LaborCommunication 2013/3-4 Mayıs 2013 Ankara Yer: İnşaat Mühendisleri Odası Necatibey cad.Kızılay

Nisan 19, 2013

1. Gün – 3 Mayıs 2013 Cuma

10.00-10.30

AÇILIŞ KONUŞMASI

10.30-12:00

I. OTURUM: YENİ İLETİŞİM TEKNOLOJİLERİ ve DİRENİŞİN YENİ OLANAKLARI

Oturum Başkanı: Yrd.Doç.Dr. Oğuzhan TAŞ

Toplumsal Hareketler Repertuarı Merkezinde Kayma

Özlem Şendeniz, Ankara Üniversitesi

 

The Dramatic Rise of Peer-to-Peer Communication Within The Emancipatory Movements

Örsan Şenalp

 

Enformasyon Toplumu Belgelerinin “Güvencesiz ve Örgütsüz” İdeal İnsanı

Hakan Yüksel Ankara Üniversitesi

12.00-13.00

Öğle Yemeği Arası

13:00-14:30

II. OTURUM: ÖRGÜTLENME DENEYİMLERİ – ÖRGÜTLENMENİN YENİ FORMLARI

 

Oturum Başkanı: Prof.Dr. Nurcan TÖRENLİ

 

Türkiye’de Sinema Televizyon ve Reklam Sektöründe Geçmişten Bugüne Örgütlenme ve Sendikalaşma

Serdar Karakaya, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi

Sendikaların Sosyal Medya Kullanımları: Türkiye, ABD ve Britanya İşçi Konfederasyonlarının Sosyal Medya Kullanım Analizi

Gökçe Arslan, Pamukkale Üniversitesi

Beyaz Yakalı Örgütlenmesinde Yeni İletişim Teknolojileri Olanakları: Türkiye Örnekleri

Gökçe Baydar, Hacettepe Üniversitesi

14:30-14:45

Çay, kahve arası

14:45-15:45

III. OTURUM: METALAŞMA TARTIŞMALARI

 

Oturum Başkanı: Yrd.Doç.Dr. Benan ERES

 

Müziğin Yeni İletişim Teknolojilerinde Madde ve Meta olarak Görünümü

Ali C. Gedik, Dokuz Eylül Üniversitesi

Kültürel Ürünler ve Metalaşma

Zafer Kıyan Ankara Üniversitesi

15:45-16:00

Çay, kahve arası

16:00-18:00

IV. OTURUM: TOWARDS AN ALTERNATIVE COMMUNICATION MODEL ON THE LINE OF SOCIAL CONFLICT AND SOCIAL SOLIDARITY

Oturum Başkanı: Prof.Dr. Gamze YÜCESAN ÖZDEMİR

What is an Alternative Sociology of Alternative Communication Model? Is There a Possible Methodology for It?

Zeynep Tul Akbal Sualp, Bahçeşehir University

Searching for a Discovery of Methodology

Asli Kayhan, Kocaeli University

The Economy Politics of Geography in Conflict and Solidarity

Nedim Sualp Marmara University

Cultural Studies in The Scene of Social Conflict and Social Solidarity

Tolga Hepdincler Bahçeşehir University

A Survey for Knowledge of Experience

Erkan Buker Bahçeşehir University

 

2. Gün- 4 Mayıs 2013 Cumartesi

10:00-11:00

V. OTURUM: MEDYA, TEMSİL, TİCARİLEŞME

 

Oturum Başkanı: Yrd.Doç.Dr. Engin SARI

Gençlik ve Güzellik Sermayesi’nin Ticari ve İletişimsel Değeri

Gülcan SEÇKİN Gazi Üniversitesi

Hüseyin ÇELİK İstanbul Arel Üniversitesi

Çin Halk Cumhuriyeti Reform ve Dışa Açılma Politikası Sonrası Değişen İşçi Sorunlarının Yeni Medyaya Yansıması ve Devlet Engeli

Şevket Nasir İstanbul Arel Üniversitesi

11.00-11.15

Çay, kahve arası

11.15-12:00

ÖZEL OTURUM: GENDER POLITICS IN ICTS

Dr. Irmtraud Voglmayr

University of Vienna

Faculty of Social Sciences

Department of Communication

12.00-13.30

Öğle Yemeği

13:30-15:00

VI. OTURUM: MEDYA ve İŞÇİ TEMSİLİ

 

Oturum Başkanı: Doç.Dr. Funda ŞENOL CANTEK

Cumhuriyet’in İlk Yıllarında Basının İşçilere Bakışından Bir Kesit: Meslek Gazetesinin Perspektifinden Türkiye’deki İşçi Sınıfının Geçmişi ve İşçi Hareketleri

Eminalp Malkoç, İstanbul Teknik Üniversitesi

Türk Sinemasında İşçi Temsili:1960’lı Yıllara Sosyolojik ve İdeolojik Bir Bakış

İhsan Koluaçık, Afyon Kocatepe Üniversitesi

Nesrin Kula, Afyon Kocatepe Üniversitesi

Türkiye Çevrimiçi Alanındaki Güç Mücadelesi ve Üç Tarz-ı Muhalefet: Redhack, Alternatif Bilişim Derneği ve YouTube Yasağı Karşıtı Bireysel Direnişler
Altuğ Akın, İzmir Ekonomi Üniversitesi

Emrah Zıraman, Mimar Sinan Üniversitesi

15:00-15:15

Çay, kahve arası

15:15-17:15

VII. OTURUM: İKTİDAR, ÖRGÜT/SÜZLÜK ve DİRENİŞ

Oturum Başkanı: Prof.Dr. Mutlu BİNARK

 

Alternatif Bilişim Derneği Eğitim Serüveni

Ali Rıza Keleş ve Orkut Murat Yılmaz

Yeni Medya Arayüzünde Örgütsüzleşme, İktidar ve Dönüşen Direniş Kültürü

Aslı Telli Aydemir ve Esma Çelebioğlu

Yabancılaşan İşgücüne Karşı Hacker Emeği

Ufuk Eriş

Türkiye’de Hacktivizmin Politikası ve Poetikası: Siyaset Felsefesi Perspektifinden Bir İnceleme

Burak Özçetin

17:15-17:30

Çay, kahve arası

17:30-19:00

PANEL: MEDYADA SENDİKAL ÖRGÜTLENME


Teknoloji ve iletişim sektörlerinin önde gelen temsilcileri TEKIL09: 9. GSÜ Teknoloji ve İletişim Günleri’nde “Kullanıcı Deneyimi ve Kullanılabilirlik” temasını tartışacak.

Nisan 16, 2013

Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Bilişim Anabilim Dalı  tarafından düzenlenen Galatasaray Üniversitesi Teknoloji ve İletişim Günleri’nin (TEKİL09) dokuzuncusu 24-25 Nisan tarihlerinde GSÜ Kampüsü Aydın Doğan Salonu’nda gerçekleştirilecek. Türk iletişim ve teknoloji sektörlerinin önde gelen temsilcilerinin katılacağı etkinlikte bu yılın teması “Kullanıcı Deneyimi ve Kullanılabilirlik” olarak belirlendi.

İki gün sürecek etkinliğin katılımcıları, Galatasaray Üniversitesi ve Orta Doğu Teknik Üniversitesi öğretim üyelerinin, “Engelsiz Bilişim Platformu” gibi konuyla ilgili önemli STK temsilcilerinin ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) temsilcilerinin açılış oturumunda yapacağı konuşmaların yanı sıra, kullanıcı deneyimi ve erişilebilirlik odaklı birçok panel ve atölye çalışmasına da katılabilecek ve teknoloji alanında son dönemde öne çıkan bu başlıklarla ilgili en güncel yaklaşımlardan haberdar olacak.

Turkcell, Garanti Bankası ve Hepsiburada gibi dijital dünyanın farklı temsilcileri ile kullanılabilirlik araştırma-eğitim firmaları ve tasarım-geliştirme firmalarından temsilcilerin de katılacağı panellerde kullanıcı deneyimi ve kullanılabilirliğe dair sektörün benimsediği yaklaşım ve yöntemler ilk ağızdan paylaşılacak.

Etkinliğin ikinci gününde “Engelsiz Bilişim Platformu” ve “Kullanıcı Deneyimi Profesyonelleri Birliği (UXPA) İstanbul Birimi” işbirliğiyle ilgili uzmanların yönetiminde Türkiye’de ilk kez bir “Erişilebilirlik Atölyesi” düzenlenecek. Bu atölye kapsamında daha önceden seçilen bir kamu sitesinin engelli kullanıcılar için ne seviyede erişilebilir olduğu uluslararası standartlara bağlı kalarak tespit edilecek ve raporlanacak. Rapor daha sonra kamuoyuyla paylaşılacak.

Katılımcıların sorularıyla zenginleşecek olan TEKİL 09’a katılım ücretsiz. 25 Nisan’da gerçekleştirilecek “Erişilebilirlik Atölyesi” için web sitesinden kayıt olmak gerekiyor.    

Her türlü bilgi için www.tekil.gsu.edu.tr/ adresini ziyaret edebilir, ayrıca tüm gelişmeleri Facebook ve Twitter sayfalarımızdan takip edebilirsiniz:

http://twitter.com/#!/tekilgsu

http://on.fb.me/ZVXJlA

Ayrıntılı bilgi için:

Doç. Dr. Kerem Rızvanoğlu krizvanoglu@gsu.edu.tr

Araş.Gör. Özgürol Öztürk ozozturk@gsu.edu.tr

Tel: 0 212 227 44 80 / 414 – 554

Fax: 0212 227 51 48

 


TÜRKİYE’DE İNTERNET’İN DURUMU 8 Nisan 2013 itibari ile fotoğrafı

Nisan 8, 2013

8-21 Nisan 2013 tarihleri arasında 16. Internet Haftası’nı kutluyoruz. Türkiye’de İnternet 20. yılını doldurdu. Bu vesileyle Türkiye’de İnternet’in Durumu başlıklı raporumuzu güncelledik. Aşağıda imzası bulunan dernek, oda ve bilişim örgütlenmeleri olarak, Türkiye’de İnternet’in durumuna ilişkin bir fotoğraf çektik; toplumsal, kültürel, eğitbilimsel ve ekonomik boyutları ile Türkiye’de İnternet’in durumunu değerlendiren bir rapor hazırladık.

İnternet Tarafsızlığı Gereklidir!

“Ağların ağı” olan İnternet’in karakteristik özellikleri, temel yapısını oluşturan “ağ mantığı”ndan dolayı, “küresel”, “gayri-merkezi”, “açık”, “sınırsız”, “etkileşimli”, “kullanıcı-denetimli” ve “altyapıdan-bağımsız” nitelemeleriyle konumlanabilir. “Ağ tarafsızlığı” (net neutrality) ve bir ağ olarak İnternetin tarafsızlığı, ağın bu yapısal özellikleri üzerinde temellenen bir ilkedir. “İnternet tarafsızlığı”, İnternet hizmet sağlayıcıları başta olmak üzere İnternet endüstrisi içinde yer alan herhangi bir kurumsal yapının ve devletlerin, kullanıcıların İnternet erişimleri üzerinde herhangi bir kısıtlama uygulayamamaları anlamına gelir. İnternet tarafsızlığı ilkesi, içerik, web siteleri, web platformları, ağa bağlı donanım ve iletişim biçimleri üzerinde uygulanmak istenen kısıtlamaların önlenmesi ve İnternet’in çok taraflı, demokratik bir yönetişim temelinde geliştirilmesi amacını ifade eder. Önceliğimiz, kullanıcı haklarının korunmasıdır ve bu bağlamda İnternet tarafsızlığını savunuyoruz.

Sansür ve İfade Özgürlüğü

Erişim engellemeleri, merkezi filtre uygulaması, kamuya açık erişim noktalarındaki keyfi sansür/filtre uygulamaları Türkiye’de İnternet kullanıcılarına karşı artan bir sansür/denetim mekanizması haline geldi. Kullanıcıların katkıları ile erişim engellemelerini raporlamaya çalışan EngelliWeb sitesine göre, 28 binden falza alan adı Türkiye’den erişime kapalıdır. Geçen yıl aynı tarihlerde açıkladığımız raporada bu sayı 18 binden fazla iken, geçen bir yıllık sürede yaklaşık 10 bin artarak 28 bini bulmuştur. “Güvenli İnternet” adıyla bilinen devlet eliyle merkezi filtre uygulamasına dahil edilen web sitelerinin ve içeriklerin sayısı belirsizdir. Üstelik tüm bu süreçler yurttaş denetimine kapalıdır. Şeffaf değildir. Engelli / filtreli içeriklerin istatistikleri yayımlanmamaktadır. Geçtğimiz aylarda AİHM’in kararıyla temel insan hak ve özgürlüklerine aykırı olduğu tescil edilen 5651 no’lu yasa, Danıştay’da iptal davası süren merkezi filtre yönetmeliği Türkiye’de devletin İnternet’e yaklaşımının özetidir. İnternet’e devlet müdahalesi yurttaş katılımının ve ifade özgürlüğünün önündeki önemli bir engeldir.

Ayrıca sosyal medya paylaşımları, blog yazıları, okuyucu yorumları yüzünden tutuklanan veya tutuklanmakla tehdit edilen insanlar, internetten ‘terör örgütü’ türetmeler, oto-sansüre zorlamalar… internet kullanıcılarına yönelik tüm bu korku operasyonlarını kınıyoruz. Çünkü oto-sansür baskısı, sansürün en kötü biçimdir…

Türkiye’de Sayısal Uçurum Devam Ediyor!

2012 yılı Nisan ayında gerçekleştirilen Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre Türkiye genelinde hanelerin %47,2’si İnternet erişim imkânına sahiptir. Bu oran 2011 yılının aynı ayında %42,9 idi. İnternet erişim imkânı olan hane oranı kentsel yerlerde %55,5 iken, kırsal yerlerde %27,3’tür. İstatistiki Bölge Birimleri Sınıflamasına (İBBS) göre %58,7 ile İstanbul başta olmak üzere, Doğu Marmara, Orta Anadolu, Batı Anadolu ve Batı Marmara bölgelerinde İnternet erişim imkanı olan hane oranı Türkiye ortalamasının üzerindedir. Bilgisayar ve İnternet kullanımında kadın-erkek ve kent-kır arasındaki sayısal uçurum devam etmektedir. Bilgisayar ve İnternet kullanım oranları 16-74 yaş grubundaki erkeklerde %59 ve %58,1 iken, kadınlarda %38,5 ve %37’dir. Bilgisayar ve İnternet kullanım oranlarının en yüksek olduğu yaş grubu 16-24 yaş grubudur. Bu oranlar tüm yaş gruplarında erkeklerde daha yüksektir. Bilgisayar ve İnternet kullanımı kentsel yerlerde %57,8 ve %56,6, kırsal yerlerde ise %27,6 ve %26,4’tür. Bunun yanında bilgisayar ve İnternet kullanım oranlarının, cinsiyetten bağımsız olarak eğitim düzeyi arttıkça yükseldiği görülmektedir. Ancak kadınların her eğitim düzeyinde erkeklerden daha az kullanım oranına sahip oldukları da göze çarpmaktadır.

Önerilerimiz: Bilgisayar ve İnternet kullanımında kadın-erkek ve kent-kır arasında süregelen sayısal uçurumu gidermek, ancak ilköğretim düzeyinden başlayarak müfredata sağlıklı bilişim teknolojileri kullanımı konusunda pedagojik ve analitik temelli içerik sağlayarak mümkün olabilir. Bu içerik oluşturulurken, alanda çalışan akademisyen, uzman ve sivil inisiyatiflerin görüşü ve desteği alınmalı, sürekli güncellenen bir ortak akıl havuzu yapılandırılmalıdır.

Tablo 1. 2012 yılı bilgisayar ve İnternet kullanımının yaş ve cinsiyete göre dağılımı

Bilgisayar (%) İnternet (%)
Yaş Grubu Erkek Kadın Erkek Kadın
16-24 81,1 56,4 80,6 55,4
25-34 70,0 48,1 69,6 47,2
35-44 54,3 32,7 53,3 31,8
45-54 36,3 17,0 34,8 16,2
55-64 19,1 6,1 18,5 5,6
65-74 6,9 1,3 6,4 1,3
Toplam 59,0 38,5 58,1 37,0

Türkiye İstatistik Kurumu’na (TUIK) ait “hanelerde bilişim teknolojileri kullanımı” başlığında yer alan “son üç ay içinde bireylerin yaş grubuna göre bilgisayar ve İnternet kullanım oranları” alt başlığına ait verilerden yararlanılmıştır. Erişim: http://www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do?alt_id=60

Tablo 2. 2012 yılı bilgisayar ve İnternet kullanımının eğitime göre dağılımı

Bilgisayar (%) İnternet (%)
Eğitim durumu Erkek Kadın Erkek Kadın
Bir okul bitirmedi 9,6 1,7 10,0 1,6
İlkokul 23,1 14,5 22,0 13,5
İlköğretim/ortaokul ve dengi 64,5 51,0 63,8 49,4
Lise ve dengi 80,5 72,4 79,7 71,3
Yüksekokul ve üstü 93,7 92,7 93,1 92,8

TUIK’e ait “hanelerde bilişim teknolojileri kullanımı” başlığında yer alan “son üç ay içinde bireylerin eğitim durumuna göre bilgisayar ve İnternet kullanım oranları” alt başlığına ait verilerden yararlanılmıştır. Erişim: http://www.tuik.gov.tr/VeriBilgi.do?alt_id=60

Türkiye’de Dijital Gözetim ve Derinlemesine Veri Analizi Giderek Geliştirilmekte!

Gündelik yaşamın birçok alanı güvenlileştirme söyleminin meşru kılınması ve risk yönetimi amacıyla dijital olarak gözetlenmektedir: Kentte kamusal alanları kuşatan MOBESE kameralar, TC. kimlik kartı ile yapılan işlemler, parmak izi ve iris tarama ile girip çıkılan iş yerleri, biyometrik bilgileri içeren kartların yaygınlaşması vd.’ni düşünecek olursak, Türkiye’de yurttaş artık oldukça kapsamlı ve entegre bir elektronik veri tabanının içinde sayısal bir varlık haline gelmiştir. Ticari kayıtlayıcılar da yurttaşın haberi, bilgisi veya izni olmaksızın,  ya da iznini  hiç talep etmeksizin dijital verileri birbiri ile eşleştirmekte, tüketici profillemesi yapmak amacıyla bu verileri kullanmaktadır. Bu raporumuzda da, özellikle İnternet kullanan herkesi ilgilendiren bir gözetim olgusu Derin Veri Analizi üzerine yoğunlaşacağız.

İnternet üzerinden iletişim, “paket” adı verilen küçük veri kümeleri aracılığıyla gerçekleşir. Bu paketler başlıca iki kısma ayrılır: Adres ve içerik. Adres kısmında paketin nereden nereye gittiği bilgisi yer alır. Normal olarak İnternet’e erişim sağlayan servis sağlayıcıların paketleri sadece hedef adreslerine iletmeleri, içeriğini gözetlememeleri gerekir. Bu, postanede mektupların içeriğinin okunmayarak sadece zarf üzerindeki adreslere iletilmesine benzer. Ancak son zamanlarda “Derinlemesine Veri Analizi – Deep Packet Inspection (DPI)” ismiyle anılan sistemler veri paketlerinin içeriklerinin de okunabilmesi de mümkün kılmıştır. Bu sayede kimin kimle, hangi içerikle haberleştiği ve herkesin ziyaret ettiği İnternet siteleri devlet ve İnternet servis sağlayıcılar tarafından takip edilebilmektedir.

Türkiye’de iletişim ve ifade özgürlüğü ihlallerinin giderek arttığı aşikardır [1],[2]. İnternet gözetiminde kullanılan DPI  teknolojisinin kullanımına dair BTK’ya dönük Bilgi Edinme başvurumuzda sorduğumuz sorular, “bilgi edinme sınırlarını” aştığı gerekçesiyle cevapsız bırakılmıştır. Hem bu yanıttan hem de ulusal medyada çıkan haberlerden ve resmi olmayan çeşitli kaynaklardan edindiğimiz bilgiler Türkiye’de legal/illegal DPI teknolojilerinin kullanıldığı yönündedir [3],[4],[5],[6],[7],[8],[9].

“Çocuk istismarı” gibi kavramların haksız yasal düzenlemeleri gerekçelendirmek için suistimal edildiğini biliyoruz [10]. Benzeri kavramlara dayandırılan, BTK’nın 22 Şubat tarihli “Güvenli İnternet” filtre kararı, AGİT raporunda [11] da işaret edilen ‘merkezi devlet denetimi’ niteliği, filtre istemeyen kullanıcıların ‘standart profil’ adlı bir arayüze yönlendirilmesi gibi nedenlerle gözetim-kayıtlama şüphelerini güçlendirdi [12], hatta şüphe olmanın ötesine taşıyarak 15 Mayıs 2011 günü 60 bin kişinin onlarca ilde katılım gösterdiği “İnternetime Dokunma” eylemini ortaya çıkardı. BTK’nın ‘standart profilsiz’ yeni karar taslağı ise gözetim şüphelerinin önüne geçemedi [13],[14],[15].  BTK, İnternet servis sağlayıcılar düzeyinde kara kutular yerleştirerek kullanıcıların iletişimini istediği gibi izleme suçlamasıyla karşı karşıyadır [16]. Wikileaks’in yayınladığı SpyFiles belgeleri, Türkiye’de DPI gözetim teknolojisi üreten Inforcept adlı firmayı ortaya çıkarmıştır, firma ise buna tepki olarak önce “%100 Türk” olduğunu açıklamış, daha sonra bu açıklamayı kaldırarak sitesini İngilizce olarak yenilemiştir. DPI gibi araçların devlet kurumları tarafından “kullanışlı yönetim araçları” olarak değerlendirildiği günümüz şartlarında biz bütün bu girişimleri Türkiyeli yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini, özellikle de iletişim ve ifade özgürlüklerini ihlal eden, bu hakların kullanımının önüne geçen açık saldırılar olarak görüyoruz [17].

PHORM

Nisan 2012’den bu yana Türkiye’de TTNET işbirliği ile faaliyet gösteren PHORM şirketinin İnternet omurgasına kuruduğu DPI cihazları en güncel / açık tehditlerden birisidir. Sistem DPI kullanarak İnternet kullanıcılarının trafiklerini analiz etmekte ve onları profillemektedir. Bu uygulama gösterilen tepkiler sonucu, başlamasının ardından geçen 7 aylık sürecin sonunda BTK tarafından ara bir karar verilerek durduruldu. Fakat PHORM, sistemi güncellemekte ve DPI sistemini İnternet omurgası üzerinde tutmaya devam etmektedir. Kullanıcılar, BTK’dan görevini yapmasını ve bu uygulamayı tamamen iptal etmesini talep etmektedir.

PHORM şirketinin önümüzdeki dönem sadece Türkiye ve Çin’de faaliyet göstereceği bizzat kendisi tarafından faaliyet gösterdiği borsalara ve kamuoyuna bildirilmiştir. Romanya ve Brezilya’daki faaliyetleri, tıpkı daha önce Amerika ve İngiltere’deki gibi, mevcut ya da çıkacak veri koruma düzenlemeleri sayesinde yasadışı duruma gelmiş ve firma bu ülkeleri terk etmek durumunda kalmıştır. Şirketin ayakta kalabildiği iki ülkeden birisi maalesef Türkiye’dir. Bu utanç tablosunun en önemli sebeplerinden birisi kişisel verilerimizin korunmasına dair yasal düzenlemelerin olmayışdır.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu

Kişisel verilerin korunması kanun taslağı 10 yıldan fazla süredir kanunlaşmayı beklemektedir. Defalarca komisyonların önüne gelip, defalarca rafa kaldırılmıştır. 2013 yılında hala veri koruması düzenlemesi olmayan birkaç ülkeden birisi Türkiye’dir. Bu nedenle uluslararası arenada veri koruması konusunda güvensiz ülke olarak tanımlanmaktadır.

Taslağın Meclis’te görüşülüp bir türlü kanunlaşmamasının temel sebebi; bazı kamu kurumlarının, başta da MİT, Emniyet ve Jandarma gibi istihbarat faaliyeti yürütenlerin, ayrıcalık ve bu yasadan muaf olmak istemeleri ve “bağımsız” Veri Koruma Kurulunun yapısının nasıl oluşturulacağı konusu gelmektedir. Mevcut taslakta Kurulun 7 üyesininden dördünün hükümet tarafından atanması öngörülmektedir. Fakat bu durum özerklik şartını yerine getirmemekte ve Türkiye’nin yukarıda ifade edilen imajını gidermemektedir. Bu şart için hükümetin geri adım atması, Kurulu asgari özerk bir yapıya kavuşturması zorunludur. Bu sebeple yasanın çıkması gecikmekte ve yurttaşların ihlallere karşı savunmasızlığı sürmektedir.

Çevrimiçi Davranışsal Reklamcılık (Online Behavioural Advertising)

İnternet’teki gözetim faaliyetlerinden birisi de Çevrimiçi Davranışsal Reklamcılık (ÇDR) olarak adlandırılan ve İnternet kullanıcılarının faaliyetlerini çeşitli tekniklerle izleyip, buna uygun reklam yayımlanması prensibiyle çalışan reklam ağlarıdır. Bu reklam ağları kullanıcıyı gittiği birçok web sitesinde takip etmekte ve ilgi alanlarını tespit etmeye çabalamaktadır. Bu ağlar çok geniştir ve kullanıcılar gittikleri hemen her sitede takip edilmektedirler.

Bu sistemler genelde kullanıcı rızası olmadan hatta hiç fark ettirilmeden çalışmaktadırlar. Web üzerindeki faaliyetlerimiz hakkında bilgiler toplanmakta, içerik analizleri yapılmakta, davranışlarımız izlenmekte ve hakkımızda bilgiler toplanmaktadır. Bu uygulamalar da temel hak ve özgürlüklerimizi ihlal etmektedir. Alternatif Bilişim Derneği’nin 3 Şubat 2013 tarihli ÇDR raporunda kişisel veri koruma kanunu ve uygun yasal düzenlemelerin olmadığı koşullarda bu uygulamaların yasaklanmasından başka çözümünün olmadığı belirtilmiştir.[18]

Önerilerimiz: Gerek her türlü dijital gözetim tekniği gerekse Derin Veri Analizi, Anayasa’daki haberleşme mahremiyetini ve özgürlüğünü ihlal eden durumlardır. Türkiye’de çeşitli resmi ve ticari kuruluşların etkin bir DPI sistemi kurmak için faaliyette olduğuna dair yukarıda sıraladığımız şekilde somut girişimler vardır. Bu konuda tam bir gizlilik perdesi arkasında yürütülen faaliyetlerin bir an önce açığa çıkarılması gerekmektedir. PHORM şirketinin faaliyetlerinin geleceği hâlâ belirsizdir. Bu firmanın faaliyetleri diğer ülkelerdeki gibi sonlandırılmalıdır. DPI’ın “ağ yönetimi” dışında kullanımı yasal olarak engellemelidir. ÇDR kişisel verilerin korunması kanunu ve buna bağlı bir yönetmelikle sınırlandırılmalı ve yurttaşların hak/özgürlük ihlalleriyle birlikte her türlü teknoloji suistimali engellenmelidir.

Dijital gözetim tekniklerinin kullanılması temel insan hakları ile çatışmaktadır; halihazırda yurttaşın kendi verileri üzerinde geliştirilen bu veri kayıtlama, işleme, ayrıştırma ve çağırma süreçlerinde herhangi bir hakkı yoktur. Yurttaşın kişisel verilerinin güvenliğinin korunması için kamuoyunun farkındalığı artırılmalıdır. Kişisel verilerin korunması kanunu, devletin ve ticari kuruluşların belirgin bir şekilde sınırlandırılarak ve bağımsız/özerk bir veri koruma kurulu güvenceye alınarak bir an önce çıkarılmalıdır.

Yeni Medya Okuryazarlığı Türkiye’de Çok Düşüktür!

Yeni medya kullanım pratiklerinin gündelik yaşamın doğal ve rutin bir parçası haline gelmesi sonucunda, artık yeni medya okuryazarlığı yurttaşın temel bir gereksinimi haline gelmiştir.

Yeni medya okuryazarı olan birey kamusal, sivil ve siyasal alanlarda bireysel ve kolektif olarak fikirlerini daha iyi bir şekilde açıklayabilir, pazar yönelimli ekonomide kendinin salt tüketici olarak konumlandırılmasını önleyecek şekilde enformasyonu kullanabilir ve nitelikli enformasyon kaynaklarına ulaşabilir, yeni medya ortamlarında etik ihlallerde bulunmaz ve etik ilkelere uygun davranabilir. İnternet’teki risklerin farkındadır, olanakları da bilinçli ve etkin şekilde kullanır.

Ekim 2011 tarihli  EU Kids Online Raporuna göre: “Türkiye düşük risk, düşük kullanım” ülkesi durumundadır. Bu ne anlama gelmektedir? Türkiye’de çocuklar ve gençler İnternet’in risklerine AB ülkeleri içinde çok yoğun maruz kalmamaktadır, çünkü dijital beceri ve bilgi donanımı oldukça düşüktür. Rapordaki Türkiye bölümüne bir bakalım: “Türk çocukları ve aileleri İnternet’te güvenlik becerileri ile dijital okuryazarlık becerilerini arttıracak eğitsel önceliklere gereksinim duymaktadır. Bu eğitsel öncelikler sadece hükumet tarafından değil STÖ’ler, medya, üniversiteler dahil diğer eğitim kurumları tarafından temin edilmelidir… Birçok AB raporunda ve toplantısında belirtildiği üzere, hükumetin İnternet’i sınırlama ve sansürleme müdahalesi yurttaşlar için güvenli bir İnternet temin etme yolu değildir. Türkiye yurttaşları için güvenli çevrimiçi ortam için daha demokratik çözümler geliştirmelidir” (2011:47) “Final Recommendations for policy, methodology and research” October 2011. (www.eukidsonline.net) Bu sonuç 2012 tarihli EU Kids Online raporunda da yinelenmektedir. Bu da, Türkiye’de 2011 yılından bu yana yeni medya okuryazarlığına kamusal politikalarda gerekli yatırımın yapılmadığını göstermektedir. Yeni medya okuryazarlığı, sözde/gösteride değil; özde politika geliştirmekle mümkündür.

Önerilerimiz: Türkiye’de yeni medya okuryazarlığın her düzeyde geliştirilmesi için ilgili kamu kurumlarının, STÖ’lerin işbirliği yapması gereklidir.Yeni medya okuryazarlığı, genç kuşakların başta sosyal medya hesaplarını bilinçli ve risklerin farkında kullanmalarını sağlayacaktır. Özellikle nefret söylemi vb. saldırgan ve ayrımcı içeriklerle mücadele ancak yeni medya okuryazarlığı ile mümkündür.

İnternet’in Bir Türlü Kullanamadığımız Fırsatlarına Yoğunlaşalım!

Türkiye, İnternet’in ağırlıkla tehditlerine odaklanmak ve bu tehditlere karşı ‘çözüm’ geliştirme çabalarından ötürü bu alandaki fırsatlar için bir cazibe merkezi olma şansını da kaçırmaktadır. Ülkede uygulanan filtre sisteminin yarattığı olumsuz algı yüzünden yabancı yatırımcıları cezbetmek bir yana, yerli girişimcilerin de kendi hizmetlerini yurt dışına taşıma riskiyle karşı karşıyadır. Örneğin; ‘Bulut Bilişim (Cloud) Hizmetleri konusundaki her türlü girişim için dünya çapında bir cazibe merkezi olmak’ şeklinde ortaya konan vizyon, her an keyfi bir engelleme ile karşı karşıya kalabileceklerini çeşitli uluslararası kuruluşların raporlarından okuyacak yabancı firmalarca benimsenmeyecektir. Bunun da ötesinde, geçtiğimiz aylarda haklarında ikide bir ‘yanlışlıkla’ engelleme kararı verilen Sanalika, Maçkolik gibi firmaların maddi manevi kayıpları yerli İnternet girişimcilerinin de Türkiye’deki sansür riskini bertaraf etmek için hizmetlerini yurt dışına taşımalarını gündeme getirebilir. Halbuki, çoğu sosyal medya hizmetlerini kullanabilen 35 milyon İnternet kullanıcısı ile Türkiye, İnternet girişimciliği potansiyeli yüksek genç nüfusa sahip ender ülkelerden biridir. Devletin, bu topraklarda geliştirilen az sayıda İnternet girişiminin bile Amerika ile Avrupa’nın belli başlı İnternet yatırımcılarının radarına girdiğini göz önünde bulundurarak Türkiye nüfusunu dijital okuryazar yapma seferberliği ile kalkındırmanın master planını yapması zaruridir.

Türkiye’de İnternet’in 20. yılında kamuoyunun ve eyleyici erkin dikkatini aşağıdaki önerilerimize çekiyoruz:

  • ·Yeni medya alanında üretilecek siyasal ve toplumsal politikalar öncelikle ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkını temel alarak tüm paydaşların katılımıyla farklı hedef kitlelere yönelik olarak geliştirilmelidir.
  • ·Türkiye’de sayısal uçurumu çözmeye yönelik eğitim politikası geliştirilmeli; eğitim seferberliği başlatılmalıdır.
  • ·Türkiye’de var olan İnternet’in güvenli kullanımına yönelik çeşitli çalışmaların ilgili tüm kurum ve kuruluşları, STÖ’leri ve özel sektörü içerecek şekilde geliştirilmesi, işbirliği ve koordinasyonun sağlanması gerekmektedir. Bu çalışmalarda özellikle çocukların ve gençlerin görüşlerine başvurulması gereklidir. Çocukların ve gençlerin kullanım pratikleri onların bakış açısı ile, etiketlenmeden ve önyargısız bir şekilde disiplinlerarası bir yaklaşımla kavranmaya çalışılmalıdır.
  • ·Çocukların, gençlerin ve ebeveynlerin yeni medyayı doğru, etkin ve verimli kullanımı konusunda farkındalıklarının, bilgi ve beceri düzeylerinin artırılması gereklidir.
  • ·Türkiye’de her düzeyde (yaş, cinsiyet, kuşak, bölge yeni medya okuryazarlığın geliştirilmesi gerekmektedir.
  • ·Medyanın yeni medyanın kullanımından kaynaklanan olanakları ve riskleri dengeli bir şekilde kamuoyuna sunması, toplumda doğru kanaat oluşumunu desteklemesi gereklidir. Medya ahlaki panik yaratmanın bir aracısı/zemini olmamalıdır.
  • ·Yeni medya ortamlarının kullanım bilgi ve beceri eksikliğiyle iyi niyet yoksunluğundan kaynaklı olası zararları üzerine yoğunlaşılarak, olanakları ve yararları göz ardı edilmemelidir.
  • ·Temel öğrenim kurumlarındaki “Medya Okuryazarlığı” ve “Bilgisayar” dersleri müfredatının dijital okuryazarlığı geliştirecek şekilde gözden geçirilmesi gereklidir.
  • ·5651 sayılı kanunun ve ilgili diğer mevzuatın yurttaşın ifade özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkı temelinde yeniden ele alınması/düzenlenmesi gerekmektedir.
  • ·Yurttaşın kişisel verilerinin korunması anayasal bir haktır ve bağımsız ve özerk bir yapı tarafından bu korumanın sağlanması gereklidir.
  • ·Kullanıcı merkezli, kullanıcının haklarını odağa kalan tekno-sosyal politikaların geliştirilmesini talep ediyoruz. Bunun için de Kullanıcı Hakları Bildirgemize tekrar dikkat çekmek istiyoruz:  http://www.bildirge.org/

Saygılarımızla kamuoyuna duyururuz.

8 Nisan 2013

  • Alternatif Bilişim Derneği
  • Bilgisayar Mühendisleri Odası
  • Elektrik Mühendisleri Odası
  • Internet Teknolojileri Derneği
  • Linux Kullanıcıları Derneği
  • Pardus Kullanıcıları Derneği
  • PHP Geliştiricileri Derneği
  • Tıp Bilişim Derneği

Büyük Umutlar ve Kişisel Veriler

Nisan 8, 2013

Yazan: Fikret İlkiz

Bahçeşehir Üniversitesi, Sabancı Üniversitesi ve İstanbul Bilgi Üniversitesi işbirliği ile gerçekleştirilen “Kişisel Verilerin Korunmasının Geleceği: Büyük Umutlarbaşlıklı iki günlük panelleri düzenleyenler ve emeği geçen herkesi kutlamak gerekiyor.  

Kişisel verilerin korunmasında “Büyük Umutlar” başlığı altında 4-5 Nisan 2013 tarihlerinde İstanbul’da yapılan bu panellerde teknoloji, hukuk ve özel yaşamın gizliliği konuşuldu. Biraz hafızalarımızı tazeledik. Çok yararlı bir toplantı oldu. Bizim içinde bulunduğumuz “durumu” Tasarıyı hazırlayan Adalet Bakanlığı yetkililerinden öğrendik. Çok samimi, hukuka uygun ve öz eleştiri de içeren açık yanıtları fevkalade olumluydu.

1981’den 2013 yılına kadar otuz iki yıllık “Büyük Umutlar” hakkındaki bu serüvenimiz satırbaşları ile hatırlayalım.  Nereden nereye geldik ve “tıkanma” noktası ne?

28 Ocak 1981 tarihinde imzaya açılmış olan ve 1985 yılında yürürlüğe giren 108 sayılı Otomatik Olarak İşlenen Kişisel Veriler Bakımından Bireylerin Korunması Hakkında Sözleşme Türkiye tarafından imzalanmıştır. Ancak onaylanamamıştır. Çünkü Türkiye’nin bu Sözleşmeyi onaylanabilmesi için Sözleşmeye imza atan devletin öngörülen ilkeler çerçevesinde bir kanun kabul ederek iç hukukunda yürürlüğe koyması zorunludur.

Türkiye bu zorunluluğu o gün bugündür yerine getirmemiştir.   

Sözleşmenin asıl amacı; sözleşmeyi imzalayan devletler sınırları dâhilinde tüm vatandaşların, ulus ve ikametleri her ne olursa olsun, hak ve özgürlükleri ile kişiye ait otomatik işleme girmiş tüm kişisel bilgileri ekseninde, herkesin özel yaşamını korumaktır (Madde 1). Sözleşmeye göre; “kişisel bilgi”, kişi hakkında belirlenmiş veya belirlenebilecek her türlü bilgidir. Kişisel bilgilerle ilgili işlemler denilince de kişiler hakkında veri depolanması, bu veriler üzerinde mantıksal veya matematiksel işlemler yapılması (işlenmesi), kişilerin bu verilerinin düzeltilmesi veya silinmesi ya da yeniden yapılandırılması veya yayılması olarak anlaşılmaktadır. (Madde 2)

Avrupa Konseyinin “24 Ekim 1995 Tarihli Kişisel Nitelikli Verilerin Değerlendirilmesi ve Bu Verilerin Serbest Dolaşımına Karşı Gerçek Kişilerin Korunması Üzerine 95/46 Sayılı Direktifi önemlidir.Bilişim teknolojisinin hızlı gelişimi nedeniyle bu Direktifi takiben yetersizliklerin önlenebilmesi amacıyla 2002 yılında; “Elektronik İletişim Sektöründe Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Mahremiyetin Korunması”na ilişkin 2002/58/EC sayılı Direktif kabul edilmiştir.

Türkiye tarafından uyum mevzuatı çerçevesinde Adalet Bakanlığı tarafından “Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun Tasarısı” hazırlanmıştır. Bakanlar Kurulunca 7.4.2008 tarihinde kabul edilerek TBMM Başkanlığına 22.04.2008 tarihinde gönderilmiştir. Ama Tasarı kanunlaşamamıştır.  

“Büyük Umutlar” toplantısında 2008 yılında 95/46 sayılı Direktif ile 108 sayılı Sözleşme dikkate alınarak Türkiye’nin yapısına göre ve iç hukukuna uyarlanarak bir “Tasarı” hazırlandığı, kanunlaşamadığı ama 2012 yılında yeniden gözden geçirilerek Bakanlar Kuruluna sunulduğu panellere katılan Adalet Bakanlığı yetkililerince açıklandı.

Türkiye, 1981 yılından itibaren kişisel verilerin gizliği hakkında bir kanun kabul etmek suretiyle sorunu çözmüş değildir. Hatta ve hatta hem 2010 yılı Anayasa değişikliği ile “anayasal koruma” altına alınmış olan kişisel verilerle ilgili olarak 2005 yılında yürürlüğe giren yeni Türk Ceza Kanununda kişisel verilerin kayda alınması, tespiti ve başkalarına verilmesi gibi yeni suç tipleri kabul edilmiştir. Buna rağmen Türkiye’de kişisel verilerle ilgili “özel bir kanun” yoktur.

Bütün devletler bambaşka tartışmalar içinde. Artık kişisel veriler sadece AİHS’nin 8 inci maddesi ile korunan değerde bir hak olmaktan öte; herkesin kişisel verilerinin gizliliği ve korunması hakkı olduğunu benimsemiş ve hukuki düzenlemeler gerçekleştirmektedir. Veri Koruma ile ilgili oluşturulan kurullar ise bağımsızdır.

2012’de revize edilmiş olan 2008 Tasarısı ise halen Bakanlar Kurulu incelemesi altındaymış. Bakanlar Kurulu bu Tasarıyı TBMM Başkanlığı’na sevk edene kadar içeriği hakkında bilgi edinmemiz mümkün görünmüyor. Yani siyaseten durum budur. Yürütme, veri koruma kurulunun gücü, oluşumu ve yetkisi hakkında tercihini yaptıktan sonra Tasarı gün ışığına çıkacak.  

Çünkü Adalet Bakanlığı yetkililerin bu toplantılarda verdiği bilgilere göre (ve eğer yanlış anlamadıysam) Tasarı ile oluşturulacak olan “Veri Koruma Kurulu”nun gücü, oluşumu ve yetkileri hakkında bir tıkanma var(mış). Buna “tartışma” demem daha doğru olacak galiba.

Acaba veri koruma hakkında görevli, yetkili ve hatta idari yaptırım gücüne sahip olacak “Veri Koruma Kurulu” bağımsız mı olsun yoksa yürütmeye bağımlı mı olsun? Tasarının gün ışığına çıkmasına mani olan tartışma bu. Veri Koruma Kurulu’nun bağımsızlığı tartışma konusu. Ya da tartışma “bağımsız mı olsun yoksa olmasın mı” üzerine.

Acaba kişisel verilerin gizliliğin korunması ile ilgili Veri Koruma Kurulu’nun bağımlı olması mı isteniyor?  Bağımlılığın yaratacağı sonuçları düşünmek bile istemem.

Adalet Bakanlığının web sitesinde bir görünüp bir kaybolan 2012 Tasarısında nelerin “revize” edildiğini, değişikliklerin çok olmasa bile ne olduğunu, veri koruma kurulunun nasıl oluşturulduğunu, nasıl düzenlendiğini bilmiyoruz, her ne kadar bilgi edinme hakkımız varsa da!

Kişisel verilerin gizliliğini korunması, veri toplanması ve işlenmesi konusunda kanunen görev ve yetkileri belirlenecek olan Veri Koruma Kurulu’nun “bağımsızlığı” veya “bağımlılığı” hakkında verilecek karar; yürütme organının “bağımsız idari otorite” kavramına nasıl baktığı hakkında hepimize bir fikir verecektir.

Kişisel verilerin korunması hakkında bir kurul oluşturulacaksa eğer, üzerinde bir tartışmaya gerek dahi olmadan kabul edilmesi gereken hukuk devleti ilkesine göre; kişisel verilerin gizliliğini korumakla görevli olan kurul mutlaka bağımsız olmalıdır.

Aksi takdirde, büyük umutlarla beklenen kişisel verilerin gizliliğinin korunması hakkı büyük hayal kırıklıkları yaratacaktır. Hatta Kurul’un bağımsız olmaması demek, temel insan hakları ihlallerinin denetimsizliği ve hukuki güvencenin yok olması demektir.

Buna karşın “veri koruması” adı altında Yürütmenin kendisine bağımlı bir Kurul oluşturmak suretiyle eline geçireceği gücü, hayal bile edemezsiniz. (Fİ/HK)

Kaynak: http://bianet.org/bianet/hukuk/145662-buyuk-umutlar-ve-kisisel-veriler Erişim: 8.4.2013


Yeni Medya Konferansı 2013 : 16 Nisan 2013 Salı 12:00-18:30

Nisan 5, 2013

Yer: Kadir Has Üniversitesi Cibali Kampüsü, D-Blok Büyük Konferans Salonu

Moderatör: İsmail Hakkı Polat (Kadir Has Üniversitesi)

12:00-12:30 KAYIT VE TANIŞMA 12:30-13:00 AÇILIŞ KONUŞMALARI

  • Doç. Dr. Murat Akser (Yeni Medya Bölüm Başkanı)
  • Prof. Dr. Mustafa Aydın (Rektör)

 13:00-17:00 YENİ MEDYA VE EĞİTİM SUNUMLARI

  • 13:00-13:30 21. Yüzyıl’da Eğitim ve Yeni Medya Cengiz Ultav (Vestel)
  • 13:30-14:00 Yeni Medya’da Eğitim İçeriği ve Sunumu Ali Türker (Sebit)
  • 14:00-14:30 Online Eğitimde Khan AcademyDeneyimi Ali Şentürk (Khan Academy Türkçe)
  • 14:30-15:00 ARA
  • 15:00-15:30 Zaman-mekan sınırsızlığında dönüşen eğitim Banu Sezen (Turkcell Akademi)
  • 15:30-16:00 Dijital Yerlilerin Öğretmeni Olmak Mehmet Duran Öznaçar (MEB Adana Bilim Sanat Merkezi)
  • 16:00-16:30 Sosyal Medya üzerinden üniversite eğitimi Ercüment Büyükşener (Bilgi Üniversitesi)

16:30-17:00 ARA

 17:00-18:30 KAPANIŞ PANELİ :

‘Yeni Medya Okur-Yazarlığı’

Panel Moderatörü:

  • Doç. Dr. Erkan Saka (Bilgi Üniversitesi)

Panelistler:

  • Abdül Hamit Güneş (Telekomünikasyon iletişim Başkanlığı)
  • Ali Rıza Keleş (Alternatif Bilişim Derneği)
  • Pelin Kuzey (Google Türkiye)
  • MEB Temsilcisi*

İsimler alfabetik sıraya gore yazılmıştır. * Teyit bekleniyor


Türkiye İnterneti 12 nisanda 20. yılını doldurmuş olacak

Nisan 2, 2013

Türkiye İnterneti 12 nisanda 20. yılını doldurmuş olacak. Türkiye İnternet Kamuoyunu, 8-21 Nisan’da gerçekleşecek 16. İnternet Haftasını bir şenlik havasında tüm ülkede internetin 20 yaşını kutlamaya çağırıyoruz. Tüm kesimlerden; Üniversiteler, Ticaret ve Sanayi Odaları, Çiftçi Birlikleri, Ziraat Odaları, Mühendis Odaları, Barolar, Tabip Odaları, Bankalar Birliği, Noterler Birliği, Organize Sanayi Bölgeleri, Yerel Yönetimler, İnternet Cafeler, Okullar, Kaymakamlıklar, Valilikler, Bakanlıklar, tüm kamu yönetimi, özel sektör, internet şirketleri, Bilişim/Bilgi/İletişim STK’ları, Demokratik Kitle Örgütleri, Bilişim Klüpleri, Tüm Medya Kuruluşlarını, Bireyleri bu İnternet Haftasını tüm ülkeyi saran bir İnternet Şenliğine, Bilgi Toplumu, e-dönüşüm, e-türkiye ve e-devlet kavramlarının geniş kitlelerle tanıştırıldığı bir İnternet ve Bilişim Fırtınasına döndürmeye çağırıyoruz.

İnternet Haftası toplumda internet kültürünü yaymak, internet bilincini yaratmak, interneti tanıtmak, büyütmek, yeni projeler başlatmak, sorunları ve çözüm yollarını tartışmak, kısaca interneti Türkiye gündemine yerleştirmeyi amaçlamaktadır. Türkiye internetinin gündemindeki sorunları tartışmak, özellikle yönetişim, yasal düzenlemeler, serbestleşme, internet ve telekom sektörünün gelişimi, iş yaşamı, eğitim, kültür ve demokrasi boyutlarını gündeme getirmek; bireysel güvenlik, internetin güvenli kullanımı, mahremiyet, bilgi güvenliği, sosyal ağlar, ve Bilgi Toplumu kavramlarıyla tüm toplumu tanıştırmak, bu İnternet Haftası için seçtiğimiz önemli bir hedeftir. Bu kapsamda yukarıda saydığımız tüm kurumlar, örgütler, firmalar, yerel yönetimler ve bireylerden bu etkinliklere katkıda bulunmalarını bekliyoruz. Bu etkinlikleri, tüm Türkiye’ye yaymak istiyoruz. Tüm ilçelerde, tüm okullarda, tüm belediyelerde, ziraat odalarında, ticaret ve sanayi odalarında, organize sanayi bölgesinde, halk kütüphanesinde bir etkinlik yapılsın istiyoruz. İnternetin önemine inanmış her kişi ve kurumu bu çorbaya kendi olanakları ölçüsünde katkıda bulunmaya çağırıyoruz.

Basından interneti, olanakları, sorunları, projeleri, özellikle e-türkiye ve e-devleti anlatmasını ve ne yapılmalı, nasıl yapalım sorusuna yönelik yazılar, ve haberler çıkmasını istiyor; internet sayfaları, internet ilaveleri; internetin çesitli uygulamalarını anlatan yazılar bekliyoruz. 20 yılı özetleyen, irdeleyen, değerlendiren kitap, broşür ve ekler anlamlı olur. Bu sene, sosyal ağlar, demokrasi, mobil yaşam, yasaklar ve ifade özgürlüğü, Fatih Projesi, mahremiyet, bilgi güvenliği, bireysel güvenlik, internetin güvenli kullanımı konularında toplumu bilgilendirmeye önem verilmesini istiyoruz, bekliyoruz. İnternet haftasında dağıtılan internet kitapçıkları yararlı olur diye düsünüyoruz. TV’lerden gene tanıtıcı programlar; ve internetin Türkiye’nin gündemine girmesine katkıda bulunacak açık oturum, forum gibi programlar bekliyoruz. Özellikle, siyasal kadroları da bu tartışmaya çeken, ulusal politika oluşturulmasına katkıda bulunacak programlar arzulamaktayız. Üniversitelerden, Servis Sağlayıcılardan ve STK’lardab bu konularda basına destek olmasını bekliyoruz. Her kamu kurumundan kendi e-devlet projesini önce kendi webinde anlatmasını, vatandaşlara yönelik broşür hazırlamasını, kurum içinde tanıtım ve eğitim yapmasını, basın ve vatandaştan geri besleme mekanizmaları kurmasını istiyoruz, öneriyoruz. Kamu kurumlarının küçük de olsa yeni bir “e-devlet” hizmeti başlatması güzel bir katkı olur. Küçük, büyük her kurumun kendi webini gözden geçirmesi, web 2.0 özelliklerini eklemesi; kurumsal politikaları anlatan bloglar, kullanıcıların görüşlerini yazabileceği sayfalar, yeni hizmetler eklemesi çok güzel olur. Bir tarama mekanizması, telefon rehberleri, geri besleme formları, yenilikleri haber veren servisler, sıkça sorulan sorular dokümanı ilk anda akla gelen konular. Web sayfalarının W3C standartlarına uygun olması, platform ve tarayıcı bağımsız olması; engelli yurttaşlara, düşük bant genişliğine uygun seçeneklerin olması önerilir. RSS ve Wiki gibi yeni nesil hizmetlerin olması, üretilen tüm dokümanların webten erişilebilir olmasını arzuluyoruz. Tüm webin mobil erişimde düzgün çalışmasına yönelik çalışmaları bekliyoruz. Tüm kurum çalışanlarına sunulan e-posta ve webmail hizmeti, blog, kurum içi haberleşme mekanizmaları, wikiler, gene mütevazi hedefler arasında. Kurumun, kültürel mirasının, tarihsel gelişimin internete aktarılmasına yönelik katkılarda yararlı olur. Bireylerden kendi kişisel weblerini oluşturmalarını, uzmanlıklarını, meraklarını, katkılarını internete taşımalarını destekliyoruz. Yurt dışı alan uzayındaki kişisel sayfaların adsoyad.com.tr, info.tr, biz.tr , web.tr, gen.tr, tv.tr v.b. ile Türkiye alan uzayına taşınmasını öneriyoruz. Avukatlarımızı, av.tr, doktorlarımızı dr.tr altında çalışmaya çağırıyoruz. İnternet haftasında internetle tanışmamış kitlelere interneti tanıtacak, bir `Internete Dokunun’ sloganlı etkinlik yapabiliriz. Kütüphanelerde, ve tüm üniversitelerde `Internet cafe’, internet evi, gibi internet erişim mekanları açılması önem verdiğimiz etkinlikler arasında. Bunu özellikle, buna gereksinim duyulan, bölgelerde teşvik etmek istiyoruz. İnternet kullanmayı öğreten kursları ücretsiz ya da mütevazi ücretlerle sunan kampanyalar; İnternet Cafelerde ucuzluk kampanyaları gibi. Web yapmayı, kişisel güvenliği, sosyal ağlarda mahremiyeti sağlamayı, spam ve virüse karşı korunmayı öğreten mütevazı kursları Sivil Toplum Kuruluşlarından, İnternet Cafelerden, Üniversitelerden, internet şirketlerinde yurdun dört bir köşesinde bekliyoruz. Ana babalara, öğretmenlere, hakim ve savcılara, avukatlara yönelik etkinliklerin, sohbet toplantılarının altını çizmek isteriz.

Konferanslar, bu sürede yapılabilecek en kolay ve önemli etkinlikler arasındadır. Genel tanıtıcı konuşmalar, çeşitli özel konuları, etkileri, sorunları uygulamaları gibi, örneğin eğitim, hukuk, sağlık, ticaret, eğlence, turizm gibi konular bu tür etkinlikler arasında sayılabilir. İnternetin tarihi, siyasal etkileri, olanakları, ve sorunları da tartışılabilecek konular arasında. Şu anda yenisi yapılma süreindeki Bilgi Toplumu Stratejisi ve ilgili Eylem Planı özellikle konuşulması gereken konuların başında geliyor. İnternetin altyapısı, çalıştırılması ve uygulamalarının teknik boyutları konusunda da seminerler yapılabilecek etkinlikler arasında. Türkiye İnternetinin çeşitli sorunlarını irdeleyen ve özellikle, ne yapılmalı sorusuna cevap aramaya yönelik açık oturum türü etkinlikler önemlidir.

Ülkemizde internet kullanımı %50’ye yakındır. KOBİ’ler ve kırsal kesimde, kamu hizmetlerin kullanımında ciddi düşüklük söz konusu. Sayısal bölünmenin önlenmesi, Kamu İnternet Erişim Merkezlerin (KİEM) kullanımı gibi uygulamaların tartışılması, çeşitli sektörlere yönelik Ulusal Politikaları, internet ve temsil ettiği teknolojileri Türkiye gündemine yerleştirmeye yönelik çabalara öncelik vermek istiyoruz.

Bu etkinliklerin planlanması ve hayata geçirilmesinde, ilgili herkesten katkı bekliyoruz. Bu kapsamda, haftaya mütevazi ölçülerde sponsorluk yapacak kurumları arıyoruz. Bu yıl geniş kapsamlı afiş basıp dağıtmayacağız. Kurumların webteki afişleri uyarlayarak kendi afişlerini basıp dağıtmasını önermekteyiz.

Şu konuların altını çizmek istiyoruz:

  • Kültürel Mirası İnternete Taşı ! Kurumlar ve sivil örgütler olarak, kültürel mirasımızı, çok kültürlü, çok sesli yapımızı internete aktaralım. Buna ulusal boyutta tanıtımı da ekleyelim. Bireyler olarak da kendi kültürel birikimimizi, mesleki deneyimlerimizi, bireysel meraklarımızı internete taşıyalım. Tüm kurumlardan başta kurum tarihi olmak üzere, ellerindeki tüm kitapları, raporları, resimleri, filmleri, ses kayıtlarını bir program dahilinde webte yayınlamaları önermekteyiz. Başta Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, TÜBA ve TÜBITAK olmak üzere tüm kurumlardan ellerinde telif hakkı sorunu olmayan tüm kültürel ürünleri webte yayınlamaya çağırıyoruz. Kar amacı gütmeyen kurumlara da piyasada satılan kitapları da webte yayınlamayı önermekteyiz. Baskısı kalmamış ve yeniden basılması düşünülmeyen kitapları webte yayınlayalım. Ticari ders ve uzmanlık konularında yer yer bazı kitapların açıldığını görüyoruz. Böylece hem çok daha fazla okuyucuya erişecektir; hemde satışlar düşmeyecektir kanısındayız. Müzelerimizi, taş plaklarımızı, eski gazete ve belgelerimizi internete taşıyalım.
  • Kendi Okulunu İnternetle Bütünleştir ! İnterneti etkin kullanan, etik ve estetik kültürü gelişmiş, bilgi güvenliği ve mahremiyet kavramlarını içseleştirmiş, bilgi/medya/bilişim okuryazarı gençlik yetiştirmeliyiz. Liseyi bitiren her öğrenci, ilgi, merak ve yeteneği ne olursa olsun, bilişimin temel kavramlarını, yetenek , sınır ve olası kötü kullanımı kavramalıdır. Okullarınızın kurumsal kimliği ile internette olmasını ve eğitimin internetle harmanlanmasına çok önem veriyoruz. Her okulun kendi webi, öğretmen ve öğrencilerin e-posta adresleri olması, kişisel weblerinin olmasını çok önemsiyoruz. İnternetin, eğitim sistemin organik bir parçası olmasını hedeflemeliyiz.Fatih projesini katılımcı bir şekilde, bilimsel ilkeler ışığında, ülkemiz bilişim/bilgi sektörlerine ivme verecek şekilde, özgürlükçü ve insana güvenen bir felsefeyle hayata geçirelim. Artık, internete yüksek kapasite ile bağlı olmayan okul kalmasın! İnternetin eğitim sistemin bir parçası olması; öğrencilerin bilgi ve bilişim okur yazarı olması; internet üzerinden okul gazetesi çıkarması, wiki ve bloglarla birlikte üretme deneyimi kazanması; dünya üzerindeki akranları ile temasta olması önemlidir. Öğrencilerimizin Vikipedi’ye katkıda bulunmasını teşvik edelim. Öğretmenlerimizin içerik üretmesi ve paylaşmasını teşvik edelim. Hafta kapsamında öğretmen ve öğrencilerle sohbet toplantıları, internetin eğitimi nasıl zenginleştirebileceğini konuşmak, bu alandaki özgür yazılımlarla tanışması çok yararlı olabilir. Öğrencilerimizi internetin olası tehlikelerine karşı bilinçli kullanımı hedefleyelim, öğrencilerimize özgürlük, yetki ve sorumluluk vermekten korkmayalım.
  • Bir halk kütüphanesini İnternete bağla! Bugün kütüphane ve internet enformasyon kaynaklarına erişim anlamında bütünleşmiştir. Bilgisayarı olmayan vatandaşlara ucuz internet erişimi sağlamakta kütüphaneler önemli görev üstlenebilirler. Kütüphanelerin, bilgi arayan insanlara yol göstermesi de onların ana görevlerinden biridir. Kütüphanelerin e-kitaplara sahip olması, en azından öncü kütüphanelerde e-kitapları deneysel olarak ödünç vermeye başlamasını önermek isteriz.
  • Belediyelerin halka açık İnternet hizmeti sunması. Burada ucuz internet erişiminin yanında, wireless erişimi kamuya açık alanlarda sağlamaya başlaması gerekir. Bunun yanında, belediyenin hizmetlerini internet üzerinden sunması, kendini tanıtması, interneti bir hesap verme, saydamlık ve geri besleme mekanizması olarak kullanması önemlidir. Belediyelerin projelerini tüm detayları ile webte yayınlaması, meclis gündemi ve tutanaklarını, webcast ve podcast ile canlı ve sürekli yayınlaması, web 2.0 araçları ile vatandaşla etkileşim içinde olması önemlidir. Sosyal Ağlarda bulunmayı ve etkin bir geri besleme aracı olarak kullanılmasını öneririz. Belediye kararlarını, vatandaş öneri ve şikayetlerini, sosyal ağlar teknikleri ile webte yayınlaması önerilerimiz arasındadır. Belediye duyuru mekanizmaları ve geri besleme wikileri denemeye değer.
  • Üniversitelerden, tüm raporları, tüm tezleri, makaleleri, Açık Erişim kapsamında kurumsal arşivde yayınlamasını, yapabildiği ölçüde tüm konferansları video, ses ve metin olarak yayınlanmasını önermek isteriz. Ulusal Açık Ders Malzemeleri projelerine destek olmalarını, öncülük etmelerini bekliyoruz. Tüm topluma ve bölgeye yönelik ders, seminer ve konferansları internet teknolojileri yoluyla sunmasını öneriririz.
  • Bir e-devlet hizmetini başlat! Dünyadaki Açık Veri Kampanyasına katıl; elindeki verileri yurttaşların kullanımına sunmaya başla. Küçük de olsa yeni bir hizmet başlat. Bir kardeş kamu kurumu ile veri değişimini hayata geçir. Webini tarayıcıdan bağımsız hale getir. W3C standartları ve birlikte çalışabilirlik kriterlerine uygun hale getir. Özürlü yurttaşlara yönelik sayfalar hazırla. Mobil uygulamalar geliştir. . Haber verme RSS servisi başlat. Sosyal Ağlarda bulun ve geri besleme yapıları kur.
  • Bir Mobil Uygulama başlat! İnsanlar her yerde, her zaman her türlü bilgiye erişmek, eğlenmek, öğrenmek ve işlerini ve meraklarını takip etmek istiyorlar. Mobil uygulamalar, yaşamımızı her gün daha fazla giriyor. Tüm kurumlardan, mobil uygulamalara önem vermesini istiyor, ve İnternet Haftası vesilesiyle bir mobil uygulama başlatmaya çağırıyoruz!

Yukarıda belirtilen etkinlikler esasta bir fikir vermek içindir. Türkiye Internetini büyütecek her türlü etkinliğe açığız, destekleriz. Her internet gönüllüsünden, internetin önemini kavramış her kişi ve kurumdan, Türkiye internetinin parçası olan herkesten destek bekliyoruz.

İnternet Yaşamdır !

Bilişim STK Platformu

http://internethaftasi.org.tr

İnternet Haftası Bannerlarından birini sitenizde yayınlayarak etkinliklerin duyurulmasına katkı sağlayabilir ve destekleyenler listesinde yer alabilirsiniz.


ihafta13.jpg

Nisan 2, 2013


Yeni Medya Çalışmaları I.Ulusal Kongre Programı belli oldu!

Nisan 1, 2013

Yeni Medya Çalışmaları I.Ulusal  Kongre Programı belli oldu.Program detayı için bakınız: http://yenimedya.org.tr/content/kongre-program%C4%B1


Nefreti Filtrelemek…

Nisan 1, 2013

Yazan: Özgür Uçkan

Geçtiğimiz günlerde, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Bilişim Hukuku Kulübü’nün düzenlediği “Bilişim Hukuku Konferansı”nda “nefret söylemi” konulu bir konuşma yaptım (http://goo.gl/gJ1os). Gerek yaptığım konuşma, gerekse sunumum, Alternatif Bilişim Derneği’nin  bu konudaki çalışmalarına ve görüşlerine dayanıyordu (http://goo.gl/beN7d).  

Bu, bilişim ve internet hukukunun ülkemizde ihmal edilmiş alanlarından ve bence Türkçe internetle ilgili can alıcı sorunlardan birini oluşturuyor. Konu oldukça hassas ve karmaşık. Özellikle ifade özgürlüğünün nerede bitip nefret söyleminin nerede başladığı ve her bir ülkede kanun koyucunun konuyu kendi “ulusal hassasiyetleri” ve hakim ideolojik yapısı çerçevesinde hukuksallaştırması oldukça tartışmalı bir durum yaratıyor. Buna, özellikle milliyetçi ve ırkçı kışkırtmaları kullanışlı bir iktidar aracı haline getirme eğilimi yüzünden, nefret söyleminin kovuşturulmak bir yana teşvik edilmesi olgusunu da eklersek mesele iyice çetrefil bir hal alıyor.  

“Nefret söylemi”, uluslararası hukuk teamüllerine göre, her türlü hoşgörüsüzlükten kaynaklanan ve önyargılardan beslenen nefreti yayan, teşvik eden, savunan ya da haklı çıkaran ifade biçimleri için kullanılır (http://goo.gl/PbRGw; http://www.nefretsoylemi.org/). Söylem, herhangi bir ifade değildir: Örgütlü bir ifade biçimidir; amacı vardır; bu amaç genellikle politiktir; ve söylem üzerinden dil içerisindeki iktidar ilişkilerini okumak, anlamlandırmak mümkündür. Nefret söylemi de, hakim iktidar ilişkilerinin ürettiği “ben/biz” algısı üzerinden bu ilişkilerin dışında kalan kesimlerin ötekileştirilmesine ve dahası hedef haline getirilmesine hizmet eder. İşte bu yüzden nefret söylemini ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyiz.

Türkçe internet, özellikle de sosyal medya ve haber sitelerinin okuyucu yorumları nefret söyleminin giderek yükseldiği alanlar ve bu konuda alarm zillerini çalmanın vaktidir. “İnternet’te yayılan, dolaşıma giren nefret söylemine karşı kullanıcıların farkındalık bilincini geliştirmek ve yeni medya ortamlarını karşı örgütlenmeler ile barış dili için kullanmak gereklidir. Nefret söylemi yayan, farklı olanı hedef gösteren ve nefret suçunu teşvik eden haber sitelerini, okur yorumlarını, web sitelerini, Facebook gruplarını, Twitter mesajlarını “şikayet et kaldır” yolu ile yeni medya ortamından belki ‘yok edebiliriz’.” (http://goo.gl/QtLJ9)

Hatta, kendi öznel ahlak anlayışını vatandaşa dayatan ve işine gelmeyen içeriği erişilmez kılıp politik sansür uygulayan sözde “güvenli” internet filtreleri yerine, nefreti filtreleyebiliriz… Çünkü nefretten ve şiddetten arınmış ve barışa imkan tanıyan bir internet, özellikle çocuklar ve gençler için kesinlikle daha “güvenli” olacaktır…

 Kaynak: http://www.bthaber.com/nefreti-filtrelemek/#

 

           


%d blogcu bunu beğendi: