İstanbul Ünv. Sosyoloji Araştırma Merkezinde sunum…

Mart 31, 2017

ArastirmaDeneyimleri_007


20. Internet Haftası: 10-23 Nisan 2017 Etkin Katılım Çağrısı

Mart 25, 2017

Türkiye İnterneti 12 Nisan’da 24. yılını doldurmuş olacak. Türkiye İnternet Kamuoyunu, 10-23 Nisan’da gerçekleşecek 20. İnternet Haftasını bir şenlik havasında tüm ülkede internetin 24 yaşını kutlamaya çağırıyoruz. Tüm kesimlerden; Üniversiteler, Ticaret ve Sanayi Odaları, Çiftçi Birlikleri, Ziraat Odaları, Mühendis Odaları, Barolar, Tabip Odaları, Bankalar Birliği, Noterler Birliği, Organize Sanayi Bölgeleri, Yerel Yönetimler, İnternet Cafeler, Okullar, Bakanlıklar, Kaymakamlıklar, Valilikler, tüm kamu yönetimi, özel sektör, internet şirketleri, Bilişim/Bilgi/İletişim STK’ları, Demokratik Kitle Örgütleri, Bilişim Klüpleri, Özgür yazılım Toplulukları, Tüm Medya Kuruluşlarını, Bireyleri bu İnternet Haftasını tüm ülkeyi saran bir İnternet Şenliğine, Bilgi Toplumu, e-dönüşüm, e-türkiye, e-devlet, ar-ge, inovasyon, kodlama/yazılım kavramlarının geniş kitlelerle tanıştırıldığı, İnternetin geniş kitlerce tartışıldığı bir İnternet ve Bilişim Fırtınasına döndürmeye çağırıyoruz.

İnternet dünyada 3.5 milyar insan için yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir; ve yaşamımızı sürekli olarak değiştirmektedir. Bizler, interneti, insanlığın yeni toplum biçimi olduğunu düşündüğümüz, Bilgi Toplumunu oluşturan araç ve kavramların temsilcisi olarak görüyoruz. Sanayi devrimi insanın kol gücünü çokladı, onun etkin kullanımını mümkün kıldı. İnternetin temsil ettiği devrim ise, insanın beyin gücünü çokluyor, onun ürünlerinin paylaşılmasını, yeniden üretilmesini kolaylaştırıyor. İnternet Bilgi Toplumunun taşıyıcısı, ön modeli, katalizörü konumunda. Yaşam gittikçe artan bir şekilde bilgi ve enformasyon üzerine dönüyor. Artı değer yaratmanın ana unsuru, bilgi, ar-ge, inovasyon, yani eğitimli insanların beyinsel ürünleri oluyor. İnternet bireyi özgürleştiriyor, güçlendiriyor. Kitlelere örgütlenme ortamları sunuyor, onları güçlendiriyor. Hiyararşik yapıları kırmaya başlıyor. Nasıl sanayi devrimi sancılı olduysa, Bilgi Toplumuna dönüşüm de uzun ve sancılı olacaktır. İnternet dünya üzerinde milyarlarca insanın katıldığı bir paylaşım, öğrenme, üretim ve eğlence ortamıdır. Biz, toplum olarak sosyal medya da kavga ederken pek farketmiyoruz, ama İnternet, sektörleri yeniden yapılandıran, meslekleri değiştiren, kamu yönetimi, demokrasi, hizmet ve ticareti yeniden tanımlayan devrimsel bir gelişmedir. Birbirlerini hiç görmeyen insanlar, insanlığın ortak mülkiyeti için ürünler geliştirmekte; özgür yazılım, açık erişim, açık ders malzemeleri, açık bilim, açık tıp, açık biyoloji gibi projeleri hayata geçirmektedirler. Bu bağlamda İnternet, Sanayi devriminden daha önemli bir gelişmedir. AB’nin bir önceki sayısal Gümden sorumlu kişisi, toplumu yeniden yapılandırmak açısından, internetin elektrik, telgraf ve matbadan daha önemli olduğunu söylemiştir. Bu gün, 4. Sanayi Devrimi, internetin tetiklediği bir gelişmedir.

İnternet Haftası toplumda internet kültürünü yaymak, internet bilincini yaratmak, interneti tanıtmak, büyütmek, yeni projeler başlatmak, sorunları ve çözüm yollarını tartışmak, kısaca interneti Türkiye gündemine yerleştirmeyi amaçlamaktadır. Türkiye internetinin gündemindeki sorunları tartışmak, özellikle yönetişim, yasal düzenlemeler, serbestleşme, internet ve telekom sektörünün gelişimi, iş yaşamı, eğitim, kültür ve demokrasi boyutlarını gündeme getirmek; bireysel güvenlik, internetin güvenli kullanımı, mahremiyet, bilgi güvenliği, sosyal ağlar, ve Bilgi Toplumu kavramlarıyla tüm toplumu tanıştırmak, bu İnternet Haftası için seçtiğimiz önemli bir hedeftir. Bu kapsamda yukarıda saydığımız tüm kurumlar, örgütler, firmalar, yerel yönetimler ve bireylerden bu etkinliklere katkıda bulunmalarını bekliyoruz. Bu etkinlikleri, tüm Türkiye’ye yaymak istiyoruz. Tüm ilçelerde, tüm okullarda, tüm belediyelerde, ziraat odalarında, ticaret ve sanayi odalarında, organize sanayi bölgesinde, halk kütüphanesinde bir etkinlik yapılsın istiyoruz. İnternetin önemine inanmış her kişi ve kurumu bu çorbaya kendi olanakları ölçüsünde katkıda bulunmaya çağırıyoruz.

Basından interneti, olanakları, sorunları, projeleri, özellikle e-türkiye ve e-devleti anlatmasını ve ne yapılmalı, nasıl yapalım sorusuna yönelik yazılar, ve haberler çıkmasını istiyor; internet sayfaları, internet ilaveleri; internetin çesitli uygulamalarını anlatan yazılar bekliyoruz. 24 yılı özetleyen, irdeleyen, değerlendiren kitap, broşür ve ekler anlamlı olur. Bu sene, sosyal ağlar, demokrasi, mobil yaşam, yasaklar ve ifade özgürlüğü, Fatih Projesi, mahremiyet, bilgi güvenliği, bireysel güvenlik, internetin güvenli kullanımı, siber saldırılar, intenet üzerinden yapılan sahtekarlıklar konularında toplumu bilgilendirmeye önem verilmesini istiyoruz, bekliyoruz. İnternet haftasında dağıtılan internet kitapçıkları yararlı olur diye düsünüyoruz. TV’lerden gene tanıtıcı programlar; ve internetin Türkiye’nin gündemine girmesine katkıda bulunacak açık oturum, forum gibi programlar bekliyoruz. Özellikle, siyasal kadroları da bu tartışmaya çeken, ulusal politika oluşturulmasına katkıda bulunacak programlar arzulamaktayız. Üniversitelerden, Servis Sağlayıcılardan ve STK’lardan bu konularda basına destek olmasını bekliyoruz. Her kamu kurumundan kendi e-devlet projesini önce kendi webinde anlatmasını, vatandaşlara yönelik broşür hazırlamasını, kurum içinde tanıtım ve eğitim yapmasını, basın ve vatandaştan geri besleme mekanizmaları kurmasını istiyoruz, öneriyoruz. Kamu Kurumlarının sosyal ağlarda yer almasını, kurumsal blogların oluşmasını, kamuoyu ile planlarını paylaşmasını bekliyoruz. Kamu kurumlarının küçük de olsa yeni bir “e-devlet” hizmeti başlatması güzel bir katkı olur.

ihafta17

Weblerin, cihazdan bağımsız, farklı cihazlara duyarlı, özellikle mobil cihazlara uygun olmasına özen gösterilmesini bekliyoruz. Bir tarama mekanizması, telefon rehberleri, geri besleme formları, yenilikleri haber veren servisler, sıkça sorulan sorular dokümanı ilk anda akla gelen konular. Web sayfalarının W3C standartlarına uygun olması, platform ve tarayıcı bağımsız olması; engelli yurttaşlara, düşük bant genişliğine uygun seçeneklerin olması önerilir. Tüm webin mobil erişimde düzgün çalışmasına yönelik çalışmaları bekliyoruz. RSS ve Wiki gibi yeni nesil hizmetlerin olması, üretilen tüm dokümanların webten erişilebilir olmasını arzuluyoruz.

Küçük, büyük her kurumun kendi webini gözden geçirmesi, web 2.0 özelliklerini eklemesi; kurumsal politikaları anlatan bloglar, kullanıcıların görüşlerini yazabileceği sayfalar, yeni hizmetler eklemesi çok güzel olur. Tüm kurum çalışanlarına sunulan e-posta ve webmail hizmeti, blog, kurum içi haberleşme mekanizmaları, wikiler, gene mütevazi hedefler arasında. Kurumun, kültürel mirasının, tarihsel gelişiminin internete aktarılmasına yönelik katkılarda yararlı olur. Bireylerden kendi kişisel weblerini oluşturmalarını, uzmanlıklarını, meraklarını, katkılarını internete taşımalarını destekliyoruz. Yurt dışı alan uzayındaki kişisel sayfaların adsoyad.com.tr, info.tr, biz.tr , web.tr, gen.tr, tv.tr v.b. ile Türkiye alan uzayına taşınmasını öneriyoruz. Avukatlarımızı, av.tr, doktorlarımızı dr.tr altında çalışmaya çağırıyoruz. İnternet haftasında internetle tanışmamış kitlelere interneti tanıtacak, bir `Internete Dokunun’ sloganlı etkinlik yapabiliriz. Kütüphanelerde, ve tüm üniversitelerde `Internet cafe’, internet evi, gibi internet erişim mekanları açılması önem verdiğimiz etkinlikler arasında. Bunu özellikle, buna gereksinim duyulan, bölgelerde teşvik etmek istiyoruz. İnternet kullanmayı öğreten kursları ücretsiz ya da mütevazi ücretlerle sunan kampanyalar; İnternet Cafelerde ucuzluk kampanyaları gibi. Web yapmayı, kişisel güvenliği, sosyal ağlarda mahremiyeti sağlamayı, spam ve virüse karşı korunmayı öğreten mütevazı kursları Sivil Toplum Kuruluşlarından, Üniversitelerden, İnternet Cafelerden, internet şirketlerinde yurdun dört bir köşesinde bekliyoruz. Ana babalara, öğretmenlere, hakim ve savcılara, avukatlara yönelik etkinliklerin, sohbet toplantılarının altını çizmek isteriz.

Konferanslar, bu sürede yapılabilecek en kolay ve önemli etkinlikler arasındadır. Genel tanıtıcı konuşmalar, çeşitli özel konuları, etkileri, sorunları uygulamaları gibi, örneğin eğitim, hukuk, sağlık, ticaret, eğlence, turizm gibi konular bu tür etkinlikler arasında sayılabilir. İnternetin tarihi, siyasal etkileri, olanakları, ve sorunları da tartışılabilecek konular arasında. 2015-2018 dönemini kapsayan Bilgi Toplumu Stratejisi ve ilgili Eylem Planı özellikle konuşulması gereken konuların başında geliyor. İnternetin altyapısı, çalıştırılması ve uygulamalarının teknik boyutları konusunda da seminerler yapılabilecek etkinlikler arasında. Türkiye İnternetinin çeşitli sorunlarını irdeleyen ve özellikle, ne yapılmalı sorusuna cevap aramaya yönelik açık oturum türü etkinlikler önemlidir.

Ülkemizde internet kullanımı %60’yi yeni aşmıştır. Düzenli kullanımda henüz %50’yi bulamamıştır. Halkımızın % 40’ı henüz İnternet kullanmıyo. İnterneti  etkin kullanmada, kendi işimizi  internete uyumlu hal gtirmekte, internetden yararlankta henüz yeteri kadar hazır değiliz. KOBİ’ler ve kırsal kesimde, kamu hizmetlerin kullanımında ciddi düşüklük söz konusu. Sayısal bölünmenin önlenmesi, Kamu İnternet Erişim Merkezlerin (KİEM) kullanımı gibi uygulamaların tartışılması, çeşitli sektörlere yönelik Ulusal Politikaları, internet ve temsil ettiği teknolojileri Türkiye gündemine yerleştirmeye yönelik çabalara öncelik vermek istiyoruz. Bu etkinliklerin planlanması ve hayata geçirilmesinde, ilgili herkesten katkı bekliyoruz. Bu kapsamda, haftaya mütevazi ölçülerde sponsorluk yapacak kurumları arıyoruz. Bu yıl geniş kapsamlı afiş basıp dağıtmayacağız. Kurumların webteki afişleri uyarlayarak kendi afişlerini basıp dağıtmasını önermekteyiz.

Şu konuların altını çizmek istiyoruz:

  • Kültürel Mirası İnternete Taşı! Kurumlar ve sivil örgütler olarak, kültürel mirasımızı, çok kültürlü, çok sesli yapımızı internete aktaralım. Buna ulusal boyutta tanıtımı da ekleyelim. Bireyler olarak da kendi kültürel birikimimizi, mesleki deneyimlerimizi, bireysel meraklarımızı internete taşıyalım. Tüm kurumlardan başta kurum tarihi olmak üzere, ellerindeki tüm kitapları, raporları, resimleri, filmleri, ses kayıtlarını bir program dahilinde webte yayınlamaları önermekteyiz. Başta Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, TÜBA ve TÜBITAK olmak üzere tüm kurumlardan ellerinde telif hakkı sorunu olmayan tüm kültürel ürünleri webte yayınlamaya çağırıyoruz. Kar amacı gütmeyen kurumlara da piyasada satılan kitapları da webte yayınlamayı önermekteyiz. Baskısı kalmamış ve yeniden basılması düşünülmeyen kitapları webte yayınlayalım. Ticari ders ve uzmanlık konularında yer yer bazı kitapların açıldığını görüyoruz. Böylece hem çok daha fazla okuyucuya erişecektir; hemde satışlar düşmeyecektir kanısındayız. Müzelerimizi, taş plaklarımızı, eski gazete ve belgelerimizi internete taşıyalım.
  • Kendi Okulunu İnternetle Bütünleştir ! İnterneti etkin kullanan, etik ve estetik kültürü gelişmiş, bilgi güvenliği ve mahremiyet kavramlarını içseleştirmiş, bilgi/medya/bilişim okuryazarı gençlik yetiştirmeliyiz. Liseyi bitiren her öğrenci, ilgi, merak ve yeteneği ne olursa olsun, bilişimin temel kavramlarını, yetenek, sınır ve olası kötü kullanımı kavramalıdır. Okullarınızın kurumsal kimliği ile internette olmasını ve eğitimin internetle harmanlanmasına çok önem veriyoruz. Her okulun kendi webi, öğretmen ve öğrencilerin e-posta adresleri olması, kişisel weblerinin olmasını çok önemsiyoruz. İnternetin, eğitim sistemin organik bir parçası olmasını hedeflemeliyiz. Fatih projesini katılımcı bir şekilde, bilimsel ilkeler ışığında, ülkemiz bilişim/bilgi sektörlerine ivme verecek şekilde, özgürlükçü ve insana güvenen bir felsefeyle hayata geçirelim. EBA’yı geliştirmeye açık, creative-commons, lisanslı nesnelerle zenginleştirelim. Artık, internete yüksek kapasite ile bağlı olmayan okul kalmasın! İnternetin eğitim sistemin bir parçası olması; öğrencilerin bilgi ve bilişim okur yazarı olması; internet üzerinden okul gazetesi çıkarması, wiki ve bloglarla birlikte üretme deneyimi kazanması; dünya üzerindeki akranları ile temasta olması önemlidir. Öğrencilerimizin Vikipedi’ye katkıda bulunmasını teşvik edelim. Öğretmenlerimizin içerik üretmesi ve paylaşmasını teşvik edelim. Hafta kapsamında öğretmen ve öğrencilerle sohbet toplantıları, internetin eğitimi nasıl zenginleştirebileceğini konuşmak, bu alandaki özgür yazılımlarla tanışması çok yararlı olabilir. Öğrencilerimizi internetin olası tehlikelerine karşı bilinçli kullanımı hedefleyelim, öğrencilerimize özgürlük, yetki ve sorumluluk vermekten korkmayalım.
  • Programlamayı öğrenelim, öğretelim! Bütün dünya, ana okulundan başlıyarak programlamyı herkese öğretme çabası içinde. Tim Berners-Lee “politikacılara programlama öğretelim; doğru karar almalarına yardımcı olur” diyor. Programlama, kapsamlı bütünsel düşünmeye, parçalarla bütünü bir arada ele almayı kolaylaştırır. Bu bağlamda, programlamayı okullarda, halk evlerinde, ve internet üzerinden öğretmeye ilgili herkesi çağırıyoruz. Yazılım tüm sektörler ve süreçlerin iyileştirilmesi, hızlanması, güvenli çalışması ve verimlilik artışı için  temel araçların başında gelmektedir. Kullandığımız bütün cihazların çalışmasında yazılım ana unsurdur. 4. Sanayi Devriminin ana etmenlerin biride yazılımdır. Ülke olarak daha fazla yazılımcı yetiştirmek zoundayız.
  • Özgür Yazılımla Tanış/Tanıt! Özgür yazılımlar, imece benzeri bir şekilde üretilen, ve sahibi tüm insanlık olan yazılımlardır. Bunları, her dünya vatandaşı, kimseden izin almadan kullanabilir, değiştirebilir, paylaşabilir. Bu gün dünya üzerinde 1.4 Milyon özgür yazılım projesi var. Özgür yazılımlar ülkeler, kurumlar ve bireyler için tasarruf, güvenlik, istihdam ve rekabet için önemlidir. Ülkemiz, bir özgür yazılım olan Pardus’u “Ulusal İşletim Sistemi” olarak geliştirmek, başta kamu kurumları olmak üzere tüm ülkede kullanmak istiyor. Pardus ve kardeş özgür yazılım projeleri ile tanışalım, kullanalım. Ülkemizde gelişen özgür yazılımlar başta olmak üzere, ilgi alanımızda bir özgür yazılımı araştıralım, öğrenelim, kullanmaya çalışalım. Özgür Yazılım Klüplerini bu konuda öncü olmaya çağırıyoruz.
  • Bir Hacketon Yapalım! Bilişim ve Özgür Yazılım Klüplerini, okullarında birlikte yazılım geliştirme çabası olan hacketon yapmaya çağırıyoruz.
  • Bilişim ve Hukuk Buluşması! Bilişimcilerin hukuk bilgisine, hukukcuların bilişim bilgisine, tüketicininde her ikisine gereksinimi var. Son zamanlarda internet üzerinden sahtekarlık yaygınlaştı. Baroların öncülüğünde bilgilendirme amaçlı sohbet toplantıları, seminerleri öneriyoruz, bekliyoruz.
  • Bir halk kütüphanesini İnternet Mekezi Yap! Bugün kütüphane ve internet enformasyon kaynaklarına erişim anlamında bütünleşmiştir. Bilgisayarı olmayan vatandaşlara ucuz internet erişimi sağlamakta kütüphaneler önemli görev üstlenebilirler. Kütüphanelerin, bilgi arayan insanlara yol göstermesi de onların ana görevlerinden biridir. Kütüphanelerin e-kitaplara sahip olması, en azından öncü kütüphanelerde e-kitapları deneysel olarak ödünç vermeye başlamasını önermek isteriz.
  • Belediyeler kamuya açık İnternet hizmeti sunsun! Burada ucuz internet erişiminin yanında, wireless erişimi kamuya açık alanlarda sağlamaya başlaması gerekir. Belediyelerin fiber altyapısı kurması, bunu ucuz ve adil bir şekilde servis sağlayıcılara sunması gerekir. Bunun yanında, belediyenin hizmetlerini internet üzerinden sunması, kendini tanıtması, interneti bir hesap verme, saydamlık ve geri besleme mekanizması olarak kullanması önemlidir. Belediye gelir ve giderlerinin, borçlarının periodik olarak webte yayınlanmasını öneriririz. Belediyelerin projelerini tüm detayları ile webte yayınlaması, meclis gündemi ve tutanaklarını, webcast ve podcast ile canlı ve sürekli yayınlaması, web 2.0 araçları ile vatandaşla etkileşim içinde olması önemlidir. Sosyal Ağlarda bulunmayı ve etkin bir geri besleme aracı olarak kullanılmasını öneririz. Belediye kararlarını, vatandaş öneri ve şikayetlerini, sosyal ağlar teknikleri ile webte yayınlaması önerilerimiz arasındadır. Belediye duyuru mekanizmaları ve geri besleme wikileri denemeye değer.
  • Üniversitelerden, tüm raporları, tüm tezleri, makaleleri, Açık Erişim kapsamında kurumsal arşivde yayınlamasını, yapabildiği ölçüde tüm konferansları video, ses ve metin olarak yayınlanmasını önermek isteriz. Ulusal Açık Ders Malzemeleri projelerine destek olmalarını, öncülük etmelerini bekliyoruz. Tüm topluma ve bölgeye yönelik ders, seminer ve konferansları internet teknolojileri yoluyla sunmasını öneriririz. Yurttaşları bilgilendirmeye yönelik seminer, MOOC türü kursları vermelerini öneririz.
  • Bir e-devlet hizmetini başlat! Dünyadaki Açık Veri Kampanyasına katıl; elindeki verileri yurttaşların kullanımına sunmaya başla. Küçük de olsa yeni bir hizmet başlat. Bir kardeş kamu kurumu ile veri değişimini hayata geçir. Webini tarayıcıdan bağımsız hale getir. W3C standartları ve birlikte çalışabilirlik kriterlerine uygun hale getir. Özürlü yurttaşlara yönelik sayfalar hazırla. Mobil uygulamalar geliştir. Haber verme RSS servisi başlat. Sosyal Ağlarda bulun ve geri besleme yapıları kur.
  • -) Bir Mobil Uygulama başlat! İnsanlar her yerde, her zaman her türlü bilgiye erişmek, eğlenmek, öğrenmek ve işlerini ve meraklarını takip etmek istiyorlar. Mobil uygulamalar, yaşamımızı her gün daha fazla giriyor. Tüm kurumlardan, mobil uygulamalara önem vermesini istiyor, ve İnternet Haftası vesilesiyle bir mobil uygulama başlatmaya çağırıyoruz!
  • Mahremiyet ve Siber Güvenliği Önemse! Büyük devletler,  şirketler ve CIA gibi kuruluşlar herkesi izlemeye çalışmaktadır. EFF  gibi kuruluşların, svil toplumun önerileri ışığında gerekli  tedbirleri al, sosyal medya ayarlarını düzenle, güvenli yazılımları kullan. Bilgilerini çevrenle paylaş.

Yukarıda belirtilen etkinlikler esasta bir fikir vermek içindir. Türkiye Internetini büyütecek her türlü etkinliğe açığız, destekleriz. Her internet gönüllüsünden, internetin önemini kavramış her kişi ve kurumdan, Türkiye internetinin parçası olan herkesten destek bekliyoruz.

İnternet Yaşamdır !

Bilişim STK Platformu

Alternatif Bilişim Derneği

Alternatif Medya Derneği

Bilgisayar Mühendisleri Odası

Bilisim GTeknolojileri Eğiticileri  Derneği

EHD – Elektronik Ticaret ve Internet Hukuku Derneği

EMO – Elektrik Mühendisleri Odası

ISOC-TR – Internet Derneği

INETD – Internet Teknolojileri Derneği

IYAD – Internet Yayıncıları Derneği

İstanbul Barosu Bilişim Hukuku Komisyonu

Kadın Yazılımcı Oluşumu

LKD – Linux Kullanıcıları Derneği

PKD – Pardus Kullanıcıları Derneği

TBD – Türkiye Bilişim Dernegi

TELKODER- Serbest Telekomunikasyon İşletmecileri Derneği

TKD – Türk Kütüphaneciler Derneği

 


Yeni Medya Çalışmaları 3.Ulusal Kongre Atölye Değerlendirmeleri: Hak Odaklı Veri, Dijital Haklar ve Korsan Kültür

Mart 22, 2017

Yazan: Başak Özen ve Derya Güçdemir/Hacettepe Ünv. SBE. Y.Lisans

Bu çalışmada, 9-10 Mart 2017 tarihlerinde gerçekleştirilen Hak Odaklı Yeni Medya Kongresi’ndeki atölye çalışmalarını değerlendireceğiz. Kongre kapsamında yapılan ilk atölye Pınar Dağ’ın Hak Odaklı Veri adlı atölyesi, ikinci atölye Faruk Çayır’ın Dijital Haklar ve Kişisel Veriler adlı atölyesi ve üçüncü atölye ise Korsan Parti’nin Kişisel Veriler Ve Mahremiyet adlı atölyesiydi. Kongrede gerçekleştirilen üç atölyenin üçünün de veriyi merkeze alarak gizlilik, mahremiyet ve haklar üzerine odaklanması son zamanlarda neden bu kadar çok veriden bahseder hale geldiğimizi açıklar niteliktedir.

Atölyede veri, en basit anlamıyla birbiri ile ilişkilendirilmemiş ham kayıt olarak tanımlanmıştır. Verilerin işlenmesi ve madenciliğinin yapılması yoluyla anlam oluşturulması enformasyon olarak tanımlanırken, enformasyonun bir amaca yönelik olarak bir araya getirilip değer kazanması ise bilgi olarak tanımlanmaktadır. Peki, veri nasıl ve ne kadar hayatımızın içinde? Eric Schmidt, zamanın başından 2003 yılına kadar olan insan iletişimini kaydetmiş olsaydık bunun 5 milyar gigabayt depolama alanı büyüklüğünde olacağını, fakat bugün bu kadar büyüklükteki bir veriyi her iki günde ürettiğimizi söylemektedir (Pariser, 2011, s.11) . Kullandığımız her yeni medya aracı arkasında fark etmediğimiz ve görünmez olan veri izleri bırakmakta ve bu veri izleri bizim kim olduğumuz hakkında hikâyeler anlatmaktadır. Verilerimiz, kar odaklı düşünen şirketler, kuruluşlar tarafından ve ulusal güvenlik amaçlı olarak hükümetler tarafından toplanmakta, işlenmekte, fişlenmekte ve satılmaktadır (EDRI, s. 1) Toplanan bu veriler, çoğu zaman özel yaşamın gizliliğini ve bireylerin mahremiyetini etik ilkelerin ve yasal düzenlemelerin eksikliğinden dolayı ihlal etmektedir.

Sosyal medya platformları ise bizi nonim kimliklerimizle çağıran ve izlenme beklentisi içine girdiğimiz bir yer haline geldi (Poitras, 2014). Birçok sosyal medya platformuna üye olurken ücret ödemiyoruz. Andrew Lewis, eğer bir şey için ücret ödemiyorsak, müşteri olmadığımızı satılan ürünün kendisi olduğumuzu söylemektedir (Pariser, 2011, s.16) Böylece, bireylerin kimliğini belirlenebilir kılan kişisel veriler ve veriler satılarak bireyler birer meta haline gelmektedir.

O halde, ne yapacağız? Veriyi hak odaklı olarak nasıl kullanabiliriz? Her şey bahsettiğimiz kadar karamsar mı? Çözüm yolları neler olabilir? Yasal ve etik süreçlerle ilgili neler yapılıyor? Bu sorular ve daha birçoğu atölye çalışmalarında tartışıldı ve biz de bu sonuçları aktarmaya çalışacağız.

Pınar Dağ

Veri, içinde bulunduğumuz küresel dijital iklimde yeni bir “değer” olarak görülüyor. Verilerin ticari kuruluşlar tarafından kar amaçlı kullanımının yanı sıra hak odaklı veri politikaları ile kamusal fayda sağlamaya yönelik kullanımı da söz konusu. 9-10 Mart 2017 tarihinde yapılan 3. Ulusal Yeni Medya Kongresi’nin ilk atölyesi, Pınar Dağ yürütücülüğünde gerçekleşen “Hak Odaklı Veri Atölyesi” idi. Atölyede “verinin hak odaklı kullanımı nasıl olur”, “hak odaklı veri sistemi nasıl sağlanır” soruları etrafında dünyadan ve Türkiye’den örneklerle, açık veri ve hak ilişkisine değinildi. OpenDefinition.org, açık veriyi “herhangi bir yasal sınırlama (telif hakkı, patent vb.) olmaksızın herhangi biri tarafından ücretsiz, serbestçe kullanılan ve dağıtılabilen bilgi” olarak tanımlıyor (The Open Definition). Verinin insan hakları, hayvan hakları ihlallerini ortaya koymak gibi amaçlarla kullanılabilmesi, açık veriye erişim ile mümkün. Bunun için kar amacı gütmeyen kuruluşlar tarafından oluşturulan bazı kaynaklar ve araçlar var: İnsani verilerin paylaşımı ve analiz edilmesi için kullanılan açık bir platform olan “The Humanitarian Data Exchange” 250’ye yakın ülkenin açık veri setlerine ücretsiz erişim sağlıyor. Washington Üniversitesi Bilgisayar Bilimi ve Mühendisliği Bölümü tarafından google.org desteği ile hazırlanan ücretsiz, açık veri toplama aracı olan Open Data Kit (ODK) ise kurumların sahada ve çalışma alanlarında mobil verilerini toplayıp, yönetmelerine yardımcı oluyor.

Atölyede, dünyada hak odaklı veri politikaları geliştiren 4 kurumdan söz edildi ve bu kurumların çalışma sistemlerine yer verildi. Bunlardan ilki olan The Engine Room, aktivistlere, sivil toplum kuruluşlarına veri ve teknolojiden en iyi şekilde yararlanmaları için yardımcı olmayı amaç edinen, kar amacı gütmeyen uluslararası bir kurum. 2011 yılından bu yana 200’den fazla kuruluşu destekleyen The Engine Room, kuruluşların eşitlik, adalet, hesap verilebilirlik gibi taleplerini, teknoloji ve verinin potansiyelinden yararlanarak dile getirmelerini sağlıyor. Hak odaklı veri politikaları geliştiren bir diğer kurum, International Data Responsibility Group. 2015 yılında kurulan Uluslararası Veri Sorumluluk Grubu (IDRG), geçtiğimiz yıl ve bu yıl düzenlediği uluslararası konferanslar ile verinin barış ve eşitlik temelli kullanımına dair düşünmeyi ve politika üretmeyi sağlıyor. Üçüncü kurum, Birleşmiş Milletler’in büyük veri ile ilgili inovasyon inisiyatifi olan, United Nations GlobalPulse. Büyük verinin kamusal fayda sağlamak için kullanılmasını amaçlayan UNGP, hükümetler, akademik çevreler ve özel sektör uzmanları ile ortak çalışarak sağlık, toplumsal cinsiyet, ekonomi gibi çeşitli alanlarda projeler geliştiriyor. Dördüncü ve son örnek olan Data & Civil Rights ise “verilere dayalı teknolojik değişim karşısında sivil hakları nasıl korur ve güçlendiririz” sorusu etrafında her yıl uluslararası konferanslar düzenleyen bir oluşum (Data & Civil Rights). Söz edilen kurumlar verinin makro ölçekte yaratacağı toplumsal faydaya (eşitlik, adalet, sürdürülebilirlik, toplumsal kalkınma) odaklanıyor. Mikro ölçekte ise hak odaklı veri haberciliği, toplumdaki adaletsizliği, şiddetin boyutlarını belirli örnekler üzerinden görünür kılmayı sağlaması açısından önemli. Kısaca verilerle gazetecilik yapmak olarak tanımlanan veri haberciliği yapılandırılmamış verileri analiz edip görselleştirerek bu verilerden anlamlı hikâyeler ortaya koymaya yarıyor (Open Data Handbook). Atölyede hak odaklı veri haberciliğine Türkiye’den örnekler verildi: 2015 yılında Dağ Medya tarafından oluşturulan, Madencilik Açık Veri Tabanı, Türkiye tarihindeki maden kazalarını harita üzerinde görebilmeyi sağlıyor. Guvenlicalisma.org adlı internet sitesi her ay bir önceki aya dair, dijital, görsel, yazılı basından ve emek meslek örgütlerinden edindikleri bilgileri sistematize ederek paylaştıkları bir veri tabanına sahip. Bianet.org sitesinin oluşturduğu “erkek şiddeti çetelesi” yaygın medyadaki haberleri düzenleyerek her ay yaşanan kadın cinayetlerini görünür kılmayı amaçlıyor.

Atölyede hak odaklı veri sistemini sağlamak için önerilen bazı çözümler şöyle: Kategorilere ve konulara göre çalışmak (iş kazaları, hayvanlara yönelik istismar gibi), veriye erişimin teknik olarak sorunsuz olmasını sağlamak (makine okunabilirlik gibi), toplanan ham verilerin yapılandırılmasını sağlamak, veri seti ekibi oluşturmak ve sistematik olarak verileri toplayan ekipler yetiştirmek.

Verinin hak odaklı kullanımı, bahsedilen örneklerle birlikte düşünüldüğünde olumlu bir tablonun varlığına işaret ediyor. Ancak bu, konunun yalnızca bir boyutu… Kongrenin Faruk Çayır yürütücülüğünde gerçekleştirilen ikinci atölyesi, veri artışının kontrol edilemez olduğu dijital çağda kişisel verilerimizin üçüncü şahıslarla kendi rızamız olmadan paylaşılması, kişisel verilerin korunmasına yönelik işleyen yasal süreçlerin geliştirilmesi gerektiği gibi konulara değinerek meselenin bir diğer boyutu ile ele alınmasını sağlıyor.

İnsanların önceden özgürlük dediği şeye, artık mahremiyet diyoruz.Çünkü artık mahremiyetimizi kaybettiğimizde özgürlüğümüzü ve gücümüzü kaybediyoruz.-Edward Snowden

Hak Odaklı Yeni Medya Kongresi’nin ikinci atölye çalışması Avukat Faruk Çayır tarafından Dijital Haklar ve Kişisel Verilerin Korunması konusunda yapıldı. Atölyede bahsedilen ilk nokta, dijital haklardan söz ederken uluslararası sözleşmelerde yer alan insan hakları ve temel özgürlükleri güvence altına alan tüm yükümlülüklerin internet bağlamında da geçerli olduğudur. Bu bağlam, ifade özgürlüğü, bilgiye erişim, toplanma özgürlüğü, siber suçlardan korunma, özel hayatın ve kişisel verilerin korunması haklarının internet ortamında da korunmasını gerektirmektedir.

Atölyede belirtildiği üzere internet, merkezsiz olması ve her sıradan bireyin içerik üretmesine izin veren yapısı sebebiyle bireylerin düşünce ve ifade özgürlüklerini güçlendiren bir demokratikleştirme aracıdır. Böylece internetin evrenselliği, bütünlüğü, açıklığı ve çok sesliliği söz konusudur. İnternete erişim temel bir haktır ve her birey elektronik ortamda anonim bir biçimde iletişim kurma hakkına sahiptir. Her birey, verilerini toplayan, saklayan ve kontrol eden her kim olursa olsun, istediğinde verilerine erişme, değiştirme ve iptal etme hakkına sahiptir. Bireylere ait veriler sadece amacına uygun olarak gerektiği süre kadar saklanmalıdır.

20170128_092646Atölyede dijital haklardan bahsedildikten sonra kişisel verilerin ne olduğu, nasıl korunduğu ve yasal mevzuat üzerinde duruldu. Atölyede kişisel verilerle ilgili bahsedilen yasal mevzuatın tamamına yer verecek olsak da hepsinden bu değerlendirme yazısında bahsetmeyeceğiz. Yasal mevzuat: Kişisel Verilerin Sınır Aşan Trafiği ve Verilerin Korunmasına İlişkin Rehber İlkeleri, Avrupa Konseyinin 108 Sayılı Sözleşmesi, Avrupa Birliğinin 95/46/At Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Yönergesi, 2002/58/EC Sayılı Elektronik Haberleşme Sektöründe Kişisel Verilerin İşlenmesi Ve Özel Hayatın Gizliliğinin Korunmasına İlişkin Direktif, AB Genel Veri Koruma Regulasyonu, 4982 Sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu, 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun, 24 Temmuz 2012 Tarihli Elektronik Haberleşme Sektöründe Kişisel Verilerin İşlenmesi Ve Gizliliğinin Korunması Hakkında Yönetmelik, Türk Ceza Kanunu ve 7 Nisan 2016 da Resmi Gazetede Yayınlanarak Yürürlüğe 6698 Sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu şeklinde sıralanabilir. Fakat yasal mevzuatlarla ilgili olarak, Faruk Bey’in çalışmada belirttiği önemli bir nokta verileri korumaya yönelik bir çerçeve çizilmediği, devletin / şirketlerin verileri nasıl işleyeceğine dair bir çerçeve çizildiği ve kişisel verilerin saklanması / işlenmesine yönelik oluşturulan yasaların tabandan gelen bir hareket olmadığı, genellikle AB sayesinde olduğudur.

Atölyede kişisel veri, belirli ve bir kişinin kimliğini belirlenebilir kılan gerçek ve tüzel kişilerle ilgili (isim, soy isim, doğum tarihi, kimlik numarası, meslek, politik görüş, dini inanç, gelir durumu, telefon numarası, e-mail adresi, sağlık durumu, genetik bilgileri, parmak izi gibi) bütün veriler olarak tanımlanmıştır. 108 No’lu Kişisel Verilerin Korunması Sözleşmesinin 5. Maddesi’nin ilkelerine göre; kişisel veriler meşru ve yasal yoldan elde edilmeli, meşru amaçlar için kaydedilmeli, kaydedildiği amaca göre aşırı olmamalı, doğru ve güncel olmalı, gerekli görülen süreyi aşmayacak şekilde muhafaza edilmelidir. Kanuna göre, kişisel veriler bireyin açık rızası olmaksızın işlenemez olarak tanımlansa da açık rızanın tanımı yapılmamakta ve hangi unsurları içerdiği de belirtilmemektedir. Sağlık verileri gibi özel nitelikli ya da daha hassas kişisel veriler göz önüne alındığında, açık rızanın alınması daha önemli olmaktadır. Faruk Bey’in atölyede belirttiği üzere, sağlık verilerimizi Sağlık Bakanlığı ihaleyle başka şirketlere satabilmektedir. AIDS, şizofreni, cinsel sağlık konularında kaydı tutulan verilerin satılması bireylerin özel yaşamının gizliliğini ihlal etmekle kalmayıp, toplumdan dışlanmak, işini kaybetmek vb. gibi ciddi sorunlara sebep olabilmektedir. Faruk Bey’in dikkat çektiği bir diğer önemli nokta ise, kamu kurum ve kuruluşlarına, kişisel verilen korunması kanunu göre ceza uygulamasının bulunmamasıdır. Kanunun 17. ve 18. Maddesinde Suçlar ve Kabahatler bölümünde düzenlenmiş olup, bu maddelere göre kanuna aykırı hareket eden kamu kurum ve kuruluşlarına ilişkin ceza verilmesi söz konusu değildir.

Atölyenin      ilerleyen     kısmında     Ohal     Kanun     Hükmünde      Kararnameleri      ve     Ohal Uygulamalarından bahsedildi. 1 Eylül 2016 tarihinde resmi gazetede yayımlanan 15.08.2016 tarihli 674 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 43. Maddesine göre, 657 sayılı Harita Genel Komutanlığı Kanununa getirilen ek madde ile Coğrafi Veri Merkezi kuruldu. Bu veri merkezi TSK’ya bağlı Harita Genel Komutanlığı’na bağlı olarak faaliyet gösterecek ve savunma, güvenlik, istihbarat ve kalkınma maksatlı çalışan kurum ve kuruluşların coğrafi veri ihtiyaçlarının karşılanması amacıyla kurulmuştur. Bu durumda Faruk Çayır’ın dikkat çektiği nokta bu düzenleme ile yer tespiti, konum tespiti, GPS tespitleri gibi alanlara müdahale edilebileceği ve askeri bir kurum olarak düzenlenen bu kurumun kalkınma amaçlı olarak bütün bakanlıklar ve resmi kurumlar ile veri paylaşacağının da düzenlenmesidir.

Ohal süresince gerçekleşen bir diğer durumun ise sansürler olduğu bilinmektedir. 8-10 Ekim 2016 tarihlerinde Dropbox, Google Drive ve One Drive gibi paylaşım platformlarının 1,5 gün boyunca sansürlenmesi, 4 Kasım 2016’da VPN servislerinin kapatılması ve erişimin engellenmesi örnek olarak verilebilir. Bunların dışında, 680 sayılı OHAL Kanun Hükmünde kararnamesinin 27. Maddesine göre 2559 sayılı Kanunun ek 6. Maddesine fıkra eklenerek, polis, sanal ortamda işlenen suçlarda, yetkili Cumhuriyet başsavcılığının tespiti amacıyla, internet abonelerine ait kimlik bilgilerine ulaşmaya, sanal ortamda araştırma yapmaya yetkilendirilmiştir.

Sonuç olarak, dijital haklarımıza ve kişisel verilerimizin korunmasına yönelik haklarımıza sahip çıkabilmek için veri etiğinin ve yasal süreçlerin gelişmesi, bireylerin bu yöndeki farkındalığın artması ve desteklenmesinin önemli olduğunu düşünüyoruz.

Telif hakları insanın kendini gerçekleştirmesinin önünde bir engeldir! -Korsan Parti

kpYeni Medya Kongresi’nin son atölyesi Korsan Parti’ye ayrılmıştı. “Yeni Medya ve İletişim Teknolojilerinden Kişisel Mahremiyet, Güvenlik ve Korsan Kültürü” başlıklı atölyeyi Korsan Parti Hareketi adına İsmahan Simge Gümüşay ve Mehmet Şafak Sarı düzenledi. Atölyede öncelikle Korsan Kültür Hareketi’nin doğuşundan söz edildi. Buna göre Korsan Kültür, dünyada iletişim teknolojilerinde ve yeni medya araçlarında kişisel mahremiyetin ve güvenliğin sağlanması temelinde ortaya çıkmıştır. Sunumda, Korsan Kültür’ün ortaya çıkmasında dört dönüm noktası olduğundan bahsedildi. Bunlardan ilki The Pirate Bay Davasıdır. http://www.thepiratebay.org isimli internet sitesi, 2006 yılında telif hakları olan eserleri korsan olarak dağıtması nedeniyle suçlu görüldü ve sitenin İsveç’teki sunucularına el konuldu. Buna ilişkin 2009 yılında görülen mahkemede, The Pirate Bay’in telif haklarını ihlal ettiği yönündeki suçlamalar düştü. Bu durum ise yeni iletişim teknolojilerinin paylaşım kültürünü ve telif/patent ilişkilerini değiştirmesi ile ilgiliydi. İkinci dönüm noktası ise Richard Stallman’ın geliştirdiği özgür yazılım fikridir. Özgür yazılıma göre yazılım kodlarının gizlenmesi ve ticari amaçla geliştirilen yazılımların zamanla kapalı kaynak kod haline gelmesi beraberinde birçok sorunu getirmektedir. O halde özgür yazılımdaki “özgürlük” ne anlama gelmektedir? Bir programın kaynak kodunu istediğiniz şekilde değiştirme, kopyalama ve dağıtma özgürlüğünü ifade etmektedir. Üçüncü dönüm noktası ise Aaron Swartz ve onun bilgiye erişim özgürlüğü için verdiği mücadeledir. Swartz, Gerilla Erişim Manifestosu’nda dünyada yazılan kitapların, dergilerde yayınlanan bilimsel ve kültürel mirasın sayısallaşması ve tüm bu bilginin şirketler tarafından kilit altına alınmasını eleştiriyordu. Nitekim JSTOR’dan 4 milyona yakın makaleyi bilgisayarına indirip bilginin halka açık hale gelmesini sağladı ve ayrıca ABD’de hukuk metinlerinin parayla satıldığı PACER sistemine alternatif olarak RECAP sistemini geliştirerek 18 milyon belgeyi ücretsiz olarak paylaştı. Dördüncü dönüm noktası ise Edward Snowden’ın ABD’nin istihbarat servisi Ulusal Güvenlik Dairesi’nin (NSA) kullanıcıların tüm verilerine ulaşabilecek ve bu verileri geriye dönük olarak kaydedebilecek bir teknolojiye sahip olduğunu ortaya çıkarmasıdır. Bu durum kişisel mahremiyetin sadece çevrimdışı hayatta değil çevrimiçi hayatta da korunması gereken temel bir hak olduğunu gösterir nitelikteydi. O halde mahremiyet neden önemlidir? Buna atölye sırasında bir soruyla cevap verildi: Tanımadığımız birisi size kişisel hayatınızla ilgili 100 soru sorsa cevap verir misiniz? Muhtemelen vermezsiniz ancak dijital teknolojiler ve yeni medya araçları bilgilerinizi kullanıyor, depoluyor ve üçüncü şahıslarla paylaşıyor… Peki, bu durumda gizlilik olmazsa ne olur?  Kişisel verilerimizin kar amaçlı olarak şirketlere satılması ve hükümetler tarafından güvenlik amacı ile gözetlenmesi bizi birer meta haline dönüştürüyor. O halde, biz ne yapabiliriz? Korsan Parti Hareketi’nin atölyede önerdiği bazı çözümler var:

Gönderdiğiniz maillerin kriptolama yöntemi ile üçüncü bir kişi tarafından okunmasını engelleyen Proton mail kullanmak, internet sitelerine güvenli erişim protokolü olan https kullanarak bağlanmak, sizi bu “https” bağlantılı sitelere yönlendiren https everywhere tarayıcı eklentisini kullanmak; reklamlar ve çerezlerden kurtulmak için tarayıcınıza Privacy Badger yüklemek, verilerinizi toplamayan duckduckgo arama motorunu kullanmak, internette anonim olmanızı sağlayan Tor tarayıcı kullanmak, mobil cihazlarınızda güvenli görüşme yapabilmek için signal uygulamasını kullanmak.

Sonuç olarak, Korsan Parti Hareketi bireylerin kişisel verilerinin korunması ile birlikte; bilgi özgürlüğü, özgür yazılım, şeffaflık, telif hakları, gözetim ve insan hakları konularında hem bireyleri hem de toplumu güçlendirmek adına politikalar üretmektedir.

Genel Sonuç

Bu yıl “Hak Odaklı Yeni Medya” teması ile düzenlenen 3. Ulusal Yeni Medya Kongresi’nde sırasıyla “Hak Odaklı Veri”, “Dijital Haklar ve Kişisel Verilerin Korunması”, “Yeni Medya ve İletişim Teknolojilerinde Kişisel Mahremiyet, Güvenlik ve Korsan Kültürü” başlıklı atölyeler gerçekleştirildi. Pınar Dağ’ın yürütücülüğündeki ilk atölyede, verinin insan hakları, hayvan hakları gibi konularda farkındalık sağlamak için kullanılabileceği, dünyadan ve Türkiye’den örneklerle açıklandı. Faruk Çayır yürütücülüğündeki ikinci atölye ise ifade özgürlüğü, bilgiye erişim, toplanma özgürlüğü, siber suçlardan korunma, özel hayatın ve kişisel verilerin korunması başlıkları altında gerçekleşti. Korsan Parti Hareketi adına yürütülen üçüncü atölyede ise dijital çağın paylaşım kültürünün sonucu olarak, internet ortamında bilgiye erişimde telif haklarının kapsamının genişletilmeye ihtiyaç olduğu belirtildi. Ayrıca mahremiyetin yalnızca çevrimdışı hayatta değil, internette de korunması gereken bir hak olduğu ifade edildi. Atölyeleri genel olarak değerlendirdiğimizde ise bizlerin önerileri:

  • Verinin hak odaklı kullanıldığı örneklerin artması için veri okuryazarlığının gelişmesi,
  • Daha şeffaf ve hesap verilebilir bir yönetim için hükümetlerin, verilerini kamu ile paylaşmaları,
  • Bireylerin interneti kullanırken kişisel verilerinin nasıl elde edildiği, saklandığı ve üçüncü şahıslarla paylaşıldığı konularında farkındalık kazanmaları,
  • Bireylerin, kendilerine tanınan kişisel verilerin korunmasına yönelik yasal hakları konusunda bilgi sahibi olmaları,
  • Kişisel verilerin (örneğin sağlık verilerinin) devletler tarafından şirketlerle paylaşılmasına olanak veren yasal uygulamaların, kişisel hakların korunması temelinde yeniden düzenlenmesi,
  • İnternette, sosyal medya platformlarında, televizyon kanallarında kişisel verilerimizin korunmasına yönelik sahip olduğumuz yasal hakların anlatıldığı kısa videoların gösterilmesi olarak sıralanabilir.

Bahsedilen önerilerin hem bireylerin güçlenmesi hem de hak odaklı veri politikalarının yürütülmesi için faydalı olacağına inanıyoruz.

Kaynakça

Data & Civil Rights. (tarih yok). Mart 21, 2017 tarihinde http://www.datacivilrights.org:

http://www.datacivilrights.org/ adresinden alındı

EDRI. Veri Korumaya Giriş. (6). (H. Balkanlar, Çev.) İstanbul: Alternatif Bilişim Derneği.

Open Data Handbook. (2015). Erişim Adresi:  http://opendatahandbook.org/

Pariser, E. (2011). The Filter Bubble: What the Internet Is Hiding from You. ZNet, 304.

https://doi.org/10.1353/pla.2011.0036

Poitras, L. (Yöneten). (2014). Citizenfour [Sinema Filmi].

The Open Definition. (tarih yok). Mart 21, 2017 tarihinde opendefinition.org:

http://opendefinition.org/ adresinden alındı

 

 


Neden Perşembe? Çünkü tek efsane! #FolkloreThursday — Dr. Işık Barış Fidaner

Mart 13, 2017

#FolkloreThursday’i takip etmeniz tavsiye edilir.

YERSİZ ŞEYLER

5 Mart 2017, EN

#FolklorPerşembe‘ye selamlar!

David Barnett #FolklorPerşembe hakkında geçen yıl yazdığı yazıda soruyu sormuş: Neden Perşembe? [■]

Dee Dee Chainey’nin Norveç geleneklerine müraacaatından söz etmiş, o da heralde Thor günü olsa gerek. Yerel açıklama olarak Thor’u beğenirim ve kabul ederim [*] ama aynı soruya küresel bir yanıt daha vermek isterim.

View original post 444 kelime daha


Mycorrhizae ağı

Mart 13, 2017

Bitkilerin yeni medyası mantarlar -barış

YERSİZ ŞEYLER

Mycorrhizae ağları (mikorize paylaşım ağları, “Ormanların İnterneti” adıyla da bilinir[1]) tek tek bitkileri birbirlerine bağlayarak su, karbon, nitrojen ve diğer besin ve mineralleri ileten mycorrhizae mantarlarının kurduğu yeraltı hypha ağlarıdır. Bu ağların biçimlenmesi bağlamlarla bağıntılıdır, toprağın verimi, kaynaklar bulunması, evsahibi ya da myco-ortakyaşar genotipi, düzensizlik ve mevsim değişimleri gibi faktörlerin [*] nüfuzu altındadır.[2]

İçindekiler
1)Mycorrhizae ağları yoluyla iletilen muhteva
2)Mycorrhizae ağ tipleri
3)Mycorrhizae ağların bitkilere getirdiği faydalar
4)Mycorrhizae ağları ve mycoheterotropik ve mixotropik bitkiler
5)Mycorrhizae ağlarının orman topluluğu düzeyindeki önemi
6) Atıflar
7) Dış bağlantılar

View original post 1.038 kelime daha


Yeni Medya Çalışmaları III. Ulusal Kongre Genel Değerlendirme ve Kapanış Bildirgesi

Mart 11, 2017

 

image.jpg

 

İki gün süren “Hak Odaklı Yeni Medya” temalı Yeni Medya Çalışmaları III. Ulusal Kongre’nin sonuna geldik. Türkiye’nin farklı kentlerinden ve üniversitelerinden (Anadolu, Ankara, Akdeniz, Gazi, Hacettepe, İstanbul, İnönü, Mersin, Çukurova, Gaziantep, Kocaeli, Ege, Erciyes, Süleyman Demirel, Dicle, İstanbul Bilgi, Koç, Marmara, Atılım, Başkent, Nişantaşı, Yeditepe, Bilkent, Üsküdar, İstanbul Arel, Kastamonu Üniversitelerinden) araştırmacıların ve Açık Veri ve Veri Gazeteciliği Derneği, KaosGL, Dijital Düşün, Korsan Parti ve Ankara Barosu gibi STK’ların atölye ve oturumlardaki geniş ölçekli katılımlarıyla gerçekleşti.

Kongre süresince hem Alternatif Bilişim Derneği’nin onursal üyesi Özgür Uçkan’ın anısına video gösterimi hem de bilim kurulu üyesi Prof. Dr. Mehmet Yüksel’in anısına “İletişim Hakkı ve Dijital Haklar” özel oturumu yapıldı.

Bu kongrenin yaşama geçmesini temin eden, Friedrich Ebert Stiftung, İsveç İstanbul Başkonsolosluğu, Sivil Düşün AB Programı’na maddi destekleri; CerModern, Ankara Barosu, Sosyal Kafa Ekibi, İnternet Teknolojileri Derneği, Açık Veri ve Veri Gazeteciliği Derneği ile Linux Kullanıcıları Derneği’ne manevi destekleri için teşekkür ederiz. Kongrenin iki gün boyunca yaşama geçmesinde en önemli pay elbette, buradaki birbirinden kıymetli sunumlardı. Onlar olmasaydı, bu kongre gerçekleşemezdi. Bir sonraki kongreye kadar da buradaki canlı etkileşimi sürdürmeyi istiyor, sonraki kongrenin düşünsel hazırlıkları bağlamında da (özellikle temanın belirlenmesi) değerli katkılarınızı bekliyoruz. Bu kongre elbette birlikte düşünme ve eylemenin platformlarından biridir. Açılış konuşmacımız Prof. Dr. Nilüfer Timisi’ye ve oturum başkanlarımıza teşekkür ederiz. Kongrenin temel yaşamsal gereksinimlerini gideren, kayıt masasından, salonlara, atölyelere, sosyal medyadan fotoğrafa değin farklı işlere gönüllü emeklerini katan öğrencilerimize teşekkürü borç biliyoruz.

 

kapanış2.jpg

 

Kapanış bildirgesine geçecek olursak;

Kongrenin temasını “hak odaklı yeni medya” olarak seçerken, bir yandan yeni medya ortamlarının siyasal, toplumsal ve ekonomik hakların, siyasal katılımın ve örgütlenmenin, savunuculuğun, ifade ve bilgiye erişim hakkının, ağ tarafsızlığının ve özgür yazılımın, açık kaynak kodların, açık erişim olanaklarının gündelik yaşamda yurttaşlara sağlayacağı olanakları; öte yandan da bu dizginin tam karşısında erişim eşitsizliklerinin, erişim engellemelerinin, oto-sansürün, sansürün, dijital eşitsizliklerin, ayrımcı-nefret söyleminin ve linç dilinin, telif ve mülkiyet hakları sınırlamasının, dijital gözetim, veri gözetimi, büyük veri analizine dayalı yurttaşın metalaşmasını/nesneleşmesini ve özünde kendi varlığına yabancılaşmasını, kişisel verilerden değer yaratımını, gündelik yaşamda mahremiyet algısının dönüşümünü, gayri maddi emek üretim sürecini de tartışmak istedik.

Gerek dünyada gerekse Türkiye’de siyasetin araçsallaşmasındaki egemen vurgu, kitle iletişim araçları ve yeni medya ortamlarındaki içerik üretimini de benzeri şekilde etkilemiştir. Kongre süresince tartışılan konuların odak noktasını her türlü kitle iletişim aracında iletişim ve yeni medya ortamlarında ben-öteki algısının üretimini sorgulayan, ben’in öteki ile ontolojik kuruluşunu tamamlayacak yeni bir etik, yeni bir siyaset, yeni tartışma/müzakere ve diyalog mekanları, öznenin kendi varlığına ilişkin özdüşünümsellik ile müştereklik/ortaklaşma gereksinimi oluşturdu.

Yeni medya ortamları ve dijital ağlar, deneyim alanı olarak gündelik yaşamımızın önemli ve ayrılmaz bir bileşeni olmuştur. Temel sorunlarımızdan biri, bir dijital uzamın tekno-sosyal dinamiklerinin nasıl anlamlandırılacağı, toplumsal, bireysel ve ekonomik düzlemlerde gerçekleşen deneyimin etik zemininin nasıl kurulacağıdır. Hak odaklı yeni medya tartışması bu nedenle etiği, eleştirel ve özdüşünümsel olmayı merkeze alır.

Bu temelde ortaklaşma gereksinimi siyasal ve ekonomik işbirliğini, ortak iyi etrafında örülü erdemlere temelli bir etik kavrayışı/idrakı ve hiç kuşkusuz yeni ekonomik bir örgütlenme modelini de gerekli kılmaktadır. Bu kavrayış içerisinde tüm bileşenlerin insan haklarını, hakları odağa koyarak uyumlu biçimde işlemeleri ve sorumluluk taşımaları gerektiğini düşünüyoruz.

“Dijital hak üniversitesi” gibi yeni yapıların kurulması önerisi de Kongre sürecinde gelişti. Kongrenin bir somut saptaması da “her yerin akademi” olabilirliğini ve bunun olanaklarını gösterebilmesi oldu. Tüm krizlere rağmen bu deneyimi üniversite bağlamında mekanın hiyerarşi kuran yapısına bir alternatif olarak okumak da olanaklı. Daha demokratik bilgi üretim ve paylaşım yapıları üzerine düşünmeliyiz.

Ne aradığını bilen, İnternet topluluğunu aktif katılımı ile geliştiren, bilgi üreten, yeni medya okuryazarı olan, barışçıl bir söylemi inşa eden kullanıcı birey, hak odaklı yaklaşımın geliştirilmesinin garantisini oluşturur. Bu kendi başına gerçekleşecek değildir, bu tüm taraflar arasında diyalogu gerektirir.

İnsan Hakları, evrensellik ve eşitlik ilkeleri gereği çevrimiçi ve çevrimdışı olmaksızın bir bütün olarak kavranmalıdır.

İfade özgürlüğünün, birlikte eyleme ve düşünme özgürlüğünün gerçekleşebilmesi için yeni yapılar ve yöntemler üzerine düşünmeliyiz. Bu bağlamda, ortak hedefler, çok merkezlilik, ortak üretim ve yatay örgütlenmelerin olanaklılığını iktidarın kılcal yapılarından başlayarak, makro politika yapımına doğru birlikte düşünmeli, örnekleri beslemeli, paylaşmalı, çoğaltmalıyız.

Alternatif Bilişim Derneği, 10 Mart 2017

 

 

 

 

 


Twitter’daki #FolklorPerşembe hashtagi nasıl da küresel bir olaya dönüştü — David Barnett

Mart 5, 2017

Enteresan bir görüngü. – barış

YERSİZ ŞEYLER

Britanya’nın gizemli efsane ve geleneklerine dair üç arkadaşın haftalık cıvıldaşmasıyla başlayan hashtag bir bilgi madenine dönüştü. David Barnett runeleri okuyor.

David Barnett — 8 Mart 2016 — independent.co.uk

folk1 Milan Rex’in ‘kemikten kilisesi’ S Bernardino alle Ossa’nın görkemi insanı öldürür

Yarın gidip cıvıltılarda [tweets] dolaşırsanız bayağı şaşıracağınızdan emin olabilirsiniz… çünkü goblinler ve kurtadamlar ve Sheela Na Gigler ve acayip canavarlar burada yaşar; zamanın sislerinde kaybolmuş hikayelerin her türlüsü, menkıbeler ve efsaneler burada bulunur. Zira kendisi düpedüz 21’inci asır vakıası olsa dahi Twitter aynı zamanda #FolklorPerşembe [#FolkloreThursday] hashtagi altında kendi köklerine geri dönen insanların, sayıları giderek artan, bu sosyal ağı kullanarak kimisi uzundur unutulmuş geleneklerle yeniden bağ kuran insanların evi olur.

View original post 532 kelime daha


%d blogcu bunu beğendi: