Emek Dünyası programı IMC TV’de başlıyor

Mart 29, 2012

Alternatif televizyonculukta yeni bir soluk olarak bir yıla yakın bir süredir yayın hayatını sürdüren IMC TV’yle EmekDünyası.Net’in işbirliğinin ürünü olan haftalık emek haber programı “Emek Dünyası” yayın hayatına bugün başlıyor.

Emek mücadelesinin nabzı artık İMC TV Emek Dünyası programında atacak.

Alternatif televizyonculukta yeni bir soluk olarak bir yıla yakın bir süredir yayın hayatını sürdüren İMC TV’yle, EmekDünyası.Net’in işbirliğinin ürünü olarak ‘ Emek Dünyası’  haftalık  emek haber programı yayın hayatına başlıyor.

Bugün ilk bölümü yayınlanacak olan Emek Dünyası programı her Çarşamba saat 23.15’de Gökhan Biçici tarafından sunulacak.

İMC EMEK DÜNYASI NASIL BİR PROGRAM OLACAK?

İMC Emek Dünyası, haftanın emek gündemlerinden geriye kalanları, öne çıkan veya fazlaca öne çıkamayan ama çeşitli boyutlarıyla önem taşıyan emek haberlerini dosyalar halinde işleyecek, stüdyo konuklarıyla, stüdyo dışı çekimlerle, hareketli ama derinlikli bir program olacak.

İMC Emek Dünyası, mikrofonlarını ve kameralarını sendikalara, sendikacılara ve emek kurumlarına uzatacaktır. Ama Emek Dünyası bununla yetinmeyecek ve Program kürsüsünü hayatın içine kuracak; sendikalar kadar, örgütsüz, güvencesiz, dışlanmış emekçilerin kendilerini, sorunlarını ve taleplerini ifade edebilecekleri bir program olacaktır.

Emek Dünyası sadece Türkiye işçi hareketinin değil, tüm dünyanın, özellikle de içinde bulunduğumuz coğrafyanın emek mücadelesini nabzını tutacak bir televizyon programı olacaktır.

Emek Dünyası, sayısı hızla artan İMC TV izleyicilerinden başlayarak, toplumun, sendikal hareketi daha yakından tanımasını hedefleyecektir. Toplumsal ölçekte sendikalara karşı son yıllarda artan yabancılaşmanın giderilmesine katkı sağlamak bu programın önemli amaçlarındandır.

Emek Dünyası özellikle işçilerin genç kuşaklarını ve kadınları hedef kitlesi olarak önemseyecektir.

Emek Dünyası, yeni iletişim alanındaki gelişmelerden etkin yararlanarak, sadece program saatinde izlenen değil, sürekli ulaşılabilen ve izlenebilen bir formata sahip olacaktır. Program, sosyal medya alanında son yıllarda ortaya çıkan muazzam gelişmeyi televizyonculuk alanının sunduğu olanaklarla entegre bir şekilde ele alacak klasik televizyonculuk sınırlarını zorlayacaktır.

Emek Dünyası, sendikaların ve emek örgütlerinin desteğiyle hayata geçirilecek bir program olacaktır.

PROGRAM İÇERİĞİ

45 dakika ve canlı olarak yayınlanacak program yoğunluğa ve ihtiyaca bağlı olarak 5-7 arasında haber dosyası içerek. Haftanın öne çıkan gündemi üzerinden kurgulanacak manşet dosyalarının yanı sıra “Ekmeğimi Kazanırken”, “Sosyal Medya’da Emek Gündemi”, “Dünyanın Emeği” gibi sabit bölümler de yer alacak.

Emek Dünyasının bugün yayınlanacak ilk bölümünün ana gündemiyse Eğitim-Sen’in 28-29 Mart tarihleri için ilan ettiği grev ve KESK’in Ankara çağrısı olacak.

emekdünyası

 


Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) 2012 Türkiye Raporu

Mart 13, 2012

[İngilizce için tıklayınız / Click here for Englsih]

Tartışmalı yasaklı anahtar kelimelerden, merkezi seçmeli filtre sistemine kadar, İnterneti düzenlemeyi amaçlayan birçok proje etrafından yoğun tartışma yaşandı. Sıklıkla baskı altında tutulan İnternet kullanıcıları İnternetin gizli sansüre tabi tutulmasına karşı kampanyalar geliştirdiler.

Filtreleme sürüyor

http://www.engelliweb.com sitesi, 10 Şubat 2012 itibariyle Türkiye’de 15 bin 596 sitenin ya yargı kararıyla ya da Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’nın (TİB) inisiyatifiyle erişime kapatıldığını duyurdu. Bu rakam geçen yıla göre yüzde 100’lük bir artışa işaret ediyor (2011 İnternet Düşmanları Raporu’nun Türkiye kısmını okumak için). Yasaklanan siteler büyük kısmını şans oyunları, pornografik, çocuk istismarı veya yayın haklarını ihlal eden siteler oluşturuyor).

Ancak Kürt Sorunu’nu temel alan 15 kadar haber sitesi 2011 yılında yargı kararlarıyla yasaklandı. Bunlar içerisinde Firat News (www.firatnews.ws), http://www.gundem-online.net et http://www.welat.org de bulunuyor.

Tabu görülen ve dolayısıyla sansür edilen konular arasında Atatürk, özellikle Kürt Sorunu olmak üzere azınlıklar da var. Blogger platformunun filtrelenmesine, iki hafta süreyle hem ağ içinde hem ağ dışında geliştirilen eylemler sayesinde, 14 Mart 2011’de son verildi.

İnternetin düzenlenmesinde polemik

İnterneti düzenleyen 5651 Sayılı İnternet Suçlarına İlişkin Yasa etrafında tartışma düştü. Soruna dair tartışmaların temelini tercihli filtre sistemi ve yasaklı anahtar kelimeler oluşturdu.

Nisan 2011’de TİB, pornografiyle mücadele adına İnternet servis sağlayıcılarına domain adı olarak kullanılamayacak 138 adet anahtar kelimesinden oluşan bir liste gönderdi.

Absürt görünen ve “etek”, “baldız” veya “hayvan” gibi kelimelerden de oluşan söz konusu liste İnternete erişim konusunda ciddi sorunlara neden olacaktı. “Free” ve “pic” kelimelerinin de yasaklı listede yer alması özgürlüklere veya güncel görüntülere ilişkin çeşitli referansları da Türkiye İnterneti’nden dışlıyordu. Gelişme medyaya yansıdığında yetkililer, kelime listesinin sansürden sorumlu makamlarla bir iç yazışma kapsamında paylaşıldığını açıkladılar. Söz konusu listeyle ilgili şu ana kadar bir gelişme yaşanmadığı tahmin ediliyor.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun (BTK) “güvenli bir İnternet için” 22 Kasım 2011’de uygulamaya soktuğu Yeni merkezi filtreleme sistemi de hem ülke içinde hem uluslar arası çapta sert tepkilere neden oldu. İlk olarak 22 Ağustos 2011’de yürürlüğe sokulması düşünülen düzenleme, çeşitli toplum kesimlerinin görüşlerinin de alınması amacıyla üç ay süreyle ertelendi. İlk düzenleme, İnternet kullanıcılarına özellikle de çocukları zararlı içerikten korumaları için bilgisayarlarına bir filtre yükleme zorunluluğu getiriyordu. İlk düzenlemenin değiştirilmesiyle filtre zorunluluğu kaldırılarak tercihli hale getirildi.

Filtreleme için önerilen paket sayısı da dörtten ikiye (“aile” paketi ve “çocuk” paketi) indirildi. Daha önce daha ziyade yargı kararıyla erişime kapatılan pornografik içerikli siteler gibi “şüpheli” portallarla artık tercih edilen bu filtrelerle mücadele edilecek. Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütü yetkililerden belirsiz görünen söz konusu prosedüre açıklık getirmelerini talep etmişti. Aralık 2011 itibariyle, toplam 11,5 milyon İnternet kullanıcısından 22 bini filtre başvurusunda bulunmuştu.

Tercihli olsa da özgürlüğü kısıtlayan bu uygulamanın durdurulması için 4 Kasım 2011’de Danıştay’a dava açıldı. Sınır Tanımayan Gazeteciler örgütünün gerçekleştirdiği bazı testler, Evrim teorisini destekleyen Richard Dawkins’in http://richarddawkins.net/ sitesi veya azınlıklar üzerine kültürel programlara yer veren Yaşam Radyo’nun http://yasamradyo.com.tr/ sitesi gibi bazı sitelerin keyfi şekilde erişime kapatıldığını ortaya koydu.

Ayrıca, çocuk paketini tercih edenler, YouTube veya Facebook sitelerine erişemiyorlar. “Aile” paketinden yararlananların sosyal ağa girmeleri, bunun için talepte bulunurlarsa mümkün olabiliyor. Son olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin aldığı bir kararda, filtrelemenin, aşırı şekilde erişim yasağına neden olabileceğinden, orantılı bir yöntem olmadığı ve İnternette ifade özgürlüğünü de tehdit ettiği belirtiliyor. Çocukların hangi sitelere gireceğine aileleri karar veriyor.

İnternet sitelerine açılan davalarda durum

http://www.gercekgundem.com/ sitesi yetkilisi Barış Yarkadaş, Adli Tıp Kurumu yetkilisi Nur Birgen’in açtığı “hakaret” davasında Eylül 2011’da beraat etti. Ancak Yarkadaş’un başı dertten kurtulmuş değil: Bir milletvekili, bir televizyon programında sarf ettiği sözler nedeniyle Yarkadaş’tan tazminat talep ediyor.

http://www.savaskarsitlari.org sitesinin sahibi Halil Savda, askerlik hizmetini eleştirdiği için Şubat 2012’de beş ay hapse mahkum oldu. Eksisozluk sitesinin bir yazarı, 10 Ağustos 2011’de “Din saçmalığı” başlıklı bir yazı yazdığı için “dini değerleri aşağılamak” iddiasıyla yargılanıyor. Türkiye İnsan Hakları Vakfı yetkilisi Şebnem Korur Fincancı ve taraf.com.tr sitesinin yetkilisi Adnan Demir hakkında açılan ceza davasının görülmesine de 10 Nisan’da devam edilecek.

Gazeteci Serdar Tuncer, bir twitter kullanıcısı ve 200 bin abonesi hakkında suç duyurusunda bulundu. Gazeteci, @allah (cc) hesabının sahibi ve okurlarını İslam ve Müslümanları aşağılamakla suçluyor. Şikayete karşılık hesap sahibi de twitter üzerinden “only god can judge me” (Bir tek Tanrı beni yargılayabilir) mesajına yer verdi.

İnternette eylemlilik sürüyor, uluslar arası tepkiler meyvelerini veriyor

Filtre karşı Türkiye’nin 31 ilinde 15 Mayıs 2011’de eylemler gerçekleştirildi. Sansür karşıtı eylemlere destek veren bir çok siteyse İnternet üzerinden saldırıya uğradı. Eylemlerin boyutu, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ile Avrupa Birliği’nin (AB) tepkileri yetkilileri taviz vermeye itti.

İnternet üzerinden en belirgin girişimlerden biri, http://internetimedokunma.com/ sitesi üzerinden filtrelemenin yol açacağı tehlikeler konusunda İnternet kullanıcılarının bilgilendirilmeleri oldu. http://www.seninyuzunden.org/ sitesiyse, İnternet kullanıcılarını gözleri bağlı fotoğraflarını göndermeye çağırdı. Site söz konusu fotoğraflara yer verdi.

Kaynak: http://en.rsf.org/IMG/pdf/turkiye_2012-2.pdf (Erişim: 13.03.2012, 16:47)


RSF 2012 Turkey Report

Mart 13, 2012

[Click here for Turkish / Türkçe için tıklayınız]

Intense debate has raged around several plans to control the Internet, ranging from an outrageous list of banned keywords to a mandatory centralized filtering system that ended up being optional. Despite relentless pressure, netizens have been mobilizing against the implementation of backdoor censorship on the Web.

Continuous filtering

As of February 10, 2012, the website engelliweb.com had tallied 15,596 sites suspended by the authorities, either by court order, or by decision of Turkey’s Information Technologies and Communications Authority (BTK) – a number double what it was last year (see the Turkey chapter of the 2011 “Enemies of the Internet” report). Most of these are betting, pornographic, or pedophile content websites.

However, some 15 supposedly pro-Kurd news websites were banned by court order in 2011, including Firat News (new URL: www.firatnews.ws), gundem-online.net and welat.org. Among the topics considered taboo and therefore censored are Atatürk and the minorities’ (notably Kurd) issue. The filtering of the Blogger platform was lifted on March 14, 2011 after two weeks of blocking and strong mobilizations both on and offline.

Net censorship and the legal status of the debate

Controversy over the 5651 Law has abated. Its main focus has been optional filtering and a list of banned keywords.

In April 2011, the BTK forwarded to web-hosting companies and Internet service providersa list of 138 keywords to be banned from Turkish domain names as part of the fight against pornography. Already laughable because it included words like “skirt” (etek), “sister-in-law” (baldiz) and “animals” (hayvan), this list posed serious Internet information access problems: since it prohibited the words “free” and “pic,” it may have eliminated from the Turkish Net countless references to freedoms and the latest news photos. When the media began covering this issue, the BTK stated that the list had been cited within the context of an internal communication urging state bodies responsible for suppressing online content to be on the alert. For now, it would appear that no further action has been taken regarding this list.

The new centralized filtering system “for the safe use of the Internet” launched by Turkey’s Information Technologies and Communications Authority (BTK) on November 22, has also raised strong reactions both in the country and abroad. Its introduction, initially planned for August 22, 2011, was postponed three months so it could be submitted to public consultation. The initial project required Internet users to install a filtering software on their computers in order to protect them (particularly minors), from any “objectionable” content. Since then, plans have been changed and the installation is no longer required. The number of filtering options has also been reduced from four to two: “family” and “child.” Pornographic sites previously blocked by court order, like other “suspect” portals, will now be automatically filtered for netizens who have adopted the system, according to an as yet unclear procedure, about which Reporters Without Borders has requested more information. As of early December 2011, only 22,000 of the country’s 11.5 million Internet users had signed up for it.

On November 4, a complaint was filed with the Turkish State Council to request the elimination of the system, which, although optional, remains a threat to freedom. Tests conducted by Reporters Without Borders have shown that certain websites were abusively blocked, such as those of evolutionist Richard Dawkins (richarddawkins.net) and of Yasam Radyo (“Radio Life,” which broadcasts cultural programs on minorities). The “child” option does not provide access to Youtube or Facebook, and these social networks are only accessible under the “family” option if the user requests it. The filtering solution is inappropriate and a threat to online freedom of expression as the European Union Court of Justice recently affirmed, since it increases overblocking risks. The decision as to what is, or is not, “objectionable” must be left to families, not to the State.

Status of lawsuits against Internet website contributors

Online journalist Baris Yarkadas, sued for a “personal insult” by Nur Birgen, Chair of the Institute for Forensic Medicine’s Third Specialization Board, was discharged in September 2011. His legal troubles are not over, however, since a deputy is currently suing him for damages for having offended him during a televised debate.

Halil Savda, administrator of the website for pacifists and conscientious objectorswww.savaskarsitlari.org, was sentenced to five months in jail at the end of February because of his criticism of the army.

A writer for the eksisozluk (Eksi Sözlük, or “sour dictionary”) website was charged with “contempt for religious values’’ for writing an article on August 10, 2011, entitled “Stupidity of religion.” The lawsuit brought against Forensics Medicine expert and Chair of the Turkish Human Rights Foundation Sebnem Korur Fincanci and the editor of the taraf.com.tr (Camps) website, Adnan Demir, will resume on April 10.

Journalist Serdar Tuncer filed a complaint against a Twitter user and its 200,000 subscribers on the grounds that the owner of the satirical account @allah (cc), and his readers, mocked Islam and other religions and humiliated believers.

Online mobilization continues and international pressures show results

Demonstrations against online censorship were held on May 15, 2011 in 31 Turkish cities. Several sites that had supported the anti-censorship protests sustained cyberattacks. The magnitude of the mobilization, as well as the reactions of the OSCE and the European Union, compelled the authorities to make certain concessions (see above).

The most impressive online initiatives were the website‘Hands Off My Internet”, which made Internet users aware of the risks associated with the filtering system and the Senin Yüzünden (“Because of You”) site, which invited netizens to post photos of blindfolded people.

Source: en.rsf.org (Accessed on March 13th, 2012 at 16:44 EET)


Sınır Tanımayan Gazeteciler internet düşmanı ülkeleri seçti

Mart 13, 2012

Türkiye’nin, Fransa’nın ve Avustralya’nın de içinde bulunduğu 14 ülke ise izlemeye alınan ülkeler listesinde.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü, yıllık “İnternet düşmanı ülkeler” raporunu hazırladı. Rapora göre 12 ülke “internet düşmanı” seçilirken, Türkiye’nin de içinde bulunduğu 14 ülke izlemeye alındı.


CNNTürk’ün haberine göre; 12 Mart Dünya Siber Sansürle Mücadele Günü yayımlanan rapor, sosyal medyadan güç alan Arap Baharı hareketi ile birlikte bazı ülkelerin online ifade özgürlüğü konusunda geliştiğini, bazılarının ise katılaştığını gösteriyor.

Örneğin; önceki yıllarda internet düşmanı seçilen Libya’nın, Kaddafi’nin devrilmesinden sonra her iki listeden de çıkarıldığı görülüyor.
İnternet düşmanı ülkeler
Protestolar sırasında internete kısıtlamalar koyan Bahreyn ve yabancı sitelere erişimi engelleyen Belarus, önceki yıllarda izlemeye alınan, şimdi ise internet düşmanı seçilen ülkeler arasında.

Diğer internet düşmanı seçilen ülkeler ise Burma, Çin, Küba, İran, Kuzey Kore, Suudi Arabistan, Suriye, Türkmenistan, Özbekistan ve Vietnam oldu.
İzlemeye alınan ülkeler
Türkiye’nin, Fransa’nın ve Avustralya’nın de içinde bulunduğu 14 ülke ise izlemeye alınan ülkeler listesinde.

Rapora göre Fransa, uyguladığı filtreleme yasası ve yasadışı download yapanların bağlantısını kesme yetkisi yüzünden izlemeye alınan ülkeler arasına girdi.

Bir diğer sürpriz ülke Avustralya ise, yine “uygunsuz içeriği” filtreleme yasası sebebiyle izlemeye alınan ülkeler listesine alındı.

Kaynak: t24.com.tr (Erişim: 13.03.2012, 16:29)


Visualist 2012’de Google ve Microsoft

Mart 7, 2012

İstanbul Kültür Üniversitesi’nde düzenlenen Visualist 2012’de, Microsoft Yazılım Geliştirme Teknolojileri’nden Melek Pulatkonak, Windows Open Academy’yi (Windows Açık Akademi) tanıtarak bir retro-değerlendirme yaptı.

Google Türkiye Bölge Pazarlama Müdürü Mustafa İçil ise “SoLoMo” (Social-Local-Mobile / Sosyal-Yerel-Hareketli) konseptinin güncel web’deki en önemli unsurların başında geldiğini belirtti.


Telif Hakları ve Paylaşım Hakkı

Mart 6, 2012

Yazar: Koray Löker

Model ülke Türkiye

2012’nin başlamasıyla birlikte dijital dünyada birbirine paralel birçok önemli olay vuku buldu. Bir yanda, ABD sınırları içinde yaşanmakla birlikte tüm dünyayı tartışmaya katan SOPA/PIPA isimli sansür yasaları, diğer yanda Megaupload sitesinin kapatılması ve yöneticilerinin tutuklanmasıyla gelişen olaylar ve bunlarla bağlantılı olarak yıllardır kapalı kapılar ardında devam eden pazarlıklarla küresel ticaret anlaşmalarına eklemlenmek istenen yeni bir McCarthy yasası olarak ACTA. İnternet kullanımımız, despotik hayallerden ve özgürlük ufkumuzdan, dünya üzerindeki başka kavgalardan bağımsız değil…

Yabancı hırsızların Amerikan fikrî mülkiyetini, girişimciliğini ve ürünlerini çalmalarını engellemek için en iyi yolu bulmalıyız.

Bu korsanlık sorunu görmezden gelinemeyecek kadar büyük. Amerikan kültür endüstrisi 19 milyon beyaz yakalıya iş yaratıyor ve ihracatın yüzde 60’ını kaplıyor. Yapılan hırsızlığın Amerikan ekonomisine maliyeti yılda 100 milyar doları buluyor ve binlerce kişinin işine mâloluyor.”

SOPA önerisinin baş savunucusu, Teksaslı senatör Lamar Smith, yasa tasarısını geri çektiğini duyururken böyle diyordu.

Senato’da SOPA, Temsilciler Meclisi’nde PIPA kısaltmalarıyla görüşmeye açılan yasa tasarıları, ABD’den başlayarak tüm dünyada internet kullanıcılarını harekete geçirdi. Korsan yayınla mücadele yöntemi olarak internet erişiminin engellenmesini öneren tasarılar, yoğun tepkiler üzerine rafa kaldırıldı.

İlk tasarı Mayıs 2011’de Temsilciler Meclisi’ne sunulmuştu. Yasa, telif haklarıyla korunan bir içeriğin izinsiz yayınlanması durumunda, bu amatör bir video paylaşımında bile olsa, beş yıl hapis cezası öngörüyordu. Bu uygulamanın akla getirdiği en bilinen örnek, Youtube’da popüler şarkıları kendi yorumuyla paylaşarak ünlü olan Justin Bieber oldu (Bieber Yasası da deniyor o yüzden). New York’ta yaşayan bir dostumuz Facebook’ta şu yorumu yaptı: “Michael Jackson’ın şarkılarını paylaşanı beş yıl, öldüreni dört yıl hapse atıyorlar.”

Tartışmalar eşliğinde komisyonları dolaşan yasa, ekimde Çevrimiçi Korsanlığı Önleme Yasası (Stop Online Piracy Act SOPA) ismiyle Senato’ya sunuldu. Görüşmeler sürerken internet toplulukları ve şirketleri ortak eylem planları oluşturdu. Kasım ayında aralarında Firefox’un hamisi Mozilla Vakfı, tumblr gibi tanınmış organizasyonların da bulunduğu yüzlerce site yayınlarına bir gün ara verdi, çeşitli kampanyalarla kamuoyunu harekete geçmeye çağırdı. 16 Kasım Amerikan Sansür Günü ilan edildi, Kongre milyonlarca mektup ve telefonla bombardımana tutuldu, konu ana akım medyaya taşındı. Aralık ayında Amerikan ulusal kanallarındaki tartışma programları, konuyu TV ile harekete geçen pasif seçmenlere ulaştırmış oldu.

Aralık sonuna gelinirken, Amerikan tipi sosyal hareketlerin bir başka güçlü yönü ortaya çıktı: Boykot. GoDaddy adlı internet şirketinin tasarıya desteğini açıklamasını takiben 100 bine yakın kullanıcı sözleşmesini iptal etti. Bir hafta içinde yasaya karşı koalisyona katılan şirket, kullanıcılardan özür dilemek zorunda kaldı.

14 Ocak’ta Beyaz Saray, Obama yönetiminin bu yasayı desteklemediğini açıkladı. 18 Ocak’ta ise sadece ABD’de değil, tüm dünyada en çok kullanılan web siteleri ortak bir eylem planına göre yayınlarını durdurdu. Google, Wikipedia, Amazon, Flickr gibi firmaların yanında WordPress, Craigslist, Reddit gibi sosyal araçlar sunan siteler de eyleme katıldı. Bu yolla yüz milyonlarca insana ulaşan sansür karşıtı mesajı takiben düzenlenen imza kampanyasına da ilgi çok yüksek olunca, Senato yasa tasarısını rafa kaldırdığını açıkladı.

Bu gelişmeler şaşırtıcı değil. İnternet servislerinin ezici çoğunluğu Amerikan şirketleri tarafından yürütülüyor. Protestocuların sesinin bu kadar yüksek çıkmasını sağlayan önemli etkenlerden biri de, bu şirketlerin eylemleri desteklemesi, hatta zaman zaman organize etmesi.

MİLİTAN TEKELLERİN SONU

İnternet bağlantısı ABD sınırları içinden kurulan tüm siteler zaten sıkı bir telif denetimine tâbi. Yeni yasa, ABD dışından servis veren sitelerin telif haklarını ihlali durumunda erişim engeli öngörüyor; tartışmaların alevlendiği nokta, bu engelin orantısızlığı. Tasarı, tek bir ihlalin bile sitenin topyekûn kapatılmasına yol açacak şekilde düzenlenmiş. Böylece örneğin yüz milyonlarca kullanıcısından tek birinin telif haklarını ihlal eden bir video yüklemesi sonucu tüm Youtube ya da Facebook kapatılabilir.

Türkiye’de aynen süren uygulama nedeniyle onbinlerce site yasaklı. SOPA karşıtı önemli aktörlerden Youtube da uzun süre yasaklı kaldı. İfade özgürlüğü, girişimcilik ve yenilikçiliğin önünde dev bir engel olarak görülen yasanın Türkiye’nin aksine ABD’de kıyamet koparması tesadüfî değil. Bunun ilk nedeni, katma değerli servis kullanımında, yani ek planlar ile ücretli hizmetlerde ABD’li tüketicilerin yoğunluğu. Daha önemli görünen ikinci bir nedense, hizmet veren şirketlerin Amerikan borsalarında halka açık olması.

Sansür karşıtlarınca doğal biçimde oluşmuş koalisyonda elbette sadece dev internet şirketleri yer almıyor. Dijital özgürlükleri dert edinen örgütler, düşünce özgürlüğü savunucuları, küresel düşüncenin Korsan Parti’de vücut bulmuş muhtelif izdüşümleri de aktif katılımcılar arasında. Tasarının geri çekilmesinin ardından düzenlenen bir ankette, “zaferde en büyük pay kimin?” sorusu 15 bin kişiye yöneltildi. Katılımcıların yüzde 40’ı Wikipedia’nın karanlığa gömülmesini hatırlarken, yüzde 25’i irili ufaklı binlerce site ve eylemcinin kolektif çabasını önemli buldu. Google’ın payını önemseyenler Reddit sitesinin takipçilerinin yüzde 5 gerisinde kalarak yüzde 12’lik payı oluşturdu. Reddit ve Wikipedia’nın kolektif yapılarını göz önüne alarak, hiç değilse iradenin iyimserliği hatırına, eylemin çoğunlukla ifade özgürlüğü perspektifinden bakanlarca şekillendiğini umabiliriz.

Activist Post sitesinde yazan Heather Callagan, yasa koyucuların geri adım atmadığının altını çizerek Dijital Ticaretin Çevrimiçi Korunum ve İcrası başlıklı yeni bir önerinin imzaya açıldığını hatırlatıyor. OPEN (Online Protection and Enforcement of Digital Trade) kısaltmasıyla kervana katılan tasarı, sitelerin telif ihlalini bilinçli olarak yapmadıkları durumlarda hedef alınmayacağını içeren bir reformdan başka yenilik içermiyor. Kamuoyu oluşturma güçlerini ispatlayan dev şirketleri oyun dışına çekecek bir havucun baştan beri yedekte tutulduğunu düşündüren bu gelişme hızlıca sonuç verdi. Önceki yasanın en kararlı muhalifleri arasındaki Google, Facebook, Twitter gibi büyük şirketler yeni yasayı destekliyor. Megaupload’un hedef

gösterilme biçiminin bir çeşit pilot uygulama olduğunu akılda tutarak yöntemin ilk günden sonuç verdiğini düşünmek mümkün. Dolayısıyla kullanıcı / tüketici ayrımının flulaştığı dev ticarî alanlardaki eylem çağrılarına veda etme zamanı da geliyor.

BAK, KONUŞUYOR KRALLAR

Sacayağının üçüncü ve belki de en yaygın sorun yaratacak ayağı ACTA bu asimetrinin göstergelerinden biri. Express’in 100. sayısında yer verdiğimiz Ticarette Sahteciliğin Önlenmesi Antlaşması (Anti Counterfeit Trade Agreement ACTA), korsanla mücadele adı altında gümrük görevlilerine bilgisayarlarda internetten indirilmiş film olup olmadığına dair arama yetkisi gibi akıllara zarar önlemler de içeren bir başka şirket terörü yasası. Kültür ürünlerinin paylaşımını ancak internet üzerinden yapıldığında ifade özgürlüğü şemsiyesiyle koruyabilen dev firmaların yokluğunda ACTA gündemde hak ettiği yeri bulamıyor.

Düzenlemenin “normal kanunî yolları içermemesi” nedeniyle Magna Carta ve Amerikan anayasası gibi Anglosakson hukukunun temel düzenlemelerine kökten aykırı olduğu tartışıladursun, web sitelerinin “yasal konular” başlığı altında kendilerine yönelik hukukî ihtar ve tehdit mektuplarına alaycı yanıtlarıyla tanınan ve en büyük dosya paylaşım ağlarından biri olan The Pirate Bay (Korsanlar Körfezi), “Fırtınalı Bir Yıl” başlıklı bir mektupla mücadeleye devam edeceğini açıkladı. Tartışmaları nakletmeye ara verirken, mektuptan bir alıntıyla bitirelim:

“Hiçbir aklı başında insanın uzun süre devam edemeyeceği bu işi yaparken nöbet değiştiriyoruz. Bizi bir araya getiren en güçlü duygu, doğru olanı yaptığımıza dair inancımız. Günü gelince torunlarımıza gurur duyarak anlatacağımız bir hikâye. Nöbeti devraldığımız eski arkadaşlarımızdan üçü, üç kankardeşimiz hapis cezasına çarptırıldı. İsveç’i terk ettikleri için hapse girmekten kurtulmuş olmaları tek tesellimiz. Ama öfkemizi asıl bileyen, bu sistemin, kralların, hükümetlerin hâlâ ne yapacağımıza karar verebilme yetkileri olması. SOPA/ACTA/PIPA yasalarıyla bu konu kapanır mı sanıyorsunuz? Kapanmayacak, daha da saçma yasalar çıkartacaklar. Çünkü siz filmleri, müzikleri paylaşmaktan vazgeçmeyeceksiniz. Çünkü biz asla pes etmeyeceğiz. Çünkü zaman geriye akmaz. Birlikte olduğumuz sürece çekicin her vuruşunda sağlamlaşan demir olduğumuzu biliyoruz. Bu fırtınalı yılda, yeldeğirmeni yapanlar kazanırken, sığınak peşindekiler kaybedecek. Kıpırdanın, harekete geçme zamanı. Yeni yollar, yeni ağlar bulacağız ve zafer için daha güçlü bağıracağız!”

 

Kaynak: Express Sayı: 126, 2012


Gizliliğinizi korumanın 7 yolu

Mart 6, 2012

GQ Türkiye / Eser Teker

Google’ın çok tartışılan gizlilik sözleşmesi yürürlükte. Yaptığınız her aramada özel hayatınızı deşifre ettiğiniz hissinden rahatsızsanız biraz gizlenmeyi deneyin

Adını siz koyun; Google, Bing, Yahoo gibi arama motorlarının, Facebook, Twitter ya da LinkedIn gibi sosyal paylaşım sitelerinin, bunlar da yetmezmiş gibi Foursquare, Instagram gibi mobil uygulamaların hakkınızda hemen hemen her şeyi bildikleri, ve bu bilgileri seve seve verdiğiniz bir gerçek. Peki bilinmemesi gerekenleri nasıl gizlemeli?

1- Sokakta bağırmadığınız bilgileri internette aratmaya kalkmayın

Adınız, soyadınız, TC kimlik numaranız, doğum tarihiniz, kredi kartı detaylarınız, cep telefonu numaranız ya da açık adresiniz gibi başkalarının bilmesine hiç de gerek olmayan verileri arama motorlarına yazmayın. Bu mahallede 40 Haramiler cirit atarken, anahtarınızı paspasın altına saklamaya benziyor.

2- Yabancılardan şeker kabul etmeden önce bir kez daha düşünün

İnternet sitelerinin kullanım tercihlerinizle ilgili bilgisayarınıza yerleştirdiği çerezler (cookies) işlerinizi kolaylaştıracak türden olabileceği gibi bilgisayarınızda ne var ne yoksa rapor ediyor da olabilir. Web tarayıcınızın çerezler ayarlarını kontrol edin, şüpheli sitelerden gelen çerezleri kabul etmeyin ve sık sık tarayıcınızın önbelleğini temizleyin.

3- Olası saldırılara karşı alan savunması yapın

İşini bilen biri için aşılamayacak engel yoktur ama muhtemelen internette gezinirken azılı hackerlarla uğraşmayacaksınız. Temel düzeyde bir koruma için bağlantı tarama yazılımı (link scanner) ve güvenlik duvarı yazılımı (firewall) kullanın.

4- Bitmeyen dert: Şifreler, şifreler, şifreler…

Biliyoruz, bunu duymaktan bıktınız ama doğum tarihinizi, sıralı rakamları şifre olarak kullanmak kesinlikle iyi bir fikir değil. Cumhuriyet’in kuruluşunu ya da İstanbul’un fethini de öyle.

5- Ardınızda delil bırakmayın

Facebook hesabınızı kırmak sıradan biri için pek de kolay değil. Ancak işyerindeki bilgisayarda hesabınızdan çıkış yapmadıysanız elini sallayan hesabınıza ulaşabilir. Aynı şey e-posta hesabınız için de geçerli. Yabancı bilgisayarlarda kişisel bilgilerinizi girmekten kaçının, şifrelerinizi asla kaydetmeyin ve mutlaka tüm hesaplarınızdan çıkış yapın.

6- Online beyaz yalanlar…

Herkesin her şeyi bilmesine gerek var mı? Sıradan sitelerde kullanmak için alternatif bir e-posta adresi alın. Her yere tüm gerçek bilgilerinizi vermeyin. Gerekirse sahte isimler, kısaltmalar ya da takma adlar kullanın. Formlarda otomatik doldurma seçeneğini kaldırın.

7- Hiçbir şeyi okumadan kabul etmeyin

Gizliliğiniz konusunda endişeleriniz varsa web sitelerinin ve yazılımların gizlilik sözleşmelerini mutlaka eksiksiz okuyun. Güvenlik ayarlarınızı eksiksiz tamamlayın ve sık sık kontrol edin.

Kaynak: http://gq.com.tr/257/internette-gizliliginizi-korumanin-7-yolu (Erişim: 1 Mart 2012, 22:40)


Visualist 2012

Mart 6, 2012

Visualist 2012: Uluslararası Görsel Kültür Kongresi, İletişimde, Sanatta ve Tasarımda Yeni Yaklaşımlar: “Dijitalleşme” teması ile 7-9 Mart 2012 tarihleri arasında İstanbul Kültür Üniversitesi’nde.

Kongre programına buradan ulaşabilirsiniz.


%d blogcu bunu beğendi: