WORKSHOP Social Media in Turkey: Uses and Impacts in Social and Political Life. 9 April, 2016

Mart 31, 2016

Venue: Culture and Convention Centre, Hall A. Middle East Technical University –METU-

Convenor: Dr. Elisabetta Costa

The workshop brings together different research on the uses and consequences of social media in Turkey. The papers will illustrate different forms of usage of social media and their social and political implications. What is the impact of social media on people’s relationships? Have social media reinforced or reduced social inequalities? What is the current state of the ‘digital divide’ in Turkey? What is the impact of social media on political participation? Have social media transformed visual communications and photographic practices? The workshop will include a keynote talk by Daniel Miller, Professor of Anthropology at UCL (University College London), who will present the results of Why We Post http://www.ucl.ac.uk/global-social-mediahttps://www.ucl.ac.uk/why-we-post, a research project on the uses of social media in 9 different countries around the world.

Opening and Welcome: Elisabetta Costa (BIAA)

9:30 – 9:40

Panel 1: Social Media and Social Implications

9:40- 11:40

Özlem Savaş, Bilkent University: Defeat of modesty by pleasure: Facebook practices of ‘good life’ in Turkey.

Erkan Saka, Istanbul Bilgi University: Uses and potentials of snapchat in Turkey.

Dağhan Irak, University of Strasbourg: How cultural and social capital drive the Social Media.

Burak Taşdizen, METU: Social Media in a Knitting Community in Ankara, Turkey.

Chair: Elisabetta Costa, BIAA

Coffee: 11:40 – 12:00

Keynote talk by Daniel Miller: Why We Post: the Anthropology of Social Media

12:00 – 13:00

Lunch: 13:00 – 14:30

Panel II: Social Media, Family and Diaspora

14:30 – 16:00

Gülay Taltekin and Alev Kuruoğlu, Bilkent University: Negotiating Kinship Online: Bridal Homes and Marital Woes on a Facebook Group.

Slavka Karakusheva, Sofia University St. Kliment Ohridski: Remembering the Past, Sharing the Present.

Elisabetta Costa, British Institute at Ankara (BIAA): Social media, Family and Kinship in Southeast Turkey.

Chair: Mutlu Binark, Hacettepe University

16:00 – 16:30 Coffee

PANEL III: Social Media, Politics and Policies

16:30 – 18:00

Emre Toros, Atilim University: Do politicians “mind their Ps and Qs” on Twitter? An Analysis on the Incivility of the Candidate Tweets Circling the November 2015 Turkish Election.

Derya Agiş, Ankara University: Social Media Fights Between Academicians in Turkey.

Mutlu Binark, Hacettepe University: New Social Ecology and the Need for New Media Literacy in Turkey.

Chair: Erkan Saka, Istanbul Bilgi University

Drink: 18:00-19:00

Co-organized by the British Institute at Ankara and the Social Anthropology Graduate Program of the Middle East Technical University.

 

Co-organized by the British Institute at Ankara and the Social Anthropology Graduate Program of the Middle East Technical University.


Burnumuzun dibinde bir paralel evrende mi yaşıyoruz?

Mart 28, 2016

Yazan: Şerife ÖZTÜRK

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Gazetecilik Anabilim Dalı Doktora öğrencisi

1954 yılında, Princeton Üniversitesi doktora adayı olan Hugh Everett’in aklına radikal bir fikir geldi: “Tam olarak bizim evrenimize benzeyen başka evrenler de var olabilir.” Bu evrenlerin tamamı bizimki ile bağlantılıdır yani her biri bizim evrenimizden ve bizimki de başkalarından ayrılmış olabilir (Cansu, 2014).  Paralel evrenler teorisi, evrende bazı deterministik (sebep sonuç ilişkisi) olmayan olaylar olduğunu ifade eder. Her an rastgele olayların olduğu ve varolan çeşitli seçenekler arasında bölündüğü bir evren tanımlar ve bu evrenin her parçasında aynı olaylar çeşitli sonuçlar içerir (www.fizikmakaleleri.com).

Everett’in bu teorisi, kuantum mekaniği ile ilgilidir. Kuantum mekaniği; madde ve ışığın, atom ve atomaltı seviyelerdeki davranışlarını inceleyen bir bilim dalıdır (www.wikipedia.org). Kuantum araştırmaları, atom çekirdeğinin etrafındaki yörünge seviyelerinde bulunan elektronların aynı yörüngede aynı anda birden fazla noktada gözlemlendiğini saptadı. Hugh Everett elektron davranışlarını makro düzeyde kendi evrenimize uyarlamıştır (Cansu, 2014).

Aynı anda birden fazla noktada bulunma durumu bize konuyla ilgili şifreyi vermektedir.

1990’lı yılların başında Web 1.0 olarak nitelendirilen ağ tabanlı bilgisayar ve internet teknolojisi kullanımını yaşamımıza yerleştirirken, Web 2.0 diye tanımlanan yeni medya araçlarıyla, karşımıza bambaşka dünyalar çıkmıştır.

2

İnternet’e erişerek, e-posta dolayımıyla iletişim kurmak, MSN’de sohbet etmek, web sitelerinde enformasyon aramak, e-alışveriş yapmak, çevrimiçi veya çevrimdışı dijital oyun oynamak, ogo mobile messenger, İ-pod kullanmak vb. sanal uzamda gerçekleşen edimler gündelik yaşamımızda geleneksel medyanın kapladığı yeri ve zamanı almakta ve yaşamın akışının doğal bir parçası haline gelmiştir. Yeni medya artık yaşamın her anında yer almakta ve her alanında kullanılmaktadır: kişilerarası iletişim, ticaret, siyaset, sağlık, kariyer ve oyun. Yeni medya kavramsallaştırımıyla, geleneksel medyadan (gazete, radyo, televizyon, sinema) farklı olarak, dijital kodlama sistemine temellenen, iletişim sürecinin aktörleri arasında eş anlı ve çok yoğun kapasitede, yüksek hızda karşılıklı ve çok katmanlı etkileşimin gerçekleştiği multimedya biçimselliğine sahip iletişim araçları kastedilmektedir (van Dijk, 2004’ten akt. Binark, 2007).

Web 1.0’dan Web 2.0’a geçişle birlikte yaşanan değişimleri Manovich “devrim” (Manovich, 2001) olarak yorumlamaktadır.

Yeni medya ortamlarında yukarıda da değinildiği gibi, günlük yaşamda gerçekleştirdiğimiz bütün edimleri gerçekleştiriyoruz. Zaman ve mekanla sınırlanan birçok çevrimdışı eylemlerimiz, çevrimiçinde bu sınırlamalar olmadan gerçekleşebilmektedir.

Filozof Giorgio Agamben (akt. Crary, 2015) de “bugün bireylerin hayatının bir aygıt tarafından şekillendirilmediği, kirletilmediği ya da denetim altına alınmadığı tek bir an bile yok” demektedir.

Çevrimiçi dünyadayken çevrimdışında da yaşam akıp gitmektedir, çevrimdışı yaşamlarımızı sürdürürken de çevrimiçi yaşam devam etmektedir.

Yeni medya araçlarının hayatımızı çepeçevre sardığını “ağ toplumu” kavramıyla vurgulayan Castells, (2004) enformasyon ve bilişim teknolojilerinin ön plana çıktığını yeni bir toplumsal yapılanmanın şekillendiğini ifade etmektedir. Bu yeni toplumsallaşmayı Bakardjieva “hareketsiz toplumsallaşma” (akt. Binark, 2014) ile tanımlamaktadır.

3

Ağ toplumunda küresel ve yerel düzeyde enformasyon ve bilgi akışı hızlanmış, kolaylaşmış ve ucuzlamıştır. Çevrimdışıyken yanımızda bulunan ve yeni medya araçları olarak tanımlanan akıllı telefon, ipad ya da diz üstü bilgisayarlarımız ve bunlara yüklenen uygulamalar ile hep çevrimiçi kalıyoruz. Çevrimdışı yaşamda nerede olduğumuzu çevrimiçi ağlarda belirterek aynı anda fiziksel ve sanal olarak o mekanlarda bulunuyoruz. Bunun dışında o mekanlarda fiziksel olarak bulunmasak bile orada olduğumuzu bildirebilir ve aynı anda iki farklı yerde (fiziksel ve sanal olarak) bulunabiliriz. Çevrimiçinden ayrılmak ancak bu araçları kapatmamızla mümkün olabilmektedir.

Günlük pratiklerimizde arkadaş grubumuzla, ailemizle veya akrabalarımızla yaptığımız görüşmeleri çevrimiçinde üyesi olduğumuz sanal cemaatlerle farklı kimlikler yapıyoruz. Oyunları artık çevrimiçi ağlarda oynayıp, ortak özellikler taşıdığımız, ortak paydalarda buluştuğumuz kullanıcılarla “dipnotsuz iletişim” (Binark, 2004) gerçekleştirmekteyiz.

Yeni medya araçlarıyla edindiğimiz tecrübeler, çevrimiçi yaşamda farklı şekillerde karşımıza çıkmakta ya da tam tersi de olabilmekte, çevrimiçi ağlarda deneyimlediklerimizi günlük pratiklerimize aktarabilmekteyiz.

Çevrimdışı kimliklerimiz çevrimiçinde değişebilmekte ve kullanıcıların karşısına anonim kimlikle çıkılabilmektedir. Yine aynı şekilde çevrimdışıyken elimizde bir bardak çayla dizüstü bilgisayarımızı kucağımıza almış televizyon izlerken, bilgisayarımızla da başka bir benlikle başka bir eylemle (oyun oynayarak, bloğa yazı yazarak, sanal çiftliklerde sebze üretip hayvan yetiştirerek vb.) çevrimiçi dünyaya bağlanabilmekteyiz.

4Sonuç olarak, yeni medya araçlarıyla hayatlarımız büyük bir değişim yaşamıştır. Günlük yaşamdaki eylemlerimizi sanal olarak da gerçekleştirebileceğimiz bir dünyayla karşı karşıyayız. Çevrimdışındaki pratiklerimizi gerçekleştirirken aynı anda siberuzamda farklı kimliklerle farklı şeyler yapabilmekteyiz. Bu durum, evrende yaşarken başka evrenlerde yaşamın farklı varyasyonlarının yaşanıyor olabileceğini göstermekte midir?

Çevrimiçi yaşamlar, çevrimdışı yaşamlara paralel olabilir mi? Ya da başka bir ifadeyle, Siberuzam, yaşadığımız evrenin paraleli midir?

Bu sorulara cevap vermek gerçek yaşamlarımız ile aynı anda zaman-mekan sınırı tanımadan bize farklı dünyaların kapısını açan sanal dünyada gerçekleştirdiğimiz eylemlerde yatmaktadır.

Kaynakça 

Binark, M. (2004). “Kimlik(lenme), Dipnotsuz İletişim ve Etnik Laflama Odaları”, İnternet Toplum Kültür, (Der.) Mutlu Binark, Barış Kılıçbay, Ankara: Epos yayınları.

Binark, M. (2007). Yeni Medya Çalışmaları, Ankara: Dipnot Yayınları.

Binark, M. (2014). Dijital Oyun Dünyası ve Yeni Toplumsallaşma Biçimleri, www. aljazeera.com.tr, Erişim Tarihi: 18.01.2016

Cansu B. (2014). Geçmişten Günümüze Paralel Evrenler Teorisi

Castells, M. (2004). “An Introduction to the Information Age”, The Information Society, (Ed.) Frank Webster, London: Routledge.

Crary, J. (2015). 7/24 Geç Kapitalizm ve Uykuların Sonu, İstanbul: Metis Yayıncılık.

Manovich, L. (2001). The Language of New Media, Cambridge: MIT Press

İnternet

http://www.fizikist.com/gecmisten-gunumuze-paralel-evrenler-teorisi/, Erişim Tarihi: 21.03.2016

http://www.fizikmakaleleri.com/2012/12/paralel-evrenler.html, Erişim Tarihi: 21.03.2016

https://tr.wikipedia.org/wiki/Kuantum_mekani%C4%9Fi, Erişim Tarihi: 21.03.2016

 

 


Meanwhile in a Parallel Universe…

Mart 20, 2016

By Serra Sezgin, Ankara University, Faculty of Communication

Like these memes[1], in popular culture, a parallel universe is basically described where the used ones become the users, where the weak ones are strong and vice versa. An imagined parallel universe refers to a world where power balances become upside-down; such as a tree painting Bob Ross or flowers giving each other humans. In a parallel universe, objects and subjects, controllers and the controlled ones are interchange. From this perspective, may the online world be a parallel universe?

meanwhile2...

On the one hand, if we are talking about the world, the society that we live in today, it is not possible to describe it without networks, cables, hardware or software which belong to the online world. Then the offline world is not offline at all while including all these. Likewise, the online world is not a space which totally free from the offline one (do you think I am not myself at GTA or LOL?) Instead of being parallel universes, online and offline spaces should be described as engaged and embedded to our daily lives.

meanwhile in...

On the other hand, as seen in the memes, to consider the online world as a parallel universe, the means of control should have been upside down. Are the ones/things who rule the offline world has been changed? All these networks, hardware and software that supposed to be the objects are now controlling the human race? Are computers really going to capture us in the future? It does not seem like they will, since the only capturer is still the same human being in 2016. The law makers, controllers, the ones holding the power of the offline world are also the ones who harvest the online world.

What makes us think online world is a parallel universe is probably the opportunities that internet creates, the liberating side of new media. Instead of a few powerful people controlling what the majority see and hear, the majority can now produce and reproduce media.[2] This decentralization of production of the media content and the control of media, compose the democratizing, emancipatory and empowering characteristics of the internet.[3] But empowering who? Democratizing which relations? There are studies show the digital divide in order to gender, geography, literacy, economic or social class etc. and they reveal that there is definitely a division. Additionally, providing users with a certain kind of control like creating their own pages, profiles etc. the companies establish a broader economic and political controls over the whole system.[4]

While mentioning about the positive effects of online communication technologies or social media, such as participation, citizen journalism, and content production; we can’t speak for the whole population of the world. The people who participate cultural or economic production in this case, are the ones who have access to hardware -at least a smart phone-, software, the internet connection -which is not that cheap- and the literacy of media/internet. The literacy of digital age exists with the languages of programming.[5] Gursakal says “If you can’t program, then they will program.” Also as an individual, you may choose to be programmed but as a society or country, choosing to be programmed may cause bad results.[6]

Today; war, terror, immigration, hunger, environmental change are still the major problems of the world. What kind of contribution made by advanced technologies, especially the internet, for these problems? Thanks to Facebook, we can check ourselves as “safe” (if we are, and just for that moment) after massive attacks, but they are still happening –frequently- and we are not safe at all. We can sign petitions on “change.org” for starving people somewhere in the world but hunger, clean water and health problems are not solved somehow. We see dead children bodies washed ashore which makes our hearts bleed, yet war and the tragedy of immigration still lies just in front of our doors and it isn’t going any better. Even so, as Turkish citizens/opponents we owe online technology so much. That helped us to get information and transfer it through Gezi protests, it caused the government’s illegalities to reveal and spread worldwide in a short period of time. But yet nothing has changed, neither the government nor its politics.

Hinton and Hjorth define Web 2.0 as a contradiction: it is simultaneously empowering and exploitative, a platform for both control and freedom.[7] Then it would be unfair to say internet is useless or nothing has changed. Because “being aware of”, “to see” and availability to inform and to be informed, are truly valuable and this “privilege” cannot be ignored. There is a reason these days are called “information age”. Today the new capital is knowledge so the big data promises so much about the education, health services etc. What can be done by the whole data is just mind-blowing; they say that they are able to know what we want even before we do. “Emotional engineering” has become a thing, which the name speaks for itself and it’s scary. However, the real game changer is what we are going to do with all these data. Till now, big data seems big enough just for the capitalists, who are now not the ones that own factories but the ones that own the knowledge. There lies the problem, because knowledge comes with the power as Foucault said. The online technology carries so many opportunities and not bad at all by itself. Then, instead of questioning the human race, the desire to know, control and power; blaming technology or afraid of it, would be like blaming television for spreading bad news.

As a result, the internet has changed the universe. Today, the power may be shifted, the definitions of capital, labor and production may refer something broader or different. The end of an era and the beginning of a new one is being talked about. But again, is the online world a parallel universe? Well, creating opportunities is one thing, creating equal opportunities is another. Since the world is still struggling with hunger, we still afraid of being killed by a bomb or government forces on the street and equality is still nothing more than a dream, then, the online world is far from being a parallel universe; but probably it wouldn’t be bad if we had one.

[1] http://www.memecenter.com/search/parallel%20universe , 15 March 2016.

[2] Sam Hinton and Larissa Hjorth, Understanding Social Media (London: Sage, 2013), 22.

[3] Ibid.

[4] Ibid., 27.

[5] Necmi Gürsakal, Büyük Veri (Bursa: Dora, 2014), 106.

[6] Ibid., 107.

[7] Sam Hinton and Larissa Hjorth, Understanding Social Media (London: Sage, 2013), 20.

 

 


#Hak Odaklı Yeni Medya Temalı Ulusal YeniMedya Çalışmaları III: Kongresi bildiri özeti başvuruları başladı

Mart 19, 2016

Günümüzde İnternet’in ve yeni medya teknolojilerinin gelişmesi ve yaygınlaşması ile birlikte yeni medya ortamları bir “hak mücadeleleri” alanına dönüştü. Yeni medya ortamları bir yandan yurttaşlara hukuki ve kültürel haklarını daha etkin kullanabilmek ve bu hakları genişletmek için olanaklar sunuyor. Diğer yandan alanın mevcut ekonomik, politik ve hukuki yapısının bir sonucu olarak bu hakları sınırlamak için sürekli yeni taktik ve stratejiler gündeme getiriliyor. Ortaya çıkan bu ikili tablo, bu ortamlarda daha fazla otoriterlik, denetim, metalaşma ve ticarileşmeyi hedefleyen devletler ve şirketlerle, haklarına sahip çıkan ve yeni hak kazanımları için mücadele eden katılımcı yurttaşlar arasındaki hak mücadelesinin, “hak odaklı yeni medya” başlığı altında tartışılmasını zorunlu kılmaktadır. Yeni medya dolayımlı ortamlarda devletler ve şirketler, bazen yasal bazen de yasal olmayan yöntemlerle paylaşılan verileri kaydetmekte, denetlemekte, gözetlemekte, veri tabanları oluşturmakta, kısacası hak ihlalleri yapmaktadır. Bunun karşısında yeni medya okuryazarı olan katılımcı yurttaşlar da çeşitli direniş stratejileri geliştirmekte, yeni medya ortamlarının egemen güçler tarafından hesap verebilirlik bağlamında etkin kullanımı için mücadele etmektedir. Bu ekoloji, toplumlardaki çeşitli dezavantajlı grupların sesinin duyurulması ve bu grupların mağduriyetlerinin giderilmesi anlamında da çeşitli hak mücadelelerine tanıklık etmektedir. Öte yandan, yurttaşların söz konusu denetim ve gözetim mekanizmasına kimi zaman dolaylı destek vermeleri kimi zaman da rıza göstermeleri, hakların savunulması kadar hakların kullanım bilincinin de tartışılmasını gerekli kılmaktadır. Hak odaklılık vurgusu başlangıçta daha çok çocuk, kadın, ifade özgürlüğü alanında şekillenirken, günümüzde yaşanan küresel şiddet ortamında artık genişleyerek insan hakları eksenine oturmaktadır. “Müşterekler” olgusu işte tam da bu noktada devreye girer. Farklı bağlam ve zaman-mekân ilişkileri ekseninde ortaklaşmalar, dayanışma pratikleri ve tartışma platformları ortaya çıkmaktadır. Hak mücadelesinin müşterekliği, birlikte hareket etmeye ve ortak aklın dayanışmasından üreyen işbirliklerini ortaya çıkarmaktadır. Dolayısıyla hak odaklı yeni medya üzerine temellenen tartışmalarda toplumsal cinsiyet, gelir, eğitim, etnik/dinsel köken, sınıf vb. eşitsizliklerden muzdarip olanların, görünmeyen/gösterilmeyenlerin, dezavantajlı grupların, ezilenlerin lehine verilen hak mücadelelerinin doğası irdelenmelidir. Diğer yandan, devletler ve şirketlerin kullandıkları incelikli hegemonya pratiklerinin serimlenmesi, söz konusu terminolojik muhtevaya güncel katkılar verebilecek teorik-pratik odakta tartışılması oldukça anlamlıdır. 9-10 Mart 2017 tarihlerinde Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi ve Alternatif Bilişim Derneği’nin işbirliğiyle Mersin’de gerçekleştirilecek olan Yeni Medya Çalışmaları III. Ulusal Kongre, hak odaklı yeni medya temasıyla aşağıdaki başlıklar kapsamında yer alan özgün bilimsel çalışmaları davet etmektedir: Yeni medya ortamlarının ekonomi-politik boyutu ve hak mücadelesi Yeni medya kullanım hakkı Yeni medya ortamları ve yurttaş hakları Yeni medya ve ifade özgürlüğü Müşterekler olgusu: İlişkiler, ağlar ve küresel tartışmalar Akıllı telefon kullanım pratikleri ve haklar Dijital oyunlar ve haklar Kadın hakları ve yeni medya Çocuk hakları ve yeni medya Mülteciler ve yeni medya Engelli hakları ve yeni medya Kişisel verilerin güvenliği ve hak mücadeleleri Toplumsal hareketler ve yeni medya Yeni medya dolayımlı folklorik üretimler ve hak mücadeleleri Dijital emek, dayanışma ağları ve haklar Yeni medya ekolojisi ve muhalif hareketler Yeni medya dolayımlı hak ihlalleri Hak mücadelesi ve hesap verebilirlik Hak mücadelesi ve etik Hak mücadelesi ve müştereklik Azınlıklar ve yeni medya dolayımlı hak mücadeleleri LGBTİ bireyler ve yeni medya dolayımlı hak mücadeleleri STK’lar ve yeni medya dolayımlı hak mücadeleleri Yeni medyada hak odaklı habercilik ve yayıncılık Kongre burada listelenmeyen, yeni medya okuryazarlığı ve hakları odağa alan diğer konu başlıkları ile ilgili bildiri önerilerine de açık olacaktır. Akademik bilgi üretiminin tarihin belli anında/momentinde siyasal-kültürel-ekonomik alana müdahil olmak demek olduğu bilinciyle, yeni medya ortamlarında yurttaş-devlet-şirket ilişkisini, haklarımızı ve müştereklerimizi odağa alarak tartışmak üzere Yeni Medya Çalışmaları III. Ulusal Kongre’ye katılımınızı bekliyoruz.

Yeni Medya Çalışmaları III. Ulusal Kongre’de sunulan ve hakemler tarafından seçilecek olan bildirilerden oluşan bir seçki kitap da hazırlanacaktır.

Bu seçki kitap, 2015 Temmuz ayında yaşama veda eden Alternatif Bilişim Derneği kurucu üyesi, mentör, hak ve özgürlük savunucusu/aktivist/yazar Dr. Özgür Uçkan’a ithaf edilecektir.

Bildiri özeti gönderme başlangıcı: 4 Nisan 2016

Bildiri özeti göndermek için son tarih: 29 Mayıs 2016

Kabul edilen bildirilerin ilanı: 1 Ağustos 2016

Kongre kayıt işlemleri: 15 Eylül 2016

Kongre: 9-10 Mart 2017

Tam metin göndermek için son tarih: 15 Nisan 2017

Uygulama Linki: https://yenimedya.org.tr/


Dünyada Akıllı Telefona Sahip Olma ve İnternete Erişim Oranları

Mart 14, 2016

Hazırlayan: Aysel Yıldız, Gazi Ünv. İletişim Fakültesi

Pew Araştırma Merkezi’nin Şubat 2016’da yayınladığı rapora göre gelişmekte olan ekonomilerde akıllı telefona sahip olma ve interneti kullanma oranı artmaya devam ediyor. Fakat gelişmiş ekonomilerde teknoloji kullanım oranı hala daha yüksek.

Pew Araştırma Merkezi’nin gelişmekte olan ve gelişen ülkelerde yapmış olduğu araştırmaya göre geçen 2 yılda internet kullanım oranı ve akıllı telefon sahip olma durumu önemli derecede arttı. Gelişmiş ekonomiye sahip insanlar dünyanın geri kalanına göre hala daha fazla internet kullanım oranına ve daha fazla yüksek teknolojili aletlere sahipler.

2013’de gelişmekte olan ve gelişen 21 ülkede internet kullanımı ya da akıllı telefon sahip olma ortalaması % 45’di. 2015 yılında bu rakam %54 oldu. Malezya, Brezilya ve Çin gibi büyük gelişmiş ekonomilerde bu oran daha da artıyor.

2015’te akılı telefon sahip olma durumuna baktığımızda az gelişmiş ekonomiler ile gelişmiş ekonomiler arasındaki dijital uçurum 31 puandır. Fakat araştırmaya göre akıllı telefona sahip olma gelişmekte olan ülkelerde inanılmaz oranda artmaktadır. 2013’de % 21 olan oran 2015’e gelindiğinde % 37’lere kadar yükselmiştir.

Gelişmekte olan ülkelerde internete erişim artmaktadır. 2015’te 40 ülkede yapılan araştırmaya göre; yetişkin internet kullanıcılarının 4/3’ü günde en az bir defa internete erişim sağlamaktadır. İnternet kullanıcılarının % 76’sı online olduklarında ilk olarak Facebook, Twitter gibi sosyal medya sitelerini kullanmaktadır ve sosyal medya kullanıcılarının çoğu internet kullanım oranının düşük olduğu bölgelerdendir. Ortadoğu % 86, Latin Amerika % 82, Afrika %76 ve Amerika % 71’dir. Bu sonuçlara göre gelişmekte olan ülkelerdeki internet kullanıcıları gelişmiş ülkelere oranla sosyal medyayı daha çok kullandığı ortaya çıkmaktadır.

Dünyada Internet Erişimi Artıyor Fakat Gelişmiş Ekonomilerde Bu Oran Daha Yüksek

İnternet erişimi, bölgelere ve ülkelere göre değişiklik göstermektedir. En yüksek internet erişimine % 94 ile Güney Kore sahiptir. Bu ülkeyi % 93 ile Avustralya ve % 90 ile Kanada takip etmektedir. Gelişmekte olan ülkelerde nüfusun en az % 60’ı internet kullanıyor. Bu ülkeler arasında Rusya % 72, Türkiye % 68, Malezya %65 ve Brezilya ile Çin % 60’dır. Genel olarak yoksul ülkelerde internet oranı düşüktür. En düşün internet erişiminin olduğu ülkeler arasında sırasıyla Pakistan % 15, Uganda % 11 ve Etiyopya % 8 olarak görülür.

İnternet Kullanımı Gelişmekte Olan Ülkelerde Artıyor

2013’ten itibaren birçok gelişmekte olan ülkede internet erişiminde büyük artışlar yaşanmaktadır. 2013 ile 2015 yılları arasında 16 ülkede yapılan araştırmaya göre internete erişen insan sayısında önemli artışlar olmuştur. En büyük artış ise Türkiye’de yaşanmaktadır. 2013’de nüfusun % 41’i internete erişim sağlarken 2015’te bu rakam % 72 gibi çok yüksek seviyelere ulaşmıştır. Türkiye’yi Ürdün, Malezya, Şili, Brezilya ve Çin takip etmektedir.

Gençler, eğitimliler ve yüksek gelirli olanların dünyanın her yerinde internete erişimi oranı daha yüksektir. Yaş, internete erişimde önemli bir faktör olarak karşımıza çıkmaktadır. 18-34 yaş aralığında bulunanların, 35 yaş ve üstüne göre interneti kullanma ya da akıllı telefona sahip olma eğilimleri daha fazladır. Yaşla ilgili ortaya çıkan bu fark bölgelere ya da ülkeler göre değişiklik göstermektedir. Örneğin, Vietnam’da 18-34 yaş ile 35 yaş ve üstünün internete erişimlerinin arasındaki fark % 56’dır. Türkiye’de durum ise % 40’lardadır. Amerika, İngiltere ve Kanada gibi zengin ülkelerde yaşlar arasında belirgin farklılıklar olmamasına rağmen gelişmiş ülkelerde (İtalya, İspanya, Almanya, Avustralya ve Güney Kore ) de internet kullanımında yaşlar arasında büyük istatiksel farklar bulunmaktadır.

İnternet erişimiyle ilgili eğitim durumuna baktığımızda, eğitimliler ile daha az eğitimliler arasındaki internet kullanım farkı dünya genelinde benzerlik göstermektedir. Eğitimli insanların daha az eğitimlilere göre internete daha çok erişim sağladığı görülmektedir. Bu insanlar arasındaki fark Şili, Senegal, Peru, Lübnan, Ürdün, Malezya, Meksika, Kenya ve Polonya gibi ülkelerde % 50’lere ulaşıyor. Gelişmiş ülkelerde bu farkta düşüş olmasına karşın hala mevcuttur.

Yüksek gelirlilerin daha çok internet kullandığı ve akıllı telefona sahip olduğu görülmektedir. Burada ülkenin zengin olup olmamasından ziyade insanların kendi gelir durumları belirleyici rol oynamaktadır. Örneğin Lübnan’da yüksek gelirli kişiler ile düşük gelirli kişilerin internet kullanma ya da akıllı telefona sahip olma oranları arasında 51 puanlık bir fark bulunmaktadır.

Çoğu Ülkede Erkekler Kadınlara Göre Daha Fazla İnternet Erişimine Sahip

İnternet erişiminde cinsiyet faktörü, eğitim, gelir ve yaş faktörlerine göre daha az belirleyici iken çalışmanın yapıldığı ülkelerin yarısında önemli cinsiyet farklılıklarına rastlanmaktadır. Cinsiyet ayrımı Sahra altı tüm Afrika ülkelerinde görülür. En büyük fark Nijerya’dadır; erkeklerin % 48’i, kadınların % 29’u internet kullanıyor. Bu ülkeyi Kenya, Gana, Vietnam, Tanzanya ve Pakistan izliyor. Ancak Avrupa’nın önde gelen Fransa, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerinde de cinsiyetler arasında belirgin farklar vardır.

Tüm Dünyada Günlük İnternet kullanımı Oldukça Yaygın

Dünya geneline bakıldığında insanların interneti yoğun olarak kullandıkları görülmektedir. Bu oran özellikle gelişmiş ülkelerde daha yüksektir Gelişmiş ekonomilerdeki kullanıcıların çoğu interneti günde bir defadan daha çok kullanıyor. Örneğin; Avustralya’da % 77, Lübnan, Kanada ve İtalya’da ki kullanıcıların % 70’i interneti günde birden fazla kullanmaktadır.

Güney Kore’de internet erişimi yüksek olmasına rağmen internete günde birden çok defa erişim yalnızca % 58’dir. Benzer oranlar Arjantin, Nijerya, Brezilya, Çin ve Türkiye’de de görülür. Yine Sahra altı Afrika, Güney ve Güneydoğu Asya ülkelerinde de bu oranlar en düşük seviyelere ulaşmaktadır.

Afrika’nın ve Asya’nın bazı ülkelerinde kullanıcıların internete günde birden çok defa erişimlerinde artışlar yaşanmaya başlamıştır. Örneğin Nijerya’da 2013’te % 38 olan rakam 2015’te % 58’e çıkmıştır. Tüm bunlara bağlı olarak eğitim ve gelirin yalnızca internete erişimde değil aynı zamanda internette geçirilen zaman üzerinde de önemli rol oynadığı anlaşılmaktadır.

Akıllı Telefona Sahip Olma Oranı Gelişmekte Olan Ülkelerde Aşırı bir Şekilde Yükseldi. Ancak Dijital Uçurum Aynı Seviyede Kaldı

Son 2 yılda gelişmekte olan ülkelerde akıllı telefona sahip olma oranında büyük artışlar yaşanmıştır. Bu artışlara rağmen zengin ülkelerdeki akıllı telefona sahip olma oranı yoksul ülkelerle kıyaslandığında hala yüksektir. 40 ülkede gerçekleştirilen araştırmaya göre; Iphone ve Android gibi internet erişimi olan telefonlara sahip olanların oranı % 43’tür. % 45’inin cep telefonu vardır ancak akıllı telefon değildir. % 12’si ise herhangi bir cep telefonuna sahip değildir.

Akıllı telefona sahip olma oranı en çok zengin ekonomilerde görülmektedir. Akıllı telefona sahip olmanın yüksek olduğu ülkeler arasında % 88 ile Güney Kore, % 77 ile Avustralya, % 74 ile İsrail, % 72 ile Amerika ve % 71 ile İspanya gelmektedir. Türkiye % 59 ile dünyada akıllı telefona sahip olma durumunda 12. sırada yer almaktadır. Akıllı telefona sahip olmada yine internet erişiminde de olduğu gibi Afrika ve Güney Asya ülkeleri son sıralarda yer almaktadır. Pakistan % 11, Uganda ve Etihopya % 4’lük orana dâhildir. Yani internet kullanımıyla birlikte, ülkenin zenginliği ile akıllı telefona sahip olanların oranının yüksek olması arasında güçlü ilişkiler bulunmaktadır.

Son yıllarda akıllı telefona sahip olma oranında gelişmekte olan ülkeler yükseliş göstermektedir. 2013’te bu ülkelerde akıllı telefon satışı çok az iken 2015’e geldiğimiz zaman, içinde Türkiye’nin de bulunduğu Malezya, Şili ve Çin gibi ülkelerde kullanıcıların çoğu akıllı telefona sahip olmuştur. Araştırmaya katılan 18 ülkede 2013 ile 2015 yılları arasında akıllı telefon sahip olma oranında ciddi artışlar görülmektedir. Ülkemiz bu kategori içinde ilk sırada yer almaktadır. Türkiye’de 2013 yılında akıllı telefon sahip olma oranı % 17 iken bu rakam 2015 yılında % 59’lara ulaşmış, iki yıl kadar kısa bir süre içinde 42 puanlık bir yükseliş meydana gelmiştir.

18-34 yaş arasındaki kişilerin akıllı telefona sahip olma oranı, 35 yaş ve üstüne göre daha fazladır. Eğitimlilerin ve yüksek gelirlilerin daha az eğitimlilere ve düşük gelirlilere göre akıllı telefona sahip olma oranı yüksektir. Akıllı telefona sahip olma durumu ile ilgili cinsiyet faktörüne baktığımızda özelikle Meksika, Nijerya, Kenya ve Gana’da erkekler kadınlarla kıyaslandığında daha yüksek oranlarda akıllı telefona sahip olduğunu görmekteyiz.

Gelişmekte Olan Ülkelerdeki Yetişkin İnternet Kullanıcıları Arasında Sosyal Ağlar Çok Popüler

Gelişmekte olan ülkelerde, yetişkin internet kullanıcılarının % 76’sı Facebook ve Twitter gibi sosyal ağ sitelerini kullanıyor. Bu sosyal ağ siteleri en çok Ürdün (% 90), Endonezya (% 89), Venezuela (% 88) ve Türkiye (% 87) gibi ülkelerde kullanılmaktadır.

18- 34 yaş arasındaki internet kullanıcıları, sosyal ağ sitelerini 35 yaş ve üstüne göre daha fazla kullanmaktadır. Örneğin, Almanya’da 18-34 yaş arasındakilerin % 81’i sosyal medya sitelerini kullanıyorken 35 yaş ve üstünün yalnızca % 39’u kullanıyor. Türkiye’de bu iki yaş kategorisi arasındaki fark daha az görülmektedir (18-34 yaş arasındakilerin % 93’ü, 35 yaş ve üstünün % 78’i sosyal ağ sitelerini kullanıyor).

Kaynak: Pew Research Feb.2016


Bilişime yön veren kadınlar

Mart 9, 2016

Yazan: İlden DİRİNİ

AdaLovelace

Kadınlar, bilişim dünyasının da ‘öteki’leri…

Kadından yazılımcı olmaz”, “Kadın dediğin teknolojiden anlamaz” iddialarını; “kadın için en uygun meslek öğretmenlik, tatili de bol, çocuğuna bakarsın” ‘öğütleri’ni aşıp mühendis, yazılımcı olursun ama yine de bitmez o ‘bık bık’lar. Sözlüklerde obez, çirkin, dişleri sarı, iş ortamında erkek sayısını dengeleyen faktör olarak etiketlenirsin, çalıştığın yerlerdeyse sürekli bir ‘kendini ispatla’ mobingine maruz kalırsın. Toplumun bütün o baskılarına baş kaldırıp inatla klavyenin başına geçersin, yine de bitmez o yargılar. Yıl 2016 olur, bir bilişim konferansında iş bulmanın yollarının anlatıldığı öne sürülen bir sunumda, sanki endemik bir türmüşsün gibi “çiçek” ilan edilirsin.

Toplumsal cinsiyetçilik kuşkusuz yaşamımızın her alanında. Ama bazı meslekler var ki yapmak için erkek doğmak gerek! Bilişim alanı da ne yazık ki bunların başında geliyor. Kodların konuştuğu bu dünyada, kadınların yeri olmadığı alttan alta söylenegeliyor. Ne komiktir ki bu iddiaya en güçlü ‘dayanak’ olarak da kadınların duygusallığı, iletişim kabiliyeti gösteriliyor. Kadınlar bu alanda görünürlüklerini, varlıklarını artırdıkça, “Kadından yazılımcı olmaz, kadından geliştirici olmaz” klişesi üniversite kürsülerinden dahi hortlatılıyor. Kadınların kod yazamayacağı hurafesi akıllarda öyle bir yer etmiş ki, yazılım ile uğraşanlar dahi önce koda değil cinsiyete bakıyor. Geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir araştırmaya göre[1], github repolarına kadınların gönderdiği kodların kabul oranı daha yüksek. Ancak araştırmaya göre kadınların kodlarının kabul edilme oranı, yazanın cinsiyeti bilindiğinde düşüyor. Kod aynı kod, lakin yazanın kadın olması o kodları tartışılır, eksiği aranır hale getiriveriyor…

Genç bir kadın yazılımcı tüm bu hurafelere, çevresinin yapamazsın’ yönlendirmelerini geçip de iş aramaya başlarsa karşısına daha düşük ücret, daha yüksek mobbing, kariyerde yükselememe sorunları çıkıyor. Kadınlara geliştiricilik değil, tasarımcılık, müşteriyle ilişkiler gibi alanlar uygun görülüyor. İşe alınırken, “Evlenecek misin? Çocuk yapacak mısın?” sorularına maruz bırakılıyor.

Teknolojinin ucuzlaması, İnternetin yaygınlaşması ile geçmişe oranla daha çok kadın kendini geliştirmeye fırsat bulabiliyor. Neyse ki bu alanda da kadınlar bir araya gelip, birbirlerine güç veriyor, bu alanda da “kadınlar vardır” diyor.

Kadınların görünürlüğünün az olmasının bir sebebi de başarılarının pek dile getirilmemesi. Mesela dünyanın ilk bilgisayar programcısı bir kadın Ada Lovelace… Wi-fi teknolojisinin mucidi de Holywood yıldızı bir kadın Hedy Lamarr. Bilişim tarihinde önemli rol oynayan sadece bu iki kadın değil. İşte o kadınlar ve sırada bekleyenler…

ADA LOVELACE

Dünyanın ilk bilgisayar programcısı, belki de bu alanın adı en çok anılan kadını Ada Lovelace. Hem adına kurulan vakıfların yaptığı çalışmalar, hem de Google doodleları sayesinde haber olan, bilinirliği yüzyıllar sonrasına taşınan bir isim. Augusta Ada King, Lovelace Kontesi (d. 10 Aralık 1815 – ö. 27 Kasım 1852), Augusta Ada Byron adıyla doğan ve günümüzde yaygın olarak Ada Lovelace adıyla bilinen, İngiliz matematikçi ve yazar. İnternette ismini arattığınızda karşınıza evliliğinden, kötü geçen çocukluğundan, hastalığından bahseden uzun uzun metinler çıkar. Ancak Lovelace’ın onyıllar sonra hatırlanmasını sağlayan çalışmalarıdır. Lovelace, İngiltere’de 1832 yılına kadar kadınların bilimsel tartışmalara katılmalarına izin verilmediği ve akademik yayın yapmanın hayal olduğu bir dönemde, kadın olduğunun belli olmaması amacı ile isminin baş harfleri olan “A.A.B.”yi kullanarak, bilgisayar üzerine bilimsel bir dergide akademik yayını yapan ilk kadın olma başarısını da gösterdi.

Lovelace’ın ilk bilgisayar programcısı olarak anılmasının nedeni ise mekanik bir bilgisayar tasarlayan İngiliz Charles Babbage ile yürüttüğü çalışmadır. Lovelace’a göre bu tür bir makine uygun şekilde programlanırsa karmaşık müzik eserleri bestelemek, grafik üretmek ve karmaşık matematiksel problemleri çözmek vb. için kullanılabilirdi. Ada’nın bu analizi , bilgisayarın yetenekleri hakkındaki önceki fikirlerden kavramsal bir sıçramaydı ve modern bilgisayarın imasının hatta yeteneklerinin habercisiydi. Lovelace, Babbage’a gönderdiği yazışmalarda Bernoulli sayılarını hesaplamak için Analitik Motor’un algoritmasını tanımlamıştır. Ada Lovelace’ın yazdığı bu algoritma, bilgisayar için yazılmış ilk algoritma olarak kabul edilmiştir. Bu yüzden de Ada ilk bilgisayar programcısı olarak kabul edilmiştir. [2]

GRACE MURRAY HOPPER

Grace_Hopper

Grace Murray Hopper’ın katkıları da yazılım dünyası bakımından kilometre taşı sayılabilecek niteliktedir. Harvard Mark I bilgisayarının ilk programcılarından biri olan Hopper, bilgisayar programlama dilleri için ilk derleyiciyi geliştirmiştir. 1943 yılında ABD donanmasına katılan Grace, Mark I, Mark II ve Mark III bilgisayarları üzerinde geliştirdiği programlardan ötürü donanma nişanı ile ödüllendirilmiş, koramiral olmuştur. Başarılarına rağmen Hopper’ın yenilikçi önerileri kolaylıkla kabul ettirdiğini söyleyemeyiz. Hopper’ın kodlama konusunda getirdiği “kolay anlaşılabilir, İngiliz dilinden komutlar içeren programlama dili” önerisi çevresindeki bilgisayarcılar ve matematikçiler tarafından ‘alay konusu’ yapılmıştır. Bunun üzerine Grace üç yıl sonra, 1952’de, COBOL programlama dilini ve derleyicisini ortaya koyabilmiştir. Dönemin devasa bilgisayarlarında programların düzgün çalışmasını engelleyen gerçek, fiziksel bir böcek bulan Dr. Grace Murray Hopper bilgisayar hatası anlamına da gelen “böcek” (“bug”, “debugging”, vs.) terimini de kültürümüze armağan etmiştir. [3]

Hedy Lamar

Hedy_Lamarr

Hedy Lamar ise günümüz Wi-fi, GPS teknolojilerinin gelişmesini sağlayan icadı ile tarihteki yerini almıştır. Holywood yıldızı olan Lamarr, “Beyaz Perdede İlk Orgazm Canlandıran Kadın” unvanını da taşır. Hedy Lamarr, müzisyen George Antheil ile 1947 yılında “Frekans atlamalı yayılı spektrum” teknolojisini geliştirmiştir. Lamarr’ın bu icadı sayesinde GSM, Wi-Fi ve GPS teknolojileri oluşturulur. 1997 yılında Elektronik Öncüsü ödülüne layık görülür. Ünlü oyuncu aynı zamanda trafik lambalarını ve sandozu da geliştirmeye yardımcı olmuştur. [4]

ENIAC’ı programlayan 6 kadın

Operating ENIAC Computer

ca. 1940s — Computer operators program ENIAC, the first electronic digital computer, by plugging and unplugging cables and adjusting switches. | Location: Mid-Atlantic USA. — Image by © CORBIS

ENIAC, elektrikle çalışan ve elektronik veri işleme kapasitesine sahip ilk bilgisayardır. Askeri amaçlarla yapılmış olan ve ‘hesap makinesi’ işlevini taşıyan ENIAC, yaklaşık 167 m² bir alana sığıyordu ve ağırlığı 30 tondu. O günlerde 60 saniye yol alan bir topun rotasının hesaplanması için, yaklaşık 20 saatlik çalışma gerekiyordu. ENIAC bu hesaplama süresini 15 saniyeye indirdi. ENIAC’ın bu başarısı ise 6 kadın matematikçi sayesinde idi. Kathleen McNulty, Mauchly Antonelli, Jean Jennings Bartik, Frances Synder Holber, Marlyn Wescoff Meltzer, Frances Bilas Spence ve Ruth Lichterman Teitelbaum 30 tonluk bu koca makineyi, elle takılıp çıkarılan fişler, kablolar ve kumanda edilen düğmelerle programlamıştır.

Radia Perlman

Radia Perlman (d.1952) “İnternetin annesi” olarak da tanıtılsa da Perlman İnternet’in doğası gereği bu tanımlamanın doğru olmadığını söyler.[5] Annesi de bir bilgisayar programcısı olan Perlman, yazılım tasarımcısı ve network mühendisidir. Spanning Tree Protocol ‘un (STP) mucidi olan Perlman, TRILL gibi farklı bağ durumu protokollerinin geliştirmesine büyük katkı sağladı.

Sophie Wilson

Sophie Wilson (d.1957) İngiliz yapımı ilk mikrobilgisayarlardan Acorn System 1’ı 1970’lerde tasarlayan Wilson, 1981’de programlama dilini Acron Proton’a çevirdi. 1983’te ARM olarak bilinen Acorn Risk Machine’i tasarladı. Burada kullanılan komut seti 21. yyda akıllı telefonlarına model olmuştur.

Karen Sparck Jones

Günümüz arama motorlarının geliştirilmesine önemli katkı sağlayan Jones, 1974-2002 yılları arasında Cambridge Bilgisayar Laboratuvarı’nda çalıştı. Doğal dil işleme ve bilgi geri çağırımı alanlarına odaklanan Jones bu alanda en önemli katkıyı IDF (Inverse Document Frequency) konseptini ortaya atarak yaptı. 2007 yılında yaşamını yitirdi.

Günümüz tarihine yaklaştıkça örneklerin sayısı artıyor. 1970’li yıllara gelindiğinde yoğun bir şekilde çalışmakta olan kadın bilgisayarcılardan biri de Dr. Adele Goldberg idi. Alan Kay ile Smalltalk isimli ilk nesneye yönelik programlama dilini geliştiren Adele Goldberg, XEROX PARC (Palo Alto Research Center) laboratuarlarında çalıştı. Katkıda bulunduğu Smalltalk dili ile WIMP (Windows, Icons, Menus, Pointers) sisteminin prototipleri üretildi. WIMP sistemi bugün Microsoft Windows, Apple, KDE, GNOME, vs. gibi grafik kullanıcı arayüzlerinin atası idi. [6]

Meltem Yılmaz Toral, ABD’de AskJeeves arama motoru sisteminin web yüzünü tasarladı ve programladımıştır. Akkanna Peck, Mozilla Firefox’un geliştirilimesinde önemli rol oynamıştır. GNU/Linux’un masaüstü yazılımlarının geliştirilmesi konusunda çalışmaya devam etmektedir. Valerie Anita Aurora ise Linux çekirdeğine yaptığı katkıların yanı sıra ZFS isimli yeni ve yüksek performanslı bir dosya sisteminin geliştirilmesinde önemli rolü olmuştur. Aurora ya da Val Henson Mary Gardiner ile Ada Initiative’ı kurmuştur. Kadınların maruz kaldığı ayrımcılığa karşı kadınların güçlendirilmesini hedeflemiştir.[7] Deniz Akkuş Kanca ve Nilgün Belma Bugüner ise GNU/Linux tabanlı sistemler için (how-to) belgelerini Türkçe’ye kazandırmıştır. Yerelleştirme adına çok önemli bir çaba olan belgeler.org üzerinden iki kadının da çalışmaları devam etmekte.

Daha bahsedecek onlarca kadın yazılımcı ve öyküsü var. Konu ilginizi çektiyse açık kaynak yazılımlara katkı veren kadınları http://geekfeminism.wikia.com/wiki/Category:Women_in_Open_Source adresinden okuyabilirsiniz. “Kadından yazılımcı olmaz” diyenlere kızıp, kadın yazılımcıları bir araya getiren Kadın Yazılımcı bloğunu ise http://www.kadinyazilimci.com/ buradan takip edebilirsiniz. Özgür yazılım dünyasında ise debian, linux, kde kadınlarını sitelerinden takip edebilirsiniz.

Dipnotlar:

[1]    https://peerj.com/preprints/1733v1.pdf

[2]    https://tr.wikipedia.org/wiki/Ada_Lovelace

[3]    http://www.bilisimdergi.com/Kadin-ve-Bilisim-6-11.html

[4]    https://tr.wikipedia.org/wiki/Hedy_Lamarr

[5]    http://www.theatlantic.com/technology/archive/2014/03/radia-perlman-dont-call-me-the-mother-of-the-internet/284146/

[6]    http://bianet.org/bianet/kadin/53214-kadinlar-ve-bilgisayarlar

[7]    http://adainitiative.org/


video aktivizm atölyesi…ses sensin!

Mart 5, 2016

videoaktivizmi_afis


Yeni Medyayı Toplumsal Cinsiyetle Okumak…

Mart 5, 2016

panel afis


Sivil toplum için video aktivizmi eğitimi: “Ses Sensin”

Mart 1, 2016

Sivil toplum kuruluşlarına yönelik video aktivizmi eğitimi 13-15 Mayıs’ta Ankara’da düzenlenecek.

STK olarak videoyu daha etkin kullanmak ister misiniz? Alternatif Bilişim Derneği, Sivil Düşün AB Programı’nın katkılarıyla sivil toplum kuruluşlarına yönelik olarak video aktivizmi eğitimi düzenliyor. 13-15 Mayıs 2016 tarihlerinde Ankara’da düzenlenecek “Ses Sensin”: Video Aktivizmi Atölyesi (Eğitimcilerin Eğitimi) başlıklı atölyede video aktivistleri ve eğitimciler STK temsilcileriyle bir araya gelerek bilgi ve deneyim paylaşacaklar.

İlk kez düzenlenecek atölye çalışmasında STK’ların video aktivizmine yönelik farkındalığını artırmak ve etkinliklerinde bir hak aracı olarak videoyu daha etkin kullanmaları amaçlanıyor. Üç günlük eğitim programına çeşitli üniversitelerden öğretim üyeleri ve uzmanların yanı sıra Türkiye’den Kamera Sokak, Seyr-i Sokak, Bak.ma, Ankara Eylem Vakti ile yurtdışından Witness, Papertiger.tv ve Americas Media Initiative’den video aktivistleri katılacaklar.

Ses Sensin” atölyesinde video aktivizmi farklı boyutlarıyla ele alınacak. Eğitimin birinci günü, Prof. Dr. Mutlu Binark (Hacettepe Üniversitesi) ile Ar. Gör. Tuğrul Çomu’nun (Ankara Üniversitesi) Alternatif Bilişim Derneği’ni tanıtımıyla başlayacak. Ardından Yrd. Doç. Dr. Perrin Öğün Emre (Kadir Has Üniversitesi) ile Yrd. Doç. Dr Gülüm Şener (Arel Üniversitesi) video aktivizmi kavramını, tarihsel gelişimini ve kuramsal yaklaşımları, dünyadan ve Türkiye’den video aktivizmi örneklerini, Av. Faruk Çayır da görsel-işitsel malzemelerin üretim ve paylaşım süreçlerinde yaşanan hukuki sorunları ele alacaklar. Witness video aktivisti Raja Althaibani ise küresel video aktivizmini anlatacak.

İkinci gün Yrd. Doç. Dr. Nihan Gider Işıkman (Başkent Üniversitesi) video çekim ve kurgu teknikleri, sosyal ağlarda video paylaşımı, dijital yayıncılık, web tv, özgür yazılım vb. teknik konularda katılımcılara bilgi verdikten sonra video aktivizmi kolektifleriyle deneyim paylaşımları gerçekleştirilecek. Atölyenin son gününde PaperTiger.tv’nin ve Yrd. Doç. Dr. Gülsüm Depeli’nin (Hacettepe Üniversitesi) katılımıyla video aktivizminde etik sorunlar ve ifade özgürlüğü tartışıldıktan sonra Americas Media Initiative Yöneticisi Alexandra Halkin, Latin Amerika’da video aktivizmi deneyimini aktaracak. STK’ların video aktivizmi deneyimlerini paylaşmasıyla sürecek atölye, katılım belgesi töreni ile son bulacak.

Eğitime kimler katılabilir?

  • “Ses Sensin”: Video Aktivizmi Atölyesi (Eğitimcilerin Eğitimi) programına Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarında çalışanlar başvurabilirler. Atölye özellikle STK’ların iletişim ve sosyal medya departmanlarında çalışanlara yöneliktir.

Eğitim detayları:

  • Atölyeye katılım ücretsizdir.
  • Başvurular 15 Nisan 2016 gece yarısına kadar http://goo.gl/forms/K66R7aaBOQ adresinde yer alan form kullanılarak yapılmalıdır.
  • Atölye ve başvuruyla ilgili tüm sorular için sessensin@alternatifbilisim.org e-posta adresiyle iletişim kurulabilir.
  • Atölyeye ilişkin eğitim kitleri, atölyenin ilk gününde katılımcılara sunulacaktır.
  • Yurtdışından gelen video aktivistlerinin sunumlarında ardıl çeviri yapılacaktır.
  • Öğle yemeği ve çay-kahve servisi ücretsizdir.
  • Atölyeye katılım 25 kişiyle sınırlıdır. Başvuru sonuçları 22 Nisan 2016 günü e-posta yoluyla duyurulacaktır.

 


%d blogcu bunu beğendi: