Google Now On Tap hakkında görüş için…

Eylül 29, 2015

Google Now On Tap haakında detaylı bir bakış için Jack Wallen’in yazısına bakınız:

http://www.techrepublic.com/article/google-now-on-tap-the-next-evolution-of-the-digital-concierge/

Reklamlar

İnternette arama motorlarında gizlilik sorunu?

Eylül 29, 2015

İnternetin geniş kitlelerin kullanımına sunulmasından bu yana arama motorları en sık ziyaret edilen siteler arasında yer alıyor.

Bugüne kadar daha çok masaüstü ve diz üstü bilgisayarlara göre hazırlanan arama motorları, artık cep telefonlarıyla birlikte evrilmeye başlıyor.

Dünyanın en büyük teknoloji şirketlerinden ABD merkezli Google, internette veri tüketimi liderliğini kişisel bilgisayarlardan devralan cep telefonlarının küçük ekranlarında uzun uzun yazmanızı sizden istemeyecek bir arama motoru geliştirmeye çalışıyor.

Yakında piyasaya sürülecek olan yeni arama motoruna Google, ‘Now on Tap’ adını verdi.

BBC‘ye konuşan Google Araştırma Birimi lideri Amit Singhal, Android işletim sisteminin son sürümü Android M ya da Android Marshmallow (Şekerleme) ile çalışacak yeni arama motorunu kısaca “Ne aramak istediğinizi tahmin eden, kelimelerin anlamını bilen bir arama motoru” olarak tanımlıyor.

Arama pencereleri tarih oluyor…

Singhal yeni sistemin becerilerini bir örnekle anlatıyor:

“Farz edelim ki eşinizle telefonda mesajlaşıyorsunuz. Size bir lokantadan bahsediyor ve yol tarifini vermek istiyor. Artık tek yapması gereken şey, lokantanın adı geçtiğinde telefon ekranının alt-orta kısmında bulunan daireye 1-2 saniye basmak. Yeni arama motoru kişinin o lokantayla ilgili daha fazla bilgi istediğini anlıyor ve açılış-kapanış saatleri, haritadaki yerini ve benzeri gerekli detayları ekrana getiriyor.”

Eğer lokantayla ilgili başka birşey sormak istiyorsanız, “OK Google” diyerek, sesli arama komutu vereceğinizi telefonunuza anlatabiliyorsunuz.

Singhal’in verdiği bir diğer örnek, sesli aramalardan:

“Mesela Spotify’da bir şarkı dinliyorsunuz, şarkının ismi ekranda beliriyor. Çalan grubun vokalistinin ismini hatırlayamıyorsunuz. Google’a ‘Vokalist kim?’ diye sormanız yeterli olacak.”

Bu yenilik Android M işletim sistemi üzerindeki tüm telefon uygulamalarıyla uyumlu biçimde de çalışabilecek.

“Yeni arama motoru mobil dünya için tasarlandı” diyen Singhal, artık arama yaparken kullanıcıların ekrandan ekrana atlayıp, uygulamaları küçültüp yeni arama sayfaları açmasına gerek olmayacağını söylüyor.

Google her şeyi ekranın altında beliren küçük halkaya bağlamış durumda.

Gizlilik sorunu!

Ancak çoğu teknolojik yenilikte olduğu gibi burada da daha konforlu bir hizmet için kullanıcıların eskisine oranla çok daha fazla kişisel bilgiyi arama motoruyla paylaşması gerekecek.

Kullanıcıların sevdiği şeyler, hobileri ve alışkanlıkları arama motoru tarafından depolanacak ve tabii bu profile uygun reklamlar Google aracılığıyla kullanıcıya yönlendirilecek.

Bir diğer teknoloji devi Apple’ın CEO’su Tim Cook, bu yıl içerisinde yaptığı bir konuşmada şahsi bilgilerin bu şekilde kullanılmasını eleştirip “Hakkınızda ne var ne yok öğrenip bunu paraya dönüştürmeye çalışıyorlar” demişti.

Apple, kullancılardan toplanan bilgilerin bireylere özgü profiller toplanmasından ziyade, gizlilik prensibine uygun biçimde bilgi havuzlarında topladığını belirtiyor.

Google Araştırma Birimi lideri Singhal ise kullanıcıların kişisel bilgiler üzerinde ‘tam kontrole’ sahip olduğunu ifade etse de, paylaştıkları bilgiler karşılığında aldıkları hizmetlerden memnun kalacaklarını savunuyor.

Singhal, “Eğer Google ofisimin nerede olduğunu bilmezse ya da ertesi günkü toplantımın nerede olacağını bilmezse bana işe giderken trafiğin nasıl olacağına dair bir mesaj gönderip, ‘Hadi yola çık lütfen’ diyemez” diyor.

Kaynak: http://www.bbc.com/turkce/haberler/2015/09/150929_google_yeni_arama_motoru?ocid=socialflow_twitter


Internet as a Commons: Public Space in the Digital Age

Eylül 29, 2015
Conference Date 1 October 2015 from 15:00 to 18:30
Place European Parliament – Room ASP A1G3
60 rue Wiertz – 1047 Brussels

This conference is organised in cooperation with Commons Network and Heinrich Böll Foundation.

INTRODUCTION

The Internet as a whole has become an important part of our global public sphere. Internet provides access to a wealth of information and knowledge, and the possibility to participate, create and communicate. This public space made up of internet infrastructures is increasingly threatened from two sides; by the centralization and commercialization through the dominant positions held by giant telecom and Internet companies, as well as by an increasing trend in state regulation and censorship of the net. This poses important questions about how we choose to organize and regulate our digital societies, and how Internet governance models can be developed and implemented to ensure fair and democratic participation.

When it comes to the future of the Internet, a key discussion is one of infrastructures; who owns, runs and controls them. The question of regulation, and who oversees the regulators, is made complicated by the transnational nature of the net.

As much as people expect a broadly and equitably accessible Internet open to diversity, we are, slowly but surely, moving away from it. Monopolization of Internet infrastructures and services by companies such as Facebook and Google has gone hand in hand with privacy intrusions, surveillance and the unbounded use of personal data for commercial gain. As we all interact in these centralized commercial platforms that monetize our actions we see an effective enclosure and manipulation of our public spaces. Decentralization and democratization of the Internet infrastructure and activities is essential to keep a free, open and democratic Internet for all to enjoy equitably. But can the “small is beautiful”-idea be compatible with the building of state-of-the-art successful infrastructure in the future?

The debates around net neutrality, infrastructure neutrality and Internet monopolies reflect the important choices that are to be made.  It is essential the EU formulates a comprehensive vision on the internet that addresses the protection of civil liberties such as free speech and privacy, but also the growing commercialization of our digital public spaces and the commodification of personal data with the effect of the market encroaching on all aspects of our daily lives. Only then can it make relevant interventions regarding the Internet and its governance.

Let´s discuss how to re-decentralize and reclaim the Internet for all.

PROGRAMME

15:00-15:30
Introduction
With opening remarks from Michel Reimon, Sophie Bloemen and professor Yochai Benkler

15:30-16:45
1st panel, The big picture

What, if anything, in the current model of Internet Governance is clashing with a decentralized, resilient internet viewed as a common good? And what steps should be made by policymakers to foster  the best environment for  decentralized, community managed projects to grow?

Participants: Renata Avila, Aral Balkan, Jennifer Baker and Nicole Dewandre
Moderator: Max Andersson

17:00–18:15
Decentralised infrastructure:  Examples

What examples of local and decentralized projects do we have today and what are the obstacles they face?

Participants: Edmon Chung, Robbert Mica, Olivier Schulbaum, Leandro Navarro and Estelle Masse
Moderator: Julia Reda

18:15–18:30
Conclusions and final remarks

See: http://www.greens-efa.eu/internet-as-a-commons-13850.html


Offline…

Eylül 29, 2015

offline


23 Ekim 2015 Foklor/Edebiyat Dergisi Yeni Medya Çalışmaları buluşması

Eylül 21, 2015

23 Ekim 2015 Cuma günü 10:00-12.30 arasında, AÜ DTCF Halkbilim Topluluğu tarafından Folklor/Edebiyat Dergisi Yeni Medya Çalışmaları Buluşması organize edilmektedir.

AFIS jpeg -dusuk cozunurlukluToplantı yeri: Ankara Üniversitesi Rektörlük 100.YılToplantı Salonu Tandoğan-Ankara


EDRi identifies key challenges to freedom of expression online

Eylül 13, 2015

On 13 November 2014, EDRi met with the European External Action Service (EEAS) for a civil society consultation on the EU Human Rights Guidelines on Freedom of Expression Online and Offline. The EEAS aims at improving the Guidelines in the future and was seeking input to that end. EDRi had already outlined its position in its response to the 2013 public consultation on the Draft EU Human Rights Guidelines on Freedom of Expression. In August 2015, EDRi submitted a paper to update its position (see links below).

EDRi believes that several key challenges stand in the way of the freedom of expression online. The first relates to legislative transparency and the right to access documents held by public bodies, an issue that is mentioned briefly in the Guidelines and recognised in the legislative framework of the EU. Denial of access obstructs the democratic participation and limits the ability of media and civil society actors to function. Improvements in this regard are slow to take root, and new restrictions have been introduced by EU bodies to the detriment of freedom of expression online. In the area of transparency and democratic participation, the EU should lead by example – as a global standard setter rather than going back on its own commitments.

Secondly, the question of the role and liability of internet intermediaries online is an issue of concern. According to the EU legal framework, they are not required to proactively police Internet content, a point that is mentioned in the Guidelines. According to the “safe harbour” provisions of the E-Commerce Directive, intermediaries are not liable for the conduct of third parties unless they are aware or in control of the content, nor are they required to generally monitor such conduct. And yet, privatised policing activities are frequently imposed on intermediaries by states, through coercion or, for example, public relations pressure. Obligations imposed on intermediaries must be balanced so as to not result in unpredictable, arbitrary or disproportionate restrictions on fundamental rights and freedoms.

Thirdly, an issue that needs to be addressed is that of law enforcement online, which often consists of “voluntary” measures being imposed on the private sector to help “self-regulate” (i.e. regulate their customers) or arbitrarily delete online content. Such actions can have a legitimate purpose, such as combatting child abuse, but ultimately lie outside a legal framework and, as the European Court pointed out in the Data Retention case, a legitimate purpose is not enough to prove legality under the European legal framework. Furthermore, in the absence of common definitions for “extremist” or “terrorist” views, applying similar filtering or blocking systems in pursuit of “national security” leaves room for arbitrary restrictions of universal human rights, in contradiction to all relevant international legal instruments.

In terms of EU objectives, the institutions should promote legislative transparency and the rule of law, safeguarding fundamental rights and freedoms rather than encouraging “voluntary” restrictive measures by Internet intermediaries. The Guidelines ought therefore to be developed in the spirit of an EU cybersecurity strategy which supports the promotion of access to information and freedom of expression.

EDRi Comments on Article 24 of the EU action plan on Human Rights and democracy and the EU Human Rights Guidelines on Freedom of Expression Online and Offline
https://edri.org/files/EEAS_freedom_of_expression_EDRi_comments.pdf

EEAS Consultation on the Draft EU Human Rights Guidelines on Freedom of Expression, EDRi response (15.08.2013)
https://edri.org/files/eeas_response.pdf

Cybersecurity Strategy of the European Union: An Open, Safe and Secure Cyberspace, JOIN(2013) 1 final (7.2.20130)
http://eeas.europa.eu/policies/eu-cyber-security/cybsec_comm_en.pdf

EDRi-gram: EC adopts Guidelines on Freedom of Expression Online and Offline (21.05.2014)
https://edri.org/ec-adopts-guidelines-on-freedom-of-expression-online-and-offline/

(Contribution by Inka Kotilainen, EDRi intern)

Source:https://edri.org/edri-identifies-key-challenges-to-freedom-of-expression-online/


Journalists detained in Turkey for using encryption

Eylül 13, 2015

On 27 August, a British journalist and a cameraman working for Vice News, a news channel that broadcasts in-depth documentaries about current subjects, and their fixer were detained in Turkey while reporting in Diyarbakir, the main city of the country’s predominantly Kurdish southeastern region. At the beginning of September, the three men were charged by a Turkish judge in Diyarbakir with “deliberately aiding an armed organisation”. The basis for the charge was that the fixer used a complex encryption system on his personal computer that many Islamic State militants allegedly also use for strategic communications.

In recent years, there have been several cases of journalists and activists being harassed or detained in Turkey. Moreover, the current Turkish government has repeatedly censored and monitored online platforms, such as YouTube and Twitter. However, what makes this case stand out, is the argument used to present the charges. For certain governments, the use of a neutral technology is becoming a new reason to believe that people have something to hide and that they are committing a crime.

However, encrypted communications have long been an important element of digital security, used for example, not only by companies such as Amazon or PayPal, but also by human rights defenders, lawyers and citizens that want to preserve their privacy and security. Privacy-enhancing technologies, like the TOR browser or email encryption, are essential to ensure that we can express ourselves freely – and that ideas that may make society advance have spaces where they can develop.

Nevertheless, there is a common misunderstanding that high standards of privacy could create unnecessary burdens for law enforcement agencies. However, experts such as the United Nation’s Office of the High Commissioner, disagree with this view. In a recent report, the UN’s Office of the High Commissioner stated that encryption “provides the privacy and security necessary for the exercise of the right to freedom of opinion and expression in the digital age.”

On 6 September, Vice News reported that two of the detained journalists had been released and have returned to the UK. The third member of the team is still being held by the Turkish authorities.

Vice News fixer “charged over encryption software” (02.09.2015)
http://www.aljazeera.com/news/2015/09/vice-news-fixer-arrested-encryption-software-150901200622345.html

Report of the Special Rapporteur on the promotion and protection of the right to freedom of opinion and expression, David Kaye (22.05.2015)
http://www.ohchr.org/EN/HRBodies/HRC/RegularSessions/Session29/Documents/A.HRC.29.32_AEV.doc

U.N. report: Encryption is important to human rights — and backdoors undermine it (28.05.2015)
https://www.washingtonpost.com/news/the-switch/wp/2015/05/28/un-report-encryption-is-important-to-human-rights-and-backdoors-undermine-it/

Why the terrorist attacks I’ve endured have strengthened my commitment to privacy
http://www.privacysurgeon.org/blog/incision/why-the-terrorist-attacks-ive-endured-have-strengthened-my-commitment-to-privacy/

EDRi-gram: A new wave of Internet blocking in Turkey (29.07.2015)
https://edri.org/new-wave-of-internet-blocking-turkey/

EDRi-gram: Social media platforms blocked again in Turkey (08.04.2015)
https://edri.org/social-media-platforms-blocked-again-turkey/

(Contribution by Pierre Christopher, EDRi intern)

Source:https://edri.org/journalists-detained-in-turkey-for-using-encryption/


Sosyal medya ortamlarındaki nefret söyleminden sosyal medya mı suçlu? Yoksa zihin örüntülerimiz ve habitus’umuz mu? Provakatif içeriklerden kim/ler çıkar sağlıyor? Sorulması gereken bazı asli sorular nelerdir?

Eylül 10, 2015

Mutlu Binark, Hacettepe Üniversitesi İletişim Fakültesi öğretim üyesi

7 Haziran 2015 Genel Seçimlerini müteakip, çözüm sürecinin hükümet ve PKK tarafından karşılıklı olarak sona erdirilmesi, ardından güvenlik güçlerine yönelik saldırıların ve çatışma ortamının başlaması, Suruç katliamı, Dağlıca ve Iğdır saldırıları, Cizre, Silopi başta olmak üzere kent merkezlerinde sivil halkın kuşatılması, en nihayetinde de Ankara, İstanbul, Antalya, Kırşehir gibi Batı kentlerinde yurttaşların sokağa tüm bu olayların suçlusu olarak günah keçisi hedef gösterilenlere karşı çağrılması olaylarında sosyal medya ortamlarında üretilen içeriklerin rolü nedir? Birbirini besleyen ve ören bu şiddet sarmalı, toplumsal ve siyasal barışı aşikar bir biçimde yaralamaktadır.

Sosyal medya ortamlarının yurttaşın demokratik katılımının, ifade özgürlüğünün güçlenmesi bağlamında alternatif medya ve yurttaş yayıncılığı için kullanılması alanyazında yaygın olarak tartışılmaktadır (Çoban ve Ataman, 2015, Gerbaudo 2014, Yanıkkaya ve Çoban, 2014). Tıpkı geleneksel kitle iletişim araçlarında olduğu gibi, aracın veya ortamın bizatihi kendisi değil, ama aracın nasıl ve hangi amaçlarla kullanıldığı kamusal sorumluluk ile evrensel etik ilkeler ve temel insani değerlerle çelişen, çatışan üretimlerle/içeriklerle sonuçlanabilir. Geleneksel medyada kanaat teknisyenlerin yorumlarında, köşe yazılarında, muhabirlerin haberlerinde her türlü nefret söylemini görmekteyiz.

Sosyal medya ortamlarının toplumsal barışa yönelik tehdit olarak konumlandırılmasının ardında yatan neden nedir pekiyi? Çünkü, daha önce sadece sınırlı bir kesimin elinde bulunan kanaatlerini üretip yayma olanağı, yeni medya ortamları, özellikle de toplumsal paylaşım ağlarıyla birlikte sıradan kullanıcıların da eline geçmiş, medya endüstrisinin medya metinlerinin tüketim sürecinde edilgen alıcı olarak konumlandırdığı kullanıcıları, içerik üretim dahil iletiler karşısında etken konuma getirmiştir. Kullanıcının toplumsal olaylar, olgular ve gündem hakkında kanaatlerini ifade etmesi hiç kuşkusuz yurttaşlık kültürünün gelişmesine katkıda bulunur. Ama bu noktada sorun bu katılımın niteliği noktasına gelip düğümlenmektedir. Türkiye’de sosyal medya ortamlarında kanaat üretimi ve farklı kanaatlerin tartışılması iletişimsel eylem şeklinde mi tezahür etmektedir? Farklı kanaat sahipleri arasında müzakere etiği var mıdır? Bu sorunun yanıtı Tübitak destekli bir sosyal bilim araştırmasında da (110k051 nolu araştırma) ortaya konduğu üzere olumsuzdur (Arslan-Yeğen vd., 2011; Özçetin vd., 2012)…

Twitter’de kanaatlerin paylaşımı ya birbirine benzer zihin örüntülerine sahip bireyler arasında o kanıda ortaklaşalığın benimsenmesi, aşkınlaştırılması, kutsanması ve çoğaltılması ya da farklı kanaatlere sahip bireyler arasında karşılıklı hakaretleşme ve nefret söyleminin üretilmesi şeklinde gerçekleşmektedir. Özellikle toplumsal ve siyasal kutuplaşmanın arttığı zamanlarda, sosyal medya ortamlarında benzerseverlerin saflarının daha da sıkılaştığı, farklı siyasal kimliklere, etnik kökenlere, mezhep aidiyetlerine ve farklı cinsel kimliklere sahip bireylere yönelik nefret söyleminin, hedef göstermenin arttığı görülmektedir. İşte Türkiye’de sosyal medya ortamlarındaki durum da budur. Ancak, bu durumun nedeni sosyal medyanın varlığı değil; bu zihin örüntüsünün yeşerdiği siyasal iklimdir. Toplumsal ve siyasal kutuplaşmayı besleyen içerikleri üreten anonim veyahut nonim sosyal medya hesap sahipleri hangi siyasal, ekonomik çıkarlara hizmet etmektedir? Toplumsal kutuplaşmayı besleyen bu üretilmiş içerikleri, duygu dilini çağıran siyasal ve toplumsal atmosfer içinde “düşünmeden” paylaşan, yayan, “eleştirel muhakeme” donanımını anında rafa kaldıran kullanıcıların farkına varmaları gereken, bu paylaşımların toplumsal barışa hizmet etmediğini kavramaları gereğidir. Bu noktada diğer bir sorun ortaya çıkıyor: Böylesi bir kavrayış için, yurttaşları toplumsal kutuplaşmaya değil, toplumsal barışa ve her türlü farklılıkla birlikte yaşama kültürüne davet eden bir siyasetin dilinin var olmasının gereğidir. Böylesi bir dilin Türkiye’de iktidara son on yıldır hakim olan ve yeni rejimi tesis eden partide, söylemsel pratiklerinde yokluğu sorunun bir parçasıdır. Bu saptamalar eşliğinde, şu soruyu sormamız gerekli: Sosyal medya ortamları mı “baş belası”dır?; yoksa, bu ortamları belli bir siyasi partinin ideolojisi için provakatif amaçlı kullanan, farklı siyasi kimlikleri hedef gösteren, sıradan yurttaşları gerek siyasetin hamasi popülist dilinden, gerekse geleneksel medyanın köşe yazılarında, haber-yorum programlarında “kitle ruhu”nun üretilmesinden beslenerek linç kültürüne davet edenler mi kaygı vericidir? Pekiyi, bu çağrılara kulak veren yurttaşlar kötülüğün sıradanlığından vicdanen ne kadar sorumludur? Eleştirel muhakeme donanımımız, müzakere etiğimiz neden zayıftır? Pekiyi, siyasetin dilinin ve siyasetçilerimizin habitusunun toplumsal barışın yaralanmasındaki sorumluluğu ne olacaktır? Nedir?

Neoliberal muhafazakar ideolojinin oluşturduğu zamanın ruhu ve onun beslediği konformizmden sıyrılıp, yurttaşlar olarak, toplumsal ve siyasal barış kanallarını açmak için, sosyal medya ortamlarında “akıl gözümüzü” açmalıyız. Bizatihi kendimiz, “boğaz dokuz boğumdur” diyerek, klavye silahşörlüğünden uzak durmalı; enformasyon kirliliğine ve manipülatif enformasyona karşı sosyal medyadan akan içerikleri farklı haber kaynaklarından da teyit etmeliyiz; sosyal medya ortamlarını provakatif amaçla kullananların habitusuna bakmalıyız. Sosyal medya ortamlarında bir şeyi “beğenirken” ya da”Fav”larken, paylaştığımız bu sözedimlerinin ardyöresine kavramalı, sözün özü gönderi karşısında düşünmeliyiz.

Türkiye’de şiddet dilinin ve linç kültürünün normalleştirilmeye çalışıldığı bugünlerde, sorulması gereken bazı asli sorular şunlardır: Kim neden hangi niyetle nasıl bir iletişimsel eylemde bulunmaktadır? Bu iletişimsel eylem pratiğiyle akıl dilimizle bir müzakere kültürü geliştirebilecek miyiz? Nefret söyleminin nefret suçuna dönüşmesini engellemek için, kitlelerin her türlü yanlış, aşırı veyahut eksik enformasyon içeren içeriklerle galeyana getirilmesini ve sıradanlığın kötülüğünün kamusal alanda tezahür etmesini önlemek için siyasetin dilinde ve siyasi katılım mekanizmalarında nasıl çözüm bulacağız? Toplumsal ve siyasal barış için öncelikle ve öncelikle gündelik yaşamda toplumsal ve siyasal kutuplaşmayı nasıl çözeceğiz?


Twitter’in seçişleri artık isyan ettiriyor! Son Olarak Siyasilere Kıyağı İnsan Hakları Derneklerini Kızdırdı

Eylül 8, 2015
F.Sarp Nebil
İnsan hakları savunucuları Twitter’ın açıklamalarını samimiyetsiz olarak değerlendiriyorlar çünkü kurnazlıkla bir mesaj atıp, sonra silmenin bir değeri yok. Bu tweet o esnada kolaylıkla kopyalanabilir ya da ekran görüntüsü alınabilir. Twitter üzerinde postalanan hangi şey gerçekten geri çekilebilir ki?

Geçen yıldan beri internete erişimi daraltmaya çalışan hükümet yetkilileri “özel hayatın mahremiyeti”ni bahane olarak ileri sürüyorlar[1]. Bu “özel hayat” dedikleri de gördüğümüz kadarıyla, vatandaşın özel hayatından önce siyasilerin kendi özel hayatları. Özellikle de daha önceki seçimlerde ortaya çıkan video kayıtları sonrasında, siyasilerin bu konuyu “ama özel hayat” diyerek ön plana çektiklerini gördük[2].

Ama siyasilerin ya da kamuya mal olmuş kişilerin yani ünlülerin ya da siyasilerin kişisel verilerinin gizliliği, düz vatandaş ile aynı mı?

İnsan Hakları Dernekleri tam da “öyledir” diyecek sanabilirsiniz ama ABD’de meydana gelen bir olay, siyasilerin mahremiyetlerinin biraz daha sınırlı olduğunu ortaya koyuyor. Çünkü yaptıkları ya da söyledikleri ile kitleleri arkalarına takıp bir yerlere götürebiliyorlar. İşte ABD’de İnsan Hakları İzleyicilerinin (Human Rights Watch) gösterdiği tepki de bunun bir işareti.

Twitter geçen ay, ABD’de politikacıların sildikleri tweetleri otomatik arşivleyen “PolitWoops” isimli sitenin arayüz erişimini aniden kesti. Muhtemelen bir politikacının rahatsızlığı sonrasında olmuştur. Ama Twitter bu hareketinin gerekçesini, Politwoops sitesinin yaratıcısı olan Açık Devlet Vakfına (OSF) yazdığı bir notta “silinen tweetler kullanıcının özel ifadesidir” ve “hiç kimse diğerlerinden daha fazla beceriye sahip olmayı haketmiyor” şeklinde açıkladı.

Ancak Açık Devlet Vakfı, politikacıların sosyal medya mesajlarının, silinse de, silinmese de kamuya açık olduğunu savunuyor.

İnsan hakları savunucuları da, Twitter’ın bu konudaki açıklamalarını samimiyetsiz olarak değerlendiriyorlar çünkü kurnazlıkla bir mesaj atıp, sonra silmek mümkün. Ama bu tweet o esnada kolaylıkla kopyalanabilir ya da ekran görüntüsü alınabilir. Twitter üzerinde postalanan hangi şey gerçekten geri çekilebilir ki?

Diğer yandan siyasilerin bir an ak dediğine, bir an sonra kara dediklerini de biliyoruz. Bu açıdan bakıldığında acaba “kötü niyetli ya da birilerini kandırmaya yönelik ifadeler söz konusu mudur?”

Dolayısıyla 17 insan hakları organizasyonu Twitter’ın bu konudaki kararını protesto ederek bir açık mektup yayınladılar ve PolitWoop ile arayüzün yeniden erişime açılması gerektiğini açıkladılar. 17 İnsan Hakları Organizasyonun yazdığı açık mektup şu şekilde;

Twitter’ın öne sürdüğü neden, şeffaflık ve hesap verilebilirliğin mahremiyetle bir arada götürülmesi şeklinde. Bizler, bir kullanıcının kendi tweetlerini silme hakkı olduğu konusunda hemfikiriz. Ama Kamu yöneticilerinin ifadeleri kamu tarafından artan bir ilgi ile izlenmektedir.

Zaten mahkemeler tarafından, kamunun bu çıkarını kabul etmek ve kamu yöneticilerinin aynı mahremiyet haklarına sahip olmadıklarını anlamak uzun zaman aldı.

Kamu yöneticilerinin Twitter’ı kendi politik görüşlerini yansıtmak için kullandıklarında ne dediklerinin daha iyi anlaşılması gerekmektedir. Gazeteciler ve sivil toplum Politwoops gibi araçları, Politikacıların ya da adayların, görüşlerini ve taahhütlerini, amaçlarını ve bakış açılarını anlama için kullanmaktadırlar.

Bu durumda, siyasilerin geriye dönük mesajlarını silme hakkı, vatandaşların bilgiye erişim dahil ifade özgürlükleri yanında sönük kalır.

Twitter Anında Geri Adım Attı

Konu Twitter tarafında acil bir düzeltme ile karşılandı. Tabi kolay değil, 17 tane insan hakları derneğinin tepkisini çekmek bu tür bir firma için iyi bir strateji olmayacaktı. Politwoop’un arayüze erişimi anında düzeltildi. Yanısıra Twitter sivil toplum örgütlerine yönelik kurallarını geliştirdi ve “Kamu yararına olduğunda, hesap verilebilirliği ve şeffaflığı desteklemek” eklendi.

17 dernek ayrıca Twitter’ın sivil toplum örgütleri, yatırımcılar, akademisyenler ve şirketlerle toplanarak insan haklarını etkileyen kararlar konusunda işbirliği yapmaya çağırdılar.

Yukarıda sayfada göreceğiniz üzere Politwoop sitesi Türk politikacıların da silinen tweetlerini tutuyor.

Twitter’ın politikacılara daha yumuşak yaklaşımı ülkemizde de mevcut. Bazı tweetleri kaldırması ile ilgili olarak Prof.Dr.Yaman Akdeniz ve Doç.Dr.Kerem Altıparmak firmaya ihtar çekmişlerdi[3].

[1] Dünya ülkeleri özel hayatı “Kişisel Verilerin Korunması” başlıklı kanunlarla koruyorlar. Avrupa Birliğinde 1981 yılında yapılan sözleşmeye imza atanlardan birisi olan ülkemiz aradan geçen 34 yılda imza atan ülkeler arasında bu kanuna sahip olmayan tek ülke olarak duruyor.

[2] 550 (Ya da 1000+) Politikacının Özel Hayatı, Milyonlarca İnsanın İnternet Özgürlüğünden daha mı Kıymetli?

[3] Yaman Akdeniz ve Kerem Altıparmak, Twitter’a İhtar Çekti

Kaynak: http://www.turk-internet.com/portal/yazigoster.php?yaziid=50889

Folklor/Edebiyat 83.Özel Sayısı çıktı: Tema konusu: Yeni medya çalışmaları….

Eylül 8, 2015

Bu özel sayının içindekileri paylaşalım:

İÇİNDEKİLER
folklor/edebiyat’tan / Metin Turan…………………………………………………………………………….. 7-8
Yeni Medya Çalışmaları Özel Sayısı Hakkında: Neden? / Mutlu Binark……………………….. 9-18
Polis ve Sosyal Medya: Türkiye’de İl Emniyet Müdürlüklerinin
Twitter Kullanımı / Deniz Özçetin ve Burak Özçetin……………………………………………….. 19-48
Bağlantısal Eylemin Mantığı: Sayısal Medya ve Çekişmeci Siyasetin
Kişiselleştirilmesi / W. Lance Bennett ve Alexandra Segerberg ……………………………….. 49-74
Türkiye’de Sosyal Medyanın Siyasi Katılıma
Etkileri / Gülüm Şener, Perrin Öğün Emre ve Fatih Akyıldız………………………………….. 75-98
Taşranın Facebook ile İmtihanı Bir Akdeniz Köyünde
Etnografik Keşif Çalışması / Tezcan Durna ve Nehir Durna……………………………………. 99-123
Sosyal Paylaşım Ağlarında Gençlerin Sosyalleşme ve Kimlik İnşası Süreçleri:
Facebook Örneği / Tuba Sütlüoğlu ……………………………………………………………………… 125-147
İnternet ve Sosyal Ağlar Dolayımlı Gündelik Yaşam Pratikleri: Anadolu Üniversitesi
Öğrencileri Üzerine Mikro Alan Araştırması / Erdal Dağtaş ve Ozan Yıldırım……….. 149-180
Veri Haberciliği: Demokratik Medya İçin Olanaklar / Burak Doğu …………………………. 181-197
Büyük Veri Üzerine Eleştirel Sorular: Kültürel, Teknolojik ve Bilimsel Bir
Olgu Hakkında Eleştirel Sorgulamalar / danah boyd ve Kate Crawford…………………. 199-215
İnternet Gazetecilerinin Haber Medyasında Kullanıcı Katılımına İlişkin
Görüş ve Tutumları / Tolga Çevikel……………………………………………………………………… 217-234
Yurttaş Gazeteciliği ve Demokrasi: Kullanıcı Tarafindan Oluşturulan Haberlerin
Kullanımı, Siyasal Bilgi ve Katılımla Ne Kadar İlişkili?”
Kelly Kaufhold, Sebastian Valenzuela ve Homero Gil de Zúñiga ………………………… 235-249
Yeni Medya ve Kullanıcı Türevli İçerik: Dokuz8haber Sitesi Örneğinde
Yurttaş Gazeteciliği Üzerine Etnografik Bir İnceleme / Eylem Yanardağoğlu…………… 251-269
Kadın Bloggerlar: Yeni Dil, Yeni Kadınlık, Yeni Tartışmalar / Gülsüm Depeli ………….. 271-294
Yeni Medya Bağlamında Toplumsal Hareketler ve Yeni İnsanın
Karakter Analizi / Mehmet Emin Babacan ………………………………………………………….. 295-307
Toplumsal İçermeyi Düşünmek: Çocuklardan Çocuklara
Dijital Hikâyeler/Burcu Şimşek…………………………………………………………………………. 309 – 324
Zaman Kavramına Kuramsal Yaklaşımlar ve İnternet’te
Şimdiki Zaman Olgusu / Nergiz Karadaş…………………………………………………………….. 325-341
Bedava Emek: Dijital Ekonomide Kültür Üretimi / Tiziana Terranova……………………. 343-363
Dijital Oyunların Üretim Sürecinde Mekânın İşlevsel Rolü / Kemal Akay ……………….. 365-387
Telif Hakları Hukuku’nun Yeni Macerası:
Sosyal Medya / Selva Kaynak ve Serhat Koç ………………………………………………………. 389-410
Etik Karar Alma ve İnternet Araştırmaları İnternet Araştırmaları Birliği (AoIR)
Etik Çalışma Komitesinden Tavsiyeler / Annette Markham ve Elizabeth Buchanan ..411-431
DEĞİNİ: Türkiye’den Bir Dijital Oyun Stüdyosu Öyküsü
Céidot: Rüya Savaşçıları / Erkan Bayol……………………………………………………………….. 433-457
BİLDİRGE
Alternatif Bilişim Derneği
Yeni Medya Çalışmaları İkinci Ulusal Kongresi Sonuç Bildirgesi ……………………………. 459-460
KİTAP DEĞERLENDİRMESİ
Siyasetin Yeni Hali Vaka-i Sosyal Medya: Seçimden Seçime,
Gezi Direnişi’nden Hükümet Cemaat Çatışmasına… / Altuğ Akın ………………………….. 461-467
Kendi Medyanı Yarat: Alternatif Kavramlar
Tartışmalar Örnekler… / Selda Tunç ve Zeynep Büker-Alyanak……………………………. 469-478
web

Dergiyi; folkoredebiyat@gmail.com’dan veya Ankara’da Dost Kitabevi veya Turhan’dan edinebilirsiniz.


%d blogcu bunu beğendi: