folklor/edebiyat Dergisi “Yeni Medya Çalışmaları Özel Sayısı” buluşması değerlendirmesi

Ekim 31, 2015

Yazan: Alp Eren Kaya / AÜ.İLEF/Alternatif Bilişim Derneği

Ankara Üniversitesi (AÜ) Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi (DTCF) Halkbilim Topluluğu tarafından yayımlanan folklor/edebiyat Dergisi’nin özel sayı buluşması 23 Ekim 2015 Cuma günü gerçekleşti. Etkinlik tek oturum olarak gerçekleşirken, 6 akademisyen sunum yaptı. Oturum http://sedatveyisornek.humanity.ankara.edu.tr/canliyayin/ adresinden canlı olarak yayınlandı ve twitter üzerinden #yedimedyaçalışmaları hashtagi açıldı. Halkbilim alanının en önemli akademik ve hakemli dergilerinden folklor/edebiyat Dergisi yirmi bir yıldır aralıksız ve düzenli olarak yayım hayatına devam ediyor. Derginin 83. Sayısı olarak belirlenen “Yeni Medya Çalışmaları Özel Sayısı” buluşması, AÜ Tandoğan Kampüsü 100. Yıl Konferans Salonunda yapıldı. DTCF Halkbilim Topluluğu’nun ev sahipliği yaptığı etkinliğin moderatörlüğünü Yeni Medya Çalışmaları Özel Sayısı’nın editörü, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mutlu Binark yaptı. Derginin bundan önceki sayısı olan 82. Sayısı geçtiğimiz dönem “Sedat Veyis Örnek Özel Sayısı” olarak Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde düzenlenen özel oturumla tanıtılmıştı.

Halkbilim Topluluğu adına konuşan Selda Turan Yıldırım, Halkbilim Topluluğu Danışmanı Doç. Dr. Serpil Aygün Cengiz ve folklor/edebiyat Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Metin Turan’ın önerilerini kabul etmesiyle bu yola girdiklerini belirterek, topluluk olarak aldıkları kararla artık çıkacak her sayı için tanıtım toplantısı düzenleyeceklerini söyledi. Yeni Medya Çalışmaları’nın Özel Sayı buluşmaları için ikinci tanıtım toplantısı olduğunu aktaran Yıldırım, ilk buluşmanın Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde yapıldığını belirtti. Yıldırım’ın ardından söz alan Metin Turan, folklor/edebiyat Dergisi’nin yayın hayatına başlama sürecine kısaca değinerek derginin 57. Sayıdan itibaren Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi’nin akademik yayınını olarak çıkarıldığını hatırlattı. Derginin alt başlıklarıyla bir entelektüel camia oluşturma işlevi taşıdığını savundan Turan, sosyal bilimlerin çeşitli alanlardaki insanları bir araya getirmesinin önemini vurguladı. Yeni Medya Çalışmaları Özel Sayısı’nın editörü, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mutlu Binark, kolektif üretimin akademik yaşamdaki önemine vurgu yaparken derginin 83. sayısını “Yeni medya” temasına ayırması nedeniyle Turan’a, toplantıya davet için de Aygün Cengiz’e teşekkür etti. Konuşmasının ardından Binark, sözü konuşmacılara bıraktı.

fe2

Ftg.: A.E.Kaya

Buluşmada Yrd. Doç. Dr. Gülüm Şener “Türkiye’de Sosyal Medyanın Siyasi Katılıma Etkileri”, Doç. Dr. Tezcan Durna ve Dr. Nehir Durna “Taşranın Facebook ile İmtihanı Bir Akdeniz Köyünde Etnografik Keşif Çalışması”, Arş. Gör. Tuba Sütlüoğlu “Sosyal Paylaşım Ağlarında Gençlerin Sosyalleşme ve Kimlik İnşası Süreçleri: Facebook Örneği”, Yrd. Doç. Dr. Burcu Şimşek “Toplumsal İçermeyi Düşünmek: Çocuklardan Çocuklara Dijital Hikâyeler” ve Yrd. Doç. Dr. Gülsüm Depeli “Kadın Bloggerlar: Yeni Dil, Yeni Kadınlık, Yeni Tartışmalar” başlıklı sunumlarıyla yeni medya alanına dergideki yazılarıyla yaptıkları katkıları sözlü olarak sunup tartıştılar. Etkinlikte isimleri geçen Yrd. Doç. Dr. Burak Özçetin ve Arş. Gör. Deniz Özçetin oturuma katılamadı.

Oturumun ilk konuşmasında sözü Yrd. Doç. Dr. Gülüm Şener aldı. Şener, Perrin Öğün Emre ve Fatih Akyıldız ile birlikte hazırladığı “Sosyal medyanın siyasi katılım üzerine etkileri” konulu anket çalışmalarını ekibi adına sundu. Araştırma bulgularını nasıl saptadıkları üzerine konuşan Şener, “Siyasi bir paylaşımda bulunmak siyasete katılım sayılabilir mi” ya da “Siyasi gönderileri beğenmek ne derece bir katılım sağlayabilir” diye katılımcılara sorduklarını belirtti. “Gezi Parkı eylemlerinin sosyal medya kullanımınızı etkiledi mi” sorusuna katılımcıların %73,3’ünün “Hayır” cevabını, %22,7’sinin “Evet” cevabını verdiğini aktaran Şener, “Evet” cevabını verenlerin sosyal medyayı “Alternatif haber aracı” olarak gördüğünü söyledi. Ayrıca sosyal medyada siyasi görüş belirten paylaşımların da az olduğunu ifade etti. Şener’in sunumunun ardından sözü Doç. Dr. Tezcan Durna aldı. Dr. Nehir Durna’yla yaptığı “Taşranın Facebook ile İmtihanı: Bir Akdeniz Köyünde Etnografik Keşif Çalışması” araştırmasını sunan Doç. Dr. Durna, “Sosyal medya” kullanımını incelediklerini ancak köylünün yalnızca Facebook kullandığını belirtti. Araştırma yaptıkları köyün yapısını ve araştırma yöntemlerini aktaran Durna, köy yerinde Facebook’un “Gündelik hayatın kayıt defteri” olarak kullanıldığını, beğenilen paylaşımların ağırlığının “Gündelik hayatın etkileşimleri” olduğunu söyledi. Siyasetin sosyal medyadaki ilişkileri yıpratan unsur olduğunu saptadıklarını ifade eden Durna, siyasi tartışmalar sonucu insanların birbirlerini Facebook hesaplarından sildiğine işaret etti. “Sosyal paylaşım ağlarında gençlerin sosyalleşme ve kimlik inşası süreçleri”ni anlatan Arş. Gör. Tuba Sütlüoğlu, Eskişehir’de yaşayan 15-24 yaş aralığındaki gençlerin Facebook kullanımına dair bilgilileri ortaya çıkarmaya çalıştığını kaydetti. Gençlerin Facebook kullanımları üzerine bir anlatım yapan Sütlüoğlu, araştırma sorularını sıraladı. “Gençler neden Facebook’ta olmak istiyorlar? Gençlerin Facebook kullanım yoğunlukları ve biçimleri nelerdir? Gençler Facebook’ta kimliklerini hangi alanlar yardımıyla inşa ediyorlar?” Facebook kullanımının cinsiyet ayrımına göre değiştiğine değinen Sütlüoğlu, kadınlara göre erkek kullanıcıların ilişki durumuna, siyasi görüşe, dini inanca dair bilgileri daha fazla paylaştığını belirtti. Sütlüoğlu ayrıca, arkadaş sayısının özellikle de alt yaş gruplar için önemli bir kimlik göstergesi, popülarite olduğunu ve Facebook’ta beğenilme sayısının sosyalliğin göstergesi olduğunu söyledi. Yrd. Doç. Dr. Burcu Şimşek’te “Çocuklardan çocuklara dijital hikâyeler” sunumunu gerçekleştirdi. Dijital hikâyenin iletişim bilimlerinde yeni bir kavram olduğunu kaydeden Şimşek, “Eğitim bilimleri içinde dijital hikâye, okuryazarlıkla ilişkilendiriliyor. Dijital hikâye anlatımının Türkiye’deki seyrinde ana eksen toplumsal cinsiyet oldu. 2009’dan itibaren farklı temalarda 35 atölye yaptık” dedi. Bir çocuk rehabilitasyon merkezinde “Çocukların çocuklara neler yapabileceğini gösteren bir etkinlik yapmak istedik” diye konuşan Şimşek, çocukların oluşturduğu bir dijital hikâyeyi dinleyenlerle paylaştı. Şimşek, çocukların kendilerinden katılım formu aldıklarını ve bu form ile katılım meselesinin yurttaşlıkla ilişkilendiğini de dile getirdi. Oturumun sonunda kadın bloggerlar üzerine yaptığını araştırmayı aktaran Yrd. Doç. Dr. Gülsüm Depeli “Kadın Bloggerlar: Yeni Dil, Yeni Kadınlık, Yeni Tartışmalar” başlıklı sunumunu yaptı. Blog diliyle kadın yazınsallığı arasındaki irtibatın sürekli olma özelliği taşıdığını, blog diliyle birlikye dilin dişileştiğini belirtti. Bu durumun, öznenin anlatısını kendi geçmişiyle ilintilendirerek kurması nedeniyle ortaya çıktığını aktaran Depeli, kadın blog kullanıcı sayısının erkek kullanıcı sayısından fazla olduğunu kaydetti. Depeli, blog yazılarından örnekler göstererek, metinlerin hitapla açılıp veda ile son bulduğunu sözlerine ekledi. Sunumlarının ardından, oturum soru cevap bölümüyle sona ererken akademisyenlere ve etkinliği düzenleyen topluluk üyelerine katılım belgesi verildi.

fe5

Ftg.:A.E.Kaya

“Yeni Medya Çalışmaları Özel Sayısı” buluşmasını değerlendiren Doç. Dr. Serpil Aygün Cengiz, ilk kez geçen yıl Mayıs ayında Sivas’ta yürütücülüğünü de kendisinin yaptığı Sedat Veysi Örnek TUBİTAK Projesi’ne dair özel sayıyı tanıttıklarını belirtti. Çok başarılı bir toplantı yaptıklarını ifade eden Cengiz, orada da aynı şekilde internetten canlı yayın yaptıklarını söyledi. YouTube’da “Kulaklı Orman Baykuşu” isimli kanalda bütün çalışmalarının yer aldığını aktaran Cengiz, Sivas’taki toplantının başarılı geçmesinin ardından Halkbilim Topluluğu olarak kafa kafaya vererek, her sayı için toplantı yapmaya karar verdiklerini söyledi. Ayrıca Cengiz, folklor/edebiyat Dergisinin folklor alanında Türkiye’deki en önemli üç dergiden biri olduğunu dile getirdi.

Toplantının video kayıtlarına ulaşma için: https://www.youtube.com/watch?v=kmzdOfCxtF4


Türkiye Hükümetine İfade Özgürlüğü ve İnternet Engellemeleri Hakkında Açık Mektup

Ekim 30, 2015

Türkiye Cumhuriyeti Başbakanlık

cc: Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK)

Türkiye Hükümetine İfade Özgürlüğü ve İnternet Engellemeleri Hakkında Açık Mektup

Bizler, aşağıda imzası bulunan Türkiye ve dünyadan insan hakları, medya ve siyasal düşünce kuruluşları olarak; size, 1 Kasım 2015 genel seçimleri öncesi, bağımsız haber kuruluşları ve yurttaş gazetecilere internette uygulanan sansüre son verilmesi talebi ile yazıyoruz.

Yetkili mercilere, internet erişimi veya belli çevrimiçi hizmetlere kısıtlama getirilmesine neden olacak kararlardan kaçınma çağrısı yapıyor ve hükümete, Türkiye’de yaşayan insanların ülke sınırları söz konusu olmaksızın, bilgi ve düşünceleri her yoldan araştırma, elde etme ve yayma hakkının korunmasının anayasal görevleri olduğunu hatırlatmak istiyoruz.

5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un 2007 yılında yürürlüğe girmesinden bu yana, Türkiye’deki internet kullanıcıları çok çeşitli çevrimici sansür mekanizmalarına maruz kaldı.Bununla birlikte, 2013 yılından sonra hem internet üzerindeki içeriklere erişimin yasaklanması hem de içeriklerin kaldırılması talepleri ciddi oranda artış gösterdi. İnternet yasası en son 2015 Mart ayında, kamuoyuna açık hiçbir müzakere ya da tenkit şansı olmadan torba yasayla tekrar düzenlendi. Bu son yasa değişikliği; Anayasa Mahkemesi tarafından 2014 Ekim ayında Anayasaya aykırı bulunduğu için feshedilmiş hükümlere benzeyen tedbirleri uygulamaya geçirdi.[1] Aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin 2012 yılında verdiği, geniş kapsamlı internet erişim yasaklarının ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini belirten kararını da hatırlatmak isteriz.[2]

Bizler, bu çevrimiçi içeriklere erişimi engellemek üzere alınan tedbirlerin ve mahkeme kararlarının şeffaflıktan ve izlenebilirlikten uzak olmasından dolayı endişeliyiz. Gönüllü olarak yürütülen “Engelli Web” internet sitesinin verilerine göre Ekim 2015 itibariyle engellenen web sitesi sayısının 100 bini aştığı görülüyor. Listelenen engellenmiş web sitelerinin bir kısmını bağımsız medya kuruluşlarının web siteleri oluşturuyor ve bu bağımsız medya kuruluşlarının birçoğu yalnızca çevrimiçi içerikleriyle varlıklarını sürdürmekte veya temel iletişim ortamı olarak Twitter arayüzünü kullanmaktalar.

Mahkeme kararı ile uygulanan erişim engellemeleri dışında, Türkiye’deki birçok internet kullanıcısı 2015 Ekim ayında Ankara Barış Mitingi saldırılarını takiben Twitter ve Facebook gibi sosyal medya platformlarına erişmeyi denediklerinde internet erişim problemi yaşadı. Gönüllü olarak yürütülen TurkeyBlocks Projesi’nin topladığı verilere göre, sosyal medya platformlarına yavaş erişim şikayetlerinin yanında, zaman zaman erişimin neredeyse imkansiz hale geldigi anlar da oldu. Bu olaylar sosyal medya platformlarının sadece mahkeme ve TİB’in resen aldığı kararlarla değil aynı zamanda bazı hukuk dışı yöntemlerle de engellenebileceğine işaret etmektedir. Öne sürülen bu “bant genişliği kısıtlaması,” yurttaşların bağımsız haber kaynaklarına ve sosyal medyaya en fazla ihtiyac duydugu dönemlerde ortaya çıkmakta ve doğrudan bilgiye erişim ve ifade özgürlüğü anayasal haklarını ihlal etmektedir.

1 Kasım günü, birçok halk tabanlı grup, siyasi parti ve haber ajansı, 1 Kasım Genel Seçimi’ne ait resmi sonuçları teyit etmek ve bilgi paylaşmında bulunmak için internet tabanlı iletişim sistemleri kullanacak. Bu nedenle aşağıda imzası bulunan kuruluşlar olarak Türkiye’deki yetkili mercilerden taleplerimiz şunlardır:

  • Bağımsız medya kuruluşlarının websitelerine uygulanan erişim engellenmelerini durdurun;
  • İnternete veya çevrimici servislere erişimi kısıtlayan engelleme talimatları vermeyeceğinizi taahhüt edin;
  • Çevrimici iletişim ağlarının özgür ve açık kalmasını temin ederek, yurttaşların özgürce bilgi edinme ve paylaşımda bulunma haklarını güvence altına alın.

Imzalayan,

Access Now
Alternatif Bilişim Derneği
Alternatif Medya Derneği
Ankara Barosu Bilişim Hukukçuları
ASL19
Committee To Protect Journalists
Dağ Medya
Demokrat Bilgisayar Mühendisleri
Demokrat Haber
Doğruluk Payı
dokuz8 Haber
EDRi – European Digital Rights Initiative
Electronic Frontier Foundation
Elektrik Mühendisleri Odası ­
Fight for the Future
Hafıza Kolektifi
Human Rights Watch
İnternet Teknolojileri Derneği
Istanbul Writers’ Café
Jiyan.org
Kaos GL
Korsan Parti Türkiye Hareketi
La Quadrature du Net
Linux Kullanıcıları Derneği
Mülksüzleştirme Ağları
Open State Foundation
Pardus Kullanıcıları Derneği
Punto 24 Bağımsız Gazetecilik Platformu
Software Freedom Law Center
The Ethical Journalism Network
The Tor Project
Tüm Internet Derneği
TVHI Media Lab
Zete.com


  1. 2014/14 E. 2014/149 K. Sayılı 2/10/2014 tarihli Anayasa Mahkemesi kararı
  2. Ahmet Yildirim v Turkey (2012)

Open Letter to the government of Turkey on Internet blocking and free expression

Ekim 30, 2015

29 October 2015

We, the undersigned, are human rights, media, and political organizations in Turkey and around the world. We are writing to you before the November 1, 2015 general elections, to request the cessation of online censorship of independent news organizations and citizen journalists. We demand authorities refrain from imposing limitations on access to the Internet or specific online services and remind the government of its duty to protect the right of people in Turkey to freely seek, receive, and impart information and ideas through any media and regardless of frontiers.

Since the passage of the Internet Law of Turkey (Law No. 5651) in 2007, Internet users in Turkey have been subject to various mechanisms of censorship online. Starting in 2013, there has been a dramatic increase in both bans on access to online content and requests to remove content. The Internet Law has been amended via omnibus bills without any room for public debate or criticism, most recently in March 2015. These latest amendments introduced measures similar to the provisions that were previously found unconstitutional and annulled by the Constitutional Court in October 2014.[1]

We also recall the 2012 ruling of the European Court of Human Rights finding that blanket bans on online platforms violate the fundamental right to freedom of expression.[2]

We are concerned by the lack of transparency and accountability for court orders that restrict online content. According to the volunteer­run website called “Engelli Web” (meaning Blocked Web) the number of banned websites surpassed a total of 100,000, as of October 2015. Several of these websites banned under the Internet Law are those of independent media organizations, some of which exist solely online or use Twitter as their main communications medium.

Apart from the access bans ordered by courts, users in Turkey experienced connectivity problems when trying to connect to social media applications such as Twitter and Facebook following the October 2015 Ankara bombings. As shown in data compiled by the volunteer­run TurkeyBlocks project, there were widespread complaints of slow access to social media platforms, to the extent of making them completely inaccessible, which signals an extrajudicial shutdown of social media applications. This alleged “network throttling” came at a time when citizens relied most on independent news and social media, and directly infringes on people’s right to access information.

On November 1, several grassroots groups, political parties, and news agencies will use internet-based communication systems to verify the official results of the general election on 1 November, and to disseminate information.

Therefore, we, the undersigned organizations in Turkey and around the world, request that the authorities in Turkey:

  • Stop imposing access bans on websites of independent news organizations;
  • Pledge not to order any further blocking that might lead to limitations on access to the Internet or specific online services;
  • Ensure that online communication networks remain free and open, to protect the right of people in Turkey to freely seek, receive, and impart information.

Signed,

Access Now424px-Mektup
Alternative Informatics Association ­ Alternatif Bilişim Derneği (Turkey)
Alternatif Medya Derneği (Turkey)
Ankara Barosu Bilişim Hukukçuları (Turkey)
ASL19
Committee To Protect Journalists
Dağ Medya (Turkey)
Demokrat Bilgisayar Mühendisleri (Turkey)
Demokrat Haber (Turkey)
dogrulukpayi.com (Turkey)
dokuz8 Haber (Turkey)
EDRi ­ European Digital Rights Initiative
Electronic Frontier Foundation
Elektrik Mühendisleri Odası ­ Chamber of Electrical Engineers (Turkey)
Fight for the Future
Hafıza Kolektifi (Turkey)
Human Rights Watch
İnternet Teknolojileri Derneği (Turkey)
Istanbul Writers’ Café (Turkey)
Jiyan.org (Turkey)
Kaos GL (Turkey)
Korsan Parti Türkiye / Pirate Party of Turkey
La Quadrature du Net
Linux Kullanıcıları Derneği (Turkey)
Mülksüzleştirme Ağları (Turkey)
Open State Foundation
Pardus Kullanıcıları Derneği (Turkey)
Punto 24 Bağımsız Gazetecilik Platformu (Turkey)
Software Freedom Law Center
The Ethical Journalism Network
The Tor Project
Tüm Internet Derneği (Turkey)
TVHI Media Lab (Turkey)
Zete.com (Turkey)


  1. Constitutional Court of Turkey Decision 2014/149
  2. Case of Ahmet Yildirim v Turkey, no. 3111/10, ECHR (2012)

Folklor Edebiyat Dergisi Yeni Medya Çalışmaları Özel Sayısı Buluşması videosu yayınlandı…

Ekim 24, 2015
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Halkbilim Topluluğu, editörlüğünü Mutlu Binark’ın yaptığı Folklor/Edebiyat Dergisi Yeni Medya Çalışmaları Özel Sayısı için bir buluşma toplantısı düzenledi. 23 Ekim 2015’te Ankara Üniversitesi’nde gerçekleştirilen buluşmada özel sayının yazarlarından Gülüm Şener, Tezcan Durna, Nehir Durna, Tuba Sütlüoğlu, Burcu Şimşek ve Gülsüm Depeli yeni medya alanına dergideki yazılarıyla yaptıkları katkıları sözlü olarak sunup tartıştılar.

Link için: https://www.youtube.com/watch?v=kmzdOfCxtF4


Folklor/Edebiyat Dergisi “Yeni Medya Araştırmaları” Özel Sayısı Buluşması Daveti

Ekim 20, 2015
Merhabalar,
Halkbilim alanının en önemli akademik/hakemli dergilerinden Folklor/Edebiyat Dergisi yirmi bir yıldır aralıksız ve düzenli olarak yayımlanmaktadır.
Derginin 82. sayısı olan “Sedat Veyis Örnek Özel Sayısı” için Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’ndeki buluşmamızdan sonra Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Halkbilim Topluluğu, Folklor/Edebiyat Dergisi’nin her sayısının tanıtımı için özel bir buluşma düzenlemeye karar verdi. O nedenle, 23 Ekim 2015 Cuma günü “Yeni Medya Çalışmaları Özel Sayısı” için yeniden birarada olacağız.
Derginin 83. sayısı için düzenlenen bu buluşmaya katılımınızdan mutluluk duyarız.
23 Ekim 2015 Cuma günü saat 10:30-12:30 arasında gerçekleştireceğimiz buluşmamızı canlı izlemek için http://sedatveyisornek.humanity.ankara.edu.tr/canliyayin/ video linkini kullanabilirsiniz.
Ayrıca etkinlik sırasında kullanılacak Twitter’daki hashtag’imiz #yenimedyaçalışmaları üzerinden de haberleşmekten mutlu oluruz.
Sunumların başlıkları:

Türkiye’de Sosyal Medyanın Siyasi Katılıma Etkileri / Gülüm Şener, Perrin Öğün Emre ve Fatih Akyıldız

Taşranın Facebook ile İmtihanı Bir Akdeniz Köyünde Etnografik Keşif Çalışması / Tezcan Durna ve Nehir Durna

Sosyal Paylaşım Ağlarında Gençlerin Sosyalleşme ve Kimlik İnşası Süreçleri:Facebook Örneği / Tuba Sütlüoğlu

Toplumsal İçermeyi Düşünmek: Çocuklardan Çocuklara Dijital Hikâyeler/Burcu Şimşek

Polis ve Sosyal Medya: Türkiye’de İl Emniyet Müdürlüklerinin Twitter Kullanımı / Deniz Özçetin ve Burak Özçetin

Kadın Bloggerlar: Yeni Dil, Yeni Kadınlık, Yeni Tartışmalar / Gülsüm Depeli

Saygılarımla,
Doç. Dr. Serpil Aygün Cengiz
AÜ DTCF Halkbilim Topluluğu Danışmanı
—–
Folklor/Edebiyat Dergisi
“Yeni Medya Araştırmaları” Özel Sayısı Buluşması
23 Ekim 2015, Cuma
10:30-12:30
Ankara Üniversitesi Rektörlüğü
100. Yıl Salonu
Tandoğan -Ankara

How Facebook and Google’s Algorithms Are Affecting Our Political Viewpoints

Ekim 19, 2015

By Megan ANDERLE

Plenty of users take what they read online at face value, which some social experiments have proven. The average user often doesn’t check facts or consider whether the source is credible.

“You look at a Wikipedia article and assume that it all must be true,” said Christo Wilson, a computer science professor at Northeastern University who researched algorithms and personalization extensively. “Or you search for something on Google and think the results are subjective and correct off the bat.”

And then there are algorithms on top of every social network and search engine, providing users with personalized, and ultimately skewed, results. Algorithms are a mystery to researchers. Considered trade secrets, algorithms are best kept confidential. Researchers have a general understanding of how they work, but algorithms are constantly changing so that companies maintain a competitive advantage. Researchers have no way of knowing for sure exactly how Google, Facebook, Twitter, Instagram or any other online platform’s algorithms work.

“News-filtering algorithms narrow what we know, surrounding us in information that tends to support what we already believe,” Eli Pariser, CEO of Upworthy, wrote on Medium, referencing his experience clicking links and then subsequently seeing related content in his feed.

Now that the 2016 presidential election is a regular part of the news cycle and users are sharing their opinions daily, let’s dive into all the ways, subtle and overt, that the most-used social network, Facebook, and most-used search engine, Google, affect our political beliefs.

Facebook algorithm research

Facebook confirmed in a paper in Science that it often shows users news from users with similar political beliefs, and on average, you’re about 6 percent less likely to see content that the other political side favors. This means that who you’re friends with and their political beliefs influence what you see more than th algorithm does.

The social networking giant has also admitted to carrying out research experiments months before the 2012 presidential election. In one experiment, Facebook increased the number of hard news stories at the top of the feeds of 1.9 million users. According to one Facebook data scientist, that change — which users were not alerted to — measurably increased civic engagement and voter turnout, Mother Jones reported. The company has only released select details on these experiments.

In general, Facebook says the average user has access to about 1,500 posts per day but only looks at 300, according to Time. To ensure that those posts are as relevant to that particular user, Facebook says it uses thousands of factors to determine what shows up in any individual user’s feed.

There are many nuances. For example, if you comment on someone’s wall, you’re more likely to see a post from them than if you “Like” a post, according to researchers in the study “Uncovering Algorithms: Looking Inside the Facebook News Feed.” And if you go to a person’s timeline, you’re more likely to see content from them later.

Most people aren’t aware that these kinds of subtleties are affecting algorithms that determine what they see. The majority of people, 62 percent, don’t even know that Facebook News Feeds are automatically curated, according to the study.

So if you’ve got a few friends with a penchant for right or left-wing politics and you engage with them in certain ways on Facebook, there’s a likelihood that those posts will be prominent whenever you log on. American users spend nearly as much time on the site per day (39 minutes) as they do socializing with people face-to-face (43 minutes), according to Time. You can see how a person’s perception of what their friends think can be warped by what they were seeing online.

Users have some control, with Facebook rolling out curation tools that allow you to “See More” updates from certain users and hide others.

But these user capabilities aren’t always easy to find.

“While the levers exist, people don’t use them because they’re hidden,” said Karrie Karahalios, a University of Illinois Urbana-Champaign researcher who co-authored the “Uncovering Algorithms” paper. “And then there are people who don’t want to control their stuff; they want it to be intuitive. But if people don’t control their feeds, their feeds might control them.”

Google’s algorithms

Google is uniquely positioned to influence how users think, as algorithms will boost certain sources over others based on how much content the site produces, length of articles, when the piece was published, among other factors. Users are inclined to only click on the first few results, and ultimately, what we see and read on Google can affect the way we think.

Google announced in 2012 that it connects 1 billion users to its aggregated news content. Compare that with the roughly 40 million unique views per month that the New York Times and Huffington Post sites received that year.

“Search engines are probably the most important way we get our news,” said Ben Edelman, a Harvard Business School professor whose research concluded that Google has violated antitrust laws because it compels usage of its own services and products over competitors.

“I think it’s very troubling,” he said of Google’s monopoly over search. “Whatever Google does matters a lot more than other search engines because so many people are using it.”

Google’s search algorithm can shift the voting preferences of undecided voters by 20 percent or more — up to 80 percent in some demographic groups — with virtually no one knowing they are being manipulated, according to experiments by researchers Robert Epstein and Ronald E. Robertson.

Every undecided vote counts, with elections typically won by small margins, under 7.6 percent. In 2012, the margin was only 3.9 percent.

And like Facebook’s results, it’s not always obvious to users that Google’s personalized results are based on many factors. Google has 57 signals it considers when delivering search results, including details such as which kind of computer and browser the person is using as well as where the user is sitting.

Pariser asked two friends to Google the word “Egypt” in 2011 and to send him screen shots of the results. One of his friends’ top results were more news-oriented, about the protests and journalist Lara Logan, who had been assaulted in Cairo. The other friend’s top results featured the CIA World Factbook entry about the nation and content on travel and vacations, Pariser said in a TED talk.

Despite the discrepancy, Google’s algorithms aren’t as manipulative as you’d think, according to Wilson.

“We spent a lot of time looking at Google, and what affects users most is their location,” he said, referring to Google’s ability to provide targeted recommendations for restaurants and other services based on where users are. “We just finished a study, and we found that searching different politicians’ names or controversial words like ‘gun control’ has no impact on search results.”

If Google did manipulate users in a significant way, researchers and politically savvy people would notice, according to Ryan Kennedy, a political science professor at the University of Houston who’s currently doing research on how Facebook affects voting.

“It’s not trivial to do something like that, and people would notice pretty quickly, especially if they’re politically savvy,” he said. “Google wouldn’t want to get in trouble for something like this. They have enough bad press with their privacy policies.”

CEOs of tech companies have long defended personalization as being necessary — a cornerstone of a relevant user experience. Whether you agree or disagree, it’s undeniable that personalized services such as Google and Facebook have significant responsibility in shaping users’ opinions.

Not everyone likes how Google and Facebook is handling this responsibility.

As Pariser said on Medium, “The Internet is showing us what it thinks we want to see, but not necessarily what we need to see.”

Source: http://www.huffingtonpost.com/megan-anderle/how-facebook-and-googles-_b_8282612.html?ncid=tweetlnkushpmg00000067


Known Unknowns in Twitter Turkey….

Ekim 19, 2015
Twitter, widely used around the world, has a standard interface for government agencies to request that individual tweets or even whole accounts be censored. Twitter, in turn, discloses country-by-country statistics about this censorship in its transparency reports as well as reporting specific incidents of censorship to the Chilling Effects web site. Twitter identifies Turkey as the country issuing the largest number of censorship requests, so we focused our attention there. Collecting over 20 million Turkish tweets from late 2014 to early 2015, we discovered over a quarter million censored tweets – two orders of magnitude larger than what Twitter itself reports. We applied standard machine learning / clustering techniques, and found the vast bulk of censored tweets contained political content, often critical of the Turkish government. Our work establishes that Twitter radically under-reports censored tweets in Turkey, raising the possibility that similar trends hold for censored tweets from other countries as well. We also discuss the relative ease of working around Twitter’s censorship mechanisms, although we can not easily measure how many users take such steps.
Authors: Rima S. Tanash Rice University, Houston, TX, USA
Zhouhan Chen Rice University, Houston, TX, USA
Tanmay Thakur University of Houston, Houston, TX, USA
Dan S. Wallach Rice University, Houston, TX, USA
Devika Subramanian Rice University, Houston, TX, USA

Published in:
Cover Image
Proceeding
WPES ’15 Proceedings of the 14th ACM Workshop on Privacy in the Electronic Society
Pages 11-20
©2015
ISBN: 978-1-4503-3820-2 doi>10.1145/2808138.2808147

10 ve 11 Ekim de neden sosyal medya ortamları yavaştı? Çünkü normalde, 5 şeritli olan yol 1’e düşürüldü…

Ekim 13, 2015

Türkiye’yi yasa boğan terör saldırısı sonrasında durdurma kararı olmadığı halde sosyal medyaya ulaşımda sorun yaşandı. Uzmanlar ‘*boğazını sıkmak’ adı verilen tekniğin devreye alındığını öne sürüyor.

Habertürk’ten Deniz Çiçek‘in haberine göre Ankara’daki terör saldırısının ardındanTwitter ve Facebook gibi sosyal medya sitelerine erişimde sorun yaşanırken, Twitter’in resmi hesabından yaptığı, “Türkiye’de birçok yerde erişim sorunu yaşandığı haberi alıyoruz. Sorunu araştırıp, erişimi tekrar sağlamayı umuyoruz” açıklaması bu işlemin teknik olarak nasıl gerçekleştirildiği sorusunu gündeme getirdi. Uzmanlar, bu işleme, “throttling” yani Türkçe ifadesi ile boğazını sıkmak/kesmek adı verildiğini belirtirken olayın olduğu gün sosyal medyaya ulaşımda sorun yaşanmasını otoyol örneğiyle anlatıyor. Buna göre söz konusu sitelere açılan otoyol şeritlerinin sayısı, erişimi yavaşlatmak ya da engellemek için azaltılıyor. Normalde, 5 şeritli olan yol 1’e düşürülüyor. Abone, şerit ya da bant sayısı ciddi biçimde azaltıldığı için siteye giremiyor.

Sosyal medya uzmanı ve bilişim avukatı Serhat Koç, sitelerin teknik olarak yavaşlatılabildiğini belirterek, “İnternet sağlayıcılarında, her siteye ait çok sayıda IP havuzu var. Bu havuzdaki IP’lerin bant genişliği düşürülebilir. Nedeni politik ya da ticari olabilir. Türkiye’de bu konuda yasal bir düzenleme yok. Yavaşlatma yapılan şirket bu konuda hakkını arayabilir” dedi.

“Hızlı gidişe engel”

Alternatif Bilişim Derneği Üyesi Barış Büyükakyol da Türkiye’de Twitter ve Facebook gibi her internet sitesinin kullandığı bir bant genişliği olduğunu belirterek, “Bu bant genişliği birkaç tuşluk işlemle daraltılabilir. Bunu daraltırsanız, geçebilecek veri hacmi düşerek site yavaşlar. Buradaki daraltmaya da ‘throttling’ işlemi denir. Yani Twitter’ın kendi ana sunucusuna giden otoyolun şeritleri kapatılıyor. Yoldan hızlı gidilmiyor” dedi.

1 milyona yakın ‘patlama’ tweeti atıldı 

Ankara’daki bombalı saldırı, sosyal medyaya damga vurdu. Erişim engeli yavaşlatsa da Twitter’da 2 günde 1 milyona yakın patlamayla ilgili twit atıldı.

Erişim engeli tweetleri yarıladı

Cumartesi günü Ankara’da yaşanan ve son açıklamalara göre 97 vatandaşın ölümüne neden olan bombalı saldırı, Twitter’da da en çok konuşulan konu oldu. Ancak cumartesi günü internetteki yavaşlama atılan twit’lerin de azalmasına yol açtı. Sosyal medya analiz şirketi Somera verilerine göre, saldırıdan önceki haftada günde ortalama 7.3 milyon Türkçe twit atılırken, 10 Ekim Cumartesi günü internet kesintilerinin etkisiyle bu rakam 3.8 milyona geriledi, yani yarıya düştü. 11 Ekim Pazar günü ise atılan twit sayısı tekrar yükseldi ve 6.6 milyona çıktı. Atılan twit’lerin önemli bir kısmında Ankara ve patlama kelimeleri geçti. Cumartesi günü atılan 3.8 milyon Türkçe twit’in 420 bin 825 adedi Ankara’daki patlamayı konu edinirken, ertesi gün ise bu rakamlar sırasıyla 6.6 milyon ve 549 bin 111 olarak gerçekleşti.

Kaynak: http://t24.com.tr/haber/twitter-ve-facebook-neden-yavasladi,312778


Erken seçime giderken, İnternet neden böyle? Yavaşlamanın nedeni ne? Füsun Sarp Nebil bu soruyu yanıtlıyor…

Ekim 3, 2015

7 Haziran seçimlerinin bir şekilde sayılmadığı ve erken seçime gidildiği bugünlerde, sayılmayan seçimin sonuçlarının yarattığı karmaşık (terör) ortamdan internet de nasibini alıyor gibi gözüküyor. Tivibu-Uydu.net gibi hükümete yakın internet servis sağlayıcıların kullanıcılarına Twitter’ı engellediği şeklinde şikayetlerin yanı sıra, Cumhuriyet gazetesi ya da diğer muhalif haber yayınlayan sitelere erişimin tamamen olmasa da zorlaştırılarak, engellendiği görülüyor.

Peki bu nasıl oluyor?

Kısaca söyleyelim; musluğun başında oturanlar musluğu kısıyorlar. Nasılsa bilen, ilgilenen, farkında olan yok.

Dünyada uzunca bir süredir tartışılan bir konu var; ağ tarafsızlığı (net neutrality).  Önceleri ticari kaygılarla ihlal edilen net tarafsızlığı, bizim gibi ülkelerde siyasi amaçlı olarak da ihlal ediliyor.

Ülkemizde insanlar internet kullanıyor ama kalitesine dikkat etmiyor. Dolayısıyla dünyada ve AB’de çok popüler olan bu konuda yeterli farkındalık yok. Umarız bu yazıdan sonra olur.

Tak Tak… Orada Network Neutrality farkındalığı var mı?

Ağ tarafsızlığı basitçe, ağın üzerindeki içeriklerin tümüne erişimde eşit şartlar uygulanmasına verilen addır.

Bu konudaki ilk tartışmalar 2005 yılında Skype benzeri bir uygulama için ABD’deki operatörlerin yaklaşımı üzerine başladı[1].  Daha sonra YouTube konusunda devam etti. Amerikalı operatörler kendi video servislerinin seyredilmesi için YouTube’e giden müşterilerinin bant genişliğini daraltmaya çalıştılar. O gün bugündür bu konu hem ABD’de hem de AB’de hararetle tartışılıyor.

Türkiye’de de BTK bu konuda bir tek uygulama yaptı ve 2012 yılında TTnet firmasına 250.000 TL cezayı “ağa tarafsızlığını ihlal” nedeniyle verdi[2].

Yani ülkemizde net tarafsızlığının ihlal edilmişliğinin bir örneği önümüzde duruyor.

Hukuka aykırı bir yaklaşım

Net tarafsızlığını ihlal yani kullanıcının elindeki bant genişliğini kısmak, yani haberleşme hakkını engellemek anlamına geliyor. Bir nevi “sabır testi” denilebilir. Bu yolla, kullanıcı bıktırılıp, “amannn bu çalışmıyor herhalde” dedirtiliyor.  Başka bir deyişle, hem kullanıcının istediği içeriği okuma hakkı elinden alınmış, hem de ilgili sitenin kullanıcıyla ilişkisi sınırlandırılmış oluyor.

Yani insanların haberleşme hakları, müşterisi olduğu ve para ödediği İnternet Servis Sağlayıcı tarafından gasbedilmiş oluyor.

Ama bu hukuka uygun mudur?

Değil. Çünkü birincisi ödediğiniz paranın karşılığında, ayıplı bir servis almış oluyorsunuz. Ama daha önemlisi haberleşme hakkınız ihlal ediliyor.

ABD’de bu nedenle Senatör Al Franken, bu konunun Anayasa’nın birinci maddesi içinde olduğuna işaret etti.

Engelleme kararı var mı?

Bu konuda hemen akla gelen bir şey de, “acaba engelleme kararı var mı?” şeklinde. Ama göüdüğümüz kadarı ile bu yavaşlatılan sitelerde, bazı haberler için “engelleme” kararı olmakla birlikte, sitelerin tamamının kapatılmasına yönelik bir karar bulunmuyor.

Yapılan yavaşlatma tamamen hukuksuz (bunu adil hizmet kotası uygulaması ile karşılaştırabilirsiniz).

DDOS saldırısı olabilir mi?

Bugün bir gazetemizin sitesine erişimin zorlanması konusunda bu tür yorum yapanlar olmuş. DDOS saldırıları genellikle siteleri tamamen erişime engellerler ve performans açısından bir sure yapılırlar.

Gördüğümüz olay ise daha çok sınırlandırılmış bant genişliği gibi duruyor. Yani filan sitenin filan filan IP’lerine giden bant genişliği kısılmış.

Türk kullanıcılar ödedikleri paranın karşılığı olan interneti sorgulamıyor

Ülkemizde Twitter-YouTube’ün tam olarak engellenmesi dışında, internetle ilgili duyarlık nedense çok düşük. Bu konuda 15 yıldır yazdığım için bilerek söylüyorum. İnsanlar ödedikleri paraya karşı aldıkları servisi olduğu gibi kabul edip ses çıkarmıyorlar. Ama aslında büyük sorun var.

Sorunlar şunlar;

Genel anlamda anlaşma yapılarak parası ödenilen paketin karşılığı verilmiyor

(Örneğin 2006’da ilan edilen 8 MB’e kadar servisinin kandırmaca olduğu çok açık.. Çünkü ölçümlediğinde uzunca bir süre 1 MB’lerde gözüken servis verildi[3]. 8 nerede? 1 nerede? En azından 4’lerde olmalıydı ya da tam tersine paket 2MB’e kadar denilerek satılmalıydı)

Yapılması gereken fiber altyapının ancak 1/5’indeyiz.

Bu konuyu defalarca yazdık ve çizdik. Fiber yatırımlar eksik. Üstelik Ulaştırma Bakanlığı’nın 2 sene once aldığı karar bakarsanız, fiber yatırım yapacak firmaların Türk Telekom’dan izin alması gerektiğini görürsünüz.  Siz Türk Telekom olsanız ve bu hak size verilse, rakiplerinize izin verir misiniz? Onlara izin vermediğinizde rekabet olmayacağına gore siz yatırım yapar mısınız?

Rekabet BTK eliyle engellendi

Devlet Denetleme Kurulu’nun 2010 raporuna bakarsanız, oradada göreceğiniz üzere, İnternet ve Telekom konularında rekabet sorunu var. Ama rapora bakmaya da gerek yok; etrafınıza bakın .. kaç tane internet servis sağlayıcı kaldı?

Siyasetin gölgesi

Bu madde, önceki maddelerin hepsini de içermekle birlikte son 2 yıldır siyasetin gölgesi çok yoğun. İnternet kanununa yapılan eklemelerle, içinden çıkılmaz bir hale gelen duruma ek olarak, yukarıda anlattığımız hukuksuz durum da söz konusu

Ne yapmak lazım?

Hem siteler, hem de kullanıcılar açısından yapılacak şey; hukuki bir tespittir. Bu tespiti çoklu yerden (İzmir, Bolu, Aydın, Kırşehir vb.) ve çoklu siteye erişim hızını tespit ettirerek ortaya koymak mümkündür. Ondan sonra hukuki mercilere şikayet etmek lazım.

Bu internet kullanıcısının haklarını savunması anlamına gelecektir.  Bakalım bunu takip edecek kollektif kullanıcı sayısı ne kadar olacak?

[1] EMİN KÖKSAL : Ağ tarafsızlığı ilk Olarak Skype Benzeri Bir Uygulama Bloklandığında Konuşulmaya Başlandı

[2] Türkiye’de Ağ Tarafsızlığı (Net Neutrality) Konusunda İlk Karar Verildi

[3] Dünya’nın En Hızlı 100 Şehri Arasında İstanbul’un Adı Yok / En Hızlı Güney Kore

Kaynak: http://t24.com.tr/yazarlar/fusun-sarp-nebil/erken-secime-giderken-internet-neden-boyle-yavaslamanin-nedeni-ne,12865


%d blogcu bunu beğendi: