Sosyal Ağlarda İfade Özgürlüğü

Mayıs 30, 2011

Nihan Bora

Dün Özyeğin Üniversitesi’nde düzenlenen “Sosyal Ağlar ve İnternet Medyası” isimli panele tam zamanında yetiştim. Kaydımı yaptırıp salona girdiğimde iPad, kalem-kağıt (her ihtimale karşı) ve telefon hazırdı. Açılış konuşmalarından sonra tam tweet atmaya yeltendim ki, salonda internet olması bir yana telefon dahi çekmiyordu. O zaman not almaktan başka çare yoktu.

İlk oturum, “Sosyal Ağlar ve İfade Özgürlüğü” başlığı altında, “Twitter ve Facebook iletişim anlayışımızda neleri değiştirdi?” sorusu çerçevesinde konuşuldu. Oturum Başkanı, Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yener Ünver, konuşmacılar Avukat Fikret İlkiz ve Gazeteport Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Semerci idi. Öncelikle İlkiz konuşmaya başladı ve Avrupa Birliği ülkelerinde yaşayan insanların sosyal ağ kullanımıyla ilgili çeşitli bilgiler verdi. Örneğin AB ülkelerinde yaşayan 13-17 yaş gençlerin yüzde 77’si kendi profilini yaratmış. Bu rakam çok ilginç değil ama ilginç olan bu yüzdenin tümünün profillerinin herkese açık olması. AB, çocukların sosyal ağ kullanımıyla ilgili birtakım ilkeler belirlemiş.

İlkiz, Tunus’ta bir gencin kendini yakarak öldürmesi sonucu gençlerin sosyal medyayı kullanarak nasıl harekete geçtikleri örneğini verdi. 15 Mayıs 2011 tarihinin hem Türkiye hem İspanya için önemini de vurgulayan İlkiz, “Türkiye’de de binlerce kişi aynı anda sokaktaydı” dedi. Sonuç olarak basın özgürlüğü kavramından vazgeçip halkın bilgi edinme hakkını kabul etmemiz gerektiğini söyledi.

Daha sonra Yavuz Semerci, bir internet sitesi sahibi, köşe yazarı ve radyo programcısı olarak tüm bu alanlardaki ifade özgürlüğünü değerlendirdi. “İnternetime dokunma” yürüyüşüyle ilgili, “Ben bunu geleneksel medyada söyleseydim bu kadar insan toplar mıydım biliyorum” diyerek sosyal ağların ne kadar etkili olduğunu ifade etti bir anlamda.

Oturum başkanlığını Avukat Ali Osman Öztürk’ün yaptığı panelin ikinci oturumunun konuşmacıları ise, Yard. Doç. Dr. Nilay Şenol ve Avukat Gökhan Ahi’ydi. “Sosyal Ağlar ve Kişilik Hakları” başlığı altında “Sosyal ağlarda yaşanan hukuksal uyuşmazlıklar – hakaret, şirket sırları, sahte profiller, emniyet süreci, yargı süreci, neler delil olabilir?” konularının konuşulduğu ikinci oturumun başkanlığını Avukat Ali Osman Özdilek yaptı. Konuşmacılar ise Yard. Doç. Dr. Nilay Şenol ve Avukat Gökhan Ahi’ydi. Şenol, kişilik haklarıyla ilgili daha çok yasalar üzerinden örnekler verirken Gökhan Ahi, kişilik haklarını örneklerle anlattı.

Ahi, her şeyden önce geçtiğimiz hafta yapılan e-G8 zirvesine dikkat çekerek artık devletlerin de sosyal ağlara kayıtsız kalamadığını söyledi. “Facebook bütçesi birçok dünya ülkesinden daha fazla. Devletlerüstü, kurumlarüstü bir yapıya kavuştu” diyerek vatandaşlık kavramının ortadan kalkıp dünyanın küçük bir köye dönüştüğünü anlattı. Sosyal ağlar bu kadar büyürken hukuka aykırı durumların da ortaya çıktığını belirten Ahi, özellikle nefret söyleminin sıkça sosyal ağlarda kullanıldığını söyledi.

Demokrasisi gelişmemiş ülkelerde çok fazla anonim isimlerin olduğunu söyleyen Ahi, “Kimlikle ifade ettiği zaman başına kötü şeyler geleceğinden korkuyor. İnternette iletişim özgürlüğü, anonimlik bir haktır. Ekşi sözlükte klavye delikanlıları deniyor ama bu bir hak aslında” diyerek internette anonim kimliklerle yazanları da bir anlamda savundu.

Kaynak: yenimedyaduzeni.com (Erişim: 29.05.2011, 22:14)

Reklamlar

İnternet Kurulu “Filtreye 3 ay kala” sivil toplumu fark etti!

Mayıs 26, 2011
22 Ağustos’ta yürülüğe girecek olan ‘internet filtresi’nin topladığı yoğun tepki üzerine İnternet Kurulu bir toplantıyla sivil topluma fikrini sordu! Türkiye’de internet kullanıcılarını ve ziyaret ettikleri siteleri sıkı kontrol altına alacak ‘internet filtresi’nin yürürlüğe girmesine sadece 3 ay kala sivil toplumun görüşleri soruldu. Uzun süredir yoğun tepkilere yol açan yönetmeliği tartışmak üzere, eski Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın önerisiyle, İstanbul Bilgi Üniversitesinde geniş katılımlı toplantı yapıldı.

Üniversitedeki ”Mahkeme Salonu” adlı sınıfta düzenlenen toplantıya, İnternet Kurulu, BTK, Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı (TİB) ve sektördeki sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

İnternet Kurulu Başkanı Serhat Özeren, toplantıda özellikle sivil toplum kuruluşlarının, BTK’nın güvenli internet usul ve esaslarını eleştirir boyutta konuları ele aldığını söyledi.

”Filtre olsun ama devlet yapmasın. Özel sektörler bu işi yapsın” gibi farklı görüşlerin de toplantıda konuşulduğunu ifade eden Özeren, şöyle konuştu:”Burada özellikle kamunun büyük bir kesimini ilgilendiren kararlar alınırken sivil toplum kuruluşlarına danışılması gerektiği görüşü ortaya çıkıyor. Bu görüşleri hem Ulaştırma Bakanlığına hem de BTK’ya ileteceğiz. İnanıyorum ki onlar da toplumun hassasiyetlerine dayanarak farklı kararlar ve düzenlemeler içerisinde olacaktır. Hassas bir süreç.”

İnternetin hızlı gelişen bir teknoloji olduğunu, yeni fikir ve projelerin çıkabildiğini belirten Özeren, ”Yaptığımız bir kanun belki üç ay sonra bile yetersiz kalıyor olabilir. Bu süreç dinamik yaşayan bir organizma gibi. Sürekli revize edilmesi, tartışılması ve gündemde olması lazım” diye konuştu. Güvenli internet konusunun G-8 zirvesinin, BM’nin ve AB’nin de masasında olduğunu belirten Özeren, internetin yaşanan dünyadan ayrı bir dünya olmadığını kaydetti.

Bu süreci yönetmenin zor bir görev olduğunu, hassas bir çizgi bulunduğunu ifade eden Özeren, ”Bir tarafta özgürlük var, bir tarafta suçla mücadele var. Bu çizginin bir tarafı kayarsa özgürlük kısıtlanıyor, bir tarafı kayarsa suç artıyor. Onun için bu çizgiyi anlık takip etmek gerekiyor. Zor bir süreç. TİB’de şu anda bu görev. Çalışmalar açısından bakıldığında, sivil toplum kuruluşları bu işin içinde olduğu zaman daha başarılı projelerin ortaya çıkacağını söyleyebilirim” dedi.

ÖNERİLER

Toplantıdan çıkan öneriler ise şöyle:

– BTK’nın kurul kararı, yani 22 Ağustos’ta yürürlüğe girmesi beklenen karar hemen iptal edilmeli.

– Merkezi filtrasyon kesinlikle olmamalı.

– Filtre sistemi kullanıcı tercihlerine göre şekillenmeli.

– Filtre konuları STK’larca tartışılmalı.

– Eğitim ve bilinçlendirme konusu ağırlıklı olarak ele alınmalı. (İsmail Hakkı Polat-Kadir Has Üniversitesi Öğretim Üyesi)

– BTK’nın şeffaf olması lazım. Kurumun dışsal bir otorite tarafından denetlenmesi gerekiyor.

– Kişisel bilgilerin gizliliği konusu açıkça vurgulanmalı.

– Kurumların alacağı kararlar öncelikle sosyal medya üzerinden tartışılmaya açılmalı.

– İşin eğitim ve bilinçlendirme yönü ön plana çıkarılsın.

–  BTK icracı olmasın, düzenleyici olsun. Sivil toplum kuruluşları aracılığıyla bu işi takip etsin.

– DNS, Proxy teknolojileri yasaklama şeklindeki tercihten vazgeçilmesi gerekir.

– Bilinen sivil toplum kuruluşlarından oluşan bağımsız ve yaptırım gücü olan bir kurul oluşturulsun (akademisyen, hukukçu ve psikolog) ve bu kurul tüketici şikayetlerini değerlendirsin.

– Filtreleme çocuklar için yapılıyorsa mevcut listeden (standart paketten) müstehcenlik tanımı çıkarılsın.

– 5651 sayılı kanunu masaya yatırmak gerekir. TİB’i doğuran yasa bu. 5651’in dünya standartlarına getirilmesi lazım.

– Kurul kararındaki madde 9/f.2 hayata geçirilsin. İdari para cezalarına ilişkin madde 9/f.8 muğlak, açığa kavuşturulsun.

– Kişilerin ifade özgürlüğüne ilişkin, kendilerini ifade ettikleri sitelerin filtrelenmemesi, sansürlenmemesi, kelimeleri temel alan filtreleme taslağının tamamen geri çekilmesi, belirli toplulukları tanımlayan (lezbiyen, gey gibi) kelimelerin yasaklanmaması.

– Uygulama tamamen kaldırılsın ama devam edecek olursa 4 farklı pakette filtreleme olacak, o zaman standart paketten çocuk pornografisi hariç hepsi kaldırılsın.

– Kurum kararında yapısal değişiklikler yapılmalı. Öncelikle veri tabanlarının ve veri tabanı sahiplerinin düzenlenmesi gerekir.

 Kaynak: http://www.ntvmsnbc.com/id/25216978/Erişim tarihi: 27 Mayıs 2011

Panel: Türkiye’de İnternet Sansürü ve BTK Kurul Kararı

Mayıs 25, 2011

Panelde kullanılan sunumlara ulaşmak için: https://yenimedya.wordpress.com/2011/06/03/panel-sunumlari-turkiyede-internet-sansuru-ve-btk-kurul-karari/


SOSYAL AĞLAR VE İNTERNET MEDYASI PANEL

Mayıs 25, 2011

Tarih: 27 Mayıs Cuma  12:00 – 18:00
Yer Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Petroliş Konferans Salonu
Kuşbakışı Cad. No:23 Altunizade Üsküdar

İSTANBUL BAROSU & ÖZYEĞİN ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ
SOSYAL AĞLAR VE İNTERNET MEDYASI
12.00-12.30 Kayıt
12.30-13.00 Açılış Konuşmaları

Av. Taner Sevim (İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi Başkanı)
Av. Başar Yaltı (İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyesi)
Prof. Dr. Yener Ünver (Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı)
Prof. Dr. Erhan Erkut (Özyeğin Üniversitesi Rektörü)

İLK OTURUM:

1. Konuşma 13.00- 14.00
Başlık : Sosyal Ağlar ve İfade Özgürlüğü
Açıklama: Twitter ve Facebook iletişim anlayışımızda neleri değiştirdi?

Oturum Başkanı : Prof. Dr. Yener Ünver (Özyeğin Üniversitesi Hukuk
Fakültesi Dekanı) Konuşmacılar: Av. Fikret İlkiz – Yavuz Semerci
(Gazeteport Yönetim Kurulu Başkanı)
2. Konuşma 14.15-15.15
Başlık : Sosyal Ağlar ve Kişilik Hakları
Açıklama: Sosyal ağlarda yaşanan hukuksal uyuşmazlıklar – hakaret,
şirket sırları, sahte profiller, emniyet süreci, yargı süreci, neler
delil olabilir?

Oturum Başkanı: Av. Ali Osman Özdilek
Konuşmacılar: Yard. Doç. Dr. Nilay Şenol (Özyeğin Üniversitesi Hukuk
Fakültesi öğretim üyesi) – Av. Gökhan Ahi (İstanbul Barosu Bilişim
Hukuku Merkezi üyesi)

15.15 -15.45 Ara (Kahve /Çay)

İKİNCİ OTURUM:

1. Konuşma 15.45- 16.45
Başlık: İnternet Basını ve Basın Özgürlüğü
Açıklama: İnternetteki gazetelerin hukuk karşısında durumu nedir?
Haber niteliği nedir?

Oturum Başkanı: Av. Taner Sevim (İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi Başkanı)
Konuşmacılar: Sedat Ergin (Hürriyet Gazetesi yazarı) -Yard. Doç. Dr.
Murat Volkan Dülger (Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim
Üyesi)
2. Konuşma 17.00-18.00
Başlık: İnternet Haberleri ve Kişilik Hakları
Açıklama: 5651 sayılı yasa madde 9’a göre içerik kaldırma, arama
motorlarının durumu, kişilik hakları mı üstün yoksa basın hakkı mı?

Oturum Başkanı: Yard. Doç. Dr. Nur Kaman (Özyeğin Üniversitesi Hukuk
Fakültesi öğretim üyesi)
Konuşmacılar: – Av. Sertel Şıracı (İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Merkezi üyesi)
Yard. Doç. Dr. Mete Tevetoğlu (Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Öğretim Üyesi)

YER: Özyeğin Üniversitesi Hukuk Fakültesi Petroliş Konferans Salonu
Kuşbakışı Cad. No:23 34662 Altunizade/Üsküdar/İSTANBUL

İLETİŞİM: Yard.Doç.Dr. M. Volkan Dülger 533 3180168 – Av.Sertel Şıracı
532 7885118

DÜZENLEYEN: İSTANBUL BAROSU BİLİŞİM HUKUKU MERKEZİ & ÖZYEĞİN ÜNİVERSİTESİ HUKUK FAKÜLTESİ


Türkiye’de İnternet’i sansürleme girişimine Avrupa Komisyonu Genişleme Komiserinden gelen kaygı açıklaması.

Mayıs 20, 2011
19 Mayıs 2011
Türkiye'de 22 Ağustos'da devreye girecek internette filtre uygulaması
tartışmaları sürerken, süreci yakından takip eden Avrupa Birliği
uyarılarını sürdürüyor. Avrupa Birliği Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu
üyesi Stephan Füle, Türkiye'deki uygulama tarzının AB'deki
uygulamalara benzemediğini belirtti ve  Genel filtreleme metodu AB
standartlarına varmak yolunda yardımcı bir enstrüman değildir; dedi.

Brüksel'de yapılan Avrupa İş Zirvesi'nde Refah için AB-Türkiye arasında Köprüler Oluşturmak; başlığı altında bir panel
düzenlendi.Burada bir konuşma yapan AB Genişleme Komiseri Stefan Füle,
Türkiyedeki internet filtrelerini ve engellenen siteleri de
değerlendirdi.Füle, Türkiyedeki uygulama tarzının ABdeki uygulamalara
benzemediğini ve ABde spesifik sözcüklerin genel filtrelere
yerleştirilmediğini söyledi.

Yapılan düzenlemelerin hedefe yönelik, orantılı ve hukuki süreçlerin
izlendiği düzenlemeler olması gerektiğini dile getiren Füle Genel
filtreleme metodu AB standartlarına varmak yolunda yardımcı bir enstrüman
değildir, dedi.

TÜRKİYE’DE İNTERNET’İ SANSÜR ETME MEKANİZMASI ve ARKASINDA YATAN ZİHİN ÖRÜNTÜSÜ: KAMUOYUNU YANILTICI KÖŞE YAZILARI VE HABERLERİNE YANIT

Mayıs 19, 2011

15 Mayıs 2011 tarihinde tüm Türkiye’de İnternet üzerinden örgütlenen ve kolektif bir biçimde “İnternet yaşamdır, sansürlenemez”, “Çocukları filtre değil ebeveynleri korur”, “Devlet eliyle topyekun filtre sansürdür” diyerek eş anlı olarak sokaklara ve meydanlarda  çıkan kamuoyu, BTK’nın kamuoyunu gerektiği şekilde bilgilendirmeden  ve görüşünü almaksızın hazırladığı ve sessiz sedasız bir şekilde, diğer bir deyişle “yangından mal kaçırırcasına” uygulamaya sokma girişiminde bulunduğu “İnternet’in Güvenli Kullanımı Usul ve Esaslar” adlı Kurul Kararına karşı haklı toplumsal tepkilerini ve kaygılarını dile getirmişlerdir. Anımsanması gereken, 15 Mayıs 2011 de “İnternet yaşamdır, sansürlenemez” diyen yurttaşların İnternet mecrasında tüketici olmadıklarını, lakin siyasal, kültürel ve toplumsal hak ve sorumlulukları olan yurttaş olduklarını siyasi otoritelere göstermeleri, yurttaşlık bilinci ile BTK eliyle uygulanmaya çalışılan topyekun filtrelere karşı kolektif eylem ve bilinç geliştirmeleridir.

İlginç olan, hak ve sorumluluklarına demokratik şekilde sahip çıkan yurttaş örgütlenmesine karşı, geleneksel ve ana akım medya sahiplerinin egemen söyleme dahil olmaları/taraf olma/sözbirliği ve tabii ki güç birliği yapma süreci çerçevesinde bu medya organlarında istihdam edilen, kalemlerini/sözlerini/klavye tuşlarını bu söylemin tahsisi için kullanan köşe yazarı ve haber muhabiri gibi “ideologların” 17 Mayıs 2011 tarihinden itibaren “iş başına”na koşulmalarıdır. Bu ideologlar tarafından Türkiye’de gitgide daralan/daraltılan, yok edilen ifade ve bilgiye erişim özgürlüğü ile hakkına sahip çıkan yurttaş eylemleri ve farkındalığına yönelik olarak yanlış ve kasıtlı bilgilendirme “hareketi” başlatılmıştır.  Ürettikleri medya metinlerine bakıldığında, kurul kararına karşı eleştirilerin eksiltildiğini ve kendi yanıtlarının da kasıtlı olarak yanıltıcı oldukları görülmektedir. Bu noktada egemen iktidar tarafı/kalemdaşı olmayı seçiş/konumlanış sonucu kamunun gerçekleri bilme hakkına karşı yaptıkları yanlış-eksik ve kasıtlı üretimlerin, kendi deyişleri ile  “vicdanlarına” gerçekten sinip sinmediğini sorgulamak lazım. Tabii akıl tutulması bir yana… Immanuel Kant aydınlama düşüncesinin bireylere kazandırdığı en önemli hakkın ve sorumluluğun, bireyin aklının kendi özgür iradesi ile kullanabilme yetisi olduğuna dikkat çeker. Bireyin aklını özgür iradesi ile kullanabilmesi için, kendini geliştirebilecek bilgi kaynaklarına erişebilmesi gereklidir. Bu bağlamda, Türkiye’de İnternet mecrasına yönelik muhafazakar ve sansürcü denetimin arkasındaki zihin örüntüsü apaçık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. İşte bu zihin örüntüsü yurttaşını sadece biat eden “kul” ve/ya “teba” olarak konumla(ndır)mak istemektedir.  Bu nedenle de yurttaşın “İnternet yaşamdır, sansürlenemez” ve “devlet eliyle topyekun filtre sansürdür” tepkisi ile haklarına sorumlu bir şekilde 15 Mayıs 2011 de sahip çıkması bugün egemen iktidar tarafı/kalemdaşı ideologları harekete geçirmiştir. İdeologlar da “kamunun ve yurttaşın hakkı ve yararı gerçeğine” karşı vicdan sızlatıcı bir şekilde yanlış-eksik ve kasıtlı medya metni üretimi yapmaktadır.

İnternet’in güvenli kullanımını tüm yurttaşlar istemektedir. Bu haklı bir taleptir. Ama burada İnternet’in güvenli kullanımı denildiğinde: kişisel verilerin güvenliğinin korunduğu, mahremiyetin ihlal edilmediği, ırkçı, cinsiyetçi nefret söylemine, aşırı şiddet ve saldırgan içeriklere, kadın-erkek ve çocuk bedenlerinin meta değerine indirgenmesine ve şeyleştirilmesine, verinin ve kullanıcının ticarileştirilmesine, veri eşleştirmesi ve veri hırsızlığına, niteliksiz ve yanıltıcı enformasyona karşı kullanıcı farkındalığının geliştirildiği bir kavrayış yatmaktadır. Bu kavrayışın temelinde kullanıcının her düzeyde İnternet, daha genel bir tanımla yeni medya okuryazarlığının, geliştirilmesi yani pedagojik çözümler yatar. Oysa, Türkiye’de çocukların korunması adı altında egemen siyasi irade, ahlaki bir panik yaratmakta, bu paniği medya ideologlarının yanlış-eksik ve kasıtlı medya metinleri üretimi ile de desteklemektedir. İnternet’in güvenli kullanımını talep etmek  tüm yurttaşların hakkıdır, bu hak BTK tarafından demokratik bir toplumda yurttaşın sivil hakları gasp edilerek otoriter bir şekilde merkezden düzenlenmeye çalışılmakta, İnternet mecrası adım adım sansürlenmektedir. Burada yurttaş  oldukça haklı sorular sormaktadır:

  • Beyaz ve siyah filtreleri hangi yetki ve yetkinlikle BTK yapmaya kalkmaktadır?
  • Neden tektip bir aile ve tektip bir çocuk profili ile tektip bir ahlak, tektip bir doğru, tektip bir iyi, tektip bir faydalı/zararlı tanımı ön görülmektedir? Göreceli olan bunca şey neden tektipleştirilmeye çalışılmaktadır. Bireysel çözümler mümkün olduğu halde ve hali hazırda kullanılmaktayken, neden devlet eliyle topyekun filtre uygunlanmaktadır?
  • Standart profildeki kullanıcı niçin İHS’lar tarafından dijital olarak gözlemlenmektedir? İHS’lar neden İnternet polisliğine zorlanmaktadır?
  • BTK, kimin hangi filtreyi kullandığını neden bilmek istemektedir?
  • Proxy ve DNS gibi temel ağ teknolojileri, neden erişim engeli aşma, filtreleri delme teknolojileri olarak tarif edilmektedir? Bu teknolojilerin bir biçimde sınırlanmasının İHS’lara nasıl bir iş yükü ve sorumluluk; İnterneti herhangi bir şekilde kullanan kişi ve kuruluşlara ne tür sorunlar çıkarabileceği hesaplanmakta mıdır?
  •  BTK yönetimli bir İnternet erişimi neden Türkiye yurttaşları için tasarımlanmaktadır? Bunun nedeni yurttaşı tektipleştirmek, düşünce çeşitliliğini, farklılığını ve çoğulluğunu ortadan kaldırmak olmasın?

Bu soruların “saydam-şeffaf” ve “dürüst” bir şekilde  “iyi yönetişim” ilkesi dahilinde halen yanıtlanmadığını da belirtelim.

Yurttaşın bu haklı sorularının ardından, BTK’nın bu Kurul Kararının arkasındaki zihin örüntüsünü 15 Mayıs 2011 de Ankara’da Sakarya Parkında “İnternet yaşamdır, sansürlenemez” kolektif yurttaş eylemine katılan bir katılımcının dövizi görünür kılmaktadır: “Tek Devlet, Tek Halk, Tek Yönetici ve Tek İnternet”, diğer bir deyişle bireyin özgür iradesine/onun aklı ve vicdani gelişimine el konulması…

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı‘nın bugün, Türkiye’deki yeni basın yasası ve İnternette ilgili gelişmelerden ciddi endişe duyduğunu da belirterek, yurttaşları BTK’nın ve egemen iktidar tarafı/kalemdaşı ideologların söylemsel pratiklerine karşı, özgür iradelerine- “akıllarına” ve “vicdanlarına “ bir kere daha “özgürlükleri” için sahip çıkmaya davet edelim.

18 Mayıs 2011

Alternatif Bilişim Derneği


AGİT’ten Ankara’ya: Yükümlülüklerini yerine getir!

Mayıs 18, 2011

Türkiye’de internet kullanımı üzerindeki devlet kontrolü gittikçe sıkılaşırken, uluslararası kuruluşlardan gelen ‘demokrasi’ uyarıları da artıyor.

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), ‘Türkiye’deki yeni basın yasası ve internetle ilgili gelişmelerden ciddi endişe duyduklarını’ belirtti.

AGİT basın özgürlüğü temsilcisi Dunja Mijatoviç, yeni düzenlemelerin, medya özgürlüğü ve bilgiye ulaşımı kısıtladığını, internette bazı kelimelerin yasak ilan edilmesini anlamanın güç olduğunu dile getirdi.

AGİT temsilcisi, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’na bir mektup göndererek konuyla ilgili endişelerini ifade etti . Mijatovic, Davutoğlu’na, Türkiye’nin AGİT üyesi olarak basın özgürlüğü konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmesi gerektiğini söyledi.

Kaynak: ntvmsnbc.com (Erişim: 18.05.2011, 12:37)



15 Mayıs 2011 Ankara’dan: İnternet yaşamdır-sansürlenemez!

Mayıs 17, 2011

Türkiye'ye ayrı İnternet Ol(a)maz!


15 Mayıs’ta Özgür ve Sansürsüz İnternet için!

Mayıs 12, 2011


Amerika Sansüre Savaş Açtı

Mayıs 12, 2011

22 Ağustos’ta Türkiye’de de başlayacak olan internet üzerindeki filtreleme ve yasakların benzerleri Çin ve İran başta olmak üzere birçok otoriter yönetimin hakim olduğu ülkede yoğun olarak kullanılıyor. Amerika, özellikle siyasi içeriklerin sansürlenmesinin önüne geçmek ve filtreleri delebilmek için harekete geçti. Yeni geliştirmeler için ayrılan bütçe ise 19 milyon dolar.

ABD, Çin gibi ülkelerin internette uyguladıkları sansürün alt edilmesine olanak sağlayacak yeni bir teknolojiye milyonlarca dolar yatırım yapacak. ABD Dışişleri Bakanı’nın insan haklarından sorumlu yardımcısı Michael Posner, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın hassas siyasi içeriklere erişimi engelleyen Çin, İran ve diğer otoriter hükümetler tarafından internette uygulanan kontrol ve filtre yöntemlerinden kullanıcıların kaçınmalarına olanak sağlayan teknolojilere 19 milyon dolar tutarında kaynak ayıracağını belirtti. Bu finansmanın, sansür uygulayan ülkeleri belirleyen ve onların yöntemlerini kendilerine karşı kullanan bir teknoloji için kullanılacağını söyleyen Posner, ”Bu kedi ve fare oyunu gibi. Kediden daha ilerde olmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

ABD Dışişleri Bakanı dün Washington’da Çin ile ABD arasında üçüncüsü yapılan ”Stratejik ve ekonomik Diyalog” toplantısının kapanışında, Çin makamlarının muhaliflere ve rejimi eleştirenlere uyguladığı baskıları şiddetle eleştirdi. Çin genel olarak Tibet ile yasakladığı Falungong dini hareketi veya 1989′daki demokrasi yanlısı hareketin bastırılması konularında resmi görüşü yansıtmayan internet sitelerini bloke ediyor. Çin makamları kısa süre önce ABD Dışişleri Bakanı’nın internetteki ifade özgürlüğünü savunan konuşmasından sonra tüm ”Hillary Clinton” aramalarını da engelledi. Amerikan Kongresi tarafından internet özgürlüğünün savunulmasına ayrılan bütçenin tamamı 30 milyon doları buluyor.

Kaynak: yenimedyaduzeni.com (Erişim: 11.05.2011, 22:41)


%d blogcu bunu beğendi: