplum Merkezi
Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı

Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı
Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı

Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı
Türk Psikologlar Derneği

Türk Psikologlar Derneği
Türkiye Gençlik Birliği Derneği

Türkiye Gençlik Birliği Derneği
Uçan Süpürge

Uçan Süpürge Kadın İletişim ve Araştırma Derneği
Yüksek Öğrenimde Rehberliği Tanıtma ve Rehber Yetiştirme Vakfı

Yüksek Öğrenimde Rehberliği Tanıtma ve Rehber Yetiştirme Vakfı
 
 
 

 


Alet etme!…

Temmuz 30, 2014
Do not make use of child-protection concerns for censorship and surveillance activities! Oppose Turkish Ministry of Interior’s purchase of filtering software NetClean!

https://aletetme.org/en/


Russia and Austria take action against use of Tor

Temmuz 30, 2014
By Heini Järvinen

Russian government is offering 3,9 million roubles (approximately 85 000 Euro) for a way to identify users transmitting data over the anonymous web browsing system Tor.

The special technology and communications group of the interior ministry published the tender on the government procurement website in July, offering the reward for “research work, Tor cipher”. The tender was modified on 25 July, but various news sources reported that the original description sought for “research work on the possibility to obtain technical information about users (user equipment) of the anonymous network Tor”.

Tor (The Onion Router) is an anonymity network that directs Internet traffic through a worldwide volunteer network that consists of relays, known as nodes, concealing the location and usage details of users, to protect their privacy. It is used for example by journalists and political activists to guarantee the confidentiality of their communications, but can also be used by criminals to hide their tracks from law enforcement. In Russia, the popularity of using Tor has augmented following the recent measures taken by the Russian authorities to tighten their control of social media and online content in general. According to estimates the number of Tor users has increased in the country from 80 000 to 200 000 in July 2014 alone.

“It’s not important if the Russian government is able to block Tor or not. The importance is that they’re sending signals that they are watching this. People will start to be more cautious,”

commented Andrei Soldatov, an expert on surveillance and security services.

“If you take into consideration how much resources the US National Security Agency (NSA) has used on its attempts to crack the network, it’s very unlikely that anyone could find ground-breaking data security vulnerabilities in Tor for such a sum,” said Ville Oksanen, vice chairman of EDRi member Electronic Frontier Finland (Effi). “The request will benefit the Tor network by calling more attention to its problems and thereby also to resolving them.”

Russia’s reward offer is not the only attempt to limit the use of the anonymity network. Instead of seeking to reveal the identities of Tor users, the regional criminal court in Graz, Austria, adopted another approach that could discourage volunteers from supporting the network. On 1 July, it sentenced a man who operated a Tor exit node to three years of probation and to pay 30 000 Euro in court costs and legal fees. The court considered that he had enabled others to conduct illegal activities staying anonymous, while being aware that the possibility of the technical mechanism that he ran could be used for such purposes. He was convicted based on the section 12 of the Austrian penal code which states that “not only the immediate offender commits the offence, but also anyone who intended another to carry it out, or otherwise contributes to the completion of said criminal action”.

“The decision [was] highly depended on the special circumstances of the case and particularly on the statements of the defendant,” said Maximilian Schubert, general secretary of the Austrian association of Internet Service Providers (ISPA). “We are thus positive that it cannot be seen as a general ruling against Tor services.”

Russia offers 3.9m roubles for “research to identify users of Tor” (25.07.2014)
http://www.theguardian.com/world/2014/jul/25/russia-research-identify-users-tor

Russian government offers huge reward for help unmasking anonymous Tor users (25.07.2014)
http://www.pcworld.com/article/2458420/russian-government-offers-money-for-identifying-tor-
users.html

Reward offered by Russia to crack Tor likely to improve the anonymity network, Finnish expert
views (28.07.2014)
http://www.helsinkitimes.fi/finland/finland-news/domestic/11341-reward-offered-by-russia-to-
crack-tor-likely-to-improve-the-anonymity-network-finnish-expert-views.html

Austrian Tor exit node operator found guilty as an accomplice because someone used his node to commit a crime (02.07.2014)
https://www.techdirt.com/articles/20140701/18013327753/tor-nodes-declared-illegal-austria.shtml

Internet relay op convicted for child porn (05.07.2014)
http://www.thelocal.at/20140705/internet-relay-op-convicted-of-child-porn-offenses

7 Things You Should Know About Tor (01.07.2014)
https://www.eff.org/deeplinks/2014/07/7-things-you-should-know-about-tor

Source: Edri Gram 30 July 2014

 


Turk Telekom Bizi Nasıl Gözetleyecek?

Temmuz 9, 2014

Türk Telekom’un satın aldığı gözetim donanımının nasıl işlediğini, internet kullanıcılarını nasıl etkileyeceğini ve hukuki boyutunu Alternatif Bilişim’den Keleş, Korsan Parti’den Özel ve bilişim hukukçusu Koç’a sorduk.

Türk Telekom’un Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli Procera Networks şirketinden internette gözetimi sağlayacak donanım alması haberlere yansımıştı. Donanımın internet kullanıcılarının hayatında ne değiştireceğini Alternatif Bilişim Derneği’nden Ali Rıza Keleş, Korsan Parti Türkiye Girişimi’nden bilişim uzmanı Yasin Özel ile bilişim hukukçusu Serhat Koç değerlendirdi.

Kurulacak sistem şunların analiz, kontrol ve sınıflandırmasını yapabilecek:

* WhatsApp, Lime, Telegram, CoverMe, Google+, Tango, ICQ, Instant Messaging, Jabber, Open MMS, Skype, Messenger (MSN, Yahoo v.b) gibi mesajlaşma uygulamalarını

* WAP, HTTP, MMS, E-Mail, DHCP, FTP, HTTP Browsing, HTTP Streaming, MMS, NNTP, POP3, RTSP, Streaming, SIP, Vonage, MGCP, Messenger (MSN,Yahoo), SMTP, H323, Ultrasurf, Hotspot, TOR, Opera Mini gibi servis tiplerini

* VPN tünel modellerini

Ayrıca sistem aynı internet sitesine ait HTTPS ve HTTP protokollerinin ayrımını yapabilecek ve ayrım bazlı politika uygulayabilecek. Buna ek olarak DNS Overwrite uygulamasıyla belirli DNS’leri kendi IP’lerine yönlendirebilecek. Sistem erişim engelleme kararı verilen yayınlarla ilgili olarak alternatif erişim yollarını engelleyici tedbirleri alabilecek, URL bazlı HTTPS trafiğini engelleyecek.

Peki bunlar ne anlama geliyor?

Alternatif Bilişim derneği’nden Ali Rıza Keleş: Bu alt yapıları yöneten ve işleten Türk Teklekomun ve düzenleyici kurum olarak hükümetin çok daha kolay bir şekilde sansür ve gözetim yapabilmesi anlamına geliyor.

DNS sahtekarlığı

VPN kullanımını kesmeye, DNS’i kendisinin belirleyeceği DNS’e yönlendirmeye çalışacaklar. Bu bir tür sahtekarlık. Siz bir yere gitmek istiyorsunuz ama hizmet aldığınız yer sizi başka bir şeye zorluyor.

Kullanıcıyı bezdirme çabası

Skype, WhatsApp gibi günlük iletişimimizi kurduğumuz, ifade özgürlüğümüzü kullandığımız alanları kolayca analiz edecek gerekirse kapatacaklar. Örneğin bir toplumsal olay oldu, Twitter’ın bant genişliğini düşürecekler. Bu Twitter’a erişimi yavaşlatacağı için kullanıcılar burayı kullanmamayı seçecek. Böyle bir sistem ağ tarafsızlığını ortadan kaldıracak.

Sistemin arka kapıları neler?

Korsan Parti’den Yasin Özel: Bu sistem verileri dinliyor, buna karşı tek çözüm verilerin şifreli olarak iletilmesi. Şu anda kullandığımız Gmail gibi servisler varsayılan olarak HTTPS yani SSL teknolojisini kullanır. Bunu tarayıcıdaki URL’nin başına bakarak görebiliriz.

SSL kısaca, verilerin kullanıcıdan siteye kadar şifrelenmiş olarak gitmesini ve “yetkili sertifika otoriteleri” tarafından imzalanan sertifikalar sayesinde o anda bağlanılan şeyin aradaki bir hacker/tib/ttnet/devlet olmadığını, doğrudan sitenin kendisine bağlanıldığını doğrulayabilmemizi sağlar. 

TİB bilerek bağlantı yavaşlatabilir

HTTPS kırılamaz. Bunun için TİB’in yapabileceği  bir kaç şey var:

* HTTPS portu olan 443’ü yavaşlatır, insanları HTTPS  kullanmamaya yönlendirir

* Man-in-the-middle saldırısı yaparak veriyi dinler, ki bu koşulda tüm tarayıcılar, bize gelen sertifikayı TİB ürettiği için, dolayısıyla yetkili setifika otoritelerinden biri tarafından imzalanmadığı için “sertifika onaylanamadı, saldırı altında olabilirsiniz” diye bas bas bağırır. TİB için pek iyi olmaz.

* Türkiye’deki Türktrust gibi bir yetkili sertifika otoritesinden kullanıcıyla arasına girilecek site için sahte bir sertifika üretilebilir. Bunda tarayıcı direkt uyarı vermez ama google’a girip tarayıcının sol üstündeki kilit işaretine tıklandığında Türktrust’ın ismi görülür ve bu haber yapıldığı anda Türktrust isimli firmanın batmasına bile sebep olabilecek şekilde tarayıcı ve işletim sistemi üreten firma ve vakıflar Türktrust’ın sertifikalarını sistemden kaldırabilir. Bu daha önce yapılmıştı.

VPN’i engellemek neredeyse imkansız

Bu sistemi atlatmak için  TOR, VPN gibi programlar kullanılabilir. Bunları da engellemeye çalışırlar ama başarılı olmaları neredeyse imkansız. Çünkü VPN sadece yasak aşmak için kullanılan bir sistem değil. Uzaktan ağlarına bağlanmak için VPN teknolojisini kullanan bankalar gibi çok sayıda kurumsal organizasyon var. Yapabileceklerinin en fazla hız yavaşlatarak kullanıcıyı bezdirme ya da ücretsiz olarak sunulan ve çok kullanılan birkaç VPN servisinin IP adreslerini engellemek olacaktır.

Mesajlar aleyhe kullanılabilir mi?

Bilişim Hukukçusu Serhat Koç: İzinsiz yapılan hiçbir kayıt, dinleme, fotoğraf, video ya da izinsiz ele geçirilen hiçbir e-posta ve yazışma ister analog ister dijital ortamda olsun insanların aleyhine delil olarak kullanılamaz. Bu Anayasa’da yazıyor.

Gözetlemek hukuka aykırı

Ceza Kanunu’nuna göre de bunların yargılamada hükme esas teşkil etmeleri mümkün değil. “Zehirli ağacın meyvesi de zehirli olur” ilkesi gereği aslında bu tür hukuksuz deliller dava dosyasına bir şekilde girmiş olsa da mahkeme bunların dosyadan çıkartılmasına karar verilmeli ve bunları ele geçiren, yayanlar hakkında hemen savcılığa suç duyurusunda bulunulmalıdır.

Türk Telekom ise insanları dinlemek, izlemek, fişlemek, analiz etmek üzere sistem almış. Bunun hiçbir hukuki yanı yok. (EA)

Kaynak: http://bianet.org/bianet/insan-haklari/157087-telekom-bizi-nasil-gozetleyecek


Türk Telekom Anayasal Suç İşliyor

Temmuz 9, 2014

Türk Telekom’un MA-0051-03-2014 numaralı sözleşme ile ihale yaptığı ve gözetim donanımları satın aldığı çeşitli basın kuruluşlarında yer aldı. Sözleşmede belirtilen hedefler, yurttaşların anayasal hakları, temel hak ve özgürlükleri, hukukun evrensel ilkelerini çiğniyor.

Sözleşmede satın alınacak donanımın amacı “şebeke üzerinden taşınan trafiğin paket bazında detaylı olarak analiz edilmesi, yatırım plan ve önceliklerinin belirlenmesi, taşınan trafiğin uygulama bazında analiz edilmesi, şebeke kaynaklarının optimum olarak kullanılması, şebeke performansının arttırılması, art niyetli uygulama ve kullanıcıların tespit edilerek önlem alınmasının sağlanması. 5651 Sayılı ‘İnternet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanun’ değişiklikleri ile birlikte mevcut kanun gereği olan yükümlülükleri kati suretle yerine getirmektir.” şeklinde ifade edilmekte. Bu amaçla

  • Sistem aynı İnternet sitesine ait HTTP ve HTTPS protokollerinin ayrımını yapabilecek, ayrım bazlı politika (shaping, drop, marking ve redirection) uygulayabilecektir.
  • Sistem; WAP, HTTP, MMS, E-Mail, DHCP, FTP, HTTP Browsing, HTTP Streaming, MMS (Microsoft streaming), NNTP, POP3, RTSP, Streaming, SIP, Vonage, MGCP, Messenger (MSN,Yahoo v.s), SMTP, H323, Ultrasurf, Hotspot, TOR, Opera Mini gibi servis tiplerini destekleyecek, analizi, sınıflandırması ve kontrolünü yapacaktır.
  • Sistem; WhatsApp, Lime, Telegram, CoverMe, Google+, Tango, ICQ, Instant Messaging, Jabber, Open MMS, Skype, Messenger (MSN, Yahoo v.b) gibi mesaj uygulamalarını destekleyecek, analizi, sınıflandırması ve kontrolünü yapacaktır.
  • Sistem, VPN Tünel Prokollerini (Spotflux, Hotspot VPN, Mobile VPN, Safe Tun VPN, vpn Bitz, ibVPN, SecureLine, Onavo, HMA, VirtualBrowser, BIG VPN, VPN Direct, VPN Express, VPNOneClick, Freedome, TunnelBear, Hotspot Shield, Ultrasurf, TOR, Freegate, Gtunnel, GappProxy, Your Freedom, Hykproxy, Tunnelier, Gpass vb.) analiz edebilecek ve yönetebilecek kabiliyette olacaktır.
  • Sistem, müşteri DNS sorgusundaki hedef DNS IP adresini farklı bir IP adresi ile değiştirebilecektir (DNS Overwrite özelliği)
  • Sistem erişim engelleme kararı verilen yayınlarla ilgili olarak alternatif erişim yollarını engelleyici tedbirleri alacaktır.
  • Sistem erişim engelleme kararı verilen yayınlarla ilgili olarak URL bazlı HTTPS trafiğini engelleyecektir.
  • Sistemin tüm Multimedia, mesaj sistemleri, P2P, tüm servis ve uygulamaları analiz, izleme yetenekleri de var. Bunların arasında e-posta, ftp, DHCP, Skype, Whatup, Gtalk, MSN,  VPN, Tor, Hotspot Shild gibi uygulamalar var.

Yukarıda adı geçen servisler; iletişim, haber alma, bilgiye erişme, örgütlenme gibi temel özgürlüklerimizi kullandığımız araçlardır. Sistem tüm bu servisleri izleyebilecek, dilediği gibi manipüle  edebilecek ve engelleyebilecek yeteneğe sahip olacaktır. Böyle bir sistemin temel hak ve özgürlüklerimiz üzerinde bir tehdit olarak durması kabul edilemez.

Haberleşme gizliliği esastır, haberleşmeyi izlemek ancak yeterli nedenlerle mahkeme kararıyla mümkün olabilir. Tüm bu servislerin de esas olarak bir bir telefon konuşmasından farkı yoktur. Son yapılan düzenlemelerle telefon dinlemeleri zorlaştırılmıştır. Aynı korumanın İnternet üzerinden haberleşme için geçerli olması gerekir. Normal posta hizmetlerinde, mektubun iceriğine bakmak nasıl suçsa, e-postanın içeriğine bakılması, pek çok e-posta Web üzerinden gittiği için HTTP ve HTTPS’nin izlenmesi de suçtur. Bu kapsamdaki izleme çabası da anayasal suç, bunu teşvik eden BTK ve uygulayan TT’nin anasayal suç işlemesi anlamına gelmektedir.

Gözetime ek olarak sözleşmede adı geçen DNS Overwrite özelliği ise iletişime sahtekarlık yoluyla müdahaledir. Bu, bir kullanıcının kendi iradesi ve bilgisi dışında, erişmek istediğinin dışında başka bir yere yönlendirilmesidir. Bu da küresel İnternet standartlarının ihlalidir.

İnternet, Türkiye’de hak ettiği değeri bulamıyor. Kanun yapıcılar, düzenleyici aktörler ekonomi, kamu yönetimi, bireysel gelişim, demokrasinin gelişmesi, toplumun bütünleşmesi, toplumsal denetim, saydamlık, katılımcılık gibi faydalarını görmezlikten geliyor. Günlük siyasi çekişmeler için, muhalefeti bastırmak için, sansür için İnternet korkunç bir denetim ve gözetim ağı haline getiriliyor.

AB’ye üye olmak, 10. büyük ekonomi olmak, dünya ile bütünleşmek, turizmde lider ülke olmak, dünya finans merkezi olmak, yabancı yatırımlar çekmek gibi ifadelerle; İnternet’i denetlemek, kontrol altında tutmak, korkunç bir gözetim mekanizması kurmak, “bizim istemedigimiz kuş uçmasın” felsefesiyle problemleri çözmeye uğraşmak, son derece çelişkilidir. Yöneticilerin ve toplum önderlerinin bu durumu görememesi içler acısıdır.

Biz aşağıda imzaları olan Bilişim/Bilgi/iletişim alanında faaliyet gösteren demokratik kitle örgütleri olarak, BTK ve TT’yi açıklama yapmaya ve bu suçtan vazgeçmeye davet ediyoruz. Bu konularda suç duyurusunda bulunmaktan, AİHM’ye gitmeye kadar her türlü mücadele yöntemini uygulayacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz.

 

Alternatif Bilişim Derneği

Ankara Barosu Bilişim Kurulu

Demokrat Bilgisayar Mühendisleri

Elektrik Mühendisleri Odası

İnternet Teknolojileri Derneği

İnternet  Yayıncıları  Derneği

Korsan Parti Türkiye Hareketi

Linux Kullanıcıları Derneği

Pardus Kullanıcıları Derneği

Türk Kütüphaneciler Derneği

 


Medyanın Üzerinde Dijital Bir Hayalet….

Temmuz 5, 2014
Yazar: MEHMET ATAKAN FOÇA

Dijital dünyanın anahtarı etkileşim. Tık almak isteyen haber sitesinin, haberinin okunmasını isteyen gazetecinin etkileşime girmeden dijital dünyada, bilakis sosyal ağlarda uzun süre varlığını koruyabilmesinin pek yolu yok.

Medyanın üzerinde bir hayalet dolaşıyor. Dijitalleşme hayaleti Radikal gazetesinin kağıdı bırakmasıyla daha da görünür oldu. Radikal’in dijitalleşmesine dair yazılan tüm yazılarda ortak endişenin dijitalleşme adı altında haber üretiminin sona erdirilmesi, gazetecilerin bu süreçte ikinci plana atılarak yavaş yavaş yok edilmesi, havuzdan toplanan haberlerin tık uğruna haber değerinden yoksunlaştırılması, kıç popo fotoğraf galerileriyle haberciliğin ümüğünün sıkılması olduğu görülüyor.

Radikal’in dijitalde nasıl para kazanacağı, nasıl insan çalıştıracağı şimdilik esas problem gibi. Ancak kısa vadede en azından biz fakirlerin çözebileceği bir sorun olmadığı gibi bunun uzun vadeli bir dönüşümü anlamak için bizi körleştiren bir engel olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden piyasa modeli, reklamlar, tık almak, tekil ziyaretçi gibi zaten bizim problemimiz olmaması gerektiği halde gündemimize oturan bu meseleleri, bir kenara bırakıp mesleki bir sorgulamayı haddimi aşmak pahasına yapma niyetindeyim. Bu niyetle, dijitalleşen her şeyde olduğu gibi gazetecilikte de meslek etiğini terk etmeksizin bir iş ortaya koyabilmek için dijitali anlamlandırmak zorunda hissediyorum.

Tüketici okurdan, üretici kullanıcıya

Dijital dünyanın anahtarı etkileşim. Tık almak isteyen haber sitesinin, haberinin okunmasını isteyen gazetecinin etkileşime girmeden (çıplak kadın fotoğrafları galerileriyle dolu bir web sitesi olsa bile) dijital dünyada, bilakis sosyal ağlarda uzun süre varlığını koruyabilmesinin pek yolu yok. Yazılı olandaki “okur” artık dijital dünyada “kullanıcı” olarak karşımızda. Kelimelerdeki bu ufak değişiklik, gerçekte çok da küçümsenmemesi gereken bir dönüşümü ifade ediyor. Kullanıcının alışkanlıkları, okuma stili, yorumlama anlayışı bambaşka. Okurun okuma eylemiyle kullanıcının kullanma eylemi arasında bir yarılma var. Bu yarılmayı çözümlemeden dijital dünyanın, dijital gazeteciliğin ve dahi dijital devrimin boş birer lakırdı kalacağını anlamak gerek.

Dijitalleşmenin gazetecilik açısından iki boyutu var. Bunlardan ilki kullanıcıların haber üretimine katılması. Katılım arzusunun sadece siyasi mecralara ilişkin yükselen bir istek olduğunu düşünmek demokrasinin özüne dair hayati bir meseleyi kaçırmış olmak anlamına geliyor. Türkiye için konuşacak olursak ana akım medyanın üretmediği, üretemediği yerde yurttaş gazetecilerinin artan bir öfkeyle sosyal ağlarda haber üretmeye başlaması tam olarak buraya işaret ediyor. Amerika ve Avrupa’da kullanıcı üretimi içeriğin (cep telefonlarıyla olay yerinden görüntü kaydeden ve bunun haber sitelerinde sunulmasına rıza gösteren kullanıcının içeriğini kastediyoruz – user generated content –UGC) keşfi ve haber bültenlerine girişi 2000li yılların ortalarında gerçekleşti. BBC’nin UGC Hub’ı yaklaşık 10 senedir faaliyet göstermekte ve kullanıcı-okur tarafından olay yerinde çekilmiş görüntülerin doğrulanması ve yayına hazır hale getirilmesi için bu birimde yanlış bilmiyorsam şu an yaklaşık 20 kişi çalışıyor (demek ki dijitalleşmek bazen istihdamı da gerektiriyor). Türkiye’de ise yurttaş gazetecilerinin ana akımdan ayrı bir takipçi kitlesi var. Gezi Parkı eylemlerinden bu yana kendi medyasını kendi yaratanlar, kendi okurlarıyla etkileşiyor ve çoğu zaman “eylem haberciliği”nin ötesine geçmeye yönelik adım atmak, tartışma zeminlerinin sınırlı olması nedeniyle de güç gözüküyor.

Habere katılım, yalnızca kullanıcıların ana akıma gösterdikleri ani bir refleks olmaktan ibaret değil. İnternet sitelerinde yayınlanan haberlere yapılan yorumlar, sosyal medyadaki yorumlar, paylaşımlar bugüne kadar kutsal-geleneksel-kağıt gazeteciliğinin karşılayamadığı şeylerdi. Okurun sadece tüketici olmaktan çıkıp, kullanıcı olma vasfıyla aynı zamanda üretici de olduğu bir sürecin içerisindeyiz.[1]

BBC, CNN, Al Jazeera (ve bazen Hürriyet) gibi mecraların sosyal platformlarda okurlarından haberlerine yorum yapmalarını ısrarla istemesi[2], BBC Türkçe’nin Sosyal Meydan ve Canlı Anlatım pratikleri kullanıcıların habere katılım arzusunun medyayı nasıl dönüştürdüğünün ispatı sayılabilir. Vagus TV ve Vivahiba deneyimleri, T24’ün “haber gönder” sekmesi (böyle bir imkan varmış gibi gözükse de T24’ün okurun gönderdiği haberleri nasıl bir süzgeçten geçirdiğine ve yayınlayıp yayınlamadığına dair bir şeffaflık henüz yok) Türkiye’deki internet haber sitelerinin de bu dönüşümden bağışık olmadığını gösteriyor.

Habere katılım tüm bu yönleriyle geleneksel gazeteciliğin taşıdığı hiyerarşiyi ve habere ulaşmadaki tekelini kırmakla tehdit ediyor. Bunun (iyi ya da kötü bir şey olup olmadığına dair herhangi bir yorum getirmeksizin) haber üretiminin daha demokratikleştireceğini savunmamız mümkün.

Haberin görselleşmesi

Gazeteciliğin dijitalleşmesinin bir diğer boyutu haber anlatma pratiklerinin değişmesi. Okur için gazeteyi eline alıp haber okumak neyse, kullanıcı için tıkladığı bir linkteki görselle tüm haberi anlamak da o. İnfografikler, veri görselleştirmeleri, interaktif haberler, haritalandırmalar gibi dijitalin sağladığı haberi kolayca yakalama olanakları dururken sayfalarca yazı okuma isteği giderek azalıyor. Bianet’in Erkek Şiddetinin 2013 Grafiği  ve Gezi Direnişi zaman tünelinin bunca zamandır konuşuluyor oluşunu hatırlatırım. Veya Al Jazeera Turk’te yer alan interaktif haber şablonları, Diken’in listeleri, NTV’ninntvgram” adıyla başlattığı ve İnstagram’da 15 saniyelik videolarla gelişmeleri özetlediği projesi Türkiye’den örnekler. Wales Online, Mashable gibi yabancı kuruluşlar ise Snapchat’e geçiş yaptı bile.

Yeni haber anlatma tekniklerinin gelişmesi, dijitalleştiği iddiasındaki bir haber kurumunu ya bu teknikler konusunda gazetecilerini eğitmek ya da bu konuda tecrübe sahibi gazetecileri işe almaya zorluyor. Üstelik bu haber anlatma tekniklerini içselleştirmek ve haberi tekrar tasarlamak “dijital bir bakış açısını” da zorunlu kılıyor. Geleneksel düşünüp dijital çalışmak çok mümkün değil.  Yani dijitalleşme eşittir gazetedeki yazıyı aldım kopyaladım hop sitede yayınladım demek hiç değil.

Sorun dijitalle başlamadı, dijitalle sürüyor

İşsizlik, kalitesiz gazetecilik, haberciliğin içinin boşaltılması, dijitale geçiş nedeniyle gerçekleşen şeyler değil. Uzun süredir devam etmekte olan medyanın bayağılaşmasında bir basamak olarak dijitalin kullanılması ise bizi dijitali öcüleştirme hatasına düşürmemeli. Aksine dijitalin sağladığı olanaklar, erişim ve etkileşim imkanları tekrar tekrar tartışılarak haberciliğe ve haber üretimine yeni çıkış rotaları bulunmalı.

Özetle okurun habere katılım arzusu haberciliği demokratikleştirici faktörler barındırıyor. Bunun yanı sıra UGC’nin haber bültenlerine –er ya da geç- gireceği düşünüldüğünde UGC’yi tespit edecek, doğrulayacak ve yayına hazırlayacak ayrı bir iş gücü ihtiyacı söz konusu. Aynı şey habercilik yapan kurumların sosyal medyadaki varlıklarını güçlendirmek[3] için ayrı zamana ihtiyacı olan gazetecilerin işe alınması için de geçerli. Haber anlatım tekniklerindeki dönüşüm ise bu konuda bilgili personelin yetiştirilmesi ve internet gazeteciliği, dijital gazetecilik, veri gazeteciliği, mobil muhabirlik gibi konuların habercilikle buluşturulmasını gerektiriyor.

Gazeteciliğin bir yerde kamu yararı ve haber alma hakkına dayandığı yerde, kamuya rağmen yarar üretmeye çalışmaktan kamuyla birlikte bir değer ortaya koymak ve haberi okur/kullanıcının almak istediği yerden ona ulaştırmak için dijital medya çok önemli. Radikal’de olduğu gibi başarısız hamleler, işten çıkarmalar, kötü yönetimler nedeniyle dijitalleşmeye bile kendi sorunlarını bulaştıran yerli ana akım medya hareketlenmelerinin uzun vadede dijitalin sağlayacağı avantajlara bizi kör bırakmasına izin vermemeliyiz.

Dolayısıyla dijital olan (her ne kadar endişeleri haklı bulsam da bunun sebebinin dijitalden kaynaklanmadığını düşünüyorum) işsizlik, güvencesizlik ve haberin içini boşaltma değil, medyanın üzerinde dolaşan bir hayalet hala. (MAF/HK)

[1] Mesele eğer yine de nasıl bir iş modeli kurgulanacağıysa James Breiner izleyicilere haber üreten değil, topluluğa değer katan bir model önerisini okumakta fayda var: http://newsentrepreneurs.blogspot.mx/2013/01/you-create-more-value-with-community.html

[2] Kaç gazeteci kendi haberine yapılan yorumları okuyor ve bunları cevaplıyor?

[3] 2012’de The Tuscaloosa News, çıkan hortum sonrası attığı tweetlerle Pulitzer ödülünü kazandı: http://www.poynter.org/latest-news/media-lab/social-media/170607/how-the-tuscaloosa-news-post-tornado-tweeting-helped-bring-home-a-pulitzer-prize/ “Sosyal medyada bu hafta en çok izlenen videolar” haberi Pulitzer kazandırmayacağı gibi “siz çok yanlış gelmişsiniz” dedirtebilir.

Kaynak: http://bianet.org/biamag/medya/156868-medyanin-uzerinde-dijital-bir-hayalet


Derin Paket Analizi’nde Türkiye

Temmuz 3, 2014

Yazan:Kus

Bugün Taraf gazetesinde “Internete sansür donanımı” adında bir haber yayınlandı. Haberden bir alıntıyla devam edelim:

Hükümet, internetten istihbarat toplama projesini harekete geçiriyor. İnternet ortamında ne yapıldığını en ince ayrıntısına kadar görmek, müdahale etmek ve sansürlemek için ihale açan Türk Telekom, Procera Networks adlı ABD şirketinden bir donanım satın aldı.

17 Aralık 2013 yolsuzluk operasyonu sonrasında Türkiye’nin Internet kontrolü ve takibindeki donanımsal yetersizliklerin ani bir müdahale noktasında çok geri kaldığından dolayı ilk olarak Netclean ile ilgili haberler yayınlanmıştı. Bununla birlikte, bugün yayınlanan habere bakacak olursak bu müdahaleler için açılan bir ihale ile Procera Networks şirketinden bir donanım alındığı yazmaktadır. Procera Networks kendi deyimleriyle servis sağlayıcılara Internet istihbaratı çözümleri sunan ve bu konuda ağ donanımları geliştiren, bu donanımlar ile paketlerin görünebilirliğini ve istatistiğini sağlayan bir şirkettir. Haberin devamında:

Alınan donanım sayesinde Türk Telekom, HTTPS trafiği, Whatsapp mesajları, Skype görüşmeleri, ziyaret edilen internet sayfaları ve VPN hizmetleri de dâhil pek çok işlemi analiz edecek, yavaşlatacak, gerekirse sansürleyecek.

Procera Networks, 24-28 Şubat 2014 tarihlerinde San Fransisco’dan düzenlenen RSA Konferansı’nda katılımcı olarak girmiş ve sahip oldukları NAVL isimli Intel ve Napatech OEM’lerini kullanan donanımlarını tanıtmışlardı. Bu donanım, kendi deyimleriyle gerçek zamanlı 7. katman uygulamaları için derin paket analizi yapabilen bir donanımdır. 7. katman Internet protokolü ile bilgisayar ağı arasındaki işlemler için bir iletişim ağıdır. Procera Networks’ün NAVL donanımıyla ilgili ifadesinden anladığım kadarıyla sansürden öte bir derin paket analizinin yapılmasıdır. Mevcut analiz sonrasında ne tür bir yol izlenecek (sansür vs.) bununla ilgili detay verilmemiş. Diğer taraftan, bu iletişim ağına neler dahil diye bakarsak:

  • Bitcoin
  • BitTorrent
  • eDonkey
  • Freenet
  • Gopher
  • Kademlia
  • NFS
  • SSH
  • Tor
  • XMPP
  • SMB
  • RDP
  • LDAP

listenin geri kalanına buradan ulaşabilirsiniz.

Taraf’ın -sözde- ele geçirdiği belgelerde (Neden sözde; çünkü o belgelerden hiçbir şey anlaşılmıyor. Gazetecilik böyle olmasa gerek?) MİT’in bir aracı haline dönüştürülen TİB’in Türk Telekom’a bu konuda bir direktif götürdüğü ve sonucunda da böyle bir cihazın alınarak trafiğin analiz edilmesi sağlanabilecektir. Ayrıca, NAVL’ın önemli bir özelliği ise 80GBps gibi bir trafiği kaldırabilecek bir donanım olmasıdır. Diğer taraftan, -kendi tanıtımları- kritik trafik ile ilgisiz trafiği ayırabilecek bir yapıya sahip olduğudur. Bu ne anlama geliyor? Derin paket analizlerini kendi istekleri doğrultusunda “kişiselleştirebilecekler” ve daha spesifik analiz yaparak gereksiz trafik analizi yükünü çekmeyeceklerdir. Bununla birlikte, Türkiye’nin uzun zamandır Phorm adında derin paket analizi yapan bir başka sistemi daha mevcuttur. TTNet kullanıcıları bu sisteme otomatik olarak eklenmiş, sonrasında açılan davada TTNet ceza ödemeye mahkum edilmişti. Fakat, TTNet kullanıcılarını gezinti.com ile kişiselleştirilmiş reklam adı altında bu sisteme haberleri olmadan eklemeye de devam etmektedir.

Benim bu noktada kafamı karıştıran şey, NetClean ve Procera haberlerinin gündemde bir etki ve korku yaratmasını sağlamak bir tarafa Türkiye’nin kaç tane farklı donanım peşinde koştuğudur. NetClean bir URL engelleme sistemi, Procera derin paket analizi (DPI) sistemi üzerine yoğunlaşmış iki şirkettir. Yakında, hangi alanlarda yeni donanıma ihtiyaç var hepimiz göreceğiz.

Kaynak: https://network23.org/kame/2014/07/03/derin-paket-analizinde-turkiye/#


İnternete sansür donanımı

Temmuz 3, 2014
Yazan: Tunca Öğreten

 

İnternete sansür donanımı 

Tüm internet trafiğini tekelinde bulunduran Türk Telekom, vatandaşın bilgisayar ve cep telefonuna sızmaya hazırlanıyor. Hükümet, internetten istihbarat toplama projesini harekete geçiriyor. İnternet ortamında ne yapıldığını en ince ayrıntısına kadar görmek, müdahale etmek ve sansürlemek için ihale açan Türk Telekom, Procera Networks adlı ABD şirketinden bir donanım satın aldı. Alınan donanım sayesinde Türk Telekom, HTTPS trafiği, Whatsapp mesajları, Skype görüşmeleri, ziyaret edilen internet sayfaları ve VPN hizmetleri de dâhil pek çok işlemi analiz edecek, yavaşlatacak, gerekirse sansürleyecek. Geçen hafta Taraf’ta, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) Türkiye’deki internet servis sağlayıcılara gizli bir mail göndererek kullanıcıların neler yazıp çizdiğini öğrenmek için gerekli donanımları hazır etmelerini istediği yönünde bir haber yayımlanmıştı. Haberde, HTTPS’nin (Şifreli internet trafiği) açılmak istendiğine dair direktife de dikkat çekilmişti. TİB, bu mailin gönderildiğini kabul etmiş ancak HTTPS ile ilgili uygulamayı yalanlamıştı.

Taraf’ın ele geçirdiği yeni belgede Türk Telekom’un, TİB’in direktifi doğrultusunda yeni bir donanım almak üzere bir şartname hazırladığı ve internetin her tür mecrasını kontrol etmeye hazırlandığı görülüyor. Amerikalı firmanın Türkiye temsilcisi Sekom, sorularımıza cevap vermekten kaçınırken, Bilişim Uzmanı Avukat Serhat Koç, şartnamede pek çok sorunlu madde olduğuna dikkat çekti. “Şartnameye göre Türk Telekom’un, DNS adresinin farklı bir IP adresi ile değiştirilmesinin mümkün kılınacağı bir donanım arayışında olduğu görülüyor. Biz buna ‘DNS Hijacking’ diyoruz. Twitter’ın erişime kapandığı günlerde hükümet bu yöntemi kullanmış, Google konuyla ilgili resmî açıklama yapmıştı. Bu tekniği kullanmak yasal değil. Devletin, halkını kandırması kabul edilebilir bir şey değil” diyen Serhat Koç, URL bazlı HTTPS trafiğinin de engellenebileceğini ifade etti. Devletin, özellikle POP3 ve FTP gibi özel servislerle de ilgilendiğine dikkat çeken Koç, “Şirket, kurum ve kişilere ait özel posta hesaplarına erişim sağlamak istiyorlar. Şartname, hukukî olarak “5651 sayılı kanuna uygun” diyor, başka bir şey demiyor. Anayasaya falan umurlarında değil. Bu yaptırım ve denetlemeler Anayasa’ya aykırı” dedi.

Bilişim uzmanları endişeli

Belgeyi paylaştığımız bilişim uzmanları endişelerini dile getirerek şu noktaları vurguladı: “Kapsamlı istihbarat ve engelleme sisteminin altyapısı kuruluyor. Bu tür bir gücü elinde bulunduran kurum, istediği içerik sağlayıcıyı batırır, istediğini çıkarır. Bu durumdan da en fazla politik, haber ve e- ticaret siteleri etkilenir. Yönlendirme fonksiyonu ile her türlü dinleme kaydedilebilir. Devlet, çeşitli yöntemlerle internet kullanıcılarına ait her türlü bilgiyi elde edebilir.”

“Özgürlükleri tehdit eden bir durum söz konusu”

TÜM İNTERNET DERNEĞİ BAŞKANI- Füsun Nebil şöyle diyor konuyla ilgili olarak:

“Bu tür cihazların kurulması endişe verici. Hürriyet ve özgürlükleri tehdit eden bir durum söz konusu. Zaten hükümetin internetten ilk günden itibaren hoşlanmadığı ortadaydı. Her fırsatta internetin kötü olduğuna dair ifadelerini gördük. Ama son bir yıldır, olayın rengi tam engellemeye dönüştü. Bir yandan URL ve site engellemesi yaptılar, bir yandan da fiber yatırımları engellediler. Engellemelerin yanı sıra şimdi bir de istihbarat girdi işin içine. Bu cihazlarla özgürce internet kullanmak mümkün değil. Buna karşın internet kullanıcılarının farkındalığı da zayıf. Tepki göstermiyor, sadece siteler kapatıldıkça bağırıyorlar. Bu da önemli bir sorun. İktidarlarını ellerinde tutmak yolunda interneti engellemeye çalışanlara sesleniyorum: Matbaanın geciktirilmesinin bu ülkeye nelere mâl olduğu ortada. Maalesef aynı kafa şimdi interneti engelliyor. Hem de ülkenin ticaret, sanat ve en önemlisi de geleceğini engelleme pahasına.”

Kaynak: http://www.taraf.com.tr/haber-internete-sansur-donanimi-158271/


Türk Telekom dinlemekle mi görevlendirildi?

Temmuz 3, 2014

tt sartname

Yazar: Serhat Ayan

Bugün Taraf gazetesi bir haber yazdı. Haber oldukça korkutucu öğeler taşıyordu: Türk Telekom, devletin internet ortamına müdahale edebilmesi amacıyla internet trafiğini kontrol edecek cihazlar satın almıştı. Bu alımların yapılmasına yönelik şartnameyi gazeteden paylaşan Taraf gazetesi; Türk Telekom’un HTTPS trafiği, Whatsapp mesajları, Skype görüşmeleri, ziyaret edilen internet sayfalan ve VPN hizmetleri de dâhil pek çok işlemi analiz edecek, yavaşlatacak, gerekirse sansürleyeceğini ileri sürdü.

Sabah saatlerinde Türk Telekom yetkililerine ulaşarak haberin doğruluğunu teyidetmek istedim. Türk Telekom bu konuda bir açıklama yapacağını duyurunca habere onların açıklaması gelinceye kadar ara verdim.

Saat 16:00 gibi Türk Telekom’un açıklaması geldi. Gelen açıklama oldukça basitti:

Taraf Gazetesi’nde 3 Temmuz 2014 tarihinde Tunca Öğreten imzasıyla yayınlanan ‘Özel Hayat Bitti’ başlıklı haberdeki kurumumuz hakkındaki iddialar tamamen gerçek dışıdır.

Türk Telekom tarafından sağlanan altyapı ve erişim sağlama hizmetleri, Türkiye’deki tüm erişim sağlayıcıların tabi olduğu yasal düzenlemeler çerçevesinde gerçekleştirilmektedir. Bu konuda ilgili kurumlar, BTK ve TİB üzerinden gelen yasal uygulamalar ve düzenlemeler dışında farklı bir uygulama yapılması söz konusu değildir. Borsa İstanbul’a kote olan şirketimiz, çalışmalarını halka açıklık, hukuka uygunluk, kurumsal yönetişim ve şeffaflık ilkeleriyle sürdürmektedir.

Bu açıklamanın basitliği ne yazık ki kafalarda oluşan soru işaretlerini silmeye yetmiyor. Türk Telekom şu sorulara cevap vermeli:

  1. MA-0051-03-2014 numaralı bir teknik şartname var mı?
  2. Bu teknik şartnamenin 28.1.57-28.1.60 nolu maddeleri gazeteye yansıdığı gibi adı geçen haberleşme ortamlarını analiz etme, erişebilme ve yönetme yetkisi istiyor mu?
  3. Bu satın alımın yapılıp bitirildiği iddiası doğru mu?
  4. Bu satın alım Türk Telekom’un inisiyatifinde mi yapıldı yoksa devletin ilgili kurumları bunu onlardan istediği için mi?
  5. Şartnamenin şartları hangi istek ve ihtiyaçlara yönelik hazırlandı?

Bu soruların cevapları bütün ülke için çok kritik. Bu sorulara verilecek cevaplar internet geleceğimizi belirleyecek. Bu noktada maaş almanın ve devlet korkusunun ötesinde, vatan ve ülke aşkının devreye girerek cevaplanması gerekiyor. Zira eğer bu sistem alındı ve kurulduysa şu anda hepimizin her şeyi ortada ve birilerinin kontrolünde demektir.

Bu sistemin kurulması durumunda başbakan da dinlenecektir, Ekmeleddin İhsanoğlu da, Devlet Bahçeli de, Haşim Kılıç da… Devletimizin elindeki bu imkanları paralel ya da teğet yapılara kaptırmayacağının garantisi yok hatta kaptırma ihtimalinin yüksek olduğunu yaşadığımız olaylar sırasında net bir biçimde gördük. Bu sistemler alınırsa biz size demiştik demek istemiyorum. Baştan bu tehlikenin görülerek adımlar atılmasını devletten ve Türk Telekom’dan talep ediyorum.

Devletin şuna kesin bir cevap vermesi, devlete ulaşabilen gazetecilerin(o ben değilim) şunu sorması lazım: Skype’tan Google’a kadar her şeyin dinlenmesi, analiz edilmesi, VPN’lere erişilmesi yavaşlatılması, DNS’lere müdahale edilmesi meşru ya da kanuni midir?

Buna verilecek “hayır” cevabı Türk Telekom’un açıklamasını kadük hale getirecektir.

Kaynak: http://www.tknlj.com/turk-telekom-dinlemekle-mi-gorevlendirildi/


%d blogcu bunu beğendi: