Folklor/Edebiyat Dergisi 83.sayıya erişim

Mayıs 29, 2016

Folklor/Edebiyat Dergisinin “Yeni Medya Çalışmaları” özel temalı 83.sayısınaın tüm metinlerine (2015) academia.edu’den ulaşabilirsiniz.

Reklamlar

Ses Sensin Video aktivizm atölyesine Witness katkısı

Mayıs 18, 2016

videoaktivizmi_afisSivil toplum kuruluşlarına yönelik video aktivizmi eğitimi 13-15 Mayıs’ta Ankara’da düzenlendi.

Alternatif Bilişim Derneği, Sivil Düşün AB Programı’nın katkılarıyla sivil toplum kuruluşlarına yönelik olarak video aktivizmi eğitimi düzenledi. 13-15 Mayıs 2016 tarihlerinde Ankara’da düzenlenen “Ses Sensin”: Video Aktivizmi Atölyesi (Eğitimcilerin Eğitimi) başlıklı atölyeye Witness‘tan Raja Althaibani’nin yaptığı katkıyla hazırlanarak Türkçeleştirilen dokümana buradan ulaşabilirsiniz.


SOSYAL İNSAN VE SOSYAL MEDYA DENEYİMLERİ

Mayıs 17, 2016

Yazan: Kübra Özdemir, A.Ü. SBE. RTS bölümü Doktora Programı

“How the World Changed- Social Media” (2016) çalışması “Why We Post? (Neden Bildiriyoruz?)” sorusunu kendilerine referans alan bir grup araştırmacının merakları sonucunda ortaya çıkmıştır..

İnternetin yaşam alanlarına dâhil olmasıyla birlikte internetteki insan ilişkileri sosyal bilimlerin ve birçok disiplinin araştırma alanı olmaya başladı. Daniel Miller, Elisabetta Costa, Nell Haynes, Tom Mcdonald, Razvan Nicolescu, Jolynna Sinanan, Juliano Spyer, Shriram Venkatraman, Xinyuan Wang’ın araştırmaları ve etnografik çalışmalarının değerlendirmesi olarak tasarlanan “How the World Changed- Social Media” çalışması internetin etkilerini anlatmayı amaçlayan bir çalışma serisinin başlangıç kitabı olarak yayınlanmıştır. Serisinin diğer kitapları “Social Media in English Village” ve “ Social Media in Turkish Village”dir. Çalışmanın “ Biz ne yaptık”(2016:29) bölümünde, her bir antropoloğun çalışmayı seçtikleri bölgelerde belirli ilgi alanları üzerinde yoğunlaştıklarından ve bu sorumlulukla çalışmalarını nasıl yürüttükleri hakkında bilgiler vermektedirler. Araştırma yapılmak istenilen kimi bölgeler için o bölgede çalışabilecek araştırmacılara ulaşılamadığından çalışmalarını Türkiye’nin güneydoğusunda, kuzey Şili’de, Çin’in kırsal ve endüstri bölgesinde, İngiltere’nin bir kasabasında, güney İtalya’da, gelişmekte olan Brezilya’da, Hindistan’ın güneyinde ve Karayipler’in Trinidad bölgesinde yürütmüşlerdir. Elisabetta Costa Mardin’de Araplar ve Kürtler ile birlikte, Nell Haynes Şili’nin kuzeyinde, Xinyuan Wang, Çin’in endüstri bölgesinde Tom McDonald Çin’in kırsal kesiminde, Daniel Miller İngiltere’nin bir kasabasında, Razvan Nicolescu İtalya’nın güneyinde, gelişmekte olan Brezilya’da Juliano Spyer, Shriram Venkatraman güney Hindistan’da, Trinidad bölgesinde Jolynna Sinanan etnografik çalışmalarını yürütmüşlerdir. Costa özellikle sosyal medya ve politika üzerinde çalışma yapmak istemiş ve bu nedenle Suriye ile sınırı olduğu için araştırmalarını Türkiye’de yürütmüştür. Wang aile ilişkileri ile sosyal medya ilişkisini ortaya çıkarmak için Çin’in kırsal kesiminden ve endüstri bölgesine göç edenler arasındaki arabalık ilişkilerini incelemiştir. Venkatraman sosyal medya ve iş konusuna odaklanmıştır. Haynes ise yerli halk üzerine yoğunlaşarak gözlemleri gerçekleştirmiştir.[1] Bu bölümde araştırmacıların çalıştıkları bölgeler ile ilgili izlenimleri, çalışılacak gruplar hakkındaki izlenimleri ve bölgeden bölgeye göre değişen çalışma yöntemleri hakkında değerli ve gerekli bilgiler ve veriler elde etmek mümkündür.

Etnografik araştırmalar teori ile pratiği birbiri içine geçirerek araştırmacıya, insanların olaylara ve nesnelere yükledikleri anlamlarla ilişkili verileri toplamasında yardımcı olur. Howard Becker (2015:45) bu konuya şöyle açıklık getirir; “İnsanların yaptıkları şeyler üzerine neler düşündüklerini, yaşamlarındaki nesneleri, insanları ve olayları nasıl yorumlayıp tecrübe ettiklerini kusursuz bir doğrulukta olmasa da hiç yoktan iyi bir düzeyde kavrayabiliriz”. Etnografik araştırma modelini benimseyen araştırmacılar, araştırma yaptıkları bölgelerde insanların nesnelere ve olaylara ne şekilde anlam atfettiklerine içeriden yaklaşabilmişlerdir. Araştırmacıların dâhil olmaya çalıştıkları toplumlara uyum sağlama adına gösterdikleri çabaları, çalışmanın saha anılarını anlattıkları bölümünde yer almaktadır. Becker’e (2015:47) atıfla, bir toplum hakkında bir şeyler yazmak istiyorsanız eğer, onunla ilgili birinci elden bir şeyler bilmeniz gerekmektedir. Etnograflar kendilerine yabancı kültürlere giderek o kültüre ait değerlerin nasıl oluştuğunu, sebeplerini ve sonuçlarını, o kültürün içine dâhil olarak onlardan biri gibi davranarak anlamaya çalışırlar. Değerlendirilmeye çalışılan bu saha çalışmasının, bu anlamda eksik bulunabilecek kısmı ise gidilen yerlerde araştırma yapan etnografların o yörelere ait dilleri bilip bilmedikleri hakkında net bir bilgi vermemesidir. Antropologların gittikleri yörelerde karşılaştıkları ilginç durumları abartılı bir şekilde anlattıkları bölüm ise gidilen kültüre ne kadar yabancı olduklarını kanıtlaması açısından önemli olsa da içinde bulunulan ortamın ayırt edici özelliklerini ve öznel niteliklerini anlatması bakımından yetersiz kalmıştır.

Çalışma, genel özet, figürler, tablolar ve katkı sağlayan kişiler, tanıtıcı bir girişten ve on adet anahtar başlıktan oluşmaktadır. Tanıtıcı bölümde sosyal medya tanımı, sosyal medya alanında yapılan akademik çalışmalar, araştırmacıların yöntem ve yaklaşımları ve araştırma sonuçları yer almaktadır. Çalışmanın diğer bölümünde ise sosyal medyada tartışılan on temel mesele üzerine yoğunlaşmaktadır. Bunlar; eğitim ve gençler, çalışma ve ticaret, çevrimiçi ve çevrimdışı ilişkiler, cinsiyet, eşitsizlik, politikalar, görsel imajlar, bireysellik, sosyal medyanın etkileri ve geleceği. Daniel Miller vd. çalışmalarının başlıkları bu şekilde sınıflandırmalarının sebebinin sosyal medya ile ilgili en çok tartışılan konular olmasından ve yaptıkları araştırmaların verdiği sonuçlardan kaynaklanmakta olduğunu ifade etmektedirler (2016:42). Her bir başlık yapılan analizler sonunda kendini cevaplandırmaktadır. Elde edilen bu bütünleyici sonuç çalışmanın yönteminin doğruluğunu, hipotezinin doğru temeller üzerine oturtulduğunu göstermektedir. Kitabın sonunda ise ekler, notlar, referanslar ve dizin bölümleri yer almaktadır. Araştırmacılar çalışmalarını “a Creative Commons Attribution Non- Commercial Non-derivate 4.0 Internationa” lisansı alarak, çalışmanın internet ortamında dolaşıma girmesini sağlamışlardır. İçinde bulunduğumuz bilgi çağında öğrenmenin herkes için olanaklı hale gelmesi gereklidir. Bu anlamda, okuyucularının bilgiye kolay ulaşmasını sağlayan bu izin, kitabın amacına uygunluğu bakımından önemli ve gerekli bir noktadır.

“How the World Change” bu üçlü çalışma serisine giriş ve genel tanımlama ve değerlendirme niteliğinde bir kitaptır. Araştırmaların farklı ülkelerde ve ülkelerin farklı bölgelerinde yapılmasının amacı ise, sosyal medya kullanım ve içerik paylaşımlarının bölgeden bölgeye nasıl farklılık gösterdiğini ortaya çıkarmaktır. Sosyal medya kullanımlarında sosyal medya ki ilişkilerden, aktivitelere, özel hayattan, sosyal medyadaki tutumlara kadar farklı sorularla çalışılan bölgelerde öne çıkan tutumlar incelenmektedir. Çalışmanın kuramsal çerçevesinde sosyal medya tanımları, sosyal medya üzerine yapılan çalışmalar, sosyal medya tarihi hakkında bilgiler verilmektedir. Niteliksel etnografik çalışma yaptıklarını ve bu çalışma sırasında empati yapmanın önemli olduğuna değinmektedirler. Aynı zamanda araştırmacılar çoklu bakış açısı geliştirerek olaylara farklı perspektiften bakmaktadırlar. Araştırmalarında hangi noktalar üzerinde yoğunlaştıklarını belirterek akılda soru işaretleri kalmasının önüne geçmeye çalışmışlar.

Araştırmanın yöntemi ve çerçevesi hakkında bilgilendirme yapılarak, araştırmada diğer şeyleri neden dışarıda bıraktıklarına dair açıklık getirmişlerdir. Becker (2015:121) bu durumun gerekliliğine “İlgilendiğimiz tüm durumlar üzerinde çalışamayız; bunu zaten amaçlamamalıyızdır da” diyerek vurgu yapmaktadır. Her bilimsel girişim birkaç örnek üzerine yoğunlaşmalı ve yapılan çalışma genelleştirilebilir olmalıdır demiştir. Araştırmacıların kendi ifadeleriyle; teorilerinin kullanılan teknolojilerin birey hayatında herhangi önemli bir değişiklik yapmadığını anlama iddiasındaydı. Buradan hareketle sosyolog Erwing Goffman’ın bireyin günlük pratikleri teorisinden yola çıkarak sosyal medyanın günlük yaşamın nasıl bir parçası olduğunu ortaya çıkarmayı amaçlamaktadırlar. Sosyal medyanın insanlara ne yaptığı ile değil, sosyal medya ile insanların ne yaptığına odaklanan bu çalışma, “Sosyal Medyanın Doğası Nedir?” mottosuna katılımlı gözlem yaparak, sadece teoriden değil aynı zamanda deneyimden de beslenmişlerdir. İnsanın yaptığı her eylem aslında günlük hayatının bir parçasıdır. Sosyal medyanın insan hayatına girmesiyle, birey hayatında önemli değişiklikler olsa da aslında birey bu platformları hemen günlük hayatına eklemlediğini gözlemlemektedirler. Özlem Oğuzhan (2015: 14) sosyal medyanın yaşamın neredeyse her anına temas etmesi, cepte hatta gözlükte kullanıcısının her an yanında olması nedeniyle ele alınan ele alınan meseleleri çerçevelemenin kolay olmadığını ifade etmektedir. Bu çalışmada işte tam da bu noktada sosyal medyanın bütün kullanımlarını ve etkilerini ortaya koymasa da, ele alınan meseleler sebep ve sonuçlarıyla açıklanmaya çalışılmaktadır.

Araştırmacılar samimiyetle başarılı ve başarısız oldukları noktaları not ederek çalışmaya eklemişler. Saha araştırmacı için de bir deneyim yeridir ve sürprizlerle doludur. Araştırmacı her yaptığı saha çalışmasında hep yeni sorunlarla karşılaşabilir. Deneyimlerin aktarılması ise diğer araştırmacıların önlem alacağı konular hakkında bilgilendirilmesi açısından ince düşünülmüş bir bölüm olarak nitelendirilebilir. Araştırmacılar yine kitabın son bölümlerinde saha içinde çalışma deneyimlerini ve ne ile yola çıktıklarını ve nereye vardıklarını hakkında deneyimlerini paylaşmaktadırlar. Gündelik hayat pratiklerinin sanılandan daha karmaşık olduğunu herhangi bir laboratuvar deneyi gibi hemen sonuçlar vermeyeceğini, kültürden kültüre ve aynı kültür içinde bölgeden bölgeye nasıl şekil değiştirdiği ile ilgili ufuk açıcı bilgiler sağlamaktadırlar.

Etnograflar araştırmalarının geçerlilik ve güvenilirliklerini sağlamlaştırmak için çeşitli anketler yaparak ve kitapta anketlerin sonuçları grafikler halinde sunarak çıkarımlar yapmaktırlar. Sosyal medya ile ilgili akademik çalışmaların ve çeşitli tanımların verilmesi araştırmacıların kendilerinin sosyal medyaya nasıl baktıkları hakkında açıklayıcı bilgi vermektedir. İnternet tarihi hakkında bilgi verilmesi ise kitabın geri kalanında incelenen çalışmaların boyutunu görebilmemiz için gerekli bilgiler içermektedir.

Etik konusunda genel anlamda kitaba bakıldığında çalışan kişilerin zarar görmemesine dikkat edilerek, kimlikler anonimleştirilmiştir. Fakat büyük şehirlerde yaşayan kişilerin nonim kimlikleri kullanıldıklarını, küçük şehirlerdeki bireyler anonimleştirdiklerini ifade etmektedirler. Kitabın bir bölümünde araştırmaya dâhil olan katılımcılardan izin alınarak buzlanma yapılmadan kişilerin fotoğrafları paylaşıldığı görülüyor. Her ne kadar izin alınsa da her iki durum etik olarak problem teşkil etmektedir. Erişilebilir olan etik olan anlamına gelemeyeceği ve kitabın dünya çapında dolaşıma girdiği düşünüldüğünde, konular ile ilgili gerekli tedbirlerin alınması önem arz eder. Araştırmacılar, sahada çalıştıkları insanlara, gerçek kimliklerini kullanıp kullanamayacaklarını sorduklarında aldıkları cevaplar genellikle tabi ki kullanabilirsiniz cevabını almışlardır. Bu durumu araştırdıklarında ise kullanıcıların gizliliğin ve özel hayatın korunması kavramlarının farkında olmadıklarını ve bu konunun neden önemli olmadıklarını farkına varmışlardır. Sorumluluk sahibi araştırmacılar olarak davranarak katılımcılara bu konunun önemini anlatmışlardır. Engin Sarı (2015:347) etnografların sadece kültürü tanımlamak için değil aynı zamanda onu değiştirmek için çabaladıklarını ve bilgiyi sosyal değişim için kullanmayı amaçlayan düşünümsel bir yöntem izlediklerini ifade eder. Saha içinde çalışmak aslında araştırma yapılan toplumun değer yargıları hakkında bilgiler edinerek onları olumlu yönde değiştirme sorumluluğunu da beraberinde getirmektedir.

Bu çalışma “Niteliksel sosyal medya gözlemleri günlük kullanımlarla nasıl şekilleniyor?” sorusuna cevap bulmaya çalışmaktadır. Daneil Miller vd. çalışma yöntemlerini dayanakları ile birlikte açıklayarak, çalışılan her başlık araştırmacıların yorumları ile sonuca bağlanmaktadır. Araştırmacılar yaptıklarını çalışmaların güçlü ve zayıf yönlerini, çalışma yaptıkları alanlarda yaşadıkları zorlukları anlatarak bu alanda çalışacak araştırmacılara bir öngörü sunmaktadırlar. Yapılan etnografik çalışma sosyal medyanın geleceği hakkında araştırmacıları tahminlerde bulunmakta ve bu değerli görüşleri çalışma sonunda okuyucuya bir ön görü olarak aktarmaktadırlar. Çalışma sosyal medya alanında araştırma yapmak isteyen akademisyen ve araştırmacılara yol gösterici bir nitelik taşımaktadır. Sosyal medya literatürüne yeni kavramlar ekleme çabası olmayan bu çalışma insanların günlük hayatta sosyal medya pratiklerini etnografik yöntemle incelemesi adına önemli ve değerli bir çalışma olarak değerlendirilebilir. Kitap boyunca tartışılan konular genişletilerek yeni çalışma alanları bulunabilir veya yapılan çalışmalar genişletilebilir.

Kitaba ulaşmak için:

https://www.ucl.ac.uk/ucl-press/browse-books/how-world-changed-social-media

Kaynakça:

Becker, S.Howard. Mesleğin İncelikleri. Ankara, Heretik Yayınları, 2015.

Miller, Danielle., Costa, Elisabette , vd. How the World Changed Social Media. London, UCL press, 2016.

Oğuzhan, Özlem. İletişimde Sosyal Medya Sosyal Medyada Etkileşim. İstanbul, Kalkedon Yayınları, 2015.

Sarı, Engin. “İletişim ve Medya Çalışmalarında Etnografi”. Ed. Besim Yıldırım. İletişim Araştırmalarında Yöntemler. Konya, Literatürk Yayınları, 2015.S. 339-400.

[1] Burada sadece örnek oluşturmak adına birkaç örnek verilmiştir. Diğer araştırmacıların özel çalışma konularına kitaptan ulaşılabilir.


STK’lar için Video Aktivizmi Atölyesi Başlıyor

Mayıs 9, 2016

videoaktivizmi_afis

Sivil toplum kuruluşlarına yönelik video aktivizmi eğitimi 13-15 Mayıs’ta Ankara’da düzenleniyor.

Alternatif Bilişim Derneği, Sivil Düşün AB Programı’nın katkılarıyla sivil toplum kuruluşlarına yönelik olarak video aktivizmi eğitimi düzenliyor. 13-15 Mayıs 2016 tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek “Ses Sensin”: Video Aktivizmi Atölyesi (Eğitimcilerin Eğitimi) başlıklı atölyede video aktivistleri ve eğitimciler, 25 STK temsilcisiyle bir araya gelerek üç gün boyunca bilgi ve deneyim paylaşacaklar.

İlk kez düzenlenecek atölye çalışmasında STK’ların video aktivizmine yönelik farkındalığını artırmak ve etkinliklerinde bir hak aracı olarak videoyu daha etkin kullanmaları amaçlanıyor. Eğitim programına çeşitli üniversitelerden öğretim üyeleri ve uzmanların yanı sıra Türkiye’den Kamera Sokak, Seyr-i Sokak, Bak.ma, Ankara Eylem Vakti ile yurtdışından Witness, Papertiger.tv ve Americas Media Initiative’den video aktivistleri katılacaklar.

Ses Sensin” atölyesinde video aktivizmi farklı boyutlarıyla ele alınacak. Eğitimin birinci günü, Prof. Dr. Mutlu Binark (Hacettepe Üniversitesi) ile Ar. Gör. Tuğrul Çomu’nun (Ankara Üniversitesi) Alternatif Bilişim Derneği’ni tanıtımıyla başlayacak. Ardından Yrd. Doç. Dr. Perrin Öğün Emre (Kadir Has Üniversitesi) ile Yrd. Doç. Dr. Gülüm Şener (Arel Üniversitesi) video aktivizmi kavramını, tarihsel gelişimini ve kuramsal yaklaşımları, dünyadan ve Türkiye’den video aktivizmi örneklerini, Av. Faruk Çayır da görsel-işitsel malzemelerin üretim ve paylaşım süreçlerinde yaşanan hukuki sorunları ele alacaklar. Yrd. Doç. Dr. Nihan Gider Işıkman (Başkent Üniversitesi) video çekim ve kurgu teknikleri, sosyal ağlarda video paylaşımı, dijital yayıncılık, web tv, özgür yazılım vb. teknik konularda katılımcılara bilgi verecek. Günün son oturumunda Witness video aktivisti Raja Althaibani, küresel video aktivizmini anlatacak.

İkinci gün video aktivizmi kolektifleriyle deneyim paylaşımlarına ayrılacak. Türkiye’nin ilk video aktivist ağlarından Karahaber’den Oktay İnce’nin sunumuyla başlayacak olan ilk oturumu, Ankara Eylem Vakti’nden Gökhan Mezarcı’nın canlı yayın deneyimi, dijital yayıncılık ve sosyal ağlarda video paylaşımı üzerine konuşması takip edecek. Kamera Sokak’tan Kazım Kızıl ile Seyr’i Sokak’tan Sibel Tekin’in deneyim paylaşımlarının ardından Bak.ma ekibinden Özge Çelikarslan, Onur Metin ve Alper Şen video arşivi meselesine değinecekler. Video aktivistleriyle birlikte video çekimi yapılarak ikinci gün tamamlanacak.

Video aktivizminde etik sorunları üçüncü günün ana temasını oluşturacak. Papertiger.tv’den Merve Ayparlar ile Doç.Dr. Gülsüm Depeli (Hacettepe Üniversitesi) video aktivistlerinin dikkat etmeleri gereken etik kuralları özetleyecekler. Americas Media Initiative’den video aktivist Alex Halkin, canlı bağlanacağı oturumda Latin Amerika’da ve özellikle Meksika’da Zapatistaların video aktivizmi pratiklerine dair bilgiler paylaşacak. Atölyenin son günü STK’ların video aktivizmi deneyimlerini paylaşacakları bir forumla son bulacak.

Atölyenin son gününde PaperTiger.tv’nin ve Yrd. Doç. Dr. Gülsüm Depeli’nin (Hacettepe Üniversitesi) katılımıyla video aktivizminde etik sorunlar ve ifade özgürlüğü tartışıldıktan sonra Americas Media Initiative Yöneticisi Alexandra Halkin, Latin Amerika’da video aktivizmi deneyimini aktaracak. STK’ların video aktivizmi deneyimlerini paylaşmasıyla sürecek atölye, katılım belgesi töreni ile son bulacak.

Etkinliği Twitter’da #sessensin etiketi üzerinden takip edebilirsiniz.

Not:Bu eğitim Sivil Düşün AB Programı Aktivist Desteği kapsamında Avrupa Birliği desteği ile hazırlanmıştır.Bu eğitimin içeriğinin sorumluluğu tamamıyla Alternatif Bilişim Derneği’ne aittir ve AB’nin görüşlerini yansıtmamaktadır.


Sosyal Medyada Etnografi ya da Etnografide Sosyal Medya: Social Media In An English Village

Mayıs 4, 2016

Değerlendirme: Şerife Öztürk, Ankara Ünv. SBE. Dr. Programı

Bir proje kapsamında yapılan araştırma bulgularına yer veren üç seriden oluşan kitaplardan biri olan Social Media In An English Village (Bir İngiliz Köyünde Sosyal Medya), Daniel Miller tarafından kaleme alınmıştır. Kitapla ilgili değerlendirmelere geçmeden önce, kısa da olsa değinilmesi gereken birtakım başlıklar bulunmaktadır.

Daniel Miller Kimdir?

Cambridge Üniversitesi Antropoloji ve Arkeoloji Bölümünde Profesör olan Miller, bu zamana kadar 37 kitap yazmıştır. Şu anda sosyal medya kullanımı ve sonuçlarını araştıran Avrupa Araştırma Konseyi’nin “Why We Post?” adlı projesini yürütmektedir. UCL yayınevi tarafından yayınlanan ve serbest erişime açılan 11 tane kitabı bulunmaktadır (www.ucl.ac.uk). Material World Blog’un editörüdür. Miller’ın kitaplarından bazıları şunlardır (www.ucl.ac.uk): Visulising Facebook (2017 yılında yayınlanacaktır), Webcam, Consumption And Its Consequences, Migration and New Media, Blue Jeans, Digital Antrophology, Tales From Facebook (Facebook’tan Masallar – 200 kişi ile Facebook kullanım alışkanlıkları üzerine.), Global Denim, Stuff, Clothing and Waste, Antrophology and The Individual, The Au-Pair Experiences, The Cell Phone (Jamaika’da düşük gelirli ailelerin cep telefonu alışkanlık ve kullanımı üzerine), Materiality, Clothing As Material Culture, The Sarı, The Dialectics of Shopping, The Internet: An Ethnographic Approach, Home Possessions, Commercial Cultures, Virtualism, A Theory of Shopping, Unwrapping Christmas, Material Culture and Mass Consumption

Miller’ın son dönem kitaplarına bakıldığında antropolojinin yeni araştırma konusunun sosyal medya olduğunu görebiliriz.

Why We Post?

Üç kitaptan (How The World Change, Social Media In An English Village, Social Media In South East Turkey) oluşan araştırma bulguları, 9 antropoloğun oluşturduğu bir ekip tarafından 15 ay süren bir çalışma sonunda elde edilmiştir. Araştırmalar, Brezilya, Şili, Çin, İngiltere, Hindistan, İtalya, Trinidad (Karayipler) ve Türkiye’de (Miller, 2016) etnografinin yöntemlerinden olan görüşme ve gözlem ile gerçekleştirilmiştir. Kitaplar (proje), insanların sosyal medyayı nasıl ve neden kullandığını antropolojiye dayanarak etnografiyle açıklamaya çalışmaktadır. Çalışma, sosyal medyayı anlamak için içeriğe odaklanmak gerektiği ve dünyanın farklı bölgelerinde sosyal medya kullanımlarının farklılaştığını vurgulamaktadır.

Miller projeye sosyal medya hakkında başlamadıklarını, yüzyüze ilişkiler ile ilgili olacağına karar verip, Twitter ve Instagram platformları hakkında tartışırken konunun sosyal medyaya döndüğünü ifade etmektedir.

Çalışmada amacının, antropolojik etnografiyi gerçekleştirmek olduğunu ifade eden Miller, etnografinin ne olduğu sorusunun cevabını verirken aslında neden sosyal medya araştırmalarında etnografinin önemli olduğunun da altını çizmektedir: “Etnografi nedir? Bu, bağlamsal bütünsellik için bir taahhüt olarak tanımlanabilir. Hiç kimse sadece bir konu içinde yaşamaz. Hiç kimse sadece sosyal medyada yaşamaz veya hiç kimse sadece iş yerinde ya da dini inançlarıyla yaşamaz. Etnografi bütünseldir. Çünkü bütün kapsamları ile birlikte insanların hayatları için de bu durum geçerlidir.”

Miller ve üç kitabın çıkmasını sağlayan proje hakkında kısa bilginin ardından projeye temel oluşturan antropoloji ve etnografinin ne olduğuna değinmek, kitabın daha iyi anlaşılmasını sağlayacaktır.

Proje için antropologların araştırma yapılan bölgedeki nüfusla yaşama nedenlerinin cinsiyet, gelir, eğitim ve farklı diğer parametrelere yayılan insanlarla en geniş yelpazede karşılaşmak için olduğunu yazan Miller, diğer bir sebebin de insanların artık daha çok evlerinde özel yaşam geçirmeleri nedeniyle onlarla yaşanmazsa onların anlaşılamayacağının vurgusunu yapmaktadır.

Sosyal Medya Araştırmaları İçin Anahtar: Antropoloji ve Etnografi

Antropoloji

Antropoloji, fizik ya da biyolojik antropoloji ve sosyal / kültürel antropoloji olmak üzere iki büyük bölüme ayrılabilir. Bu bölümlerden birincisi, insanın fizik yapısının ve davranışının evrimi, eskinin ve günümüz insan topluluklarının birbirlerinden farklı biyolojik özellikleri ile ilgilenen biyolojik antropoloji; ikincisi, insan toplumlarını ve kültürlerini araştıran bölümdür. Antropoloji temelde, insan ve onun kültürlerini ele alan belki en kapsamlı bir bilim dalıdır (Beals ve Hoijer, 2012).

Antropologlar, kültür içine bütün gelenekleri, görenekleri ve insanlık k tarafından oluşturulmuş kurumları ve söz konusu toplumun diğer yaratmaları ve üretim teknikleriyle birlikte kendi alanlarına dahil ederler (Bascom, 2009: 164).

Antropoloji yöntembilimsel açıdan çok zengindir ve hem nitel metotları hem de nicel metotları kullanır. Antropoloji disiplinin tarihinde etnografiler önemli bir yer tutmuş ve bir anlamda odağı oluşturmuştur (https://tr.wikipedia.org).

Etnografi

Etnografi kelimesi, ethno ile graphy kelimelerinin birleşiminden olusmaktadır. Ethno; halk, graphy; yazmak, bir seyi tanımlamak anlamına gelmektedir. Vidich ve Lyman’ın (1994) da isaret ettiği gibi, ethnos, bir insanı, bir ırkı ve kültürel grubu simgeleyen Yunanca bir kelimedir. En temel anlamıyla etnografi ise, bir topluluğun ya da o gruba ait bireyin bakış açısını anlatmanın ve tanımlamanın bir yoludur (Neuman, 2007: 276).

Nitel araştırma paradigması içerisinde yer alan kavram, değer ve yöntemlerin çoğu, etnografik araştırmalarla ilgilidir. Etnografi kültürel bir yapının bütünsel olarak derin bir analizinin yapılması şeklinde tanımlanabilir (Yazıcı vd., 2012: 652)

Sosyal medya, içinde insan unsurunu barındırması ve özellikle kullanıcı türevli içerik ile etkileşim özelliği nedeniyle her alanın araştırma konusu haline gelmiştir. Antropoloji ve etnografya da bunlardan biri. Teknolojiyle beraber bunu kullanan insan unsurunu ele alarak yapılan sosyal medya araştırmaları kanımca daha çok ilgi çekmektedir. Daniel Miller’ın aşağıda kısa bir değerlendirmesini bulacağınız bir İngiliz köyünde yaşayanların sosyal medya deneyimlerine ilişkin araştırması da ilgiyle okunabilecek nitelikte.

Bir İngiliz Köyünde Sosyal Medya (Social Media In An English Village)

Yazar: Daniel Miller Sayfa Sayısı: 222 Yayınevi: UCL Press Dili: İngilizce

Kitabın yayılımı açısından en önemli şey, internet ortamında erişime açık olmasıdır. Böylelikle kitap dünyanın farklı bölgelerinde bulunan kurumlar veya insanlar için rahtça elde edilebilecek ve yararlanılacak bir kaynak haline gelecektir.

Miller, adları Leeglade ve Highglade olan ve kendisi tarafından Glade’ler olarak nitelenen iki İngiliz köyünü tarihi, demografik özellikleri, evlerin yapıları ve genel bilgileri (işsizlik, ulaşım, emlak fiyatları, vb.) karşılaştırmaktadır.

Görüşmeler yaptığı insanların kısaca hayatını anlatarak günlük yaşamlarının nasıl geçtiğini, sosyal medyayla nasıl tanıştıkları ve sosyal medyayı en çok ne için kullandıklarını görüşmeler yaparak ve onları gözlemleyerek kaleme almaktadır.

Çalışmanın yöntemiyle ilgili ara ara bilgiler veren Miller’ın anlattıklarını toparlayacak olursak, çalışmada 370 kişi ile birden fazla kere görüşülmüştür. Ev dışında toplumsal yerlerde (bar, cafe, restoran) görüşülecek kişi bulmak için insanlar beklenmiştir. Facebook’ta 130, Twitter’da 80, Instagram’da 50 kişi takip edilmiştir.

Araştırmalardan biri darülacezede, diğeri 4 ortaokulda 16-18 yaş arası öğrencileri ve öğretmenleri de içeren 80 görüşmeci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırma, Nisan 2012’de başlamış ve Eylül 2014’te bitmiştir.

Araştırmanın bir ayağının darülacezede gerçekleşme nedeni dijital göçmenler olarak tanımlanan eski insanların sosyal medya kullanımlarını, okullarda yapılan araştırma ise malumları olduğu üzere, sosyal medyayı en çok yaş grubunun diğer anlamda dijital yerlilerin sosyal medyayı kullanımlarını incelemektir.

Miller’ın araştırma kitabındaki en dikkat çeken ifadeler: “etnografyanın bize sosyal medyayı hediye etmesinden ziyade, sosyal medya bize etnografyayı hediyede yardımcı olmuştur”. Sosyal medya bütün disiplinlerin çalıştığı bir alan haline gelmiş olup bundan antropoloji ve etnografya da nasibini almıştır. Sosyal medyanın kullanıcı türevli içerik özelliği sayesinde insanı ve toplumları araştıran bilimlerin ilgi odağı haline gelmiş, etnografyanın da yeniden su yüzüne çıkmasına neden olmuştur.

Kitapta bazı kavramlar dikkat çekmektedir. Medyada neleri paylaşacağımızın, Facebook, Twitter ve Instagram gibi platformlar üzerinde yoğunlaşmak ile çok fazla bir ilgisinin bulunmadığı, bunun yerine, bir İngiliz köyünde sosyal medyanın nasıl kullanıldığını anlamaktaki kilit unsurun, sadece bu medyanın kullanımının ne kadar “İngiliz” olduğunu anlamakta yattığını kaydeden Miller, bu amaçla kitaptaki kavramlardan biri olan “Goldilocks Stratejisi”ni tanıtıyor: çiftçilerin sosyal medyayı nasıl kullandıkları, en uygun seviyede iletişimin nasıl olacağını ayarlamak sureti ile aralarındaki iletişimin ne çok soğuk ne çok sıcak, tam istenen seviyede olmasını sağlamak.

Miller en çok polymedya kavramı üzerinde durmaktadır. Polymedya, çoklu medya demek ve Miller tarafından şu cümlelerle açıklanmaktadır “Polymedya, medyanın kendini yeniden sosyalleştirmesini temsil eder. Polymedya kavramı, sadece medyalar arasındaki ilişkiyi ifade etmez, medya seçimi kendi içinde etkileşimin bir parçası, farklı platformlar arası ilişkidir. Bu ilişki bugün farklı sınıflar ve derece üzerine eşlenebilir.”

Aslında çoklu medyayı, sosyal medyanın multimedya ve etkileşim özelliği ile benzetebiliriz. tamamen aynı olmasa da kavram olarak birbirlerini çağrıştırmaktadır. Çünkü Miller’ın yazdığından hareketle sosyal medya, medyanın sosyalleşmesidir, bu da kullanıcılarla ya da kullanıcıların diğer kullanıcılarla etkileşim halinde olmasıyla sağlanmaktadır.

Miller, sosyal medya kullanımın sonuçlarını okul çocuklarından darülacezede kalanlara kadar keşfederek, bu bağlantıları kilise ve mahalle bağlantıları gibi daha geleneksel iletişim biçimleri ile karşılaştırmaktadır. Bütün bunların ötesinde, özel hayatı ve kamusal yaşamı birleştiren yeni sosyal medya ile en önemli şeyin bu iki alanı ayrı tutmak olduğu İngiliz duyarlılığı arasında büyük bir çatışma olduğu tespiti ortaya konmaktadır.

Miller’a göre sosyal medya öncesi iki biçimi vardı iletişimin: Birincisi telefon, mektup veya yüzyüze iletişim. Diğeri radyo, televizyon ve gazete gibi kamu yayınları. Buradan yola çıkarak Miller, ölçeklenebilir sosyallik kavramına yer vermekte ve sosyal medyayla bir bireye gönderimden ziyade bir gruba gönderim yapıldığının, çoğu insanın grupta diğerleriyle etkileşimde olduğunun altını çizmektedir. Sosyal medyanın daha çok özelden kamuya doğru olduğunun fakat tamamen de kamuya açık olmadığını aktaran Miller’a göre bunun anlamı, sosyal medyanın kamu yayını ve özel arasında geleneksel karşıtlığı, küçükten geniş gruplara ve özelden kamuya geniş oranda yer değiştirme yarattığıdır.

Miller’ın yazdıklarına göre, bizlerin öğrendiği ya da içinde yaşadığımız durumları değerlendirdiğimizde şunu söyleyebiliriz ki, sosyal medyanın sınırları geçirgendir. Facebook’ta özel mesajlaşma gibi bu tür sitelerin çoğu geleneksel çift yönlü iletişime izin verir. Sosyal medyanın yelpazenin her iki yönünü de içerdiğini göz önüne almalıyız: iki kişinin özel sohbeti ve kamuya açık gönderiler.

Sosyal medyanın özelliğinin hayatımızın arka planını ön plana alarak değiştirmesinden kaynaklandığını ve sosyal medyanı o çok bilinen “aynı anda her yerde olma duygusu”nu bize yaşattığını yazan Miller, genç neslin eski nesil gibi mektup yazmaktan hoşlanmadığını, arkadaşlarıyla Skype ya da Facebook’ta görüştüğünü ifade etmektedir. Bu durum nesiller arası iletişimin değiştiğini göstermektedir. Dijital yerliler olan genç nesil ile dijital göçmenler olarak nitelendirilen yaşlı kesim arasında yeni medya araçlarını ve uygulamalarını kullanmak arasındaki uçurum belki daha da açılacaktır önümüzdeki dönemlerde.

Miller, küresel tekelleşmeye de örnekler vermektedir. Cep telefonları, ipad veya dizüstü/ masa üstü bilgisayarlar için uygulamaların (görüntülü konuşma, müzik dinleme, uygulama indirme vb.) ya Iphone Store’dan veya Androidler için Google ailesini üyelerinden biriyle yapıldığını ifade ederek her dönemde var olan tekelleşmenin küresel boyutunun yeni medya ortamlarında daha da görünür hale geldiğini, sosyal medyadaki olayların Apple, Google ve Facebook arasında döndüğünü vurgulamaktadır.

Twitter’a araştırmasında ayrı bir başlık açan Miller kanaatimce bunun nedenini Twitter’ın şu anda çocukların sosyal medya kullanımına hakim olduğuna bağlamaktadır

Miller Twitter’daki hesap inceleme yöntemini de açıklamaktadır: “Twitter’da 50 çocuk incelendi. Ortalama tweet sayısı 3470. Binden daha az tweeti olan kişi sayısı 17”.

Çoğu kişinin gözünden kaçan bir noktaya da değinen Miller, eskiden günlük tutanların arkadaşlarını kategorize etmediğini, günümüzde sosyal medyadaki arkadaş listemizin kategorilere ayrıldığını (iş, okul, spor, vb) insanların artık zamanlarının çoğunu ev içi ortamlarda sosyal medyada geçirdiğini bunun da insanları izole ettiğini, yalnızlaştırdığını anlatmaktadır.

Miller, sosyal medyanın çocukların başka dünyaları keşfettiği ve uzaktaki akrabalarını tanıması açısından artı değer olduğunu da son kitabının son bölümünde yazmaktadır.

Miller kitabında sosyal medya araştırmalarında etnografinin yerini ortaya koyarak, Goldilocks Stratejisi, polymedya ve ölçeklenebilir sosyallik kavramları üzerinde durmaktadır. Dijital yerliler ile dijital göçmenlerin iletişim ve haberleşme geleneklerini, son dönemdeki okul çağı çocuklarının sosyal medya alışkanlıklarını okunmaya değer bir kitapla bizlere sunmaktadır.

Kaynaklar

Bascom, W. (2009). “Halkbilim (Folklor) ve Atnropoloji”, (Çev. Metin Ekici), Çukurova Üniversitesi Makale Bilgi Sistemi, http://turkoloji.cu.edu.tr/makale_sistem/tum_list.php?t=tum&psearch=antropoloji, Erişim Tarihi: 04.05.2016

Beals, R. L. ve Hoijer, H. (2012). “Antropolojinin Konusu ve Alanı”, (Çev. Gürbüz Erginer), Çukurova Üniversitesi Makale Bilgi Sistemi, http://turkoloji.cu.edu.tr/makale_sistem/tum_list.php?t=tum&psearch=antropoloji, Erişim Tarihi: 04.05.2016

Miller, D. (2016). How The World Changed Social Media, London: UCL Press

Neuman, L.W. (2007) Social Research Methods, Boston: Allyn & Bacon

Vidich, A. & Lyman S. (1994). Qualitative methods: Their History in Sociology and Anthropology. Handbook of Qualitative Research (ed. Denzin &Lincoln). California: Sage Publications.

Yazıcı, H., Reisoğlu, S., Altun, F. (2012). “Etnografik Araştırmacının Değerleri İle Araştırma Yöntem ve Sonuçları Arasındaki İlişki”, Batman Üniversitesi Yaşam Bilimleri Dergisi, Cilt: 1, Sayı: 1, http://www.yasambilimleridergisi.com/makale/pdf/1356267298.pdf, Erişim Tarihi: 04.05.2016

https://tr.wikipedia.org/wiki/Antropoloji, Erişim Tarihi: 23.04.2016

http://www.ucl.ac.uk/anthropology/people/academic_staff/d_miller, Erişim Tarihi: 10.04.2016

 


Yeni medya çalışmalarında araştırma yöntem ve tekniklerinin uygulanışı

Mayıs 3, 2016

Prof. Dr. Mutlu Binark / Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi

“Yeni medya çalışmalarında araştırma yöntem ve tekniklerinin uygulanışı – araştırmacının pozisyonu ve araştırma etiği” başlıklı sunumu aşağıda bulabilir ya da PDF olarak buradan indirebilirsiniz.


%d blogcu bunu beğendi: