Eclectic Tech Carnival Istanbul-Program Belli Oldu!

Ağustos 28, 2009

PROGRAM

Bu program her andeğişebilir…29.8.09 tarihi itibariyle sürekli atolyeler ve enstelasyonlar/ungoing workshops and instilations:

IMF’nin bASINA çORAP öRMECE – kNITTING dIGITAL sOCKS aGAINST tHE IMF

9 eYLUL/sEPT cARSAMBA/wEDNESDAY –

11:00-12:30 kAHVALTI eSLIGINDE kAYIT ve hOSGELDINIZ MUABBETLERI/rEGISTRATION aND wELCOMING tALKS wITH bREAKFAST

13:00-15:00 FM vERICISI VE kABLOSUZ mIKROFON/ FM tTRANSMITTER and wIRELESS

13:00-15:00 hOW tO cREATE a pERFORMANCE oUT oF nOTHING

15:00-16:30 yEMEK-fOOD

16:30-18:00 aCIK kAYNAK tOPLULUKLARI üZERINE aCIK tARTISMA – open dISCUSSION oN oPEN sOURCE communities

16:30-19:00 hOW tO cREATE a pERFORMANCE oUT oF nOTHING

18:00-19:00 UpStage fESTIVALI tANITIM – iNTRODUCTION 2 UpStage fESTIVAL

19:00-00:00 UpStage

10 eYLUL/sEPT pERSEMBE –tHURSDAY

11:00-12:30 bILGISAYAR kIRMACA – hARDWARE cRASH

13:00-15:00 FM vERICISI VE kABLOSUZ mIKROFON/ FM tTRANSMITTER and wIRELESS mICROFON

15:00-16:30 yEMEK-fOOD

16:30-18:00 tEMEL HTLM/CSS – bASIC HTML/CSS

18:15-19:15 zERO dOLAR lAPTOP

20:30 fILM gOSTERİMİ – fILM sCREENING /

11 eYLUL/sEPT cUMA-fRIDAY

11:00-12:30 iKTIDAR ve tEKNOLOJI uZERINE tARTISMA / dISCUSSION on pOWER and tECHNOLOGY – PINHOLE CAMERA

13:00-15:00 hOW tO cREATE a pERFORMANCE oUT oF nOTHING

13:00-15:00 FM vERICISI VE kABLOSUZ mIKROFON/ FM tTRANSMITTER and wIRELESS mICROFON

15:00-16:30 yEMEK-fOOD

16:30-18:00 tEMEL HTLM/CSS – bASIC HTML/CSS

18:00-20:00 uBUNTU

20:30 fILM gOSTERİMİ – fILM sCREENING /

12 eYLUL/sEPT cUMARTESI-sATURDAY

11:00-12:00 oNLINE/oFFLINE aCTIVISM fACEBOOK

12:00-13:00 rISE-UP aCTIVIST sOCIAL nETWORKS

13:00-15:00 pYHTON dILINE gIRIS – iNTRODUCTION 2 pYHTON lANGUAGE

15:00-16:30 yEMEK-fOOD

16:30-18:00 tEMEL HTLM/CSS – bASIC HTML/CSS

18:00-20:00 pARDUS

13 eYLUL/sEPT pAZAR-sUNDAY

11:00-12:30 aMARGI kADIN kOLLEKTIFINDE bRUNCH @ aMARGI wOMYN’S cOLLECTIVE

12:00-13:30 tURKIYEDE kADIN hAREKETI / wOMYN’S mOVEMENT in tURKEY

13:00-15:00 tOPLUMSAL cINSIYET ve tEKNOLOJI uZERINE tARTISMA / dISCUSSION on gENDER n tECHNOLOGY

15:00-16:30 yEMEK-fOOD

16:30-18:00 gIMPLE iMAJ kURGUSUNA gIRIS – iMAGE eDITING iNTRO wITH gIMP

16:30-18:00 kECEDEN lAPTOP çANTASI / lAPTOPCASE wITH fELT

22:00 PARTY

Pratik Bilgiler:

Mekan: /ETC – Dijital Dantel, Taksim- İstiklal Caddesi’nde bulunan Haymatlos bar/ performans merkezinde gerçekleşecek. Atölyelerin yapılacağı iki büyük salonumuz, barımız, ses sistemi hazır olan bir sahnemiz ve büyük bir mutfağımız var.

Bakınız: etcistanbul.wordpress.com


Gazeteciliğin geleceği internette

Ağustos 25, 2009

İlden Dirini

İnternet yayıncılığı yazılı ve görsel basının gerektirdiği altyapıya ve yüksek maliyetlere gerek duymuyor. Öte yandan internet yayıncılığı bünyesinde yazılı ve görsel basının sunduğu olanaklardan fazlasını da barındırıyor. Metin, fotoğraf, video, grafik, ses unsurları ve daha nicesi internette işlenip kullanıcıya sunulabiliyor. Tüm bu avantajlar yerel, alternatif medyanın hatta tek tek bireylerin bu alanda söz söyleyebilmesini sağlıyor.

1960’larda ortaya çıkan, bizim ise ’90’lı yılların sonundan itibaren tanıştığımız internet, toplumun en hızlı benimsediği iletişim teknolojilerinden biri oldu. Hızla yaygınlaşan, hayatın içine hızla nüfuz eden internet, kuşkusuz birçok alanı kendini yeniden tanımlamak, kendini internete ve getirdiklerine göre biçimlendirmek zorunda bıraktı. Bunların başında ise medya geliyor. Basılı yayıncılık ilkelerini, haber tarzını, dahası okur kültürünü dahi değiştiren internet, gazeteciliğin geleceğini bu alana taşıyor.

İnternetin hızla yaygınlaşması, sürekli gelişiyor olması, internet gazeteleri, internet gazeteciliği gibi kavramların, alanların ortaya çıkmasını sağladı.

1995 yılında gazeteler ilk kez internetten yayın yapmaya başladı. Amerika’da New York Times, Washington Times gibi gazeteler basılı yayınlarını internete taşıdılar. Aynı dönemde Avrupa’da da Herald Tribune gibi gazeteler sayılarını dijital ortama taşıdılar. Türkiye de bu mecraya ayak uydurmada geç kalmadı. 1995’te ilk olarak Aktüel dergisi sayfa açtı, onu diğerleri takip etti (1).

Bu dönemde yapılan sadece basılı yayının internete taşınmasından ibaretti. Bunu Türkiye’de ilk kıran site 1996′da yayına başlayan http://www.xn.com.tr sitesi oldu. XN (eksen), değişik gazetelerden haberleri kaynak göstererek yayınlıyordu. Bu yönüyle basılı gazetelerin internette yayınlanması tarzını aştı. Fakat 1997′de XN, özgünlüğünü yitirmeye başladı. Çünkü büyük gazetelerin hemen tümü artık birer web adresine sahipti. Bunun üzerine fazla zaman geçmeden XN yayınına son verdi. XN’den sonra bağımsız haber sitelerinin kurulması ancak 2000 yılında gerçekleşti. İlk haber siteleri de ‘nethaber’, ‘habertürk’ ve ‘internethaber’ gibi siteler oldu.

Yerel ve alternatife yer açıldı

İnternetin yarattığı olanaklar, yeni bir araç olan internete, eski olanın yerleşmesine, bu şekilde yaşamasına izin vermedi. Hızla internet gazeteciliği, haber portalları gibi kavramların doğmasına, başlı başına bir alan halini almasına neden oldu.

İnternet yayıncılığı yazılı ve görsel basının gerektirdiği altyapıya ve yüksek maliyetlere gerek duymuyor. Öte yandan internet yayıncılığı bünyesinde yazılı ve görsel basının sunduğu olanaklardan fazlasını da barındırıyor. Metin, fotoğraf, video, grafik, ses unsurları ve daha nicesi internette işlenip kullanıcıya sunulabiliyor. Tüm bu avantajlar yerel, alternatif medyanın hatta tek tek bireylerin bu alanda söz söyleyebilmesini sağlıyor. İnternet bu katkıyı sadece haber alanında yapmıyor. Fikirlerini, şiirlerini, fotoğraflarını ve daha nice ürünü paylaşmak isteyen kullanıcılar internet sayesinde bu olanağı yakalıyor. Her gün internet deryasına binlerce damla ekleniyor. Ülkemizde halen yasaklı olan video paylaşım sitesi youtube.com’a dünyadan dakikada 24 saatlik içeriğin akıyor olması küçük bir örnek.

Teknik olanakların dışında internet temel rollerinden birini yerelin sesini globale taşımasında, azınlıkta olanın, muhalif olanın sesini duyurabilmesinde oynuyor. İnsanlar internet aracılığıyla dünyanın bir ucundan diğer ucuna tüm gelişmeleri takip ederken, sesini de dünyaya ulaştırma şansını yakalayabiliyor. Bu aynı zamanda yüksek maliyet gerektiren basılı yayın dağıtımı gibi bir sorunun da aşılması anlamına geliyor.

Basılı yayıncılık dünde kalan, internet yayıncılığı ise saati, saniyeyi hatta nerdeyse anı yakalayan bir hızda haber yapıyor. Radyo ve televizyon karşısında hız konusunda önemli oranda geri kalan gazeteler, internette bu şanslarını nerdeyse tamamen yitirdiler.

Yeni okuyucu

İnternet yayıncılığı haberin akış yönünü de değiştirdi. Basılı yayıncılık enformasyonu sadece yayarken internette enformasyon yeniden üretilebilirdir. Bu konuda yayıncıların yaptıkları içerik eklemeleri ve güncellemelerin yanı sıra okuyucuların aktif olması da temel rol oynar. İnternet gazetesi okuyucuları, yorum yapar, içerik ekler hatta bazı örneklerde habercinin kendisi olur. Basılı yayıncılıkta ise bilgi akışı tek yönlüdür, tekten çoğuladır. Okur basılı yayınla ancak okur mektupları aracılığıyla iletişim kurabilir ki, bu iletişimin çoğunlukla karşılığı yoktur. Üstelik basılı yayın takip eden bir okuyucu sınırlı sayıda ve çeşitte gazeteyle yetinmek durumundadır, oysa internet yayıncılığı sayesinde okuyucu dilediği kadar çeşit ve adette kaynaktan okuma şansını yakalar. İnternet yayıncılığının üstünlüğü okunmak, takip edilmek istenen içeriğin ayıklanması söz konusu olduğunda da sürer. Her ne kadar futbol, ekonomi, politika ve benzeri biçimlerde kategorilendirilmiş gazeteler olsa da bu kategori çeşitliliği internetle boy ölçümez durumdadır. Düşük maaliyet yayıncı için olduğu kadar, okuyucu için de temel önemdedir.

Haberde ‘an’ın önemi var

İnternet gazeteleri okuyucularına bir konuda daha fayda sağlıyor. Haberde süreklilik. Enformasyonun hızla aktığı günümüzde haberin sürekliliği daha fazla önem taşıyor. Basılı yayınlarda bir olayın öncesini araştırmak için arşiv odalarında, tozlu raflarda araştırma yapmak zorunda kalınırdı. Oysa şimdi bunu internetin olduğu herhangi bir yerden sadece klavyenin tuşları üzerinde gezinerek yapabiliyoruz.

Tüm bunların yanı sıra internet asıl rollerinden birini anı yakalamasıyla oynuyor. Basılı yayıncılık dünde kalan, internet yayıncılığı ise saati, saniyeyi hatta nerdeyse anı yakalayan bir hızda haber yapıyor. Radyo ve televizyon karşısında hız konusunda önemli oranda geri kalan gazeteler, internette bu şanslarını nerdeyse tamamen yitirdiler. İnternet gazeteciliğinde okurun istediği birçok bilgi, yazı, foto hatta video ile desteklenen hızlı haber yayına giriyor. Habere konu bir olayın gelişmesinin hemen ardından internet sitelerinde konunun haberini, fotosunu, videosunu konuyla ilgili uzmanların görüşlerini, konunun öncesi varsa bu haberleri, okuyucu yorumlarını bulabiliyorsunuz. Üstelik tüm bu bilgiler haberin konusu değiştikçe hızla yenilerek önümüze geliyor. Hatta hızla akan haberleri takip etmek için yazılımlar kullanmaya bile başladık. İnternet gazeteciliği geliştikçe buna uygun yazılımlar ve donanımlar yaygınlaştı. Bugün birçok kişi haberlerini reader adı verilen derleyici programlar aracılığıyla okumayı tercih ediyor.

“Bilginin her an her yerden ve çok sayıda kaynaktan akıyor olması, kullanıcıya karşılaştırma, doğrulatma şansını veriyor. Dolayısıyla teknolojik gelişme, yazılı basını her zamankinden daha doğru, güvenilir haberciliğe zorluyor” Bu söz internet haberciliğine sıklıkla yöneltilen güvenilir olmama eleştirisine yanıt.

Yazılı basın değişiyor

İnternet yayıncılığı kendini tanımlamakla kalmadı, basılı yayınların da kendilerini, yayın çizgilerini bir kez daha gözden çıkarmak zorunda bıraktı. Günlük gazetelerde dergicilik formatına doğru kayış başladı. Özel habercilik biraz daha önem kazanmaya, ayırt edici rol oynamaya başladı. Çünkü okuyucular habere ulaşmak için web sitelerine yöneldikçe basılı yayınların tirajları düştü. Sadece Ekim 2008 Mart 2009 dönemi arasında bile ABD’de yayın yapan 395 gazete yüzde 7,1 tiraj kaybetti. USA Today ve The New York Times gibi büyük yayınlar bu kayıptan en çok yara alan kurumların başında geliyor. Basılı yayınlarda tiraj düşerken, aynı yayınların web sitelerinde sürekli yükselme yaşanıyor. Örneğin bugünlerde internet yayını ücretlendirmeyi düşünen New York Times’ın günlük tirajı 650 bin iken, internet sitesinin sayacı milyonları bulabiliyor.

Haberlerini yaymaktan ziyade haberlerinden para kazanmak derdinde olan büyük medya tekellerini bu yüzden bir korku almış durumda. ABD’deki medya patronları Temmuz 2009’da bir araya gelip, geleceklerini tartışmak zorunda kaldı. Toplantıya New York Times, Advance Publications, Hearst Newspapers, MediaNews Group, Associated Press, Philadelphia Media Holdings, Lee Enterprises ve Freedom Communication Inc. gibi dev grupların da aralarında bulunduğu bir düzine medya kuruluşu katıldı. Toplantının sonucunda ise internet içeriğinin ücretlendirilmesi konusunda ortak hareket etmek kararları alındı. Dünyanın en büyük medya patronu Rupert Murdoch, gazetelerin geleceğinin elektronik ortamda olduğunu söylemek zorunda kaldı.

Reuters ile Zogby International’ın 2007 yılında düzenlediği Dünya Genel Yayın Yönetmenleri anketinden çıkan sonuçlara göre, 21’nci yüzyılın okuruna ulaşmak ancak internet üzerinden mümkün olacak. 435 Genel Yayın Yönetmenin katıldığı ankette, katılımcıların yüzde 40’ı en fazla 10 yıl sonra internet gazeteciliğinin geleneksel gazeteciliğin önüne geçeceği düşüncesinde. Gazeteciliğin geleceği konusunda görüş bildiren genel yayın yönetmenlerinin üçte ikisine göre ise gelecekte haberden çok yorum ve değerlendirme sayfaları önem kazanacak.

Dünyadaki durum benzer şekillerde Türkiye için de geçerli. İnternet diğer medya araçlarına göre insanlar tarafından çok daha hızlı benimsendi. Televizyonun 26 yılda, kişisel bilgisayarların 15 yılda benimsendiği ülkemizde internete 7 yılda alıştık (2). Hatta artık hayatımızın vazgeçilmez unsurlarından biri oldu. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım tarafından verilen rakamlara göre ülkemizde dört yıl önce kullanıcı sayısı 13 milyon iken bu rakam bugün 30 milyonu aşmış durumda. 2009 yılı Nisan ayı içerisinde gerçekleştirilen Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre hanelerin yüzde 30’u Internet erişimine sahip. Araştırma sonuçlarına göre internet kullanan bireylerin yüzde 72,4‘ü e-posta göndermek-almak, yüzde 70‘i gazete ya da dergi okumak, yüzde 57,8‘i sohbet odalarına mesaj ve anlık ileti göndermek, yüzde 56,3‘ü oyun, müzik, film, görüntü indirmek ya da oynatmak için interneti kullanmış. Rakamlar internetten haber okuma alışkanlığının geldiği yere işaret ediyor.

Haberciliğin geleceği internette

Hem okurlar hem de haberciler bakımından internet her geçen gün daha fazla önem kazanıyor. Bu gidişten geri dönüşte yok. İnsanların kazandıkları bunca kolaylığı terk etmesini beklemek, okuyuculardan bunu istemek anlamsız. Dün internet gazetelerinden yakınan medya patronları da artık bu gerçeği kabullendi. Ve buna göre kendilerini şekillendirmeye çalışıyor. Durmadan kendini yenilen bu mecra birçok toplantının konusu oluyor.

ABD’nin Washington eyaletinde düzenlenen 29. Okur Temsilcileri Örgütü ONO Konferansı’nda da internetle birlikte değişen medya temel tartışma konularından biri oldu. Yapılan konuşmalarda ortak vurgu geleceğin internet gazeteciliğinde olduğu idi. Gazeteci Tom Rosenstiel geleceğin medyasını anlatırken, interneti ve bloglarına vurgu yaptı. Rosenstiel yaptığı konuşmada, haberin klasik mecralar dışında topluma ulaşmasının, medya üzerinde etkili bir denetim aracı oluşturduğuna dikkat çekti. “Bilginin her an her yerden ve çok sayıda kaynaktan akıyor olması, kullanıcıya karşılaştırma, doğrulatma şansını veriyor. Dolayısıyla teknolojik gelişme, yazılı basını her zamankinden daha doğru, güvenilir haberciliğe zorluyor” vurgusunu yaptı. Bu söz internet haberciliğine sıklıkla yöneltilen güvenilir olmama eleştirisine yanıt. Güvenilir olmanın kriterlerinin haberin çıktığı kaynakla sınırlandıran anlayış yavaş yavaş miyadını dolduruyor. İnsanlar bir yerlerden enforme edilmiş haberleri değil, kendi karşılaştırabildikleri, katkıda bulundukları haberleri gelecekte daha güvenilir bulacaklar. Bugüne kadar sahibinin sesini okura haber olarak aktaran gazetelere alternatif bir alan var: İnternet.

Farklı seslerin, renklerin buluştuğu, söylenmeyenlerin daha özgür söylenebildiği internet, söylenenin aksine bir bilgi çöplüğü değil. Okuyucuya daha temiz bilgi sunan bir medya. Okurun etkinliğinin arttığı, karşılıklı bir akışını olduğu, ‘an’ın aktarıldığı internet gazeteciliğinin daha zorlayabileceği çok sınır var. Tabi ki sansürsüz ve üretilebilir bir ortamda…

Kaynaklar:
(1) “Geleneksel Gazetecilik Karşısında İnternet Gazeteciliği”- Doç. Dr. Hamza Çakır Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi
(2) Erdoğan Yılmaz, “Eğitimde Net Etkisi” (İNET Konferansı sunumu İstanbul 3 Kasım 2002), http://inet-tr.org.tr/inetconf7/program/


İnternet sansürünün perde arkası…

Ağustos 22, 2009

Avrupa ve Amerika kıtası dışında neredeyse istisnasız olarak farklı oranlarda uygulanan internet denetimi ve sansürünün arkasında yine teknoloji firmalarının hummalı çalışmaları yatıyor

20 Haziran 2009’da faltaşı gibi açılmış gözleriyle yattığı asfaltta ağzından gelen kanlarla hayata gözlerini yuman 1982 doğumlu İranlı muhalif eylemci Nida Ağa Sultan (Neda Agha-Soltan) bir anda genel seçimlerin ardından yaşanan protestoların sembolü olmuştu. Kimilerine göre 1 Nisan 1979’da gerçekleştirilen İran İslam Devrimi’nden sonraki en büyük halk hareketi olarak nitelendirilen bu eylemlerde en büyük rollerden birini teknoloji oynamıştı.
Eylemciler sloganları, buluşma yerlerini ve bir sonraki adımları cep telefonlarından attıkları kısa mesajlarla, Facebook, Twitter gibi sosyal ağlara yazdıkları mesajlarla organize etmişlerdi. Aynı mecralar o günlerde devletin de odağına oturmuştu. Hepsi tek tek erişime engellendi ve iletişim kesilmeye çalışıldı. Hatta 40 dakika internet bütün ülkede tamamen kesildi. Cep telefonu hatları çalışmaz hale getirildi. Televizyon uydularının sinyalleri bozuldu.
İran bir yandan bu ağları denetleyerek eylemcilerin bir adım önüne geçmeye çalıştı, gerekli gördüğü anlarda da erişimi tamamen kesti. Muhalif bilgisayar uzmanları ölen eylemci Neda’nın adına nedanet.org sitesinde sansürü aşmanın yollarını, internetten pasif direniş için yapılabilecekleri ve gizli iletişim metodlarını paylaştılar.
Peki İran ve benzeri yönetimler interneti nasıl bu şekilde denetleyip sansürlüyorlar? Bunun için kabaca 5 teknoloji kullanılıyor.

Trafik sınıflandırma
Bu sistemde kullanıcıların yaptığı iletişimin türü incelenerek sınıflandırılıyor. Buna göre bazı iletişim türlerine izin verilirken bazıları engelleniyor. Örneğin bir web sitesine bağlanmak serbest ancak ona video yüklemek imkansız hale getirilebiliyor. Bu kullanılan en basit ve etkili yöntemlerden birisi.

IP engelleme
Türkiye’de de sıkça kullanılan yöntemlerin başında yer alan IP kısıtlaması her web sitesinin adresinin karşılığında asıl sunucusunun nümerik açılımını engelliyor. Örneğin radikal.com.tr yazdığınızda bilgisayarınız önce DNS adlı ana sunuculara bağlanıp bu adresin IP karşılığını soruyor (Örneğin Radikal için bu numara: 83.66.140.47). Sonra da o IP’ye bağlanmaya çalışıyor. DNS sunucusundan Radikal’e ait IP numarasını silerseniz ya da başka bir adrese yönlendirirseniz Radikal’e erişmek de mümkün olmuyor. Başka bir teknikte 83.66.140.47 numaralı IP’ye yönelik bütün iletişimi kesiliyor. Bu da kullanıcının işini biraz daha zorlaştırıyor.

Alçak paket denetimi
Bu sistemde kullanıcının karşı tarafa yolladığı ya da aldığı her paket bir anlamda ‘dışına’ bakılarak incelenir. Bunu bir kitabın kapağına bakarak sınıflamaya benzetmek mümkün. Önceden belirlenmiş sakıncalı içerik paketleri bu sistemle önceden farkedilerek engellenir.

Derin paket denetimi
Sansür ve teknik takip için kullanılan en gelişmiş yöntem derin paket denetimidir. Bu sistemde yollanan ya da alınan her paket tek tek incelenir ve içeriğine göre sınıflandırılır. Yani kitabın sadece kapağına değil, içindeki sayfalara da tek tek bakılır. Eğer alınıp verilen paketler şifreliyse bu sistem etkisiz kalır ancak şifreli iletişimin tamamen engellenmesi de seçeneklerden biri olduğu için yine de amaca ulaşılmış olur.

Parmakizi arşivi
Bu sistemde aynen geleneksel sabıkalı veritabanlarında olduğu gibi önceden şüpheli ya da zararlı olduğu belirlenen her paketin dijital parmak izi çıkarılarak kaydedilir. Ardından ortada dolaşan bütün paketler tek tek bu veritabanıyla karşılaştırılarak denetlenir. Zahmetli bir yöntem gibi görünse de yüksek hızlı işlemcilere sahip sistemlerle saniyenin binde biri gibi zaman dilimlerinde binlerce sorgulama bu şekilde yürütülebilir.

Kaynak: http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetay&ArticleID=950143&Date=22.08.2009&CategoryID=117

Erişim: 22.8.2009


Finlandiya’da da ‘korsan’ partisi kuruldu

Ağustos 20, 2009

155px-Piratpartiet.svgİsveç’ten sonra Finlandiya da internette dosya paylaşımının serbest kalmasını isteyenlerin toplandığı bir partiye sahip oldu.

HELSİNKİ – Korsanlar Partisi Başkanı Pasi Palmulehto, yaptığı açıklamada, siyasal parti kurmak için gereken 5 bin imzayı topladıklarını ve partinin resmi kaydının Finlandiya Adalet Bakanlığı’nca onaylandığını söyledi.

Palmulehto, partisinin telif hakları yasasında reform yapılmasını, özel yaşam ile ifade özgürlüğünün korunmasını ve siyasette şeffaflık istediğini bildirdi.

Palmulehto, Korsanlar Partisi’nin gelecek yerel, genel ve Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılmayı amaçladığını kaydetti.

Partinin kurulmasına telif hakları savunucusu kuruluşlardan tepki geldi.

Korsanlığa karşı mücadele eden Uluslararası Fonografik Sanayi Federasyonu’nun (IFPI) Finlandiya kanadının başkanı Arto Alaspaeae, ”bir siyasal partinin, telif haklarıyla korunan içeriğin serbest kullanımından yana olmasına karşı olduklarını” kaydetti.

İsveç’te internette devlet denetimini azaltmak, telif haklarında kısıtlayıcı düzenlemeleri ve patent sistemini kaldırmak isteyen Korsan Parti, 2 ay önceki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde 1 sandalye elde etmeyi sağlamaya yetecek yüzde 7.1 oranında oyu almayı başarmıştı.

Bu başarının ardından Britanya, Çek Cumhuriyeti ve Avustralya’da da internette dosya paylaşımının serbest kalmasını isteyen ve telif haklarına karşı çıkan partiler kurulmuştu.

NTVMSNBC

Wikipedia

İsveç Korsan Partisi


İnternet kullanımına dair TÜİK anket sonuçları

Ağustos 19, 2009

Türkiye İstatistik Kurumu’nun Nisan 2009’da yaptığı araştırmaya göre internet kullananların yüzde 88,2’si internet üzerinden hiç sipariş vermedi.

Araştırma sonuçlarına göre alışverişlerinde interneti kullananların oranı yüzde 11,8’de kaldı. Son bir yılda sipariş verenler ise en çok elektronik araç satın aldı.

Araştırmanın gösterdiği bir diğer dikkat çekici sonuç da bilgisayar ve internet kullanımında erkeklerin kadınlara göre daha aktif olduğu. 16-74 yaş grubundaki erkeklerin yüzde 50,5 bilgisayar kullanırken, internete girenlerin oranı yüzde 48,6. Kadınlarda da ise bu oranlar sırasıyla yüzde 30,0 ve yüzde 28,0 düzeyinde bulunuyor.

EVLERİN ÜÇTE BİRİNDE INTERNET ERİŞİMİ VAR
2009 yılı Nisan ayı içerisinde gerçekleştirilen Hanehalkı Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması sonuçlarına göre hanelerin yüzde 30’u Internet erişimine sahip. İnternet erişimi olmayan hanelerin yüzde 30,1’i evden Internete bağlanmama nedeni olarak internet kullanımına ihtiyaç duymamayı gösterdi. ADSL yüzde 85,6 ile Türkiye’de kullanılan en yaygın internet bağlantı türü.

Bireylerin bilgisayar ve Internet kullanım oranları sırasıyla yüzde 40,1 ve yüzde 38,1 olarak tespit edildi. Araştırma sonuçlarına göre 16-74 yaş grubundaki bireylerde bilgisayar ve internet kullanım oranları sırasıyla erkeklerde yüzde 50,5 ve yüzde 48,6, kadınlarda yüzde 30,0 ve yüzde 28,0.

Son üç ay içerisinde (Ocak-Mart) bireylerin yüzde 35,6’sı bilgisayar, yüzde 34,0’ı internet kullanmış. Bilgisayar kullanan bireylerin yüzde 61,2’si bilgisayardan, internet kullanan bireylerin yüzde 59,3‘ü ise internetten hemen hemen hergün yararlanmış. Bu dönemde, bilgisayar kullanılan yerler yüzde 65,1 ile ev, yüzde 32,0 ile işyeri, yüzde 21,1 ile Internet kafe, internet kullanılan yerler ise yüzde 57,6 ile ev, yüzde 32,4 ile işyeri, yüzde 24,1 ile internet kafe olarak sıralandı.

Bilgisayar ve internet kullanım oranlarının en yüksek olduğu yaş grubu 16-24 arası. Bu oranlar tüm yaş gruplarında erkeklerde daha yüksek. Eğitim durumuna göre incelendiğinde ise yüksekokul, fakülte ve üstü mezunları en yüksek bilgisayar ve internet kullanım oranlarına sahip.

Anket uygulama dönemindeki işgücü durumu dikkate alındığında, işverenlerde bilgisayar ve internet kullanım oranları sırasıyla yüzde 67,8 ve yüzde 66,1 iken, ücretli ve maaşlı çalışanlarda yüzde 58,6 ve yüzde 56,8. Aynı oranlar işsizlerde sırasıyla yüzde 43,2 veyüzde 41,6.

EN ÇOK E-POSTA İÇİN KULLANILIYOR
Son üç ay içerisinde internet kullanan bireylerin yüzde 72,4‘ü e-posta göndermek-almak, yüzde 70‘i gazete ya da dergi okumak, yüzde 57,8‘i sohbet odalarına mesaj ve anlık ileti göndermek, yüzde 56,3‘ü oyun, müzik, film, görüntü indirmek ya da oynatmak için interneti kullanmış.

İnternet kullanan bireylerin kişisel kullanım amacıyla İnternet üzerinden mal veya hizmet siparişi verme ya da satın alma oranı yüzde 11,8. Sipariş verme ya da satın alışın en son yapıldığı zamana göre yüzde 5,8‘i son üç ay içerisinde, yüzde 2,7‘si üç ay ile bir yıl arasında, yüzde 3,3‘ü ise bir yıldan uzun süre önce gerçekleştirilmiş. İnternet kullanan bireylerin yüzde 88,2‘si ise internet üzerinden hiç mal veya hizmet siparişi vermemiş ya da satın almamış.

Son 12 ayda internet üzerinden mal veya hizmet siparişi veren ya da satın alan bireyler en fazla elektronik araç (cep telefonu, kamera, TV, DVD oynatıcı v.b) almışlar.

NTVMSNBC


Eclectic Tech Carnival Dijital Dantel: Teknoloji ve Sanat ile Kadınlar Güçlerini Birleştiriyor! 9-13 Eylül 2009…

Ağustos 6, 2009

2002’den beri yılda en az bir kez farklı ülkelerde düzenlenen Eclectic Tech Carnival 9-13 Eylül 2009 tarihleri arasında İstanbul’a geliyor!
Sanat ve teknolojiyi politik ve toplumsal farkındalık ve katılımın arttırılması doğrultusunda kullanmayı kendisine dert edinmiş, bununla ilgilenen kadınlar, Eclectic Tech Carnival’ına davetlisiniz. 5 günlük festivalde atölyeler, söyleşiler, tartışmalar ve performanslara ek olarak yerel kadın örgütleri ile bağlantıya geçerek farklı coğrafyalardan gelen kadınların deneyim ve uzmanlıklarını paylaşmaları amaçlanıyor. Buluşma, sanat ve teknolojinin farklı kullanımları sayesinde uluslararası çalışma fırsatlarını ortaya çıkartmak kadar Türkiye özelinde teknoloji üzerine düşünen ve bu alanda çalışan kadınları bir araya getirmeyi de hedeflemekte. Bu karşılaşmalar sürecinde hem sanat ve teknolojiyi birbirimizle iletişime geçmek için nasıl kullanabileceğimizi tartışmak hem de birbirinden farklı politik bağlamlarımızı anlayarak yerel ve bölgesel düzeyde “erkeklik sorununa” dair farkındalık oluşturmak ve farklı tabandan aktivizm stratejileri oluşturmak istiyoruz.
Dünyanın her yerinde kadınlar farklı biçimlerde ayrımcılık ve cinsiyetçilliğe maruz kalıyorlar. Bazen teknik altyapının yetersizliğinden bazen de bilim ve teknolojinin eril bir alan olduğuna dair yanılsamanın baskısı yüzünden kadınların teknoloji ile ilişkisi hala çok sorunlu. Donna Haraway, Sandy Stone ve Katie King gibi pek çok feminist yazar bizleri birbirimizden ayıran bilimsel ve teknolojik hiyerarşileri feminist teknolojiler geliştirerek yıkmayı ve teknolojiyi ezilen grupları birbirlerine bağlayacak bir araç olarak kullanmayı önermişlerdi. Bizler, bu önerilerden yola çıkarak sanat ve teknolojinin farklı deneyimlerden gelen biz kadınları güçlendiren, politik ve toplumsal katılımımızı arttıran etkili ve eğlenceli araçlar olarak görüyoruz. Sanat ve teknolojiyi içerisine kıstırıldıkları eril ve ticari yapılardan özgürleştirerek paylaşım ve dayanışma ilkeleri çerçevesinde mücadelelerimizin bir parçası haline getirmeyi istiyoruz.
Buluşmada kadınların, transların ve her türlü cinsel azınlıklarının kendilerini özgürce ifade ettikleri, deneyimlerini paylaştıkları, beraber eğlendikleri ve “saçma” denilen soruları çekinmeden sordukla rı bir ortam yaratmayı amaçlıyoruz. Konularında uzman kadınlar tarafından yapılan katılımcı pratik ve kuramsal atölyelerde toplumsal cinsiyet, yaratıcı teknoloji ve performans, kamusal katılım ve medya çalışmaları gibi konuları tartışmak istiyoruz.
Atölye ve sunumların programı katılımcıların ihtiyaçları doğrultusunda oluşturulacaktır.
Aşağıdaki başlıklarda ya da farklı konularda atölye-tartışma-sunum düzenlemek isterseniz lütfen bizimle iletişime geçin.
*temel bilgisayar donanımı – katılımcıların bilgisayarı demonte ettiği, parçaların ne olduğunu ve ne işe yaradığını öğrendiği günlük atölyeler
*Linux işletim sistemi yükleme ve uygulama
* Firefox, Thunderbird, Open Office, the Gimp gibi açık kaynak metin ve imaj editörü, web tarayıcısı yazılımları yükleme ve kullanma
*ağ oluşturma;
* Python pro gramlama diline giriş ;
*özgür, açık ve yasal olmayan yazılımlar hakkında kuramsal sunum ve tartışmalar ;
*resim gibi klasik sanat biçimleri ve özgür yazılım hareketleri arasındaki bağlantılar hakkında sunumlar;
*UpStage, KeyWorx and Pure Data gibi yaratıcı yazılımlar üzerine uygulamalı atölyeler;
* Drupal gibi içerik yöneticisi programlar üzerine atölye;
*temel HTML ve websitesi hazırlama atölyeleri;
*fikri mülkiyet hakları üzerine sunumlar: Creative Commons (kısaca CC) kâr amacı gütmeyen, telif hakları alanında esneklik ve paylaşımı yaygınlaştırmak amacıyla kurulmuş olan ve telif hakları (copyright) yerine “copyleft”in kullanılmasını yaygınlaştırmaya çalışan düşünce hareketi ve organizasyonu üzerine tartışma.
*Her türlü DIY (Kendin Pişir Kendin Ye) teknoloji üzerine uygulamalı atölyeler.
FESTİVAL SÜRESİNCE ATÖLYELERDE KULLANILMAK ÜZERE HER TÜRLÜ BİLGİSAYAR DONANIMINA, ( KULLANDIĞINIZ-KULLANMADIĞINIZ DİZÜSTÜ-MASAÜSTÜ BİLGİSAYAR, KLAVYE, MONİTÖR, FARE, ANAKART, DİSK SÜRÜCÜSÜ, SES-GÖRÜNTÜ KARTLARI VB) İHTİYACIMIZ VAR. BAĞIŞLARINIZ İÇİN LÜTFEN BİZİMLE İLETİŞİME GEÇİN!
http://etcistanbul.wordpress.com/
etcistanbul@gmail.com


%d blogcu bunu beğendi: